Rize’ yi
kuşbakışı izlemek ve tarihle doğanın iç içe eşsiz görüntüsünü
tek bir karede memleket kokan çay eşliğinde karelemek isteyenler
buyurun Rize Kalesi’ne..!Rize’ye bir de Rize Kalesinden bakın..
RİZE’ YE BİR DE RİZE KALESİNDEN BAKALIM…
Eşsiz tabiat güzellikleri,
zengin halk mimarisine sahip olan güzel Rize’miz coğrafik konum
olarak Türkiye’nin kuzeydoğusunda yer almakta. İnsan ve tabiatın
birbirleriyle iç içe sergilemiş oldukları bu şirin ilimizde
yapılar vadilerin yamaçlarında asılmış gibi durur ve ilk kez
gören birçok insanı hayrete düşürür. Şiddetle akan dere sesi
çamların dallarına saklanan kuşlara nispet üstlerinde kurulu
olan narin asma köprülere iyice bir bakın dercesine insanları
çağıra çağıra çağlar Karadeniz’e doğru… Bir bakarsınız tulum
sesiyle bir bakarsınız kemençeyle coşuyor onca insan çiçekli
yayla yollarında, çay bahçelerinde, mısır tarlalarında…
Tüm bu doğal güzelliklerin
ötesinde Rize önemli bir tarihe de kucak açmış yıllar öncesinde.
Ve o günlerin izini çeşitli tarihi eser ve yapılarla bugünlere
dek taşımış. Rize Kalesi bunun en güzel örneklerinden bir
tanesi.Rize Kalesi şehir merkezinin güneybatısında yer alır. İç
Kale ve Aşağı Kale’den meydana gelmektedir.
Rize il merkezinin
güneybatısında bulunan Rize Kalesi’nin ne zaman yapıldığı
bilinmemektedir. Bunu belirten bir kitabe de günümüze
gelememiştir. Kale ilk yapılışında İç Kale ve Aşağı Kale’den
meydana gelmiş, Aşağı Kale bölümü yoğun yapılaşmadan ötürü
tamamen yok olmuş ve yalnızca batı tarafındaki bazı sur
parçaları ile kuleleri günümüze gelebilmiştir.
Rize Kalesi’nin tarihlendirilmesi konusunda kesin bir bilgi
bulunmamaktadır. Bununla birlikte, Aşağı Kale surlarının bazı
bölümleri Bizans İmparatoru Alexios II. (1297-1330) zamanında
yapılan Trabzon Kalesi ile benzerlik göstermesinden ötürü bu
dönemde yapıldığı sanılmaktadır. İç Kale ise, İmparator
Iustinianus (527-565) zamanında yapılmıştır. Sonraki dönemde de
Trabzon Kommenosları zamanında Aşağı Kale’nin surları
yapılmıştır. Bu kale Osmanlı döneminde onarılarak
kullanılmıştır.
İç Kale deniz
seviyesinden 150 m. yükseklikte, doğal bir yükselti üzerine
yapılmıştır. Düzgün olmayan, yamuk şekilde bir planı olan İç
Kale’nin girişi doğu yönündedir. Bu kapıdan küçük bir avluya
girilmektedir. Avludan ikinci bir kapı ile de asıl kaleye
geçilmektedir. İç Kale’yi çevreleyen duvarlar ve surlar kısmen
düzgün kesme taştan, kısmen de moloz taştan yapılmış ve kireç
harçla da sağlamlaştırılmıştır. Duvar kalınlıkları 1,5 m.yi
bulmaktadır. İç Kale’nin yarım daire planlı beş kulesi vardır.
Ayrıca doğusuna da kayalara oyulmuş bir kuyu
yapılmıştır.Yoğun yerleşme
sebebiyle Aşağı Kale tamamen yok olmuş, batı tarafındaki bazı
sur parçaları ve kuleler günümüze kadar gelebilmiştir. Yakın
zamanlara kadar çok harap durumda olan İç Kale surları Kültür
Bakanlığınca onarılmıştır.
