Rize 24.1 °C
  • DOLAR3,4810
  • EURO4,1079
  • ALTIN144,354
  • IMKB108953

Şapka Devrimi'nin 91. Yıldönümü

26 Kasım 2016 Cumartesi 22:10 | Okuma : 12344
Şapka Devrimi'nin 91. Yıldönümü

İdam edilen Potomyalı Sabit Tarakçı Kendi destanını yazmıştı.

Fatih Sultan KAR / İST.

“Günahımızdan batar bu Rize 
Kimse doğru rüya görmedi bize”

Mert, gözü pek delikanlı
1902 yılında Rize’de doğdu. Tarakçıoğlu MemişEfendi’nin tek oğludur. Mert ve gözü pek kişiliği, haksızlığa karşı boyun eğmeyen yapısı yüzünden bazı olaylara karışmış, birkaç kez mahpus yatmıştır.Daha çocuk sayılabilecek bir yaşta anne ve babası vefat etmiştir. İstiklal Savaşı’ndan başarıyla çıkılsa da, savaş sonrası bir otorite boşluğu oluşmuştu. Hükümet hâkimiyetini her tarafta sağlayamamış, bu durum Güneysu’da da baş göstermişti. Bazı hain kişiler silahlı çeteler oluşturmuş, milletten haraç yemek suretiyle kendilerini ağa ilan etmişlerdi. Mazlumlara, fakir fukaraya her türlü eziyeti reva görmüşlerdi. 
Zalime boyun eğmeyen Güneysu'nun şahsiyetli delikanlıları bir araya gelmek suretiyle sekiz kişilik bir kuvvet oluşturdular. Sabit Tarakçı’nın da aralarında bulunduğu bu gençler ağaların bu zulmüne boyun eğmediler. Zor durumdaki insanların yardımına koştular, savaş sonrası dul kalan hanımların namusunu korudular.

Güneysu kaynamaya başladı 
Ağalar bu gidişattan hiç memnun olmadılar. Silah gücüyle ortadan kaldıramadıklarını hükümet kuvvetiyle ortadan kaldırmaya karar verdiler. Güneysu’da yaşanan ve “Şapka İsyanı” diye adlandırılan olaylar bu ağaların imdadına yetişmişti. Güneysulular Ankara’da gerçekleşen tepeden inme dayatmaları kabul etmediler. Güneysu nahiyesi kaynamaya başladı. Olayları protesto etmek için şehir merkezine doğru yürüyüşe geçtiler. Protesto gösterileri on gün sürdü. Rize’ye gelen askeri birlikler Güneysu’ya sevk edilince bütün direnişçiler tutuklandı.  Sabit Tarakçı ve arkadaşları ağır hakaret ve işkenceye uğradılar. Seyyar İstiklal Mahkemesi tarafından Sabit Tarakçıoğlu, Şaban Koliva, Yakup Peçe, Hacı Hasan Efendi, Kadir Koliva, Muhammet Peçe, Hafız Mahmut Kamburoğlu ve Hasan Külünkoğluiçinidam cezası verildi.

Güneysu, Güneysu olalı böyle zülüm görmedi
Bu sekiz kişiye İstiklal Mahkemesi tarafından söz hakkı verilmedi. Hiçbir yüz kızartıcı suçu olamayan, sadece dayatmaya karşı koyan ve düşüncesi uğrunda mücadele eden Güneysu’nun sekiz delikanlısı idamla cezalandırılırken, aynı olayda jandarmayı vuran, Ağreyimoğlu Mahmut, sırf ağaların adamı olduğundan ceza almadı. 10 Aralık 1925 tarihinde başlayıp 14 Aralık tarihinde neticelenen, seksen celse süren Rize'deki İstiklal Mahkemesi sonucu idam cezasına çarptırılan Sabit Tarakçı ve yedi arkadaşı yargılamanın sonuçlanmasından iki saat sonra Rize Dalyan Camii önünde infaz edilen idamlardan sonra aynı yerde deniz kenarında defnedildiler. İdamlardan üç buçuk ay sonra Sabit Tarakçı’nın naaşı ailesi tarafından gece yarıları gizlice bulunduğu yerden alınarak Güneysu’daki aile kabristanlığına taşınmıştır.

