• 23 Eylül 2021 Perşembe
  • Rize AÇIK
  • 00:00
    23 Eylül 2021 İmsak: Güneş: Öğle: İkindi: Akşam: Yatsı:

Ah Şu Rizeliler

Kıvrak zekalı Karadeniz ve Rize insanı, gerek yorumlarıyla , gerek başlarına gelen olaylara getirdikleri pratik çözümlerle, mizahçılara taş çıkartıyor.

Ah Şu Rizeliler

HEPSİ GERÇEK OLAYLAR

'Meclis'tekilerin Yarısı Akıllıdır' 
Rize eski Milletvekili Fuat Sirmen, bir gün TBMM'de yaptığı bir konuşmada, 'Milletvekillerinin yarısı aptaldır' deyince Meclis'te milletvekillerinin tepkisini çekmiş. Tepkiler üzerine tekrar söz alan Sirmen, kürsüye çıkarak bu kez 'Meclis'tekilerin yarısı akıllıdır' demiş.

Ahırda Mahsur Kalan Boğa
Rizeli Turgay Civelek, aldığı 30 kiloluk buzağıyı, evinin altındaki ahırda beslemeye başlamış. Aradan 14 ay geçtikten sonra 30 kiloluk buzağı tam 240 kiloluk bir boğa olmuş. Talihsiz boğa, ahırda mahsur kalmış.

'Sazanları Yediler'
Rize Belediyesi'ne ait 100. Yıl Parkı'nın havuzundaki sazan balıkları, sarhoşlar tarafından çalınıp yenilmiş. Bunun üzerine dönemin ANAP'lı Belediye Başkanı Hızır Hop, telsizle Park ve Bahçeler Müdürü'ne, 'Sazanları yediler, parktaki kazları koruma altına alalım' diye seslenmiş.

Burun Farkı
Rizeli Tahsin Tuzcu at yarışına çok meraklıymış. Kaybedince, 'Burun farkıyla kaybettim' dermiş. Bir gün eşi dayanamamış ve 'Oy senin burnuna ne diyeyim. Uzun burunlu bir at bul' diye sitem etmiş.

'Koca Valiye 'Oğlum' Demek Ağır Gelir Bana
Rize eski Belediye Başkanı Ekrem Orhon, dönemin valisi ile gezintiye çıkmış. Vali sohbet sırasında, eşini kaybeden Orhon'a 'Üzülme, sana anamı veririm. Onunla evlenirsin' diye takılmış. Üzüntülü başkan da valiye, 'Ananı almak bir şey değil de, koca valiye 'oğlum' demek biraz ağır gelir bana' diye cevap vermiş.

'Bu da Bir Şey Bilmiyor'
Rizespor Kulübü eski Başkanı Bahattin Çoşkun'un eczanesinde yabancı bir ilaç firmasının Türkçe bilmeyen mümessili otururken, yörede nükteleri ile ünlü Rizeli Hüseyin içeri girer. Yabancıya bir şeyler anlatmaya çalışır. Yabancı kendisine Almanca cevap verince Hüseyin, 'Bu da bir şey bilmiyor' diyerek eczaneden ayrılır.

'Pazar'ı Rezil Etmeyelum'
Pazar’ın meşhur delisi Çamlı Hakkı’yı bütün Pazarlılar tanır. Hakkı nasıl olduysa bir gün Ankara’ya gider. Sokakta yatarken onu gören bir Pazarlı:
-Hakkı, sen burada ne yapıyorsun?' der ve para vermeye kalkar.
Hakkı başını kaldırır ve kendisini tanıdığını belli etmemesini isteyerek:
-Sus, Pazar’i rezil etmeyelum.

Şemsiye
Rizeli elektrikçi Mehmet Demir gece eve giderken kuvvetli bir yağmura tutulur. Evin kapısına gelince hanımı kapıyı açar.
-Mehmet şemsiyen vardi niye bu kadar islandun?
-Hani şemsiye?
Hanımı ceketinin arka yakasından asılı şemsiyeyi gösterdi.
-Ben oni orada unuttum.

