Rize

Batum’dan Rize’ye Uzanan Asırlık Serüven: Çay Bu Topraklara Nasıl Geldi?

Bugün Rize’nin ekonomisi, kültürü ve günlük yaşamıyla özdeşleşen çayın bölgedeki serüveni, yaklaşık bir asır önce yapılan bilimsel incelemeler ve deneme üretimleriyle başladı. Ali Rıza Bey’in 1917’de hazırladığı raporla gündeme gelen çay tarımı, Zihni Derin’in çalışmaları, Batum’dan getirilen tohumlar ve çıkarılan kanunlarla kısa sürede bölgenin en önemli geçim kaynaklarından biri haline geldi.

Abone Ol

Rize denildiğinde akla ilk gelen ürünlerin başında çay geliyor. Kentin yamaçlarını kaplayan çay bahçeleri, bugün yalnızca tarımsal üretimin değil, Rize’nin sosyal hayatının ve kültürel kimliğinin de temel unsurlarından biri olarak kabul ediliyor.

Türkiye’de çay yetiştiriciliğine yönelik farklı dönemlerde denemeler yapılmasına rağmen, kalıcı ve başarılı üretimin temelleri Cumhuriyet’in ilk yıllarında Rize’de atıldı.

İLK BİLİMSEL RAPOR 1917’DE HAZIRLANDI

Rize’de çay tarımının başlamasına uzanan sürecin ilk önemli adımı 1917 yılında atıldı. Halkalı Yüksek Ziraat Mektebi öğretmenlerinden Ali Rıza Bey, Batum ve çevresinde yaptığı incelemeler sonucunda bölgenin tarımsal yapısını ele alan bir rapor hazırladı.

Raporda, Batum ile benzer iklim ve toprak özelliklerine sahip olan Rize ve çevresinde çay yetiştirilebileceği ifade edildi. Yüksek yağış miktarı, nemli hava, asitli toprak yapısı ve ılıman iklimin çay bitkisi için uygun olduğu değerlendirildi.

ZİHNİ DERİN 1923’TE RİZE’YE GELDİ

Ali Rıza Bey’in raporunu inceleyen ziraat mühendisi Zihni Derin, 1923 yılında bölgedeki tarımsal faaliyetleri düzenlemek ve yeni ürünlerin yetiştirilmesi için çalışma yapmak üzere Rize’ye gönderildi.

Zihni Derin’in çalışmaları kapsamında, eski adı Garal Dağı olan ve günümüzde Ziraat Botanik Çay Bahçesi’nin bulunduğu bölgede bir fidanlık oluşturuldu. ÇAYKUR’un kayıtlarına göre, ilk aşamada hazineye ait 15 dekarlık bir alan bu çalışmalar için tahsis edildi.

Daha sonra kurumsal araştırmaların yürütüldüğü alan genişletildi. Bugünkü Atatürk Çay ve Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsünün temeli, 1924 yılında “Narenciye Fidanlığı” adıyla atıldı. Fidanlığın amacı; çayın yanı sıra fındık, portakal, limon ve mandalina gibi ürünlerin bölgede yetiştirilmesini sağlamak ve geliştirmekti.

BATUM’DAN TOHUM VE FİDAN GETİRİLDİ

Zihni Derin, Rize’nin iklim ve toprak özelliklerini inceledikten sonra Batum’a giderek buradaki çay bahçeleri ve üretim yöntemleri hakkında araştırma yaptı.

Batum’dan getirilen çay tohumları ve fidanları Rize’de kurulan fidanlıkta çoğaltılmaya başlandı. Elde edilen fidanlar daha sonra üreticilere dağıtılarak farklı bölgelerde deneme bahçeleri oluşturuldu.

Bu çalışmalar, çay bitkisinin Rize şartlarına uyum sağlayabildiğini ortaya koydu. Böylece sınırlı denemelerle başlayan süreç, devlet destekli ve planlı bir tarım politikasına dönüştü.

ÇAY TARIMI 1924’TE YASAL DAYANAĞA KAVUŞTU

Rize ve çevresindeki tarımsal kalkınmayı desteklemek amacıyla 6 Şubat 1924 tarihinde 407 sayılı kanun çıkarıldı. Kanunla Rize vilayeti ve Borçka kazasında fındık, portakal, limon, mandalina ve çay yetiştirilmesinin geliştirilmesi amaçlandı.

Bu düzenlemeyle çay tarımına ilişkin çalışmalar yasal bir zemine kavuşurken, uygulamanın yürütülmesinde Zihni Derin görevlendirildi.

Ancak çayın Rize’de yaygın bir tarım ürününe dönüşmesi hemen gerçekleşmedi. İlk yıllarda üreticilerin ürünü yeterince tanımaması, işleme tesislerinin bulunmaması ve ekonomik getirinin henüz kesinleşmemesi nedeniyle çalışmalar daha çok deneme bahçeleri üzerinden sürdürüldü.

1937’DE 20 TON ÇAY TOHUMU İTHAL EDİLDİ

1924 ile 1937 yılları arasında sürdürülen denemelerden olumlu sonuç alınmasının ardından çay bahçelerinin yaygınlaştırılması için daha büyük adımlar atıldı.

1937 yılında Batum’dan 20 ton çay tohumu getirildi. Ardından 1939 yılında 30 ton, 1940 yılında ise 40 ton çay tohumu ithal edilerek üretim alanlarının artırılmasına yönelik çalışmalar hızlandırıldı.