Rize Kalesi, son
yıllarda yapılan restorasyonlarla yerli ve yabancı turistlerin
ilgisini çekmeye devam etmektedir. Özellikle turizm
organizatörleri bu tarihle doğayı pekiştiren eşsiz yapıyı Doğu
Karadeniz turlarında üst sıralara koymaktadırlar. Rize
Belediyesi tarafından işletmeciliği yapılan ve güzel bir aile
ortamı oluşturulan Rize Kalesi’ne girişler ücretsiz olup
deneyimli personelle hizmet verilmektedir. Geçtiğimiz yıllara
nazaran kapasitesi 2 kat daha artırılan bu nezih mekan,
rezervasyonlara da rahat bir şekilde cevap verebilecek duruma
getirildi. Böylece, hem yerli halkın hem de ilimize gelen
turistlerin uğrak yerlerinden biri olan Rize Kalesi yeni
düzenlemelerle insanlara daha nezih bir ortam sağlıyor.
Ayrıca,
konuklarını memnun edebilmek ve onları dinlendirebilmek için
yenilikler hazırlayan Rize Belediyesi, işletmeciliğini yaptığı
Rize Kale’sinde kaliteyi artırdı. Akşam saatlerine kadar
hizmette olan kale, havaların güzel olduğu zamanlarda gece geç
saatlere kadar da açık tutuluyor.
RİZE ZİRAAT
ÇAY BAHÇESİ
Yemyeşil
dağların masmavi Karadeniz’in tam karşısına geçip göz kırptığı,
yeşilin her tonunun uyum içinde buluştuğu yemyeşil cennet
Rize’nin barındırdığı eşsiz doğal güzelliklerden bir tanesidir
Rize Ziraat Çay Bahçesi. Rize merkezden yaklaşık iki kilometre
uzaklıkta olan Ziraat Çay Bahçesi’ne kendi araçlarınızla
ulaşabileceğiniz gibi toplu taşıma araçlarıyla da rahatlıkla
ulaşabilirsiniz.
Ama yeşili ve doğayı doya
doya solumak isterseniz size tavsiyemiz bu cennet mekâna
yürüyerek ulaşmanız. Biraz ter dökeceğiniz kesin ama bu
yorgunluk oraya ulaştığınızda karşılaşacağınız manzara
karşısında inanın hiç kalacaktır. Rize’nin eşsiz manzarasına
tadına ender rastlayacağınız bir çay sefası eşliğinde tekrar
tekrar hayran kalacaksınız. Rizeli olup da Ziraatı en az bir kez
görmeyen insan pek nadirdir. Değişik sosyal statülerden birçok
ailenin mesai saatlerinden sonra ve de özellikle tatil
günlerinde sıkça ziyaret edip stres attığı nezih bir ortam olan
Ziraat, kendi yerli halkı dışında yerli ve yabancı olmak üzere
bir çok turistin de uğrak mekanı haline gelmiştir.
ANDON ILICASI
(KÜÇÜKÇAYIR) İÇMELERİ
Andon; yeni adıyla
Küçükçayır Rize Merkeze 25 Km uzaklıkta bulunmaktadır. Yol
stabilize kaplama olup, heyelan nedeniyle bazı kesimlerinde
yolda bozukluklar bulunmaktadır. Buranın en önemli özelliği
içmeler mahallesinde bulunan ılıcalardır.
İki ayrı içmesi bulunana bu yörenin çok kalabalık bir nüfusa
sahip olması da dikkat çekmektedir. Yedi mahalleden oluşan Andon
5000 nüfuslu bir yerleşim birimidir. Bu yörede içmelerin yanında
arıcılıkta yapılmakta olup, balın özellikleri anzer balıyla
hemen hemen eşdeğer durumdadır.
Burada bulunan suyun özellikleri 1960 yılında Devlet Hıfzısıhha
Enstitüsü tarafından incelenmiş; kadın hastalıkları, kalp,
karaciğer, bağırsak hastalıklarına özelliklede böbrek
hastalıklarına (kum ve taş düşürmede) çok faydalı olduğu
belgelenmiştir.
Bu yörenin diğer bir
özelliği de hoşmeri ve mıhlamasının meşhur olmasıdır.
Rize ve yöresi tarafından tanınan bu yer 1960 yılında MTA
tarafından yapılan araştırmada bu suyun dünyada iki yerde
bulunduğu belgelenmiştir. Batı Almanya’nın bir eyaletinde aynı
suyun bulunduğu Türk ve Alman bilim adamlarınca tespit edilmiş
olup belgelenmiştir. Bu belgeler MTA’nın arşivlerinde
bulunmaktadır.
Doğa bakımından
zengin olan bu yörenin Rize Merkez ve bazı İlçelerinin içme
suyunu karşılayan tesisleri, yaylaları, şifalı suyu ve balı,
temiz havası, hoşmeri, mıhlaması ve alabalığı ile gelen yerli ve
yabancı turistlere güzel bir ortam sunmaktadır. Bu yörede özel
girişimciler tarafından tesisler yapılmış olup, gelen yerli ve
yabancı turistlere hizmet vermektedir.