Hatırası Var
Yılmaz Arayıcı, arkadaşını yazıhanesinde ziyaret eder. Oldukça lüks döşenmiş olan yazıhanenin duvarında bulunan tablo kazayla yere düşer ve kırılır. Yazıhane sahibi:
-Eyvah hatırası vardı, diye yakınır.
Yılmaz Arayıcı da cevabı yapıştırır:
-Babam da dedemden hatıra kalmıştı. Götürürken kimse bana sormadı.

Rıdvan Dilmen’den Bir Anı
Fenerbahçe’de oynarken kamptayız. Öğlen yemeğinde takım olarak buluştuk. Servisin yapılmasını bekliyoruz. Karşımda Rizeli Hasan Vezir, sağımda ise Kaptan Müjdat Yetkiner var. Müjdat ve benim en sevmediğimiz şeylerin başında, boş tabağa sürtülen çatal ve onun çıkardığı ince iç gıcıklayan ses gelir. Bunu çok iyi bilen Hasan Vezir, gözlerimizin içine baka baka çatalı tabakta bir oraya bir buraya gezdirip duruyor.
Sonunda Müjdat dayanamadı patladı; Beni ayağa kaldırma."
Hasan’dan ise fıkra gibi cevap geldi; 'Sana yapmıyorum ki... Rıdvan’a yapıyorum.'

'Çorba Mı İdi Ki Doyaydum'
Çanava’dan Lıkooğlu Hanife hala yüz yaşına gelmişti. Bir gün 75 yaşındaki kızı Fadime ölünce kulağına bağırırlar:
-Hanife hala Fadime öldü.
-Eeee. Elbet ölecekti. Ne zamanun Fadimesi. der ve ağlamaz, fakat kocasının ölümü haber verilince çok üzülür.
-Bu kadar yıl doyamadın mı? diye soranlara da cevap olarak:
-Çorba mi idi ki doyaydum demiş.

'Kırk Yılda Bir Geliyorsunuz'
Celal Memişoğlu esprili ve renkli kişiliğiyle Rize’nin unutulmaz isimleri arasındaki yerini almıştır. Çok partili dönemin başladığı sıralarda Rize’ye gelen mebuslardan birini karşılamakta biraz heyecanlı ve iltifatta mübalağalı davranır. Mebus:
- Ne bu iltifat? diye sorar. Celal hemen cevabı yapıştırır:
- Nasıl iltifat etmeyelim... Kırk yılda bir geliyorsunuz.

'Paşabahçe 33'
Pazar’ın bir köyünde genç delikanlı üzerine bir korku geldiği için annesi tarafından okuması için hocaya götürülür. Hoca çocuğu dualarla okuduktan sonra cam bardağa su doldurur ve bütün dikkatini vererek içine bakmasını söyler. Çocuk bakar, bakar fakat hiçbir şey göremez. Hoca ısrar eder, iyice bak diye. Çocuk bir daha bakar ve:
-Hocam, gördüm gördüm der. Hoca:
-Ne gördün? diye sorar. Çocuk heyecanla cevap verir:
-Paşabahçe 33... (Bardağın altındaki damgadır gördüğü)

'İki Geldi Bir Gelecek'
Rahmetli Kazancı Yusuf (Makas) Beykoz’da bir lokantaya girer ve bir masaya oturur. Lokanta oldukça kalabalıktır. Garson sipariş almaya yetişemiyordu. Kazancı garsona seslenir. Garson:
-Geliyor der. Bir müddet sonra tekrar seslenir.
-Geliyor der. Bir daha seslenir. Bu sefer de;
-Gelecek der fakat bir türlü siparişi almaz. Kazancı daha fazla dayanamaz, kalkar, tam kapıdan çıkacakken kasadaki patron ne yediğini sorar:
-İki geldi, bir gelecek. Kaç para?

