Rize Köyleri Boşalıyor Mu?

Abone Ol

Bir zamanlar…
Yaz gelince yaylaya çıkılır, kış gelince sahile inilirdi.

Şimdi ise…
Köyden merkeze iniliyor, bir daha da geri dönülmüyor.

2023’te köy ve beldelerde yaşayan nüfus 129 bin 48 idi.
2024’te 117 bin 45’e düştü.
2025’te ise 110 bin 957…

Üç yılda yaklaşık 18 bin kişi kırsaldan kopmuş.

Toplam nüfus 346 bin 947.
Bunun 235 bin 990’ı il ve ilçe merkezlerinde.

Rakam soğuk.
Ama mesele sıcak.

Köy boşalırsa…
Tarla susar.
Ahır kapanır.
Ocak tüter ama dumanı seyrekleşir.

“Şehir konforu var” diyene bir şey diyemem.
Ama köy sadece ev değildir. Üretimdir. Hafızadır. Aidiyettir.

Toprağı bırakırsan…
Bir gün o da seni bırakır.

Bir söz bırakalım buraya:
Topraktan uzaklaşan, ekmeğin de emeğinde değerini unutur.

KAHVERENGİ KOKARCA: 90 YUMURTA, 10 BİN BELA

2017’de Doğu Karadeniz’de görüldü.
Sonra hop Rize’ye, Trabzon’a, Giresun’a, Ordu’ya yayıldı.

Adı: kahverengi kokarca.
Kendisi küçük, zararı büyük.

Bir yumurtlamada 80–90 yumurta.
Uygun şartlarda birkaç nesilde 10 bine kadar birey.

Çay yaprağıyla beslenir.
Fındıkla beslenir.
Mısırla beslenir.
Sebzeyle, meyveyle beslenir.

Toplamda 300’den fazla bitki türü.
Yani sofradaki her şeye göz dikmiş bir misafir.

Kışın “kışlakta” saklanır.
Martta çıkar.
Bahçeye iner.
Öz suyu emer.

Sonra çiftçi bakar ki ürün var gibi ama yok.

Bu iş şakaya gelmez.
Biyolojik mücadele, kimyasal mücadele… Hepsi bir arada.

Yoksa kokarca değil, biz kokarız.
Zararlı küçük olabilir ama ihmali büyüktür.

RİZE’NİN HAFIZASINI YAZAN ADAM

Ömer Yazıcı

Rize’nin tarihini romanla anlatan adamlardan.
“Yunus ile Gülayşa 2”yi okudum.
Birinciyi de okumuştum.

1918’lere gittim.
Kuva-yi Milliye yıllarına.

Bir baba…
Bir evlat…
Bir yarım kalmış aşk…

Yunus cephede.
Geride Gülayşa.

Sonra yıllar.
Sonra bir oğul: Mustafa.

Roman okurken bazen tarih kitabı okur gibi oldum.
Bazen bir mektup gibi.
Bazen bir ağıt gibi.

Rize sadece yağmur değildir.
Rize hikâyedir.

Bu tür eserler şehre çivi çakar.
Tarihe not düşer.

Geçmişini yazmayan şehir, geleceğini başkasına yazdırır.

KALENDERCE

Köy boşalıyor.
Tarlada el azalıyor.
Bahçede kokarca çoğalıyor.
Kitapta tarih çoğalıyor.

Bir yanda eksilen insan…
Bir yanda çoğalan böcek…
Bir yanda dirilen hatıra…

Şehir dediğin betonla değil, insanla ayakta durur.
Toprakla bağını koparanın, yarınla bağı zayıflar.

Belki de mesele şudur:
Köyü yaşatacağız ki şehir yaşasın.
Toprağı koruyacağız ki ekmek helal kalsın.
Hikâyemizi yazacağız ki kim olduğumuzu unutmayalım.

Toprağa sırt dönmeyen, yarına yüzünü döner.