Ulaşım bakımından her zaman
gidilebilecek bir yer olan ANDON (Küçükçayır) misafirperver
insanıyla da dikkat çekmektedir.
Kayadan çıkan ılıcanın böbrek taşlarına bire bir fayda sağladığı
çevredeki şifa bulan insanlar tarafından anlatılmaktadır.
Ulaşımı; Rize merkeze 25 km uzaklıkta olan Andon; Güneysu yolu
üzerinde Zincirli Köprü mevkiinden Çaykent Beldesi yolu
üzerinden her zaman vasıta bulunabilen ve gidilebilen bir
yerdir.
RİZE AYDER
YAYLASI
Çamlıhemşin ilçesi'nin16 km. güneydoğusunda bulunan,
1250 m yükseklikteki Ayder Yaylası, birçok konaklama
tesisiyle yaz sıcağından bunalanlara doğal bir
serinlik sunar.Yayla turizmi için gereken tüm
altyapı gereksinimleri karşılanmış olan yayla,
zengin flora ve faunasını yanı sıra kaplıcası ile de
bölgenin en çok tercih edilen tatil
yerlerinden biridir.
Ayder, pek çok yayla yolunun
kesiştiği bir noktadır.Ayrıca, Kaçkarlar Milli
Parkı' na ana giriş kapısı ve Kaçkar Dağları'na
kuzey yönünden yapılan tırmanışların da başlangıç
noktasıdır.Ayder' de mütevazi bütçelerle seyehat
eden gezginlere seslenen, ev pansiyonları ve küçük
dağ otellerin yanında, lüks dağ otelleri
seçenekleriyle de geniş bir konaklama yelpazesi
bulunabilir.Dağcılık doğa yürüyüşü, doğa
fotoğrafçılığı ve jeep safari alanlarında da ilk
akla gelen yerlerdendir.
Ayder Kaplıcaları Şifa Kaynağı
Rize’nin Çamlıhemşin ilçesine bağlı Ayder yaylası’nda bulunan,
Türkiye'nin sayılı kaplıcalarından olan ve birçok hastalığa iyi
geldiği bildirilen kaplıcalarda, yerli ve yabancı turistler şifa
arıyor.
Hayatın stresinden ve yoğun temposundan uzaklaşmak isteyenlerin
aklına ilk gelen yerlerden biri olan Ayder yaylası, 1987 yılında
turizm merkezi ilan edildi. Ayder yaylası’nın en önemli özellikleri,
astıma iyi geldiği söylenen havası, balı ve kaplıcaları.
Yaylada, doğa ile bütünleşmiş yayla evlerine, oteller, pansiyonlar
ve kamp yapmak için gelenlerin kurduğu çadır ve karavanlar eşlik
ediyor. Yaylada dünyanın her yerinden insana rastlamak mümkün. Ayder
yaylası’nda son yıllarda hizmete açılan otel ve sosyal amaçlı
tesislerde altyapı tamamlandı. Bu tesislerden biri olan ve yılın 12
ayında hizmet veren kaplıcalarda da her yıl yerli ve yabancı
binlerce turist şifa arıyor.
Karadeniz Teknik Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmada, kaplıca
sularının romatizmal eklem hastalıkları, sinir, sindirim, dolaşım
sistemi hastalıklarıyla idrar, solunum yolları ve kadın
hastalıklarına iyi geldiği belirtiliyor. Kaplıca suları ayrıca,
egzama ve sedef, ergenlik sivilceleri gibi cilt hastalıklarının
tedavisinde de kullanılıyor. 260 metre derinlikten 55 derece
sıcaklıkta çıkan kaplıca suyu, tesiste yaklaşık 40 derece civarında
oluyor. Suyun içerisinde sodyum, kalsiyum, magnezyum,
demir-alüminyum sülfat, hidrokarbonat, nitrat iyonu ile metasilikat
asidi mevcuttur.
Kaplıca sularından fayda görmek için havuza girmek, özel banyo almak
ya da içmek mümkün. Tabii ki, kaplıcaya girmeyi sakıncalı kılacak
durumlar da var. Örneğin kanamalı rahatsızlıklar, yüksek tansiyon ve
kalp rahatsızlıkları başta geliyor. Bu nedenle kaplıcaya girmeden
önce mutlaka uzman bir doktora danışmak şart.