|
MESUT YILMAZ DEVREYE GİRİNCE…
Hasan'ın Trabzon'a gittiği yıl, takımın son şampiyonluğunu kazandığı
1983-84 sezonudur. İlk yarı takımın değişmez oyuncusu olan Hasan,
ikinci yarı yine mide kanaması geçirir. Son iki ay forma giyemez. O
ameliyat, Trabzon şampiyon olur. Trabzonspor'un son şampiyonluğunun
tanıklarından Hasan Vezir'in o günlere dair anlatacağı çok şey var:
"Takımda hiç yabancı yoktu. Bırakın yabancıyı bölgenin dışından bir
tek İskender abi vardı. O da herkesten çok Trabzonluydu. Arkadaşlık
bağları çok kuvvetliydi. Beni de hemen aralarına aldılar zaten. Öyle
kampa falan girmezdik. Yemeği yerdik, maça çıkardık. Kendimize
güvenimiz tamdı."
Trabzonspor'da 4 sene kalır. Ona göre, Bordo-Mavili ekibin sonraki
yıllarda başarısını sürdürememesi dışa açılmasından kaynaklanıyor.
"Bir sürü hoca geldi gitti. İlk Sunderman'ı aldılar. Sonra futbolcu
Groh'u. Sunderman aslında iyi hocaydı. İyi oynuyorduk; ama skora
yansımadı. Groh da basit oynayan; ama verimli bir oyuncuydu. Bugün her
takımda ön libero oynar. Taraftarımız onda yıldız özellikleri aradı.
Bulamayınca da sevemedi. Sonra Trabzon'a bir Ahmet Suat hoca, bir
Özkan Sümer teknik direktör oldu. İstikrar elden gitti. Yanlış
transferler yapıldı. Bu bugün bile sürüyor. Mesela Marcelinho ve
Musamba bu takımın oyuncuları değil. Buraların iklim şartlarına göre
oyuncular alınmalı."
O yıllar sözleşmeler iki yıllıktı. Hasan'ın ikinci sezonunda talipleri
çoktu. Ancak Trabzon onu bırakmayacaktı. Hatta bonservisi için 100
milyon lira gibi rekor bir fiyat biçilmişti. İki sene bittikten sonra
ise ayrılık vakti gelmişti. O sıra Rizespor da Birinci lig'e çıkmıştı.
Hasan'ı çok istiyorlardı. Ama başta Beşiktaş olmak üzere İstanbul
takımları da onun peşindeydi: "Seçim dönemiydi. Mesut Yılmaz'ın
kardeşi Turgut Yılmaz Rize'nin başkanıydı. Beni istiyordu. Mesut Bey
de ANAP'tan milletvekili adayıydı. Ben İstanbul'u kafama koymuştum.
Trabzon ise tepki olur diye bırakmak istemiyordu. Kulüp Başkanı
rahmetli Mazhar Afacan, Rize'ye giderek babama 'Hacı, oğlunu
İstanbul'a gönderirsek zor duruma düşeriz.' dedi. Babam da ona 'Oraya
gitmez, memleketine gelir.' diye cevap verdi. Ben o sırada karayoluyla
İstanbul yolundayım. Üç büyüklerden biriyle anlaşacağım. Ama Ordu'da
bir arkadaşın dinlenme tesislerine uğruyoruz. O arkadaş Mesut Yılmaz'ı
arıyor. 'Hasan İstanbul'a gidiyor, Beşiktaş'a imza atabilir' diye.
Mesut Bey 'gönderme' diyor. Öylece Rize'ye dönüyorum. Ve Rize'yle
anlaşıyorum. Üstelik çok az paraya."
