Rize’nin Nüfusu Arttı Mı, Yoksa Yerinde Mi Saydı?

Abone Ol

Rize’nin yeni nüfusu belli oldu.
Rakamlar küçük ama mesaj büyük.

TÜİK’in 2025 Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi verilerine göre Rize’nin nüfusu, 2024’te 346 bin 977 iken 2025’te 30 kişi azalarak 346 bin 947’ye düştü.

“Ne var canım, 30 kişi” diyenler olabilir.
Ama mesele 30 kişi değil.
Mesele 25 yıldır aynı yerde saymak.

2000 yılında Rize’nin nüfusu 365 bin 938’di.
2010’da 319 bin 637’ye düştü.
2015’te 328 bin…
2020’de 344 bin…
2024’te yeniden 346 bin…

Yani tablo şu:
Rize yıllardır ileri gitmiyor, geri de gitmiyor.
Olduğu yerde duruyor.

Bu da aslında sessiz bir alarm.

Bugün Rize’de 173 bin 549 erkek,
173 bin 398 kadın yaşıyor.

Kadın erkek sayısı neredeyse eşit.
Ama yaş dağılımı öyle mi, işte orası muamma.

Genç nüfus gidiyor.
Sessiz sedasız.
Diplomasını alan, valizini toplayan, “bir bakayım” diye çıkan…
Sonra geri dönmeyen.

Şehirde kalanlar ise genelde belli:
Emekli, memur, ailesinden kopamayan ya da mecbur kalanlar.

Türkiye geneline baktığımızda tablo bambaşka.

Türkiye’nin nüfusu 2025’te 427 bin kişi artarak 86 milyon 92 bine çıktı.
İstanbul hâlâ zirvede.
Bayburt yine listenin sonunda.

Yani Türkiye büyüyor,
Rize ise duruyor.

Bu duruş da tesadüf değil.

Soru basit ama can yakıcı:
Gençler neden gidiyor?

İş mi yok?
Var ama nitelikli iş az.
Sosyal hayat mı yok?
Var ama sınırlı.
Gelecek umudu mu eksik?
İşte orası tam kalbinden vuruyor meseleyi.

Bir şehir sadece yol, bina, AVM ile tutulmuyor.
Genç aklı, genç hayali tutamazsan
nüfusu kağıt üstünde tutarsın
ama ruhu kaçırırsın.

Bugün bir cenaze için aniden İstanbul’a gitmek zorunda kaldım.
Plan yoktu, hazırlık yoktu.
Uzun zaman sonra ilk kez Trabzon’dan bulduğumuz bir uçakla İstanbul’a gidiyorum.

Yakında bir havalimanı olması büyük avantaj, evet.
Ama bu avantajın Rize içinde daha çok ve daha akıllıca kullanılması gerektiğini de bir kez daha düşündüm.

Ulaşım kolaylaşır ama şehir cazip değilse
gidiş olur, dönüş olmaz.

Bu yazıyı uçakta yazıyorum.
Bugün bir kitap önerecektim, yarına kaldı.
Belki de yarın, Rize’nin geleceğini konuşurken
bir kitap gibi kalın düşünmemiz gerektiğini yazarız.

Çünkü bu şehir,
sadece sayılarla değil,
hikâyelerle ayakta kalır.