<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Rizedeyiz: Rize Haber, Rize Haberleri</title>
    <link>https://www.rizedeyiz.com</link>
    <description>2005'ten bu yana doğru, güvenilir ve tarafız haberin adresi RİZEDEYİZ.com!

Rize, Rize Haberleri, Rize'den haberler, son dakika</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.rizedeyiz.com/rss/rizede-yetisenler" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2005. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 18 May 2026 21:58:35 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/rss/rizede-yetisenler"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Ihlamur]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/ihlamur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/ihlamur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rize'nin çoğunlukla her bölgesinde yetişen ıhlamur ağacı, kışları vazgeçilmez bir içecek oluyor. Ihlamur, Yaz aylarında tohum halinden filiz veren ıhlamur halk tarafından toplanır ve kurutulmaya bırakılır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ihlamur(Tilia platyhyllos)</strong><br />
Bitki özellikleri: Anadolu'da çeşitli ıhlamur ağacı türleri vardır. Bu türlerden tedavi amaçlı kullanılan ikisi özellikle kuzey Anadolu dağlarında yetişir. Bunlar küçük yapraklı ıhlamur(Tilia cordata) ve büyük yapraklı ıhlamur(Tilia platyhyllos) türleridir. Bu türlerin dışındakilerin tedavi edici özelliği daha zayıftır.<br />
<br />
<strong>Toplama ve hazırlama:</strong> Çiçeklenmeden sonraki en geç dördüncü güne kadar çiçekler ve çiçek sapındaki uzun yapraklar öğlen saatlerinde toplanmalıdır. Bu koşullarda toplanan çiçek ve yapraklar etkinliklerinin doruğuna ulaşmışlardır. Büyük eleklerin üstüne serilerek gölgede kurutulmalıdır. Kuruduktan sonra ince kıyılıp hava almayan kaplarda saklanır. Aksi halde kokusunu ve etkinliğini yitirir. Ülkemizde ıhlamur bütün olarak ve açıkta satışa sunulur. Bu uygulama tümüyle yanlıştır.</p>

<p><strong>Kullanım alanları ve biçimleri:</strong> Ihlamur çayı öncelikle organizmanın savunma gücünü arttırarak ateşli soğuk algınlıklarının kısa sürede savuşturulmasını sağlar. Bu tür hastalıkların tedavisinde gerekli olan terlemeyi başlatıcı özelliği ile ünlüdür. Ateşli hastalıklara karşı ıhlamur çayı ile aspirin birlikte kullanıldığında genelde antibiyotiklere ihtiyaç kalmadığı görülecektir. Bu yolla çocuklar da tedavi edilebilir. Yağışlı ve soğuk havalarda dışarıda dolaşmak zorunda olan kişiler ertesi gün hastalanmamak için akşamları 1-2 bardak ıhlamur çayı içmeyi ihmal etmemelidirler. Grip salgını zamanlarında da bu yöntem ailece uygulanmalıdır.<br />
<br />
Hoş kokulu ıhlamurun içine biraz bal karıştırılarak daha da güzelleştirilebilir. Ihlamur çayı öksürük ve bronşite karşı da başarıyla kullanılabilir. Ihlamurun tedavi edici özelliği uygun bitkilerle karıştırılarak öncelikle organizmayı güçlendirici olarak ve soğuk algınlıklarında kullanıldığında daha da artacaktır. Özellikle kış aylarında ıhlamurun sıkça kullanılması çok yararlı olur.</p>

<p><strong>Ihlamur çayı: </strong>Terletici 1 tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış 1 bardak kaynar suyla 6-8 dakika demlendikten sonra süzülür. Biraz bal ile tatlandırılarak sıcak içilmelidir. Kesinlikle kaynatılmaz!<br />
<br />
<strong>Bitki karışımı:</strong> İnce kıyılmış olarak karıştırılır. Demleme biçimi ıhlamurda olduğu gibidir. Kesinlikle kaynatılmamalıdır!<br />
<br />
<strong>Yan etkiler:</strong> Bilinen hiçbir yan etkisi yoktur. Ama ıhlamur çayı içiminde de ölçüsüzce davranılmamalıdır.<br />
<br />
Ihlamur (Tilia) ıhlamurgiller (Tiliaceae) familyasından Tilia cinsini oluşturan ağaç türlerine verilen ad. Boyları 20-30 metreye kadar ulaşabilir. Büyüklüğü 5-10 cm arasında değişen yaprakları genellikle yürek şeklinde ve çarpık kenarları dişli ve uzun saplıdır. Sarkık çiçek demetleri sarımsı bir renge ve karakteristik bir kokuya sahiptir. Çok geç açan bu çiçekler (Haziran-Temmuz) kurutularak çay gibi içilir.</p>

<p><strong>Tarihçe</strong><br />
Orta Avrupa`da eskiden birçok köyde ıhlamur vardı. Merkezde bulunur buluşma noktası olarak kullanılırdı. Ayrıca burada haber alış verişinde bulunulur gelinler kendilerini gösterirlerdi. Mayıs başında dans festivalleri bu ağacın altında düzenlenirdi. Bunlarla beraber köy mahkemeleri genelde yine burada kurulurdu. Bu yüzden ıhlamur mahkeme ağacı ya da mahkeme ıhlamuru olarak da bilinir. Germen ve Slav halklarında ıhlamur kutsal bir ağaçtır. Hatta Hırvatistan`da ıhlamur milli para değerlerinin alt birimi olarak kullanılan bir terimdir.<br />
<br />
<strong>Kullanımı</strong><br />
Güzel kokulu çiçeklerinden dolayı ve bir gölge ağacı olarak yetiştirilir. Doğramacılıkta kıymetli olan beyaz ve hafif bir odun verir. Ihlamur kabuğundaki lifler ip ve kaba dokumalarda kullanılır. Çiçek durumları tıbbi olarak kullanılır. Ihlamur çiçeği yatıştırıcı idrar verici ve balgam söktürücü olarak çay halinde kullanılır. Ihlamur çiçeği banyosunun da yatıştırıcı bir özelliği vardır.</p>

<p><strong>Bilimsel sınıflandırma</strong><br />
Büyük yapraklı ıhlamur (Tilia platyphillos) ebegömecigiller (Malvaceae) (eskiden Tilaceae) familyasından 40 m kadar boylanan ağaç nadir olarak da çalı durumunda olan ıhlamur türü.</p>

<p><strong>Morfolojik özellikleri</strong><br />
Tepe seyrek geniş ve yuvarlakçadır. Yaşlı gövdeler koyu renkte kabaca yırtılmış kazık kök güçlü yan kökler uzun yeni sürgünler önceleri tüylü parlak zeytin yeşili ya da kızıl kahve rengindedir.<br />
<br />
Yapraklar 6-12 cm uzunlukta çarpık yumurta ya da yuvarlakça yürek biçiminde kenarları düzenli ve keskin dişli ucu sivri üst yüzü koyu yeşil bütün yüzde ya da damarlar üzerinde sade ya da beze tüyler bulunur. Alt yüzü mavimsi yeşil tüylü ya da çıplaktır. Damar açılarında beyaz tüyler bulunur. Yaprak sapı 2-5 cm uzunlukta tüylüdür. Yapraklar sonbahar'da altın sarısı bir renk alır.<br />
<br />
Çiçekler sarımsı beyaz renkte olup 3-17 çiçekli sarkık yalancı şemsiye kuruluşunda kuruluşlar yeni sürgünlerin yaprak koltuklarında bulunur. Çanaklar 5 parçalı uzunca yumurta biçiminde kenarları uca doğru tüylüdür. Taçlar ters uzunca yumurta biçiminde olup 5-12 cm uzunluktadır. Meyve yuvarlakça odunlaşmış sert kabuklu olup kabuk üzerinde 4-5 tane uzunca çıkıntı bulunur.<br />
Tohum koyu boz kahverenginde yumurta biçiminde çenekler el görünüşünde uzunca ve sivri dilimlere ayrılmıştır.</p>

<p><strong>Ekolojik özellikleri</strong><br />
Haziran sonu – Temmuz başında çiçek açar. Tohum olgunluğu Eylül-Ekim aylarıdır. Büyümesi çabuktur. Filizlenme gücü yüksektir. Işık ağacıdır. Sıcaklık isteği nispeten fazladır. Derin serin yumuşak besin ve madence zengin ılımlı humuslu toprakları sever. Kireçli topraklarda da yetişmektedir. Tuzlu topraklardan kaçınır. Donlara ve kuraklığa karşı duyarlıdır. Güçlü kazık kök yapar sığ ve fakir topraklarda kuvvetli yan kökler geliştirir kuvvetli kök sürgünü verir.<br />
<br />
<strong>Kullanımı</strong><br />
Orta ve Güney Avrupa anavatanıdır. Ender olarak yaban olarak da bulunur. Bulvar ve parkların ağaçlandırılmasında kullanılan bir ağaçtır.<br />
<br />
<strong>Dağılımı</strong><br />
Türkiye`de Rize Trabzon Artvin ve Çanakkale civarında doğal olarak bulunur. Amerikan ıhlamuru (Tilia americana) ıhlamurgiller (Tiliaceae) familyasından anavatanı kuzey Amerika olan 40 m`ye boylanabilen bir ıhlamur türü. Tepe yuvarlakçadır. Yeni sürgünler yeşil renkte olup tüysüzdür. Yaprakları 10-20 cm uzunlukta genişçe yumurta biçiminde ucu sivri üst yüzü koyu yeşil alt yüzü açık yeşil renktedir. Yan damar açılarında kahverengi tüyler bulunur. Yaprak sapı uzun olup 3-5 cm kadardır. Çiçekleri 5-15 çiçekli olup az çok sarkık yalancı şemsiye kuruluşunda örtü yaprakları beşer parçalıdır. Meyveler yuvarlak ya da uzunca ters yumurta biçimindedir. Kabuğu kalındır. Temmuz ayında çiçek açar. Derin nemlice toprakları sever. Odununda ıhlamur yağı bulunur. Kuzey Amerika`nın doğusunda ve orta Amerika`da ve Kanada`da bulunur.<br />
<br />
Yurdumuzda Marmara ve Doğu Karadeniz Bölgeleri'nde bol miktarda yetişen ıhlamurun çiçek yaprak kabuk ve ağacından faydalanılıyor. Hoş kokulu bir bitki olan ıhlamur aynı zamanda iyi bir ev ilacı. Kurutulmuş ıhlamur yaprakları çiçekleriyle birlikte kaynatılarak yapılan hoş kokulu içecek sinirleri yatıştırır bağırsak kurdunu düşürür bağırsak sancısını giderir öksürüğü keser damar tıkanıklığını açar gribi iyileştirir hazımsızlığa karşı kullanılır mide üşütmesini ve uykusuzluğu giderir. Ihlamur ayrıca idrar söktürücü terletici yatıştırıcı göğüs yumuşatıcı özelliğe de sahiptir. Ihlamur çiçeği balla karıştırılıp içilirse mide ülserine iyi gelir. Kan dolaşımını düzenler.<br />
<br />
Ihlamurun içinde uçucu yağ tanen şeker C ve P vitamini reçine ve enzimler de bulunuyor. Mide şikayeti olanlar ıhlamuru tek başına kaynatıp içerse hazmı kolaylaştırır. Bunun yanı sıra ıhlamurun içine biraz kekik nane ve rezene katıp kaynatıp içerseniz hem mide yanmalarına hem de kusma türü rahatsızlıklara iyi gelir.<br />
<br />
Bunların yanında ıhlamur kan dolaşımını düzenler. Kabızlıkta da ıhlamurdan yararlanabilirsiniz. Kramplar için de ıhlamurun iyi bir ilaç olduğunu unutmamalısınız. Sabah aç karnına içilmeye devam edilen ıhlamur zayıflamak isteyenlere bu hususta yardımcı olur. Ihlamurun migren için de birebir olduğu bilinir. Ancak ıhlamuru uzun süre ve fazla miktarda kullandığınızda kalbinize zarar verebileceğini de unutmamalısınız!</p>