Trabzon gibi bir takımdan Rize'ye dönmek duygusal bir imzaydı Hasan
için. Bugün bu kararına şaşırıyor. 2 yıllık anlaşma yaptığı Rize'de
ilk sene zar zor ligde kalıyorlar. Hatta son haftalara doğru Sakarya
ile oynadıkları maçı unutamıyor. Sakaryaspor'da Oğuz, Aykut, kaleci
Engin vardı: "Türkiye Kupası'nı almışlardı. Deplasmandaydık. Sondan
ikinci haftaydı, yenmemiz gerekiyor, yoksa düşeceğiz. İlk yarı 1-1
bitti. Bizim takımın golünü ben attım. Devre arası yalvarıyoruz
onlara; ne olur oynamayın diye. Ama dinlemiyorlar. İkinci yarı
başlıyor, 3-1 öne geçiyorlar. Bizim takımda kardeşim Muharrem de var.
Stoper oynuyor. Ben kendisini forvete yanıma çağırıyorum. Çünkü o daha
önce santrfor da oynamıştı. Forveti üçlüyoruz. Zaten yenilince
düşeceğiz. Hocamız Alman'dı. O sırada yedek kulübesinden bağırıyor.
'Muharrem nayn, Muharrem nayn' diye. Ben kenara giderek hocaya, 'Ne
naynı hoca küme düşüyoruz.' diye çıkıştım. Muharrem son 20 dakikada üç
gol attı ve maçı 4-3 kazandık. Maçtan sonra tüm takım Muharrem'in
üzerindeydi. Son hafta Bursa'yı yenerek ligde kaldık."
VESELİNOVİÇ HASAN'I İSTİYOR
Hasan Vezir'in ikinci sezonunda Rize ilk hafta içeride F.Bahçe ile
oynuyor. İlk yarı 0-0 biter. İkinci yarı Aykut oyuna dâhil olur ve 4
gol atar. Maçı F.Bahçe 5-0 kazanır. F.Bahçe'nin hocası Veselinoviç ise
bu maçta ilk defa gördüğü Hasan'ın alınması için yönetime talimat
verir. Rize sonraki maçlarında deplasmanda Bursa'yı 2-1, içeride de
Altay'ı 2-0 yener. Gollerin hepsini de Hasan atar. F.Bahçe'nin Hasan'ı
alma arzusu daha da depreşir. O sezonun 7. haftası bu transfer
gerçekleşir. Rizespor Hasan'ı; Orhan, Önder, İskender, Bilal ve bir
miktar para karşılığında F.Bahçe'ye satmaya razı olur. Daha takımla
hiç antrenmana çıkmadan kampa dâhil olan Hasan, Karşıyaka
deplasmanında 70 dakika sahada kalır. Hayatında ilk kez 70 bin kişinin
huzurunda futbol oynadığı için oldukça heyecanlıdır. Bu ilk maçında
F.Bahçe sahadan 2-1 galip ayrılır. F.Bahçe formasıyla ilk golünü ise
bir hafta sonra Sakarya'ya karşı kaydeder.
O sene F.Bahçe 103 gol atarak tüm sezonların gol rekorunu kırar.
Hasan'ın kaydettiği gol sayısı da 19'dur. Trabzon'un son
şampiyonluğunda bulunan Hasan, bu tarihî kadro içinde yer alarak iyice
ayrıcalıklı futbolcu olmayı başarır. O sezon G.Saray ile oynanan ve
4-3 kazanılan tarihî Türkiye Kupası maçının başrolünde de o vardır:
"İlk maç Kadıköy'de 2-2 bitmişti. Ali Sami Yen'de ise devreyi 3-0
yenik kapattık. Ama iyi oynuyorduk. Onlar farktan sonra ise şov
yapmaya başlamışlardı. İkinci yarı Veselinoviç bize 'Moralinizi
bozmayın. İlk 5-10 dakika içinde bir gol bulursak bu maçı çeviririz.'
dedi. Orta sahada oynayan Oğuz'u çıkardı. Şenol'u soktu. Müjdat'ı da
orta sahaya çekti. İkinci yarının başında Aykut'la bir gol bulduk.
Sonra ben arka arkaya 3 tane attım ve maçı 4-3 kazandık."
ERGUN GÜRSOY: SENİ KAÇIRIYORUZ
F.Bahçe, Türkiye Kupası'nda finale yükselir. Ligde de şampiyonluk ilan
edilir. Ve artık yeni sezon için futbolcularla görüşmeler başlar.
