|
Hakkında Yazılanlar
Fenerbahçe'de(1988-1995)*
yıllarında yer almış 7 numaralı futbolcuydu.
ayağında top tutmayı,
calimi seven bir oyuncuydu, hatta İslam cupi kendisi için "bir
insanın içinden geçebilecek biri varsa o da Hakan dır"
demiştir ve
de bugünlerde Yusuf için söylenen "telefon kulübesinde calim atma" o
günlerde Hakan için söyleniyordu. milli takim da da
bir kaç kere
forma sansı bulmuştur, ezik bir topçuydu genel olarak. bir de o
seneler bir gazetenin en yakışıklı topçu yarışmasında ilk üçteydi,
ama çok çirkin bir herifti, göbeği de vardı.
Galatasaray'
lı
bir taraftar : 86-87 sezonu...
Rizespor'la oynayacağız ve mutlak kazanmamız gereken bir
maç..Kaybedersek şampiyonluk umudumuz çok azalıyor ve umutları 15
nci yıla sarkıtacağız.Rize'de toprak bir saha Galatasaray'ı
karşılıyor.İşte bu Hakan (ki o zamanda saçları azdı) o gün bir top
oynadı, 2 tane de gol attı, boynu bükük geri geldik
İstanbul'a... FB’deki hocası Tordor Veselinoviç onun
için:“Telefon kulübesinde bile iki kişiyi çalımlamayı bilir” demişti.
Hakan TECİMER, 1966 Rize doğumlu ve Rizespor’un alt yapısından
yetişmiş unutulmaz futbolculardan biridir. Çalımlarıyla ve attığı
muhteşem gollerle futbolu süsleyen Hakan, şimdi de bahçelerimizi
süslüyor. Peyzaj işiyle uğraşan Hakan, futboldan da kopmuş değil. FB alt
takımına oyuncu bakıyor ama “bunu Ç.Rizespor için de yapmak isterdim”
diyerek, belki de sitemde bulunuyor.

Çiçeklerinin arasında, futbolun güzelliklerini-
çirkinliklerini konuştuk…
Ç.Rizespor Dergisi için yapılan roportaj...
Futbola ne zaman
başladınız? Hangi kulüpler de oynadınız?
Ç: Rizespor’un alt yapısında 1984’de başladım. Önce amatör sonra A
takımına transfer oldum. Ardından Fenerbahçe’ye transfer oldum. 7 sene
FB’ de oynadıktan sonra Adanaspor’a 1 yıllığına kiralık gittim. Oradan
Rize’ye döndüm. Bir sene daha oynadıktan sonra, üç senede kuş adasında
oynadım ve sonrasında futbol hayatımı noktaladım.
FB’ye gittiğiniz sene, FB rekor kırdı…
Evet! 1988 senesinde transfer oldum ve o sene 103 golle şampiyon olduk.
Geniş bir kadro kuruldu 10-12 tane eleman alındı. Böyle değişik
yerlerden futbolcu alınınca uzun süreli başarı beklemek zordu. Ama kısa
dönemde başarı gelince hem futbolcular hem de camia için büyük bir
sevinç oldu. Bizim için unutulmaz bir sezondu. 5 gol attım. 10 tane
falan da attırmışımdır
Kimler vardı kadro da?
İsmail, Müjdat, Nezihi, K.Şenol, Serdar, Turhan, Oğuz, Rıdvan, Aykut,
Hasan, B.Şenol, Erdi, Durmuş, Ergin, Taygun, Bilal, Murat, Orhan, Sedat,
Önder, kaleci Tony Schumacher ve Can.

Lakabınız var mıydı?
Öyle Rıdvan’a dedikleri “şeytan” gibi bir lakabım yoktu ama çok çalım
attığım için “çalımcı” diyorlardı. Şimdi bile kiminle karşılaşsam,
konuşsam devamlı çalım attığımı söyleyip anlatıyorlar. Hafızalar da bu
şekilde yer almış.
Biz duyduk, bazı taraftarlar “drakula”
diyorlarmış.
Herkesi çalımlarıyla korkutmuşum her halde! Taraftar oyuncunun
hareketlerine göre kendince lakap takıyor ama hepside hoş, ilginç
lakaplar.
Sizden başka FB’ye transfer oldu mu?
Sezon sonunda yoktu. Benden altı maç sonra Hasan geldi bize. FB,
Rizespor’a 4 futbolcu verip, Hasan’ı aldı. Başka da yok.