<p><strong>Strese karşı ıhlamur çayı</strong><br />
İçine çok az karanfil atarsanız hem güzel bir tat elde etmiş olursunuz hem de sizi sakinleştiren etkisini arttırırsınız.<br />
<br />
<strong>Grip ve nezle ye ıhlamur</strong><br />
Bu tür hastalıklarda ıhlamur sadece terlemeyi sağlayarak değil aynı zamanda vücudun direncini de artırarak tedaviye yardımcı olur.<br />
<br />
<strong>Güzellik için ıhlamur</strong><br />
Göz çapaklanmalarında ıhlamuru kaynatın ve süzün. Pamuk yardımı ile gözlerinize kompres yapın. Hem çapaklanmaları önleyecektir hem de gözünüzü dinlendirecektir. Gözlerinize kompres yaparken gözünüzü kapatmayı unutmayın.<br />
<br />
Ihlamuru kaynatıp elde ettiğiniz su ile ara sıra saçlarınızı yıkayarak saçlarınızın beslenip kuvvetlenmesini sağlayabilirsiniz. Bu işlemden sonra saçınızı durulamayı ihmal etmeyin.<br />
<br />
<strong>Cildinizde leke mi var?</strong><br />
Hemen ıhlamuru suda kaynatıp sıvı sümüksü bir hal alıncaya kadar bekletin. Sonra bu sıvıyı lekelere sürün faydasını göreceksiniz. Yine aynı şekilde elde edeceğiniz ıhlamurla kırışıklıklara masaj yaparsanız iyi sonuç alacaksınız.<br />
<br />
Marmara Batı Karadeniz Orta Toroslar ve Kuzey Anadolu`da yayılış gösterir. Özellikle kuzey ve batı bölgelerimizdeki ormanlarda rastlanan sık dallı geniş tepeli ağaçlardır. Yüksekliği 15-10 cm arasında değişen yaprakları genellikle yürek şeklinde ve çarpık kenarları dişli ve uzun saplıdır. Sarkık çiçek demetleri sarımsı bir renge ve karakteristik bir kokuya sahiptir. Çok geç açan bu çiçekler (Haziran-Temmuz) kurutularak çay gibi içilir.<br />
<br />
Avrupa da da birbirine yakın bir kaç türü vardır. Birinci tür orman ıhlamuru (veya erkek ıhlamur) küçük yapraklıdır. İkinci tür Hollanda ıhlamuru orta boy yapraklıdır. Üçüncü tür dişi ıhlamur büyük yapraklıdır. Memleketimizde bu türlerden tedavi amaçlı kullanılan ikisi özellikle kuzey Anadolu dağlarında yetişir. Bunlar küçük yapraklı ıhlamur(Tilia cordata) ve büyük yapraklı ıhlamur(Tilia platyhyllos) türüdür. Ihlamurun yaprak ve çiçeklerinden bitki olarak 18. yüzyıldan beri yararlanılmıştır. Ihlamur ağacının çiçeklenmeden sonraki en geç dördüncü güne kadar çiçekler ve çiçek sapındaki uzun yapraklar öğlen saatlerinde toplanmalıdır. Bu koşullarda toplanan çiçek ve yaprakların etkileri daha fazladır. Büyük eleklerin üstüne serilerek gölgede kurutulmalıdır. Kuruduktan sonra ince kıyılıp hava almayan kaplarda saklanır. Çiçekler ayrı kurutulursa daha makbuldür. Aksi halde kokusunu ve etkinliğini yitirir. Ülkemizde ıhlamur bütün olarak ve açıkta satışa sunulur.Bu uygulama yanlıştır. Türkiye`de sadece Artvin ve Yalova`da ağırlıklı olarak üretilen ıhlamur balı bir çok hastalığın tedavisinde kullanılıyor. Kurutulmuş yapraklar ve çiçekleri çay gibi haşlanarak içilir odunu oymacılıkta modelcilikte kutuculukta kullanılır. Hafif ve yumuşak olduğu için maketçiler ıhlamur tahtasını çok makbul tutarlar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Tıbbi Özellikleri :</strong><br />
Ihlamur çayının bilinen hiçbir yan etkisi yoktur. Ama her şeyde olduğu gibi ıhlamur çayı içiminde de ölçüsüzce davranılmamalıdır. Yemek üzerine ıhlamur içilirse hazmı güçleştirir. Doğru olanı yemek arası saatlerde yatarken içilmeli<br />
<br />
Mafsal iltihabı Romatizma Karaciğer iltihabı Hipertansiyon Selülit Grip Öksürük Terlemeyi başlatıcı özelliğinden dolayı ateşli ve soğuk algınlığında çok etkilidir. Hazmettirici Balgam söktürücü Nezle Spazm Migren Hafif uykusuzluklarda genel direnci artırır. Damar tıkanıklığına Damar sertliğine ve Selülit'e de iyi gelir. Uyutur.<br />
<br />
<strong>Önerilen kullanım şekli</strong><br />
Ihlamur çayı: Terletici olarak 1 tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış bitki 1 bardak kaynatılmış suya atılır. 1-2 dakika kaynatılır. 5-10 dakika demlendikten sonra süzülür. Biraz bal ile tatlandırılarak sıcak içilmelidir.<br />
<br />
1 bardak su kaynatılır. 1 tutam ıhlamur çiçeği konur. 10 dakika bekletilir. Günde 2-4 bardak içilir. İçindeki saponin maddesi sebebiyle balgam söktürücü ve göğsü yumuşatıcıdır.<br />
<br />
Eşit miktarda ıhlamur hlamur nedir-Ihlamur yetiştiriciliği. Murver çiçeği papatya karıştırılır. 2 tatlı kaşığı 2 su bardağı kaynatılan suya atılır. 1-2 dakika kaynatılır. 5-10 dakika dinlendirilir. Sıcak olarak 1 çay bardağı içilir.<br />
<br />
Ihlamur İhlamur nedir-Ihlamur yetiştiriciliği. Kuşburnu Papatya Nane ve Hatmi eşit oranda ince kıyılmış olarak karıştırılır. 1 tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış bitki 1 bardak kaynatılmış suya atılır.1-2 dakika kaynatılır. 5-10 dakika demlendirilir. Sonra süzülür. Biraz bal ile tatlandırılarak sıcak içilmelidir.<br />
<br />
Ihlamur çiçekleri ve portakal yaprakları kaynatılıp çay gibi içilirse sinir hastalıklarında öksürük yaralar migren ve sinirsel kusmalara faydalıdır.<br />
<br />
Ihlamur mide salgısını arttırarak hazmı kolaylaştırır. İçine süzme bal ve süt ile karıştırılırsa mide ülserine iyi gelir.<br />
<br />
Kabuklar kaynatıldığı zaman safra salgısını uyararak hazımsızlık vakalarında iyileşme sağlar. Yarım avuç dövülmüş ağaç kabuğunu bir litre kaynayan suya atın. 2-3 dakika kaynatın. 5-10 dakika dinlendirin. Günde bir fincan için. Dıştan yanıklara karşı suyunu pansuman olarak kullanılır. Kabuklarda müsilaj maddesi taşıdıklarından hafif müshildirler.<br />
<br />
4 bardak suya 40 gr ıhlamur ağacı kabukları yaprak ve çiçekleri konur. Su 1Ihlamur nedir-Ihlamur yetiştiriciliği. 5 bardak kalana kadar kaynatılır. Yemek aralarında 1 fincan soğuk ve sıcak olarak içilir 10- 20 günlük kürler yapılır. 2-4 yıl devam edilir.<br />
<br />
Saç dökülmesini önlemek için ıhlamur suyu ile masaj yapılır.<br />
<br />
Burkulma ve ezilmeden dolayı olan ağrılar da ıhlamur pansumanı yapılır.<br />
<br />
Baş ağrısı için ıhlamur çiçeği lavanta çiçeği melisa kediotu kökü eşit olarak karıştırılır. Bir bardak kaynar suya bir tutam konur 5 dakika demlenir günde 1 kere bir fincan içilir.<br />
<br />
Yaprakları zeytinyağı ile birlikte dövülerek elde edilen merhemi deri üstü yaralarına yanıklarına enfeksiyonlarına sürerek çabuk iyileşmesi sağlanır.<br />
<br />
Midenin dostu ıhlamur Ihlamurun içinde uçucu yağ tanen şeker C ve P vitamini reçine ve enzimler bulunduğunu açıklayan uzmanlar ıhlamurla ilgili şunları söylüyor: 'Ihlamur tek başına kaynatılıp içildiğinde; mide şikayeti olanlarda hazmı kolaylaştırır. Bunun yanı sıra ıhlamurun içine biraz kekik nane ve rezene katarak kaynatıp bu karışımı içerseniz hem mide yanmalarına hem de kusma türü rahatsızlıklara iyi gelir. Cildinizde leke mi var? Hemen ıhlamuru suda iyice kaynatıp soğutun. Sonra bu sıvıyı lekelere sürün faydasını göreceksiniz. Aynı şekilde elde edeceğiniz ıhlamurla kırışıklıklara masaj yaparsanız iyi sonuç alırsınız. Strese karşı ıhlamur çayı iyi gelir. İçine çok az karanfil atarsanız hem güzel bir tat elde etmiş olursunuz hem de sizi sakinleştiren etkisini artırırsınız. Grip ve nezle olunca ıhlamuru içmekte büyük yarar vardır.</p>

<p><strong>SAÇLARA DA İYİ GELİYOR</strong><br />
Göz çapaklanmalarında ıhlamuru kaynatın ve süzün. Pamuk yardımı ile gözlerinize kompres yapın. Hem çapaklanmaları önleyecek hem de gözünüzü dinlendirecektir. Ihlamuru kaynatıp elde ettiğiniz su ile ara sıra saçlarınızı yıkayarak saçlarınızın güçlenmesini sağlayabilirsiniz. Bu işlemden sonra saçınızı durulamayı ihmal etmeyin.<br />
Ihlamurun çiçeği ilkbaharda toplanarak gölgede kurutulur.<br />
<br />
Kanı temizler ve kan dolaşımını düzenler kansızlığa kalp çarpıntısına ve karaciğer zaafiyatine iyi gelir. Enfaktüse faydalıdır.<br />
Damar kireçlenmesinde damar tıkanıklıklarında faydalıdır.<br />
<br />
İdrar arttırıcı özelliği vardır böbrek ve mesaneyi temizler. Böbrek taşlarının düşmesine yardım eder.<br />
<br />
Sinirleri kuvvetlendirerek her türlü sinir bozukluklarını giderir. Yatıştırıcı ve uyutucudur. Vücuda rahatlık verir. Spazm gidericidir.<br />
<br />
Balgam söktürücüdür göğsü yumuşatır terletici ateş düşürücü etkisi vardır. Gribal enfeksiyonlarda etkilidir. Astıma bronşite iyi gelir. Öksürüğü keser.<br />
<br />
Mide salgısını arttırır. Mide ülseri için oldukça faydalıdır balla karıştırılarak içilir. Mide bağırsak gazlarını giderir.<br />
<br />
Kabızlığı giderir baş ağrısı ve dönmelerini iyi gelir migren tedavisinde kullanılır sara hastalığına faydalıdır.<br />
<br />
Burkulma ve ezilmelerden kaynaklanan ağrıları dindirir. Yanıklara iyi gelir. Apse ve çıbanların tedavisinde iltihapları kurutmada kullanılır. Bulantıyı giderir.<br />
Ihlamur ağacının kabuğu dekoksikasyon yapılarak yatıştırıcı safra söktürücü olarak kullanılır. Kabuklardan hazırlanan merhem yara iyileşmesinde kullanılır. Ihlamur ağacının kabuğunun altındaki lifler toplanır dövülerek hamur haline getirilir. Bu hamur yaraların tedavisinde kullanılır.<br />
Ihlamur çayı göz banyosu içinde kullanılır. Gözdeki kızarıklığı alır.<br />
<br />
Cilde güzellik verir. Çilleri giderir. Çiçeklerinden elde edilen su yüze sürülür. Yüzdeki ergenlik çıbanlarını yok eder. Saç dökülmesini önler.<br />
Çocuklar banyo yaptırılırsa iyi gelir.<br />
<br />
Uyarı: Daima taze kullanılmalı bekletildiğinde içindeki aktif maddeler kaybolur.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RİZEDEYİZ EDİTÖRÜ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize'de Yetişenler</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/ihlamur</guid>
      <pubDate>Tue, 19 Jan 2016 13:10:00 +0200</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/arsiv/icerik/2023/02/24/1677233072.png" type="image/jpeg" length="54209"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dut]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/dut</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/dut" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dut'un yetiştirilmesini faydaları nelerdir?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kuzey yarı kürenin genellikle ılıman ve subtropik bölgelerinde yetiştirilmekte olan dut (Morus spp.) Urticales takımının Moraceae familyasının Morus cinsine girmektedir. Ülkemizde meyvesinden yararlanılan ve yaygın olarak yetiştirilen dut türleri Morus alba (beyaz dut), M. nigra (karadut) ve M. rubra (kırmızı veya mor dut) olmakla birlikte daha onlarca türü bulunmaktadır. Meyvecilik kültürü çok eskilere dayanan ülkemiz, dutun anavatanlarından ve doğal yayılış alanlarından olmasına karşın, bu genetik potansiyel yeterince değerlendirilememiştir. Meyve kalitesi bakımından oldukça üstün özelliklere sahip olan birçok genotip yalnızca kerestesinden yararlanmak amacıyla kesilerek yok edilmiştir. Bu nedenle 1970?li yıllarda Türkiye?nin yaklaşık 5 milyon adet dut ağacı ve 100 000 ton civarında üretimi bulunurken bugün bu rakamlar; 2.500.000 adet dut ağacına ve 50.000 ton üretime gerilemiş durumdadır.</p>

<p>Dut üretiminin en yoğun olduğu iller; Malatya, Ankara, Erzincan, Elazığ, Erzurum, Ordu ve K.Maraş olarak verilebilmektedir. Günümüzde taze tüketiminin yanı sıra işlenmiş ürünlerinin de besleyici özelliği sayesinde dut önemli bir potansiyele sahiptir. Yetiştiği yörelerde meyvesinden pekmez, reçel, pestil, dut ezmesi, dut kurusu, meyveli dondurma, cevizli sucuk, sirke, meyve suyu konsantresi, ispirto gibi onlarca ürün yapılmaktadır. Özellikle karadut suyu son yıllarda oldukça yaygın bir içecek haline gelmiş ve aranan bir meyve olmuştur. Dut sevilerek yenen bir meyve olmasına karşın meyvesi çok yumuşak olduğundan soğukta saklama süresi çok kısadır. Bu yüzden taze olarak tüketimi sadece hasat dönemi ile sınırlı olan bir meyvedir. Ancak, özellikle karadutlar soğuk hava depolarında bir ay süre ile veya derin dondurucularda uzun süre saklanabilmektedir. Bu durum karadutların sanayide işlenmesi için bir avantaj sağlayabilmektedir.</p>

<p><strong>İçeriği ve Değerlendirme Şekilleri</strong><br />
Taze Dut Meyvesinin İçerdiği Önemli Besin Değerleri (100 g); 93 kalori: 0,9 gr protein; 19,8 gr karbonhidrat; 1,1 gr yağ; 0,9 gr lif; 60 mg kalsiyum; 1.1 mg demir; 0,05 mg B1 vitamini; 0,07 mg B2 vitamini; 0,2 mg B3 vitamini ve 17 mg C vitamini olarak belirtilmektedir. Türkiye?de dutların henüz tip özelliğinde olması nedeniyle ticari bahçe kurmaya karar verildiğinde diğer türlerde olduğu gibi onlarca çeşit-anaç zenginliği ve fidan bulunamamaktadır. Dünyanın birçok ülkesinde de dut genellikle ipekböceği yetiştiriciliğinde kullanılmakta meyvesi için yetiştirilmemektedir. Bu nedenle dut ağacı, meyvesi ve yetiştiriciliği hakkındaki bilgiler sınırlıdır.</p>

<p><br />
Türkiye?de oran olarak baktığımızda beyaz dut ağırlıklı % 97, Karadut ve Kırmızı dut ise % 3 civarında üretim veya tüketimde yerini almaktadır. Ülkemizde üretilen dut meyvelerinin % 70 pekmez üretiminde kullanılıyor, % 10 köme üretiminde, % 3 pestil, % 4 kuru dut ve % 5 de sofralık olarak ve kalan % 8 lik oran ise diğer üretim kollarında değerlendiriliyor.</p>

<p><br />
<strong>Ekolojik İstekler</strong><br />
Dut iklim ve toprak koşulları bakımından çok seçici olmadığından ülkemizin hemen hemen her ilinde rahatlıkla yetiştirilebilmektedir.</p>

<p>İklim isteği: Dut, daha çok sıcak ılıman ve bol güneşli bölgelerin bitkisidir. Türkiye`nin meyve ağacı yetiştirilen pek çok yerinde dut ağacı da rahatlıkla yetiştirilebilmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Toprak isteği: Dut ağacı, en iyi tınlı, kumlu-tınlı ya da killi-tınlı topraklarda yetişir. Toprağın pH değeri 6,5-7 olmalıdır. Özellikle dut ağacının dikildiği yerde, taban suyu toprak yüzeyine yakın olmamalıdır.</p>