Hasan da görüşülecek oyunculardan biridir. Çünkü anlaşması tek
yıllıktır. G.Saray bu durumu bildiği için Hasan'a transfer teklifinde
bulunur. O ise 'önce kulübümle görüşeyim' diyerek bu teklifi o an için
rafa kaldırır. F.Bahçe Oğuz, Aykut ve Rıdvan'a 850 milyon lira
veriyordur. F.Bahçe'de 35 milyona oynayan Hasan'a ise 550 milyon lira
teklif edilir. Haliyle Hasan bu paraya itiraz eder: "Nişanlanmıştım.
Düğün yapacak, ev alacaktım. Üstelik çok iyi bir sezon geçirmiştim.
Artı G.Saray bana 1 milyarın üzerinde para öneriyordu. G.Saray
Adası'nda da düğünümü yapacaklardı. Transfer görüşmelerini Metin
(Aşık) abiyle yapıyorduk. Ona bunları anlattım. Sonra da 750 milyon
lira istedim. Çünkü F.Bahçe'de devam etmek arzusundaydım."
Metin Aşık, Hasan'ı dinledikten sonra 650'ye çıkar. Ama o görüşmeden
netice alınamaz. Bir sonraki buluşmada ise Metin Aşık, Hasan'a
'kararını verdin mi?' diye sorar. Hasan 'kararımı daha önce size
söyledim.' diye cevap verir. Metin Aşık da 'Kim sana daha fazlasını
veriyorsa oraya git.' diyerek görüşmeyi sona erdirir: "Bunu niye
söyledi bilmiyorum. Belki benim gitmeyeceğimi düşündü. 'Siz
bilirsiniz' diyerek yazıhaneden çıktım. Bir gün sonra Ergun Gürsoy ve
Yurdaşen Karahasan ağabeyler bana haber gönderdi. 'Seni bekliyoruz'
diye. Onlarla Küçükyalı'da buluştuk. Yanımda abim de var. Ona, 'sen
buradan ayrıl, biz Hasan'ı eve bırakırız.' diyorlar. Bursa'ya doğru
yola çıkıyoruz. Orada Özhan Canaydın'ın tekstil fabrikası vardı. Oraya
gidiyoruz. 'Ergun abi' diyorum, 'Ne yapıyoruz? Benim kupa maçım var'.
'Yok bir şey olmaz.' diyor. 'Seni kaçırıyoruz biz. Artık dönüşü yok
bunun.' Bursa'ya uğradık, oradan da Fethiye'ye tatil köyüne gittik."
İŞKENCE HAYATI
Beşiktaş ile yapılacak finalin ikinci maçında Hasan oynayamaz. Dahası,
maçtan üç gün sonra düğünü de vardır. Hasan, Ergun Gürsoy'a 'Abi izin
verin maçta oynayayım.' dese de Gürsoy, her defasında 'Bir şey olmaz.
Seni gönderirsek bu transfer yatabilir.' diyerek Hasan'ı ikna eder.
Daha sonra başına geleceklerden habersiz tatil köyünde beklemeye
başlar. Ertesi gün sarsılır. Gazeteler Hasan'ı 'hain'likle suçlayan
başlıklar atmıştır çünkü. Bazıları 'kaçırıldığını' yazar: "Sıkıntıdan
dudaklarım yara oldu. Üç gün Fethiye'de kaldım. İnsan düşünemiyor.
Böyle olacağını bilemiyorsun. Sonuçta imzayı attım. Ama ondan sonra
büyük sıkıntılar beraberinde geldi."
Sokağa çıkamaz Hasan. Bu imza öyle bir gün, iki gün değil neredeyse
3-4 sene sürecek bir işkencenin başlangıcıdır onun için. G.Saray'da 2
sene, sonra gittiği Bakırköy'de de 2 sene oynayacaktır. Ve her maçta
ona tepki olacak, F.Bahçe seyircisi takım hangi rakiple oynarsa
oynasın Hasan'a olumsuz tezahürat yapacaktır. Çünkü F.Bahçe taraftarı
Hasan'ı çok sevmiştir ve bu sevgi büyük bir nefrete dönüşmüştür.
