<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Rizedeyiz: Rize Haber, Rize Haberleri</title>
    <link>https://www.rizedeyiz.com</link>
    <description>2005'ten bu yana doğru, güvenilir ve tarafız haberin adresi RİZEDEYİZ.com!

Rize, Rize Haberleri, Rize'den haberler, son dakika</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.rizedeyiz.com/rss/rize-hakkinda" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2005. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 11 Apr 2026 03:31:41 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/rss/rize-hakkinda"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Rize Duaları ve Bedduaları]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/rize-dualari-ve-beddualari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/rize-dualari-ve-beddualari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rize ve yöresinde kullanılan dua ve beddua örnekleri.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>DUALAR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>- Allah ağrilaruni kafdağinun arkasina aşursun<br />
- Allah bedeni sihetuni versun<br />
- Anan kesilsun sağa<br />
- Beyaz sakal tariyasun<br />
- Boş çeseye salmayasun<br />
- Çoheyi coresun<br />
- Dunyanun adini alasun<br />
- Haznelere çatasun<br />
- Kadani alayim<br />
- Kadani alasun<br />
- Nere var bi cuneş oreya olasun<br />
- Nur aksun mezarluğuna<br />
- O binam, kesileyim sağa<br />
- O verenine kurban olayim<br />
- Oğul veresun da duynayi doldurasun<br />
- Sakallarini tariyasun<br />
- Sular gibi artasun<br />
- Topraklari kadar yaşiyasun<br />
- Uşaklarun da sağa ole etsun<br />
- Zihnunuzi çesçin etsun</p>

<p><strong>BEDDUALAR</strong></p>

<p>- Adun çesilsun<br />
- Allah yedi yorgan yipratasun<br />
- Ander kalasun<br />
- Başun kesile<br />
- Dert başuna<br />
- Hay korbakor çikasun<br />
- Heyirini cormeyesun<br />
- Kisacunli olasun<br />
- Korbakor olasun<br />
- Murt cidesun<br />
- Nabedil olasun<br />
- O ander kalasun<br />
- O ander kaybana kalasun<br />
- O başin kesile da kellen<br />
- O keseyim seni aleme<br />
- Oğa çok eğriluk etti, ecrini çekecek<br />
- Pakliya seni<br />
- Peşuk sallamiyasun<br />
- Sincile enesun<br />
- Tamdan tuma çidesun<br />
- Ubur çikasun<br />
- Uşak çipasi çesmeyesun<br />
- Vay başuna<br />
- Vay vereyim aklin</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RİZEDEYİZ EDİTÖRÜ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize Hakkında</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/rize-dualari-ve-beddualari</guid>
      <pubDate>Sun, 20 Oct 2024 00:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2024/04/dua.jpg" type="image/jpeg" length="26198"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Rize Bilmeceleri]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/rize-bilmeceleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/rize-bilmeceleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rize yöresinde sık kullanılan bilmeceler.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>-Ağızı haho, deliği vizo, zaçada ziço, zaçada ziço</strong><br />
<em>(Küp)</em></p>

<p><strong>-Alaca bulaca, çıkar ağaca </strong><br />
<em>(Fasulye)</em></p>

<p><strong>-Altı kül, üstü kül, içine bir sarı gül</strong><br />
<em>(Pilekide Mısır Ekmeği)</em></p>

<p><strong>-Alttan yer, üstten çıkarur </strong><br />
<em>(Rende)</em><br />
<br />
<strong>-Altı çeğnem, usti çeğnem, içinde bir garip nenem</strong><br />
<em>(Ekmek)</em></p>

<p><strong>-Babası eğri büğrü, annesi yavan kadın, kızı güzeller güzeli, oğlu sohbetlerde gezer</strong><br />
<em>(Asma, yaprak, üzüm, şarap)</em></p>

<p><strong>-Başı tarak, kuyruğu orak</strong><br />
<em>(Horoz)</em></p>

<p><strong>-Ben giderum o gider, pare kadar iz eder</strong><br />
<em>(Değnek)</em></p>

<p><strong>-Bir duvara, iki tekne</strong><br />
<em>(Kulak)</em></p>

<p><strong>-Bir bayırda iki kenef </strong><br />
<em>(Burun)</em></p>

<p><strong>-Bir kara kocakari, etekleri yukari</strong><br />
<em>(Zincir)</em></p>

<p><strong>-Bi etek yumurta, sabahleyin baktum, bi dane yok</strong><br />
<em>(Yıldız)</em></p>

<p><strong>-Bir vururum bin döker</strong><br />
<em>(Elek)</em></p>

<p><strong>-Bir kara koca karı, belinde şal kuşağı, hiç yakışmamış ona, almış bekar uşağı</strong><br />
<em>(Tabanca)</em></p>

<p><strong>-Burdan vurdum kilici, karşıdan çıktı uci</strong><br />
<em>(Mermi)</em></p>

<p><strong>-Çozun beni ipumden, vereyum size yukumden</strong><br />
<em>(Yayık)</em></p>

<p><strong>-Dedem aruk, paşu saruk </strong><br />
<em>(Rokopoli)</em></p>

<p><strong>-Dört yaşına, dert başına</strong><br />
<em>(İskemle)</em></p>

<p><strong>-Elde konuşur, yere konunca susar </strong><br />
<em>(Kalem)</em></p>

<p><strong>-Evun ustunda kırk atli, kırkıda kara kapakli</strong><br />
<em>(Çivi)</em></p>

<p><strong>-Ey hanesi, hanesi, kızlarun meyhanesi, topuğundan su çikar, ağzından da tanesi </strong><br />
<em>(Değirmen)</em></p>

<p><strong>-Fırunda pişer, avluya işer</strong><br />
<em>(Kiremit)</em></p>

<p><strong>-Ğopi ğopi, altun topi </strong><br />
<em>(Portakal)</em></p>

<p><strong>-İki direk bir nayla</strong><br />
<em>(Tavuk)</em></p>

<p><strong>-Kara kuzgun, sapi uzun, hem sizun var, hem bizum</strong><br />
<em>(Tava)</em></p>

<p><strong>-Kendi demirden kuyruğu kendirden</strong><br />
<em>(Çuvaldız)</em></p>

<p><strong>-Kitledum sanduğu, puşkulleri dişari</strong><br />
<em>(Göz)</em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>-Kuyinun içine suyi, suyinin içine ilan, ilanun ağzına mercan</strong><br />
<em>(Şişeli Lamba)</em></p>

<p><strong>-Nenemun etekleri, süpürür hendekleri</strong><br />
<em>(Rüzgar)</em></p>

<p><strong>-Sari sari sanduri, dori dori donduri, kırmızı pependeru </strong><br />
<em>(Sandık, dolap, ateş)</em></p>

<p><strong>-Saridur sarkar, düşeceğum diye korkar</strong><br />
<em>(Ayva)</em></p>

<p><strong>-Supurdum odayı, otu kodum babayı </strong><br />
<em>(Soba)</em></p>

<p><strong>-Ucar ucar, beyaz sıcar </strong><br />
<em>(Kar)</em></p>

<p><strong>- Uzun uzun ip kider,dibina da kup kider </strong><br />
<em>(Kabak)</em></p>

<p><strong>-Uzun uzun uzatırlar, gelin gibi donatırlar, uzun yola yollatırlar</strong><br />
<em>(Cenaze)</em></p>

<p><strong>-Üstü çimen biçilur, altı pinar içilur</strong><br />
<em>(Koyun)</em></p>

<p><strong>-Vili vili, dibi tuyli</strong><br />
<em>(Muşmula)</em></p>

<p><strong>-Yazı yazar imam değil, ağaca çıkar insan deyil</strong><br />
<em>(Salyangoz)</em></p>

<p><strong>-Yer altında, dedemun sakalıdur</strong><br />
<em>(Pırasa)</em></p>

<p><strong>-Yerden piter pi foli, pelindedur piştofi</strong><br />
<em>(Mısır)</em></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize Hakkında</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/rize-bilmeceleri</guid>
      <pubDate>Sun, 20 Oct 2024 00:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2024/10/rkbk.jpg" type="image/jpeg" length="46167"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ah Şu Rizeliler]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/ah-su-rizeliler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/ah-su-rizeliler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kıvrak zekalı Karadeniz ve Rize insanı, gerek yorumlarıyla, gerek başlarına gelen olaylara getirdikleri pratik çözümlerle, mizahçılara taş çıkartıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HEPSİ GERÇEK OLAYLAR</strong></p>

<p><strong>'Meclis'tekilerin Yarısı Akıllıdır' </strong><br />
Rize eski Milletvekili Fuat Sirmen, bir gün TBMM'de yaptığı bir konuşmada, 'Milletvekillerinin yarısı aptaldır' deyince Meclis'te milletvekillerinin tepkisini çekmiş. Tepkiler üzerine tekrar söz alan Sirmen, kürsüye çıkarak bu kez 'Meclis'tekilerin yarısı akıllıdır' demiş.</p>

<p><strong>Ahırda Mahsur Kalan Boğa</strong><br />
Rizeli Turgay Civelek, aldığı 30 kiloluk buzağıyı, evinin altındaki ahırda beslemeye başlamış. Aradan 14 ay geçtikten sonra 30 kiloluk buzağı tam 240 kiloluk bir boğa olmuş. Talihsiz boğa, ahırda mahsur kalmış.</p>

<p><strong>'Sazanları Yediler'</strong><br />
Rize Belediyesi'ne ait 100. Yıl Parkı'nın havuzundaki sazan balıkları, sarhoşlar tarafından çalınıp yenilmiş. Bunun üzerine dönemin ANAP'lı Belediye Başkanı Hızır Hop, telsizle Park ve Bahçeler Müdürü'ne, 'Sazanları yediler, parktaki kazları koruma altına alalım' diye seslenmiş.</p>

<p><strong>Burun Farkı</strong><br />
Rizeli Tahsin Tuzcu at yarışına çok meraklıymış. Kaybedince, 'Burun farkıyla kaybettim' dermiş. Bir gün eşi dayanamamış ve 'Oy senin burnuna ne diyeyim. Uzun burunlu bir at bul' diye sitem etmiş.</p>

<p><strong>'Koca Valiye 'Oğlum' Demek Ağır Gelir Bana</strong><br />
Rize eski Belediye Başkanı Ekrem Orhon, dönemin valisi ile gezintiye çıkmış. Vali sohbet sırasında, eşini kaybeden Orhon'a 'Üzülme, sana anamı veririm. Onunla evlenirsin' diye takılmış. Üzüntülü başkan da valiye, 'Ananı almak bir şey değil de, koca valiye 'oğlum' demek biraz ağır gelir bana' diye cevap vermiş.</p>

<p><strong>'Bu da Bir Şey Bilmiyor'</strong><br />
Rizespor Kulübü eski Başkanı Bahattin Çoşkun'un eczanesinde yabancı bir ilaç firmasının Türkçe bilmeyen mümessili otururken, yörede nükteleri ile ünlü Rizeli Hüseyin içeri girer. Yabancıya bir şeyler anlatmaya çalışır. Yabancı kendisine Almanca cevap verince Hüseyin, 'Bu da bir şey bilmiyor' diyerek eczaneden ayrılır.</p>

<p><strong>'Pazar'ı Rezil Etmeyelum'</strong><br />
Pazar'ın meşhur delisi Çamlı Hakkı'yı bütün Pazarlılar tanır. Hakkı nasıl olduysa bir gün Ankara'ya gider. Sokakta yatarken onu gören bir Pazarlı:<br />
-Hakkı, sen burada ne yapıyorsun?' der ve para vermeye kalkar.<br />
Hakkı başını kaldırır ve kendisini tanıdığını belli etmemesini isteyerek:<br />
-Sus, Pazar'i rezil etmeyelum.</p>

<p><strong>Şemsiye</strong><br />
Rizeli elektrikçi Mehmet Demir gece eve giderken kuvvetli bir yağmura tutulur. Evin kapısına gelince hanımı kapıyı açar.<br />
-Mehmet şemsiyen vardi niye bu kadar islandun?<br />
-Hani şemsiye?<br />
Hanımı ceketinin arka yakasından asılı şemsiyeyi gösterdi.<br />
-Ben oni orada unuttum.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Hatırası Var</strong><br />
Yılmaz Arayıcı, arkadaşını yazıhanesinde ziyaret eder. Oldukça lüks döşenmiş olan yazıhanenin duvarında bulunan tablo kazayla yere düşer ve kırılır. Yazıhane sahibi:<br />
-Eyvah hatırası vardı, diye yakınır.<br />
Yılmaz Arayıcı da cevabı yapıştırır:<br />
-Babam da dedemden hatıra kalmıştı. Götürürken kimse bana sormadı.</p>

<p><strong>Rıdvan Dilmen'den Bir Anı</strong><br />
Fenerbahçe'de oynarken kamptayız. Öğlen yemeğinde takım olarak buluştuk. Servisin yapılmasını bekliyoruz. Karşımda Rizeli Hasan Vezir, sağımda ise Kaptan Müjdat Yetkiner var. Müjdat ve benim en sevmediğimiz şeylerin başında, boş tabağa sürtülen çatal ve onun çıkardığı ince iç gıcıklayan ses gelir. Bunu çok iyi bilen Hasan Vezir, gözlerimizin içine baka baka çatalı tabakta bir oraya bir buraya gezdirip duruyor.<br />
Sonunda Müjdat dayanamadı patladı; Beni ayağa kaldırma.'<br />
Hasan'dan ise fıkra gibi cevap geldi; 'Sana yapmıyorum ki... Rıdvan'a yapıyorum.'</p>

<p><strong>'Çorba Mı İdi Ki Doyaydum'</strong><br />
Çanava'dan Lıkooğlu Hanife hala yüz yaşına gelmişti. Bir gün 75 yaşındaki kızı Fadime ölünce kulağına bağırırlar:<br />
-Hanife hala Fadime öldü.<br />
-Eeee. Elbet ölecekti. Ne zamanun Fadimesi. der ve ağlamaz, fakat kocasının ölümü haber verilince çok üzülür.<br />
-Bu kadar yıl doyamadın mı? diye soranlara da cevap olarak:<br />
-Çorba mi idi ki doyaydum demiş.</p>

<p><strong>'Kırk Yılda Bir Geliyorsunuz'</strong><br />
Celal Memişoğlu esprili ve renkli kişiliğiyle Rize'nin unutulmaz isimleri arasındaki yerini almıştır. Çok partili dönemin başladığı sıralarda Rize'ye gelen mebuslardan birini karşılamakta biraz heyecanlı ve iltifatta mübalağalı davranır. Mebus:<br />
- Ne bu iltifat? diye sorar. Celal hemen cevabı yapıştırır:<br />
- Nasıl iltifat etmeyelim... Kırk yılda bir geliyorsunuz.</p>

<p><strong>'Paşabahçe 33'</strong><br />
Pazar'ın bir köyünde genç delikanlı üzerine bir korku geldiği için annesi tarafından okuması için hocaya götürülür. Hoca çocuğu dualarla okuduktan sonra cam bardağa su doldurur ve bütün dikkatini vererek içine bakmasını söyler. Çocuk bakar, bakar fakat hiçbir şey göremez. Hoca ısrar eder, iyice bak diye. Çocuk bir daha bakar ve:<br />
-Hocam, gördüm gördüm der. Hoca:<br />
-Ne gördün? diye sorar. Çocuk heyecanla cevap verir:<br />
-Paşabahçe 33... (Bardağın altındaki damgadır gördüğü)</p>

<p><strong>'İki Geldi Bir Gelecek'</strong><br />
Rahmetli Kazancı Yusuf (Makas) Beykoz'da bir lokantaya girer ve bir masaya oturur. Lokanta oldukça kalabalıktır. Garson sipariş almaya yetişemiyordu. Kazancı garsona seslenir. Garson:<br />
-Geliyor der. Bir müddet sonra tekrar seslenir.<br />
-Geliyor der. Bir daha seslenir. Bu sefer de;<br />
-Gelecek der fakat bir türlü siparişi almaz. Kazancı daha fazla dayanamaz, kalkar, tam kapıdan çıkacakken kasadaki patron ne yediğini sorar:<br />
-İki geldi, bir gelecek. Kaç para?</p>

<p><strong>'Bir Şey Yapamaz Mıyız?'</strong><br />
Çay TV Genel Yayın Yönetmeni Arif Akmermer, televizyonu adına açık havada bir müzik programı düzenleyecektir. Programın yapılacağı gün havanın nasıl olacağını öğrenmek için Meteoroloji Müdürünü arar:<br />
-Hocam Salı günü hava nasıl?<br />
-Yağışlı.<br />
-Bir şey yapamaz mıyız?</p>

<p><strong>'Osman Amca Kısa Kes'</strong><br />
Kaçkar TV'de atma türkü yarışmasının yapımcılığını ve sunuculuğunu yapan Osman Efendioğlu hem faks hem de telefonla gelen isteklere cevap vermektedir.<br />
Yine bir akşam program normal süresini hayli aşmıştır. Ana kumandada çalışanlar bir not yazarak uyarmak isterler:<br />
-Osman amca kısa kes, eve gideceğiz, yazarak masasına bırakırlar. Efendioğlu istek sandığı notu alır ve konuk müzisyenlere dönerek canlı yayında okur.<br />
-Evet arkadaşlar 'Osman amca kısa kes, eve gideceğiz' bu eseri hanginiz seslendirecek?</p>

<p><strong>'Peştamali Asti Başumdan Aşağa'</strong><br />
Rizeli nüktedar Veysel ağanın kahvesi DP ocak levhasını taşır ve DP'nin bayrağı da kahvenin önünde asılırdı. Damadına kahvehanenin üstünü kiraya vermişti. Bir iki ay geçince bir de bakar ki kahvehanenin üstünde CHP bayrağı sallanıyor. <br />
Mukavele yapmış olduğu için tabii ki damadına da bir şey söyleyemedi ve dostlarına dert yanmış.  <br />
-Ula ha bu herife bi bakun da. Bağa neler etti. Peştemali asti başumdan aşağa... (Çizgili dokunan yöresel peştamalle altı oka gönderme yapıyor)</p>

<p><strong>'Ha Buradan Topa Bi Vursa Topi İstanbul'a Atar'</strong><br />
Osman Kavrakoğlu; 14 Mayıs 1950'de yapılan seçimlerde kendisi ile birlikte Türk futbolunun büyük yıldızı Zeki Rıza Sporel'in de Rize'den milletvekili adayı olmasını sağlayan Kavrakoğlu, Rize'de yapılan bir mitingde Zeki Rıza Sporel'i  Rizelilere şöyle tanıtır: 'Habu görduğunuz adam var ya ha buradan topa bi vursa topi İstanbul'a atar.'</p>

<p><strong>'Evet Tuttunuz'</strong><br />
Ekrem Orhon Rize milletvekilliğine aday olur, seçimi kazanamaz. İkizdere yoluna baş koymuştur. İkizdere'ye gider. Tüm halk: 'Biz seni tuttuk Reis baba' der.<br />
Hazır cevaplılığıyla bilinen Ekrem Orhon: 'Evet tuttunuz. Çiş yaparken şeyinizi tuttuğunuz gibi'</p>

<p><strong>İnadindan Eldi</strong><br />
-Hoca Memet eldi.<br />
-Sapasağlam adam idi, niye eldi?<br />
-Acindan eldi.<br />
-Uşağum hiç bi Laz acindan elmez. Soylesaydi hepumuz yardim ederduk oğa.<br />
-Utandi demağa.<br />
-Gördun mi. Acindan değil inadindan eldi.</p>

<p><strong>'İdare Edun'</strong><br />
DP döneminin renkli kişiliklerinden biri olan Hasan Tez, bir gün kürsüde konuşurken DP milletvekilleri laf atarlar, ilkokul mezunu olduğunu yüzüne vururlar. Tez, Karadenizlilere has hazır cevaplılığı ile:<br />
'Beyefendiler, şu mecliste tahsilsiz olan iki kişiyiz. Biri Genel Başkan, biri de ben, bizi de idare edun' der.</p>

<p><strong>Fatih Sultan Kar'ın hazırladığı 'Yaşanmış Rize Fıkraları' kitabından alıntıdır....</strong></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize Hakkında</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/ah-su-rizeliler</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Nov 2017 11:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/arsiv/icerik/2020/06/08/1591626213.jpg" type="image/jpeg" length="89507"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Rize Valileri]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/rize-valileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/rize-valileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rize'de Görev Yapmış Valiler]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div class="galeri-alani-dis">
<div class="galeri-alani">
<p> </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<table class="table table-bordered table-sm">
	<tbody>
		<tr>
			<td style="text-align:center"><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/resim/icerik/valiler/evali_001.jpg" style="height:176px; width:150px" /></td>
			<td style="text-align:center"><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/resim/icerik/valiler/evali_002.jpg" style="height:175px; width:150px" /></td>
			<td style="text-align:center"><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/resim/icerik/valiler/evali_003.jpg" style="height:174px; width:150px" /></td>
			<td style="text-align:center"><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/resim/icerik/valiler/evali_004.jpg" style="height:170px; width:150px" /></td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="text-align:center">Mehmet (Hurşit) Bey</td>
			<td style="text-align:center">Mehmet (Eşref) Bey</td>
			<td style="text-align:center">Mehmet (Cemil) Bey</td>
			<td style="text-align:center">Mehmet (Arif) Bey</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="text-align:center">1926</td>
			<td style="text-align:center">1926-1927</td>
			<td style="text-align:center">1927-1929</td>
			<td style="text-align:center">1929-1930</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="text-align:center"><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/resim/icerik/valiler/evali_005.jpg" style="height:181px; width:150px" /></td>
			<td style="text-align:center"><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/resim/icerik/valiler/evali_006.jpg" style="height:183px; width:150px" /></td>
			<td style="text-align:center"><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/resim/icerik/valiler/evali_007.jpg" style="height:171px; width:150px" /></td>
			<td style="text-align:center"><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/resim/icerik/valiler/evali_008.jpg" style="height:174px; width:150px" /></td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="text-align:center">Ahmet Ekrem Engür</td>
			<td style="text-align:center">Ahmet Cevdet Ertuğrul</td>
			<td style="text-align:center">Nüri Türkkan</td>
			<td style="text-align:center">Derviş Hüsnü Uzgören</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="text-align:center">1930-1935</td>
			<td style="text-align:center">1935-1937</td>
			<td style="text-align:center">1937-1939</td>
			<td style="text-align:center">1939-1941</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="text-align:center"><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/resim/icerik/valiler/evali_009.jpg" style="height:174px; width:150px" /></td>
			<td style="text-align:center"><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/resim/icerik/valiler/evali_010.jpg" style="height:183px; width:150px" /></td>
			<td style="text-align:center"><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/resim/icerik/valiler/evali_011.jpg" style="height:173px; width:150px" /></td>
			<td style="text-align:center"><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/resim/icerik/valiler/evali_012.jpg" style="height:169px; width:150px" /></td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="text-align:center">Ahmet Baha Beyoğlu</td>
			<td style="text-align:center">Saim Hazar</td>
			<td style="text-align:center">Nuh Cenap Aksu</td>
			<td style="text-align:center">Akif İşcan</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="text-align:center">1941-1942</td>
			<td style="text-align:center">1942-1945</td>
			<td style="text-align:center">1945-1946</td>
			<td style="text-align:center">1946-1947</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="text-align:center"><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/resim/icerik/valiler/evali_013.jpg" style="height:168px; width:150px" /></td>
			<td style="text-align:center"><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/resim/icerik/valiler/evali_014.jpg" style="height:179px; width:150px" /></td>
			<td style="text-align:center"><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/resim/icerik/valiler/evali_015.jpg" style="height:174px; width:150px" /></td>
			<td style="text-align:center"><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/resim/icerik/valiler/evali_016.jpg" style="height:173px; width:150px" /></td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="text-align:center">Cavit Ünver</td>
			<td style="text-align:center">Hıfz Tüz</td>
			<td style="text-align:center">Nazım Üner</td>
			<td style="text-align:center">İsmail Hakkı Ülken</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="text-align:center">1947-1949</td>
			<td style="text-align:center">1949-1950</td>
			<td style="text-align:center">1950-1954</td>
			<td style="text-align:center">1954-1958</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="text-align:center"><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/resim/icerik/valiler/evali_017.jpg" style="height:174px; width:150px" /></td>
			<td style="text-align:center"><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/resim/icerik/valiler/evali_018.jpg" style="height:169px; width:150px" /></td>
			<td style="text-align:center"><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/resim/icerik/valiler/evali_019.jpg" style="height:177px; width:150px" /></td>
			<td style="text-align:center"><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/resim/icerik/valiler/evali_020.jpg" style="height:171px; width:150px" /></td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="text-align:center">Ertuğrul Ünlüer</td>
			<td style="text-align:center">Adil Aktan</td>
			<td style="text-align:center">Fikret Ersanlı</td>
			<td style="text-align:center">Mehmet Hamdi Ergün</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="text-align:center">1958-1960</td>
			<td style="text-align:center">1960-1964</td>
			<td style="text-align:center">1964-1965</td>
			<td style="text-align:center">1965-1967</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="text-align:center"><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/resim/icerik/valiler/evali_021.jpg" style="height:170px; width:150px" /></td>
			<td style="text-align:center"><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/resim/icerik/valiler/evali_022.jpg" style="height:177px; width:150px" /></td>
			<td style="text-align:center"><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/resim/icerik/valiler/evali_023.jpg" style="height:169px; width:150px" /></td>
			<td style="text-align:center"><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/resim/icerik/valiler/evali_024.jpg" style="height:170px; width:150px" /></td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="text-align:center">Nezihi Okuş</td>
			<td style="text-align:center">Nüzhet Erman</td>
			<td style="text-align:center">Nazif Demiröz</td>
			<td style="text-align:center">Kemal Kalender</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="text-align:center">1967-1970</td>
			<td style="text-align:center">1970-1971</td>
			<td style="text-align:center">1971-1972</td>
			<td style="text-align:center">1972-1975</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="text-align:center"><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/resim/icerik/valiler/evali_025.jpg" style="height:170px; text-align:center; width:150px" /></td>
			<td style="text-align:center"><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/resim/icerik/valiler/evali_026.jpg" style="height:170px; text-align:center; width:150px" /></td>
			<td style="text-align:center"><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/resim/icerik/valiler/evali_027.jpg" style="height:170px; text-align:center; width:150px" /></td>
			<td style="text-align:center"><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/resim/icerik/valiler/evali_028.jpg" style="height:170px; text-align:center; width:150px" /></td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="text-align:center">İhsan Sözgen</td>
			<td style="text-align:center">Muharrem Bartın</td>
			<td style="text-align:center">Kurtuluş Şişmantürk</td>
			<td style="text-align:center">Abdulkadir Aksu</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="text-align:center">1975-1978</td>
			<td style="text-align:center">1978-1979</td>
			<td style="text-align:center">1979-1980</td>
			<td style="text-align:center">1980</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="text-align:center"><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/resim/icerik/valiler/evali_029.jpg" style="height:186px; width:150px" /></td>
			<td style="text-align:center"><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/resim/icerik/valiler/evali_030.jpg" style="height:186px; width:150px" /></td>
			<td style="text-align:center"><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/resim/icerik/valiler/evali_031.jpg" style="height:186px; width:150px" /></td>
			<td style="text-align:center"><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/resim/icerik/valiler/evali_032.jpg" style="height:186px; width:150px" /></td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="text-align:center">Namık Gürel</td>
			<td style="text-align:center">Erol Çakır</td>
			<td style="text-align:center">Ömer Büyükkent</td>
			<td style="text-align:center">Erol Zihni Gürsoy</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="text-align:center">1980-1985</td>
			<td style="text-align:center">1985-1988</td>
			<td style="text-align:center">1988-1992</td>
			<td style="text-align:center">1992-1993</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="text-align:center"><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/resim/icerik/valiler/evali_033.jpg" style="height:176px; width:150px" /></td>
			<td style="text-align:center"><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/resim/icerik/valiler/evali_034.jpg" style="height:176px; width:150px" /></td>
			<td style="text-align:center"><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/resim/icerik/valiler/evali_035.jpg" style="height:176px; width:150px" /></td>
			<td style="text-align:center"><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/resim/icerik/valiler/evali_036.jpg" style="height:176px; width:150px" /></td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="text-align:center">Erol Uğurlu</td>
			<td style="text-align:center">Erdal Ata</td>
			<td style="text-align:center">Bülent Karaçöl</td>
			<td style="text-align:center">Enver Salihoğlu</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="text-align:center">1993-1996</td>
			<td style="text-align:center">1996-2001</td>
			<td style="text-align:center">2001-2003</td>
			<td style="text-align:center">2003-2006</td>
		</tr>
		<tr>
			<td><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/resim/icerik/valiler/evali_037.jpg" style="height:149px; width:150px" /></td>
			<td><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/resim/icerik/valiler/evali_038.jpg" style="height:149px; width:150px" /></td>
			<td><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/resim/icerik/valiler/evali_039.jpg" style="height:149px; width:150px" /></td>
			<td><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/resim/icerik/valiler/evali_040.jpg" style="height:149px; width:150px" /></td>
		</tr>
		<tr>
			<td>Kasım Esen</td>
			<td>Zekeriya Şarbak</td>
			<td>Seyfullah Hacımüftüoğlu</td>
			<td>Nurullah Çakır</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>2006-2008</td>
			<td>2008-2009</td>
			<td>2009-2012</td>
			<td>2012-2014</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="text-align:center"><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/resim/icerik/valiler/evali_041.jpg" style="height:125px; width:150px" /></td>
			<td style="text-align:center"><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/resim/icerik/valiler/evali_042.jpg" style="height:123px; width:150px" /></td>
			<td style="text-align:center"><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/resim/icerik/valiler/evali_43.jpg" style="height:129px; width:150px" /></td>
			<td style="text-align:center"><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/arsiv/dosya/rize-valii.jpg" style="height:129px; width:150px" /></td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="text-align:center">Ersin Yazıcı</td>
			<td style="text-align:center">Erdoğan Bektaş</td>
			<td style="text-align:center">Kemal Çeber</td>
			<td style="text-align:center">İhsan Selim Baydaş</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="text-align:center">2014-2016</td>
			<td style="text-align:center">2016-2018</td>
			<td style="text-align:center">2018-2023</td>
			<td style="text-align:center">2023-</td>
		</tr>
	</tbody>
</table>