O günlerle bugünü karşılaştırırsanız ne gibi
değişiklikler oldu?
Seyirci açısından statlar daha çok doluydu. .Şimdi baktığın zaman
seyirci o zamanki gibi değil. Yani diyelim ki Fenerbahçe 15 binse,
Galatasaray’da 15 bindi. Çok fazla ilgi vardı. Akşamdan stat kapılarında
yatan vardı. O zamanın şartları öyleydi. Şimdi biletiniz olduğu zaman
maç saatinde gelip oturabiliyorsunuz. Yeriniz belli. Giriş çıkışlar daha
müsait. O gibi farklılıklar oldu.Saha içinde ise, futbol olarak
baktığınızda mücadele yönünden çok farklı taktik yönünden de çok farklı
gelişmeler oldu. Önceden 4-4-3 diye bir sistem vardı. Daha sonra
4-4-2’ye döndü. 4-5-1’ e dönüldü. Zaman zaman 4-3-2-1 gibi değişik
hocaların kafalarına göre yaptıkları sistemlerle oynandı. Bunların
yanında eskiye nazaran daha çok mücadele gücü oldu. Fizik, kondisyona
dayalı oynanıyor. Önceden 20’in içinde 3- 4 kişiye çalım atardın, hiç
kimse sana dokunmazdı. Rahatlıkla hareket ediyordunuz, dönüyordunuz,
çekiyordunuz. Şimdiki futbolda 20’in içinde çalım atmaya kaldığınız
zaman en fazla iki çalım yapabiliyorsunuz, üçüncü de hemen başınızda 2-3
kişi birden bitiyor. O gibi değişiklikler oldu. Yani taktik, teknik,
mücadele açısından değişiklikler oldu.Kulüp açısından da herkes
tesisleşme olayına gitti. Sahalar çimlendirildi. Herkes alt yapılara
önem vermeye başladı. Futbolcu yetiştirmeye başladı.Her sene futbola
yeni bir yenilik geliyor.
Bu yeniliğe aileler de katıldı. Eskiden
çocuklarının futbolcu olmasını istemezlerdi. Büyük paralar dönüyor diye
mi, futbola yöneldiler?
Öyle diyebiliriz. Biz oynadığımız zaman babamıza falan diyemezdik futbol
oynadığımızı. Korkarak, kaçarak gidiyorduk top oynamaya. Şimdiye
baktığın zaman futbol okullarına annesi, babası, herkes çocuklarını
kendisi götürüyor. Yeter ki oğlum okuyamazsa bile futbolcu olsun, meslek
edinsin diye. Öyle çok büyük yıldız olup, Milli Takım da, GS, FB, BJK da
oynayacak diye değil, 2.- 3. lig olsun fark etmez. Çünkü yalnız Süper
Ligde değil, diğer liglerde de büyük maddiyatlar dönüyor. Onun için
eskiye nazaran şimdi çok farklı
Herkes çoraplarını dize kadar çekerken O, bileklerinin üstünde
bırakıyordu. Sanki bizlere topa nasıl dokunulduğunun zarif yanını
göstermek istiyordu. İncecik zarif bilekleriyle topu ayağında çevirip
dururken, o topu O’nun ayağından almak çok zordu.

Futbolcular, futbolu bıraktıktan sonra genelde
antrenör olur. Siz neden olmadınız?
Antrenörlük diplomam var. Futbolu bıraktıktan sonra bir sene Sarıyer’de
Şenol USTAÖMEROĞLU’yla birlikte hocalık yaptım. Ondan sonra ben ticarete
atıldım. Peyzaj işini açtıktan sonra tamamen bu işle uğraştım ama tabiî
ki futboldan kopmuş değilim. TV olsun maçları hep izliyorum. Amatör
kümeler, 2. -3. lig olsun seyrederim.
Kulüpler neden eski futbolcularından
yararlanmıyorlar, oyuncu seçmede?
FB’de mesela bu geçen sezonunu başında Başkan Aziz YILDIRIM bizi
çağırdı. Dereağzı’n da bizlerle toplantı yaptı. 10- 15 kişilik bir heyet
kurdu. Bu heyete alt yapı futbolcuları için bir seçme yaptırdı. 3 tane
grup kuruldu. Biri karşı tarafta, bir tanesi Fikirtepe de, diğeri de
Dereağzı’n da. 650 yakın oyuncu seyrettik. Seçmeleri bir hafta boyunca
yaptık. En son Dereağzı’n da final olarak seçmeler yaptık ve oradan 18
kişiye yakın 10-12 yaş grubu oyuncu seçtik.