'Bir Şey Yapamaz Mıyız?'
Çay TV Genel Yayın Yönetmeni Arif Akmermer, televizyonu adına açık havada bir müzik programı düzenleyecektir. Programın yapılacağı gün havanın nasıl olacağını öğrenmek için Meteoroloji Müdürünü arar:
-Hocam Salı günü hava nasıl?
-Yağışlı.
-Bir şey yapamaz mıyız?

'Osman Amca Kısa Kes'
Kaçkar TV'de atma türkü yarışmasının yapımcılığını ve sunuculuğunu yapan Osman Efendioğlu hem faks hem de telefonla gelen isteklere cevap vermektedir.
Yine bir akşam program normal süresini hayli aşmıştır. Ana kumandada çalışanlar bir not yazarak uyarmak isterler:
-Osman amca kısa kes, eve gideceğiz, yazarak masasına bırakırlar. Efendioğlu istek sandığı notu alır ve konuk müzisyenlere dönerek canlı yayında okur.
-Evet arkadaşlar 'Osman amca kısa kes, eve gideceğiz' bu eseri hanginiz seslendirecek?

'Peştamali Asti Başumdan Aşağa'
Rizeli nüktedar Veysel ağanın kahvesi DP ocak levhasını taşır ve DP’nin bayrağı da kahvenin önünde asılırdı. Damadına kahvehanenin üstünü kiraya vermişti. Bir iki ay geçince bir de bakar ki kahvehanenin üstünde CHP bayrağı sallanıyor. 
Mukavele yapmış olduğu için tabii ki damadına da bir şey söyleyemedi ve dostlarına dert yanmış.  
-Ula ha bu herife bi bakun da. Bağa neler etti. Peştemali asti başumdan aşağa... (Çizgili dokunan yöresel peştamalle altı oka gönderme yapıyor)

'Ha Buradan Topa Bi Vursa Topi İstanbul'a Atar'
Osman Kavrakoğlu; 14 Mayıs 1950’de yapılan seçimlerde kendisi ile birlikte Türk futbolunun büyük yıldızı Zeki Rıza Sporel’in de Rize’den milletvekili adayı olmasını sağlayan Kavrakoğlu, Rize’de yapılan bir mitingde Zeki Rıza Sporel’i  Rizelilere şöyle tanıtır: “Habu görduğunuz adam var ya ha buradan topa bi vursa topi İstanbul'a atar.”

'Evet Tuttunuz'
Ekrem Orhon Rize milletvekilliğine aday olur, seçimi kazanamaz. İkizdere yoluna baş koymuştur. İkizdere’ye gider. Tüm halk: “Biz seni tuttuk Reis baba” der.
Hazır cevaplılığıyla bilinen Ekrem Orhon: “Evet tuttunuz. Çiş yaparken şeyinizi tuttuğunuz gibi”

İnadindan Eldi
-Hoca Memet eldi.
-Sapasağlam adam idi, niye eldi?
-Acindan eldi.
-Uşağum hiç bi Laz acindan elmez. Soylesaydi hepumuz yardim ederduk oğa.
-Utandi demağa.
-Gördun mi. Acindan değil inadindan eldi.

'İdare Edun'
DP döneminin renkli kişiliklerinden biri olan Hasan Tez, bir gün kürsüde konuşurken DP milletvekilleri laf atarlar, ilkokul mezunu olduğunu yüzüne vururlar. Tez, Karadenizlilere has hazır cevaplılığı ile:
“Beyefendiler, şu mecliste tahsilsiz olan iki kişiyiz. Biri Genel Başkan, biri de ben, bizi de idare edun” der.

Fatih Sultan Kar`ın hazırladığı 'Yaşanmış Rize Fıkraları' kitabından alıntıdır....

YORUM EKLE