Getirilen tohumlardan elde edilen fidanlar bölgedeki üreticilere dağıtıldı. Böylece Rize başta olmak üzere Doğu Karadeniz’in uygun bölgelerinde yeni çay bahçeleri kurulmaya başlandı.

İLK YERLİ KURU ÇAY 1938’DE ÜRETİLDİ

Yıllar süren deneme ve çoğaltma çalışmalarının ardından Türkiye’de ilk yaş çay hasadı 1938 yılında gerçekleştirildi. Toplanan yapraklardan ilk yerli kuru çay da yine aynı yıl Rize’de üretildi.

Bu gelişme, Türkiye’nin tükettiği çayı kendi topraklarında üretme hedefi açısından önemli bir dönüm noktası oldu. Ancak üretimin ticari boyuta ulaşabilmesi için çay bahçelerinin genişletilmesi ve işleme tesislerinin kurulması gerekiyordu.

1940 TARİHLİ ÇAY KANUNU ÜRETİMİ GÜVENCEYE ALDI

2 Nisan 1940 tarihinde çıkarılan 3788 sayılı Çay Kanunu ile çay tarımı daha kapsamlı biçimde devlet güvencesine alındı.

Düzenlemeyle çay bahçesi kuracak üreticiler için ruhsat uygulaması getirildi. Üretimin planlanması, fidan dağıtılması, satın alma ve işleme faaliyetlerinin düzenlenmesi için yeni bir sistem oluşturuldu.

Kanunun ardından çaylık alanların hızla genişlemesiyle üreticilerin ürüne olan ilgisi de arttı. Çay, bölgede mısır ve diğer geleneksel ürünlerin yerine geçmeye başlayarak ailelerin düzenli gelir elde edebileceği bir tarım ürününe dönüştü.

İLK ÇAY FABRİKASI 1947’DE AÇILDI

Yaş çay üretiminin artması üzerine yaprakların daha düzenli ve yüksek kapasiteyle işlenebilmesi için fabrika kurulması gündeme geldi.

Türkiye’nin ilk modern çay fabrikası, 1947 yılında Rize’nin Fener Mahallesi’nde günlük 60 ton yaş çay işleme kapasitesiyle faaliyete geçti. Fabrikanın açılmasıyla birlikte çay üretimi deneme aşamasından çıkarak sanayi ölçeğine taşındı.

Yeni fabrikaların devreye alınmasıyla üreticilerin topladığı yaş çayın alım garantisi güçlendi. Çay tarımı Rize’den başlayarak Trabzon, Artvin ve Giresun’un uygun kesimlerine yayıldı.

ÇAYKUR’UN KURULMASIYLA YENİ DÖNEM BAŞLADI

Çay tarımı ve çayın işlenmesine ilişkin faaliyetler uzun yıllar farklı kamu kurumlarının sorumluluğunda yürütüldü. 1971 yılında çıkarılan kanunla Çay Kurumu oluşturuldu ve kurum 1 Mart 1973 tarihinde faaliyete geçti.

Çay Kurumu; üretim, satın alma, işleme ve pazarlama faaliyetlerini tek çatı altında topladı. Kurum daha sonra Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü, bilinen adıyla ÇAYKUR olarak yapılandırıldı.

1984 yılında çıkarılan 3092 sayılı kanunla özel sektörün de çay fabrikası kurmasına ve çay üretip pazarlamasına izin verildi. Böylece sektörde kamu kuruluşlarının yanında özel işletmeler de faaliyet göstermeye başladı.

RİZE’NİN EKONOMİK VE SOSYAL YAPISINI DEĞİŞTİRDİ

Çayın yaygınlaşması, Rize’de yalnızca tarımsal üretimi değil, toplumsal yaşamı da değiştirdi. Çok sayıda aile düzenli nakit gelire kavuşurken; fabrikalar, nakliye işletmeleri, paketleme tesisleri ve çay ticareti etrafında yeni iş alanları oluştu.

Köylerden kent merkezine uzanan ekonomik hareketlilik arttı. Yol, ulaşım ve sanayi yatırımları hızlanırken, çay hasadı bölgenin yıllık çalışma takvimini belirleyen en önemli dönemlerden biri haline geldi.

Tarım ve Orman Bakanlığının verilerine göre 2024 yılında Türkiye’nin yaş çay rekoltesi yaklaşık 1 milyon 430 bin ton olarak gerçekleşti. Yaş çay yaprağı, 49’u ÇAYKUR’a ait olmak üzere toplam 195 tesiste işlendi.

Rize Tarımsal Yatırım Rehberi’nde yer alan 2023 verilerine göre ise kentte 547 bin 327 dekar alanda yaklaşık 920 bin ton yaş çay üretildi. Bu veriler, çayın Rize tarımındaki belirleyici konumunu sürdürdüğünü gösteriyor.

BİR TARIM ÜRÜNÜNDEN KENTİN KİMLİĞİNE

1917 yılında hazırlanan bir araştırma raporuyla başlayan, Zihni Derin’in çalışmaları ve Batum’dan getirilen tohumlarla devam eden süreç, bugün milyonlarca insanın tükettiği Türk çayının ortaya çıkmasını sağladı.

Yaklaşık bir asır önce Garal Dağı’nda kurulan küçük bir fidanlıktan yayılan çay bitkisi; zamanla Rize’nin yamaçlarını kapladı, bölge ekonomisinin temelini oluşturdu ve kentin simgelerinden biri haline geldi.

Bugün Rize’de çay, yalnızca bir tarım ürünü değil; üreticinin geçim kaynağı, şehrin ekonomik gücü ve kuşaktan kuşağa aktarılan bir yaşam kültürü olarak varlığını sürdürüyor.