<p> </p>
</div>
</div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize Hakkında</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/rize-valileri</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Nov 2017 11:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/arsiv/icerik/2020/06/02/1591098435.jpg" type="image/jpeg" length="84200"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Horon]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/horon</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/horon" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rize denince akla gelen horon, kimine göre yaşam biçimidir. İşte horonun kökeni ve kelime anlamı...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkler, tarihin akışı içinde Orta Asya'dan batı dünyasında doğru akarken, hiç kuşkusuz sosyal kültürel özelliklerini de birlikte götürmüşlerdir. Yoğun göç dalgaları ve tutulan yeni 'yurtluklar-vatan'da karşılaşılan değişik ulus ve halklarla da etkileşimde bulunmuşlardır.</p>

<p><strong>Horon</strong>, Doğu&nbsp;Karadeniz Bölgesi'nde oynanan geleneksel&nbsp;halk danslarının&nbsp;genel adıdır.&nbsp;Sinop'ta (Doğu Karadeniz göçmenleri ve kısmen yerli halk tarafından),&nbsp;Samsun,&nbsp;Ordu,&nbsp;Giresun,&nbsp;Trabzon,&nbsp;Rize,&nbsp;Artvin,&nbsp;Gümüşhane,&nbsp;Bayburt'un&nbsp;Aydıntepe&nbsp;ilçesi,&nbsp;Erzurum'un&nbsp;İspir,&nbsp;Tortum&nbsp;ve&nbsp;Olur&nbsp;ilçelerinde (kısmen horon-bar karışık) ve Doğu Karadeniz'den göçenlerden dolayı Sakarya'da oynanan çevik hareketli oyunlardır.</p>

<p>Çepniler, bu yöreyi kıyı çizgisine paralel olarak doğu-batı yönünde fethederken Anadolu'nun iç kesimlerinden de diğer Türk boy ve oymakları Erzincan, Gümüşhane ve Harput dolaylarından sahile akmaya başlarlar. 1461 yılı başlarında iç kesimlerden gelen 100 bin Çepni Türk'ün Giresun-Trabzon arasına yerleştirildiğini, yine Yavuz Sultan Selim'in Trabzon'da, şehzadeliği sırasında İran'da Şah İsmail'in kılıcından kaçan Akkoyunlu Türkleri'ni de Rize-Trabzon arasındaki yörelere yerleştirildiğini tarihi kaynaklardan biliyoruz.</p>

<section data-mw-section-id="1">
<p>Yunanca "dans" anlamında horos (χορός) kelimesiyle ilişkili olup, Türkçe içerisinde bilinen ilk kayıt Bahr'ür Garip tarafından yapılmış ve 15. yüzyılda Rum kadınlarının sıra halinde oynadığı bir halk dansı için kullanılmıştır.</p>
</section>

<section data-mw-section-id="2">
<section data-mw-section-id="3">
<p>Karadeniz bölgesinde&nbsp;Samsun&nbsp;sınırından&nbsp;Gürcistan&nbsp;sınırına kadar olan bölgede, düğün, nişan, asker uğurlaması, yayla şenlikleri gibi toplu eğlencelerde&nbsp;kemençe&nbsp;ile&nbsp;Beşikdüzü,&nbsp;Çarşıbaşı,&nbsp;Akçaabat,&nbsp;Yomra,&nbsp;Of,&nbsp;Sürmene,&nbsp;Aydıntepe,&nbsp;Çaykara,&nbsp;Kemalpaşa,,&nbsp;Görele,&nbsp;Güce,&nbsp;Eynesil,&nbsp;Espiye,&nbsp;Şebinkarahisar,&nbsp;klarnetle,&nbsp;Ordu&nbsp;Merkez,&nbsp;Perşembe,&nbsp;Ulubey,&nbsp;Gülyalı,&nbsp;Kabadüz,&nbsp;Fatsa,&nbsp;Piraziz&nbsp;ve&nbsp;Bulancakta,&nbsp;tulum&nbsp;ile&nbsp;Artvin&nbsp;ve&nbsp;Çayeli'nin batısındaki&nbsp;Rize&nbsp;ile&nbsp;Borçka&nbsp;ve&nbsp;Şavşat,&nbsp;Ardeşen,&nbsp;Fındıklı,&nbsp;Pazar,&nbsp;Çamlıhemşin,&nbsp;Hemşin,&nbsp;İspir,&nbsp;Tortum,&nbsp;Hopa,&nbsp;Arhavi&nbsp;ve neredeyse bütün yörelerde davul-zurna eşliğinde, yalnız erkekler (erkek horonu), yalnız kadınlar (kız horonu) ya da kız-erkek karışık (karma horon) olarak; türkü eşliğinde (sözlü horon) ya da sadece çalgı eşliğinde; düz çizgi, yarım daire ya da halka yapısı formunda; hızlı ve çevik hareketlerle oynanmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</section>
</section>

<p><strong>Horonların Oynandığı Yerler ve Etkilendiği Unsurlar</strong></p>

<p>Horonlar neşeli zamanlarda; bayram, düğün, dernek, askere uğurlama ve arkadaşlar arasında düzenlenen eğlencelerde oynanır.</p>

<p>Yürekleri dolduran coşkular, sevinçler buralarda horona dönüşür. Nerede bir durak, bir oturak yeri varsa orası 'horondüzü'dür. Üstünde horon oynanmayan tek bir düzlük yoktur Karadeniz'de..</p>

<p>Horon Karadeniz'in soluk alışı, yürek atışı, dalgalanışıdır.</p>

<p>Horon doğa ile insanın elele, kol kola şahlanışıdır.</p>

<p>İneğiyle, çadırıyla, çoluku-çocuğuyla, silahıyla, giysisiyle dağlara çıkması, yol boyunca yol havalarının kemençe ve davul-zurna eşliğinde çalınıp söylenmesi, horon oynaya oynaya yolların bitirilmesi ve yayla düzüne silah atarak, nara atarak ve tabi ki horon oynayarak (sallama ritminde) kollar halinde girmeleri, halka içinde saatlerce horon oynamaları bahara olan özlemin coşkuya dönüşmesi, dile gelmesidir.</p>

<p>Karadeniz'e özgü horonun yapısında tarım kültürünün varlığı apaçık ortadadır. Horonda görülen öne eğilmeler ve kolların öne uzatılıp sallandırılması; tarlada kazma ile çapa yapılması gibidir. Horoncuların el tutması ve hamle yapmaları ile belcilerin 'vol atma' hamleleri aynıdır.</p>

<p>Karadeniz'de yalnız başına iş yapmak çok zor olduğundan horon; Karadenizlinin her işte elele verilmesini, birlikte çalışmaya duyduğu ihtiyacı anlatmasıdır.</p>

<p>Doğa yapısının sert ve dağlık oluşu, denizinin ve havasının kararsızlığı horon oyunlarında göze çarpar.</p>

<p><strong>Horonlar Üç Bölümden Oluşur</strong></p>

<p><strong>1. Düz Horon Bölümü: </strong>Horon oynanmaya başlarken ağır tempoda oynanır. Bundan ötürü oyunun bu bölümüne 'ağır horon bölümü' de denir. Oyun halkası saat ibresinin tersi yönünde döner. Söylenen türkülere ellerle tempo tutulur. Müzik ne kadar yüksek tempolu çalınırsa, oyuncular da o kadar kıvrak ve hareketli olurlar. Ritim arttıkça vücut dikleşir, kollar yukarıya kalkar. Gelen komutla 'yenlik yenlik', 'alaşağı' ya da 'ufak ufak' diğer oyuncular da uyarılarak doğrudan sert bölüme geçildiği gibi yenlike bölüme de geçilir.</p>

<p><strong>2. Yenlik Bölümü: </strong>Kollar aşağıya iner, dizler kırık ve bel kısmı dizlerin açısında öne doğru eğiktir. Kol çıkarmalar ve omuz sallamalar bu bölümde ön plandadır. Adımlar geriye, yana ve öne basarak belli alan içinde gezinilir. Vücudun yapmış olduğu çalımlar yumuşak ve hafiftir. Oyunun ritmi düz horon bölümüne oranla biraz daha hızlıdır. Komutçudan gelen 'alaşağa', 'aloğlum', 'kimola', 'taktum', 'yıkoğlum' veya 'ıslık' şeklinde gelen komutla sert bölüme geçilir.</p>

<p><strong>3. Sert Bölümü: </strong>Diğer bölümlere nazaran hareketler daha sert ve canlıdır. Omuz sallamalar daha seri, ayaklar yere daha sert basar. Oyunun en gösterişli, temposunun oldukça yüksek olduğu ve oyuncuların tüm yeteneklerini ortaya koyduğu bir bölümdür. Oyuna devam edilecekse tekrar düz horon bölümüne geçilir.</p>

<h3 id="Çamlıhemşin_Horonları"><strong>Çamlıhemşin Horonları</strong></h3>

<p>Çamlıhemşin’den horon çeşitleri: Rize, Hemşin, Yüksek Hemşin, Papilat, Memetina, Bakos, Çarişka, Aleka, Sırtlı, Mahmutoğlu, Gant, Hevrek, Hanlakıt, Yali ve Çano'dur.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize Hakkında</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/horon</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Nov 2017 23:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2024/04/horoms.jpg" type="image/jpeg" length="39440"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kocakarı İlaç ve Duaları]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/kocakari-ilac-ve-dualari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/kocakari-ilac-ve-dualari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rize'de eski zamanlarda hastalıklar günümüz imkanlarıyla çözümlenemediğinde, halk hekimleri ve kocakarı ilaçlarıyla deva bulunmaya çalışılırdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Geçmiş kültürlerden gelmekte olan bu tedavileri bu işlere uzmanlaşmış kendilerini kabul ettirmiş kişilerce yapılırdı. Hatta gerektiği anda cerrahi müdahaleye kadar gidebilenlerde çıkardı. Biyolojik ve doğal yöntemler uygulandığı gibi boş inanış ve büyü yolunda gidildiği olurdu. Bazı tedavi yöntemleri bazı köylerde seyrek de olsa tedavi ettirile gelmektedir.</p>

<p><strong>Şimdi gelelim ilaç ve tedavilere:</strong></p>

<p><strong>Göbek Düşmeleri: </strong>Üç yol vardı.<br />
<strong>1)</strong> Kupa vurulurdu.<br />
<strong>2)</strong> Karın açık sırt üstü yatılırken hastanın göbek çukuru, küçük parmakla uygulanan basınçla döndürülürdü.<br />
<strong>3)</strong> Su dolu bardağa konan bir iğneyle batıl bir uygulama yapılırdı.</p>

<p><strong>Koça (Siğil):</strong> İki yol vardı.<br />
<strong>1)</strong> Siğilin köküne sokulan iğnenin dibi ısıtılırdı. Böylece ısıtılan iğnenin ucuyla dağlanırdı.<br />
<strong>2)</strong> Bir iplik ile batıl bir uygulama yapılırdı.</p>

<p><strong>Yanıklarda:</strong> Üç yol vardı.<br />
<strong>1)</strong> Tükürülürdü.<br />
<strong>2)</strong> Bal, zeytinyağı ve eritilmiş mumdan yapılan bir karışım sürülürdü.<br />
<strong>3)</strong> Zeytinyağı ile kireçten veya kirecin suyundan yapılan bir karışım sürülürdü.</p>

<p><strong>Kötek (Darbe) ve Ağrılarda: </strong>Üç yol vardı.<br />
<strong>1)</strong> Tartılmamış et sarılırdı.<br />
<strong>2)</strong> Mısır ununun yağla kavrulup, tuz eklenmesiyle yağlı hamur denilen bir karışım hazırlanır ve sıcak iken bir lahana yaprağına konarak sarılırdı.<br />
<strong>3)</strong> Zeytin, zeytinyağı, soğan ve tuzdan yapılan bir karışım sarılırdı.</p>

<p><strong>Dil Doğurduğunda:</strong> Batıl bir tedavi yöntemi uygulanırdı. 'Dili doğuran', anasına, 'Ana dilim doğurdu' dediğinde, anası da, ' Tukur da at oni' diyerek karşılık verdiğinde, dili doğuranda 'Tu' diye tükürdüğünde ve bunu üç defada tekrarlarsa dili iyileşir.</p>

<p><strong>Çuban (Çıban):</strong> Dört yol vardı.<br />
<strong>1)</strong> Çıbanı temizlemek için soğan ve maydonozun kavrulmasından elde edilen bir karışım sürülürdü.<br />
<strong>2)</strong> Ateşte pişirilmiş soğan sürülürdü.<br />
<strong>3)</strong> Reçine sürülürdü.<br />
<strong>4)</strong> Sülük oturtulurdu.</p>

<p><strong>Kulak Ağrılarında: </strong>Beş yol vardı.<br />
<strong>1)</strong> Çocuk emziren kadının sütünden kulağa damlatılırdı.<br />
<strong>2)</strong> Közde pişirilmiş sarmusak konulurdu.<br />
<strong>3)</strong> Pırsa suyu damlatılırdı.<br />
<strong>4)</strong> Yağlı hamur sarılırdı.<br />
<strong>5)</strong> Kiremit ısıtılıp sarılırdı.</p>

<p><strong>Karın Ağrılarında:</strong> Dört yol vardı.<br />
<strong>1)</strong> Baldan veya şekerden yapılan şerbet içirilirdi.<br />
<strong>2)</strong> Karın ısıtılırdı<br />
<strong>3)</strong> Isıtılmış tuğla ayakların altına konulurdu.<br />
<strong>4)</strong> Karın üstü yatılırdı.</p>

<p><strong>İltihaplı Yaralarda:</strong> İki yol vardı.<br />
<strong>1)</strong> Yörede damar yaprağı denen bir tür bitki sarılırdı.<br />
<strong>2)</strong> Reçine sürülürdü.</p>

<p><strong>Vücutta Şişlerde:</strong> Toplanan kırk bir çeşit ot pişirilir ve sarılırdı.</p>

<p><strong>Bağırsak Kurtlarında: </strong>Hastaya çiğ kabak çiviti yedirilirdi.</p>

<p><strong>Kabakulaklarda: </strong>Kara kabak pişirilip bölgeye sarılırdı.</p>

<p><strong>Baş Yarılmalarında:</strong> Şeker konurdu.</p>

<p><strong>Baş Ağrılarında:</strong> İki yol vardı.<br />
<strong>1)</strong> Bir bezle sıkılırdı.<br />
<strong>2)</strong> Sirke sürülürdü.</p>

<p><strong>Kesikler:</strong> Tütün ve Kartuli bastırılırdı.</p>

<p><strong>Bademcik ve Boğaz Ağrılarında:</strong> İki yol vardır.<br />
<strong>1)</strong> Karamış yaprağı ısıtılır ve sarılırdı.<br />
<strong>2)</strong> Yörede havaciya denilen bir bitki tereyağı ile ısıtılıp içilirdi.</p>

<p><strong>Zehirlenmelerde:</strong> Sarımsaklı yoğurt içirilirdi.</p>

<p><strong>Arı Sokmalarında:</strong> Bölgeye soğuk cisimler değdirilirdi.</p>

<p><strong>Uçuklarda:</strong> Ucu yana odun veya ucu kızartılmış bir bıçakla batıl bir yöntem uygulanırdı.</p>

<p><strong>Çipa (Göbek Kordonu) Kesilmelerinde: </strong>İki yol vardı.<br />
<strong>1) </strong>Güveli tahta tozu kullanılırdı.<br />
<strong>2)</strong> Kapı eşiği altında bulunan kuru toprak konulurdu.</p>

<p><strong>İnek Zehirlenmelerinde:</strong> Üç yol vardı.<br />
<strong>1) </strong>Sarmısaklı yoğurt içirilirdi.<br />
<strong>2) </strong>Sirke içirilirdi.<br />
<strong>3) </strong>Kulağı kertilir kan akıtılırdı.</p>

<p><strong>DUALAR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Temru İçin Dua: </strong><br />
Yüzde ve elde bulunan temrular için, şifa Allah'dan beklenerek, bir kopya kalemi aşağıdaki dua her okunuşta az bir miktar işaretlenmek üzere 7 defa okunurdu. Okunuş tamamlandığında temrunun etrafı dönülmüş olurdu. Eğer elde bir çok temru varsa her biri için ayrı ayrı yapılırdı. Eldeki boya yıkanmamak şartıyla kendiliğinden silindiğinde temrular giderdi. Bu arada bu duayı okuyan gayet yumuşak bir ruh halinde olmalı, hastaya temrularından kurtulacağını artık, onları düşünmemesini söyler. Bir de öğüt verir. Bu temruların bir daha oluşmaması için, gökyüzüne bakıp, bir daha yıldızları saymaması tembih edilirdi. Em ebremû emran fe inna mübrimûn</p>

<p><strong>Romatizma Hastalığı : </strong><br />
İpliği yedi kat yapıp bir düğüm atarken üç Kulhuvellahu okunur, bu işlem yedi düğüme kadar tekrarlanır. İnanılarak yapılırsa romatizmal hastalıklara iyi geldiği söylenir.</p>

<p><strong>Göze Hal Geldimi Duası : </strong><br />
Elistane, kepistane, tora, fora, tepistane, sandukhane, haknedurusu kokuç</p>

<p><strong>Boğaz Ağrısı Okuması: </strong><br />
Ele hurma, Çivit yani, mizakoli, atiçi katiçi, filingur filingur, iç çami</p>

<p><strong>Yürümeyen Çocuğun Tedavisi: </strong><br />
Çocuğun annesi yürüyemiyen çocuğunu, bir de anne siftahı olan birini (annesinin ilk çocuğu olan biri) yanına alıp, cuma ezanı okunan bir yere gelir. Hoca ezanı okumaya başlayınca anne siftahı olan kişi euzu besmele çekerek çocuğu yukarı atar ve derki 'Efendi minareye, Allah derman eyleye, bir daha cumaya kadar benim oğlum yürüye' bu sözler ezan bitene kadar devam eder ve çocuğun bir daha ki cumaya kadar yürüyeceğine inanılır.</p>

<p><strong>Karın Ağrısı Duası: </strong><br />
Karnım karnım, içine yılan yavrusu, aldım eğri tahrayı, gittim eğri meşeye, ettum eğri sepeti, eğri sepet su tutmaz, fatmanın karnı ağırmaz, karnı ağırmaz, uğruç uğruç</p>

<p><strong>Yılan Bağlama Duası: </strong><br />
Bu dua okununca yılan hareket edemez. Yılan yılan afiye, yılan gider kafiye, kerpetilen kel dişi , bağladım yılan dişi</p>

<p><strong>Nazar Duası: </strong><br />
Elemtere fiş, fiş, koltık altı sokulmuş. Her kim göz etmişse gözüne bir şiş</p>

<p><em><strong>KAYNAKÇALAR:</strong><br />
1) Her YönüyleGüneysu RİZE, Hakan Şeker TAVUKÇUOĞLU,1996<br />
2) Rize Kültür Derlemeleri, Rize Halk Eğitim Müdürlüğü Yayınları, 1999</em></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RİZEDEYİZ EDİTÖRÜ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize Hakkında</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/kocakari-ilac-ve-dualari</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Nov 2017 23:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/arsiv/icerik/2020/06/04/1591271847.jpg" type="image/jpeg" length="42271"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ekrem Orhon]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/ekrem-orhon</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/ekrem-orhon" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Denizi kara, karayı para yapan belediye başkanı: Ekrem Orhon]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>1911 yılında Rize'nin Derepazarı ilçesine bağlı Bürücek Köyü'nde dünyaya geldi. İlk ve orta okulu Rize'de okudu. Robert Koleji'ni bitirerek mühendis olan Ekrem Orhon Amerika'da İlinois Üniversitesi'ni 1936 yılında bitirerek, İnşaat Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu.</p>

<p>1963 yılında Rize Belediyesi Başkanı seçilerek, 1973 yılına kadar bu görevi yürüttü.</p>

<p>12 Eylül 1980 İhtilali ve harekatından sonra tekrar Belediye Başkanlığına getirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>9 Ağustos 1983 yıllında hakkın rahmetine kavuştu.</p>

<p><strong>EKREM ORHON'UN HİKAYESİ</strong></p>

<p>Ekrem Orhon, Karayolları Bölge Müdürü iken, Rizeliler'den gelen talepler üzerine Belediye Başkanı seçilir. Kısa bir süre sonra ağır bir hastalık geçirir ve yurt dışında tedavi olur. Bu esnada çok ağırdır ve neredeyse kendisinden ümit kesilmiştir. Binlerce kilometre uzaktaki Belediye Başkanları için Rizeliler o gece tüm Rize camilerinde hatim indirirler ve dua ederler. Ertesi gün Ekrem Orhon yurt dışındaki hastanede birdenbire iyileşir. Memleketine döndüğünde Rizelilerin yaptıklarını öğrenir ve çok duygulanır.</p>

<p>Bundan sonra hayatını Rize'ye adayacağını çevresindekilere bildirir. Gerçekten de öyle olur. 60'lı yıllarda Ekrem Orhon ve Rize ismi yan yana anılmaktadır. Ekrem Orhon, şehir alanının yetersiz olduğunu, Rize`nin gelişmesindeki en büyük engelin bu olduğunu düşünmektedir. Keşke bu büyük adam o yıllarda bu düşüncesinin ne kadar yanlış olduğunu görebilseydi. Çünkü bugün artık apaçık meydandadırki , dolgu alanına yapılan Rize, kimliksiz , şahsiyetsiz bir beton yığınından ibaret iken, şehrin orijinal dokusu İsviçre köylerini andıran bir standarttadır.</p>

<p>Ekrem Orhon bu düşüncesini hayata geçirmek için, Amerika'daki okul arkadaşlarındaki, çevresindeki nüfuzu kullanarak o yıllarda Türkiye'nin hiçbir kurumunda bulunmayan büyüklükteki makineleri ve kamyonları Rize'ye getirir. Denizi dolduracaktır ama Belediye Meclisinden bu kararı geçirmekte zorlanır. Herkes onunla alay etmektedir.</p>

<p>'Uyyy hiç deniz dolar mi daaaa'</p>

<p>Neyse bir karar çıkar ama Ekrem Orhon , kimsenin kendisine inanmadığının farkındadır. Bu inançsızlıkla başarısız olabileceğini de görmüştür.</p>

<p><strong>'HERKES İSKELEYE GELSUN DAAAA... '</strong><br />
Bir gün belediye hoparlöründen bir anons yapılır. Anons son derece sadedir:</p>

<p><strong>'HERKES İSKELEDE TOPLANSIN!!'</strong></p>

<p>Bu ilginç anonsu duyan merakla iskeleye koşar. Bir de bakarlarki, Belediye Başkanı iskelede bir yukarı bir aşağı hışımla dolaşmaktadır.</p>

<p>-Ula başkan , ne dur bu , neden çağurdun bizi ...<br />
- Bekleyun ulan kopeliler. ( kopeli aslında köpek yavrusu demektir)</p>

<p>Neyse, iskele epeyce kalabalıklaşır. Başkan, bir işaretle bir mavnayı iskeleye çektirir. (Mavna : motorsuz tekne) Olay daha ilginç hale gelmiştir, kalabalık artar. Ekrem Orhon, yeterli kalabalık toplanınca bir işaret verir ve ileride bekleyen taş yüklü dev kamyonlardan biri hareket eder ve iskeleye gelir. Ekrem Orhon, kamyona bizzat manevra yaptırarak, kamyondaki taşı mavnaya boşalttırır. Olay giderek daha ilginç hale gelmektedir. Kalabalık artar. Ekrem Orhon bir işaret daha çakar, ikinci dev kamyon da gelip taşları mavnaya boşaltır.</p>

<p>Sağdan soldan sesler yükselir:</p>

<p>-Ula başkan , ne edeyisun?</p>

<p>-Siz karışmayun kopeliler...</p>

<p>Neyse kamyonlar bir iki derken mavna yavaş yavaş suya gömülmeye başlar.</p>

<p>-Ula başkan, batacak ula ne edeyisun...</p>

<p>-Karışmayun ulan kopeliler..</p>

<p>-Ula batacak ula...</p>

<p>-Karışmayun ula..</p>

<p>-Ula batayi....</p>

<p>Derken son bir kamyonla mavna su alır ve batar. Ekrem Orhon ahaliye seslenir:</p>

<p>-Ey Rizeliler , deniz dolgusuna başladım !!!</p>

<p>Bu ironik başlangıç günlerce Rize'de konuşulur. Üzerinde mütalaalar yapılır. İnanan vardır, inanmayan vardır. Büyük zorluklarla deniz doldurulmaktadır ama iğne ile kuyu kazar gibi. Ankara'dan destek yoktur. Ekrem Orhon kendi kıt kaynakları ile baş başadır. Bir süre sonra dolgu alanı için imar planı yaptırır. Rize ileri gelenleri bunu alayla karşılarlar:</p>

<p>-Ula başkan , saa helal olsun , denizi parselleyup satayisun...</p>

<p>Başkan uzun süren bu dolgu çalışmasının ortalarında Rizelilerin desteğini kaybetmeye başlar. Rize merkezindeki yerleşikler gururludur. En yakın köylerdeki insanlara dahi köylü muamelesi yapmaktadırlar. Köylüler de şehirlinin bu tavrına içerlemektedir.</p>

<p>Ekrem Orhon bu çelişkiyi de paraya çevirmenin yolunu bulur. Köylüleri ikna eder:</p>

<p>'Denizdeki bu yerleri alın, size 10 kat imar, Rizelinin önüne apartmanları dikeceksiniz. Siz olacaksınız şehirli, yalı apartmanı sahibi, onlar arkada kalacaklar.'</p>

<p>Bu fikir tutar ve Ekrem Orhon denizden parsel satarak bu dolguyu tamamlar.</p>

<p>Bugün Rize nüfusunun büyük bölümü dolgu alandaki apartmanlarda yaşamaktadır. Rize'yi gören yabancılar, bir yandan doğanın muhteşemliğine hayran kalmakta, bir yandan da bu güzel doğada bu beton yığınlarının hangi akıl ile yapıldığına şaşıp kalmaktadırlar.</p>

<p>Rize, Türkiye'nin en uzun kordonunu elde etmiştir. (15 km) Yüksek yüksek apartmanları da vardır ama 'Zümrüt Rize'nin zümrütü çizilmiştir artık.</p>

<p>Çok enteresan , sinerji dolu lider bir insandı. Mezarı için Rize Kalesi izni zamanın mülki amirinden alınamadı. Rize mezarlığında mezar açıldı. Cemaat camiden çıktı doğru Rize Kalesi'ne yönlendi ve Rizelilerin kararı ile Rize Kalesi'ne defnedildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RİZEDEYİZ EDİTÖRÜ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize Hakkında</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/ekrem-orhon</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Nov 2017 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/arsiv/icerik/2020/06/02/1591098552.jpg" type="image/jpeg" length="35245"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tulum]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/tulum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/tulum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karadeniz müziğinin olmazsa olmazı, yeri geldiğinde hüzünlendiren yeri geldiğinde ise horon teptiren tulum hakkında bilmedikleriniz.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Rize yöresinde tulumla oynanan oyunlar daha ziyade Hemşin yöresinde gelişmiştir. 20 veya daha fazla oynanan oyunlarda oyunu idare eden bir kişi vardır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tuluma bazı yörelerimizde 'Gada' denilmektedir.</p>