Kendi destanını yazdı
Yeniden defnedilen naaşın yeni defnedilmiş gibi durduğu rivayet edilir. Sabit Tarakçı; idam edildiğinde Niyazi ve Memiş adında iki erkek çocuk geride bırakmıştır. Beş ve yedi yaşlarında yetim kalan iki çocuğu büyüten Fatma Hanım, Güneysu’da saygın kişiliği ve asaletiylebilinmekteydi. Sabit Tarakçı’nın idamından bir saat önce yazıp, ailesinde ulaştırdığı “destanı” ibret verici sözler içermektedir. Bazı kaynaklarda Sabit Tarakçı, Nakşi Şeyhi Şeyh Numan Sabit Efendi olarak anlatılmaktadır. Bu iki isim farklı farklı insanlara aittir.

Şapka İsyanı için ne dediler:

Bir sindirme politikası uyguluyordu
Sadık Albayrak: Resmi ideolojinin memurları, ne zaman ki başlarına "şapka" giydiler; asırlardır, bu serpuşu "gavur icadı" olarak görüp, onlara benzememek için gayret gösteren halk kesimi, "gavur memur istemeyiz" diyerek nümayişlerde bulunmuş, hükümet binalarını işgal edip, kendi öz yönetiminin tepeden inmeci çarpıklığına parmak basmak istemiştir. Artık mevcut iktidar, muhalif bir siyasal hareketin hayat sürmesine tahammül edemediğinden, "şapka" meselesini sebep ittihaz ederek top yekûn bir sindirme politikası uyguluyor ve tüm muhalifleri, vatana hıyanet suçu ile susturuyordu. (Meşihat Şeriat Tarikat Kavgası 3 Sadık Albayrak Mizan Yayınevi 1994 İstanbul sf. 241) 

Şapka bahane
Ali Topuz: Şapka isyanı konusunda genç yaşta bazı tartışmaları yaşadım. Gördüm ki şapka bahane edilmiş. Yaptığım incelemelerde gördüğüm kadarıyla orantısız ceza uygulamışlar. İdam cezalarının olmamasını düşünüyorum. Şapka isyanında Rize'de sekiz kişi asıldı. Evet bir inkılap yapılmış, otorite sağlanması lazım, ama bunun için idam cezasını kullanmak fevkalade yanlış olmuştur. Suç işlemişse ceza vermenin çeşitli yolları vardır, hürriyetleri tehdit edersin, ama canını almak olur mu? Hangi hakla alıyorsun canını? İstiklal Mahkemelerindeki idam cezaları, Yassıada'daki idam cezaları, insanlık adına savunulacak şeyler değildi. (Değişimi Yaşamak Ali Topuz Doğan Kitap 2011 İstanbul Sf. 31-32)

Sabit Tarakçı’nın Destanı

Bir destan yazayım, dertli meraklı
İşiten insanın oynasın aklı
Dünyamı geçirdim böyle meraklı
Kader böyle hakkın yazısı

Yirmi üç yaşına oldum ancaka
Dünyada çektim çok cevru cefa 
Bu dünyadan kimse olmasın vefa 
Kader böyle idi hakkın yazısı 

Söylesem başıma gelen halları
Zannederim kalem yazmaz onları 
Biraz, biraz anlatayım onları 
Kader böyle idi hakkın yazısı

Küçükken kaldım ana babasız 
Dünyada yaşar mı arı anasız 
Dünyamı geçirdim böyle ikbalsız
Kader böyle idi hakkın yazısı

Annemin babamın idim nazlısı 
Ben mi oldum bu dünyanın asisi 
Daha geçmedi ömrün yarısı    
Kader böyle idi hakkın yazısı

Küçükken evlendirdiler beni bir defa
Anneme babama yok idi kafa 
Bende küçük idim dinledim lafa 
Kader böyle idi hakkın yazısı

Bir defa evlendim kaydı ayağım
Annemi babamı tutsun günahım 
Onlardan hakkımı ben alacağım
Kader böyle idi hakkın yazısı

İkra ettim evi kaldım dışarı 
Dışarda gezmenin olur mu karı
Gezdim gezdim bana geldi zararı
Kader böyle idi hakkın yazısı 


