
1982 yılında
Avrupa Milli Görüş Teşkilatları Avusturya Bölge Başkanlığı
görevine getirildi. Daha sonra 1984 yılında, Avrupa Milli Görüş
Teşkilatları`nda 10 yıl sürecek olan tanıtmadan
sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürüttü.İlk
defa, siyasete resmi olarak 1987 yılında adım attı. Seçtiği il,
ana-baba ocağı olan Rize oldu. Katıldığı milletvekili
seçimlerinde ikinci sıradan aday gösterildi. %14.2 oy almasına
rağmen kazanamadı. Şevki Yılmaz, Rizede "Ya ben Rizeyi, ya Rize
beni alır" parolasıyla çalışmalarına dava kardeşleriyle beraber
devam etti.1989 yılında belediye seçimlerinde tekrar aday
gösterildi. RP bu seçimde ikinci parti oldu.
1991 yılında
yapılan milletvekilliği seçimlerinde, Rize`den tekrar aday
gösterildi ve % 19.8 oranında oy aldı. 1994 yılında mahalli
idareler seçimi yapılacaktı. Refah Partisi süratle yükselişine
devam etmekteydi. Belirli bir kesimin sonderece rahatsız olduğu bu
yükselişin önüne geçebilmek için, seçimler öncesine yoğun bir RP
karşıtı propaganda başlatılmıştı. Türkiye gündemi Şevki Yılmaz`la
ilk defa bu esnada tanıştı. Hemen akabinde, RP kurmaylarına yönelik
benzeri görülmemiş iftiralar, karalama kampanyaları başlatıldı. Tüm
bu olumsuz şartlara rağmen, Belediye Başkan adayı olarak girdiği bu
seçimde, ekibiyle birlikte yoğun bir seçim çalışması ve Allah`ın
yardımıyla, %40 oy alarak Belediye Başkanı seçildi. Rize nihayet
alınmıştı. Türkiye genelinde olduğu gibi Rize`de de büyük bir zafer
kazanılmıştı. Bir Genel Başkan ve Başbakan şehri olan Rize`de,
seçimleri Şevki Yılmaz`ın kazanması bazı çevrelerde büyük
rahatsızlıklar meydana getirdi.
1995 Milletvekili
seçimlerinde, tekrar Rize`den milletvekili adayı oldu. Rakibi anamuhalefet
lideri sayın Mesut Yılmaz "Rize`de bir milletvekili kaybedersem,
seçimi tamamen kaybetmiş kabul ederim" diye propaganda yapmaktaydı.
Medya, yine seçim
öncesi iftira yayınlarına başlamıştı. Tüm bunlar fayda vermedi.
Şevki Yılmaz, Rize`de seçimleri vefakar ve cefakar ekibi ile
birlikte kazandı ve Rize milletvekili olarak mecliste
yerini aldı.

1996 yılında
kurulan Refahyol Hükümetinin ekonomideki önemli bir kaç adımından rahatsız
olan çevreler, sivil iradenin üzerine asker gölgesinin düştüğü "28
Şubat 1997
sürecini" başlattılar.
Bu süreçle
birlikte, "İrtica" adına İslam kimliği hasbelkader taşıyan her kişi,
her kurum ve hatta ticari kuruluşlar tehlike ve düşman ilan edildi..
BÇK (Bermuda Çetesi Grubu)'nun verdiği
brifingler, medyanın kışkırtıcı ve asılsız yayınları ve de
saldırıları Türkiye`yi,
gayri hukuki bir zemine itti.Ülkenin
birinci partisi, 4 milyon üyesi ve 6 milyon oyu bulunan Refah
Partisi`nin kapatılması talebiyle dava açıldı. Şevki Yılmaz bütün bu
saldırılarda hedefin, kendisi değil, partisi olduğunu göstermek için
Refah Partisi`nden istifa etti. Ve RP, 19 ocak 1998
tarihinde, dünya hukuk tarihine "bir skandal belge" olarak geçecek
ve tarihin akışı içerisinde hiç bir ehemmiyeti olmayan bir
iddianameyle kapatıldı.
İddianamede adı
geçen Şevki Yılmaz'da verilen karar neticesi, Prof.Dr. Necmettin
Erbakan ve Şevket Kazan, Ahmet Tekdal, İ.Halil Çelik,
Hasan Hüseyin Ceylan, Şükrü Karatepe, Bekir Yıldız, Zeki Başaran,
Selahaddin Aydar, Hasan Celal Güzel ve Recep Tayyib Erdoğan' la
birlikte siyasi yasaklılar arasına sokuldu ve bu süreçte Avrupa'ya
hicret ederek çalışmalarını orada sürdürdü.
Şevki Yılmaz,
vatanından ve sevdiklerinden uzakta tam 7 yıl süren HİCRET
hayatından sonra 19. Eylül. 2004 tarihinde yurda döndü.. Evli ve üç
çocuk babası olan Şevki Yılmaz, mücadelesine çok sevdiği vatanına
döndü..