<p><strong>Toprak İşleme:</strong><br />
Bölgenin iklim özelliklerine bakılarak açık veya örtülü toprak işleme sistemleri kullanılabilir. Su kaynakları yeterli olduğu takdirde örtülü veya yarı-örtülü sistemlerin kullanılması tavsiye edilir. Örtülü toprak işlemede sadece aşırı boylanmış olan otlar biçilir veya özellikle ağaç altlarında yabancı ot ilaçları ile düzenli bir mücadele yapılır. Sonbahar ve kış aylarında ise bir kez toprak işleme yapılır veya hiç yapılmaz. Özellikle genç bahçelerde yabancı ot ilacı kullanırken dikkatli olunmalıdır.<br />
<br />
<strong>Sulama:</strong><br />
Dut ağaçları, toprağı nemli olduğu sürece iyi gelişir ve ürün verimi artar. Yaz mevsiminde, sıcak ve kurak dönemlerde ağaca iyi gelen toprak nemini korumak üzere ağaçlara sulama yapılması gerekir. Bu şekilde dut ağaçlarının ürün verimi %50 kadar artırılabilir. Ancak ağaçlarına verilecek olan suyun kalitesi iyi olmalı ve aşırıya kaçılmamalıdır.<br />
<br />
<strong>Gübreleme:</strong><br />
Dut ağaçlarının iyi gelişmesi ve ürün veriminin artırılması için azotlu, fosfatlı ve potaslı kimyevi kompoze gübrelerin verilmesi gerekir. Gübreleme için bahçemizde yapılacak yaprak ve toprak analizlerine göre verilecek gübre değerleri saptanır. Gübreler ilkbahar, yaz ve sonbaharda üç defada verilebileceği unutulmamalıdır. Sulama imkanının olmadığı bahçelerde ise; fosfatlı ve potaslı gübreler sonbaharda, azotlu gübreler ise ilkbaharda verilr.<br />
<br />
<strong>Budama:</strong><br />
Bahçemize dikilen dut fidanları gelişmeye başlayınca şekil budamaları, ürün vermeye başladıklarında da ürün budamaları yapılmaya başlanır. Ağaçların gelişimi ve ürün vermesi bakımından budamanın doğru yapılması büyük önem taşıdığından, uygulamanın dut ağaçlarını iyi tanıyan kişiler tarafından gerçekleştirilmesi yerinde olur. Özellikle beyaz ve kırmızı dut çeşitlerinin daha uzun sürgünler verdiği ve hızlı büyüdüğü, karadut tiplerinin ise daha kısa sürgünler vererek yavaş, sağlıklı ve büyük ağaçlar meydana getirebileceği düşünülerek buna uygun şekiller verilmeye çalışılmalıdır. Verim çağındaki dut ağaçlarına aşırı sert kesimler yapılarak obur sürgün oluşumuna imkan sağlanmamalıdır. Türlerin kendine has büyüme şekilleri dikkate alınarak budama ve terbiyeleri yapılmalıdır.<br />
<br />
<strong>Hasat:</strong><br />
Dut ağaçları, meyveleri olgunlaştığında altına temiz bir örtü yayılarak ve ağaç dalları sallanıp meyveleri düşürülerek hasat edilir. Dut ağaçlarına, hasat uygulamasında kesinlikle sopalarla vurulmamalı ve dallarına zarar verilmemelidir. Ayrıca karadut tipleri daldan kolay kopmadıkları için elle hasat yapılmaları bir zorunluluk arz etmektedir. Kurutmalık bazı dut tipleri de ağaç üzerinde kuruduktan sonra hasat edilirler (Oltu-Erzurum).<br />
<br />
<strong>Hastalık ve zararlılarıyla mücadele:</strong><br />
Fazla bir hastalığı olmayan bu türün ağaçları özellikle ağır ve ıslak topraklarda kök ve kök-boğazı hastalıklarına karşı dikkatli olunmalıdır. Dut ağaçlarında daha çok kabuklu ve unlu bitler zarar yapmaktadır. Bu tip zararlıların yoğunluğu arttığında mutlaka hasattan sonra veya kış mücadelesi yapılmalıdır. Bazı yıllarda ağ kurtlarının zararı vb. zararlılarla teknik talimatlarda belirtildiği şekilde ilaçlı mücadele yapmaya ihtiyaç duyulabilir.</p>

<p><strong>Dut Fidanı Dikimi:</strong><br />
Dut fidanı dikimi, sonbaharda yaprak dökümünden sonra başlar ve ilkbaharda gözlerin uyanmasına kadar geçen zaman içinde yapılabilir.<br />
Tesis edilecek dut bahçesinde, önce sıralar arası ve sıralar üzeri mesafeye göre fidan dikilecek yerler işaretlenir. Düzgün bir şekilde dikim yapabilmek için, dikim tahtası kullanılmalıdır. İşaretlenen yerlerde, 40-50 santimetre genişlik ve derinlikte çukurlar açılır.<br />
<br />
Dikilecek fidanların kökleri üzerinde bulunan yaralı, bereli ve ezik kısımlar kesilerek 'kök tuvaleti' yapılır. Sonra ,fidanın kökleri boğaz kısmına kadar çukura yerleştirilir. Gübreli toprakla doldurularak , fidan etrafına bir çanak yapılır. Sonra da 'can suyu' verilir.<br />
<br />
<strong>Dut Bahçesinin Bakımı </strong><br />
Kaliteli ve bol yaprak elde etmek için dut bahçesinin düzenli bakımının yapılması gerekir. Dutluklar, tesis edildikleri ilk yıllarda, gelişmeyi sağlamak için, sık sık sulanmalıdır. Yetişkin dutluklarda da, yaprak verimi, sulamayla doğrudan doğruya ilgili olduğu için, sulama ihmal edilmemelidir. Yaz aylarında, duruma göre, iki-üç kez sulama yapmak gerekli olabilir.<br />
<br />
Dutluklarda toprak işlemesi; ilkbahar yaz ve sonbaharda olmak üzere, yılda üç kez yapılır. İlkbaharda toprak işlemesi, filizlenmeden önce, yazın, yaprak hasadı ve budamadan sonra, sonbahardaysa, yaprak dökümünü izleyen günlerde yapılır.<br />
<br />
Dutluklarda, gübreleme yapmanızda gerekir. Sonbaharda dekara bir-bir buçuk ton çiftlik gübresi vermeliyiz. Çiftlik gübresi, toprağın yapısını düzeltir. Kimyasal gübrelerse, ihtiyaca göre verilir.</p>

<p><strong>Siyah Dut</strong><br />
Dutgiller (Moraceae) familyasından 10-13 metreye kadar boylanabilen, Asya kıtasına özgü bir dut türüdür.<br />
Yapraklar 10-20 cm uzunluğunda ve 6-10 cm genişliğinde, alt yüzeyi tüylü, üst yüzeyi pürüzlü ve kısa sert tüylüdür.<br />
Yenebilen meyveleri koyu mor ya da hemen hemen kara renkli, olgunlaşınca 2-3 cm uzunluğunda çok sayıda bileşik meyveden oluşur.</p>

<p><strong>Avustralya Dutu</strong><br />
Sıcak ortamı çok sever. Dut boyu diğer dutlardan daha uzundur. <strong> </strong></p>

<p><strong>Beyaz Dut</strong><br />
Moraceaefamilyasından anavatanı doğu Asya olan hızlı büyüyen 15-20 m`ye kadar boylanabilen orta büyüklükte bir dut türüdür. Kalın dallı, geniş taçlı bir ağaçtır.<br />
Uç tomurcuğu pseudoterminal, yan tomurcuğu kızıl-kestane renklidir. Genç ağaçlarda yapraklar 20 cm uzunluğunda, loplu olup yuvarlaktır. Yaşlılarda genellikle 8-15 cm, tam, kalp şeklinde, tabanı asimetrik, kenarları testere dişlidir. Sürgünler kesildiğinde süt gibi salgılar akar. Meyveler olgunlaşınca beyaz renk alır; tatlıdır. Bazı varyete ve formları park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilir. Odunu sarı renkli dayanıklıdır. Tarım aletleri, müzik aletleri yapımında kullanılır.</p>

<p><strong>Ekşi Kara Dut</strong><br />
Ekşi kara dut 8-10 metreye kadar boylanabilir. Yaprakları 10-20 cm uzunluğunda ve 6-10cm genişliğinde, alt yüzeyi tüylü, üst yüzeyi pürüzlü ve kısa,sert ve tüylüdür. Yenebilen meyveleri koyu mor ya da hemen hemen siyah renklidir. Olgunlaşınca 2-3cm uzunluğunda çok sayıda bileşik meyveden oluşur. Meyveleri biraz daha tüylüdür.</p>

<p><strong>Paraşüt Ters Dut</strong><br />
Meyveleri kolayca toplanabilir,fidanı şemsiye formundadır.</p>

<p><strong>Dutun faydaları :</strong></p>

<ul>
 <li>Dut, kronik ishali ve bağırsak ülserlerini giderir. Özellikle kuru dutun bu etkisi vardır. İdrar söktürür. Yaprakları saf suyla kaynatılıp kullanılırsa, saç ve kılları gürleştirir. Ağız ve boğaz şişlerini giderir, bebeklerin ağızlarındaki yara ve pamukçuğa iyi gelir.</li>
 <li>Dutun iki cinsi vardır. Bunlardan birisi tatlı ve kırmızıdır. Bu nevi, incir gibi temizleyicidir. Fakat besleyici değeri incirden daha azdır.</li>
 <li>Dut yaprakları, asma ve kar incir yaprakları, saf suyla kaynatılıp kullanılırsa, saç ve kılları gürleştirir.</li>
 <li>Ekşi dut, kötü yaraları kurutmakta yararlıdır; suyu (öz suyu) da aynı etkiyi yapar.</li>
 <li>Ekşi dut kurusu, ağızdaki sulu yaralara faydalıdır ve onun pişmiş kökü, dişleri gevşetir; eğer ekşi dut yapraklarının suyu ile gargara yapılırsa, dil yaralarına iyi gelir.</li>
 <li>Dut öz suyu, çok fazla büzücü etki gösterir. Özellikle bakır kapta kaynatılan öz suyu, maddelerin dokulara nüfuzunu engeller. Ham dutun bu etkisi daha fazladır.</li>
 <li>Ekşi dut, ağız ve boğaz şişlerini giderir ve yaprakları, bademciklere ve yeni doğan çocukların ağızlarındaki yara ve pamukçuğa (asphyxia) iyi gelir.</li>
 <li>Bütün dut çeşitlerinin yemekten önce ve mide salgısının yoğun olmadığı zaman yenmesi uygundur.</li>
 <li>Ekşi dut, tuzlanarak kurutulursa, bağırsaklarda şiddetli kabız etki gösterir ve dizanteriye çok iyi gelir. Dutun sızıntı sıvılarında boşaltıcı etki, ağaç kabuklarında ise, hem temizleyici, hem de boşaltıcı etkisi vardır.</li>
</ul>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize'de Yetişenler</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/dut</guid>
      <pubDate>Tue, 19 Jan 2016 08:23:00 +0200</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2024/04/dut.jpg" type="image/jpeg" length="53002"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kara Lahana]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/kara-lahana</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/kara-lahana" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karalahana ya da yaprak lahana, turpgillerden, geniş ve kalınca kat kat yaprakları olan, kış sebzesi olarak yetiştirilen ve yaprakları koyu yeşil olan bir lahana çeşididir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Rize halkının temel besin maddesidir.&nbsp;</p>

<p>Yaz-kış&nbsp;yenilen bu sebzenin adı&nbsp;Eski Yunanca'daki&nbsp;lahana&nbsp;"yenilebilen sebze"&nbsp;kelimesinden gelmekte ve bölgede (Lazca); Lu farklı yörelerdeki adlarıyla&nbsp;Kelem,&nbsp;Pancar,&nbsp;Pezük&nbsp;(Gürcüce); Şaviphali,&nbsp;(Zonguldak,&nbsp;Bartın,&nbsp;Kastamonu); Kara Mancar (Ayrıca Mancar-Manca çeşitli yörelerde Kara Lahana dışında çeşitli otlardan yapılan yiyecek anlamınıda taşır yani Kara Lahana dışındaki Yeşilliklerede Mancar-Manca denmektedir. Manca veya Mancar Kelimesinin kökeninin&nbsp;İtalyanca; Mangia,&nbsp;Latin dillerinde&nbsp;ve&nbsp;Rumence'de ki Mangiare kelimesinden geldiği sanılır.)&nbsp;olarak da bilinmektedir.</p>

<p>Toprak isteği: Toprak istekleri bakımından seçici değildir. Ancak toprağın su tutma kapasitesi iyi olmalıdır. pH'sı 6-6,5 olan, organik maddece zengin tınlı-killi topraklarda başarılı sonuç alınır. Özellikle asitli topraklarda yetiştiricilik yapmaktan kaçınılmalıdır. Lahana bitkileri üst üste aynı toprakta yetiştirilmemelidir. Mutlaka münavebe yapılmalıdır.</p>

<p>Toprak hazırlığı-gübreleme: Dikimden en az 3 ay önce 2-4 ton çiftlik gübresi verildikten sonra sonbaharda derin bir toprak sürümü yapılmalıdır.&nbsp;</p>

<p>Dikim: Fidelikler temiz olmalı, hastalık, zararlı ve yabancı ot tohumları bulunmamalıdır. Fideliklere m²'den 600-700 fide alınacak şekilde 2-3 gr/m² tohum ekilmelidir. Bundan daha sık ekilmesiyle uzun boylu ve cılız fideler, seyrek ekilmesiyle eğri gövdeli ve yana doğru yatmış kalitesiz fideler elde edilir. 1 dekar alan için 8-12 gr arasında lahana tohumu kullanılır. Bunun için 4-5 m² fide yetiştirme alanı yeterlidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Rize'de tohum ekim tarihi Temmuz ayı içinde olmakla beraber nispeten yüksek kesimlerde Haziran ayında gerçekleşir. Yetiştirme kaplarına ekilen tohumlar 4-5 hafta sonra 5-6 yaprak oluşturduğunda ya direkt hazırlanan araziye ya da çeşide ve baş bağlamaya göre 70-100 cm sıra arası ve 40-60 cm sıra üzeri mesafelerde, 20-30 cm derinliğinde açılacak masuralara şaşırtılır.</p>

<p><strong>Bakım İşleri: </strong>Yapılacak toprak tahliline göre çiftlik gübresinin tamamı, potaslı ve azotlu gübrelerin yarısı son toprak işlemesinde, potaslı gübrenin geri kalanı lahanada baş sarma döneminde, azotun geri kalanı ise son çapada verilir.</p>

<p>Yetiştirilme yerlerine dikilen lahana bitkilerinin gelişme ve büyümesi istenilen düzeyde değil ise bitkiler çapa yapılacak büyüklüğü gelinceye kadar sulama yapılır.</p>

<p>Toprak yapısı ve sulama durumuna göre 1-2 kez ya da her sulamadan sonra kaymak tabakası kırılsın diye çapalama yapılır. İlk çapa bitkiler 10-15 cm boylandığında, ikinci çapa ise yapraklar 30-35 cm lik çap kazanınca yapılır.</p>

<p>Lahana suyu seven bir sebzedir. İlk sulama bitki kökü çevresinde çatlak meydana gelmeye başladığında yapılır. Bu nedenle toprak yapısı, yağış durumu, bitkinin gelişme durumuna göre düzenli sulama yapılır. Yağışsız, çok kurak ve rutubetsiz yörelerde yetiştirilen lahanaların verimi ve kalitesi düşmektedir.</p>

<p><strong>Mücadelesi:</strong> Yaprak bitleri ve lahana kelebeğine karşı koruyucu ilaçlama yapılmalıdır. Eğer mücadele yapılmazsa lahana kelebeği yaprakların pazar değerinin düşmesine; yaprak bitleri ise lahanalarda baş oluşumunu engeller.</p>

<p><strong>Hasat:</strong> Lahanada hasadı; çeşit iriliği, erkencilik ve pazar şartları etkiler. Dikimden 4-6 ay sonra hasada gelir. Hasat olgunluğuna gelen başlar toprak seviyesinden bir bıçak yardımıyla kesilir, bozuk yapraklar temizlenir ve satışa sunulur. Dekardan 2-8 ton verim alınır.</p>

<p><img alt="" src="http://www.kadinplus.com/wp-content/uploads/cabbage2.jpg" /></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize'de Yetişenler</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/kara-lahana</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2015 21:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2024/04/lahana.jpg" type="image/jpeg" length="74304"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kumkuat]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/kumkuat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/kumkuat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kumkuat, Rize'nin bir çok yerinde yetişen bir meyve ağacıdır. Hatta bu meyve ağacı evlerde yetiştirilebilen tek ağaç türüdür. Özellikle dünyada kabuğuyla yenilebilen nadir narenciye çeşitlerinden biridir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kumkuat, Turunçgiller içinde küçük mücevher olarak adlandırılır. Kumkuat Çince`de altın portakal manasına gelir. Dünyada kabuğu ile beraber yenilen tek narenciye çeşididir. Evlerde, balkonlarda yetiştirilen belki de tek meyve ağacı kumkuatdır. Anavatanının Çin olduğuna inanılır.</p>

