Favorilere Ekle  Ana Sayfa Yap

    Site Menü
 Ana Sayfa
 Rize Tanıtım
 Rize İş Dünyası
 Rize Hava Durumu
 Videolarımız
 Biyografiler
 Rize Tanıtım Video
 Canlı Tv
 Radyo Rizedeyiz
 Rize Resim Galerisi
 Rize Fotoğrafları
 Rize Manzaraları
 Eski Rize Resimleri
 Yöremizden Resimler
    Tüm Haberler

» Rize Haberleri

» Çaykur Rizespor

» Rize Belediyesi

» Karadeniz

» Görüntülü Haberler

» Yurttan Haberler

» Spor

» Magazin

» Siyaset Politika

» Dünyadan

» Eğitim

» Sağlık

» Güncel

» Bilim-Teknoloji

    İz Bırakanlar
Hasan Vezir
Hakan Tecimer
Hüsnü Kürkçü
    Rizespor Dergisi

Hakan TECİMER (Çalımcı Hakan)

 

Hakan Tecimer  ve Aykut Kocaman Fenerbahçe'de oynarken 

Rizespor formasını giydiği dönem oturanlarda sağdan sola 2.

 

 

 

Hakkında Yazılanlar

Fenerbahçe'de(1988-1995)* yıllarında yer almış 7 numaralı futbolcuydu. ayağında top tutmayı, calimi seven bir oyuncuydu, hatta İslam cupi kendisi için "bir insanın içinden geçebilecek biri varsa o da Hakan dır" demiştir ve de bugünlerde Yusuf için söylenen "telefon kulübesinde calim atma" o günlerde Hakan için söyleniyordu. milli takim da da bir kaç kere forma sansı bulmuştur, ezik bir topçuydu genel olarak. bir de o seneler bir gazetenin en yakışıklı topçu yarışmasında ilk üçteydi, ama çok çirkin bir herifti, göbeği de vardı.

Galatasaray' lı bir taraftar :   86-87 sezonu... Rizespor'la oynayacağız ve mutlak kazanmamız gereken   bir maç..Kaybedersek şampiyonluk umudumuz çok azalıyor ve umutları 15 nci yıla sarkıtacağız.Rize'de toprak bir saha Galatasaray'ı karşılıyor.İşte bu Hakan (ki o zamanda saçları azdı) o gün bir top oynadı,  2 tane de gol attı, boynu bükük  geri geldik İstanbul'a...

 FB’deki hocası Tordor Veselinoviç onun için:“Telefon kulübesinde bile iki kişiyi çalımlamayı bilir” demişti.

        Hakan TECİMER, 1966 Rize doğumlu ve Rizespor’un alt yapısından yetişmiş unutulmaz futbolculardan biridir. Çalımlarıyla ve attığı muhteşem gollerle futbolu süsleyen Hakan, şimdi de bahçelerimizi süslüyor. Peyzaj işiyle uğraşan Hakan, futboldan da kopmuş değil. FB alt takımına oyuncu bakıyor ama “bunu Ç.Rizespor için de yapmak isterdim” diyerek, belki de sitemde bulunuyor.


Çiçeklerinin arasında, futbolun güzelliklerini- çirkinliklerini konuştuk…
Ç.Rizespor Dergisi için yapılan roportaj...

Futbola ne zaman başladınız? Hangi kulüpler de oynadınız?
Ç: Rizespor’un alt yapısında 1984’de başladım. Önce amatör sonra A takımına transfer oldum. Ardından Fenerbahçe’ye transfer oldum. 7 sene FB’ de oynadıktan sonra Adanaspor’a 1 yıllığına kiralık gittim. Oradan Rize’ye döndüm. Bir sene daha oynadıktan sonra, üç senede kuş adasında oynadım ve sonrasında futbol hayatımı noktaladım.
FB’ye gittiğiniz sene, FB rekor kırdı…
Evet! 1988 senesinde transfer oldum ve o sene 103 golle şampiyon olduk. Geniş bir kadro kuruldu 10-12 tane eleman alındı. Böyle değişik yerlerden futbolcu alınınca uzun süreli başarı beklemek zordu. Ama kısa dönemde başarı gelince hem futbolcular hem de camia için büyük bir sevinç oldu. Bizim için unutulmaz bir sezondu. 5 gol attım. 10 tane falan da attırmışımdır
Kimler vardı kadro da?
İsmail, Müjdat, Nezihi, K.Şenol, Serdar, Turhan, Oğuz, Rıdvan, Aykut, Hasan, B.Şenol, Erdi, Durmuş, Ergin, Taygun, Bilal, Murat, Orhan, Sedat, Önder, kaleci Tony Schumacher ve Can.