Biraz biraz yolsuz işe bulundum 
Bulunmadıysam da öyle bilindim
Bir kaç yerden kayde kaleme girdim 
Kader böyle idi hakkın yazısı

Az çok öyle böyle olduk mahpusluk 
Ettiğimiz işler hep akılsızlık 
Bir parçada var idi bizde cahillik 
Kader böyle idi hakkın yazısı 

Tutunamadık biz mahpusa düştük
Hükümetin cezasına eriştik 
Göz göre göre ateşe düştük 
Kader böyle idi hakkın yazısı

Düştük mahpusa bir kaç ay yattık 
Dünya işgalini arkaya attık 
Mevla’m fırsat versin meydanı aldık 
Kader böyle idi hakkın yazısı

Bir buçuk yıl üstüne evime geldim 
Zannettim yeniden dünyaya geldim 
Her yerden el çektim kendime geldim 
Kader böyle idi hakkın yazısı

Bir dedim mali mülkü satayım 
Birde dedim evimi donatayım 
Bu kışında evde rahat yatayım 
Kader böyle idi hakkın yazısı

Dünyamı ancak hesap ederdim 
Biraz biraz daldırmış da gezerdim 
Bazı kere canımdan da bezerdim 
Kader böyle idi hakkın yazısı

Aldım keseri durdum yaprağa
Zerre kadar heveslik yok idi bağa
Zoruna duruyor idim ayağa 
Kader böyle idi hakkın yazısı

Çalıştık çalıştık hep gitti yele 
Dostlarımızı bizi verdiler ele 
Şimdi destan olduk hep dilden dile 
Kader böyle idi hakkın yazısı

Yirmi üç yaş için geldim cihana 
Yandı ciğerim döndü puryana
Şapka meselesi oldu bahane 
Kader böyle idi hakkın yazısı

Haktan yazılan yazı bozulmaz 
Dünyada düşenin seveni olmaz 
Bu yalan dünyadır kimseye kalmaz 
Kader böyle idi hakkın yazısı

Bunlara vardır haklan hikmeti 
Dünyaya çekerim derdi zahmeti
Ahirette versinler bana cenneti 
Kader böyle idi hakkın yazısı

Kul ameli ile cennete gitmez
Dünyanın derdi ölmemiş bitmez
Mevla’m yarattığı kulu yitirmez 
Kader böyle idi hakkın yazısı

Ahbaplar dünyadan tez kıldık sefer 
Kovermedik size ne kin ne keder
Din yoluna gittik ne zarar eder
Kader böyle idi hakkın yazısı 

Şapkayı biz asla giymeyiz dedik 
Ya gazi ya şehit dedik yürüdük
Meğerse zaman biz aldatıldık
Kader böyle idi hakkın yazısı

Daha Sabit diye anılmaz adım 
Bu ışıklı dünyaya hiç de durmadım 
Dünyada narı firkete yandım 
Kader böyle idi hakkın yazısı 

Dediler bize Reis gelecek
Bizde dedik günü biten ölecek
Bu dünyaya kimler bakı kalacak
Kader böyle idi hakkın yazısı

Daha anılmaz bizim ismimiz 
Dünyada bu kadar idi ömrümüz
Gözümüze gelmez hiç ölümümüz
Kader böyle idi hakkın yazısı

Yazılır mı bunlar bir kalem ile
Bizim dertlerimiz gelmezler dile 
Hocamız dostlarımız hepisi bile 
Kader böyle idi hakkın yazısı

Başımıza geldi çok felaketler 
Bize haram oldu bu memleketler 
Hakkın emri idi bu hareketler 
Kader böyle idi hakkın yazısı

Müslüman Müslümana hain olur mu?
Dünyada bu kadar zülüm olur mu?
Daha bu dünya doğru durur mu ?
Kader böyle idi hakkın yazısı

Gittim işimi kendim konuştum
Meğer zalimlerin eline düştüm
O saat kanat getirip üçtüm
Kader böyle idi hakkın yazısı

Mahkemeye başladılar Reisler 
Birer birer bizleri dinlediler 
Tarakçi Sabit gelsin dediler 
Kader böyle idi hakkın yazısı