<p>Batı dünyası ile tanışması 19. yüzyıl ortalarında olmuştur. Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde yetiştirilmeye çalışıldıysa en iyi meyve oluşumu Rize ilinde sağlanmıştır. Kumkuat, üç yaprak anaç üzerine göz aşısı yapılarak üretilir.</p>

<p>Erkek ve dişi organları aynı çiçek üzerinde olduğundan tek bir kumkuat bitkisi her yerde çiçeğe ve meyveye yatabilmektedir. Rize'de Temmuz ayı sonlarına doğru çiçek açmakta, meyve oluşması Ağustos sonu ile Eylül ayı içersinde olmaktadır. Meyveleri iri zeytin büyüklüğünde olup Nisan-Mayıs aylarında yeme olgunluğuna erişmektedir. Meyve koparılmazsa bir yıl bitki üzerinde kalabilmekte, aynı lezzetle yenebilmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Kumkuat'ın tanınmış çeşitleri şunlardır:</strong><br />
<strong>Hong Kong: </strong>Chin chü, shan chin kan, ve chin tou olarak adlandırılırlar. Hong Kong ve Çin`in bazı dağlık bölgelerinde yetiştir. Çevre genişliği 1.6-2 cm civarındadır. Olgunlaştığında zayıf ve fazla etli olmayan kabuğu soyulur. 3-4 küçük çekirdeği bulunur.</p>

<p><strong>Marumi :</strong> Japonya orjinli olup Meyve hafif basık küre şeklinde yuvarlaktır. Uzunluğu 3.2 cm kadardır. Altın sarısı renktedir. Meyve aromatik ve baharatımsıdır. 4-7 çekirdeği bulunur. Ağacı 2.75m`ye kadar ulaşır. Küçük yapraklıdır. Aynı sezon için de oluşabilecek soğuklara karşı daha dayanıklıdır.</p>

<p><strong>Meiwa : </strong>Japonya orjinlidir. Kısa yuvarlak bir yapıda olup 4 cm`lik bir genişliğe sahiptir. Kabuk portakal sarısı renkte olup, çok kalındır. Meyvesi tatlı olup 7 çekirdeğe sahiptir. Sık sık çekirdeksiz veya daha az çekirdekli olanlarına da rastlamak mümkündür. Çin`de de yaygın olarak bu çeşit yetiştirilir. Taze olarak yenilmek için en ideal Kumkuat`dır.</p>

<p><strong>Nagami :</strong> Çin`den dünya`ya yayılmıştır. 4-5 dilimlik meyvesi olup. 2-5 çekirdeği vardır. Yuvarlak olup 4-5 cm büyüklüğe erişirir. Mevsimi Ekim`den Ocak ayına kadardır. Ağacı 4.5m`ye kadar ulaşır.<br />
Yetiştirildiği Yerler:</p>

<p>Dünya da, Çin, Japonya, Amerika, Porto Rico, Guatemala, Kolombiya, Brezilya ve Güney Hindistan da yetişir. Türkiye de ise, Rize`ye 50-60 yıl önce Batum`dan gelmiştir.</p>

<p><strong>Faydaları:</strong><br />
C vitamini bakımından zengin olan Kumkuat, kabuğu ile beraber yenildiğinde gribal enfeksiyonları önlemede önemli rol oynamaktadır.</p>

<p>A,B1,B2,B3 ve Kalsiyum da ihtiva eden Kumkuat, sinir sisteminin düzenli çalışmasını sağlar.</p>

<p><strong>Nasıl ve Nerede Kullanacağız?</strong><br />
Kumkuat genelde taze meyve olarak kabuğu ile birlikte yenilir.<br />
Reçel ve marmelatı yapılır.<br />
Çok değişik bir aroması vardır.<br />
Meyve suyu ve sos olarak kullanılır.<br />
Dünya restaurantlarında tatlı ve salatalarda en gözde yeri alır.</p>

<p><strong>Muhafaza Koşulları</strong><br />
5 ºC de %90 nem oranında muhafaza edilmelidir.</p>

<p><br />
<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RİZEDEYİZ EDİTÖRÜ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize'de Yetişenler</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/kumkuat</guid>
      <pubDate>Fri, 01 Aug 2014 22:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2024/04/kumkuat.jpg" type="image/jpeg" length="28342"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çay]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/cay-3</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/cay-3" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk çayı, Türklere özgü bir çay pişirme ve sunma yöntemidir. Çay, Türkiye'de en çok Rize'de üretilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de çay tarımı, Doğu Karadeniz Bölgesinde&nbsp;Gürcistan&nbsp;sınırından başlayarak&nbsp;Ordu&nbsp;ilinin&nbsp;Fatsa&nbsp;ilçesine kadar olan kuşakta yapılır.</p>

<p><strong>Rize, </strong>tek başına Türkiye çay üretiminin&nbsp;% 85’ini karşılar; çay yetiştirilen diğer iller&nbsp;Ordu,&nbsp;Giresun,&nbsp;Trabzon&nbsp;ve&nbsp;Artvin'dir.&nbsp;Çay tarımının 12 ay boyunca yapılabildiği Tropikal ve ekvatoral bölgelerden farklı olarak Türkiye'de yılın sadece 6 ayı çay üretimi gerçekleştirilir (Her yıl Mayıs ayında başlayan hasat dönemi Ekim veya Kasım ayında tamamlanır).</p>

<p>Türkiye'de çay yetiştirmek için 20. yüzyıl başından itibaren bazı girişimler olmuşsa da ülkede çay üretiminin geçmişi, 1940'lı yıllarda dayanır. Çay yetiştirmeye yönelik bilinen ilk girişim&nbsp;Osmanlı İmparatorluğu&nbsp;döneminde,&nbsp;Sultan II. Abdülhamid'in saltanatı sırasında Uzak Doğu'dan getirilen çay fidanları ve tohumların&nbsp;Bursa’da ekilmesi ile gerçekleşmiş; ancak ekolojik koşulların uygun olmaması sebebiyle bu girişim sonuçsuz kalmıştı.&nbsp;1918’de Halkalı Yüksek Ziraat Okulu hocalarından botanikçi&nbsp;Ali Rıza Erten,&nbsp;I. Dünya Savaşı’nın ardından da Ziraat Genel Müdürü&nbsp;Zihni Derin, Doğu Karadeniz’de çay yetiştirme konusunda incelemeler yaptı.</p>

<p>Zihni Derin’in Rize’deki çalışmaları sonucu 1923’te ilk çay fidanlığı kuruldu. Ertesi yıl yine Zihni Derin’in çabası ile "Rize ili ve Borçka ilçesinde Fındık, Portakal, Mandalina, Limon ve Çay Yetiştirilmesine Dair 407 Sayılı Kanun" kabul edildi. Ne var ki olumsuz ekonomik koşullar nedeniyle bu girişim devam etmedi. Yarım kalan girişim, 1930'lu yılların ikinci yarısında bölgeye gönderilen Ankara Ziraat Fakültesi'nden bir heyetin çalışmaları ile canlandı. Heyette bulunan&nbsp;Raşit Hatipoğlu, "Türkiye’de Çay İktisadiyatı’ adlı bir kitap yazmış; bu çalışmaların ardından Türkiye’de ilk yaş çay yaprağı hasadı ve büyük çaplı kuru çay üretimi 1938 yılında başlamıştır.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Rize’de ilk çay fabrikası</strong> İngiltere'ye 1940 yılında sipariş edilen, ancak&nbsp;II. Dünya Savaşı'ndan sonra gönderilebilen çay makineleri ile 1947 yılında açıldı.&nbsp;Türkiye'deki kuru çay üretimi 1965 yılında iç tüketimi karşılar hale geldi ve çay ithalatı durdu. Bu tarihten sonra çay ihracatı yapılmaya başladı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RİZEDEYİZ EDİTÖRÜ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize'de Yetişenler</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/cay-3</guid>
      <pubDate>Sun, 20 Jul 2014 01:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2024/04/vxv.jpg" type="image/jpeg" length="14840"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Limon]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/limon</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/limon" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rize'de farklı türleri bulunan limonun en bilindik çeşidi, yedi verendir. Diğer limon türlerinden bodur olması, bol meyve vermesi, soğuklara daha dayanıklı olması ve uzun müddet dalında parfüm gibi kokan çiçekleriyle ayrılır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Saksıya uygun bodur bir limon çeşididir. 15-30 Litrelik saksılarda ev içinde, balkonda, terasta veya bahçede çok rahatlıkla yetişir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Ağacının Üretilmesi: </strong></span></p>

<p>Limon ağaçlan, tohumuyla (çekirdekleriyle) üretilebilir. Ancak bu yolla elde edilen çöğürden fidan ve ağaç elde edilebilmesi çok uzun zaman aldığından, genellikle limon ağacı, turunç anaçlarına istenen limon çeşitlerinin aşılanmasıyla çoğaltılmaktadır.</p>

<p>Oldukça uzun ömürlü ve üretken bir ağaç olan limonun fidanlarını karşımıza çıkan ilk üreticiden, çeşidini ve sağlık durumunu bilmeden satın almamız yanlış bir davranış olur. Bunun yerine inanılır ve güvenilir fidan üreticilerinden çeşidi belli ve sağlıklı fidanları almak gerekir. İlkbahar mevsiminde tüp içinde satılan böyle limon fidanlarım, hava sıcaklığı yükselip de toprak sıcaklığı 13 dereceye ulaştığında, bahçemizde açacağımız 30-35 cm. genişlik ve derinlikteki ocaklara dikmeliyiz. Limon ağaçları için ocak aralığı 7 m. olmalıdır.</p>

<p><strong>Ağacının Yetiştirilmesi:</strong><br />
<strong>İklim isteği:</strong><br />
Tüm turunçgiller gibi, limon ağacının da önde gelen isteği, sıcak iklimli bir yerde yetiştirilmektir. Limon ağaçlarının yetiştirildiği yerde, hava sıcaklığının O derecenin altına düşmemesi iyi olur. Çünkü -8, -9 derecelerin altına düşen sıcaklıklarda, limon ağaçları donar ve ölür. Dayanamadığı en yüksek sıcaklıklar ise, 45 derece ve üzeridir.</p>

<p>Limon ağaçlarının gelişmesi 12 derece sıcaklıkta başlar. Ortalama 23 derece, limonun en hızlı geliştiği sıcaklıktır. 37-39 dereceden sonra limon ağacının gelişmesi durur. Soğuk ya da sıcak esen rüzgarlar limon ağaçlarını kötü yönde etkiler. Yörede esen hakim rüzgarlara karşı rüzgarkıranlar kurulması yararlı olur. Ayrıca limon ağaçları, bulundukları yerin havasının nem oranından da etkilenir. Düşük nem oranları da limon ağaçlarının gelişim ve ürün verimini kötü yönde etkiler.</p>

<p><strong>Toprak isteği:</strong><span style="color:#ff0000"><strong> </strong></span><br />
Tüm turunçgiller gibi limon ağaçları da en iyi, bol humuslu, derin, süzek (suyu iyi akıntılı), kumlu-tınlı ya da killi tınlı topraklarda yetiştirilir. İyice derinlere inen köklerinin oksijen gereksinimi fazla olduğundan, limon ağacı kesinlikle ağır topraklarda yetiştirilmemelidir. Limonun yetiştirildiği yerde taban suyunun, yüzeyden 1,5 m. aşağıda olması gerekir. Aksi takdirde toprakta drenaj işlemi yapılmalıdır. Toprağın kirecine karşı da duyarlı olan limon ağaçları için en uygun toprak pH`ı 5,5-6 olmalıdır.</p>

<p><strong>Toprak işleme:</strong><br />
Tüm turunçgiller gibi, limon ağaçlarının çok derinlere inen kökleri vardır. Ama, kök yapısının %90`ı, 0-90 cm. derinlikteki yüzlek toprak tabakasında yer alır. Bu nedenle toprak işlemesi yüzeyden 10 cm. derinliğe kadarki tabakada yapılmalı ve limonun kökleri kesinlikle parçalanmamalı-dır. Bahçenin, ilkbahardan başlayarak yılda dört kez, 15-20 gün aralıklarla çok yüzeysel olarak çapalanması yeterli olur. Böylece yabani ot mücadelesi sürdürülür. Ayrıca bu amaçla yabani ot öldürücü (herbisit) ilaçlar da kullanılabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Sulama:</strong><br />
Tüm turunçgiller gibi, limon ağaçlarının yıllık su gereksinimi de toprak ve iklim durumu ile ağaç gelişmesine bağlı olarak 800-1.200 cm. arasında değişir. Sulama dönemi olan nisan ortalarından ekim ayı ortalarına kadarki yedi aylık sürede, havaların kurak, sıcak ve yağışsız olduğu zamanlarda ağaçlara toplam 600-700 mm. su verilmesi gerekir.</p>

<p>Sulama yetersiz yapılırsa, limon ağacı köklerini toprakta yayar. Gelişimi yavaşlar, ürün verim ve niteliği düşer. Aşırı sulamada kökler havasız kalacağından kök çürüklüğü hastalığı oluşur. Yine ağacın meyve verimi ve niteliği düşer. Limon ağacının sulama zamanının gelip gelmediği en kolay şöyle anlaşılır: Ağacın yaprakları akşam saatlerinde güneş batmadan önce solgunluk gösteriyor ve gece canlanıyorsa sulama zamanı gelmiş demektir, öğle zamanında meydana gelen geçici solgunluğa aldanılmamalıdır</p>

<p><strong>Gübreleme:</strong><br />
Tüm turunçgiller gibi, hepyeşil yapraklı limon ağacı da topraktan fazla besin kaldırdığından, gübreye gereksinimi çok olur. Ağaçlara, bulunduğu ortam, yaş ve gelişmelerine uygun ve dengeli gübreleme yapmak için bütün bu faktörlerin ortak etkisini ortaya koyan yaprak ve toprak analizleri uygulanmalı; buna göre verilecek azotlu, fosfatlı ve potaslı kompoze fenni gübre miktarları saptanmalıdır.</p>

<p>Ayrıca limon ağaçlarına, eksikliği duyuluyorsa magnezyum, demir, mangan ve çinko da verilir. Limon ağacına, mineral gübrelerden başka, gerek görülürse iyi yanmış çiftlik gübresinin 2-3 yılda bir verilmesi de büyük yararlar sağlar.<br />
<br />
<strong>Budama: </strong>Tüm turunçgiller gibi, limon ağaçlarına da şekil ve ürün budaması uygulanır ve genellikle bu ağaçlara kase biçimi verilir. Şekil budaması ağaçların ürünlenmesiyle birlikte başlar. Turunçgillerden olan ağaçların budanması ustalık isteyen bir iştir. Bu nedenle budamanın, ağacı iyi tanıyan kişiler tarafından uygulanması olumlu sonuçlar verir. Ağaçların kurumuş, kırılmış, ezilmiş, hastalanmış, yaralanmış ve berelenmiş, yaşlanmış dalları kesilip çıkarılmalıdır. Ayrıca obur dalların da ayıklanıp çıkarılması gerekir.</p>

<p><strong>Hasat (Derim):</strong><br />
Tüm turunçgiller gibi, limon ağaçları da sonbaharda başlayıp ilkbahara kadar meyveler tam olgunlaştıkça hasat edilir. Hasatta meyveler elle tutulup sapı bükülerek kopardır ya da daha iyisi meyve sapı keskin bir bıçakla kesilir. Hasat sırasında dal uçları kesinlikle kırılmamalı; meyve toplama işi açık, kuru, güneşli ve ılık havalarda yapılmalıdır. Meyvelerin üzerinde çiy ve kırağı varsa bunların kuruması beklenmelidir.</p>