<p>Genellikle yol havalarında ve düğünlerde çalınan bu yöresel alet şimdilerde artık çoşkulu şenliklerin tümünde çalınmaktadır.</p>

<p><strong>Tarihi</strong><br />
Tulum'un bir enstrüman olarak kullanılmaya başlandığı tarih hakkında kesin bir bilgi olmamakla birlikte Mezopotamya'da ortaya çıktığı sanılmaktadır.</p>

<p>Aristophanes'in Akharniyalılar oyunundan (MÖ 425) ve Suetonius'un imparator Nero'nun (MS 54–68) hayatını anlattığı eserinde Utricularius adlı bir tulumcunun varlığından Antik Çağ'da Akdeniz uygarlıklarınca ödünçlendiği anlaşılmaktadır.</p>

<p>İskoç gaydasının atası olan gayda-tulum benzeri nefesli sazların Romalılar tarafından Mısır, Anadolu veya Trakya üzerinden kıta Avrupasına taşındığı teorisi bu yüzden kabul görmektedir.</p>

<p>17. yüzyılda bölgeye gelen Evliya Çelebi seyahatnamesinde 'dankiyo tulum sazı' ve 'Sazende-i dankiyo düdüğü' olarak tanımladığı enstrümanı Trabzon yakınlarında yaşayan halkın icat ettiğini bildirmiştir. Bununla birlikte Antik Yunanca olup 'Hayvan derisinden yapılmış torba' anlamına gelen dankiyo kelimesi bugün Trabzon'da neredeyse hiç bilinmediği gibi dini sebeplerle ya da küçükbaş hayvancılığın terkedilmesiyle unutulmuştur.</p>

<p>Türkiye-Yunanistan nüfus mübadelesine kadar Rumlar tarafından özellikle Maçka ve Kuzey Gümüşhane'de (Krom, Santa, İmera) yoğun olarak kullanılmaktaydı. Yine 1900'lü yıllara kadar Araklı Karadere vadisindeki Hemşinli orjinli köylerde çalınmakla beraber günümüzde sadece halk tarafından eskiden çalındığı bilinmektedir. Bunun yanı sıra Bayburt'un kuzeyinde yer alan ve Trabzon' a komşu olan bazı köylerde kullanılmaktadır.</p>

<p>1970'lere dek Holo boğazı köylerinde de çalındığı bilinmekte, kemençenin bazı parçaları çalmak için tulum gibi akort edildiğinden Trabzon folklorunda etkisi sürmektedir. Çayeli ilçesinden doğuya doğru Rize'nin Pazar, İkizdere'nin Bazı Köyleri, Ardeşen, Çamlıhemşin, Fındıklı, Güneysu ve Artvin'in Arhavi, Hopa, Borçka,Yusufeli,Şavşat,Meydancık belde Murgul ilçelerinde, Erzurum'un İspir ilçesinde ve Gürcistan sınırında geleneksel olarak çalınır.</p>

<p>Artvin'in iç bölgelerinde Gürcüler tarafından da geleneksel enstrüman olarak kullanılmakta.Ardahan ilinin kuzeyi olan Posof ve Hanak'ta kullanılır. İç bölgelerde Tatos dağları sınırından itibaren yerini davul-zurnaya bırakmaktadır. Tulum, Gümüşhane'de, şehir merkezinin doğusunda bulunan Merkez ilçe köylerinin genelinde davul-zurnayla beraber geleneksel çalgıdır. Önceleri bu yörede yoğun olarak çalınmakta olan tulum günümüzde yerini daha çok davul-zurnaya bırakmıştır ancak bazı Gümüşhane köylerinde yoğun olarak kullanılmaya devam edilmektedir. iran'da Ney Anban adıyla bilinmektedir.</p>

<p><strong>Yapımı:</strong><br />
Keçi yavrusunun derisinden yapılır. Oğlak derisi bütün olarak çıkarıldıktan sonra hasır denilen ilaçlama ve kurutma işlemlerine tabi tutularak, delik kısımları tıpalanıp bağlanır.Çalgı kısmına nav adı verilir. 'L' biçiminde şimşir veya dut ağacından içi oyularak hazırlanır. İçine ses getirecek kamış dalından hazırlanmış eşit sesli, iki adet düdük yerleştirilir. Nav`ın karşılıklı beşer deliği mevcuttur. Tuluma doldurulan hava sıkıştırılarak nav kısmından dışarı çıkması sağlanır.</p>

<p>Navın içine yerleştirilen zurna 7-8 cm. uzunluğundave eşit sesli olarak iki tane olur. Zurna kamışın ince kısmından hazırlanır.İyice kurumuş kamıştan kesilerek bir ucu kapatılır. Hemen altından başlayarak kapak olacak şekilde 2-3 cm kesilir. Kapak kısmı inceltilerek üflenince titreyecek hale getirilir. Sesleri eşit yaptıktan sonra beraberce nav'a takılır. Balmumu ile hava almayacak şekilde kapatılır. Üflenince hava sadece açılan kapağın altından geçer. Bu esnada kapak titreşir ve uyumlu ses meydana gelir.</p>

<p><strong>Tulum Ezgileri:</strong><br />
Polatın Rizesi, Abtinin Rizesi, Çinçiva Rizesi, Sık Rize, Eski Çano, Yeni Çano, Seydioğlu, Tumasoğlu, Apso, Çarişka, Anzer, Paakçur, Amlakit, Samistal, Yali, Dumli, Anço, Mamudoğlu, Kotuna, Xhant, Hemşin, Yüksek Hemşin, Memedina, Bakoz, Kaçkar, Xhevek, Kêmêr, Çift Ayak, Papilat, Dereci</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RİZEDEYİZ EDİTÖRÜ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize Hakkında</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/tulum</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Nov 2017 23:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2024/04/tulum.jpg" type="image/jpeg" length="42868"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Rize İl ve İlçe Haritaları]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/rize-il-ve-ilce-haritalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/rize-il-ve-ilce-haritalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rize il ve ilçe haritaları]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><iframe frameborder="0" height="450" scrolling="no" src="https://maps.google.com/maps?f=q&source=s_q&hl=tr&geocode=&q=rize&aq=&sll=41.025524,40.522567&sspn=0.005812,0.014226&ie=UTF8&hq=&hnear=Rize,+T%C3%BCrkiye&t=m&z=13&ll=41.02005,40.523449&output=embed" width="625"></iframe></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize Hakkında</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/rize-il-ve-ilce-haritalari</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Nov 2017 23:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/arsiv/icerik/2020/06/02/1591088682.jpg" type="image/jpeg" length="42931"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[2 Mart Rize'nin Kurtuluşu]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/2-mart-rizenin-kurtulusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/2-mart-rizenin-kurtulusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rize, 1204'te Trabzon İmparatorluğu'na bağlanmıştır. 1470'te Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilmiştir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Spesifik olarak Rize'den bahseden kaynaklara 19. yüzyılda rastlanmaktadır. 18 ve daha sonraki yüzyıllarda yazılmış kaynaklarda Rize'de derebeylik yapmış Tuzcuoğulları ailesinden bahsetmektedir.&nbsp;II. Mahmud'a birkaç kez isyan eden bu aile, 1832'de&nbsp;Tuzcuoğlu İsyanı'nı başlatmıştır. Tuzcuoğulları'na vergi veremeyen köylüler, topraklarını Tuzcuoğulları'na devretmek ve onlar için çalışmak zorundaydı. Rize'deki bir saray bu aileye aftedilmektedir. Tuzcuoğulları ile rekabet halinde olan Trabzonlu Memişoğulları, Memişoğlu ayaklanmasını başlatmıştır. İki aile arasındaki kan davasında birçok üye öldükten sonra Tuzcuoğulları'nın başlıca aile üyeleri teslim olmuş ve&nbsp;Rusçuk-Varna&nbsp;gibi şehirlere sürülmüştür.</p>

<p>Gezgin&nbsp;P. Minas Bijişkyan, bölgede portakal ve limon yetiştirildiğini yazmıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Rize 19. yüzyılın ikinci yarısında&nbsp;Batum'un Ruslara bırakılmasının ardından,&nbsp;Trabzon Vilayetine&nbsp;bağlı&nbsp;Lazistan&nbsp;Sancağının&nbsp;merkezi olmuş, Cumhuriyet döneminde il merkezi olmuştur.&nbsp;I. Dünya Savaşı'nda yaklaşık iki yıl süren Rus işgalinin ardından özellikle&nbsp;çay&nbsp;ekiminin yaygınlaşması ile önemli bir gelişme göstermiştir.</p>

<p><br />
Milli Mücadele döneminde, Rize üzerinde Rum-Pontus ve Ermeni talepleri ortaya atılmıştır. Ermeniler ve Pontuscu Rumlar Rize'yi Türk hakimiyetinden ayırmak için, 18 Ocak 1919 tarihinde toplanan Paris Barış Konferansı'na müracaatta bulunmuşlardı. Ancak her iki tarafın istekleri, Rize sözkonusu olduğu zaman çakışıyordu. Karadeniz kıyılarında kurulması düşünülen Rum-Pontus devleti sınırlan içinde gösterilen Rize, aynı zamanda, kurulmaya çalışılan Büyük Ermenistan'ın yaşayabilmesi için Karadeniz kıyılarında önemli bir çıkış limanı durumundaydı. Paris'te Rum ve Ermeni heyetleri arasında yapılmakta olan bu pazarlıkların Türk kamuoyunda duyulması üzerine Rizeliler, alınan bu kararlara büyük tepki gösterdiler. İşte bu tepki ve Rize Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin çalışmaları yazımızın konusunu oluşturacaktır.</p>

<p><strong>Milli Mücadele Dönemi</strong><br />
Rizeliler Milli Mücadelenin başlangıcından itibaren, Mustafa Kemal Paşa ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yanında yer almışlardır. Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti'nin 12 Şubat 1919'da yapılan ilk kongresinden sonra Mataracızade Mehmet, Mataracızade Hakkı, Lazoğlu Mustafa, Güvelioğlu Ahmet, Hacıömeroğlu Ahmet, Tuzcuzade Süleyman Tevfik Beyler Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti'nin Rize şubesini kurdular.<br />
Erzurum Kongresi'ne Rize'den Sada-yı Millet gazetesi sahibi Hemşinli Hoca Necati (Memişoğlu) Efendi ile Davavekili Abaza Hakkı Bey katıldılar.<br />
<br />
Sivas Kongresi'nden sonra Rize Müdafaa-i Hukuk Şubesi Başkanlığına Mehmet Şükrü getirildi ise de, Mayıs 1920'den itibaren Mataracızade Mehmet Bey yeniden Cemiyet başkanı oldu.<br />
<br />
Rize Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti İdare Heyetinde görev alanların bir çoğu Belediye Meclis üyesiydi. Muhtemelen Mart 1921'de yapılan Belediye Başkanlığına eşraftan Mataracızade Hakkı Efendi seçildi, belediye Meclisi üyeliğine ise Ali Reiszade Şeyh İlyas, Lazzade Mustafa, Ak Mehmetzade Mehmet, Seyr ü Sefain İdaresi acentesi Sofizade Rıza ve Mataracızade Salih Efendiler seçildiler6. Aynı zamanda Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti üyesi de olan Ak Mehmetzade Mehmet Efendi'nin küçük kardeşi Hacı İbrahim Ak Efendi, İstanbul'dan Anadolu'ya silah ve cephane kaçıran grupta görev almıştı.<br />
<br />
Son Osmanlı Mebusan Meclisi ve ardından Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne Rize'den katılmış olan İsmailzade Osman Nuri (Özgen) Bey'in Milli Mücadeleye büyük hizmetleri olmuştur. O, 1919 yılı Mebusan Meclisi Seçimlerinde, Rize Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti üyesi iken, 'ahalinin arzusuna ve aynı zamanda liyakatine binaen namzed gösterilmiş', Heyet-i Temsiliye Başkanı Mustafa Kemal Paşa tarafından da adaylığı onaylanmıştı. Son Mebusan Meclisi'nin kapaması üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne katılan Osman Nuri Efendi, Mustafa Kemal'in yakın arkadaşlarındandı ve Sovyet Rusya'dan gelen silah ve cephanenin Ankara'ya ulaştırılmasında etkin bir görev üstlenmişti.<br />
<br />
Mondros Mütarekesi'nden sonra Türkiye'nin işgali ve paylaşılmasına Rizeliler şiddetle karşı çıkmışlardır. Paris Barış Konferansı'nda Rum ve Ermenilerin Türkiye üzerindeki istekleri, bütün yurtta olduğu gibi, Rize'de de büyük tepki uyandırdı. Pontuscu Rumları temsilen Paris Barış Konferansı'na gönderilen heyetin, Rize'yi muhayyel Pontus devleti sınırları içine katma teşebbüsleri karşısında, Rize Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Nisan 1919'da Sadarete bir telgraf gönderdi. Bu telgrafta, hemen tamamının Müslüman olduğu liva halkının 'kısmen misafireten bulunan 10 ila 200 Rum'un hakimiyeti altına girmeleri'nin milletlerin hürriyet ve adalet kaidelerine uygun olmadığı belirtilerek, Türk idaresinden başka hiçbir devletin idaresinin kabul edilmeyeceği kesin bir dille ifade ediliyordu.<br />
<br />
Rize'nin Doğu Anadolu'da kurulmaya çalışılan Ermenistan'a Karadeniz'de bir mahreç olarak verileceğine dair haberlerin duyulması üzerine, Paris barış Konferansı ile Fransız Hükümeti ve kamuoyuna duyurulmak üzere Trabzon'daki Fransız Siyasi Mümessiline bir protesto metni verildi. Bu yazıda, Rize'nin Türk vatanından ayrılamayacağı belirtilerek gazetelerin, 'Ermenilerin mikdarlarıyla bir istihza teşkil eden Ermenistan hudud-ı mevhumesini göstermeğe kadar' işi ileri götürmeleri karşısında bu uğraşının sonuçsuz kalacağı, özetle, bazı kanıtlara istinaden savunuluyordu.<br />
<br />
Bu muhitte ne Ermenilerin, ne de başka bir milletin tarihi hakkı yoktur; tarihin bilinen devirlerinden beri buraların sahibiyiz. Rize'nin bugünkü nüfusu 225 bin olup, bunun yalnız 54'ü Rum'dur. Muhitimizde ne biz ne de ecdadımız hiçbir Ermeni'nin yaşadığına şahit olmamıştır. Bu sebeple Ermenilerin herhangi bir hak iddiasında bulunmaları mantıksızlık, yalan ve iftira hırsıyla açıklanabilir. Kesin tarihi hakikatler muvacehesinde, memleketimizin hakiki sahipleri biz olduğumuzdan, ezelî olan bu tasarruf hakkımıza Ermenilerin iştirak etmelerine maddî ve manevî imkan yoktur. Barış Konferansında, bunun aksine bir karar verildiği takdirde, öz anayurdunu müdafaa etmek kesin kararlılığıyla meydana atılacak bizlerin akacak masum kanlarının, mazlum bütün milletlerin hürriyetlerini geri almaları için daha büyük bir insaniyetçi inkılaba fırsat vereceğini bilmekteyiz. Umumî Harp dolayısıyla değişen dünya düzeninde ve bu yüzyılda artık milletlerin esareti bir düstur halinde tanınmayacaktır. Şunu da belirtmeliyiz ki, 'Merhamet dilenmiyoruz, hakkımıza tecavüz edilmemesini taleb ediyoruz'. Gazetelerde yer alan Rize'yle ilgili bu hususlar Barış Konferansı'nın gündemine alınmış ise, 'bu ciheti hakkımıza istinaden protesto' ile Türk İdaresi ve vatanına sonsuz sadakat, samimiyet ve sarsılmaz bağlılığımızın ihlali suretiyle tarihi ve milli haklarımıza tecavüz edilmemesini Barış Konferansı'dan taleb ediyoruz.<br />
<br />
Yine aynı günlerde günlerde îstikbal'de yayınlanan bir okuyucu mektubunda, Paris Barış Konferansı'nda, Of'tan Batum hududuna kadar olan yerlerin Ermenilere verilmesinin kararlaştırıldığından bahsedilerek, bunun gerçekleşmesinin mümkün olmadığı ifade ediliyordu. Rize'nin bugünkü genel nüfusu içinde bir tek Ermeni olmadığı gibi, geçmişte de buraya Ermeni'ler yerleşmemişlerdi. 'Öz Türk havalisi' olan Rize'nin 'adalet' adına Ermenilere peşkeş çekilemeyeceği, aksi takdirde İzmir'de olduğu gibi burda da bir çok kan akacağı belirtiliyordu. Yine aynı mektupta birkaç yıl önceki Rus işgali kasdedilerek, 'Rize'nin halkı muhaceretin bıraktığı acı hatıraları nisyan-ı ibzaya gömmeye uğraşıp dururken yeni baştan bütün bu halkın uçuruma sürüklenmesine, idam kararının takririne bais olan makul bir sebep acaba nedir?' diye sorulduktan sonra, İzmir'de Yunanlıların uygulamaktan çekinmedikleri facialar ve döktükleri Müslüman kanlan 'elbette bir zaman gelecek Yunanlılara zehir olacaksa', Rize de 'Ermenistan nevzadının kalbgahına dayanan bir hançer olacaktır' şeklinde kararlı bir ifadeye yer veriliyordu<br />
<br />
Rize'nin Ermenilere bırakılacağına dair şayialar Artvinlilerin de tepkisine yolaçtı. Trabzon'da yayınlanan İstikbal gazetesine Artvin'den gönderilen bir mektupta, Rize'yi Ermenilere mahreç olarak vermek isteyenlere karşı şu sorular yöneltiliyordu: Rize'de Haçin veya Karabet isminde bir Ermeni vatandaş ve hemşehrimizin bugün ve geçmişte mevcudiyetini görüyor ve hatırlıyor musunuz? Rize'nin geçmiş ve yakın tarihini biliyor musunuz? Bir milletin siyasi ve iktisadi inkişafı için diğer bir milletin hayati varlığına son vermek düsturlarınıza, kitabınıza uyuyor mu? Masa üzerinde verilen hükümlerin Rize'nin sahil ve sarp dağlarında uygulanabileceğine kanii misiniz? Rize'nin Ermenilere sizin zannettiğiniz kadar kolay teslim edileceğini mi tasavvur ediyorsunuz? Yazının sonu, 'Hak daima hakkındır. Ne büyük Ermenistan, ne de Pontus hayalleri ve ne de verilen kararlar dosyalarınız meyanında tarihten gülünç bir kıymeti haiz vesaik-i şer ve fitneden başka birşey olamaz. Efendiler uğraşmayınız!' sözleriyle tamamlanmaktaydı.<br />
<br />
Milli Mücadele döneminde Rize'de bir çok miting yapılmıştır. Erzurum'da Onbeşinci Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa'nın, 'İstanbul'un işgali münasebetiyle her yer gibi Trabzon'da da mitingler yapılması ve İzmir gibi elim bir akıbete duçar olmaması için halkın tenvir ve irşad olunması'nı istemesi üzerine, Trabzon'da Üçüncü Fırka Komutanı Rüştü Bey 24.3.1920 tarihli cevabında, Trabzon Vilayetine bağlı Rize ve Giresun'da halkın'her türlü fedakarlığı ihtiyara azimkar bulunmakta olduğu'nu bildirmişti13. Rize ve çevresinde daha ilk günlerden itibaren yapılan mitinglerle, Milli Mücadele heyecanı canlı tutulmaya çalışılmış ve yurdun haksız işgaline karşı halkın protestosu İtilaf Devletlerine iletilmişti.<br />
<br />
İzmir'in Yunanlılar tarafından işgalinin yıldönümü münasebetiyle 15 Mayıs 1920'de, Belediye ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin öncülüğünde bir miting yapıldı. Miting Heyetinde Belediye Başkanı Hakkı, Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanı Mehmet, Müftü Mehmet Hulusi, eşraftan Osman, tüccardan Ahmet ve İdare Meclisi üyesi Ahmet bulunuyordu.<br />
<br />
Rize'de 'binlerce ahalinin iştirakiyle' düzenlenen mitingde, herhangi bir sebep olmadığı halde, Wilson Prensipleri'ne aykırı bir şekilde 'Anayurdumuzun en kıymetdar bir kısmı olan İzmir'in pek vahşiane ve kanlı bir surette Yunanlılar tarafından işgal edildiği ve Yunanlıların bu işgal esnasında İzmir ve mülhakatındaki kardeşlerimizin mal, can ve ırz ve namusları gibi her türlü mukaddesatlarına icra ve temadi ettirmekte oldukları' İzmir faciası kınanmıştı.<br />
<br />
Miting sonunda hazırlanan bildiride, Yunan işgal ve vahşetinin protesto edilerek canilerin cezalandırılmaları ve İzmir ve çevresinin tahliyesi taleb ediliyordu. Sebepsiz yere İzmir'i işgal eden Yunanlıların yaptıkları cinayet ve barbarlıklar, herkesçe bilinmesine rağmen, bunların İtilaf Devletlerince cezalandırılmayıp, yapılanlara karşı kayıtsız kalınması ve hatta Yunanlıların bu devletlerin sorumluları tarafından himaye görmeleri protesto ediliyordu. Bildirinin dördüncü maddesinde 'Öz anayurdumuz olan İzmir'in bir an evvel tahliyesi için millet her fedakarlığa hazır bulunduğundan tedabir-i acile ve kat'iyyenin ittihaz buyrulması' istenerek alınan kararlar Türkiye Büyük Millet meclisi'ne gönderildi.<br />
<br />
Sevr Antlaşması'nın imzalanması da Rize'de büyük tepki uyandırdı. 27 Ağustos günü, 'pek ağır ve elim şeraitle Türkiye'de hayat ve istiklal bırakmayan... muahede-i sulhiyye namı verilen paçavranın protestosu için' onbin kişinin katıldığı bir miting yapıldı. Miting sonunda hazırlanan protesto bildirisi, Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanı Mehmet, Miting Heyeti Başkanı Lazzade Mustafa, Belediye Başkanı Hakkı, ulemadan Nuh, Hasan, Miting Heyeti Başkanı Lazzade Mustafa, Belediye Başkanı Hakkı, ulemadan Nuh, Hasan, Ali Rıza; Miting tertip heyetinden İsmail, Mustafa ve İlyas Beyler tarafından imzalanmıştı.<br />
<br />
Bildiride, Wilson Prensiplerine, özellikle Türkiye'yi ilgilendiren Onikinci maddeye, atıfta bulunulduktan sonra şöyle denilmektedir: 'Muahadeyi Türkler namına imza eden üç serserinin Türklükle ve bu vatanla alaka ve münasebetleri yoktur. Bunları imzaya sevkeden birkaç hain-i vatan da millet tarafından verilmiş hiçbir vekalet ve sıfat-ı resmiyeyi haiz değillerdir. Şu halde mezkûr muahedeyi milletimiz ve vatanımızla hiçbir münasebeti olmadığı için ke-enlemyekün addediyoruz. Bu hususa müteallik ve milletin arzusunun tamamiyle kefil olan Büyük Millet meclisi'nin daha evvelce ilan ettiği karara sadakatle vatan-ı hamimizi kurtarıncaya kadar vatan ve İslamiyet namına dahil olduğumuz muahedeyi sonuna kadar devam etmeyi azim ve imanımızı bu kere misak-ı umumî-yi millîyi tevsik ederiz.'<br />
<br />
Bildirinin sonunda, yaşamak hakkımız ve milli bağımsızlığımızın tamamen teminine kadar bilimum mağdur ve mazlum milletlerle müştereken yağmakar ve emperyalist canavarlara karşı mücadeleye devam hususunda Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bütün arzu ve kararlarına bağlı oldukları bildiriliyordu.<br />
<br />
Rize ve çevresinde halk Milli Mücadele'nin başarıya ulaşması için aynı heyecanla Türkiye Büyük Millet Meclisi ve ordularını desteklediler; muhtelif zamanlarda cephelere gönüllü kafileler gönderdiler. İnönü Savaşlarının başladığı günlerde, Rize'nin teşkil ettiği ikinci gönüllü kafilesi Ordu ve Samsun üzerinden Ankara'ya uğurlandı.<br />
<br />
Kazanılan her zafer, kurtarılan her vatan toprağı Rize'de büyük sevinç ve heyecan uyandırdı. Ardahan'ın anavatana katılması dolayısıyla Rize Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne bir kutlama telgrafı gönderildi. Aynı şekilde Artvinliler de, Ermeni ve Rumların Rize'yi kendi hakimiyetlerine alma teşebbüslerine şiddetle karşı çıkmışlardı.<br />
<br />
Rize'deki Milli Mücadele heyecanı kısa sürede Artvin'de de yayılmıştı. 1921 yılının başlarından itibaren Ardanuç, Şavşat, Murgul ve Borçka'da 'ahalinin şiddetli arzu ve temayülatı üzerine' Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri kuruldu. Artvin ve ilçelerinde halk 'payansız bir sürür ve neşata müstağrık olunarak Büyük Millet Meclisi'nin temadi-i şevket ve muvaffakıyatı için camilerde' samimi dualar yapmaktaydılar İkinci İnönü Zaferinin yıldönümü münasebetiyle, İnönü Meydanında yapılan mitinge binlerce kişi katıldı. 1922'de İzmir'in işgalini telin ve protesto etmek üzere, yine İnönü Meydanında bir miting düzenlendi. Numune Mektebi Müdürü yaptığı uzun konuşmasını 'İzmir Türktür Türk kalacaktır' sözleriyle bitirmişti. Artvin Müdafaa-i Hukuk Reisi Hasan Bey'in ifadesiyle mitingde, 'İzmir'in hatırasıyla pek müteehheyyic bulunan halk Misak-ı Millî dairesinde şerefli bir sulhe nail oluncaya kadar uğraşacaklarını ve tek bir nefer kalıncaya kadar gayret edeceklerini ahd ü peyman ederek Garbın ihtirasatına protestolar yağdırılmış hükümet-i meşruamızın şanlı ordumuzun muzafferiyetlere ermesine dualar ifa kılınmıştır.'<br />
<br />
<strong>Sonuç</strong><br />
Milli Mücadele, Türk milletinin maddi ve manevi bütün varlığıyla çalışması sonucu kazanılmıştır. Başlangıçta çalışmalarını yerel kurtuluş çareleri ve muhtemel tehlikeler çerçevesinde sınırlandıran Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri, Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğinde Misak-ı Millî'deki hedeflerin gerçekleştirilebilmesi için daha kapsamlı bir çalışma içerisine girmişlerdir. Rize'de de önce yerel tehlikeler, ardından Türkiye'nin işgal ve paylaşılmasına yönelik her türlü faaliyetlere karşı protesto ve mitingler düzenlenmiştir. Bu mitingler 'Kuva-yı Milliye Ruhu'nun ve milli birliğin sağlanmasında önemli bir etken olmuş ve halkın topyekün Milli Mücadeleye katılmasını sağlamıştır.<br />
<br />
Milli Mücadele'nin kazanılmasından sonra Gazi Mustafa Kemal Paşa Rizelilerin hemşehriliğini kabul etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RİZEDEYİZ EDİTÖRÜ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize Hakkında</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/2-mart-rizenin-kurtulusu</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Feb 2017 16:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/arsiv/icerik/2023/02/23/1677163781.png" type="image/jpeg" length="29198"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Rize Yöresel Kelimeler]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/rize-yoresel-kelimeler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/rize-yoresel-kelimeler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rize Sözlüğüne bakın eski bir çok kelimeyi öğrenin.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Aboşumas:</strong> Bozulma, ekşime<br />
<strong>Abril: </strong>Nisan<br />
<strong>Abula:</strong> Abla<br />
<strong>Aca:</strong> Acaba<br />
<strong>Aclanmak: </strong>Acıkmak<br />
<strong>Açanki: </strong>Ne zamanki<br />
<strong>Afalamak:</strong> Kazmak<br />
<strong>Afgurmak: </strong>Havlamak<br />
<strong>Afiçi: </strong>Yeni olmaya başlayan salatalık<br />
<strong>Afkurmak: </strong>Havlamak<br />
<strong>Ağanus etmek:</strong> İnlemek<br />
<strong>Ağğ:</strong> Kapıları kilitlemek için kullanılan demir parçası<br />
<strong>Ağuz:</strong> Doğuran ineğin ilk sütü<br />
<strong>Aha:</strong> İşte<br />
<strong>Ahbin:</strong> Gübre<br />
<strong>Ahpon:</strong> Hayvan gübresi<br />
<strong>Alaf:</strong> Yeşil bitkilerden oluşan hayvan yemi<br />
<strong>Alay:</strong> Düğün günü, gelini damadın evine getiren grup<br />
<strong>Anağlis etme:</strong> Kusmaya çalışma<br />
<strong>Anavağla: </strong>Toprak faresi<br />
<strong>Anceli-Kunceli: </strong>Tahtarevalli<br />
<strong>Ander:</strong> Değersiz, yaramaz, fena, kötü, lanetli, uğursuz<br />
<strong>Ander kalmak: </strong>Kötürüm olmak<br />
<strong>Anderpali:</strong> Çukur açmak için kullanılan kazık<br />
<strong>Anis:</strong> Yüksek kesimlerde yetişen küçük ağaç<br />
<strong>Anteri:</strong> Entari<br />
<strong>Aruk:</strong> Zayıf<br />
<strong>Aş ermek: </strong>Hamile kadının bazı meyvelere düşkünlüğü<br />
<strong>Aşamol:</strong> Bir tür ot<br />
<strong>Aşana:</strong> Köy evinin oturma, yeme içme (aşhane) yeri<br />
<strong>Aşlama:</strong> Aşı yapma veya suyu ılıtma, fikrini değiştirme<br />
<strong>Avat morası:</strong> Böğürtlen çileği<br />
<strong>Avurt:</strong> Yanağın iki yanı<br />
<strong>Ayam:</strong> Hava durumu<br />
<strong>Ayın oyun:</strong> Güvenilir, sözü dinlenir, becerikli<br />
<strong>Aykirilamak: </strong>Yan tarafa doğru hareket etmek<br />
<strong>Aynalı:</strong> Alınlarında beyaz bulunan ineklere verilen isim<br />
<strong>Azraha: </strong>Canavar</p>