İmzadan hemen sonra G.Saray Adası'nda gerçekleşen düğününde başlar
tacizler. Adanın etrafında tekne kiralayarak tur atan F.Bahçe
taraftarları, tezahüratlar yaparak Hasan'a sözlü sataşmalarda bulunur.
Düğününe eski takımdan hiçbir arkadaşı gelmez. Hatta Rizeli olan Hakan
Tecimer bile: "Çekindiler belki. F.Bahçe ile oynadığımız ilk maçta da
F.Bahçeli arkadaşlarım bana 'merhaba' bile demedi. Tribünler o maçta
'Hasan'a merhaba diyen bizden değildir' şeklinde tezahürat yaptı.
Kimse selam dahi vermedi. Dostluklarımız da eskisi gibi olmadı ilk
başlarda. Çok sonraları F.Bahçeli futbolcular benimle konuşmaya
başladı."
Ama asıl olay G.Saray'ın F.Bahçe'yi son dakikada Hasan'ın attığı golle
1-0 yendiği maçtan sonra yaşanır. Hasan o sırada Kozyatağı'nda
oturmaktadır. Eşiyle akşam yemeğine çıkar. Eve döndüğünde karşısında
kapıcının eşini ağlamaklı halde bulur. 15-20 tane F.Bahçe taraftarı
siteye gelmiş, Hasan'ı aramış, 'Hasan evde yok' diyen kapıcıya
inanmamış, kapıcıyı önce dövmüş sonra da falçatayla yaralayarak
yakındaki konteynırın içine atmışlar. Bu olay Hasan'ı çok üzer; ama
yapacak bir şey yoktur artık. Neyse ki kapıcı İrfan'a bir şey olmaz.
Bu sıkıntılı günlerinde G.Saray Hasan'a sahip çıkar; lakin yine de
mevcut durum Hasan'ın performansına olumsuz yansır. Zaten lig başında
3 maç ceza almıştır sezon bitmeden imza attığı için. Lig sonu
geldiğinde ise G.Saray forması altında sadece 13 gol atar: "Yaşadığım
sıkıntıları hiçbir futbolcu yaşamamıştır Türkiye'de. Sokağa
çıkamıyordum. İdmandan eve, evden idmana. Florya'ya da taşınamadım bir
türlü."
DENİZLİ, HASAN'A FORMA VERMİYOR
İlk sene biter. G.Saray'daki ikinci senesinde takımın başına Mustafa
Denizli gelir. Denizli, Hasan'ın F.Bahçe'de oynarken 3 gol attığı
4-3'lük maçta da G.Saray'ın hocasıydı. Denizli, Hasan'a pek forma
vermez. Hasan bunu 'Belki o maçtan dolayı bana bir takıntısı
olabilir.' şeklinde açıklıyor. Bir de kendisini transfer eden
yönetimin yerine yeni yönetimin gelmesine bağlıyor. G.Saray taraftarı
ise Hasan'ın gönderilmesini istemez. Ancak Alp Yalman yönetimi
Hasan'la anlaşmaya yanaşmaz ve Hasan soluğu Bakırköy'de alır.
Orada da F.Bahçe taraftarlarının tepkisi sürer. Ciddi bir sakatlık
geçirir. Menisküs ameliyatı olur. 'Bu saatten sonra nereye gideceğim'
diyerek tedavisini ihmal eder. Tam iyileşmeden tekrar sahalara döner;
ama eski performansını gösteremez. Haliyle Bakırköy'den ayrılır ve
İkinci lig'de şampiyonluğu hedefleyen Karabük'ün yolunu tutar. Orada
şampiyonluk yaşar ve takımın 1. lig'e çıkmasında başrol oynar. Derken
Adana'ya transfer olur. Sonra Kartal'a gelir ve burada futbolu sessiz
sedasız bırakır.