<p>Hastalık ve zararlılarıyla mücadele: Limon ağaçlarına dadanan zararlı ve hastalıklarla, en yakın tarım kurumuna danışılıp tavsiyeleri alınarak ve uygun koruma ilaçları kullanılarak zamanında, eksiksiz ve aksatılmadan mücadele sürdürülmelidir.</p>

<p><strong>Limonun faydaları</strong><br />
Limon, zengin C vitamini içeriğiyle iskorbüt hastalığını önler ve iyileştirir, bu etkisinden yararlanmak için diyete bolca limon suyu katılır.<br />
Gene yüksek C vitamini oranı sayesinde birdenbire yükselen tansiyonun düşürülmesine yardıma olur. Bunun için yarım limon meyvesi bir bardak suyun içine sıkılır ve bu su içilir.<br />
<br />
Limon, içerdiği antioksidan maddelerle bedenin kansere yakalanma rizikosunu azaltır. İdrar söktürücüdür. İdrar yollarını temizler. Bu etkisinden yararlanmak için her şekliyle bolca limon suyu alınması yeterli olur.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RİZEDEYİZ EDİTÖRÜ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize'de Yetişenler</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/limon</guid>
      <pubDate>Sun, 20 Jul 2014 01:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2024/04/limonda.jpg" type="image/jpeg" length="45848"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Fasulye]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/fasulye</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/fasulye" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rize'de yetişen fasulye çeşitleri çok fazladır. Yaz aylarında hasatı yapılan fasulyelerin bir çoğundan tohumlarda alınır. Bu tohumlar uygun toprak zamanına kadar bekletilir ve ekilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fasulye taze, konserve ve kuru olmak üzere değişik şekilde değerlendirilen, besin değeri çok yüksek olan, hemen hemen tüm dünyada bol miktarda tüketilen önemli bir kültür bitkisidir. Orta Amerika kökenli olan bu kültür bitkisi 250 yıl önce Anadolu'ya gelmiş ve çok geniş bir yayılım alanı bulmuştur. Taze fasulye A, B1, B2 ve C vitaminlerince zengindir. Taze fasulye de vücutta biriken asidi nötralize edebilecek baz fazlalığı da mevcuttur. Fasulyenin hazım olabilirlik oranı %84.1'dir. Hatta fasulye baklalarında bulunan phasol ve phaseolin maddelerinin şeker hastalığında kullanılan insülin karekterinde olduğu ve bu yüzden kandaki şeker miktarının düşürülmesinde kullanıldığı bildirilmektedir.<strong> </strong></p>

<p><strong>Ekonomik Önemi</strong><br />
Taze fasulye taze tüketimi yanında işlenmiş olarak konserve, hazır yemek ve turşu olarak da değerlendirilmektedir. Dünya taze fasulye üretimi 4.310.733 ton-dur. Bu üretimde Asya ve Avrupa kıtasındaki ülkeler önemli paya sahiptirler. Dünyada en önemli taze fasulye üreticisi ülke Çin'dir. Ülkemiz ise 514.000 ton taze fasulye üretimi ile Çin'den sonra dünyada ikinci sırada yer almaktadır. Ülkemizde taze fasulye üretimi iller bazında incelendiğinde Samsun İli (67.234 ton) en önemli üretim merkezidir. Karadeniz Bölgesi, ülkemizde taze fasulye yetiştiriciliğinin en fazla yapıldığı bölgelerden birisidir. Bölgede açıkta yetiştiricilikte genellikle sırık ve bodur çeşitler kullanılmaktadır. Son yıllarda kapama olarak yapılan yetiştiricilikte bodur formlu çeşitlerin kullanımı yaygındır. Çünkü sırık fasulyede işçilik ve sırık maliyeti yüksek olduğu için bodur formlu çeşitler tercih edilmektedir.</p>

<p><strong>İklim İstekleri</strong><br />
Taze fasulye ılık iklim bitkisidir. Bu bakımdan ilkbahar ve sonbahar arasındaaki devrelerde rahatlıkla yetiştirilebilir. Fasulye gelişme devresi içinde 20-25 0C arasında sıcaklık ister. 27-32 OC sıcaklıkta çiçeklerini döker ve düşük sıcaklıkta ise gelişme durur. Fazla nemlilik bitkilerin büyümesini durdurur. Hastalıkların kolay gelişmesine sebep olur. Fasulye tohumları, toprak ısısının 20-30oC arasında olduğu zaman en iyi çimlenme göstermektedir. Minimum 10oC toprak ısısı gereklidir. Bodur taze fasulyeler için minimum 10-13o C, sırık taze fasulyeler içinde 14-15oC üzerinde toprak sıcaklığı olması istenir.</p>

<p><strong>Toprak Hazırlığı</strong><br />
Hububat ekili tarlaya taze fasulye yetiştirilmesi düşünülüyorsa, hububat bitkilerinin hasadından sonra anızın sökülüp toprağa karıştırılması amacıyla 5-7 cm derinliğinde sonbaharda sürüm yapılır. İlkbaharda ekimden önce toprak tekrar kaz ayağı ile sürülür ve arkasından diskaro geçirilerek toprak ekime hazır hale getirilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Ekim Zamanı</strong><br />
Açıkta taze fasulye yetiştiriciliğinde Mart sonu ve Nisan aylarında ekime başlanır (bölge ekolojik şartları dikkate alınır). Fakat iklim şartlarına göre Mayıs ayı-nın son haftasına kadar kademeli olarak ekim yapılabilir. Örtü altı taze fasulye yetiştiriciliğinde ilkbahar döneminde 1 Mart, Sonbahar döneminde 15 Temmuz-1 Ağustos tarihlerinde tohum ekimi yapılır. Geniş alanlarda bodur taze fasulye yetiştiriciliği yapılan yerlerde sıra usulü mibzerle ekim yapılır. Sıra arası 50-65 cm, sıra üzeri 10-25 cm ve 2-3 cm derinliğe tohum bırakılır. Dekara 5-7 kg tohum ekilir. Sırık taze fasulye yetiştiriciliğinde karışık ekimin yanında (Mısır ile) sırık kullanılarak (söğüt, fındık dalları) yetiştiricilik yapılmaktadır. Sırık taze fasulye yetiştiriciliğinde ocağa 5-7 adet tohum gelecek şekilde ekim yapılır ve ocaklar arası 1m mesafe bırakılır.</p>

<p><strong>Gübreleme</strong><br />
Sırık fasulyeler bodur fasulyelere nazaran topraktan daha fazla besin elementi kaldırır ve toprağın gücünü azaltır. Fasulyeler için tavsiye edilecek tabi ve ticari gübre miktarları her şeyden evvel topraktaki besin maddeleri miktarları ile ilgilidir. Toprak tahlili neticelerine göre ihtiyaç duyulan gübrelerin verilmesi en doğ-ru yoldur. En uygun toprak olarak kabul edilen kumlu-tınlı topraklara birkaç senede bir dekara 2-3 ton olmak üzere yanmış çiftlik gübresi verilir. Dekara 2-5 kg saf azot (N), 4-6 kg fosfor (P2O5) ve 3-5 kg potasyum (K2O) verilmelidir. Çimlenmekte olan tohumlara herhangi bir ticari gübrenin zararının dokunmaması için gübrelerin tohumların ekildiği yerin en az 5cm kadar uzağında ve 7..5 cm derinlikte verilmesi uygundur.</p>

<p><strong>Çapalama</strong><br />
Fasulye tamamen toprak yüzeyine çıkıp 4-5 çift yapraklı olunca ilk çapa yapılır. Bitkilerin dallanma devresinde, çiçek açmadan önce birinci çapadan 2-3 hafta sonra II. çapa yapılır. Çiçeklenme döneminde çapalama işleminden kaçınılmalıdır.</p>

<p><strong>Sulama</strong><br />
Vegetasyon devresinde Taze fasulye bitkisinin su ihtiyacı en az 300-450 mm dir. Bitkiler generatif devrede tam çiçekte iken sulanmamalıdır. Sulama zamanları fidelerde üç yaprakçıklı asıl yaprağın görünmesi sırasında, çiçeklenmeden evvel, meyve tutumundan 10 gün sonra ve hasattan 1 ay önceki devrelerde olmak üzere sulama yapılmalıdır. Sık ve hafif sulama yapılmalıdır. Çünkü taze fasulye sık aralıklarla sulamayı sever, bol sudan hoşlanmaz.</p>

<p><strong>Hastalık ve Zararlılar ile Mücadele</strong><br />
Taze fasulye bitkisi hastalık ve zararlılara karşı çok hassas bir bitkidir. Tohum çıkışından sonra danaburnuna karşı ilaçlı kepek atılmalıdır. Fasulyede görülen belli başlı hastalıklar Antraknoz, Pas hastalığı, Fasulye Mozaik Virüsü, Kök çürüklüğüdür. Bu hastalıklara karşı ilaçlı tohum kullanılmalı ve uygun bir füngisit ile ilaçlama yapılmalıdır. Fasulyede görülen en önemli zararlılar, fasulye böceği (Bruchus), yaprak bitleri ve kırmızı örümceklerdir. Bunlara karşıda uygun bir insektisit ile mücadele yapılmalıdır.</p>

<p><strong>Hasat</strong><br />
Taze fasulyede hasadın en ideal zamanı; baklaların hakiki çeşit karakterini gösterdiği iriliğin 1/3'nü aldığı devredir. Hasatta gecikme olursa hasat edilen fasul-yelerin selülozlaşması neticesinde sertleşmeleri, içindeki danelerin yeme zevkini bozacak tarzda irileşmesi ve bilhassa kılçıklılığın artmasına neden olmaktadır.</p>

<p><strong>Tohum Üretimi </strong><br />
Tohumluk fasulye üretiminde, tohumlarda büyük zarara yol açan burukus zararının önüne geçmek için çiçeklenme döneminde mutlaka dikkatli bir mücadelenin yapılması gerekmektedir. Baklalar, harmanlama dönemindeki yağışlardan iyi korunmalıdır. Islanan baklalar içindeki tohumların kabukları sararır, koyu renk alır ve kuruduğunda buruşuk kabuk görüntüsünü alır.</p>

<p>Bunun için hasat edilen bitkiler halk arasında 'çatı' diye tabir edilen merdiven şeklindeki kurutma düzenekleri üzerine alınarak kurutulup harmanlanırlar.</p>

<p>Düvenle yapılan harmanlardan elde edilen tohumların üzerinde düven taşlarının yaptığı çizikler, tohumla taşınan hastalıkların yayılmasına yol açabilmektedir.</p>

<p>Başarılı bir tohum üretiminde dekardan çeşide bağlı olmak üzere 180-240 kg verim alınır. Harmandan elde edilen saman çok kıymetli bir hayvan yemi olarak değerlendirilebilir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RİZEDEYİZ EDİTÖRÜ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize'de Yetişenler</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/fasulye</guid>
      <pubDate>Sun, 20 Jul 2014 01:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2024/04/cgj.jpg" type="image/jpeg" length="35436"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ahududu]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/ahududu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/ahududu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rize'nin ormanlık alanlarının içerisinde bulunan dikenli bölgelerde yetişir. Kokusu kadar tadı da çok güzeldir. Ahududu'ndan çeşitli marmelat ve reçeller yapılır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ahududular, ev yada merak bahçeleri için harika bir üzümsü meyvedir. Ahududular kuvvetli büyür, nadiren ilkbahar donlarından etkilenir ve yüksek kalitede meyve verirler. Ahududu meyveleri reçellerde, jellerde, tatlılarda kullanılabildiği gibi taze olarak da tüketilmektedir. Taze ahududuların market fiyatları pahalıdır. Bununla birlikte pazarda bulunabilirlikleri düşüktür. Bu özellikler ahududu yetiştiriciliğinin önemini arttırmaktadır.</p>

<p>Ahududular, meyve olgunlaşma zamanı ve meyve verme sıklığına göre olmak üzere iki guruba ayrılır. Yazlık çeşitler yıl boyunca sadece yaz ortasında meyve vermektedir; buna karşın sonbahar çeşitleri veya yediveren çeşitler olarak bilinenler yaz ve sonbahar olmak üzere iki dönemde ürün vermektedir. Ancak yaz verimliliği biraz düşük, sonbahar verimliliği ise yüksek düzeyde gerçekleşir. Ahududular bunun haricinde renk ve büyüme özelliklerine göre de sınıflandırılabilir.<br />
<br />
Yazlık ve kırmızı meyveli çeşitler yazın oldukça yüksek düzeyde üretilirler. Genellikle, dip sürgünleriyle çoğaltılır. Dik büyüme özelliğinden dolayı üç veya dört yıl sonra kalın bir herek kullanılarak yetiştiricilik sürdürülür.</p>

<p>Siyah renkli ahududular hastalıklara, özellikle antraknosa karşı, hassas olduğundan dolayı üretimi pek yapılmamaktadır. Genellikle dip sürgünleriyle üretimi yapılamaz bundan dolayı uç veya basit daldırma yöntemleri ile çoğaltılır. Siyah ahududuların sürgünleri çok dik değildir ve telli terbiye sistemine alınarak yetiştiriciliğinin yapılması daha uygun olacaktır.</p>

<p>Mor ahududular, kırmızı ve siyah ahududuların çaprazlanması sonucunda elde edilmiş melezlerdir. Mor ahududular yaz aylarında kırmızı meyveli ahududulardan daha geç olgunlaşır. Mor ahududular kuvvetli büyür iri özelliklidir. Gelişme özelliği açısından kırmızı ve siyah ahududuların arasında yer alır ve genellikle telli terbiye sistemi ile yetiştiriciliği yapılır. Çoğaltılmaları sürgün ucunun daldırılması veya basit daldırma ile gerçekleştirilir.</p>

<p>Sonbahar çeşitlerinden (bu çeşitlere yediveren çeşitlerde denmektedir) kırmızı meyveli olan çeşitler hem erken yaz döneminde hem de sonbahar döneminde meyve verirler. Sonbahar ürünü en iri meyveleri verir. Bununla birlikte sonbahar ürünü ilk yıl sürgünlerinin (henüz yeni gelişen birinci yıl sürgünleri) üst kısımlarında da meydana gelmektedir. Halbuki yaz ürünleri yalnızca iki yıllık sürgünlerin alt kısımlarından elde edilebilmektedir. Sonbahar ahududu çeşitleri, genellikle, sadece sonbahar ürünü dikkate alınarak değerlendirilmektedir. Bu çeşitler dip sürgünleri ile çoğaltılırlar ve bir herek yardımı ile yetiştirilir.</p>

<p>Sarı meyveli ahududular genellikle pek beğenilmemektedir. Fakat araştırmalar ve yeni çeşitlerin ıslahı amacıyla kullanılmaktadır.</p>

<p>Yetiştiricilik yapılması amaçlanıyorsa çeşit seçiminin mutlaka iyi yapılması gerekir. O bölgede veya benzeri çevresel koşullara sahip bölgelerde yapılan adaptasyon çalışmaları dikkatle incelenmelidir.<br />
<br />
<strong>ÇEŞİTLER</strong><br />
Ahududu çeşitleri için daha geniş bilgiye şu bağlantılardan erişilebilir;<br />
<br />
<strong>Yaz Kırmızısı Çeşitleri</strong><br />
Killarney: Sert soğuklara karşı oldukça dayanıklı, dikkat çekici parlak kırmızı bir renge sahip, meyve büyüklüğü orta derecede olan ve çok hoş ahududu kokusuna sahip bir çeşittir. Killarney erkenci bir çeşit olup pasta-kek yapımında çok tercih edilmektedir.</p>