<p><strong>Bacarozluk vermek:</strong> Farkında olmadan engelleme<br />
<strong>Badama:</strong> Evlerde mutfak ile yatak odası arasındaki sedir<br />
<strong>Badis: </strong>Fasulye<br />
<strong>Bağlamak:</strong> Güveyi büyüleme, iktidarsız bırakma<br />
<strong>Ballı lobya:</strong> Soya fasulyesi<br />
<strong>Başini bağlamak:</strong> Evlendirmek<br />
<strong>Başluk:</strong> Başlık<br />
<strong>Başukari:</strong> Yukarıya doğru<br />
<strong>Bayyışağa:</strong> Aşağıya doğru<br />
<strong>Bebuk:</strong> Bebeklerin ağlama hazırlığı<br />
<strong>Becit: </strong>Acele, ivedi<br />
<strong>Behrenk:</strong> Yer altında kendiliğinden oluşmuş su yolu<br />
<strong>Belkim:</strong> Belki<br />
<strong>Benem:</strong> Ben nerden bileyim<br />
<strong>Bet: </strong>Çirkin<br />
<strong>Beyinmek:</strong> Büyümek<br />
<strong>Beyuk: </strong>Büyük<br />
<strong>Bezleme:</strong> Saçta pişirilen yassı ekmek<br />
<strong>Bilama:</strong> Bir parça biraz<br />
<strong>Bile:</strong> Beraber, birlikte (Bile gidelim)<br />
<strong>Bileki:</strong> Taştan oyma ekmek pişirme kabı, sarambula kabı<br />
<strong>Bodoooon:</strong> İneklere su içirmek için kullanılan ünlem<br />
<strong>Bolayki:</strong> Keşke, öyle olmasını isteme<br />
<strong>Boziya:</strong> Boz renkli<br />
<strong>Buhağana:</strong> Hemencecik<br />
<strong>Buldır:</strong> Geçen yıl<br />
<strong>Buli buli buli: </strong>Kümes hayvanlarını çağırmak için kullanılan ünlem<br />
<strong>Bur/pur:</strong> İnce taşlı toprak<br />
<strong>Burbut tutma: </strong>Meyvelerin çok olması<br />
<strong>Burunluk: </strong>Yaylaya gidecek hayvanların burunlarına takılan süs</p>

<p><strong>Cafili kürek:</strong> Gübre atmaya yarayan çatallı kürek<br />
<strong>Cağ:</strong> Örgü şişi<br />
<strong>Cağle/Çağlı:</strong> Bit<br />
<strong>Caleps:</strong> Kalan fındıkların toplanması<br />
<strong>Camadan:</strong> El dokuması Karadeniz'e özgü sırt çantası<br />
<strong>Caris olmak:</strong> Rahatsız olmak<br />
<strong>Cavramak:</strong> Gayret etmek<br />
<strong>Cazı:</strong> Kocakarı kılığında, çocuk düşmanı yaratık.<br />
<strong>Cidos:</strong> Sönmek üzere olan ateş<br />
<strong>Cimciklamak: </strong>Çimdik atmak<br />
<strong>Cirlamak:</strong> Çığlık atmak</p>

<p><strong>Çafılamak:</strong> Tırnakla kazımak, bahane aramak<br />
<strong>Çafi: </strong>Çatallı<br />
<strong>Çafladi: </strong>İnce odun parçası<br />
<strong>Çağan:</strong> Mısır ayıklamak<br />
<strong>Çağana:</strong> Yengeç<br />
<strong>Çağra çevirmek:</strong> Hileli işler yapmak<br />
<strong>Çağra:</strong> Bicak bilemeye yarar kolla çevrilen düzenek<br />
<strong>Çağraya sarilmak:</strong> Başı belada olmak<br />
<strong>Çağumi:</strong> Salkım<br />
<strong>Çakal yağmuru:</strong> Güneşli havlarda aniden yağmaya başlayan kısa süreli yağmur<br />
<strong>Çakçaka: </strong>Modyeliden dökülen mısır tanelerini deremen taşına ileten ahşap oluk<br />
<strong>Çakıldak:</strong> Kuşları tarladan kovmak amacıyla tahtadan yapılmış<br />
<strong>Çakuma: </strong>Örümcek ağı<br />
<strong>Çali:</strong> Odun dalları<br />
<strong>Çalpara:</strong> Küçük bakır tencere<br />
<strong>Çambi:</strong> Mısır rokopi ve şokalilerinden örülen, genellikle iskemlelerde kullanılan hasır türü örgü<br />
<strong>Çamçaka:</strong> Geveze<br />
<strong>Çamı: </strong>Saç örgüsü<br />
<strong>Çangal:</strong> Bitkilerin güneşte kurutulması için yere dikilen ağaç dalı<br />
<strong>Çapari:</strong> Oltaya çok kanca takılarak yapılan bir tür balık avlama aracı<br />
<strong>Çapika: </strong>Ağzı geniş, minci ve yağ gibi malzemelerin konulduğu kıl desti<br />
<strong>Çaplama:</strong> Tahtadan yapılmış sargı çubukları<br />
<strong>Çapli:</strong> Dizi<br />
<strong>Çapona: </strong>Menteşe<br />
<strong>Çapraz:</strong> Şaşı<br />
<strong>Çapraza alma: </strong>Bütün hareketlerini tenkit etme veya hızarların dişlerini bileme<br />
<strong>Çapula: </strong>Kullanılmış ayakkabı<br />
<strong>Çapula: </strong>Çarık<br />
<strong>Çarapali::</strong> At kuyruğu telinden yapılan özellikle kışın kullanılan küçük bir tür kuş kapanı<br />
<strong>Çaravoş:</strong> Çekirge, balık yemi<br />
<strong>Çarık:</strong> Hasılsız deriden yapılan bir tür ayakkabı<br />
<strong>Çastak: </strong>Odunların kuruması için belirli bir düzende üst üste konulması<br />
<strong>Çaşutluk etmek:</strong> Fesatlık etmek<br />
<strong>Çatara:</strong> Uygunsuz, yaramaz kişi<br />
<strong>Çatmak:</strong> Görmek, rastlamak<br />
<strong>Çaydağ:</strong> Kabak vb. şeylere yapılan sergi<br />
<strong>Çeğel:</strong> Çakıllı yer<br />
<strong>Çelefudi: </strong>Yarılmış odundan elle ayrılabilen küçük parça, kıymık<br />
<strong>Çeli: </strong>Kurumuş mısır sapları<br />
<strong>Çencik: </strong>Kayış takacağı,çengel<br />
<strong>Çendey: </strong>Yünden yapılarak kola asılan yiyecek torbası<br />
<strong>Çepli: </strong>Kıymık, küçük ağaç veya taş parçası<br />
<strong>Çerik:</strong> Çam kalas<br />
<strong>Çiçili: </strong>Solucan<br />
<strong>Çilambura (Çili pumburi): </strong>Ateş böceği<br />
<strong>Çino:</strong> Martı<br />
<strong>Çivit: </strong>Meyve tohumu<br />
<strong>Çolbaz:</strong> Beceriksiz<br />
<strong>Çor:</strong> Zıkkım<br />
<strong>Çorlanma:</strong> Hak etmediği halde yiyen veya kimseyi beklemeden yiyen birisi için kullanılır<br />
<strong>Çort: </strong>Dikenlerle kaplı derin çukur<br />
<strong>Çuyis etmek:</strong> Ağırmak, sızlamak</p>

<p><strong>Da:</strong> Anlamı güçlendirmek için kullanılan ek<br />
<strong>Dandaniça: </strong>Sözünde durmayan, dönek, daldan dala atlayan bir kuş<br />
<strong>Daraba:</strong> Oda duvarı<br />
<strong>Darcanli:</strong> Sabredemeyen<br />
<strong>Dardar etmek:</strong> Dır dır etmek<br />
<strong>Darlanmak: </strong>Sıkılmak, bunalmak<br />
<strong>Darnı:</strong> Çatı katı<br />
<strong>Dastar:</strong> Yün dokuma kilim<br />
<strong>Davli: </strong>Odun parçası<br />
<strong>Dendelis etme: </strong>Yalpalayarak yürüme<br />
<strong>Deremen:</strong> Değirmen<br />
<strong>Deşenis etme:</strong> Sökülüp gelme<br />
<strong>Deşurmek: </strong>Meyve toplamak<br />
<strong>Devren:</strong> Köprü<br />
<strong>Deyine:</strong> Diye<br />
<strong>Dilik:</strong> Doğuştan üst dudağı yarık<br />
<strong>Diliks etmek: </strong>Bir vuruşta öldürmek<br />
<strong>Dimla:</strong> Biraz<br />
<strong>Dişlemek:</strong> Isırmak</p>

<p><strong>Ebi :</strong> Öbür<br />
<strong>Ebirini:</strong> Ötekini<br />
<strong>Ecinli:</strong> Cinli, perili<br />
<strong>Ediş:</strong> Ses,gürültü<br />
<strong>Eğratluk:</strong> İmece<br />
<strong>Eğuu: </strong>Gelen olduğunu haber vermek için kullanılan seslenme<br />
<strong>Ekiz:</strong> İkiz<br />
<strong>Ekşili: </strong>Turşu<br />
<strong>Elcan:</strong> Yabancı<br />
<strong>Elçi:</strong> Evlenmede aracılık eden kişi<br />
<strong>Elçinme:</strong> Vuracakmış gibi yapma<br />
<strong>Elişmek:</strong> Sataşmak<br />
<strong>Emica:</strong> Amca<br />
<strong>Encami: </strong>Acemi<br />
<strong>Entari: </strong>Fistan<br />
<strong>Eşka:</strong> Gölge<br />
<strong>Evza:</strong> Kibrit</p>

<p><strong>Falamidi:</strong> Sandık çekmecesi<br />
<strong>Fambur:</strong> Ihlamur<br />
<strong>Fanila: </strong>Kollu atlet<br />
<strong>Farfaratis:</strong> Çırpınma, çarpıntı<br />
<strong>Farfatara (Fafatura):</strong> Kelebek<br />
<strong>Fayrap:</strong> Alevin yükselmesi<br />
<strong>Feli:</strong> Kabak dilimi, parça, kısım<br />
<strong>Felombur:</strong> Bir tür ağaç<br />
<strong>Feretiko:</strong> Rize bezi<br />
<strong>Fırçıkte:</strong> Ahırlarda hayvan pisliklerinin toplandığı akar yer<br />
<strong>Fidruga:</strong> Fındığın en körpe filizi<br />
<strong>Findas:</strong> Hayvanların atlayıp zıplamaları<br />
<strong>Fiskuku:</strong> Böğürtlen<br />
<strong>Fitne:</strong> Yavru balık<br />
<strong>Fitra:</strong> Mısır fidesi<br />
<strong>Fitruka:</strong> İyi giyimli kız, yerden biten kestane filiz<br />
<strong>Fodik: </strong>Oyun oynamak için açılan çukur<br />
<strong>Frambul: </strong>Ihlamur<br />
<strong>Furunkurusu:</strong> Fırında kurutulan mısır<br />
<strong>Fuska:</strong> Olmamış incir<br />
<strong>Fuşki:</strong> Dışkı<br />
<strong>Fuştul:</strong> Fındığın yeşil kabuğu<br />
<strong>Fuzan: </strong>Toz bulutu</p>

<p><strong>Gaban:</strong> Yamaç, eğimli arazi.<br />
<strong>Gabyana: </strong>Lanet olası<br />
<strong>Gaganis Etmek:</strong> Tavuğun gıgıklaması<br />
<strong>Ganci: </strong>Kabuklu yemiş içi<br />
<strong>Ganguli guçça:</strong> Tahta revalli<br />
<strong>Ganzi: </strong>Kabuğu kırılmış fındık<br />
<strong>Gatneri:</strong> Büyük kazan<br />
<strong>Gebiç:</strong> Değirmencinin hakkı olan pay<br />
<strong>Geceluk:</strong> Gecelik<br />
<strong>Gegma:</strong> Büyük güğüm<br />
<strong>Gelembur:</strong> Kazan, güğüm vb. şeylerin ateşte ısıtılmak için asılan zincir<br />
<strong>Gerdel:</strong> İneğe verilen yemin konulduğu tahta kap<br />
<strong>Gerneşmek:</strong> Göğüs kaslarının genişletilmesi<br />
<strong>Geroç: </strong>Dal çekmeye yarayan kanca<br />
<strong>Getoğ: </strong>Bir tür kazan<br />
<strong>Geyme:</strong> Kılıf, özellikle yastık kılıfı<br />
<strong>Gogona: </strong>Kağıttan bir tür küçük uçurtma<br />
<strong>Gorbagor:</strong> Kötü ruhlu ihtiyar<br />
<strong>Gorgot: </strong>Ögütülmüş mısır<br />
<strong>Gorza: </strong>Loş, kuytu yer<br />
<strong>Gover: </strong>İnsan dışkısının çok sert sopa gibi hali<br />
<strong>Gömre:</strong> Sığ<br />
<strong>Göreslenmek:</strong> Özlemek<br />
<strong>Gugu: </strong>Baykuş<br />
<strong>Gugul:</strong> Tepe<br />
<strong>Gugulli: </strong>Tepeleme, silme dolu<br />
<strong>Gukku: </strong>İsmiyle aynı sesi çıkaran kuş çeşidi<br />
<strong>Gübü: </strong>Keser,balta gibi aletlerin sırtı<br />
<strong>Günkurusu:</strong> Güneşte kurutulmuş mısır</p>

<p><strong>Ğarğaris etmek:</strong> Bağırıp çağırmak<br />
<strong>Ğoğori:</strong> Baykuş</p>

<p><strong>Haböyle:</strong> Böyle<br />
<strong>Habu:</strong> Bu (ünlem)<br />
<strong>Habura:</strong> Burası<br />
<strong>Haçan (Haçanki):</strong> Mademki<br />
<strong>Haçan:</strong> Madem<br />
<strong>Haçanki:</strong> Ne zaman ki<br />
<strong>Halaçı: </strong>Dolu<br />
<strong>Halastar: </strong>Geniş ağızlı bakırdan su kabı<br />
<strong>Halaz:</strong> Dolu yağışı<br />
<strong>Haloti: </strong>Balgam<br />
<strong>Haman:</strong> Hemen<br />
<strong>Hamdospara: </strong>Böğürtlen<br />
<strong>Hamlahus: </strong>Mısır<br />
<strong>Hamucaraş:</strong> Çilek<br />
<strong>Hane: </strong>Neredesin?<br />
<strong>Hantoşura:</strong> Tavşan<br />
<strong>Hapalamak:</strong> Karıştırmak<br />
<strong>Hapsi: </strong>Hamsi<br />
<strong>Hapsikoli:</strong> Bir tür hamsi yemeği<br />
<strong>Harçı:</strong> Sırık<br />
<strong>Hardama:</strong> Çam ağacından ince tahta biçiminde kesilen çatı örtüsü<br />
<strong>Harhali etmek:</strong> Kabuğundan ayırmak<br />
<strong>Hark:</strong> Ark<br />
<strong>Haşindi:</strong> Şimdi<br />
<strong>Haşlak: </strong>Olumsuz<br />
<strong>Haşli:</strong> Çok sıcak<br />
<strong>Haşu:</strong> Şu (ünlem)<br />
<strong>Haşuli: </strong>Ana malzemesi mısır unu olan bir türlü yemek<br />
<strong>Hatyaluk:</strong> Çöplük<br />
<strong>Hau: </strong>O (ünlem)<br />
<strong>Havli:</strong> Havlu<br />
<strong>Hayat: </strong>Giriş, hol<br />
<strong>Hayın:</strong> Çok şiddetli, iyi<br />
<strong>He:</strong> Evet<br />
<strong>Hedik:</strong> Kar üzerinde batmadan yürümeye yarayan ağaç dallarından yapılan ayakkabı<br />
<strong>Heleke:</strong> Ruhsal hastalıkların iyileşmesi için hocaya okutmaya gidilen bir yer<br />
<strong>Helepi:</strong> Kabak çekirdeği<br />
<strong>Hemayil:</strong> Üçgen yada dörtgen biçimli gümüş zincir kap<br />
<strong>Hemence:</strong> Bir çeşit bez çanta<br />
<strong>Hep:</strong> Hap<br />
<strong>Herle:</strong> Ekşi ayran veya yoğurtla yapılmış un çorbası<br />
<strong>Hesetten mi:</strong> Gerçekten mi<br />
<strong>Heveslenmek:</strong> Özenmek<br />
<strong>Hışır:</strong> Yıkık,viran<br />
<strong>Hışırı çıkmak:</strong> Çok yorulmak<br />
<strong>Hinik:</strong> Sümük<br />
<strong>Hohol: </strong>Toz parçası<br />
<strong>Hoholis: </strong>Birbirine sarılmış, birbirine dolanmış<br />
<strong>Hor:</strong> Ateş, hararet.<br />
<strong>Horom:</strong> Mısır saplarının kurutulması için oluşturulan küme<br />
<strong>Hovini Almak:</strong> Hevesini gidermek<br />
<strong>Hukelenmek:</strong> Öfkelenmek<br />
<strong>Hulam/sulam:</strong> Mısır biçildikten sonra tarlada kalan sap<br />
<strong>Humi:</strong> Çam ağacının kabuğundan yapılan çamsakızı kabı<br />
<strong>Hurdila:</strong> Gırtlak</p>

<p><strong>Ikılmak: </strong>Yıkılmak</p>

<p><strong>İfteri:</strong> Eğrelti otu<br />
<strong>İkamak: </strong>Yıkamak<br />
<strong>İkicanli:</strong> Hamile<br />
<strong>İkilmak:</strong> Düşmek<br />
<strong>İlan:</strong> Yılan<br />
<strong>İpranmak:</strong> Eskimek, yırtılmak<br />
<strong>İpratmak: </strong>Yırtmak, eskitmek<br />
<strong>İs:</strong> Akıl (us)<br />
<strong>İsa, isama, isaki:</strong> Meğer<br />
<strong>İsi gitmik: </strong>Aklı gitmek, düşecek gibi olmak<br />
<strong>İspandam:</strong> Çınar ağacı<br />
<strong>İstali: </strong>Dağ evi<br />
<strong>İstifi lahana: </strong>Lahana yemeği çeşidi (Lahana yığması da denir)<br />
<strong>İstifiza: </strong>Çiçek de açan bir çalı türü<br />
<strong>İşkebit: </strong>Sarı renkli yaban arısı<br />
<strong>İşkebit: </strong>Yabanarısı<br />
<strong>İşkillenme:</strong> Şüphe etme<br />
<strong>İşluk:</strong> Gömlek<br />
<strong>İşmar: </strong>El,göz ile gizli işaret<br />
<strong>İşmar etmek:</strong> Göz kırpmak<br />
<strong>İturmek:</strong> Kaybetmek, yitirmek</p>

<p><strong>Kaban:</strong> Arazideki yüksek yer<br />
<strong>Kaçata:</strong> Alın<br />
<strong>Kafeka: </strong>Küçük güğüm<br />
<strong>Kafkal: </strong>Taneleri koçandan ayırma<br />
<strong>Kaful:</strong> Dikenlik<br />
<strong>Kaful:</strong> Dikenlik,içine girilemeyen çalılık<br />
<strong>Kaful:</strong> Ocak, küçük ağaç grubu<br />
<strong>Kağle:</strong> Bit<br />
<strong>Kakaçi:</strong> Koyun pisliği<br />
<strong>Kalandar:</strong> Ocak ayının on dördünde başlayan ay.<br />
<strong>Kalandar bozma:</strong> Kalandar ayının ilk günü eve uğurlu biri alınır. Mısırın çok olması bu kişinin uğuru olur.<br />
<strong>Kaleçi: </strong>Boncuk<br />
<strong>Kalem:</strong> Küçük ağaç dalı<br />
<strong>Kalemidi:</strong> Iplik yapmaya yarayan bir tür alet<br />
<strong>Kaluk: </strong>Evde kalan, evlenmemiş kız<br />
<strong>Kambi: </strong>Taze çay filizi<br />
<strong>Kanaviça:</strong> Bir tür ince dokuma<br />
<strong>Kanci: </strong>Dilim<br />
<strong>Kandala:</strong> Tıpa, musluk<br />
<strong>Kapaniza:</strong> Kuş avlamaya yarayan tuzak<br />
<strong>Kapiluk istemek: </strong>Gelin eve girmeden erkek tarafından bir şey istenmesi<br />
<strong>Kapoçi:</strong> Çıbanın su toplamış hali<br />
<strong>Karaateş:</strong> Eski evlerde yemek pişirme ısınma amacıyla<br />
<strong>Karağı:</strong> Çengelli iğne<br />
<strong>Karak:</strong> Kapı kilitlemeye yarayan ucu eğri demir<br />
<strong>Karakış:</strong> Aralık<br />
<strong>Karamış:</strong> Kara yemiş<br />
<strong>Karaptal: </strong>Kara Abdal adlı birisinin düzenlediği yayla şenliği<br />
<strong>Karganak: </strong>Değirmen taşına mısırın düzenli gelmesini sağlayan tahta<br />
<strong>Karkalaçi: </strong>Derelerin denize taşıdığı odun<br />
<strong>Karnali: </strong>El sepeti<br />
<strong>Kartof: </strong>Patates<br />
<strong>Kartuli: </strong>Baca kurumu<br />
<strong>Karuz: </strong>Yük taşımada kullanılan ip veya tirmaça takılan U şeklindeki ağaç dalı<br />
<strong>Kasapetra: </strong>Sert toprak<br />
<strong>Kastaniça:</strong> Beyaz kabak<br />
<strong>Kaş: </strong>Derin yamaç<br />
<strong>Kavara:</strong> Yellenmek<br />
<strong>Kaybana:</strong> İstenmeyen bir şey<br />
<strong>Kehkür:</strong> Kepçe<br />
<strong>Kerbeluk:</strong> Gübrelik<br />
<strong>Keşan: </strong>Başa sarılan peştamal<br />
<strong>Kevi: </strong>Sağlam<br />
<strong>Kevret: </strong>Yatak<br />
<strong>Kindi: </strong>İkindi<br />
<strong>Koçira: </strong>Tutumlu kadın<br />
<strong>Kohlidi:</strong> Sümüklü böcek<br />
<strong>Koliva: </strong>Suda pişmiş mısır<br />
<strong>Koma:</strong> Set<br />
<strong>Komri (Kunduri):</strong> İskemle<br />
<strong>Kopali:</strong> Çamaşır tokmağı<br />
<strong>Kopça: </strong>Düğme<br />
<strong>Kopeli: </strong>Evlilik dışı çocuk<br />
<strong>Korbakor:</strong> Sevilmey en kişileri kınamak için kullanılır<br />
<strong>Korkızan:</strong> Korkak<br />
<strong>Kot: </strong>Ölçü birimi, 5 kilo<br />
<strong>Koti: </strong>Lahana gövdesi<br />
<strong>Kotila:</strong> Ense<br />
<strong>Kukari:</strong> Ucu çatallı değnek<br />
<strong>Kukuçi:</strong> Küçük, güzel, minyon tipli<br />
<strong>Kukuta:</strong> Çay tohumu<br />
<strong>Kumuşi:</strong> Kestanenin dikenli dış kabuğu<br />
<strong>Kupsi: </strong>Taze fasulyenin uçları<br />
<strong>Kutali:</strong> Lahana vurmaya yarayan çamdan yapılan mikser.<br />
<strong>Kutuni: </strong>Mısırın danesiz gövdesi<br />
<strong>Kuyis:</strong> Bağırmak, çağırmak</p>

<p><strong>Lahmi:</strong> İneklere çeşitli yeşilliklerden pişirilerek verilen yemek<br />
<strong>Langona: </strong>Kör yılan<br />
<strong>Lobiya: </strong>Fasulye<br />
<strong>Laus: </strong>Mısır<br />
<strong>Lenguri:</strong> Uzun boylu, hantal adam<br />
<strong>Lekur: </strong>Uzun<br />
<strong>Lezgi:</strong> Derbeder insan<br />
<strong>Livor:</strong> Bir çeşit ot</p>

<p><strong>Mabeyin: </strong>Yan oda<br />
<strong>Malez:</strong> İneğe verilen yem<br />
<strong>Maraz:</strong> Ruhi hastalık<br />
<strong>Megereme: </strong>Meğer<br />
<strong>Metika:</strong> Çelik çomak çubuğu<br />
<strong>Momoli:</strong> Böcek<br />
<strong>Mamuli: </strong>Diken meyvesi<br />
<strong>Minci: </strong>Çökelek<br />
<strong>Mizmici:</strong> Çok titiz<br />
<strong>Mokol:</strong> Tarlada büyük ateş<br />
<strong>Muh: </strong>Çivi<br />
<strong>Muhlama: </strong>Mısır unu muhallebisi<br />
<strong>Muncur:</strong> Dudak</p>

<p><strong>Nayla: </strong>Serender<br />
<strong>Nemise:</strong> Güzel</p>

<p><strong>Ola:</strong> Ulan</p>

<p><strong>Paçi:</strong> Küçük kız. Büyük kızlara şaka için denir.<br />
<strong>Pafuli: </strong>Patlamamış mısır. Güzel tombul kız<br />
<strong>Pağsa:</strong> Kulübe<br />
<strong>Pali:</strong> İneğin bağlandığı kazık<br />
<strong>Pambuk:</strong> Pamuk<br />
<strong>Panti:</strong> İneğin ot yediği bölme<br />
<strong>Papur: </strong>Vapur<br />
<strong>Pardi: </strong>Erkek çakal<br />
<strong>Pasmanika: </strong>Patlamış mısır<br />
<strong>Patoma:</strong> Ahırdaki tahta döşeme<br />
<strong>Peçare:</strong> Çit<br />
<strong>Peçi: </strong>Cilt<br />
<strong>Pepeçura:</strong> Üzümden yapılan muhalebi kıvamında tatlı<br />
<strong>Pleki:</strong> Mısır ekmeği pişirmek işin kullanılan taş<br />
<strong>Pontul:</strong> Pantolon<br />
<strong>Puli:</strong> Kuş yavrusu<br />
<strong>Pumburi:</strong> At sineği<br />
<strong>Purtuli: </strong>Eski</p>

<p><strong>Rahna:</strong> Örümcek<br />
<strong>Roka: </strong>Mısırın kabuklu hali<br />
<strong>Rokopi: </strong>Mısır fidelerinin seyreltilmesi</p>

