Karadeniz Müziğinin Türkü Anasi

Rize Güneysu Hazavitli Ziynet Sönmez

Karadeniz Müziğinin Türkü Anasi
378

O daha çocukken türkülere sevdalanmıştı. Türkü söyleyerek her tarafı dolaşmak istiyordu. İstediği gibi de oldu. 1959 yılında başladığı müzik serüvenine yirminin üzerinde plak, yüzlerce türkü sığdırdı. 1970’li yıllarda sesi Karadeniz düğünlerini renklendirdi. Karadeniz türkülerine yorumuyla can verdi. Yıllar sonra, onunla gerçekleştirdiğimiz müzikli sohbette sorularımızı içtenlikle cevapladı. 

ÇOCUK YAŞTA TÜRKÜLERE HEVES SALDIM
Bir kuşak sizi çok iyi tanıyor. Yine de sizi sizden dinlemek isteriz

1937 yılında Rize’de doğdum. İki yaşındayken annem vefat etti. İstanbul’a taşındık. Babam Güneysu Hazavit  Köyü’nden, annem Kambozlu (İslahiye ) köyündendir. Asıl soyadımız Nimetoğlu, soyadı kanunu ile Sönmez soyadını aldık. Amcam Nimetoğlu olarak kaldı.  İstanbul’a taşındıktan sonra taa çocukluğumdan beri bir türkü merakı vardı bende. Ben türkücü olacağım, her tarafı gezeceğim derdim. Çocuk yaşımda Sadi Yaver Ataman Hoca’dan dersler almaya başladım. 4-5 sene türkülere devam ettim. Baktım herkes aynı şeyi okuyor, değişik bir şey yok Karadeniz türkülerini gün ışığına çıkaralım dedim. Yaşlı insanlardan yararlandım. Türküleri bir araya topladık, makamları bulduk, onlara yerleştirdik. Birkaç tane türkü meydana çıktı.  Her şey güzel gidiyordu ama o zamanlar güzel kemençe çalan bulmak zordu. Başladık aramaya. O zamanlar Rizeli Hasan Sözeri vardı. Ankara Radyosu’nda Karadeniz türküleri söylüyordu. Sonunda Pazarlı Ali Haliloğlu ile tanıştık. Onunla uzun sürecek bir müzik yolculuğuna koyulduk. 

KARADENİZLİ BAYAN SANATÇI OLUR MI? VURURUZ SENİ
Sizin bu çıkışınızı hemşerileriniz nasıl karşıladı ? 

Karadenizliler beni bağrına basarken bazı hısım akrabalarım Karadenizli bir bayan sahneye çıkar mı, seni vururuz dediler. Ben de onlara gelin vurun filan yerde sahne alıyorum dedim. Benim de kendimce bir çevrem vardı. Eniştem belinde tabanca sahnenin arkasında program bitinceye kadar beni beklerdi. 

TÜRKÜLERİM DİLLERDEN DÜŞMÜYORDU
Sahne hayatınız nasıl başladı bize o günleri anlatır mısınız?

İlk kez sahneye Çiftesaraylar’da çıktım. Ünlü şovmen İsmail Dümbüllü’nün kadrosunda yer aldım. Hamiyet Yüceses, her konserine beni çağırırdı. Hem sahne aldım hem türküler hazırladım. İlginin fazla olması beni daha da hırslandırdı. Çalışma azmimi arttırdı. Eniştem Cemal Aldır güzel türküler derlerdi. Onları okurdum. Ali Haliloğlu ile sahnede karşılıklı okuduğumuz atma türküler büyük beğeni toplardı. O zamanlar müzik kültür işi idi. Madde ikinci planda idi. Şimdi her şey para. 16 yaşında başladığım sahne hayatı sayesinde Türkiye’nin her yerini gezdim. İlk plağım 1959 yılında Sahibinin Sesi Plakçılıktan çıktı. O zaman az sayıda plak şirketi vardı. Hepsine gittim. Bana Karadeniz müziği ilgi çekmiyor dediler. Sonunda bütün masrafları üstlenerek plağımı çıkardım. Plak gökteki yıldızlar ismini taşıyordu. “Gökteki yıldızları / Pay ettiler kızları / Aldılar güzelleri / Kaldı yaramazları”. Bu sözler artık dillerden düşmüyordu. Plak yok sattı. Anlaşmamızda olmamasına rağmen 250 Lira para verdiler bize. Sahibinin Sesi Plakçılık, plağımın çok tutulması üzerine iki yıllık bir mukavele imzaladı benimle. Plak çıkarmak için kapılarını aşındırdığım yapımcılar artık peşimde koşuyorlardı. Sahne hayatım da devam ediyordu. 

RİZE BENİM İÇİN ÖZLEM DEMEKTİR
Yaptığınız eserleri günümüz sanatçıları seslendiriyor mu?

Benden sonra piyasaya çıkan bazı sanatçılar eserlerimi izinsiz olarak seslendirdiler. Bu eserlerin bana ait olduğunu plaklarım sayesinde ispat ediyorum. Oysa bana ulaşsalar kendilerine seve seve izin verirdim. Geçtiğimiz yıllarda plaklarda okuduğum türkülerin bazılarını bir kasete okudum.Hemşerilerim yaşadıkları toprakların değerini bilsinler. Rize benim için özlem demektir. Çocuk yaşta ayrıldığım Rize’yi, Rizelileri hiç unutmadım. Hemşerilerimi sevgi, saygı ve hasretle kucaklıyorum. 


Ziynet Sönmez, çocuk sayılacak yaşlarda ünlü Halk Bilimci Sanatkâr Sadi Yaver Ataman’dan dersler almaya başladı. (Çapa, İstanbul, 1953)


Ziynet Sönmez, o dönemin popüler fotoğrafçısı Foto Stil’de fotoğraflar çektirmişti.  (İstanbul, 1955)


Ziynet Sönmez fotoğrafta; “Belinde tabanca sahnenin arkasında program bitinceye kadar beni beklerdi”  dediği eniştesi Cemal Aygül ile gözükmektedir. (İstanbul, 1956)


Ziynet Sönmez, çok sayıda eserinde kendisine eşlik eden Rize Pazarlı Ali Haliloğlu ile stüdyo çalışmasında. (İstanbul, 1956)


Ziynet Sönmez’in plaklarının kapak fotoğrafları. 


Ziynet Sönmez ve Fatih Sultan Kar. (Metrohan, Beyoğlu, İstanbul, 2005) (Foto: Yakup Ali Turan)

Fatih Sultan KAR / İST.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.