<p>Latham: Verimli, kış soğuklarına dayanımı orta düzeyde ve hafif dikenli bir çeşittir. Mantar ve virüs kaynaklı hastalıklara dayanıklıdır. Meyveleri orta irilikte, yuvarlak, sert ve parlak kırmızı renge sahiptir. Meyvelerini mevsim ortasında olgunlaştırır ve uzun bir dönem süresince hasadı devam eder.</p>

<p>Titan: Erken olgunlaşan, iri meyveli, orta düzeyde lezzete sahip ve yaprak bitlerine karşı çok dayanıklı bir çeşittir. Telli terbiye sistemi ile yetiştirilmesi daha uygun olur. Bitkiler kök kanserine ve kök çürüklüğüne karşı hassas olması nedeniyle ve kumlu topraklarda veya yükseltilmiş yastıklar üzerinde yetiştirilmesi uygun olur.</p>

<p><strong>Siyah Çeşitler</strong><br />
Cumberland: Siyah ahududular içersinde en lezzetli çeşitler arasındadır. Sürgünleri kuvvetli büyür ve oldukça verimlidir. Çok iyi lezzete sahip orta irilikte meyveler veren ve yaz ortasında olgunlaşan bir çeşittir.</p>

<p><strong>Bristol:</strong> Cumberland çeşidine göre meyve verimi, lezzeti, iriliği, kokusu ve parlaklığı daha iyi düzeydedir. Antraknoz hastalığına karşı hassas fakat küllemeye karşı dayanıklıdır.</p>

<p><strong>Jewel:</strong> Meyveleri büyük, parlak görünümlü, sert etli, yüksek kaliteli ve çok iyi lezzete sahip bir çeşittir. Kuvvetli gelişen bitkisel özelliğe sahiptir. Dik büyüyen, düzenli ürün veren ve antraknoz hastalığına karşı orta düzeyde dayanım gösteren bir çeşittir.</p>

<p><strong>Mac Black:</strong> Geç dönem olgunlaşan kıymetli bir çeşit olduğu tespit edilmiştir. Jewel'den sonra meyveleri olgunlaşır. Meyvesi iri, lezzeti oldukça güzel ve telli terbiye sistemi ile yetiştirilmesi gereken bir çeşittir.</p>

<p><strong>Mor Çeşitler</strong><br />
<strong>Brandywine:</strong> Meyveleri kırmızımsı-mor renkte, iri, yuvarlak-konik şekilli, sıkı etli, meyve tadı hafif mayhoş ve yüksek kaliteli bir çeşittir. Reçel, marmelat ve pasta imalatında çok tercih edilen bir çeşittir. Sürgünleri kuvvetli, oldukça dik ve güçlü bir bitkisel özellik gösterirler.</p>

<p><strong>Royalty: </strong>Büyük meyveleri kırmızı ahududu meyveleri kadar tatlıdır. Meyvelerin tam kırmızıdan mor renge kadarki uzun bir dönem boyunca toplanabilir. İri bitkiler olup bazı böceklere ve mosaic virüsünü taşıyan ahududu afidlerine karşı oldukça dayanıklıdır. Genellikle Brandywine çeşidinden çok daha uzun yaşar ve daha fazla meyve verir.</p>

<p><strong>Sonbaharda Olgunlaşan Kırmızı Ahududu Çeşitleri</strong><br />
<strong>Heritage:</strong> Meyveleri parlak kırmızı renkte, büyük, meyve eti sıkı ve yüksek kalitededir. Sofralık için uygun olduğu kadar dondurularak tüketim için de çok uygun bir meyve özelliğine sahiptir. Sürgünleri kuvvetli büyür, dik gelişir ve çok sayıda dip sürgünü verir.</p>

<p><strong>Caroline: </strong>Kuvvetli gelişen bu çeşit Heritage çeşidinden daha erken olgunlaşır ve kök çürüklüğüne karşı daha dayanıklıdır. Meyveleri Heritage çeşidinden daha iridir. Çok nefis ahududu kokusuna sahip meyvelere sahiptir. Caroline çok verimli ve hastalılara karşı dayanıklıdır.</p>

<p><strong>Autumn Bliss:</strong> Meyveleri iri, meyve zarı parlak koyu kırmızı renkte olup orta düzeyle lezzete sahiptir. İşleme sanayi için güzel bir meyvedir. Meyveleri Heritage çeşidinden daha önce olgunlaşır ve daha yüksek bir kaliteye sahiptir. Bitkileri kök sürgünü ile az üretilebilmekte olup gelişme kuvveti Heritage çeşidinden daha zayıftır fakat sıcaklığa karşı dayanıklıdır. Mosaic virüsüne karşı dayanıklı bir çeşittir.<br />
<br />
<strong>Sonbaharda Olgunlaşan Sarı Ahududu Çeşitleri<br />
Anne:</strong> Meyveleri iri olan bu çeşit Heritage çeşidi ile aynı zamanda olgunlaşmaktadır. Meyveleri soluk sarı renkte ve çok tatlıdır. Anne çeşidi sonbaharda hasat edilebilen bir çeşittir fakat yazlık olarak ta değerlendirilebilir bir çeşittir.</p>

<p><strong>Fallgold: </strong>-30 Co ye kadar düşük sıcaklıklara dayanır. Çok kuvvetli gelişen sürgünlere sahiptir ve farklı toprak koşullarında gelişebilme yeteneğine sahiptir. Meyveleri altın sarısı renkte, konik biçimli ve çok tatlıdır.</p>

<p><strong>BAHÇE TESİSİSİ</strong><br />
Ahududu yetiştiriciliği için yer seçiminde hastalık ve zararlıların potansiyel risk taşıdığı yerlerden uzak durulmalıdır. Yabani ahududuların mevcudiyeti ve ticari yetiştiricilik yapılmış veya yapılan alanlardan uzak durulmalıdır. Verticillium solgunluğu potansiyeli taşıyan domates, biber veya patlıcan yetiştiriciliği yapılmış bölgelerden uzak durulmalıdır. İlkbahar donlarının önemli zararlara yol açtığı yerlerde bahçelerin yüksek ve eğimli arazilere veya kuzeye bakan yönlere kurulması daha doğru olur.</p>

<p>Taban suyu yüksek ve çok geçiren kumlu araziler hariç diğer toprak tiplerinde ahududular yetiştirilebilir. Ahududular 5.8 ile 6.6 pH sınırları içersinde çok iyi gelişme gösterirler. İlkbahar aylarında toprağın çok ıslak olması nedeniyle sonbahar toprak işlemesi tercih edilmektedir.</p>

<p>Toprak işlemesi yapılarak yabani otların temizlenmesi sağlanır. Bu durum ahududu bitkisinin gelişimi açısından avantaj sağlar ve yabani otların gelişerek zarar vermesi engellenir.</p>

<p>Ahududular dinlenme halindeyken dikilmelidir. En iyi dikim zamanı erken ilkbaharda, toprakta çalışabilme olanağının oluştuğu zamandır. Bu dönemde bitkiler hemen dikilmelidir.</p>

<p>Kök çelikleri veya dip sürgünleri ile dikim yapılabilir. Kırmızı ahududu fidanları fidan olarak söküldükleri derinlikten 5-7.5 cm daha derine dikilmelidir. Diğer ahududu fidanları ise fidan derinliğinden 2.5 cm kadar daha derine dikilmelidir. Fidanlık söküm derinliği gövdenin alt bölgesinde kökün ise üst bölgesinde koyu gri bir çizgi olarak kendini gösterir.</p>

<p>Kökler dikim çukuruna iyice yerleştirilmeli ve daha sonra toprakla üstleri örtülüp sıkıştırılmalıdır. Dikim gerçekleştikten sonra bitkinin etrafına toprak konularak sıkıştırılır ve can suyu verilir.</p>

<p>Dikim yapıldıktan sonra kırmızı ahududu dalları yaklaşık 25-30 cm üstten kesilir. Siyah ve mor ahududu üzerindeki orijinal gövde olan sürgünler toprak seviyesine kadar kesilmeli ve kesilen sürgünler hastalıkları kontrol etmek için dikim alanından uzaklaştırılmalıdır.</p>

<p>Fidanların dikiminde sıra arası ve sıra üzeri mesafesi ahududunun tipine bağlı olarak değişkenlik gösterir. Kırmızı ahududular sıra üzeri 60 cm mesafede dikilir. Sıra arası mesafe 2-2,5 m dir. Siyah ve mor ahududular genellikle kırmızı ahududulardan daha fazla yer ihtiyacı duymakta ve sıra üzeri mesafesi 90 cm, sıra arası mesafesi 2,5-3 m dir. Şayet yükseltilmiş yastıklara dikim yapılırsa bu mesafe 2 m olabilir. Dik gelişen böğürtlenler siyah ve mor ahududularla aynı mesafede dikilebilir.</p>

<p>Şayet toprak önceden gübrelenmemişse dikimden yaklaşık iki-üç hafta sonra her bitkinin çevresine verilmelidir. Her bitkiye yaklaşık olarak 30 gram (yaklaşık bir yemek kaşığı) 12-12-12 veya benzer özellik gösteren kompoze gübreler uygulanır. İkinci ve bunu izleyen yıllarda; her 1 dekarlık alan için15 kg gübrenin ¾ oranında uyanma başlangıcı döneminden önce bitkilere verilmelidir. Yükseltilmiş yastıklar üzerinde yetiştirilen bitkilere ise her bitkiye bir bardağın çeyreği kadar miktar gübre verilmelidir.</p>

<p>Ahududular ilk yazın başlangıç döneminde genç kökler gelişirken çapalanmalı veya arazi işlenmelidir. Dikimden sonraki ilkyazın sonlarına göre, istenirse, malçlama yapılabilir. Malçlama yabancı ot kontrolüne yardımcı olur, toprak nemini korur, yazın toprak sıcaklığını düşürür, toprağı örterek kışın soğuk zararını önler ve saçaklı bir kök sistemin gelişmesini sağlar.</p>

<p>Ahududular her hafta 25-40 mm suya ihtiyaç duyar. Sonbahar çeşitlerin yaz süresince yeterli nem almaları birinci yıl sürgünlerinin ve meyvelerin daha iyi gelişmelerine imkan verir. Kış döneminde toprak neminin düşük olması büyük zararlara yol açabilir, hatta bitki ölümlerine bile yol açabilir. Bu yüzden sonbahar döneminin sonunda toprak donuncaya veya yağış alıncaya kadar düzenli sulama yapılmalıdır. Sulamada toprağın 25 cm derinliğe kadar nemli olması gerektiği unutulmamalıdır.</p>

<p>Ahududularda yağmurlama ve damlama sulama yöntemi ile sulama yapmak daha doğru olur. Damlama sulama sistemi ile su kök sistemine düzenli ve doğrudan uygulanır. Damlama sulama bunlara ilave olarak; yaprakların kuru kalmasını sağlayarak daha az hastalık probleminin oluşmasını sağlar ayrıca sıra araları sulanmadığından yabancı ot problemi azalır.<br />
<br />
<strong>BUDAMA VE TERBİYE SİSTEMLERİ</strong><br />
Ahududu sürgünleri iki yıllıktır. Kök gövdesi ise çok yıllıktır. Yeni sürgünler (birinci yıl sürgünleri, vejetatif sürgünler) her yıl kök gövdesi üzerindeki tomurcuklardan gelişir. Yazın sonlarına doğru birinci yıl sürgünleri üzerinde meyve gözleri yer alan yanal sürgünler meydan gelir. Birinci yıl sürgünleri ikinci gelişme sezonunda (sonraki yıl) meyve sürgünü (ikinci yıl sürgünü, generatif sürgün) olarak isimlendirilir. İkinci sezonun başlarında meyve oluşumunu sağlayan sürgünler meyve sürgünleri üzerinde gelişmeye başlarlar.Meyve oluşumundan sonra yaşlanan sürgünler (meyve sürgünleri) ölür ve bunlar meyve hasadının tamamlanmasıyla birlikte kesilerek araziden uzaklaştırılır. Kök gövdesinden birinci yıl sürgünlerinin çıkışı ve gelişimi tekrar başlar.</p>

<p><strong>Kırmızı ve sarı ahududular (Yazın meyve verenler)</strong><br />
Gelişme sezonu süresince yapılması gereken budama: Büyüme mevsiminde ahududularda hiçbir kesme işlemi uygulanmamalıdır. Şayet sürgünler çok uzamışsa bunları kesmek yerine telli terbiye sistemine almak daha iyi olur. Meyve hasadından sonra meyve sürgünleri uzaklaştırılmalıdır. Bu genellikle, hava ve yetiştirme koşullarına bağlı olarak, haziranın sonunda temmuz ayının başında yapılır. Meyve sürgünlerinin uzaklaştırılması önemli hastalıkların azalmasına ve yeni gelişen sürgünler için sıra üzerinde daha iyi bir ışıklanma ve havalanmanın sağlanmasına neden olur.</p>

<p>Dinlenme dönemi yapılması gereken budama: Tomurcuklar patlamadan hemen önce ve don riskinin geçtiği kışın sonunda ve ilkbahar başlarında budama yapılmalıdır. Kışın zarar gören sürgünlerin ölü bölgeleri mutlaka kesilmelidir. Bu genellikle 1 cm kadar uzunluktaki sürgün ucu bölgesidir. Bununla birlikte sert kışlardan sonra ölen bölge nedeniyle kesilmesi gereken uzunluk yaklaşık 2 cm kadar olabilir.</p>

<p>Şayet çit şeklinde bir yetiştiricilik yapılıyorsa sıraların genişliği 50 cm veya biraz daha az tutulmalıdır. Sıra alanlarının dışındaki bütün bitkiler kesilmeli ve uzaklaştırılmalıdır. Çapı 1 cm civarındaki küçük zayıf sürgünler kesilerek uzaklaştırılır.</p>

<p>Yazın meyve veren kırmızı ahududular yılda iki kez budanır. Birincisi ilkbaharda, ikincisi ise hasattan hemen sonra yapılır. İlkbahar budaması mart sonu veya ilkbahar başında zayıf gelişen sürgünlerin tamamının temizlenmesi şeklinde yapılır. İkinci budama ise meyvelerin hasadından hemen sonra kuruyan meyve sürgünlerin temizlenip uzaklaştırılması şeklinde yapılır. Yine hasadan sonra yeni gelişen sürgünler ve dip sürgünlerinin sayısı azaltılmalıdır. Bu işlem esnasında zayıf gelişen sürgünlerin temizlenmesine öncelik verilir. Her 30 cm lik çit için 1.5 cm veya daha büyük çapa sahip kuvvetli gelişen 4 veya 5 sürgünün bırakılması yeterlidir. Şayet yeteri kadar kuvvetli gelişen sürgün yoksa her 30 cm lik çit için en iyi gelişme gösteren iki sürgünün bırakılması doğru olur.<br />
<br />
<strong>Sonbaharda meyve veren kırmızı ahududular</strong><br />
Bu ahududu çeşitleri, biri Temmuz ayının ilk dönemleri diğeri ise Ağustos sonu veya Eylül ayında olmak üzere, yılda iki defa ürün verir. Bununla birlikte yılda tek ürün alınmasının daha iyi olduğu gözlenmiştir. Bunun için daha az miktarda ve daha düşük kalitedeki yaz ürünü alınmayarak sonbahar ürününün daha kaliteli ve daha yüksek düzeyde olması sağlanır. Bu yöntemin hastalık zararını da azalttığı belirlenmiştir.</p>