Lakabınız var mıydı?
Öyle Rıdvan’a dedikleri “şeytan” gibi bir lakabım yoktu ama çok çalım attığım için “çalımcı” diyorlardı. Şimdi bile kiminle karşılaşsam, konuşsam devamlı çalım attığımı söyleyip anlatıyorlar. Hafızalar da bu şekilde yer almış.

Biz duyduk, bazı taraftarlar “drakula” diyorlarmış.
Herkesi çalımlarıyla korkutmuşum her halde! Taraftar oyuncunun hareketlerine göre kendince lakap takıyor ama hepside hoş, ilginç lakaplar.

Sizden başka FB’ye transfer oldu mu?
Sezon sonunda yoktu. Benden altı maç sonra Hasan geldi bize. FB, Rizespor’a 4 futbolcu verip, Hasan’ı aldı. Başka da yok.

O günlerle bugünü karşılaştırırsanız ne gibi değişiklikler oldu?
Seyirci açısından statlar daha çok doluydu. .Şimdi baktığın zaman seyirci o zamanki gibi değil. Yani diyelim ki Fenerbahçe 15 binse, Galatasaray’da 15 bindi. Çok fazla ilgi vardı. Akşamdan stat kapılarında yatan vardı. O zamanın şartları öyleydi. Şimdi biletiniz olduğu zaman maç saatinde gelip oturabiliyorsunuz. Yeriniz belli. Giriş çıkışlar daha müsait. O gibi farklılıklar oldu.Saha içinde ise, futbol olarak baktığınızda mücadele yönünden çok farklı taktik yönünden de çok farklı gelişmeler oldu. Önceden 4-4-3 diye bir sistem vardı. Daha sonra 4-4-2’ye döndü. 4-5-1’ e dönüldü. Zaman zaman 4-3-2-1 gibi değişik hocaların kafalarına göre yaptıkları sistemlerle oynandı. Bunların yanında eskiye nazaran daha çok mücadele gücü oldu. Fizik, kondisyona dayalı oynanıyor. Önceden 20’in içinde 3- 4 kişiye çalım atardın, hiç kimse sana dokunmazdı. Rahatlıkla hareket ediyordunuz, dönüyordunuz, çekiyordunuz. Şimdiki futbolda 20’in içinde çalım atmaya kaldığınız zaman en fazla iki çalım yapabiliyorsunuz, üçüncü de hemen başınızda 2-3 kişi birden bitiyor. O gibi değişiklikler oldu. Yani taktik, teknik, mücadele açısından değişiklikler oldu.Kulüp açısından da herkes tesisleşme olayına gitti. Sahalar çimlendirildi. Herkes alt yapılara önem vermeye başladı. Futbolcu yetiştirmeye başladı.Her sene futbola yeni bir yenilik geliyor.
Bu yeniliğe aileler de katıldı. Eskiden çocuklarının futbolcu olmasını istemezlerdi. Büyük paralar dönüyor diye mi, futbola yöneldiler?
Öyle diyebiliriz. Biz oynadığımız zaman babamıza falan diyemezdik futbol oynadığımızı. Korkarak, kaçarak gidiyorduk top oynamaya. Şimdiye baktığın zaman futbol okullarına annesi, babası, herkes çocuklarını kendisi götürüyor. Yeter ki oğlum okuyamazsa bile futbolcu olsun, meslek edinsin diye. Öyle çok büyük yıldız olup, Milli Takım da, GS, FB, BJK da oynayacak diye değil, 2.- 3. lig olsun fark etmez. Çünkü yalnız Süper Ligde değil, diğer liglerde de büyük maddiyatlar dönüyor. Onun için eskiye nazaran şimdi çok farklı
Herkes çoraplarını dize kadar çekerken O, bileklerinin üstünde bırakıyordu. Sanki bizlere topa nasıl dokunulduğunun zarif yanını göstermek istiyordu. İncecik zarif bilekleriyle topu ayağında çevirip dururken, o topu O’nun ayağından almak çok zordu.