<p><strong>Sebi: </strong>Çocuk<br />
<strong>Sığna: </strong>Yara izi<br />
<strong>Sığran: </strong>Isırgan otu<br />
<strong>Sumari: </strong>Geç kalan. Son çocuk<br />
<strong>Sumuş: </strong>Parmak boyunda ölçüm birimi</p>

<p><strong>Şaloti (Haloti):</strong> Ağızdan akan salya</p>

<p><strong>Tağra:</strong> Ufak balta<br />
<strong>Tami:</strong> Çay bitkisi ocağı<br />
<strong>Tavara: </strong>Gece gelip insanların ağzına kapatan bir tür hayalet<br />
<strong>Temeçi: </strong>Kaburga kemiği<br />
<strong>Tepes kupas: </strong>Tepe taklak<br />
<strong>Teretelli:</strong> Üzüm toplama sepeti<br />
<strong>Tiken:</strong> Diken<br />
<strong>Tirmata: </strong>Ekmek kırıntısı<br />
<strong>Tomoni:</strong> Ot yığını</p>

<p><strong>Usti Dönmek:</strong> Başı dönmek<br />
<strong>Uyma gitmek:</strong> Delikanlıya kaçmak</p>

<p><strong>Vu:</strong> Şaşırma ifadesi</p>

<p><strong>Yane: </strong>Ne sandın?<br />
<strong>Yalağuz: </strong>Yalnız<br />
<strong>Yeni yetne:</strong> Genç, delikanlı<br />
<strong>Yukisi gelmek: </strong>Uykusu gelmek</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Zatiberi: </strong>Zaten, eskiden beri<br />
<strong>Zımilaçi:</strong> Sık dikenlik.</p>

<p><strong>AYLAR</strong><br />
<strong>Yeniyil: </strong>Ocak<br />
<strong>Kuçayi (Küçuğayi): </strong>Şubat<br />
<strong>Mart: </strong>Mart<br />
<strong>Abril:</strong> Nisan<br />
<strong>Mayıs:</strong> Mayıs<br />
<strong>Kerezayi: </strong>Haziran<br />
<strong>Çurayi (Çuruğayi):</strong> Temmuz<br />
<strong>Harmanayi: </strong>Ağustos<br />
<strong>İstavri (İstavrite):</strong> Eylül<br />
<strong>Oğtavri: </strong>Ekim<br />
<strong>Uzumayi: </strong>Kasım<br />
<strong>Eskiyil:</strong> Aralık</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize Hakkında</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/rize-yoresel-kelimeler</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Nov 2016 10:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/arsiv/icerik/2023/02/23/1677163446.png" type="image/jpeg" length="66838"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yeni Yılla İlgili İnanışlar]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/yeni-yilla-ilgili-inanislar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/yeni-yilla-ilgili-inanislar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rize'de eski tarihlerde yılbaşı günü çeşitli adet ve gelenekler uygulanırdı. Şimdi de bunları görmek pek mümkün değil.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>AHIRDAKİ ÖKÜZ EVE ALINIR</strong><br />
Yeni yılın ilk sabahı, sabah namazının ardından evlerin mutfağının dört köşesine birer bardak su dökülür. Evler topraktır, bu nedenle suyu çeker Evin bahçe kapısı açılır; selavat getirilerek Allah'tan bol rızık istenir. Yeni yıl sabahı eve ilk giren kişinin erkek olması gerekir. Ev halkı yılbaşı sabahı sabah ezanından sonra uyumaz ve eve gelecek olan kişiyi beklerler. Sabah 7 -8 olduğunda eğer hala gelen erkek olmamışsa ahırda bulunan bir öküz eve alınır. İlk gelen kişi eğer kadın olursa o yılın hastalıklarla geçeceğine inanırlar. Aynı uygulamaya benzer bir örnek de at ile yapılır. Yeni yıl sabahı atın yuları çıkarılarak ahırdan alınır ve evin giriş kapısından sağ ayağı girdirilir. Ayrıca yeni yıl sabahı pınarlardan su alınarak kaplar doldurulursa o yıl bereketli geçecek demektir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>GİZLİCE GİDER HAZIRLANAN YEMEKLERİ ALIR ÇIKARLAR</strong><br />
Yeni yılın sabahı şafak sökerken çocuklar köydeki komşu evlerin sağ kapısına gizlice giderler. Bu kapıdan içeri girer ve ev sahibinin bu ziyaretçiler için önceden hazırladığı yiyecekleri alır ve çıkarlar. Yiyecekler ise haşlanmış mısır, kabak, patates gibi genellikle çocukların sevdiği şeylerdir.<br />
<br />
<strong>YENİ YIL PİRESİZ GEÇSİN DİYE...</strong><br />
Yeni yıl sabahının erken saatlerinde 'derani' denilen ve hayvan yemlerinin konulduğu ve kışlık yiyeceklerin saklandığı yerde evin sahibi bıçakları birbirine sürtmeye başlar. Bu sesi duyan evin diğer sakinleri ve sesi duyup kapıya gelen diğer köylüler aşağıdan yukarıya ne yapıyorsun diye seslenirler. Yukarıdaki ise 'pire kesiyorum' der. Aşağıdakiler de 'bütün pireleri kes' derler. İnanışa göre yeni yıl sabahı bu şekilde bir uygulama yapılırsa bütün bir sene piresiz geçecek demektir.<br />
<br />
<strong>YILBAŞI GÜNÜ MISIR KAYNATILIRDI</strong><br />
Yeni yılın ilk günü Mısır kaynatılır. 'Koliva' denilen haşlanmış mısır o gün gelen misafirlere ve çocuklara yedirilir. Ayrıca yeni yıl sabahı koliva denilen mısır tanelerini evin odalarına serpiştirerek o yılın bereketli geçmesini sağladıklarına inanırlar. Gelecek yılın bereketli geçmesi için yapılan bir uygulamadır.</p>

<p><strong>TAVUK ÇALINIRDI</strong><br />
Yılbaşı gecesi tavuk çalınır, pişirilir ve tüm köylüye haber verilerek beraberce yenilir.Yeni yıl günü yeni takvime göre Ocak ayının 14'düne denk gelir. Bu gün 'cehiknik' yapılır. Cehiknik; gençlerin köyden yağ, şeker toplamaları ve bu toplanan yiyeceklerle helva ve tuzlu bibil yaptıkları uygulamanın adıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RİZEDEYİZ EDİTÖRÜ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize Hakkında</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/yeni-yilla-ilgili-inanislar</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Dec 2014 17:06:00 +0200</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2024/04/yilbasi.jpg" type="image/jpeg" length="79092"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Masallarımız]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/masallarimiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/masallarimiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rize yöresine ait masal, efsane ve hikayelerimiz.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>AYI İDİ, MAYI İDİ </strong><br />
Evvel zaman içinde, köyün kadınları ormana odouna gitmişler. Beraberlerinde de genç bir kız varmış. Kızın yükü ağır geldiğinden oturup biraz dinlenmek istemiş. Diğer köylüler önden gitmişler. Dinlenen kız, kalkıp yürümeya başladıysa da bir müddet sonra her tarafı sis kapladığından, kız yolunu kaybetmiş, bir ayıya rastlamış. Ayı kızı zorla kaçırarak mağarasına götürmüş. Kendisini bal ile meyve ile beslemiş. Üça y sonra kız ayıya alışmış evlenmişler. Aradan 15 yıl geçmiş.Çocukları olmuş. Ayı kızı ailesinin evine götürmüş. Eve vardıklarında kız eve girmiş. Ayı`yı gören köylüler onu öldürmüşler. Kadın bunu görünce ağlamış ve şu ağıtı yakmış:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><em>Ayı idi mayı idi<br />
Gene benum kocamidi<br />
İyi di kötü idi<br />
Evine çok bağlı idi<br />
Yağı balı çok idi<br />
Askerluği yok idi<br />
Bu bili, bu bili...</em></p>

<p><strong>CAZI BABAANNE </strong><br />
Vakti zamanında evin birinde bir gelin, beyi ve kaynanası ile mutlu bir şekilde yaşarlarmış. Bir gün gelinin bir nur topu gibi bir çocuğu dünyaya gelmiş. Zavallı anne ve baba daha sevinçleri kursağında iken iki gün dolmadan bebek, ağzı kan revan içinde ölmüş. 'Allah`ın emri ne yapalım' diyerek anne-baba çocuğu mezara koymuşlar. Yıllar sonra ikinci çocukları olmuş, o çocuk da aynı şekilde ölmüş. Artık anne baba ne yapacaklarını şaşırmışlar. Gel zaman git zaman üçüncü çocukları dünyaya gelmiş. Ancak çocuğun annesi lohusa halinde yatağında uyur iken bir ara bir örümceğin hızla bebeğin üzerine gittiğini görmüş. Eliyle onu öldürmek istemiş. Ne varki örümcek düşmüş bir ayağı kırılmış. Uyku halindeki anne artık ölür diye örümceği bırakmış. Kadın her zamanki gibi sabah aynı saatte kalkmış, ahırdaki hayvanları bakmaya gitmiş, döndüğünde bakmışki, kaynanası hala kalkmamış, kaynanası ondan çok daha önce kalkar ve ateşi yakarmış. Vakit epeyi geçince gelin kaynanasının odasına girmiş.</p>

<p><strong>Kaynana:</strong><br />
- Hastayım gelinim, kalkamıyorum, demiş.</p>

<p><strong>Gelin:</strong><br />
- İlaç getireyim de iç, diyerek ilacı getirip içirmiş.</p>

<p>Kaynana bir müddet sonra ayağa kalkmak için doğrulunca, ah bacağım feryadı ile tekrara yatağa düşmüş. Gelin durumu anlamış, beyinide anlatmış.<br />
İşin sonunda o nur topu gibi bebeklerin ciğerini kazıyıpkanını içenin bu kaynana olduğu, kaynanın gerçekte örümcek şekline bürünen bir cazı olduğu örümcek şekline bürünmüş olduğu apaçık ortaya çıkmış.</p>

<p><strong>HALA DERESİ EFSANESİ </strong><br />
Zamanın birinde kendisine yurt tutup oturacak yer arayan bir aale. Ayder yolu üzerinde boş bir yer bulur. Oraya yerleşir. Aradan yıllar geçer. Bir gece derenin karşısında sönük bir ışık görürler. Uzun zamandır, yalnız yaşadıkları bu yerde bir komşu sahibi olmak onları sevindirmiş, tanışmışlar. Kendilerinin Hala isimli bir kızları varmış. Komşunun da bir oğlu. Zamanla birbirlerine aşık olup, nişanlanmışlar. Oğlan evlenme parası kazanmak için gurbete gitmiş. Gidiş o gidiş oğlan`dan üç dört sene ses seda çıkmayınca uımut kesilmiş, kz bir başkasına nişanlanmış. Düğün dernek kurulmuş. Tam düğün gününde düğün evine oğlanın gurbetten döndüğü haberi ulaşmış. Kız bunu duyunca eski sevgisi depreşmiş. Gelinliği ile düğün evinden koşa koşa çıkmış. Dere geçilecek gibi değilmiş. Ama o heycanla kendini dereye atmış. Dere o kadar azgınmışki, karşıya geçmeyi başaramamış. Dere almış götürmüş Hala Gelini. O gün bugündür derenin adı Hala Deresi, Köyün adı da Hala Köyü olmuş.</p>

<p><strong>CAZI KARISI </strong><br />
Anan yoğ idi. Nenen hiç yoğu idi. Dedenun dedesi daha girmemuşti beşiğe.Var idi, yoğ udi bir Hasanika. Hasanika gezer iken gördü bir armut ağacı. Çıktı armuda başladı yemeğe. Keldi bi Cazi Karisi. Niyeti idi bozuk..Armud`un altından seslendi tatlı bir sesle bağurdu Hasanika`ya :<br />
- Uuuy anan kurban olsun saha. Hasanika oraya ne yapayisun.<br />
-Armut yiyirum.<br />
- At bağa bi armut.<br />
Atar oğa bi armut. Cazi karisi onu mahsustan tutmaz.<br />
- O kitti bayışağa. Kızlar kesulsun saha. İn bi dal aşağa, at bağa bi daha.<br />
Atar oha bi daha.<br />
- O da gitti bayışağa, in bi dal daha aşağa, at bağa bi dağa<br />
Hasanika armut ata ata geler aşağa son dal idur çuruk birden duşer başaşağa. Geçirur baygunluk Cazi karısı tutar Hasanika`yı, kor torbasına, alur keturur evine. Kitler oni bir odaya.Cazi karisi evden ayrılurken kızı Fadime`ye:<br />
- At kazani ustune,hazır uyuyi at Hasanika`yı da içine .Pişir ko dolaba. Geldummi yeruk.<br />
Hasanika uyanmış duymuştur bunu. Lakin kelir duymamazliktan. Fadime atar kazani ustune içine doldurur suyu. Yakar da eteşu. Çağurur Hasanika`yı.<br />
- Hasanika git da bak. Kazanun içine boncuklarım ordamidur?<br />
Hasanika bili ya işi uzaktan bakar kazana.Der Fadime`ye:<br />
- Ben gormedum, sen bi bak onlara. Tam bakar iken Fadime. Vurur oğa bi tekme. Atar oni kazanın içine. Pişirur oni eder kavurma, koyar sahanlara yerleşturur tereklere.<br />
Kelir Cazi Karisi bakar etler tereğe, başlar onlari yemeğe. Yerken da:<br />
- Hasanika`nun etleri cimi cimi butleri. Hasanika`nun etleri cimi cimi butleri.<br />
Hasanika meğer çıkmuş idur çatıya der ordan oğa:<br />
- Fadimenun etleri cimi cimi butleri.<br />
Cazi Karisi duyar oni, tükürur yediklerini. Kurar hemencecuk bi plan. Uğraşur çatıdan aşağı indirmeyi oni.<br />
- Uuuy Hasanika oraya nasil çiktun?<br />
- Eskemileri koydum birbiri ustune oyle çiktum.<br />
Oda koyar iskemileri ust uste. Çıkar ustlerine.Çıkar ustlerine da beceremez duşer altına, incitur dizini. Gene seslenur:<br />
- Uuuy Hasanika oraya nasil çiktun?<br />
- Yiğne yine ustune koydum da öyle çiktum.<br />
Kodi yğne yiğne ustune çıkamadi. Geçti yiğneler oğa.<br />
- Uuuy Hasanika oraya nasil çiktun?<br />
- Kizdurdum bi şiş soktum oni kendume, attı beni buraya.<br />
Cazi Karisi kizdurur bi şi, sokar oni kendine; ceberur kider. Hasanika iner aşağa. Araştirur bulur Cazi`nun hazinelerini.Olur zencun.</p>

<p><strong>KOLCUYA OYUN </strong><br />
Köye devamlı kolcular gelir. Köylüye karşı katı davranışlarda bulunur ve her seferinde eziyet ederlermiş. Yine günün birinde kolcular gelir.Köylüyü cami avlusuna toplayarak sık boğaz ederler. Tarladan dönen muhtar Mustafa Dayı bunları dinler ve yaklaşarak onları evine davet eder. Davete de icabet etmezler. Çalışma kiyafetine bakarak değerlendirip kim olduğunu da sormazlar. Akşam vaktine yakın bir zamanda geri dönüşlerinin mümkün olmadığını düşünen kolcular muhtarı sorarlar. Köylüler de; muhtar, sizi davet eden kişi idi derler. Davranışlarından mahcup olur ve sorarak muhtarın evine giderler. Mustafa Dayı, davranışlarına ders olması için bir kurnazlık düşünür. Çeşitli yemekler hazırlatır. Sofraya önce lahana gelir ve düşük bir fiyat söylenir. Ardından her yemeğin fiyatı artırılarak sofraya konulur. Kolcular işin ciddi olduğunu anlarlar ve ucuz buldukları lahanayı yerler ve susarlar.</p>

<p>Yatmaya sıra gelince saman yatak, post ve yün yatak gösterilir. Onlara da farklı fiyat konur. Misafirler ucuz yatak derler ve onları tercih edip yatarlar.<br />
Sabah kahvaltısında da fiyatlar verilir ve kahvaltı biter. Kahvaltı sonunda muhtar hesapları çıkarır ve parayı ister. Ancak birinin parası yeişmez. Mustafa Dayı paranın peşin olduğunu söyler ve taviz vermez.Bunlar yalvarınca Muhtar: 'Benim üst başım uygun olmadığı için selamımı almadınız, davetimi bile kabul etmediniz. Siz bizi kiyafetlerimizle değerlendirmeye kalktınız. Biz belki fakiriz ama gönlümüz zengindir. Bizi hakir görmeyin. Bu paralarınızı alın ve bu köylüyü de küçük görüp eziyet etmeyin' der ve onları uğurlar. Kolcular iyi bir ders aldıklarını düşünerek ayrılırlar.</p>

<p><em><strong>Kaynak Kişi:</strong> Rahmetli Mustafa Çukur Tunca Köyü Eski Muhtarı<br />
<strong>Derleyenler :</strong> Hızır Kuyumcu, A.Paşa Kabaoğlu</em></p>

<p><strong>HORON HİKAYESİ </strong><br />
Karadenizde düğünlerde horonun farklı bir yeri vardır. Sabah başlayan oyunlar akşama, hatta ertesi günü akaşamına kadar devam ettiği çok olurdu. Oyuna bir girildi mi bırakılmaz, ancak yoruldu mu şöyle bir nefeslenmek için oyundan çıkılır, yerini hemen sıradaki alırdı. İşte böyle bir düğünde..<br />
Fadime yorulmuş, horondan çıkmıştı, o anda evi hatırına gelir. Eve gider. Bakar evde yemek kalmamış, yiyecek bir şeyde yok. Anbarın anahtarı da kocası Temel de. Ehh.. Temel de düğünde. Hemen düğün evine gider. Temel horon da. Fadime kocasına durumu anlatmaya çalışır. Temel oralıklı olmaz. Oyuna devam eder. Fadime yavaş yavaş kızmaya başlar. Temel`e çıkışır:<br />
- Adam, anahtarı ver da; eve yiyecek bi şey kalmadı, çocuklar açlıktan geberiyi.<br />
Temel horon`dan çıkmadan, horon havasın da uyar biçimde, türkü ile şu karşılığı verir:<br />
- Al belumden belumden<br />
Al gerumden gerumden.<br />
Fadim anahtarı kocasının belinden alır, eve gelir, ambarı açar, çocukları yedirir. Ancak, tarlaya gitmesi gerktiğinden anahtarıda Temel`e vermek gerekir. Gene bi koşu düğün evine gelir. Temel hala oyundadır. Fadimeyi gören Temel istifini bozmadan, türkü ile:<br />
- Koy belume belume<br />
Gene eski yerune...<br />
Fadime, anahtarı oyunu bırakmayan kocasının beline bağlıyarak, tarlaya gider. Akşam ezanıyla eve geldiğinde Temel de düğün evinden yeni dönmektedir.</p>

<p><strong>KİM KAÇAR ALİ RIZA'NIN TUFEĞUNUN ÖNÜNDEN </strong><br />
Rize'nin Dağbaşı mahallesinde seferberluk öncesi, tüm Rizeliler gibi, Ali Rıza da geçimini sağlamak üzere çoluğunu çocuğunu bırakmış, mesleği olan fırıncılık yapmak üzere Batum`a gelmiştir. Ali Rıza biraz övünmeyi seven bir Karadenizlidir.Sabah`a kadar fırında çalışmış, bir yorgunluk çayı içmek üzere kahveye gitmuş, bir köşe de çayını yudumlarken yapılan sohbetlerede kulak kabartmaktadır. Meğer bir gün önce orada bir vurgun olmuş. Adam`ın biri silahla çok uzun bir mesafeden tam alnının ortasından vurulmuştur. Kahvedekiler, ölen adam`ı unutmuşlar, vuran admı övmekteler, bu adam her kimse gayet iyi nişancı olduğunu, böylesinin zor bulunacağından bahsetmeye başlamışlar. Ali Rıza bu, boş durur mu hemen seslenmiş:</p>

<p><strong><em>- KİM KAÇAR ALİ RIZA'NIN TUFEĞUNUN ÖNÜNDEN?</em></strong></p>

<p>Senmisin bunu diyen, kahvede hazır bulunan sivil görevliler tarfından apar topar tutuklanıp hemen mapusa atılmış.Anam babam derken aradan 2 seneye yakın bir zaman geçmiş. Geleni gideni yokmuş. Rize`dekilerinde böyle bir durumdan haberi olmamış. Bir ziyaret günü adamın biri yanına yaklaşmış. Hal hatırdan sonra, niye buraya düştüğünü sormuş. Ali Rıza da anlatmış. Suçu olmadığını, yanlış anlaşıldığını söylemiş.<br />
Adam ertesi hafta bir daha gelmiş, Ali Rıza ile epeyi sohbetten sonra, memlekette çoluğu çocuğu olup olmadığından ailesinden konuşmuşlar. Ali Rıza 11 çocuğu olduğundan onlarında bu durumdan haberi olmadığından bahgsetmiş. Adam böyle bir kaç kez daha gelmiş, her seferinde Ali Rıza`ya hediye getirmemeyi ihmal etmemiş.</p>

<p>Bir gün tekrar hakim huzuruna çıkarılan Ali Rıza tamam şimdi hapı yuttuk derken,</p>

<p><strong>Hakim:</strong><br />
- Serbestsin, suçsuz bulundun demiş. Ali Rıza sevinçten ne yapacağını şaşırmış. Sevincini paylaşacak birini bulmak için sağa sola bakarken, bir dene görsün. Kendini ziyaret eden adam orda. O`na sarılmış.</p>

<p><strong>Hakem:</strong><br />
- O`nu nerden tanıyorsun, katil o, bak o`nun yüzünden bu kadar süre yattın, demiş.Ali Rıza durumu anlatmış.Meğer adam hasmını vurduktan sonra bir süre gözden kaybolmuş. Geri döndüğünde kendi yerine bir başkasının tutuklanıp hapse atıldığını duyunca, bir kaç ziyarettten sonra vicdanının sesini dinleyip, suçunu itiraf edip Ali Rıza`nın kurtulmasını sağlamıştır.</p>

<p><strong>EVLENMEYECEĞUM DEDUM AMA</strong><br />
Emicemden bir hikaye daha anlatayim sizlere….</p>

<p>Bu dünyada hiç derdi kasaveti sikintisi olmiyan beni adem varmi ki Allah yaratmişmi ki işte adamun biri Mehmet efendi buni merak etmiş araşturmaya başladi.</p>

<p>Sormiş soruşturmiş olsa olsa derdi sikintisi olmiyan olsa olsa alan yerde bir ağa var yediği oninde yemeduği arkasinde ancak onun derdi sikintisi olmaz dediler ve adresi eline verdiler.</p>

<p>Mehmet efendi yola koyildi adamun evini yani konağini buldi. İçinden da ha bu adamun dedukleri gibi bi derdi sikintisi olmaz herhalde dedukleri gibi olsa gerek. Kapiyi çalmiş.</p>

<p>'Tanri musafiryim' demiş, yani kendini tanitmiş ismini demiş bi da yolcu olduğuni demiş.<br />
Neyisa kendisini musafir odasina almişler. Akşam olmiş yemişler içmişler muhabbete koyilmişler.</p>

<p><strong>Mehmet ağa:</strong></p>

<p>'Asil amacüm ha bu dünyaya derdi sikintisi olmayan acep varmi diye araştürmaktur. Araşturirken seni tarif ettiler onin içun buriya geldum' demiş.</p>

<p><strong>Ağada:</strong></p>

<p>'Çok şukur aha goriyisun da benum bi derdum sikintim yokidur işte yaşantim bu' demiş.<br />
Yatmak zamani gelmiş o ara kapi çalinmiş zebelle gibi bir adam içeri girmiş ağadan musade iştemiş ve hanumini almiş goturmiş.</p>

<p><strong>Mehmet efendi:</strong><br />
'Bu da neyin nesi ağa' demiş .</p>

<p><strong>Ağa da demiş ki;</strong><br />
'Ha o mi.. Bi şey değil da. Vaktun birinde benum hanum çok ağir bir hastaluğa yakalandi elum doşeğinde eldi elecek bana dediki?:</p>

<p>'Herif ben eliyirum sen arkadan ben eldukten sonra evleneceksun buna dayanamayirum' demiş.</p>

<p>'Yapma hanum yemin ederum evlenmeyeceğu' dedum. Ama bir türli inanmadi ve hanum dedi ki:</p>

<p>'Bi şartla inanurum' dedi 'hadim olursan' dedi.</p>

<p>'O zaman inanurum ki evlenmeyeceksun mecbu kalduk deduğuni ettuk. Hanum bu ara iyilendi sağluğuna kavuşti ama bir şey eksuk kaldi bu ara mecbur kaldum o adami kiraladum. Akşam oldimi vazifesin yapayi gördüğün gibi bu derten sayilmaz herhalde benum hiç derdum ve sikintim yoktur çok şukur. Her şeyum mevcuttur'</p>

<p><strong><em>Anlatan: Ali İhsan Köroğlu</em></strong></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RİZEDEYİZ EDİTÖRÜ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize Hakkında</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/masallarimiz</guid>
      <pubDate>Sat, 02 Aug 2014 19:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/arsiv/icerik/2020/06/08/1591625722.jpg" type="image/jpeg" length="24832"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkülerimiz]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/turkulerimiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/turkulerimiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rize yöresine ait halk türküleri.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>TÜRKÜLER</strong></p>

<p><strong>Akayı Daşlı Dere</strong></p>

<p>Akayı daşlı dere<br />
Vura vura daşlara<br />
Cesuleyim sevdiğim<br />
O gözlere gaşlara</p>

<p>Gurbanım daşlı dere<br />
Gülüne çiçeğine<br />
Kız senin türkilerun<br />
Derd oldu yüreğime</p>

<p>Oy dere daşlı dere<br />
Derman ol derdumuze<br />
Mevlam sabırlar versin<br />
Sevduğum ikimuze</p>

<p>Suğut ed daşlı dere<br />
Derdumi dinlesana<br />
Gurban olayım mevla<br />
Bizi gavuştursana</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Annem Kurdi Sofrayi</strong></p>

<p>Annem kurdi sofrayi (da)<br />
Gel uşağum ye dedi<br />
Ben da dedim anneme<br />
Sevdam aklıma geldi</p>

<p>Annem de dedi bana (da)<br />
Hep oni duşunursun<br />
Ben da dedim anneme<br />
Anne dilun kurusun</p>

<p>Avlisine yanaştum (da)<br />
Çalilere bolaştum<br />
Diz kura yavaş yavaş<br />
Pencereye yanaştum</p>

<p>Vurdum girdim içeri (de)<br />
Vurdum kırdum gerdeli<br />
Dağıldi kuşaklari<br />
Kuşak şamatasından (da)<br />
Uyandi uşaklari</p>

<p>Dedüm hanımefendi (da)<br />
Uyutsana onlari<br />
Dedü uyumayiler<br />
Tağun yesün onlari</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Asker Ettiler Beni</strong></p>

<p>Asker ettiler beni<br />
Kuram çıktı Yemen'e<br />
Sol taraftan vuruldum<br />
Kanum aktı çimene</p>

<p>Tüfeğumda beş fişek<br />
Olduk Yemen'e direk<br />
Ağlasun analar<br />
Millet içun elursek</p>

<p>Ağlama ey çemençem<br />
Ben eliyurum diye<br />
Sen kal Rizelilere<br />
Ebediyen hediye</p>

<p>Yemen'un yoli kumluk<br />
Ben da oldum rahmetluk<br />
Ağlama kerib anam<br />
Birbirini buluruk</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Aspet'ten Liparit'a</strong></p>

<p>Aspet'ten Liparit'a<br />
Kim elçiledi beni</p>

<p>Almazdım Ismail'i<br />
Gelin kandırdi beni</p>

<p>O ki geldi sandığum<br />
Başumdan vurdi beni</p>

<p>Liparit'ten aşağa<br />
Alıp koydular beni</p>

<p>Çiklinar'ın üstüne<br />
Karşiladilar beni</p>

<p>Liparit köprüsüne<br />
Kayinim vurdi beni</p>

<p>Kör Temel'in evine<br />
Tekneye koydi beni</p>

<p>Gelinlik entarimlen<br />
Kör Temel gordi beni</p>

<p>Gelin ne ettim sana<br />
Günahın tutti beni</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Ay Vuruyor</strong></p>

<p>Ay vuriyor (...)<br />
Çikti dağa duriyor (canim canim)<br />
Sar bana kollarini<br />
Canim çıkti gidiyor (cicim canim)</p>

<p>Ay vurur aylanamam<br />
Sabahlar uyanamam (canim canim)<br />
Yarim orda ben burda<br />
Ben burda dayanamam (cicim canim)</p>