Bunu Ç.Rizespor dâhil her kulüp yapabilir. Burada, İstanbul’da eski
Rizesporlu çok oyuncu var. Bunları zaten burada konuşuyoruz, “Neden
yapılmıyor?” diye. Burada olduğum zaman hafta sonları 2.- 3. ligde,
amatör liglerde maçlar izliyorum. Onlardan bir- iki tane oyuncu not alıp
bu notları Ç.Rizespor’a aktarsam; burada şu oyuncular var, yaşları bu,
şu mevkilerde oynuyorlar, bunları takip edin diye rapor versem, bu
Ç.Rizespor’un faydasınadır.Bizim FB alt yapısına seçtiğimiz 10-12
yaşındaki çocuklar canavar gibi. Alttan alıp üç- beş sene sonra oynat.
15-16 yaşına geldiği zaman zaten onu bulamazsın. Önemli olan 10-12 yaş
çocukları toplayıp kulübün malı yapmak.
Eski futbolcularını, oyuncu seçmede kullanmak kulübün faydasınadır çünkü
tecrübelidirler. Oyuncu kalitesinden daha iyi anlarlar.
Kulüplerin kendi gelecekleri açısından, Alt Yapıya
neden gereken önem verilmiyor?
Önem verilmiyor değil ama birkaç senedir. Bunu da yapan belli
kulüplerdir. 4 büyükler, Gençlerbirliği, Gaziantep ilk başlangıcını
yapanlar. Diğerleri de arkadan geliyor. Hepsi yapmak zorunda, çünkü her
sene milyon dolar verip de transferler yapamaz. Alttan en azından bir
iki oyuncu yetiştirmen lazım ki, her sene bir tane futbolcu bulsanız
bile, o kulübün maddi olarak çok rahatlatır. Türk futboluna kazandırmış
olacaksın. Büyük takımlar talip olunca, birkaç dolara sattığınız zaman
kulüp maddi kazanç sağlamış olacak. Bütün kulüpler bunu yavaş yavaş
yapmaya başladı. Bunu yaparken de nasıl yapmak lazım; bu işi bilen,
futbol oynayanlara bunu yaptıracaksın. Daha çok bunları seçen kulüpler
kendi bünyesinde futbol oynamış kişileri seçiyor. Benim kaç tane
arkadaşım var, Malatya’ya, Gaziantep’e, Kocaeli’ne… her yere futbolcu
bakmaya gidiyorlar. Kendileri burada yaşıyor ama devamlı hafta sonları
devamlı maçları izliyorlar. Hem de bir- iki değil birkaç tane maç
izliyorlar. Amatör kümeler de maçlar sabah 10’da başlıyor maçlar, akşam
8 kadar. Onlar hep izleniyor.
Uzun süredir Türk futbolu dışarıda başarılı
olamıyor. Nedeni sizce nedir?
Başarılı olduğumuz bir dönem vardı, Galatasaray’la. GS, o dönem çok bir
ekip kurmuştu, Hagi’den Hakan’larına kadar. Kurduğu ekipte aşı tutmuştu.
Bu Milli Takıma da yansıdı, çünkü çoğunluğu GS’lıydı. Üst üste büyük
başarılar elde edildi.
Tabi bizim medyamız her şeyin üzerine üzerine gidiyor. Mesela bir hoca
getiriliyor. Onu yıpratmak için, ta 1.- 2. maçtan itibaren olumsuz
tenkitlere başlıyor. Hocalar, çalışma imkanı bulamıyorlar ki! Ersun
YANAL geliyor, 1.- 2. maçtan sonra indirmek için üzerine üzerine
gidiliyor. Fatih terim geliyor, belli bir kitle istiyor, belli bir kitle
istemiyor. İçerde çok çarpışmamız oluyor. Bu da tabi Türk futboluna
zarar veriyor. Uzun vadeli kimse düşünmüyor, en fazla 2 yıllık bir süre
veriliyor, başarıyı yapmışsan başarılısın, yapmamışsan başarısız olup,
“Hemen sen git, başkası gelsin.” gelsin oluyor. Bunların hepsi öyle 1-2
yılda olacak şeyler değildir. Ta alt yapıdan başlayıp, A takımına kadar,
uzun vadeli düşünülmeli.