<p>Sonbahar ürünü veren kırmızı ahududuların ilk yıl budamaları yapılmaz. İlk yıl bitkinin kendi halinde gelişerek doğal formuna ve kuvvetine erişmesine izin verilir. İlk yıldan sonra budamalar her yıl peşi sıra yapılmalıdır. İlkbahar budamaları toprak henüz soğukken ve gelişmenin henüz başlamadığı dönemde ( genelde mart ortası veya sonudur) yapılmalıdır. Elle, dönerli biçme makinesi veya diğer mekanik aletlerle toprak üzerindeki bütün gelişen sürgünler kaldırılır. Bu kesme işlemi esnasında 2.5-5 cm uzunluğundaki bitkiler biçimden sonra genellikle toprak yüzeyinde kalır. Ağustos veya eylül başlarında meyveler o mevsimin sürgünleri üzerinde oluşacaktır.<br />
<br />
<strong>Siyah ve Mor ahududular</strong><br />
Dinlenme dönemi yapılması gereken budama: Tomurcuklar şişmeden önce soğuk hava koşullarının tehlike arz etmediği kış ortası veya ilkbahar başlarında yapılmalıdır. Siyah ahududular budanırken, yan dalların 30 cm uzunluğunda bırakılması gerektiği unutulmamalıdır. Yan sürgünlerin 250 cm veya daha uzun gelişebileceği, bundan dolayı da iri bir bitki gelişiminin olacağı unutulmamalıdır. Mor ahududular siyah ahududulardan daha uzun gelişirler. Bu yüzden yan dallar yaklaşık 50 cm üzerinden budanmalıdır. Sürgün üzerinde zayıf ve cılız gelişen yan sürgünler temizlenmelidir. Tüm bu budama uygulamaları meyve miktarı ve kalitesi üzerinde çok ciddi artışlara yol açar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Siyah ve mor ahududular fazla miktarda dip sürgünü geliştiremezler, bunun yerine ana bitkinin bulunduğu yerde bir salkım veya küçük bir tepe görünümü veya ocak görünümü oluştururlar. Yaklaşık 1.5 cm kalınlığındaki sürgünler dinlenme döneminde kesilip alınmalıdır. Her ocakta veya tepede 5-7 adet sürgünün olması sağlanmalıdır.</p>

<p>Gelişme sezonu süresince yapılması gereken budama: Siyah ve mor ahududular yaz döneminde birinci yıl sürgünlerinin (o yıl gelişen sürgünler, vejetatif sürgünler) uç alma şeklinde budanması gerekir. Uç alma işlemi, mor ahududu sürgünleri 75-100 cm uzunluğa eriştiğinde, siyah ahududular ise 45-60 cm uzunluğa eriştiğinde, üstten itibaren 10 cm kadar kesme şeklinde yapılmalıdır. Bu işlem kuvvetli yan dal gelişimini teşvik edecektir.</p>

<p>Hasattan sonra tüm meyve sürgünleri kesilip araziden uzaklaştırılmalıdır. Böylece hastalık ve zararlı problemleri ciddi düzeyde azalacaktır.</p>

<p><strong>HASAT</strong><br />
En iyi hasat ölçüleri meyve rengi ve meyvelerin kolaylıkla dallardan ayrılmasıdır. Meyve kolaylıkla daldan ayrılma özelliği kazanmadan önce kendine has rengini alır. Şayet meyveler yeteri kadar renklenmeden toplanırsa kendine has tat ve koku oluşmaz. Meyve kalite yönünden tam olgunlaştığında ve her 2-3 günde bir olmak üzere toplanmalıdır. Meyveler avuç içine alınarak parmakla tutulur ve yavaşça yukarı doğru kaldırmak suretiyle toplanır. Toplamadan sonra meyveler gölgede ve mümkünse soğuk bir depoda tutulmalıdır. Böylece depo ömürleri uzar.</p>

<p>Meyveler hasat edildikten sonra derin olmayan kaplar veya kasalar içersine konur. Böylece meyve yığılması olmaz. Aksi takdirde en altta kalan meyveler ezilerek sularını kaybedecek ve biçimleri bozulacaktır. Bu durum aynı zamanda meyve üzerinde hastalık oluşumunu da teşvik eder. Hasattan hemen sonra meyveler soğuk bir yere alınır. Meyvelerin hasadan sonra soğuk depoya alınmaları bir saat içinde yapılmalıdır. Böylece meyvelerin nem kaybı en aza indirilir, mantari hastalıkların gelişmesi ve meyve bozulma riski azaltılır.</p>

<p><strong>DESTEK SİSTEMLERİ</strong><br />
Telli terbiye sistemi sıraya dikim sistemiyle birlikte uygulanmaktadır. Aşırı rüzgarların mevcut olduğu alanlarda bu sistem sorun çıkartabilir. Bu terbiye sistemi aynı zamanda ürünün daha kolay yetiştirilmesine yardımcı olur ve sürgünlerin yere temasını önleyerek meyvelerin daha temiz ve daha kolay toplanmasını sağlar.</p>

<p>Telli terbiye sistemi 45-50 cm uzunluğunda çapraz kollar ile sıra içinde 5-6 m aralıklarla yerleştirilerek inşa edilebilir. Sıranın bütün kenarları boyunca her çapraz koldan tel geçirilerek sıra sonuna kadar uzatılır. Teller kırmızı ahududular için toprak yüzeyinden 90 cm yukarıda olmalıdır. Mor ve siyah ahududular için 100 cm yukarıda olmalıdır. Sürgünlerin tellere arasında serbest bırakılarak düzgün biçimde dağılması sağlanır veya bunun yerine sürgünler tellere tek tek bağlanarak düzgün kalmaları sağlanır.</p>

<p>Kırımızı ahududular çakılı bir herek üzerine 5-7 sürgün bağlayarak da terbiye edilebilirler. Sürgünlerin herek üzerine bağlanması esnasında zarar görmemeleri için uygun bir malzemenin seçilmesi önemlidir. Herek sistemi uygulanması zaman ve masraf açısından sorunludur. Bu yüzden pek tercih edilmez.</p>

<p><strong>Ahududunun faydaları</strong></p>

<p><strong>Etki ve Kullanım:</strong><br />
Doku ve damar büzücü etkisi vardır. Diyareyi ve kadınlarda beyaz akıntıyı kesmekte yararlı olur. Peklik vericidir.</p>

<p>Bedene dinçlik veren güçlendirici bir toniktir.</p>

<p>Uzun yıllardan beri, doğum yapacak kadınların rahim dokusunu güçlendirmek, doğum sırasında kasılmaları düzenlemek, doğum sancısını azaltmak ve doğumu kolaylaştırmak amacıyla kullanılmaktadır. Ancak, bu etkileri sağlaması için gebelikte ve doğuma yaklaşılan dönemde düzenli olarak ahududu alınmalıdır.</p>

<p>Terletici, ateş düşürücü ve serinletici etkileri vardır.</p>

<p>Bu etkileri sağlamak üzere, ahududunun yaprakları körpe olarak toplanır ve niteliğini koruması için iyi havalandırılmış gölge bir yerde ağır ağır kurutulur. Meyveleri ise olgunlaştıkça koparılır. Kurumuş yaprak ve olgun meyve karışımından 2 tatlı kaşığı alınıp üzerine 1 bardak kaynar su dökülerek 10-15 dakika süreyle demlendirilir ve bir infüzyon elde edilir. Bu infüzyon istenildiği kadar içilebilir.</p>

<p>Ayrıca ahududu, boğaz ve bademcik enfeksiyonlarında iyileştiricidir.</p>

<p>Ağız ülserleri ve kanayan dişetlerini de iyileştirir.</p>

<p>Bu etkileri sağlamak için, yukarıda tarifi verilen infüzyonla sık sık derin gargara yapılır.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RİZEDEYİZ EDİTÖRÜ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize'de Yetişenler</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/ahududu</guid>
      <pubDate>Sun, 20 Jul 2014 01:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2024/04/gcfh.jpg" type="image/jpeg" length="58979"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kabak]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/kabak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/kabak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rize'de yetişen ve bir çok çeşidi olan kabak yiyenlerini kendine hayran bırakıyor. Kabak, hem yemek hem de tatlı türlerinde sıklıkla kullanılır. Kumlu kumsuz türlere ayırılarak seçimler yapılır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Rize'nin coğrafyasına en uygun meyvelerden bir tanesi olan kabak, tadıyla tüm yemekleri ballandırıyor. Kabağın yemeği tatlısı binbirçeşit olarak Rize'de önünüze sunulur.<br />
<br />
Ülkemizde örtü altında daha çok yazlık kabak yetiştiriciliği yapılmaktadır. Yazlık kabaklar yüzlek köklüdür. Kök derinliği 30-40 cm den 60-70 cm kadar gider. Yazlık kabaklar çok kısa ve dallanmadan gövde oluştururken, bazı çeşitlerde hıyar gibi bir gövde oluşumu meydana gelebilmektedir. Kabaklarda bu gövdeye kol denir. Kolsuzluk istenen bir özelliktir. Hibrit çeşitler kolsuzdur.</p>

<p><strong>İklim İstekleri :</strong><br />
Düşük sıcaklıklara diğer kabakgillere göre daha toleranslıdır.Optimum sıcaklık isteği 20-27 0C dir.Ancak 18-35 0C sıcaklıklarda rahatlıkla yetiştiricilik yapılabilir. Minimum sıcaklık isteği 8-10 0Cdır. 0 0C altında donma belirtileri görülür.Çimlenme için toprak sıcaklığının 10-22 0C olması gerekir.Gün uzunluğunun kabak için önemli bir etkisi yoktur.Toprak ve nem bakımından da seçiciliği yoktur. Ancak %70 nem ve organik maddece zengin hafif topraklarda iyi yetişir.<br />
<br />
<strong>Yetiştirilmesi:</strong><br />
Yetiştiricilik tek veya çift sıralı olarak masuralara yapılır. Sera yetiştiriciliğinde dekara 1000-1200 bitki bulunur. Kolsuzlarda bu oran 2-3 kata çıkabilir. Sıra arası mesafe 80-120 cm, sıra üzeri mesafe 50-60 cm dir. Dikimden sonra 1 veya 2 kez çapalama yapmak yeterlidir. Sulama konusunda seçici olmamakla birlikte damla sulama yöntemi ile en iyi sonuç alınır.</p>

<p><strong>Budama :</strong><br />
Kabaklarda budama pek yapılmamaktadır. Ancak hastalanan parçalanan yaprakların koparılması yeterli olmaktadır. Meyve tutumu arılarla sağlanmaktadır. Erken ilkbaharda çiçeklenme başladıysa ve arı yoksa elle tozlama yapmak yada hormon püskürtmek gereklidir.Sera yetiştiriciliğinde 6-12 ton arasında verim alınmaktadır. Yazlık kabaklar 0-1 0C de %85-90 nemde 2 hafta muhafaza edilmektedir.</p>

<p><strong>Kabakgilin Zararları</strong><br />
Kabakgillerde Yalancı Mildiyö Hastalığı: Yapraklar üzerinde soluk yeşil veya sarımsı lekelerle kendini belli eder, hastalık ilerledikçe renk koyulaşır. Yaprakların altında bu lekelerin bulunduğu yerlerde grimsi bir küf tabakası oluşur.Bir süre sonra yapraklar kurur ve bitki ölür.Çevrede ilk hastalık belirtisi görüldüğünde mücadeleye başlanır ve bir hafta arayla mücadele devam ettirilir. Son ilaçlama ile hasat arasındaki süreye dikkat edilmelidir. Kabakgillerde<br />
<br />
<strong>Külleme</strong>: Yapraklar üzerinde beyaz toz serpilmiş gibi lekeler meydana gelir. Hastalık ilerledikçe yapraklar kurur, dökülür ve bitki zayıflar. Çevrede ilk hastalık belirtisi görüldüğünde mücadeleye başlanır, hastalık yayılmaya devam ederse bir hafta arayla ilaçlama tekrarlanır.<br />
<br />
<strong>Köşeli Yaprak Lekesi Hastalığı: </strong>Kotiledon yapraklarda şeffaf düzensiz, yağ lekeleri oluşur.Gerçek yapraklarda ise damarlarla sınırlanmış,köşeli zamanla delinen yağ lekeleri görülür.Sabahın erken saatlerinde bu lekelerin alt yüzlerinde krem rengi bakteriyel akıntıya rastlanır. Meyvelerde küçük, yuvarlak, hafifçe çökük lekeler oluşur ve kalite düşer.</p>

<p style="text-align:left">Çevrede ilk hastalık belirtisi görüldüğünde mücadeleye başlanır, haftada bir olmak üzere 3-4 kez ilaçlama yapılır. Son ilaçlama ile hasat arasındaki süreye dikkat edilmelidir.<br />
<br />
<strong>Yaprak Biti:</strong><br />
Bitkilerin öz suyunu emerek zayıflamasına neden olan, erginleri 1,5-3 mm boyunda sarı, yeşil, siyah renkte, şeffaf böceklerdir. Yapraklarda kıvrılmalara neden olur ve salgıladıkları tatlı maddelerde gelişen mantarlar nedeniyle yaprakların üzeri siyahlaşır, fotosentez olayı durur.Yılda 10-16 döl verir.Ayrıca virüsleri taşıması nedeni ile virüs hastalıklarının yayılmasını sağlar.Yapraklarda yaprak başına 20 yaprak biti bulunduğunda kimyasal mücadele yapılmalıdır.<br />
<br />
<strong>Thrips: </strong>Erginleri 1 mm boyunda sarı renkte, çok hareketli canlılardır.Yaprakların alt yüzünde bitki öz suyunu emerek zarar yaparlar.Emgi yerlerinin üstü gümüş rengini alır.Yılda 3-10 döl verirler.Virüs taşırlar ve sağlıklı bitkilere bulaştırırlar.Bitkilerde bitki başına ortalama 40 thrips bulunduğunda kimyasal mücadele yapılmalıdır</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:left"><strong>Kırmızı Örümcek:</strong><br />
Bitkilerin öz suyunu emerek zayıflamasına neden olan ,erginleri 0,5-0,7 mm boyunda gözle zor fark edilen, yaprakların altında bitki öz suyunu emerek beslenen zararlılardır. Bu nedenle yapraklar sararır, kurur ve alt yüzleri ağlarla kaplanır .Verim düşer.Yılda 10-12 döl verir. Ayrıca virüs taşıyıcısıdır. Bitkilerde yaprak başına ortalama 5 kırmızı örümcek bulunduğunda kimyasal mücadele yapılmalıdır.<br />
<br />
<strong>Yaprak Galeri Sineği:</strong> Yapraklarda galeriler oluştururlar.Bu bölgeler sararıp kurur ve dökülür. Yaprak başına 10 adet larva galerisi görüldüğünde kimyasal mücadele yapılır, ancak seralarda sarı tuzak asılarak ilaçsız önlem alınabilir.<br />
Kök-ur Nematodları: Bitkilerin köklerinde urlara neden olarak iletim sistemini bozar. Topraktan su ve besin alışverişi kısıtlanır.Bitkilerde susuzluk, solma ve gelişme geriliği, yapraklarda sararma, çiçek ve meyve dökülmeleri görülür.Önceki yıl nematod zararı görülmüşse ekim dikim öncesi mutlaka toprak ilaçlaması yapılmalıdır.<br />
<br />
<strong>Kabaktaki şifaların bazıları</strong><br />
1. Kabızlık<br />
2. Baş ağrısı<br />
3. Sivilce<br />
4. İdrar sokturucu<br />
5. Sinirleri yatıştırır<br />
<br />
<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RİZEDEYİZ EDİTÖRÜ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize'de Yetişenler</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/kabak</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Jul 2014 10:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2024/04/clis.jpg" type="image/jpeg" length="40920"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Likapa]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/likapa</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/likapa" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rize'de yetişen Likapa'nın faydaları, çeşitleri nelerdir?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Rize'de Likapa, Trabzon'da Ligarba, Karakavuz'da Çalıçileği, Rize Pazar ilçesinde Kaskanaka, Rize Ardeşen ilçesinde Çera (Çela), Artvin'de Morsvi, Mahabak, Mesi; Giresun'da Çalı Çiçeği, Ordu'da Cırtlık Çileği, Yozgat'ta Köpek Üzümü, diğer bölgelerde ise Ayı Üzümü, Çay Üzümü veya Çoban Üzümü olarak isimlendirilen[kaynak belirtilmeli] ve literatürümüze Yaban Mersini olarak giren bu üzümsü meyve puslu veya parlak mavi rengi ile Mavi Altın (blue gold) olarak nitelendirilmektedir. Sağlık meyvesi olarak tanınmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
İklim isteği bakımından Doğu Karadeniz Bölgesindeki illerden Artvin, Rize, Trabzon ve Giresun'un, genelde rakımı yüksek dağ ve yaylalarında yabani formları bulunmakta ve yöre halkı tarafından taze olarak, reçel veya pekmez yapılarak tüketilmektedir.</p>