<p>Ay vurur rende rende (?)<br />
Ay bulute girende (canim canim)<br />
İki gece bir olsa<br />
Yar koynuma girende (cicim canim)</p>

<p>Sevdaliyim duramam<br />
Başumi kalduramam (canim canim)<br />
Bu sevdali başımla<br />
Nerde gitsam duramam</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Ayananın Başını</strong></p>

<p>Ayananın başını<br />
Kazmalan mı kazdılar<br />
Başımın yazısını<br />
Kömürle mi yazdılar</p>

<p>Bu dere aka aka<br />
Başında kum kalmadı<br />
Yollara baka baka<br />
Gözümde nur kalmadı</p>

<p>Dereden geçer iken<br />
Başım aldı sazlara<br />
Baba evlendir beni<br />
Aklım kaldı kızlara</p>

<p>Derenin derincesi<br />
Akar suyun incesi<br />
Gel biraz konuşalım<br />
Gönlümün eğlencesi</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Aykiri Yol Uzuni</strong></p>

<p>Aykiri yol uzuni<br />
Dön göreyim yuzuni<br />
Versak omuz omuza<br />
Öpsem ela gözuni</p>

<p>Aykiri yollarilen<br />
Yari sana bırakdı<br />
Beyazlı gömleğunu<br />
Hanidur gravati</p>

<p>Aykiri yollarilen<br />
Ezmeden gel ezmden<br />
Elum daha iyidur<br />
Böyle yalnız gezmeden</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Ben Eleyim Eleyim</strong></p>

<p>(Kız)<br />
Ben eleyim eleyim<br />
Günlerum gelsun sağa<br />
Gelsun senun ellerun<br />
Koysun beni toprağa</p>

<p>(Erkek)<br />
Karanfilun kökleri<br />
Dalsun derune dalsun<br />
Seni alan Ezrail<br />
Beni da gelsun alsun</p>

<p>(Kız)<br />
Kayalardan kayarum<br />
Yirmi dörttür ayarum<br />
Sensuz geçen günleri<br />
Ömürden mi sayarum</p>

<p>(Erkek)<br />
Emine'm çay toplayı<br />
Gene girdi çayluğa<br />
Hemen evlenecağuk<br />
Bir girersem ayluğa</p>

<p>(Kız)<br />
Duman dağun üstüne<br />
Dumanlar horon eder<br />
Gel beraber kaçalum<br />
Beyuklarumuz ne der</p>

<p>(Erkek)<br />
Ah kemençemin yayi<br />
Dolayi gel dolayi<br />
O yar almazsa beni<br />
Muskalondur kolayi</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Bir Destan Başladım</strong></p>

<p>Bir destan başladım derd-i meraktan<br />
Tatli göruşelum boyle iraktan<br />
İsteriz her işi Cenab-i Hak'dan<br />
Sevdaluk peşinde yandum ne çare</p>

<p>Yazdırdim destane herkes okusun<br />
Herkes merağıni arasin bulsun<br />
Cumle arkadaşa yadikar olsun<br />
Sevdaluk peşinde yandum ne çare</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Bir Karakuş Ağlıyor</strong></p>

<p>Bir karakuş ağlıyor<br />
Taş değmiş kanadına<br />
Ağlama karakuşum<br />
Kızların inadına</p>

<p>Karakuşun kanadı<br />
Nedir bu kızın adı<br />
Ben almam böyle kızı<br />
Eller ilen oynadı</p>

<p>Sırt üstüne gürgenim<br />
Tevekkel ah tarılmam<br />
Almasın alma beni<br />
Yine senden darılmam</p>

<p>Karşıya elmalıklar<br />
Suda oynar balıklar<br />
Ne böyle sevda gördüm<br />
Ne böyle ayrılıklar</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Bir Türkü Diyeceğim (Nazmiye)</strong></p>

<p>Bir türkü diyeceğim<br />
Nazmiye uyanır mı<br />
Geldik karşı karşıya<br />
Buna can dayanır mı</p>

<p>Suyu koydum fincana<br />
Aşık oldum ben sana<br />
Yanayırum Nazmiye<br />
Yazık değil mi bana</p>

<p>Sevdalıyam duramam<br />
Başımı kaldıramam<br />
Bu sevdalı başımnan<br />
Nereye gitsem duramam</p>

<p>Ne sevimli çiçeksin<br />
Bardağa koysam seni<br />
Fincana koysam seni<br />
İkbalim yok Nazmiye<br />
Felek ağlattı beni</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Birkaç Türkü Diyeyim</strong></p>

<p>Birkaç türkü diyeyim (aman aman)<br />
Dertliyim neyleyeyim (canım canım)<br />
Yare kavuşamazsam (Allah Allah)<br />
Al canımı öleyim (canım canım)</p>

<p>Dere akar denize (aman aman)<br />
Kavuşmak yok mu bize (canım canım)<br />
Sana güman eyledik (Allah Allah)<br />
Ya bir bak halimize (canım canım)</p>

<p>Dereye alabalık (aman aman)<br />
Yaktı beni sevdalık (canım canım)<br />
Dert verdin derman da ver (Allah Allah)<br />
Yeter bu kadar darlık (canım canım)</p>

<p>Dereleri aşalım (aman aman)<br />
Ya nerde buluşalım (canım canım)<br />
Bu dünyada olmazsa (Allah Allah)<br />
Ahrette kavuşalım (canım canım)</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Bu Gece Rüya Gördüm</strong></p>

<p>Bu gece rüya gördüm<br />
Olmadı bana ayan<br />
Kemençemin sesine<br />
Uyan sevdiğim uyan</p>

<p>Ben bu gece rüyamda<br />
Gördüm sen ölmüş idin<br />
Ben de gördüm rüyamda<br />
Sen benim olmuş idin</p>

<p>Gene gördüm rüyamda<br />
Güya sarıldın bana<br />
Ben de gördüm ananı<br />
Olmuş bana kaynana</p>

<p>Soralım bu rüyayı<br />
Acep nedir manası<br />
Böyle olur oy kızlar<br />
Asilerin riyası</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Can Can Can (Kerez Çiçek Açıyor)</strong></p>

<p>Kerez çiçek açıyor<br />
Aykırı dal üstüne (Can can can)<br />
Aykırı dal üstüne (Şıp şıp şıp)<br />
Alır seni kaçarım<br />
Kollarımın üstüne</p>

<p>Bayırımın dibinde<br />
Üzüm vurdu üzüme (Can can can)<br />
Üzüm vurdu üzüme (Şıp şıp şıp)<br />
İnkar etme sevduğum<br />
Yüzün vurdu yüzüme</p>

<p>Olayım o gözlere<br />
Onlar nasıl bakıyor (Can can can)<br />
Onlar nasıl bakıyor (Şıp şıp şıp)<br />
O gözlerin bakışı<br />
Beni candan yakıyor</p>

<p>Çık kaçalum dağlara<br />
Dağlar olsun evimiz (Can can can)<br />
Dağlar olsun evimiz (Şıp şıp şıp)<br />
Her gomardan bir yaprak<br />
Olsun keremedimiz</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Çakal Yesun Anani</strong></p>

<p>Çakal yesun anani<br />
Hem anani babani<br />
Gülüm nerden bulurum<br />
Senin gibi çobani</p>

<p>Yavrum nerden bulurum<br />
Senin gibi çobani<br />
Sen çoban ol ben kuzu<br />
Gezelim ovaları</p>

<p>Çakal yesun dedeni<br />
Hem dedeni neneni<br />
Gülüm nerden bulursun<br />
Benim gibi seveni</p>

<p>Yavrum nerden bulursun<br />
Benim gibi seveni<br />
Sen çoban ol ben kuzu<br />
Gezelim ovaları</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Çayeli'nden Öteye</strong></p>

<p>Çayeli'nden öteye<br />
Gidelum yali yali<br />
Arkandaki sepetun<br />
Ben olayım hamali</p>

<p>Sepetumun ipleri<br />
Keseyi omuzumi<br />
Aç beyaz peştemali<br />
Bir göreyim yuzuni</p>

<p>Karlı dereden beri<br />
Yeşil çay bahçeleri<br />
Çay filizi toplayi<br />
Peştemalli kızlari</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Çember (Başındaki Çenberün)</strong></p>

<p>(ey ey ey ey ey)<br />
Başındaki çenberün<br />
Uymalidüy uymali<br />
Oldun dünya güzeli<br />
Senden nasil doymali</p>

<p>(ey ey ey ey ey)<br />
Başındaki çenberün<br />
Dali var çiçegi yok<br />
Ha bu deli göynümün<br />
Senden geçecegi yok</p>

<p>(ey ey ey ey ey)<br />
Başındaki çenberün<br />
Ujleri kangel kangel<br />
Ey kız kurban olayim<br />
Orman çenarindan gel</p>

<p>(ey ey ey ey ey)<br />
Başındaki çenberün<br />
Ujleri düğum düğum<br />
Cigaramın içinde<br />
Siğar misın sevdüğüm</p>

<p>(ey ey ey ey ey)<br />
Başındaki çenberün<br />
Ujleri yumak yumak<br />
İçi baş bir yastıkta<br />
Onda olmaz uyumak</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Çok Ahtum Var İdi</strong></p>

<p>Çok ahtum var idi çıkmaduk yaza<br />
Azrailde bakmaz bir ile aza<br />
Kahpe felek bana verdiyse ceza<br />
Bundan sonra daha demem Ahmed'um</p>

<p>Çiçekli yaylalar topraklı taşlı<br />
Eyvah ben gezerum gözlerim yaşlı<br />
Eller gelin eder kutni kumaşlı<br />
Bundan sonra daha demem Ahmed'um</p>

<p>Gülüm soldi doli vurdu bostana<br />
Bütün dertlerumi yazın destana<br />
Selam olsun Ayderdeki ustama<br />
Bundan sonra daha demem Ahmed'um</p>

<p>--------------------------------------</p>

<p><strong>Denize Vardır Kara</strong></p>

<p>Denize vardır kara<br />
Acaba kayık mıdur<br />
Kaldık uzak uzağa<br />
Ağlasam ayıp mıdır</p>

<p>Balık attım çekere<br />
Güzel yarum yer misun<br />
Ben seni seviyrum<br />
Sen beni sever misun</p>

<p>Pencereden bak beni<br />
Beğenursan al beni<br />
Beğenmezsan beğenma<br />
Beğenenler var beni</p>

<p>Pencere pervazına<br />
Kim sürdü yeşil boya<br />
Pencereden bakana<br />
Sarılsam doya doya</p>

<p>Kara saçın örmezler<br />
Seni bana vermezler<br />
Gel biraz konuşalum<br />
Ay karanlık görmezler</p>

<p>--------------------------------------</p>

<p><strong>Dumanım Derelere</strong></p>

<p>Dumanım derelere de<br />
Vermem seni ellere<br />
Olsun ellerim kemer<br />
O incecik bellere</p>

<p>Dumanım yayılamam<br />
Ben senden ayrılamam<br />
Ben senden ayrılırsam<br />
Halim yamandır yaman</p>

<p>Olayım o gözlere<br />
Onlar nasıl bakıyor<br />
O gözlerin bakışı<br />
Beni burdan yakıyor</p>

<p>Olayım o gözlere<br />
Onlar karadır kara<br />
Gel dizimin üstüne<br />
Zülüflerini tara</p>

<p>--------------------------------------</p>

<p><strong>E Paçı Çeşanuni</strong></p>

<p>E paçı çeşanuni<br />
Niçun bağladun yana<br />
Çeşan benum değil mi<br />
Uşak ne lazım sana</p>

<p>E paçı nerden aldın<br />
Belundeki çeşanı<br />
Ben her zaman bulurum<br />
Kendume yakışanı</p>

<p>E paçı çeşanunun<br />
Dali olayım dali<br />
Değer mi çeşanuna<br />
Uşak babanın mali</p>

<p>--------------------------------------</p>

<p><strong>Fadime</strong></p>

<p>Fadime çemberinin ipekleri karalı<br />
Alamaz seni benden ha bu köyün kralı<br />
Oy oy Fadime</p>

<p>Gel otur konuşalım dizim dizine vursun<br />
Oy oy Fadime<br />
Öyle bir sarılalım akan dereler dursun<br />
Oy oy Fadime</p>

<p>Derenin derincesi de akar suyun incesi<br />
Gel biraz konuşalım gönlümün eğlencesi<br />
Oy oy Fadime</p>

<p>Gel otur konuşalım dizim dizine vursun<br />
Oy oy Fadime<br />
Öyle bir sarılalım akan dereler dursun<br />
Oy oy Fadime</p>

<p>--------------------------------------</p>

<p><strong>Fadime'm</strong></p>

<p>Derenın çenarina<br />
Sereceğim kilimi<br />
Geçer yürek yanginli (Fadime'm)<br />
Allah'ın bir zilimi</p>

<p>Dere kündüzi misın<br />
Sabah yıldızi misın<br />
Gel baş başa verelim<br />
Sen aylan yıldız misın</p>

<p>Kuş uçti yavri kaldi<br />
Gök yuzi mavi kaldi<br />
Anahtar ya koynunda (Fadime'm)<br />
Göynüm kilitli kaldi</p>

<p>Yağmur yağıyor yağmur<br />
Akan dereler durur<br />
Ben sevdim eller aldi<br />
Acısi beni bulur</p>

<p>Sevdaliyim duramam<br />
Başımi kaldıramam<br />
Bu sevdali başımlan (Fadime'm)<br />
Nerey gitsem duramam</p>

<p>Sevdali koti maraz<br />
Yürek yakar can almaz<br />
Sevda halinden bilen<br />
Kızin (...) para almaz</p>

<p>--------------------------------------</p>

<p><strong>Gel Ha Böyle Bu Yana</strong></p>

<p>Sen orada ben burda<br />
Biraz yakın olalum<br />
Dal ilen asma gibi<br />
Birbirin saralum</p>

<p>Gel ha böyle gel ha böyle bu yana<br />
Birşey diyeyim sana<br />
Sevdan öldürdü beni oy<br />
Kül oldum yana yana</p>

<p>Senin içun diktirdum<br />
Kadifeden minderi<br />
Çek altuna da otur<br />
O kaybana anderi</p>

<p>Gel ha böyle gel ha böyle bu yana<br />
Birşey diyeyim sana<br />
Sevdan öldürdü beni oy<br />
Kül oldum yana yana</p>

<p>Yak ateşi ateşi<br />
Kızsun ocağun taşi<br />
Ateşlerden çıkmasun<br />
E kız babanun başi</p>

<p>Gel ha böyle gel ha böyle bu yana<br />
Birşey diyeyim sana<br />
Sevdan öldürdü beni oy<br />
Kül oldum yana yana</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Gelemedim Eminem Memlekete</strong></p>

<p>Gelemedim Eminem da<br />
Memlekete bu sene<br />
Allah izin edersa<br />
(Allah izin verursa oy)<br />
Gelirum yeni sene</p>

<p>Kınalı parmağına kız<br />
Altın yüzük takayım<br />
Nereden geleceğsun<br />
(Nereden geleceğsun da)<br />
Yollarına bakayım</p>

<p>Ben gemilan gelemem de<br />
Yol yok mudur karadan<br />
Kavuştursana bizi<br />
(Bizi gavuştursana da)<br />
Yeri göğü yaradan</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Gökte Yıldız Ay Misun</strong></p>

<p>Gökte yıldız ay misun da<br />
Kemençeme yay misun<br />
Alsam seni elime şşşt şşşt (ıslık)<br />
Baksam çalayi misun</p>

<p>Kemençeme tel misun da<br />
Derdimi bilir misun<br />
Hayda gidelim desem şşşt şşşt (ıslık)<br />
Benimle gelir misun</p>

<p>Kemençe sesimisun da<br />
Peri misun cin misun<br />
Çok bakayusun bana şşşt şşşt (ıslık)<br />
Beni yiyecek misun</p>

<p>Kıl olsak çubuk olsak da<br />
Kemençeme yay olsak<br />
Sarsak birbirimizi şşşt şşşt (ıslık)<br />
Bir sene uyanmasak</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Ha Buradan Aşaği</strong></p>

<p>Ha buradan aşaği<br />
(nani nani oy oy hayde güzel oy oy)<br />
Ben inemem inemem<br />
(nani nani oy oy hayde güzel oy oy)<br />
Söz verdum sevduğume<br />
(nani nani oy oy hayde güzel oy oy)<br />
Sözlarumdan dönemem<br />
(nani nani oy oy hayde güzel oy oy)</p>

<p>Ha buradan aşaği<br />
(nani nani oy oy hayde güzel oy oy)<br />
İnersun inemesun<br />
(nani nani oy oy hayde güzel oy oy)<br />
Senda benum gülümi<br />
(nani nani oy oy hayde güzel oy oy)<br />
Daha evlenemesun<br />
(nani nani oy oy hayde güzel oy oy)</p>

<p>Ha buradan aşaği<br />
(nani nani oy oy hayde güzel oy oy)<br />
Kar erisun erisun<br />
(nani nani oy oy hayde güzel oy oy)<br />
Kız senun sevdaluğun<br />
(nani nani oy oy hayde güzel oy oy)<br />
Yerun dibine girsun<br />
(nani nani oy oy hayde güzel oy oy)</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Haldoz'un Portakalı</strong></p>

<p>Haldoz'un portakalı<br />
Kuvaroz'un limonu<br />
Ben gitmişim karaya<br />
Yavrum sen tut dümeni</p>

<p>Askaros burun burun<br />
Martine fişek sürün<br />
Alayım sevdiğimi<br />
Sonra beni öldürün</p>

<p>Yalı boyu kavaklar<br />
Açtı yeşil yapraklar<br />
Ben almadım o yari<br />
Alsın kara topraklar</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Hamsi Kurban Olayım</strong></p>

<p>Hamsi kurban olayım<br />
Seni veren Allah'a<br />
Gözün dünyayı değer<br />
Hem vallaha billaha</p>

<p>Hamsi vurdu karaya<br />
Okkası beş liraya<br />
Yağma etti zenginler<br />
Kalmadı fukaraya</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Hayde</strong></p>

<p>Hayde gidelum hayde<br />
Dağa k'arayemişa<br />
Elun nişanlisina<br />
Ben nasil deyim hayde</p>

<p>Çiktum çami budadum<br />
Endurdum yarisina<br />
Boyle sevda mi olur<br />
Girsun yerun dibina</p>

<p>K'izilağaç fidani<br />
Tepeden budanur mi<br />
İnsan sevduği yardan<br />
Bu k'adar utanur mi</p>

<p>Endum dere duzina<br />
Aşlamayi aşladum<br />
Sevdaluk eyi şeydur<br />
Ben da yeni başladum</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Kafirin Kızcağazı</strong></p>

<p>(Oğlan)<br />
Kafirin kızcağazı<br />
Sana deyorum sana<br />
Koynundaki memenin<br />
Birini versen bana</p>

<p>(Kız)<br />
Duman dere yukaru<br />
Klavuzdur klavuz<br />
Birini versem sana<br />
Biri kalur yalunuz</p>

<p>O benim kuzucığım<br />
Dere yukarı gelsin<br />
Haçan sen gidiyorsun<br />
Allah selamet versin</p>

<p>(Oğlan)<br />
Ayağındaki çaruk<br />
Kiliserdir kiliser<br />
Haçan ayırmazsın<br />
İkisini bile ver</p>

<p>(Kız)<br />
Sevdalık eden adam<br />
Acaba yorulur mu<br />
İkisini de versem<br />
Memesiz kız olur mu</p>

<p>(Oğlan)<br />
Gidub da bakacağım<br />
Şu Tombanın dağını<br />
Memeni vermeyorsan<br />
Bari ver yanağını</p>

<p>(Kız)<br />
Yaylanın çimeninde<br />
Seni sorarım seni<br />
Yanağımı verirsem<br />
Kim[s]e beğenmez beni</p>

<p>(Oğlan)<br />
Aha ben gidiyorum<br />
Daha ne deye gelsin<br />
Benden başka a domuz<br />
Koca begeneceksin</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Karamişun Dibine</strong></p>

<p>Karamişun dibine<br />
Karamişun fidani<br />
Beni mi çok severdun<br />
Yoksa eski sevdani</p>

<p>Karamiş yaprağının<br />
Ustünedur karasi<br />
Gömleğumden görünur<br />
Yüreğumun yarasi</p>

<p>Karamişden karasun<br />
Daha kararmiyasun<br />
Hayde gidelum hayde<br />
Yoksa beni ararsun</p>

<p>Kar yağar karamişun<br />
Dalina yaprağına<br />
Ölürsem mezarumun<br />
Basmayın toprağına</p>

<p>Karamiş çiçeğinden<br />
Aci oldi balumuz<br />
Ne edelım sevduğum<br />
Yoğ idi ikbalumuz</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Karardı Karadeniz</strong></p>

<p>Karardı Karadeniz de yar yar oy<br />
Sardı dört yanimuzu da yar aman yavrum aman<br />
Bu gaybana sevdaluk da yar yar oy<br />
Alacak canimuzu da yar aman yavrum aman</p>

<p>Şişurduk fogaları da yar yar oy<br />
Gayuğum yatti yana da yar aman yavrum aman<br />
Eziyet etme uşak da yar yar oy<br />
Ha bu yangınlı cana da yar aman yavrum aman</p>

<p>Gemiciyim gemici de yar yar oy<br />
Yaşayamam garaya da yar aman yavrum aman<br />
Ne zaman gelecesun da yar yar oy<br />
Canum çıktı buriya da yar aman yavrum aman</p>

<p>Gideyrum oy ay kız da yar yar oy<br />
İstanbul seferine da yar aman yavrum aman<br />
Allah bizi gayıra da yar yar oy<br />
Tez celesun yeruna da yar aman yavrum aman</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Kavron Yaylasında</strong></p>

<p>Kavron yaylasında bir gelin gördüm<br />
Geline yaylanın yolunu sordum<br />
Duman geri gitti yaylayı gördüm<br />
Eyvah bana yazık bana vay bana</p>

<p>Tüfeğim duvarda asılı kaldı<br />
Mektubum bavulda basılı kaldı<br />
Dertlerim çoğaldı yazılı kaldı<br />
Eyvah bana yazık bana vay bana</p>

<p>Avcı Ahmet ile ava yürüdüm<br />
Yokuştur yolları orda yoruldum<br />
Avımı vurmadan kendim vuruldum<br />
Eyvah bana yazık bana vay bana</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Kemençenin Telleri</strong></p>

<p>Kemençemin telleri de<br />
Oynatıyor yerleri<br />
Bana derler Rizeli<br />
Çalan eller besbelli</p>

<p>Merak etme ismimi de<br />
Teller söyler cismimi<br />
Sadık yare kavuştu<br />
Yar Sadık'la buluştu</p>

<p>Duydu bunu Rizeli de<br />
Sadık sever güzeli<br />
Kemençe ustasıdır<br />
Bunu çalan besbelli</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Kesme Kiraz Dalini</strong></p>

<p>Kesme kiraz dalini<br />
Fukaranun malini (da güzelum)<br />
Hiç gelip de sordun mu<br />
Bu uşağın halini (da güzelum)</p>

<p>Ben nasıl unutayım<br />
Penceren pencereme (da güzelum)<br />
Bu zamane kızları<br />
Kor adamı vereme (da güzelum)</p>

<p>Asmali karaağaçlar<br />
İner belune saçlar (da güzelum)<br />
Kuruttu beni yarim<br />
Kuruyasın ağaçlar (da güzelum)</p>

<p>Akıl erduremedum<br />
Asmanın gözyaşına (da güzelum)<br />
Resmini çizeceğum<br />
Kemençemin başına (da güzelum)</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Kestiler Çestaneyi</strong></p>

<p>Kestiler çestaneyi<br />
Esçin vermesin deye<br />
Surdular beni burdan<br />
Sevda edecek deye</p>

<p>Yeçun kalkti başima<br />
Atina'dan berisi<br />
Çikiyorum Rize'den<br />
Rahat olsun gerisi</p>

<p>Duman almaz başina<br />
Dağlardan hangi dağdır<br />
Beyaz daneli nardan<br />
Hangi bağçede vardır</p>

<p>Yilan ener kayadan<br />
Ben olmem bu yaradan<br />
Beni yare kavuşdur<br />
Yeri goyi yaradan</p>

<p>Başumdaçi yaşmağun<br />
Kenarlari uymali<br />
Oldun dünya güzeli<br />
Senden nasil doymali</p>

<p>Başumdaçi yaşmağun<br />
Dali var çiçeği yok<br />
Benim karip gönlümun<br />
Senden geçeceği yok</p>

<p>Dut ağaci boyunce<br />
Dut yemedim doyunce<br />
Allah alma canimi<br />
Yarimden doymayince</p>

<p>Kayıkçıyim denize<br />
Olta atamiyorum<br />
Kız senin merağından<br />
Eve yatamiyorum</p>

<p>Deniz dibi engindu<br />
Dalyancilar zengindir<br />
Anne beni evlendir<br />
Şu kız benim dengimdir</p>

<p>Dere akar izince<br />
Bir kız sevdim nazlice<br />
Bende akıl kalmadi<br />
Gel yanima gizlice</p>

<p>Sokak başi meyhane<br />
Asmadandır kapusi<br />
Ben gozume almişim<br />
On beş sene mapusi</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Kiraz Çiçek Açayi</strong></p>

<p>Kiraz çiçek açayi<br />
Aykıri dal istine can can can<br />
Aykıri dal istine<br />
Alır kaçarım seni da kollarımın istine</p>

<p>Kama çekerum kama<br />
Bir kız verın arkama can can can<br />
Bir kız verın arkama<br />
Bir da dul gari verın da götüreyum babama</p>

<p>Gel çıkalım dağlara<br />
Dağalr olsun evumuz can can can<br />
Dağlar olsun evumuz<br />
Et komardan bir yaprak da olsun kiremitumuz</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Kiremite Su Düştü</strong></p>

<p>Kiremite su düştü de<br />
Emine evden uşdi<br />
Zavallı annesinin<br />
Etekleri tutuşdi</p>

<p>Ya gidin bakın onide<br />
Belki çöllere düşdi<br />
Hep kızlar pay payolduda<br />
Bağa Emine düşti</p>

<p>Emine guşmuyidida<br />
Asdi boynunu düşdi<br />
Bu fena sevdalıktanda<br />
Yandı yürek tutuşdi</p>

<p>Bir sene gördüm senide<br />
Sen benden ayrı düşdün<br />
Bir daha görsem seni da<br />
Yaşamak bağa düşdi</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Kızıl Ağaç Yaprağı</strong></p>

<p>Kızıl ağaç yaprağı düşer dibine kalır<br />
Verin şalvarı geri seni kim olsa alır</p>

<p>Oyle demma oyle dema oyle dersan elecesun<br />
Ezrail başucuna nasıl can verecesun<br />
Beklerum seni yarum ne zaman gelecesun<br />
Sen benum hallarumdan hayır görmeyecesun</p>

<p>Oy terende terende ustalar vurur rende<br />
Akluna gelur muyum çayluklara inenede</p>

<p>Oyle demma oyle dema oyle dersan elecesun<br />
Ezrail başucuna nasıl can verecesun<br />
Beklerum seni yarum ne zaman gelecesun<br />
Sen benum hallarumdan hayır görmeyecesun</p>

<p>Belundeki kayişi sarsana iki kere<br />
Çok ta güzel değulsun sevdum seni bir kere</p>

<p>Oyle demma oyle dema oyle dersan elecesun<br />
Ezrail başucuna nasıl can verecesun<br />
Beklerum seni yarum ne zaman gelecesun<br />
Sen benum hallarumdan hayır görmeyecesun</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Koy Ateşe Kazanı</strong></p>

<p>Koy ateşe kazanı<br />
Kaynasun kaynamasun<br />
Kız alacağum seni<br />
Yüreğin oynamasın</p>

<p>Allah'a yalvar yavrum<br />
Şu dağları aşalum<br />
Sen yağmur ol ben dolu<br />
Yağarken buluşalım</p>

<p>Bu yalancı dünyada<br />
Alamadum ahumi<br />
Kız ananınan baban<br />
Çeksinler günahumi</p>

<p>Kar yağar dizi dizi<br />
Annesi vermez kızi<br />
İkimiz de sevdali<br />
Allah kavuştur bizi</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Mısırı Kuruttun Mu</strong></p>

<p>Mısırı kuruttun mu<br />
Anbarda duruttun mu<br />
Nenen çarık giyerdi<br />
Bunları unuttun mu</p>