Fatih hoca federasyon seçimlerinden evvel tam yetkiliydi, ta alttan genç
takımından A takımına kadar bütün milli takımlar ona bağlıydı. Yeni
federasyon “yalnızca A takımıyla ilgilen, diğerlerini bırak” dedi. Bir
sene öyle, bir sene böyle sürekli istikrarsızlık yaşanıyor. İstikrar
olamayınca başarı daimi olmaz.
Niye bir istikrar oluşturulamıyor?
Herkes futbolu kendine göre yorumluyor. Ne şekilde yönlendirmek
isterseniz, o şekilde yönleniyor.
Anadolu takımlarının başarısının kısa süreli olma
nedeni de istikrar sağlanamaması mı?
Anadolu kulüpleri başta çok iyi kadro kuruyor ama bu kadroyu da çabuk
dağıtıyor. Mesela iki sene önce FB’nin şampiyon olduğu zaman
Gaziantep’in şampiyonluk iddiası vardı. FB’yi yenseydi şampiyon
olabilirdi. Antep o sene şampiyonluk iddiasını kaybedince sezon sonunda
kadrosunu dağıt, iskeletini değiştirdi. Bu sene Kayseri iyi bir ekip
kurdu. İyi futbol oynuyorlar. Belki bu sezon sonunda 3-4 oyuncusunu oda
satacak. Belki de seneye küme düşmeye oynayacak. Oysa kadrolarına
takviyeler yapıp, yeni bir sezona daha güçlü vaziyette girseler, belki
onlar da 1-2 seneye kadar iddialı bir şekilde şampiyonluğa oynayacaklar
ama Anadolu takımları öyle yapmıyor. Bir sene güzel futbol oynadıktan
sonra başarılı olup 3.- 5. sıraya çıktıkları zaman hemen o sene, tabi
büyükler de talip olunca, elindeki 4-5 iyi oyuncusunu satıyor. Böylece
başarıları kısa süreli oluyor.
Hoca değişiklikleri etkisi…
Sürekli hoca değişmesi yanlış, biraz istikrarlı olunması gerekir. Güvenç
hoca geldikten sonra takım biraz iyi olmaya başladı. Kısa dönemde takımı
toparladıysa bunu biraz daha yönetimin uzun vadeye yayması gerekir. Uzun
vadeli başarı düşünülerek, Güvenç hocayla seneye de devam edilmelidir.
Tribün olayları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Çirkinliklerde oluyor, güzellikler de. Bunlar olması gereken şeyler.
Mesela, Ligde küme düşmeye oynayan takımlar, küme düşeceklerini
hissettikleri anda kendi sahalarında oynadıkları maçlarda -geçen
haftalarda izlediğimiz gibi Diyarbakır’ın yaptığı olaylar- hemen hemen
bütün kulüpler, taraftarlar yapıyor. Bugün Diyarbakır’da, yarın
Bursa’da, öbür gün Gaziantep’te başına gelebilecek olaylar. Futbolun
çirkinlikleri bunlar ama oluyor. Taraftar, tepkisini bazen kontrol
edemiyor.
Güzel tarafları da; şampiyon olduğu zaman, 2. ligden 1. lige çıktığı
zaman, 1.ligde yukarılarda ilk 5 içinde bitirdiğiniz zaman, UEFA’ya,
Kupa galiplerine katıldığın zaman yaşadığın mutluluk. Taraftar o zaman
sahayı coşkusuyla yıkıyor.
İyilikleriyle- kötülükleriyle, güzelliğiyle- çirkinliğiyle futbol böyle
devam edecek. Ama tabiî ki gönlümüz güzelden yana…
Futbol, biraz nankör bir meslektir. Gol atmazsan
pek hatırlanmasın, önemsenmezsin. Oysa futbolda gol atandan çok gol
attıran, topu kesen, rakibe soluk aldırmayan daha da önemlidir. Futbolun
seyirliğinden bu şekilde keyif alırsın ve goller de bu şekilde gelir.
Futbolun gülistan halleri bu şekilde olur. Gülistan’ın gülleri de
gol’dür!
Unutamadığınız golleriniz…
__ FB- Karşıyaka’ya röveşata bir gol atmıştım, İzmir’de. Sonra
Rizespor’da oynarken BJK’ye 30-35 metreden gol atmıştım. GS’a karşı
oynarken attığım gol -ki o zaman saha topraktı. FB-BJK de şampiyonluk
maçı oynarken 2 golü de ben atmıştım. Bunlar unutulmayacak goller.