Futbolcular, futbolu bıraktıktan sonra genelde antrenör olur. Siz neden olmadınız?
Antrenörlük diplomam var. Futbolu bıraktıktan sonra bir sene Sarıyer’de Şenol USTAÖMEROĞLU’yla birlikte hocalık yaptım. Ondan sonra ben ticarete atıldım. Peyzaj işini açtıktan sonra tamamen bu işle uğraştım ama tabiî ki futboldan kopmuş değilim. TV olsun maçları hep izliyorum. Amatör kümeler, 2. -3. lig olsun seyrederim.

Kulüpler neden eski futbolcularından yararlanmıyorlar, oyuncu seçmede?
FB’de mesela bu geçen sezonunu başında Başkan Aziz YILDIRIM bizi çağırdı. Dereağzı’n da bizlerle toplantı yaptı. 10- 15 kişilik bir heyet kurdu. Bu heyete alt yapı futbolcuları için bir seçme yaptırdı. 3 tane grup kuruldu. Biri karşı tarafta, bir tanesi Fikirtepe de, diğeri de Dereağzı’n da. 650 yakın oyuncu seyrettik. Seçmeleri bir hafta boyunca yaptık. En son Dereağzı’n da final olarak seçmeler yaptık ve oradan 18 kişiye yakın 10-12 yaş grubu oyuncu seçtik.
Bunu Ç.Rizespor dâhil her kulüp yapabilir. Burada, İstanbul’da eski Rizesporlu çok oyuncu var. Bunları zaten burada konuşuyoruz, “Neden yapılmıyor?” diye. Burada olduğum zaman hafta sonları 2.- 3. ligde, amatör liglerde maçlar izliyorum. Onlardan bir- iki tane oyuncu not alıp bu notları Ç.Rizespor’a aktarsam; burada şu oyuncular var, yaşları bu, şu mevkilerde oynuyorlar, bunları takip edin diye rapor versem, bu Ç.Rizespor’un faydasınadır.Bizim FB alt yapısına seçtiğimiz 10-12 yaşındaki çocuklar canavar gibi. Alttan alıp üç- beş sene sonra oynat. 15-16 yaşına geldiği zaman zaten onu bulamazsın. Önemli olan 10-12 yaş çocukları toplayıp kulübün malı yapmak.
Eski futbolcularını, oyuncu seçmede kullanmak kulübün faydasınadır çünkü tecrübelidirler. Oyuncu kalitesinden daha iyi anlarlar.

Kulüplerin kendi gelecekleri açısından, Alt Yapıya neden gereken önem verilmiyor?
Önem verilmiyor değil ama birkaç senedir. Bunu da yapan belli kulüplerdir. 4 büyükler, Gençlerbirliği, Gaziantep ilk başlangıcını yapanlar. Diğerleri de arkadan geliyor. Hepsi yapmak zorunda, çünkü her sene milyon dolar verip de transferler yapamaz. Alttan en azından bir iki oyuncu yetiştirmen lazım ki, her sene bir tane futbolcu bulsanız bile, o kulübün maddi olarak çok rahatlatır. Türk futboluna kazandırmış olacaksın. Büyük takımlar talip olunca, birkaç dolara sattığınız zaman kulüp maddi kazanç sağlamış olacak. Bütün kulüpler bunu yavaş yavaş yapmaya başladı. Bunu yaparken de nasıl yapmak lazım; bu işi bilen, futbol oynayanlara bunu yaptıracaksın. Daha çok bunları seçen kulüpler kendi bünyesinde futbol oynamış kişileri seçiyor. Benim kaç tane arkadaşım var, Malatya’ya, Gaziantep’e, Kocaeli’ne… her yere futbolcu bakmaya gidiyorlar. Kendileri burada yaşıyor ama devamlı hafta sonları devamlı maçları izliyorlar. Hem de bir- iki değil birkaç tane maç izliyorlar. Amatör kümeler de maçlar sabah 10’da başlıyor maçlar, akşam 8 kadar. Onlar hep izleniyor.