<p>Suda pişmiş mısırı tuzlayıp yiyeceksin<br />
Mısırın türküsünü benden dinleyeceksin</p>

<p>Mısırı kuruttun mu<br />
Anbarda duruttun mu<br />
Nenen çarık giyerdi<br />
Bunları unuttun mu</p>

<p>Köydeki kızlarınan ırgatlıklar ederduk<br />
Mısırın püskülünden sigaralar içerduk</p>

<p>Mısırı kuruttun mu<br />
Anbarda duruttun mu<br />
Nenen çarık giyerdi<br />
Bunları unuttun mu</p>

<p>Korko çorbası derler mısırın çorbasına<br />
Benden selamlar olsun mısırın babasına</p>

<p>Mısırı kuruttun mu<br />
Anbarda duruttun mu<br />
Nenen çarık giyerdi<br />
Bunları unuttun mu</p>

<p>Mısırın ekmeğini ederler saç altına<br />
Bizim sofrada mısır benzer sarı altına</p>

<p>Mısırı kuruttun mu<br />
Anbarda duruttun mu<br />
Nenen çarık giyerdi<br />
Bunları unuttun mu</p>

<p>Gardaş beşikte seni nenen donatmadı mı<br />
Seni yaradan mevla beni yaratmadı mı</p>

<p>Mısırı kuruttun mu<br />
Anbarda duruttun mu<br />
Nenen çarık giyerdi<br />
Bunları unuttun mu</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Neren Ağrur</strong></p>

<p>Neren ağrur neren ağrur<br />
Oy başım ağrur başım<br />
Başuna kurban olayım<br />
Yarın çarşıya varayım<br />
Başına ilaç alayım</p>

<p>Başun başuma<br />
Gara gaşına<br />
Fındık cözüne<br />
Oy senin sevdan olayım</p>

<p>Neren ağrur neren ağrur<br />
Oy gözum ağrur gözum<br />
Gözüne kurban olayım<br />
Sabah pazara varayım<br />
Gözüne sürme alayım</p>

<p>Başun başuma<br />
Gara gaşına<br />
Fındık cözüne<br />
Oy senin sevdan olayım</p>

<p>Neren ağrur neren ağrur<br />
Oy elum ağrur elum<br />
Elune kurban olayım<br />
Sabaha pazara varayım<br />
Elune yüzük alayım</p>

<p>Başun başuma<br />
Gara gaşına<br />
Fındık cözüne<br />
Oy senin sevdan olayım</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Oy Dağlarım Dağlarım</strong></p>

<p>Oy dağlarım dağlarım<br />
Duman kalkmaz başından<br />
Mektuplarım ıslandı<br />
Gözlerimin yaşından</p>

<p>Ha bu akan dereler<br />
Hep gözümün yaşıdır<br />
Sevişip de ayrılmak<br />
Ölümün kardaşıdır</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Oy Oy Emine (Sabahtan Gördüm Seni)</strong></p>

<p>Sabahtan gördüm seni<br />
Çok beyaz geldin bana<br />
Konakta mı büyüdün oy oy Emine<br />
Güneş çalmamış sana<br />
(Güneş değmemiş sana)</p>

<p>Parmağında yüzükler<br />
Kolunda bilezikler<br />
Oy sana dolanayım of of Emine<br />
Nedir bu güzellikler</p>

<p>Vardır güzel yaylalar<br />
Hamsiköy'ün başında<br />
Alır kaçarım seni oy oy Emine<br />
Onüç ondört yaşında</p>

<p>Parmağında yüzükler<br />
Kolunda bilezikler<br />
Oy sana dolanayım of of Emine<br />
Nedir bu güzellikler</p>

<p>Bir kurşun atacağım<br />
Belindeki kuşağa<br />
Anan vermedi seni oy oy Emine<br />
Benim gibi uşağa</p>

<p>Parmağında yüzükler<br />
Kolunda bilezikler<br />
Oy sana dolanayım of of Emine<br />
Nedir bu güzellikler</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Peştemalin Duğumi</strong></p>

<p>Peştemalin duğumi<br />
Aldılar sevduğumi<br />
Daha bu genç yaşumda<br />
Yaktılar yüreğumi</p>

<p>Peştemali peştemali<br />
Kızlar bağlar peştemali<br />
Seven seveni alır<br />
Düğün eder ahali<br />
Kız sana alacağum<br />
Mavili peştemali<br />
Alacak mısın bana<br />
Mavili peştemali</p>

<p>Peştemali sarıdan<br />
Başlar oni yarıdan<br />
Sevdaluk eder kızlar<br />
İbret alur arıdan</p>

<p>Peştemali peştemali<br />
Kızlar bağlar peştemali<br />
Seven seveni alır<br />
Düğün eder ahali<br />
Kız sana alacağum<br />
Mavili peştemali<br />
Alacak mısın bana<br />
Mavili peştemali</p>

<p>Peştemali kırmızı<br />
Her zaman güler yuzi<br />
Ne isteyusun benden<br />
E Müslümanın kızı</p>

<p>Peştemali peştemali<br />
Kızlar bağlar peştemali<br />
Seven seveni alır<br />
Düğün eder ahali<br />
Kız Sana Alacağum<br />
Mavili peştemali<br />
Alacak mısın bana<br />
Mavili peştemali</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Rizeliyim Rizeli</strong></p>

<p>Rizeliyim Rizeli<br />
Çok severim güzeli<br />
Adam cebinde saklar<br />
Senin gibi güzeli</p>

<p>Gidiyom ağla beni<br />
Zülfüne bağla beni<br />
Ölürsem ben bu dertten<br />
Otur da ağla beni</p>

<p>Dereye ılan olur<br />
Sevda ne ilen olur<br />
Bu dünyanın sefası<br />
Güzel kızlarla olur</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Rize'nin Pazar'ında</strong></p>

<p>Rize'nin Pazar'ında<br />
Var elma fabrikası<br />
Yurdumuz çalışıyor<br />
Yaşasın ahalisi</p>

<p>Portakal bir taraftan<br />
Mandalina taşıyor<br />
Türk'ün çalışmasına<br />
Bütün dünya şaşıyor</p>

<p>Elma armut fındıklar<br />
Bahçeler bütün dolu<br />
Vapurlar bir tarafta<br />
Yapıldı demir yolu</p>

<p>Gece ay gündüz güneş<br />
Bayan baylar geziyor<br />
Mis kokuyor bahçeler<br />
Parlıyor demir yolu</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Sarı Çiçeğim Sarı</strong></p>

<p>Sarı çiçeğim sarı da<br />
Kalbuma koydum yari<br />
Sen orada ben burda da<br />
Eridi dağları karı</p>

<p>Sarı çiçek toplarum da<br />
Mavi ile karuşuk<br />
Eller yar ile gezer da<br />
Biz de böyle alışık</p>

<p>Kalbuma benzeturum da<br />
Durgun akan suları<br />
Bir vefasız uğruna da<br />
Kaybettum uykuları</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Sen Bu Yaylaları Yaylayamazsın</strong></p>

<p>Sen bu yaylaları yavrum yaylayamazsın<br />
Derindir dereler boylayamazsın<br />
Oy ellerin kınalıdır oynamayamazsın</p>

<p>Inan olursa, eğer gelirse, paracık verirse<br />
O zaman kaptan keyifler tamam<br />
Hamura başa, isya iskota<br />
Gaynalar suya<br />
Reis dümene</p>

<p>Kalkın tayfalar<br />
Geldik batuma yavrum, indik Rize'ye</p>

<p>Anan var mıdır, baban var mıdır<br />
Seni bana methettiler<br />
Aslı var mıdır<br />
Anan var mıdır, baban var mıdır<br />
Seni bana methettiler<br />
Aslı var mıdır</p>

<p>Rinna rinnanay<br />
Rinna rinnanay</p>

<p>Inan olursa, eğer gelirse, paracık verirse<br />
O zaman kaptan keyifler tamam<br />
Hamura başa, isya iskota<br />
Gaynalar suya<br />
Reis dümene</p>

<p>Kalkın tayfalar<br />
Geldik batuma yavrum, indik Rize'ye</p>

<p>Anan var mıdır, baban var mıdır<br />
Seni bana methettiler<br />
Aslı var mıdır<br />
Anan var mıdır, baban var mıdır<br />
Seni bana methettiler<br />
Aslı var mıdır</p>

<p>Rinna rinnanay<br />
Rinna rinnanay</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Şişmanoğlu</strong></p>

<p>Şişmanoğlu vurdular<br />
Kayalara serdiler<br />
Daha canı çıkmadan<br />
Salını bağladılar</p>

<p>Şişmanoğlu nereye<br />
Asker indi dereye<br />
Oturmuş da ağlıyor<br />
Nenesi pencereye</p>

<p>Ey gidi Şişmanoğlu<br />
Severdi Gülizar'ı<br />
Yeşil sandala benzer<br />
Şişmanoğlu mezarı</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Söylerim Yana Yana</strong></p>

<p>Söylerim yana yana<br />
Söyle derdini bana<br />
Hem sana kul olayım<br />
Hem seni yaradana</p>

<p>Seni doğuran ana<br />
Bir da doğursa bana<br />
Hem sana kul olayım<br />
Hem seni yaradana</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Tabancamın Sapını</strong></p>

<p>Tabancamın sapını<br />
Gülle donatacağım<br />
Alacağım başka yar<br />
Seveceğim başka yar<br />
Seni çatlatacağım</p>

<p>Tabancam dolu mermi<br />
Seven böyle eder mi<br />
İnsan sevdiği yari<br />
Adam sevdiği yari<br />
Bırakır da gider mi</p>

<p>Tabancam dolu saçma<br />
Kaçma güzelim kaçma<br />
Zaten ben yaralıyım<br />
Ezelden yaralıyım<br />
Bir yara da sen açma</p>

<p>Oy benim gülizarım<br />
Hem söyler hem yazarım<br />
Buluştuğumuz yerler<br />
Konuştuğumuz yerler<br />
Olsun benim mezarım</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Teyze Kizun</strong></p>

<p>Teyze kizun Ayişe<br />
Çıktı kara yemişe<br />
Teyze kizun Bedriye<br />
Kay bana gel beriye<br />
Teyze kizun Cemile<br />
Çesileyum o dile<br />
Teyze kizun Emine<br />
Cireyum yemenune</p>

<p>Teyze kizun Gülizar<br />
Ettiler oni nazar<br />
Teyze kizun Hediye<br />
Benzer kara çediye<br />
Teyze kizun Kedriye<br />
Veren alsın geriye<br />
Teyzemi kizdurdiler<br />
Yesin oni çediler</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Türki Deyurum Sağa</strong></p>

<p>Türki deyurum sağa<br />
Başındaki duvağa<br />
Kız niye ağlayisun</p>

<p>Anan kesulsun sağa oy<br />
Nenen kesulsun sağa</p>

<p>Kız gelin oldun yeni<br />
Sarıl kucakla beni<br />
Korkma ben adam yemem</p>

<p>Anan kesulsun sağa oy<br />
Nenen kesulsun sağa</p>

<p>Dünürci geldi sağa<br />
Seni bağa almağa<br />
Sil gözünün yaşını</p>

<p>Anan kesulsun sağa oy<br />
Nenen kesulsun sağa</p>

<p>Telun duvağın yeni<br />
Geydin al entarini<br />
Oldun bi yudum zemzem</p>

<p>Anan kesulsun sağa oy<br />
Nenen kesulsun sağa</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Ufacik Piçağimlan</strong></p>

<p>Ufacik piçağimlan (da)<br />
Açtim penceresini<br />
Optum sa memesini (de)<br />
Vereym ceremesini</p>

<p>Şah şah şah<br />
Geliyor İsmet Paşa<br />
Asker oldum gidiyom<br />
Yaşasin Gazi Paşa</p>

<p>Çektim ufak piçaği (da)<br />
Dolandim dört bucaği<br />
Gül yağı mi kokuyor<br />
Nazmiye'nin kucaği</p>

<p>Şah şah şah<br />
Geliyor İsmet Paşa<br />
Asker oldum gidiyom<br />
Yaşasin Gazi Paşa</p>

<p>Pencereden yukari (da)<br />
Çiksam odalarina<br />
Bir eve iki matmaz<br />
Yatsam ortalarina</p>

<p>Şah şah şah<br />
Geliyor İsmet Paşa<br />
Asker oldum gidiyom<br />
Yaşasin Gazi Paşa</p>

<p>Dağun başina furun (da)<br />
Durun uşaklar durun<br />
Ben alayim yarimi (da)<br />
Sora siz beni vurun</p>

<p>Şah şah şah<br />
Geliyor İsmet Paşa<br />
Asker oldum gidiyom<br />
Yaşasin Gazi Paşa</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Ula Ula Niyazi</strong></p>

<p>Sivrinun tepesinde<br />
Vardır dikili taşlar<br />
Omuzundan aşağı<br />
Dökülür sırma saçlar</p>

<p>Ula ula Niyazi<br />
Yiyecemisun beni<br />
Adam adamı yese<br />
Nenen yerdi neneni</p>

<p>Saçlarını ördüler<br />
Arasını böldüler<br />
Dünya güzelliğini<br />
Niyazi'ye verdiler</p>

<p>Ula ula Niyazi<br />
Yiyecemisun beni<br />
Adam adamı yese<br />
Nenen yerdi neneni</p>

<p>İp ile çekiyorum<br />
Önümüzdeki yazı<br />
Bana oyun eyledi<br />
Ha bu köyü Niyazi</p>

<p>Ula ula Niyazi<br />
Yiyecemisun beni<br />
Adam adamı yese<br />
Nenen yerdi neneni</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Uydum Yarin Sözüne</strong></p>

<p>Uydum yarin sözüne<br />
Çıktum yayla düzüne<br />
Bulamadum yarumi<br />
Rastlamadım izune</p>

<p>E yaylalar yaylalar<br />
Yarum burdan geçtu mi<br />
Karlı buzlu sulardan<br />
Kana kana içtu mi</p>

<p>E yaylalar yaylalar<br />
Başı dumanlı yaylalar<br />
Kız ben senun yüzünden<br />
Nedur kalduğum hallar</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Yarin Bahçesinde Açmasın Güller</strong></p>

<p>Yarin bahçesinde açmasın güller<br />
Bugün efkarlıyım a paşam ötmesin bülbüller<br />
Buna sevda derler kınamayın eller</p>

<p>Ben dertliyim diyemem a paşam canlar dayanmaz<br />
Bir kötünün yüzünden a paşam cana kıyılmaz</p>

<p>Rize'nin içinde portakalı soyar<br />
Soyma da portakalı a paşam ellerin boyar<br />
Bir kere görme ile adam mı doyar</p>

<p>Ben dertliyim diyemem a paşam canlar dayanmaz<br />
Bir kötünün yüzünden a paşam cana kıyılmaz</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Yayladan Gelir Koyun</strong></p>

<p>Yayladan gelir koyun<br />
Selviye benzer boyun<br />
Ne güzel gözleru var<br />
Hep boyle midir soyun</p>

<p>Çayırımın dibine<br />
Soğan ekerim soğan<br />
Hep böyle güzel midir<br />
E kız annenden doğan</p>

<p>Geç çoban koyunları<br />
Pere koyalım pere<br />
Kız ben seni alamazsam<br />
Canlı girerim yere</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Yenge Kızın</strong></p>

<p>Yenge kızın bir tane<br />
Saçları tane tane</p>

<p>Yenge kızın ikidir<br />
Küçüğü benimkidir</p>

<p>Yenge kızın üç oldu<br />
Biri bana güç oldu</p>

<p>Yenge kızın dört oldu<br />
Beri bana dert oldu</p>

<p>Yenge kızın beş oldu<br />
Biri bana eş oldu</p>

<p>Yenge kızın altıdır<br />
Yanakları tatlıdır</p>

<p>Yenge kızın yedidir<br />
Bir tanesi dertlidir</p>

<p>Yenge kızın sekizdir<br />
Bir tanesi semizdir</p>

<p>Yenge kızın dokuzdur<br />
Bir tanesi domuzdur</p>

<p>Yenge kızın on tamam<br />
Bayıldım aman aman</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Yeni Çıkayı Derelerin Ormanı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeni çıkayı yeni de derelerin ormanı<br />
Sevdalıktan kesildi dizlerimin dermanı da<br />
Dizlerimin dermanı<br />
Derenin derincesi de akarsuyun incesi<br />
Gel biraz konuşalım gönlümün eğlencesi de<br />
Gönlümün eğlencesi</p>

<p>İpek peştemalların da yanına bak yanına<br />
Annen ekmek batırdı ikimizin kanına da<br />
İkimizin kanına</p>

<p>---------------------------------------</p>

<p><strong>Yol Gider Mi</strong></p>

<p>Yol gider mi gider mi da<br />
Bizım böyük limana<br />
Ne ben eldum kurtuldum da<br />
Ne sen geldun imana</p>

<p>Yüklendum mavizeri da<br />
Düştüm senun peşune<br />
Bi çif çaruk yiprattum da<br />
Kız senun ateşune<br />
(Kız senun sebebune)</p>

<p>Liman böyük liman da<br />
Yok mi yarumi bulan<br />
Alacaksan al beni da<br />
Sora olursun bişman</p>

<p>Taktum mavizerumi da<br />
Geldum senun peşune<br />
Dört arma fişek yaktum da<br />
Kız senun ateşune</p>

<p>Böyük liman içine da<br />
Pazar kurulur pazar<br />
Eli kalem tutanlar da<br />
Yarina mektup yazar</p>

<p>Böyük limanda pazar da<br />
Pazarun tellali var<br />
Gidu bulayim oni da<br />
Beki yarumi arar</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RİZEDEYİZ EDİTÖRÜ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize Hakkında</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/turkulerimiz</guid>
      <pubDate>Sat, 02 Aug 2014 19:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2024/04/tueku.jpg" type="image/jpeg" length="39567"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocukluk Oyunlarımız]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/cocukluk-oyunlarimiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/cocukluk-oyunlarimiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rize yöresinin değişik yerlerinde herkes tarafından oynanan bu oyunlarda yaş sınırı yoktu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Rize yöresinde çocuklar, gençler, yetişkinler hatta ihtiyarlar bu oyunları zevkle oynardı.</p>

<p>Cüz, Metdeğnek, Kuku Papula, Top ve Yuzuk oyununu gençler ve yetişkinlerce de oynanırdı.</p>

<p>Genç kızlar daha çok Salıncak yapar, Kibrit ve Beştaş oynardı.</p>

<p><strong>Diğer Oyunlar: </strong>Tikoca, Mal Taksimi, Kurt Çoban, Eşum Peşum, Kibrit, Lepe (Çiziktaşı), Mile, Kuku Papula (Saklanbaç), Hırsız Polis, Tombiliç (Kiremit), Zarf, Vurdumoni (Usta), Salıncak, Kartopu, Batırmaca, Kayak</p>

<p><strong>Oyun Araçları:</strong> Tahta Arabası, El arabası, Ok, Çağatara, Gogona (Uçurtma), Zurna, Kaval, Duduk, Pervane, Sapan, Çikli (Çember), İp.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>KURT ÇOBAN OYUNU</strong></p>

<p>Oynayanların sayısı değişir. Oynayanlardan biri kurt, biri çoban, diğerleri ise koyun olur. Koyunlar çoban'ın arkasına sıralanır. Dolaşırlarken uyuyan bir kurtla karşılaşırlar. Koyunlar korkar:</p>

<p>- Ana bu nedur? diye çobana sorarlar. Çoban da:</p>

<p>- Korkma kizum kutuktur. Diye korkmamalarını sağlamaya çalışır. Bu karşılıklı konuşma her seferinde farklı cevap vermek suretiyle birkaç kez tekrarlanır. Kurt bu seslerden uyanır, çok açtır ve :</p>

<p>- Ben kurtum, bana koyun ver. Diye çobanla diyoloğa girer. Koyunları kandıran Çoban bu seferde kurdu kandırmaya çalışır:</p>

<p>- Koyunlar şu dağdadır. Der. Kurt havaya sıçrayarak:</p>

<p>- Sıçradım baktım göremedim. Der. Bu durum çeşitli mazeretlerle bir kaç kez tekrarlanır. Kurt sonunda kandırıldığını anlar. Koyunlara saldırır. Çobanm kurtla kavgaya tutuşur. Çoban olan çocuk üçlüyse koyunları kurtarır.Güçsüz ise yenilir ve kurda koyunlarını kaptırır. Koyunu kapan kurt, ıssız bir yere giderek kaptığı kotyunları yer. Bu esnada acı çeken koyunlar 'me, me' diye bağırırlar.</p>

<p><strong>EŞUM PEŞUM OYUNU</strong></p>

<p>Oynayanların sayısı değişir.Oynayanlardan birisi ebe olur. Ebenin sağı solu görmemesi için ebenin gözü bağlanır. Çocuklar arkasına kuryruk olur. Ebeye arkasındakilerinde biri ebeye:</p>

<p>- Eşum peşum seni süren kim? diye sesini değiştirerek sorar. Ebe tahmin yürüterek bilmeye çalışarak bilmeye çalışır. Bildiği an ebelikten kurtulur. Bilenen ebe olur.<br />
<br />
<strong>TİKOCA OYUNU</strong></p>

<p>Değişik sayılardan oluşan iki gruptan oluşur. Oyun başlamdan önce bir grubun 'Tikoca' olacağı merkezi bir alan ile onu çevreleyen oyunun oynanacağı bir dış alan belirlenir. Gruplar bu belirlenen alanlara yerleşir.Tikoca olanlar yalnızca kendi alanlarında çift ayakla basabilirler. Dış alanda ise tek ayakla basmak zorundadırlar. Dış alanda olanlar ise her şeyd serbesttirler, ama merkez alana giremezler.</p>

<p>Oyun, tikoca olan grubun merkezi alandan dış alana doğru tek bacak sıçrayarak çıkmasıyla başlar. Diğer grup, bu halde tikoca grubu elemanlarını yakalamaya çalışır. Çift ayakla basmış iken yakalanan oyunz,cu yanar ve oyundan çıkar. Dış alana çift ayakla basmışken merkezi alana kaçabilen kurtulur. Bu oyun böylece tikoca grubu elemanlarının yakalanmasıyla son bulur.</p>

<p><strong>YÜZÜK OYUNU</strong></p>

<p>İki kişiyle oynanacağı gibi iki grupla da oynanabilinir. Genelde oyun başlamadan önce ortaya konan bir ödül vardır. Yenen ödülü alır. Grupla oynandığında gruplar başkan seçer. Başkan seçilirken yüzüğü bulmakta hünerli olan tercih edilir.</p>

<p>Oyun, gruba dahil elemanları yüzüğü saklamasıyla başlar.Yüzük saklandıktan sonra eller ileri doğru kapalı olarak uzanır.Karşı grup başkanı yüzüklü kişi ve doğru eli bulmaya çalışır.Doğru bilirse oyun sırası kendi grubuna gelir. Yanlış ise karşı grup bir puan kazanmış olur. Tahminde zorlanırsa şöyle söyler:</p>

<p>Ha şundadır<br />
Ha bundadır<br />
Kukilica kabağının<br />
Altındadır.</p>

<p><strong>KUKU PAPULA (SAKLAMBAÇ)</strong></p>

<p>Tekerleme sayılarak ebe seçilir. Ebe belli bir sayı sayna kadar gözlerini kağalı tutar. Diğerleri saklanır. Sayı bitince gözlerini açar, aramaya başlar. Bütün aramalara rağimen buluınamıyan kişi 'kuku' diyrek yerini işaret eder.</p>

<p><strong>BEŞTAŞ</strong></p>

<p>Çoğunlukla kızlar tarafından oynanır. Oyuncu taşları yere buırakıp içlerinden birini alır, yukarıya doğru atarak taşları birer, ikişer,... sallamadan toplamaya çalışır. Sonunda beş taş bir kapılır. Kapılan tai sayısı kadar karşı tarafa sayı yazılır. Karşı taraf o sayıyı 'çiviyi' eksiltmeye çalışır.</p>

<p><strong>KOVALAMACA</strong></p>

<p>İki grup halinde genellikle erkek çocuklar tarafından oynanır. Gruplar karşılıklı olarak kendi aralarında el tutuyşurlar. 20 m kadar uzakta bir çizgi çekilir veya işaret konmur. Oraya kadarbir gruptan koşan kişiyi, ikinci gruptan aynı anda koşmaya bağlayan kişi yaklamaya çalışır. Yakalanan çocuk oyundan çıkar Oyuncular bitinceye kadar böyle devam edilir. Bir grup bitince o grup yenilmiş olur.</p>

<p><strong>BİRDİRBİR (UZUN EŞEK)</strong></p>

<p>Erkek oyuncular tarafından oynanır. Birdirbirde bir kişi ellerini dizklerine koyarak eğilir. Diğerleri onun üzerinden atlar. Herkes rahat atlıyabiliyorsa bişraz daha yükseltilmesi istenir. Atlayamayan eğilir, bu defa onun üzerinden atlanır.</p>

<p><strong>TOMBİLİÇ (KİREMİT OYUNU)</strong></p>

<p>Daha çok kızlar tarafından oynanır. Düz bir kiremit veya taş parçası ile oynanır. Yerde büyük bir dikdörtgen çizilir. Sekize bölünür.Tek ayak üzere sekerek kiremit parçası ayakla çizginin üzerine gelmeyecek şekilde itilir. Çizgiye basan veya kiremiti çizgi üzerinde kalan yanar.</p>

<p><strong>İP OYUNU</strong></p>

<p>Bu oyun da kız çocuklar tarafından oynanır. Bir ipin ucun iki kişi tutar. İpi sallayarak çevirir. İp, havaya sıçrayan oyuncunun ayakalrı altından geçer.</p>

<p><em>KAYNAKLAR :<br />
1) Rize Kültür Derlemeleri, Rize Halk eğitim Müdürlüğü Yayınları, 1999<br />
2) Her Yönüyle Güneysu RİZE, Hakan Şeker Tavukçuoğlu, 1996</em></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RİZEDEYİZ EDİTÖRÜ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize Hakkında</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/cocukluk-oyunlarimiz</guid>
      <pubDate>Sat, 02 Aug 2014 19:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2024/04/dumkale.jpg" type="image/jpeg" length="76805"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zihni Derin]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/zihni-derin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/zihni-derin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'de çay tarımını başlatan Zihni Derin'in hayat hikayesi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Muğla'da doğdu. </strong><br />
Muğla'nın Kuloğulları ailesinden Mehmet Ali Bey'in oğludur. 1897'de Muğla İdadisi'nden, 1900'de Selanik Ziraat Ameliyat Mektebinden, 1904'de de Halkalı Ziraat Mekteb-i Ali'sinden mezun olmuştur.</p>

<p><strong>Öğretmenlikte Yaptı</strong><br />
1905 yılında Aydın İli Orman ve Maden Muamelat Katipliği ile Devlet Memurluğuna başlamıştır. Rodos'ta Akdeniz Adaları (o zamanki adıyla Cezayir-i Bahr-i Sefit) İli Orman Müfettiş Katipliğinde, Gediz ve Simav ilçeleri Orman Müfettiş Vekaletinde bulunduktan sonra, 1907 de aynı ilçelerde Orman Müfettişi olmuştur. İki yılı geçince, Akdeniz adaları İli Orman Müfettişliğine aktarılmıştır. 1909'den 1912'ye kadar Selanik Ziraat Mektebi'nde Kimya, Ziraat Sanatları ve Jeoloji öğretmenliği yapmıştır.</p>

<p><strong>İktisat Bakanlığında ilk Tarım Genel Müdürü Oldu</strong><br />
1914'den 1920'ye kadar, Zihni Derin Bursa'da Sultani Mektebinde (Lise) ve Kız Öğretmen Okulunda Tabi İlimler okutmuş ve Bursa Milli Eğitim Müdür Vekilliği görevinde bulunmuştur. 1920'de Yunanlıların işgalinden hemen önce Bursa'dan ayrılıp, kara yolundan Ankara'ya gelmiş; Milli Mücadele Hükümetinin kurduğu İktisat Bakanlığında ilk Tarım Genel Müdürü olmuştur. 1924'e kadar bu görevde kalmıştır.</p>

<p><strong>Zihni Derin Rize'yi İncelemeye Gönderildi</strong><br />
Ankara`da 1921 Nisan`ında bakanlıklar temsilciliklerinin katıldığı bir komisyon kurulmuştu. Bu komisyona dönemin Ziraat Genel Müdürü olarak İktisat Bakanlığı adına temsilci olarak katıldı. Komisyonda Rize ve çevresinin huzurlu bir yaşama kavuşabilmesi için öncelikle insanların geçimini sağlayacak iş ve çalışma imkanına kavuşturulması gerekktiğini ileri sürdü. Komisyon bu görüşü kabul etti ve Zihni Derin`i bölgede inceleme yapması kararlaştırıldı.</p>