Unutamadığınız maç veya maçlar var mı?
FB’de oynarken, GS maçında, GS bizi 3-0 yeniyordu. Devre arasında
soyunma odasına moralimiz bozuk gittik. Hocamız 5-10 dk bizimle hiç
konuşmadı. Sonra bize dedi ki;”Sizler bu kadroyla onlardan çok daha iyi
futbolcularsınız. İsterseniz ikinci yarı bunları yenersiniz. Ama bir tek
ikinci yarı sahaya çıktığınızda ilk 10-15 dk içinde 1 tane gol atmanız
gerekir. Eğer golü bulursanız ben inanıyorum onları yenersiniz.” Başka
da ne bir taktik verdi ne de bir şey söyledi. Dediği gibi de oldu. İlk
10 dk Aykut bir gol attı, 3-1 oldu. GS futbolcular birbirleriyle
atışmaya başladılar. Saha içinde bizde bunu gördük ve goller üst üste
geldi.
Rize’de ise GS’yı 5-1 yenerken de 2 golüm vardı. GS şampiyon oluyordu.
Biz GS’nın şampiyonluğunu elinden alıyorduk. BJK berabere kalınca GS
şampiyon oldu.
Kaç yaşında bıraktınız futbolu?
33 yaşında bıraktım. Belki 1-2 sene daha oynayabilirdim ama çok ağır
sakatlıklar geçirdim. Çapraz bağlarım koptu, menüsküs ameliyatları
oldum, adalelerde kopukluklar oldu. Bende bırakıp ticarete atıldım.
Rizespor’da hocanız kimdi?
Enver KATİP hoca. Çok güzel bir kadro kurmuştu ve yönetimden bile fazla
transfer istemedi. “Ben bu kadroyla ligde kalırım ve orta sıralarda
oynarım.”dedi. İyi de bir yarı geçirmiştik. İkinci yarının ortalarında
biraz düşme tehlikesi yaşadık ama genelde o sezonda çok iyi futbol
oynadık. Küme düşmedik. Ondan sonra ben ayrıldım zaten ve Fenerbahçe’ye
transfer oldum.
Kümeye düşer miyiz?
Bu sene küme düşmez. Öyle bir şey düşünmüyorum. Seneye Güvenç hocayla
devam edip, iyi bir kadro kurulup, çalışma imkanları verilirse
Ç.Rizespor daha iyi yerde olur.
Çaykur Rizespor taraftarına son sözünüz…
Ç.Rizespor’un maçlarının izliyorum, stat boş. Seyirci niye gitmiyor?
Eskisi gibi dolu olması gerekir. Boş stadyuma futbolcu oynamayı sevmez.
Bizim oynadığımız dönemlerdeki gibi doldurmalarını isterim. Bunun
Ç.Rizespor’a katkısı olur. Tamamen dolu stadyuma futbolcu oynamayı
ister. Bundan sonra Ç.Rizespor’u daha çok tutmalarını isterim.
Yönetime son kez söylemek istersiniz…
Onlarda ellerinden geldiği kadar Ç.Rizespor’a katkıda bulunmaya
çalışıyorlar. Ben seyircinin maçlara gelmemesine üzülüyorum. Yönetimle
seyircinin arasında bir küslük var gibi görülüyor. Bunun aşılıp daha
fazla diyaloga girilmesi gerekiyor.
Sizin eklemek istediğiniz?
Türk futbolunun geleceği için alt yapıya daha çok önem verilmesini,
başarının uzun vadeye yayılmasını, futbolun futbol gibi oynanmasını,
taraftarların daha pozitif yaklaşmasını, futbol camiası içerisinde yer
alan herkesin Türk futbolu adına daha duyarlı olmasını isterim.
Çaykur Rizespor’a Süper Ligde daha kalıcı başarılar elde etmesi için
istikrarlı kararlar almasını ve taraftarın sahayı doldurmasını isterim.
Söyleşi: Şenay
BEKİROĞLU(Ç.Rizespor Resmi Dergisinden Alıntıdır)
Yazı söyleşi
resimler için Çaykur
Rizespor dergisine ve Fatih Sultan Kar'a teşekkürler.
Sayfadaki içerikler izinsiz
kullanılamaz
|