Gazeteci Aytekin Kalender, 15 Temmuz darbe girişimi gecesi Rize'de yaşananları anlattı.
"SANKİ BİR AMERİKAN FİLMİ"
Kalender, yaşananların sanki bir Amerikan filmi gibi olduğunu vurgulayarak:
"Saat gece 22.00 civarıydı… Sabah namazına kalkacak, ardından Mahmut Selman Hocam ve Resul Usta abimle denize girecektik. Erken yatmıştım. Derin bir uykudaydım. Telefonum çalmaya başladı. Bir… İki… Üç… Ardı arkası kesilmeyen aramalar… “Ne oluyor?” diye telefona uzandığımda, bunun sıradan bir gece olmadığını anladım. O yıllarda Müftü Mahallesi’nde oturuyordum. Arabaya atladığım gibi meydana indim. İnsanlar şaşkındı. Kimse tam olarak ne olduğunu bilmiyordu. Meydan dakikalar içinde dolmaya başladı. Bir yandan televizyon ekranlarına bakıyor, bir yandan da gördüklerimize inanamıyorduk. Sanki bir Amerikan filmi… Ama değildi. İstanbul’da, Ankara’da ve ülkenin birçok noktasında milletin silahı millete çevrilmişti: Tanklar… Savaş uçakları… Helikopterler… Kendi vatandaşına doğrultulan namlular… O gece hafızalara kazındı. " dedi.
SADECE BAŞARISIZ BİZ DARBE GİRİŞİMİ DEĞİL
15 Temmuz'un sadece başarısız bir darbe olmadığını aynı zamanda, milletin iradesine ve devletine sahip çıktığı bir gece olduğunu söyleyen Kalender:
15 Temmuz’u sadece başarısız olmuş bir darbe girişimi olarak okumak eksik kalır. O gece aynı zamanda milletin sandığına, iradesine ve devletine sahip çıktığı bir geceydi. Darbeyi planlayanlar belki hesaplarını yaptılar. Ama bir şeyi hesap edemediler. Bu millet artık eski millet değildi. Şehirleşmişti. Bilinçlenmişti. Kendi oyunun, kendi iradesinin değerini öğrenmişti. Ve o gece milyonlarca insan hiçbir çağrı beklemeden meydanlara koştu." ifadelerini kullandı.
FARKLI YAPAN MİLLETİN TOPYEKÜN DİRENMESİ
Konuşmasının devamında, 15 Temmuz'u farklı yapanın milletin ilk kez darbeye topyekün direnmesi olduğunu söyleyen Kalender:
"Türkiye darbeleri daha önce de gördü. 27 Mayıs,12 Mart, 12 Eylül,28 Şubat, Her biri bu milletin hafızasında derin izler bıraktı. Fakat 15 Temmuz’u farklı yapan, milletin ilk kez darbeye topyekûn direnmesiydi. Tankın önüne çıkan da vardı. Köprüye koşan da… Meydandan ayrılmayan da… Şehit düşen de… Gazilikle dönen de… O gece sadece güvenlik güçleri değil, esnaf, öğrenci, işçi, memur, kadın, erkek, genç, yaşlı omuz omuza durdu. Bu birliktelik, Türkiye’nin demokrasi tarihine altın harflerle yazıldı. Elbette olayın uluslararası boyutu da yıllarca konuşulacaktır. Ancak benim hafızamda kalan ilk görüntü; Rize Meydanı’nda şaşkın ama kararlı insanların sessizce birbirine bakışıydı. Kimsenin yüzünde korkudan çok, “Memleketimize ne oluyor?” sorusu vardı.Aradan yıllar geçti. Ama o geceyi yaşayanlar için bazı görüntüler hâlâ ilk günkü kadar canlı. Telefon sesleri… Meydanlarda bekleyen insanlar… Sabaha kadar açık kalan televizyonlar… Dualar… Ve ezanlar… Unutulacak gecelerden biri değildi. Söz yerine geçen cümle: 'Milletin iradesine doğrultulan her namlu, eninde sonunda milletin vicdanına yenilir.'" ifadelerini kullandı.