Tamam ki aldılar ifademizi 
0 saat söldürdilergülümüzi
Yağmur yağarken sevk etti bizi 
Kader böyle idi hakkın yazısı

Dedim bu yolları daha çiğnemem 
Bugünden sonra babama da inanmam 
Dünyada yandaysam ahrette yanmam
Kader böyle idi hakkın yazısı

Mahpus kapısından içeri girdim 
Dedim ölmeden mi mezara girdim 
Böyle olacağını o zaman bildim 
Kader böyle idi hakkın yazısı

Günahımızdan batar bu Rize 
Kimse doğru rüya görmedi bize 
Ne kusur bulayım gelen Reise 
Kader böyle idi hakkın yazısı 

İstiklal Mahkemesi geldi kuruldu 
Birer birer millet öne sürüldü
Herkesin davası tamam görüldü
Kader böyle idi hakkın yazısı

Sekiz kişinin idamı geldi 
Bizi asmağa karar verildi 
Dostlar ağladı düşmanlar güldü 
Kader böyle idi hakkın yazısı

Dinim için feda ettim canımı
Şehit oldum akıtmadan kanımı 
Yok oldum da kaybetmedim şanımı 
Kader böyle idi hakkın yazısı

Öğle geçimi mahkeme bitti 
İkindi mahalli reisler gitti 
Sabah üstü bizim günümüz bitti 
Kader böyle idi hakkın yazısı

Söylediler bize sabah üzeri 
İdam olanlar gelsinler beri 
Değildir burası yiğitlik yeri 
Kader böyle idi hakkın yazısı

Kamet gömlekleri baktım geliyor 
İnsanın yüreği fena oluyor 
Göz göre göre insan ölüyor 
Kader böyle idi hakkın yazısı

Açan ellerimi geldi bağladı 
Gökteki melekler bile ağladı 
Süt kazanı gibi içim kaynadı
Kader böyle idi hakkın yazısı

Allah Allah deyip çıktım sehpaya 
Elim gözüm bağlı ben musallaya  
Saniyelerimi ben saya saya 
Kader böyle idi hakkın yazısı

Açan ki cellatlar geldi yanıma 
Dedim etman kıyman benim canıma 
Nasıl kıydınız nazlı canıma
Kader böyle idi hakkın yazısı

Dünya için sizlere dilemem minnet 
On dakika daha çekerim zahmet 
Bana müjde olmuştur cennet 
Kader böyle idi hakkın yazısı

Destan Sabit Tarakçı tarafından idamından bir saat önce yazılıp, ailesine ulaştırılmıştır. Rahmetlinin kendi el yazısıyla yazdığı destan metni, torunuSabit Turan Tarakçı ve onun oğlu Kemal Sadık Tarakçı’dan temin edilmiştir. Kendilerine teşekkür ederiz.


Cumhuriyet Gazetesi, 25 Kanun-u Evvel 1925 Çarşamba tarihli İstiklal Mahkemesi kararı ile idam edilen Rizeliler: Hoca Şayan, Yakup Çavuş, Hasan Ağa, Kadir Ağa, Peçelerden Mehmet, Kalyoncu Mahmut, Tarakçı Sabit, Peçeoğlu Arslan Çavuş'un fotoğrafını yayınlıyor ve "Rize'de sükun tamamen ahvet etti" başlığını atıyordu.


Şapka devriminin ardından Rize’de toplanan İstiklal Mahkemesi üyeleri. (Rize,1925)


Kâzım Karabekir ile birlikte Rize'ye gelen, yetim çocukların üzerinden geçtikleri köprünün yerinde günümüzde Türkiye Elektrik Kurumu Rize Müdürlüğü binası vardır. Sabit Tarakçı ve arkadaşları, idam edildikten sonra fotoğrafta okla gösterilen yere defnedilmişlerdi.(Rize, 1922)

Sosyal Paylaşımlar
Etiket :
  • Cemil Kılıç
    1 ay önce yazıldı.
    Ne için isyan etmişler şapka için bence kendileri ne sormak adı lazımdı değermiydi?yok şapka bahane ise gerçek sebep neydi?
Ersağ Temizlik ve Kozmetik Ürünleri
© 2006 - 2016 Tüm Hakları Saklıdır. | Rizedeyiz.Com