Futbolu bıraktıktan sonra meşin yuvarlağın yerini hiçbir şeyin
alamadığını görür Hasan Vezir. İş hayatına atılır. Rize'de bir butiği
vardır; ama çok uzun sürmeden orasını devreder. Sonra peyzaj firması
kurar. Bu işte de zarar eder. Bu iki başarısız iş deneyiminden sonra
antrenörlük yapması gerektiğini anlar.
TAKIMLARIN ASANSÖRÜ GİBİYDİ
Antrenörlük hayatına da ilk Karabük'te başlar. Orada oynadığı dönem
çok iyi intibalar bıraktığı için Osman Nuri Bal adındaki yönetici
kendisine takımı emanet eder. Sonuncu sırada aldığı Karabük'ü ilk 5'in
içine sokar. İkinci sezon 11 hafta namağlup gider, takımı ilk
sıradadır; ancak yönetim değişikliğinden sonra yaşadığı birkaç problem
sebebiyle Karabük'ten ayrılır.
Yeni takımı 3.ig'deki Çorluspor'dur. Hasan burada ilk şampiyonluk
deneyimini yaşar. Beklentileri artar. Çorlu'yu şampiyon yaptıktan
sonra daha büyük takımlar alabilir miyim diye bekler. Hatta bazı
teklifleri beğenmez; ama arzuladığı teklifi de almadığı için devre
arasında Kasımpaşa'nın yolunu tutar. Orada 4 aylık bir macera yaşar.
Kasımpaşa'yı bıraktıktan sonra Pazarspor'a gider. Bu takımı da üçten
ikiye çıkartır. İkinci lig'de ise maddi imkansızlıklar sebebiyle
başarılı olabilecek bir ekip kuramaz. Ve devre arası takımdan ayrılır.
Kısa bir süre boşta bekleyen Hasan Vezir, bu sene devre arasında
Kastamonu'nun başına getirilir: "İyi bir teklif vardı. Burada hedefler
büyük. Ligde orta sıralardayız. İlk hedefimiz play-offlara
katılmaktı."
Vezir'in bugün en çok yakındığı durum hiçbir camianın adamı olamaması:
"Ayrı ayrı kulüplerde top oynadığım için hiçbir taraftanım. Bir
takımda kaldığın zaman oranın adamı oluyorsun. Ben şu an hocalık
yapıyorum. Lobim olsaydı şu an Birinci Lig'de takım çalıştırıyor
olurdum. Yaptığım işler ortada. Başarılarım ortada. Trabzon'da top
oynadım; ama oraya mal olamadım. Fener'e gittim; Fener'e mal olamadım.
G.Saray'a gittim, oranın da adamı olamadım."
Bir yere ait olmamanın sıkıntılarını yaşayan Hasan pişman. "Bilseydim
büyüklerden birinde oynar ve orada bırakırdım. Büyük takımda oynayıp
futbolu bırakan arkadaşlarım var. Hepsi bir yerlere geliyor. Mesela,
F.Bahçeli Rıdvan deniyor. Ama bana ne Trabzonlu Hasan, ne Fenerli
Hasan ne de G.Saraylı Hasan deniyor." Peki Hasan'a memleketi Rize
sahip çıkmış mıydı? "Maalesef. Sahip çıkmaları lazımdı. Bana şans
verselerdi kimse abesle karşılamazdı. Bugün faal olarak çalışan ve bu
kadar kariyer yapan Rizeli antrenör bir tek ben varım. Beni
sahiplenmeliydiler. Bir sürü hoca çalıştı orada. Ama bana sen bizim
evladımızsın diyen olmadı."
Pişmanlıkları var Hasan'ın; ama geçmişe dönüp baktığında sadece
F.Bahçe'den G.Saray'a gittiğinde o son Beşiktaş maçını oynamamasını
büyük bir hata olarak görüyor: "Bana zararı oldu, Fenerbahçe'ye zararı
oldu. Benim gibi bir santrfor bulamadılar. Benden sonra Nielsen'i 2
milyara mal ettiler. Bana 750 milyonu çok gördüler." |