Uzun süredir Türk futbolu dışarıda başarılı olamıyor. Nedeni sizce nedir?
Başarılı olduğumuz bir dönem vardı, Galatasaray’la. GS, o dönem çok bir ekip kurmuştu, Hagi’den Hakan’larına kadar. Kurduğu ekipte aşı tutmuştu. Bu Milli Takıma da yansıdı, çünkü çoğunluğu GS’lıydı. Üst üste büyük başarılar elde edildi.
Tabi bizim medyamız her şeyin üzerine üzerine gidiyor. Mesela bir hoca getiriliyor. Onu yıpratmak için, ta 1.- 2. maçtan itibaren olumsuz tenkitlere başlıyor. Hocalar, çalışma imkanı bulamıyorlar ki! Ersun YANAL geliyor, 1.- 2. maçtan sonra indirmek için üzerine üzerine gidiliyor. Fatih terim geliyor, belli bir kitle istiyor, belli bir kitle istemiyor. İçerde çok çarpışmamız oluyor. Bu da tabi Türk futboluna zarar veriyor. Uzun vadeli kimse düşünmüyor, en fazla 2 yıllık bir süre veriliyor, başarıyı yapmışsan başarılısın, yapmamışsan başarısız olup, “Hemen sen git, başkası gelsin.” gelsin oluyor. Bunların hepsi öyle 1-2 yılda olacak şeyler değildir. Ta alt yapıdan başlayıp, A takımına kadar, uzun vadeli düşünülmeli.
Fatih hoca federasyon seçimlerinden evvel tam yetkiliydi, ta alttan genç takımından A takımına kadar bütün milli takımlar ona bağlıydı. Yeni federasyon “yalnızca A takımıyla ilgilen, diğerlerini bırak” dedi. Bir sene öyle, bir sene böyle sürekli istikrarsızlık yaşanıyor. İstikrar olamayınca başarı daimi olmaz.

Niye bir istikrar oluşturulamıyor?
Herkes futbolu kendine göre yorumluyor. Ne şekilde yönlendirmek isterseniz, o şekilde yönleniyor.
Anadolu takımlarının başarısının kısa süreli olma nedeni de istikrar sağlanamaması mı?
Anadolu kulüpleri başta çok iyi kadro kuruyor ama bu kadroyu da çabuk dağıtıyor. Mesela iki sene önce FB’nin şampiyon olduğu zaman Gaziantep’in şampiyonluk iddiası vardı. FB’yi yenseydi şampiyon olabilirdi. Antep o sene şampiyonluk iddiasını kaybedince sezon sonunda kadrosunu dağıt, iskeletini değiştirdi. Bu sene Kayseri iyi bir ekip kurdu. İyi futbol oynuyorlar. Belki bu sezon sonunda 3-4 oyuncusunu oda satacak. Belki de seneye küme düşmeye oynayacak. Oysa kadrolarına takviyeler yapıp, yeni bir sezona daha güçlü vaziyette girseler, belki onlar da 1-2 seneye kadar iddialı bir şekilde şampiyonluğa oynayacaklar ama Anadolu takımları öyle yapmıyor. Bir sene güzel futbol oynadıktan sonra başarılı olup 3.- 5. sıraya çıktıkları zaman hemen o sene, tabi büyükler de talip olunca, elindeki 4-5 iyi oyuncusunu satıyor. Böylece başarıları kısa süreli oluyor.
Hoca değişiklikleri etkisi…
Sürekli hoca değişmesi yanlış, biraz istikrarlı olunması gerekir. Güvenç hoca geldikten sonra takım biraz iyi olmaya başladı. Kısa dönemde takımı toparladıysa bunu biraz daha yönetimin uzun vadeye yayması gerekir. Uzun vadeli başarı düşünülerek, Güvenç hocayla seneye de devam edilmelidir.