<p><strong>Zihni Derin 1923 Yılında Rize'ye Geldi</strong><br />
Eski adı Garal Dağı olan hazineye ait bir bölgede 15 dekarlık arazi fidanlık işine tahsis edilir. Bölgede yaptığı incelemelerde bazı meraklıların Batum`dan dönüşlerinde getirdikleri ve diktikleri gayet iyi gelişmiş çay fidanlarıyla karşılaşır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Batum'dan Örnekler Aldı</strong><br />
Rize'de ziraat fen memurluğu yapan İbrahim`i Batum`a göndererek bir miktar çay fidanı ve tohumu ile mandalina çeşitleri getirerek fidanlığa diker. Zihni Derin Batum`a düzenlenen geziye katılır. Batum ve çevresinde Ruslar tarafından kurulmuş olan çay bahçelerini, çay fabrikasını ve Astropikal Bitkiler Araştırma İstasyonu`nu inceleyerek gerekli bilgilerle Rize`ye döner. Beraberinde çay tohumu, ve fidanları, narenciye ve bazı meyve çeşitleri, bambu rizomları ve bir Rus bahçıvanı ile Rize`ye gelir. Böylece fidanlık kurulmuştur. Zihni derin bu Rus bahçıvana fidanlığı emanet eder. Ankara`daki görevine döner. Batum`a sipariş edilen 500 bin tohum fidan haline getirilir ardından halka dağıtılır. Ancak gerek halkın gerek devletin konuya yeteri eğilmemesinden teşebbüs başarısızlıkla sonuçlanır.</p>

<p><strong>İlk Çay Kanununu O Hazırladı</strong><br />
Zihni Derin, konuya hal çaresi bulmak için bir kanun teklifi hazırlar, bakanlık kanalıyla Meclis'e sunar. Bu tasarı, o dönemin Rize Mebuslarının desteğiyle 6 Şubat 1924 tarih ve 407 sayıyla kanunlaşır ve 'Rize Vilayeti ile Borçka Kazasında; Fındık, Portakal, Limon, Mandalina, Çay Yetiştirilmesi Hakkındaki Kanun' adıyla yürürlüğe girer.</p>

<p>Zihni Derin, sonraki 10 yıl boyunca tekrar öğretmenlik mesleğine döner. 1927`den 1929`a kadar İstanbul Erkek Öğretmen Okulunda, Nişantaşı Kız Ortaokulunda, Vefa Ortaokulunda, İstanbul Erkek Lisesinde Kimya ve Tabi İlimler Öğretmenliği yapmış, bu arada Halkalı ziraat Mektebinde ders vermiştir. Öğretmen arkadaşlarının anılarına göre; her kır gezisinden cepler dolusu bitki örnekleriyle döner ve laboratuarda incelemeler yapar. Pancardan şeker çıkarır, çeşitli yağlardan da sabun yapardı.</p>

<p><strong>1938'de Yeniden Rize</strong><br />
1930`da Ankara Orta Öğretmen Okulunda Tabi İlimler Öğretmenliğine atanmış, bir yandanda aynı okulda Müdür muavinliği görevinde bulunmuştur. 1932-1936 yıllarında Gazi Terbiye Enstitüsü, İsmet Paşa Kız enstitüsü ve Gazi Lisesinde Tabi ilimler, Fizik ve biyoloji Öğretmeni olarak çalışmıştır. 1936`da Trakya`da İkinci Umumi Müfettişlik Ziraat Müşavirliğine atanır. 1937`deTarım Bakanlığı Baş Müşavirliğine atanır. 1938`de Rize ve çevresinde kurulacak Zirai Teşkilat`ın koordinatörlüğü görevi kendisine verilir. Zihni Derin uzun yıllardan sonra tekrar Rize`dedir.Fidanlıkta bulunan iki ahşap evden birinin üst katındaki bir odaya yerleşmiş, alt kattaki odayı laboratuar olarak kullanma hazırlığındadır.1924 yılında Batum`dan getirdikleriyle oluşturduğu bahçeyi ve parselleri gezerken; çeşitli süs bitkilerinin,mandalina, greyfurt, ağaçkavunu, portakal, limon, bambu ve diğer meyvelerin küçük çaplı parsellerde yetiştirildiği birkaç yüz fidandan oluşan küçük bir çay bahçesinin gayet güzel yetişmiş ve sağlıklı görmek onu mutlu etmişti.</p>

<p><strong>1946 yılı Ağustos</strong><br />
Zihni Hoca bölgeye yerleştirilen çay tarımının mutlu dönemini yaşamakta ve onun sıcak heyecanını gönül rahatlığı içinde duymakta iken, yaş haddi nedeniyle emekli olduğu haberi geldi. Emeklilik onun bu bölgede bulunması için bir engel değildi.Tarım bakanlığı kendisine anlaşmalı bir kadro tahsis ederek Bakanlık Koordinatörü görevini verdi. Zihni Hoca artık Ankara`daydı. Yılda birkaç defa Rize`ye gelerek çalışmalarına devam etti. 5-6 yıl boyunca da bu görevini sürdürdü.</p>

<p><strong>Kazım Kartal anlatıyor: </strong><br />
Çay kampanyası başlamış, bütün teşkilat köylerde harıl harıl çalışıyor, bu arada ufak tefek şikayetler de oluyor. Zihni Hoca bir kere daha yaprak toplama seklinin anlatılması için, kendisi de dahil olmak üzere, bütün teşkilat elemanlarının köylere sevk edilmesini istedi. Gün tayini yapıldı. Köylere haber şalindi. Günü geldiğinde elemanlar bütün köylere gidip yaprak toplama hakkında yeniden bilgi verdiler. Hoca da bu meyanda Uzunköy`e gitti. Köylüyü toplayıp bir çay bahçesine getirdi ve toplamanın nasıl yapılacağını anlattı. Aradan bir zaman geçti, hoca bir gün merkez alim yerine uğradı, yine yaprağın kaba toplanmış olduğunu gördüğünde çok sinirlendi ve üreticileri azarlamaya başladı. Bunun üzerine üreticilerden biri çıktı, hocaya bize ne bağırıyorsun? Bize çayın nasıl toplanacağını kimse öğretmedi ki... deyince, Hoca üreticinin hangi köyden olduğunu sordu, üretici, «Uzunköy» demez mi? Hoca, Pazar günü kendisinin Uzunköy`de toplama hakkında bilgi verdiğini söyleyince, üretici mahcup oldu ve özür diledi. Böylece, hoca zaman zaman üreticilerden gelen şikayetlerin yerinde olmadigini anlamiş oldu.</p>

<p><strong>Yine, Zihni Derin`in bir baska anısı: </strong><br />
Hoca, gece gündüz ve tatil tanımadan:-' herkesin çalışmasını istedi.<br />
Uzunkaya çav atölyesine hidroelektrik yapılacak. Bunun için elektrik direğine ihtiyaç görüldü. Köylülere ısmarlandı. Direkler geldi ve köylü parasını istedi. Hoca da köylülerin paralarının derhal verilmesi için mutemet rahmetli Behçet Tuzcu`ya emir verdi. Behçet Bey de kasasında yetecek kadar para bulunmadığını, ertesi günü bankadan çekip ödeyebileceğini söyler. Hoca kabul etmez, lüzumlu paranın bankadan hemen çekilip köylülerin parasının ödenmesinde ısrar eder, nasıl olur da Pazar günü banka kapalı olur. Bunu bir türlü çalışma sekli ve tutumu ile bağdaştıramaz.</p>

<p><strong>Zihni Derin`in Adaylığı </strong><br />
1950 seçimlerinde Zihni Derin, Rize`de bağımsız milletvekili adayı olmuştu. Zihni Hoca`nın siyasetle hiçbir ilgisi yoktu. Fakat kendisini çok seven Rizeliler onun parlemontada Rize`yi temsil etmesini isteyerek ısrarlı tekliflerde bulunuyorlardı. Zihni Hoca da meclise girerse Doğu Karadeniz bölgesine ait sorunları dile getireceğini ve bölgenin çeşitli yönlerden kalkınması için çaba sarf edebileceğini düşünerek 'peki' demişti. Zihni Hoca Rize`de seçim propagandasına çıkmadı.. Sadece seçim pusulası bastırarak seçime katılmıştı. Farklı bir havada yapılan seçim sonunda bütün popülaritesine rağmen seçilemedi.</p>

<p><strong>Müessif Bir Kaza</strong><br />
1964 yılı Ağustos ayına gelindiğinde çay bitkisinin bilinçli olarak Rize toprağına dikilmesinin 40.Yılı kutlamaları doğrultusunda bazı bakanlar, Çalışma Bakanı Bülent Ecevit ile birlikte Zihni Derin`de davet edildi. Gece 21:00 sularında Rize`ye ulaşarak fabrika misafirhanesine yerleşti. Sabah erken saatlerinde Zihni Hoca kalkmış etrafı seyrederken, idealinin gerçekleştiğini görmenin heyecanını ve duygusallığını yaşıyordu. Rize merkezindeki tören yerine gitmek üzere hazır beklerken valinin otamobili göründü. Çalışma Bakanı Bülent Ecevit, 'Birlikte gidelim' diyerek Zihni Derin`i valinin arabasına aldı. Tören yerine geldikten sonra, Zihni Hoca arabadan iner, arabanın arkasından geçerken şöför arabayı geriye sürdü, Hoca`ya çarpıp ve onu yere düşürdü. Zihni Derin hemen hastaneye kaldırıldı. Röntgen çekiminden sonra, kalça kemiğinin kırıldığı anlaşılarak, ameliyat için Ankara`ya dönmesine karar verildi. Trabzon`da öğle sonu uçağı ile Ankara`ya ulaştırıldı. Havaalanında oğlu Haldun Derin ve kızı Melahat Hanım tarafından karşılandı. Ankara Hastanesine yatırıldı. Hemen ameliyata alındı. ameliyatı takip eden günlerde acıları hafifledi.</p>

<p><strong>1965`te Hayata Gözlerini Yumdu</strong><br />
Taburcu olup evine döndüğünde koltuk değneği kullanarak yürümeye başladı. Ziyarete gelenlere 'Bir aksilik oldu, geçer' diyordu. Ankara`da üçbuçuk aylık bir tedaviden sonra eski sağlığına kavuşur. Bilahere 25 Ağustos 1965`te Ankara`da vefat eder.</p>

<p>1969 yılında TÜBİTAK bu değerli mücadele adamına bir Hizmet Ödülü vererek adını ölümsüzleştirir.</p>

<p>Yazı: Muammer DEMET</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RİZEDEYİZ EDİTÖRÜ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize Hakkında</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/zihni-derin</guid>
      <pubDate>Sun, 08 Sep 2013 22:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/arsiv/icerik/2023/02/23/1677162970.png" type="image/jpeg" length="12081"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Unuttunuz Mu?]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/unuttunuz-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/unuttunuz-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rize ve yöresinde unutulmuş ya da unutulmaya yüz tutmuş geleneklerden bazıları...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>KODUK SİZİ AĞIRA (Mısır Ayıklama) </strong><br />
Mısırı kabuğundan ayıklardık. Mısır ayıklamak için akşamları bütün komşular bir araya gelirdik. Bazen mısırların içinden kırmızı mısırlar çıkar, onlara 'BEY' derdik. İki grup olurduk. En çok bey bulan grup diğer tarafı alt ederdi. Galip gelen taraf 'KODUK SİZİ AĞIRA' diye hep birlikte bağırırdı, böylece işlerimizi oyun haline getirirdik. İş bittiğinde pişirilen kolivaları ve kabakları zevkle yerdik. Tadı hala damağında değil mi? Hani bazen de taze mısırlar çıkar onları paylaşır eve getirirdik, hatırlıyorsunuz hatırlıyorsunuz.</p>

<p><strong>EĞRATLUK (İmece) </strong><br />
Harman zamanları vardı. Tarla kazmak, mısır fidelerini seyreklemek (fitra) yabancı otları temizlemek (çağan etmek) sizde yaptınız tabiki. Akşamdan eğratluk edeceklere haber verilirdi. Sabah namazının peşine tarlaya gidilirdi. Çalışırken maniler ve atma türküler atardık.</p>

<p>Haçan yayladan celdum benum atum toy idi<br />
Aradum buldum oni suyun altina idi</p>

<p>Öğleye kadar çalışır. Güneş başımızın üzerine geldiğinde yemekler yerdik. Lahana mancasi, minci, yoğurt, mısır ekmeği.. birlikte yerdik. Yoğurtu ğopeçiye (kabakdan yapılan kap)kor, ağzınıda kutuni ile kaplardık.</p>

<p>Bir yıl kendine yetecek kadar mısırı olana ağa derdik. Ağanın mısır atla taşınır. Diğerlerimizde sırtla taşırdık. Harman temizlendikten sonra geriye kalan otları yığın yapardık. Ne derdik ona? Evet cevabınızı bekliyorum.</p>

<p><strong>KARA KONCULA </strong><br />
Kara koncula, kışın en soğuk ve en çok kar yağan dönemidir. Bu mevsimde dışlarıda gezmenin tehlikesini telkin için bize şu hikeyeyi anlatırlardı.<br />
Kara koncula korkunç bir canavardır. Yolda karşılaştığı insanları önce bir sınavdan geçirir. Sınavı geçenleri serbest bırakırlardı. Sınavı kazanmak için bütün sorulara 'Kara' ile başlayan cevap vermek gerekirdi. Şu sualleri sorardı:</p>

<p>- Benum adum Kara Koncula, senun adun nedur?<br />
- Benum da adum Kara Ahmet.<br />
- Nereden celursun?<br />
- Karayerden<br />
- Nereye cidersun?<br />
- Kara yere<br />
- Ne yemeğu yersun?<br />
- Kara lahana<br />
- Ne yemuş yersun?<br />
- Kara yemuş</p>

<p>Sınav bu sorularla devam edermiş. Sınavı kazanırsan kurtulursun ve sana:</p>

<p>- Haydi culer cule der ve seni uğurlarmış, der sonra da bizle beraber evdeki büyükler, çocuklar birlikte birimiz Kara Koncula olur diğerimiz çocuk sorularla bu oyunu oynardık değil mi?</p>

<p><strong>ÇAKAL DÜĞÜNÜ </strong><br />
Bizim çocukluğumuzda anlatılırdı. Dedelerimiz zamanında birini çakal ısırdığında 40 gün düğün yaparlarmış. Sebebide çakalın ısırdığını 40 gün uyanık tutmakmış. Kuduz çakal tarafından ısırılan kişi 40 gün uyanık tutulabilirse kudurmaktan kurtulurmuş. Çakal düğününüde şöyle yaparlarmıış: Köyün ortasında büyük bir ateş yakarlar, delikanlılar bu ateşin etrafında horon kurup oynarlarmış. Horona genç kızlarda katılırmış. Bu şekilde şenlik kurulup eğlenmeye 'çakal düğünü' derlermiş.</p>

<p>Daha sonraları gençler bir araya toplanıp sebepsiz yere sırf eğlence olarak, yaptıkları bu tip eğlencelerede 'çakal düğünü' demeye başlamışlar.<br />
Bazen çakallarda bu bağrışmalara karşılık veririmiş. Bu da şakalaşmalara neden olurmuş.</p>

<p><strong>EV YAPANLARA HEDİYE </strong><br />
Eskiden ev yapanlara hediye getirirlerdi. Bu hediye evin bahçesine bir meyve ağacı dikmek şeklinde olurdu. Bazende değişik dokumalar hediye edilirdi. Ev tamamlanıp sıra çatı yapmaya gelince omuz ağaçları çakılır ve çatının tam tepesine beyaz bir çarşaf asılıdı. Usta keserini daha hızlı vurur ve bu vuruşların sesi ta uzaklardan duyurulurdu. Bu sesleri duyan ve çarşafı gören komşular bez cinsinden hediye götürür bunlar çatının bir ucundan diğer ucuna asılırdı. Çatı tamamlana kadar bunlar bunlar asılır, sonunda ustanın olurdu.</p>

<p><strong>CAMİ YEMEĞİ </strong><br />
Daha dün gibi. Bazı yerlerde hala devam ediyor olabilir.Cami hocasına her hane sıra ile yemek getirirdik. Öğle yemeği için giden yemekler akşamada giderdi. Genellikle hocaya yemeğin en iyisini gönderiri, bir şey eksik etmemeye çalışırdık. Muhlama, pilav, yoğurt, baklava, ev makarnası, cığırta...</p>

<p>Hoca yemeği ile ilgili şöyle bir fıkra da vardı:</p>

<p>Oflu Hoca bir gün kabağın cennet meyvesi olduğundan ve kabak yemenin faziletlerinden bahseder. Bu vaazdan sonra hocaya hergün kabak yemeği gelmeye başlar. Hoca, kabak yemekten bıkar. Öğle kabak akşam kabak. Hoca, kabak yemekten bıkar. O kadar bıukar ki birgün ezanı şöyle okur:</p>

<p>Eşhedü En Lailahe İllallah<br />
Sabah kabak, akşam kabak bezdik ya resulallah<br />
.......<br />
Cemaat toplanıp hocaya gider. Derler ki:</p>

<p>-Hoca sen ne yaptın, sen bize kabağın faziletinden bahsetrmedin mi? Bizim yaptığımızsana iyilik olsun diyedir. Hiç cennet taamından bıkılır mı? Sana kabak yemeği getirmekle hem sen, hem de biz sevap kazanıyorduk.</p>

<p>Hoca kendini şöyle savunur:</p>

<p>- Ola uşaklar? Kabak cennet tamamıdur deduk ama bu fakir fukara taamıdur. Hacı hoca yemeği değildur. Hoca yemeği hoşaf ile baklavadur.</p>

<p><strong>KAPANDI GİTTİ ÇAĞI</strong></p>

<p>Şaravaz, pepeçura, kastaniça kabağı<br />
Sacayak, pelki, hosti, kapandı gitti çağı,<br />
Kunci, minci, korkota, koloti unutuldi,<br />
Malahtara, likmene hasret kaldı gazyağı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Burma, mabeyin, darni, kot, tereteri, hopeçi,<br />
Gerdel, lahmi, pulama, küpun ağzında peçi,<br />
Çali, çupi, kutuni, davli ve kondaridan,<br />
Şimdi bahsettuğumde güleyi bizum paçi.</p>

<p>Lağus, şokali, lobya, pafuli, perçem, andi,<br />
Metuşi, sehter, çiten altındakiler yandi.<br />
Zimbilaçi tikeni, kardaşi hamduspara,<br />
Benum gibi fukara, sirgan yedi uyandi.</p>

<p>İşkemi, seke, konsol, evun temele taşı,<br />
Çiçili, kolistavra, langonanun kardaşi,<br />
Furnesi, tumurlisi, çumuşi, çilbur yerken,<br />
Paluzenun yanında dururdi etmeğaşi.</p>

<p>Hurtuli ve şurtuli, muncur, sumsuk, zibidi,<br />
Pifoli, koso, muşi, kurçeli bizum idi.<br />
Pasmanika, lohtiko, zuzuli ve çimidi,<br />
Fundukla fitrukayi acep hangimuz yedi.</p>

<p>Murmurisle mamuris uyuturdi bizleri,<br />
Pumburi, şepidinun hala bende izleri.<br />
Çilipuli ve puli, karatağuk, çişona,<br />
Alemidiye donuk makoçinun gözleri.</p>

<p>Geçen zaman içinde, değişti bizdeki dil,<br />
Şimdi bu sözcükleri, ister oku, ister sil.<br />
Rizeli arkadaşum, anam, babam, kardaşum<br />
Alem bilmezse bile, ne deduğumi sen bil.</p>

<p>Mustafa KAR 1987</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RİZEDEYİZ EDİTÖRÜ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize Hakkında</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/unuttunuz-mu</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Sep 2013 19:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/arsiv/icerik/2020/06/04/1591269114.jpg" type="image/jpeg" length="45731"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Rize Merkez - Belde ve Köy İsimleri]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/rize-merkez-koy-ve-mahalle-isimleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/rize-merkez-koy-ve-mahalle-isimleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rize merkeze bağlı belde ve köy isimleri...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>A</strong><br />
Akarsu, Rize<br />
Akpınar, Rize<br />
Aktaş, Rize<br />
Ambarlık, Rize<br />
Ayane, Rize<br />
Azaklıhoca<br />
<br />
<strong>B</strong><br />
Balıkçılar, Rize<br />
Beştepe, Rize<br />
Bıldırcınköy<br />
Boğaz, Rize<br />
<br />
<strong>C</strong><br />
Camidağı<br />
<br />
<strong>Ç</strong><br />
Çaybaşı, Rize<br />
Çaycılar, Rize<br />
Çimenli, Rize<br />
<br />
<strong>D</strong><br />
Derebaşı, Rize<br />
Dörtyol, Rize<br />
Düzköy, Rize<br />
<br />
<strong>E</strong><br />
Elmalı, Rize<br />
Erenköy, Rize<br />
<br />
<strong>G</strong><br />
Gölgeli, Rize<br />
Gündoğdu, Rize<br />
Güzelköy, Rize<br />
Güzelyurt, Rize<br />
<br />
<strong>K</strong><br />
Karasu, Rize<br />
Karayemiş, Rize<br />
Kendirli, Rize<br />
Ketenli, Rize<br />
Kırklartepesi<br />
Kocatepe, Rize<br />
Köprülü, Rize<br />
Kurtuluş, Rize<br />
Küçükçayır, Rize<br />
Küçükköy, Rize<br />
<br />
<strong>M</strong><br />
Melek, Rize<br />
Muradiye, Rize<br />
<br />
<strong>O</strong><br />
Ortapazar, Rize<br />
<br />
<strong>Ö</strong><br />
Örnek, Rize<br />
<br />
<strong>P</strong><br />
Pazarköy, Rize<br />
Pekmezli, Rize<br />
Pınarbaşı, Rize<br />
<br />
<strong>S</strong><br />
Salarha<br />
Selimiye, Rize<br />
Soğukçeşme, Rize<br />
Söğütlü, Rize<br />
Sütlüce, Rize<br />
<br />
<strong>T</strong><br />
Taşköprü, Rize<br />
Taşlık, Rize<br />
Taşpınar, Rize<br />
Tekke, Rize<br />
Topkaya, Rize<br />
Tuğlalı, Rize<br />
<br />
<strong>U</strong><br />
Uzunköy, Rize<br />
<br />
<strong>Ü</strong><br />
Üçkaya, Rize<br />
<br />
<strong>V</strong><br />
Veliköy, Rize<br />
<br />
<strong>Y</strong><br />
Yemişlik, Rize<br />
Yenidoğan, Rize<br />
Yenigüzel, Rize<br />
Yenikale, Rize<br />
Yenikasarcılar<br />
Yeniselimiye<br />
Yeşildere, Rize<br />
Yolüstü, Rize<br />
Yolveren, Rize</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Z</strong><br />
Zincirliköprü, Rize</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RİZEDEYİZ EDİTÖRÜ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize Hakkında</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/rize-merkez-koy-ve-mahalle-isimleri</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Aug 2013 16:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2024/04/belde-koy.jpg" type="image/jpeg" length="14238"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Rize Tarihi]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/rize-tarihi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/rize-tarihi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rize, Türkiye'nin kuzeydoğusunda yer alan ve Karadeniz'e sahili olan bir ildir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Karadeniz Bölgesi'nde yer alan Rize'nin, batısında Trabzon, doğusunda Artvin, güneybatısında Bayburt, güneyinde Erzurum illeri bulunur. Türkiye'nin en çok yağış alan ilidir. En önemli ürünü çaydır. Rize'de yaz mevsimi ılık geçer. Sonbahar ve kış mevsimleri ise yağışlı geçer.</p>

<p>Doğu Karadeniz Bölgesinde yer alan Rize, bölgenin en baskın karakteristik özelliklerini gösterir. Anadolu'nun diğer bölgelerinden coğrafi yapısıyla olduğu gibi kültürel yapısı ile de ayrılır. Dik yamaçlı vadileri, dağları, buzul gölleri, zümrüt yeşili yaylaları, kemer köprüleri, kaleleri ve coşkun akan dereleri ile bir turizm beldesidir.</p>

<p><strong>Tarihçe</strong><br />
Rize'nin tarihi öncesi hakkında bilgilerimiz sınırlıdır. Yöreye hakim olan orman dokusu nedeniyle, Rize'nin tarih çağları ile ilgili bilgilere ışık tutacak arkeolojik bulgular da bu güne kadar ortaya çıkarılamamıştır. Rize'nin tarihi ancak komşu illerin ve bölgelerin tarihleri ile bağlantılı olarak ele alınabilmiştir. Rize ilinin adı ile ilgili olarak değişik görüşler ileri sürülmüştür; Yunanca pirinç anlamına gelen Rhisos, Rumcada "Rıza" olarak dağ eteği anlamında kullanılmıştır. Osmanlıcada ise "Rize" ufak kırıntı, döküntü anlamındadır. Ayrıca Erzincan'ın Sakalar dönemindeki "Eriza" olan adının başındaki "e" sesinin düşmesi ile adaş olarak Rize için de kullanıldığı ifade edilmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Osmanlı döneminde liman, nahiye ve kaza merkezi olarak önemini korumuştur. 1640 yılında buraya gelen Evliya Çelebi, Rize’den şöyle söz etmiştir: “Trabzon’a bağlı deniz kıyısında bahçeli güzel bir yerdir”. Osmanlı döneminde Batum Kalesi muhafızı Tuzcuoğlu Memiş Ağa (1814-1817) ve Trabzon ağalarının isyanı (1835) gibi isyanlar olmuş ve bastırılmıştır. Rize 19. yüzyılda önemli bir kaza merkezidir. Berlin Antlaşması ile (1878) Lazistan sancağının merkezi olan Batum Rusya’ya bırakılınca Rize Trabzon Vilayetine bağlı sancağın merkezi olmuştur.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RİZEDEYİZ EDİTÖRÜ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize Hakkında</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/rize-tarihi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Aug 2013 14:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2024/04/jxolcmbv.jpg" type="image/jpeg" length="76993"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Huş Tavuğu (Dağ Horozu)]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/hus-tavugu-dag-horozu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/hus-tavugu-dag-horozu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rize'nin İkizdere ilçesinde yer alan Sivrikaya köyünün kırsal alanlarında, dünyanın çok az yerinde görülen endemik türlerinden 'dağ horozu'na rastlamak mümkündür.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaşam alanını 1500- 3000 m. Yüksekliğindeki ormanlar, alpin çayırları ya da huş ağacı bulunan alanlar oluşturmaktadır. Orta boylu bir av kuşu olan bu türün erkeği siyah renkli, uzun kuyrukludur. Kuyruğu ise aşağı doğru kıvrık ve ucu çatallıdır. Siyah tüyler mavi-yeşil yanardönerdir. Dişisi ise sık ve paralel çizgilerle bezenmiştir. Sırtı kahverengi, göğsü gridir. Kuyruğu ise erkeğinkinden kısa ve küt uçludur.</p>

<p>Diğer tavuksular gibi tipik olarak, dişi bir yer kazımasına 10 yumurta koyar, civcivlere bakmak ve yuva yapmak için bütün sorumluluğu alır.</p>

<p>Denizden 2000 m yükseklikteki dağlarda, orman sınırlarının üzerinde yaşar.</p>

<p>Kafkas Dağlarında ve Türkiye'nin kuzeydoğusunda açık meyillerde alçak ormangülü veya diğer çalılıklarla kaplı alanlarda üreme gösterirler.</p>

<p>Bölgeye özgü olması nedeniyle oldukça değerli ve gelecek nesillere tanıtılması gereken bir doğa ve kültür mirasıdır. Bu zenginliği yerli ve yabancı turiste tanıtmak ve kültürü turizme kazandırmak amacı ile 2005 yılından beri Haziran ayında 'İkizdere Huş Tavuğu Şenliği' yapılmaktadır. Bu tarihlerde Sivrikaya Köyü'nün yamaçlarına yapılan tırmanışlarla huş tavuğu/dağ horozu gözlemek mümkündür.</p>

<p>Rize'de dağ horozu ya da huş tavuğu isimli kuş türü için her yıl şenlik yapılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RİZEDEYİZ EDİTÖRÜ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize Hakkında</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/hus-tavugu-dag-horozu</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Dec 2012 22:47:00 +0200</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2024/04/dag-horozu.jpg" type="image/jpeg" length="11833"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