Tribün olayları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Çirkinliklerde oluyor, güzellikler de. Bunlar olması gereken şeyler. Mesela, Ligde küme düşmeye oynayan takımlar, küme düşeceklerini hissettikleri anda kendi sahalarında oynadıkları maçlarda -geçen haftalarda izlediğimiz gibi Diyarbakır’ın yaptığı olaylar- hemen hemen bütün kulüpler, taraftarlar yapıyor. Bugün Diyarbakır’da, yarın Bursa’da, öbür gün Gaziantep’te başına gelebilecek olaylar. Futbolun çirkinlikleri bunlar ama oluyor. Taraftar, tepkisini bazen kontrol edemiyor.
Güzel tarafları da; şampiyon olduğu zaman, 2. ligden 1. lige çıktığı zaman, 1.ligde yukarılarda ilk 5 içinde bitirdiğiniz zaman, UEFA’ya, Kupa galiplerine katıldığın zaman yaşadığın mutluluk. Taraftar o zaman sahayı coşkusuyla yıkıyor.
İyilikleriyle- kötülükleriyle, güzelliğiyle- çirkinliğiyle futbol böyle devam edecek. Ama tabiî ki gönlümüz güzelden yana…
Futbol, biraz nankör bir meslektir. Gol atmazsan pek hatırlanmasın, önemsenmezsin. Oysa futbolda gol atandan çok gol attıran, topu kesen, rakibe soluk aldırmayan daha da önemlidir. Futbolun seyirliğinden bu şekilde keyif alırsın ve goller de bu şekilde gelir.
Futbolun gülistan halleri bu şekilde olur. Gülistan’ın gülleri de gol’dür!

Unutamadığınız golleriniz…
__ FB- Karşıyaka’ya röveşata bir gol atmıştım, İzmir’de. Sonra Rizespor’da oynarken BJK’ye 30-35 metreden gol atmıştım. GS’a karşı oynarken attığım gol -ki o zaman saha topraktı. FB-BJK de şampiyonluk maçı oynarken 2 golü de ben atmıştım. Bunlar unutulmayacak goller.
Unutamadığınız maç veya maçlar var mı?
FB’de oynarken, GS maçında, GS bizi 3-0 yeniyordu. Devre arasında soyunma odasına moralimiz bozuk gittik. Hocamız 5-10 dk bizimle hiç konuşmadı. Sonra bize dedi ki;”Sizler bu kadroyla onlardan çok daha iyi futbolcularsınız. İsterseniz ikinci yarı bunları yenersiniz. Ama bir tek ikinci yarı sahaya çıktığınızda ilk 10-15 dk içinde 1 tane gol atmanız gerekir. Eğer golü bulursanız ben inanıyorum onları yenersiniz.” Başka da ne bir taktik verdi ne de bir şey söyledi. Dediği gibi de oldu. İlk 10 dk Aykut bir gol attı, 3-1 oldu. GS futbolcular birbirleriyle atışmaya başladılar. Saha içinde bizde bunu gördük ve goller üst üste geldi.
Rize’de ise GS’yı 5-1 yenerken de 2 golüm vardı. GS şampiyon oluyordu. Biz GS’nın şampiyonluğunu elinden alıyorduk. BJK berabere kalınca GS şampiyon oldu.

Kaç yaşında bıraktınız futbolu?
33 yaşında bıraktım. Belki 1-2 sene daha oynayabilirdim ama çok ağır sakatlıklar geçirdim. Çapraz bağlarım koptu, menüsküs ameliyatları oldum, adalelerde kopukluklar oldu. Bende bırakıp ticarete atıldım.

Rizespor’da hocanız kimdi?
Enver KATİP hoca. Çok güzel bir kadro kurmuştu ve yönetimden bile fazla transfer istemedi. “Ben bu kadroyla ligde kalırım ve orta sıralarda oynarım.”dedi. İyi de bir yarı geçirmiştik. İkinci yarının ortalarında biraz düşme tehlikesi yaşadık ama genelde o sezonda çok iyi futbol oynadık. Küme düşmedik. Ondan sonra ben ayrıldım zaten ve Fenerbahçe’ye transfer oldum.

Kümeye düşer miyiz?
Bu sene küme düşmez. Öyle bir şey düşünmüyorum. Seneye Güvenç hocayla devam edip, iyi bir kadro kurulup, çalışma imkanları verilirse Ç.Rizespor daha iyi yerde olur.

Çaykur Rizespor taraftarına son sözünüz…
Ç.Rizespor’un maçlarının izliyorum, stat boş. Seyirci niye gitmiyor? Eskisi gibi dolu olması gerekir. Boş stadyuma futbolcu oynamayı sevmez. Bizim oynadığımız dönemlerdeki gibi doldurmalarını isterim. Bunun Ç.Rizespor’a katkısı olur. Tamamen dolu stadyuma futbolcu oynamayı ister. Bundan sonra Ç.Rizespor’u daha çok tutmalarını isterim.

Yönetime son kez söylemek istersiniz…
Onlarda ellerinden geldiği kadar Ç.Rizespor’a katkıda bulunmaya çalışıyorlar. Ben seyircinin maçlara gelmemesine üzülüyorum. Yönetimle seyircinin arasında bir küslük var gibi görülüyor. Bunun aşılıp daha fazla diyaloga girilmesi gerekiyor.

Sizin eklemek istediğiniz?
Türk futbolunun geleceği için alt yapıya daha çok önem verilmesini, başarının uzun vadeye yayılmasını, futbolun futbol gibi oynanmasını, taraftarların daha pozitif yaklaşmasını, futbol camiası içerisinde yer alan herkesin Türk futbolu adına daha duyarlı olmasını isterim.
Çaykur Rizespor’a Süper Ligde daha kalıcı başarılar elde etmesi için istikrarlı kararlar almasını ve taraftarın sahayı doldurmasını isterim.
Söyleşi: Şenay BEKİROĞLU(Ç.Rizespor Resmi Dergisinden Alıntıdır)

Yazı söyleşi resimler için Çaykur Rizespor dergisine ve Fatih Sultan Kar'a teşekkürler.

Sayfadaki içerikler izinsiz kullanılamaz

 

 

    Rizespor Menü
Fotoğraflar
Kulüp Tarihi
Kulüp Bilgileri
Başkanlar
Yöneticiler
Teknik Heyet
Futbolcular
Stadyum
Tesisler
İrtibat Adresleri
      Süper Lig
Puan Durumu
Haftanın Sonuçları
Fikstür
   Yönetim Kurulu
A.Kadir Çakır
Ekrem Yüce

Muhammet San
A.Yılmaz Zehiroğlu
Osman Kaptan
Orhan İstif
Resul Çolak
A.Vahap Köseoğlu
Yaşar Yazıcı
Kaya Yıldırım
Hasan Mörgül
Aykut Ferah
Ahmet Haşimoğlu
    47 Yıllık Lig Tarihi

    Sitede Arama
Google

 
Sayfanın içeriği Aytekin Eb53 tarafından düzenlenmiştir.
Anasayfa | Şirin Rize Rizespor Forumlar Oyunlar Videolar | Şiirler Fıkralar Burçlar Firma Rehberi Ziyaretçi Defteri Tv Frekans
  İletişim:  aytekinkalender@gmail.com

 Rize Haber

Google Tab   Site Haritası