<p><br />
<strong>BİLİNEN FAYDALARI:</strong></p>

<ul>
 <li>Yaprak ve kuru meyvelerinden yapılan çay ishal giderici özellik taşımaktadır.</li>
 <li>Yaban mersini çayının bayanlarda özel günlerin etkisini azaltmakta ve düzene sokmaktadır.</li>
 <li>Yaban mersini çayı idrar yolu enfeksiyonlarında antibiyotik etkisi göstermektedir.</li>
 <li>Kansere karşı vücudu koruyan enzimleri aktive etmektedir.</li>
 <li>Anti kanserojen ve antioksidan özelliğe sahiptir.</li>
 <li>Yağlı bileşiklerin vücuttan atılmasını sağlar.</li>
 <li>Taze olarak yenildiğinde kani temizler.</li>
 <li>Besleyici olmasına rağmen kalori ve sodyum içeriği düşüktür.</li>
 <li>Kan şekerini düşürür.</li>
 <li>Bağırsak metabolizmasını düzenleyen lifli özelliği vardır.</li>
 <li>Kan kolesterolünü düşürür.</li>
 <li>Pektin içeriği yüksektir.</li>
 <li>Kalp krizi riskini azaltır.</li>
 <li>Gece görüş kabiliyetini artırır.</li>
 <li>HIV VIRÜSÜNÜN tekrarlanmasını azaltır.</li>
 <li>Damar elastikliği ve gözlerin geçirgenliğini artırır.</li>
 <li>Vücutta biyoaktif madde olarak kullanılan polifenoller, aktokyaninler, flavanoller ve tanenlerce zengindir.</li>
 <li>Kansere karşi savaşan ELLAGIC-ASIT içeriği oldukça yüksektir.</li>
 <li>Diyetlerin sağlıklı ve çok değerli bir parçasıdır.</li>
 <li>Göz yorgunluğunu giderir, miyopluk ve şeker hastalığından kaynaklanan görme bozukluklarını engeller.</li>
 <li>Kamaşma, kılcal damar çatlaması ve gece körlüğünü ortadan kaldırır.</li>
 <li>Kabızlık, bulantı, mide kramplarını ve ülseri önler.</li>
 <li>Damar sertliği oluşumunu engeller.</li>
 <li>Varis ve basuru (hemoroit) iyileştirir.</li>
 <li>Sakinleştirici özelliği vardır.</li>
 <li>Ağız içi yaralarını iyileştirir.</li>
 <li>İltihaplar için dezenfektan özelliği taşır, potasyum içeriği son derece yüksektir.</li>
</ul>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RİZEDEYİZ EDİTÖRÜ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize'de Yetişenler</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/likapa</guid>
      <pubDate>Sat, 21 Jun 2014 23:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2024/04/likaapa.jpg" type="image/jpeg" length="11450"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mandalina]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/mandalina</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/mandalina" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rize ilinde Satsuma mandalinası (Mandarin) Rize mandalinası olarak bilinir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Rize'de güneye ve güneydoğuya bakan kuzey rüzgarının olmadığı yamaçlarda ekonomik olarak yetiştiriciliği yapılmaktadır.<br />
<br />
Özellikle çay hakim ürün olmadan önce yaygın olarak yetiştiriciliği yapılmaktaydı. Çay hakim ürün olduktan sonra mandalina bahçelerinin yerini almış ve mandalina yetiştiriciliği azalmıştır.<br />
<br />
Son yıllarda mandalinanın iyi gelir getirmesi ile beraber yeniden bahçeler kurulmaya başlamıştır. Satsuma mandalinası bölge ekolojisine uygun olması, meyvesinin sevilerek yenmesi ve bol miktarda C vitamini içermesi nedeniyle tüketimi ve pazar değeri artmıştır. Ekonomik yaşı 40-50 yıl ağaç başına verim 80 kg'dır.</p>
<title></title>
<p><strong>İKLİM VE TOPRAK İSTEKLERİ</strong></p>

<p>Satsuma mandarini -80C soğuğa kadar dayanabilir.ağaçların soğuğa hassasiyetleri sıralamasında turunçgiller içerisinde soğuğa en dayanıklı ağaçlardır.<br />
<br />
Meyvelerin soğuğa hassasiyetleri sıralamasında limondan sonra gelir. Buna göre ülkemizde mandarinler -40C nin altındaki sıcaklıklarda yetiştiriciliği risklidir. Narenciye ağaçlarında 12-130C'de gelişme başlar, 25-300C'de hızlı gelişme olur. 320C'den sonra gelişme durur.<br />
<br />
Rize'de mandalinalarda önce tomurcuk sonra çiçekler ve küçük meyveler yanar. Meyve bağlaması için en uygun sıcaklık 210C'dir. Satsuma mandalinası en iyi rengi 15-200C'de alır. Mandalinalar hafif derin, drenajı iyi kumlu tınlı, tınlı veya killi-tınlı, taban suyu seviyesi 1.5 m'nin altında pH 5.5-6 olan humusça zengin topraklarda iyi yetişir. Özellikle Karadenizde mandalinalarda anaç olarak üç yapraklı ( Poncirus trifolia) kullanılmalıdır.<br />
<br />
Mandalinalarda sulama çok kurak yaz aylarında gereklidir. Sulama iklim şartlarına bağlı olarak Nisandan başlayarak Eylül-Ekim sonlarına kadar devam eder.Günlük su ihtiyacı 1.5-3.3 mm olarak hesaplanmalıdır. Ağır topraklarda aşırı ve düzensiz sulama çiçek ve küçük meyve dökümlerine sebep olur. Mandalinalarda gübreleme saf besin miktarı olarak 20 kg/da saf azot, 8 kg da saf fosfor ve 20 kg/da saf potasyum olarak hesaplanır.<br />
<br />
Azotlu gübre 3 zaman periyodunda toprağa verilir.<br />
<br />
1- Çiçeklenme öncesi ağaca su yürümeden (Ocak-Şubat sonu) gübrenin 3/5'i,<br />
2- Yeni yaprak ve sürgünlerin oluştuğu (Mayıs-Haziran) gübrenin 1/5'i,<br />
3-Meyve oluşumunda (Haziran-Temmuz) gübrenin 1/5'i verilir. Azotlu gübreler sulama suyuyla yada toprağa direk verilebilir.<br />
<br />
Gübreler ağaç gövdesinden 50 cm dışarıya verilir ve toprağa karıştırılır. Tam verim çağındaki mandalinalara ağaç başına 0.4-0.7 kg saf azot verilir.<br />
<br />
Fosforlu gübreler Ekim-Kasım aylarında ağaç başına 0.3 kg saf madde olarak verilir. Yeni tesis edilen bahçelerdefidan başına 30-3-80 g saf maddehesabıyla verilir. Potasyumlu gübreler Ekim-Kasımaylarında yeni tesis edilen fidanlara ilk 5 yıl 40-80 g tam verim çağında ise 500 g saf madde olarak verilir.<br />
<br />
Ayrıca 3-4 yılda bir 3-4 ton yanmış ahır gübresi sonbaharda uygulanır.</p>

<p><strong>DİKİM</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Üç yapraklı üzerine aşılı mandalinlerde dikim mesafesi 5X5 m'dir. Düz arazilerde kare, dikdörtgen yada üçgen dikim yapılır. Meyilli arazilerde kontur dikim uygundur. Özellikle Rize merkeze bağlı İslampaşa mahallesinde fidan dikimi yapılarak satılır. Burada yetişen fidanlar Ege ve Akdeniz tarafına gittiği bilinmektedir.</p>

<p><strong>BAHÇE TESİSİ</strong></p>

<p>Fidanları dikim zamanı Karadeniz bölgesinde sonbahardan İlkbahara kadar yapılabilir. Toprak sıcaklığı 150C olduğu zaman en iyi dikim zamanıdır. Fidan çukurları 60-80 cm derinlik ve genişlikte açılmalıdır. Dikimi yapılacak fidanlar söküm yapıldıkları yerden 4-5 cm yükseklikten dikilmelidir.<br />
<br />
Fidanlar derin dikilirlerse kloroz ve zamklanma görülür. Dikim toprak tavındayken yapılmalıdır. Dikimi yapılan fidanları güneş ışığından korumak için gövdeleri sarılır yada yanmış kireç ile boyanır. Tepe kısmı kesilen fidanların rüzgardan kırılmasını önlemek için hakim rüzgar istikametine kazık çakılarak sürgün kazığa bağlanır.<br />
<br />
Fidanlar tutuncaya kadar 3-15 günde bir sulanmalıdır. Fidan dipleri yanmış ahır gübresi, sap, saman ile malçlama yapılır. Yabancı ot gelişimine izin verilmemelidir.</p>

<p><strong>BUDAMA</strong></p>

<p>Dikimde terbiye budaması yapılmış olan fidan 2-3 yıl budamaya ihtiyaç göstermez. İlk 2-3 yıl taçlandırma yerine alt kısımdan çıkan sürgünler alınmalıdır. Genelde verilen şekil Karadeniz bölgesinde goble olmalıdır. Goble şekil diğer meyve ağaçlarında yapıldığı gibi uygulanır.Mandalinalarda budama zamanı erken ilkbahar dönemidir. Budama zamanı son donlar geçtikten sonra sürgün vermeye başlamadan önceki dönemdir. Budamada kurumuş, kırılmış, dikine büyüyen (obur) dallar kesilmelidir. Satsuma mandalinleri zayıf gelişme gösterdikleri için fazla budamaya ihtiyaç duymazlar.<br />
<br />
Don zararı görmüş ağaçta yeni sürgünler oluştuktan ve kurumalar durduktan 6-8 ay sonra budama yapılmalıdır. Don zararı görmüş dallar yeni sürgünlerin başladığı yerden kesilir. Ağacın tümü zarar görmüşse aşı yerinin üzerinden kesilerek yeni sürgün oluşması sağlanır.</p>

<p><strong><span style="color:#ff0000">HASAT</span></strong></p>

<p>Mandalinalarda hasat zamanı Şeker/Asit oranına göre yapılır. Hasat makasla kesilerek yapılır. Hasat edilen meyveler uygun temiz taşıma kaplarına itinayla boşaltılmalıdır. Boylanarak kasalara dizilmelidir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RİZEDEYİZ EDİTÖRÜ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize'de Yetişenler</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/mandalina</guid>
      <pubDate>Sat, 21 Jun 2014 23:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2024/04/cvsgsg.jpg" type="image/jpeg" length="35166"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Domates]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/domates</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/domates" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rize'nin belli topraklarında yetişen domates, tazeliği ve kokusuyla muazzam bir sebze türüdür.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Domates ülkemizde en çok üretilen ve tüketilen sebzedir. Dünyada taze olarak, yemeklerde diğer sebzelerle pişirilerek, dayanıklı domates suyu, konsantre domates suyu, turşusu, konservesi, salçası, ketçabı, sosu, pulp ve püresi, dondurularak, kurutularak değerlendirilmektedir.</p>

<p>Domates vitamin ve mineral maddelerce zengindir. 100 gr. taze domates 20-23 kalori, 1 gr protein, 0,3 gr yağ, 0,6 gr kül, % 93.8- 96.0 su, 4 gr karbonhidrat, %2-3,5 şeker, 0,6 gr seliloz, 7,21 mg kalsiyum, 17-28 mg fosfor, 0,6 mg demir, 1000-1100 IU A vitamini, 264-314 mg potasyum, 19-20 mg magnezyum, 24 -69 mg klor, 17-28 mg fosfor, 3-10 mg sodyum, 0,5-0,8 mg niacin, 20-28 mg C vitamini, 0,09 mg thiamin, 0,03 mg riboflavin, 0.40-0.80 mg K vitamini içerir.</p>

<p><strong>İKLİM İSTEKLERİ:</strong><br />
Domates sıcak ve ılıman iklim sebzesidir. Yetiştirme devrelerinde ısı sıfırın altına (-2,-3 ºC'ye) düştüğünde bitki tamamen ölür. Fidelerin tarlaya dikilmesinde ilkbahar geç donlarının bitmesi gerekir.</p>

<p>Domateslerde genellikle gece ve gündüz arasında 6 ºC ile 8ºC'lik bir farkın bulunması istenir. Gündüz sıcaklığının 19-26 ºC, gece sıcaklığının 14-18 ºC olduğunda gelişim iyi olur.</p>

<p>Döllenme olayının ısı ile çok yakın bir ilgisi vardır. Domates çiçek tozları 10 ºC ve daha yukarı derecelerde istenilen şekilde çimlenerek döllenme yapılabilmekte ve sıcaklık 15 ºC'nin altına düştüğünde meyve bağlama yüzdesi azalmaktadır. Düşük sıcaklıkta polen tozu çok az oluşur, kısmi döllenen şekilsiz meyveler meydana gelir. 40 ºC'nin üzerinde ise çiçek tozları ölür ve meyve teşekkülü olmaz.</p>

<p>Domates tohumlarının çimlenmesi için minimum 10 ºC, optimum 20-29 ºC, maksimum 36 ºC toprak sıcaklığı olması gerekir.</p>

<p><strong>TOPRAK İSTEKLERİ:</strong><br />
Domates derin, geçirgen, su tutma özelliği iyi, humus ve besin maddelerince zengin tınlı toprakları sever. Erkencilik istendiği zaman kumlu tınlı topraklar uygundur. Toprak pH'sı 5,5-7,0 arasında, tuzsuz-az tuzlu (2,3 mS'dan az) olan topraklarda iyi yetişir. Toprakta pH=5,5'un altında ise dekara 200-500 kg kireç verilmeli, pH=7,0'nin üzerinde ise her yıl dekara 30-50 kg toz kükürt verilmelidir.</p>

<p><strong>Fide Yetiştirme Kapları: </strong></p>

<p>1- 0.08 mm siyah plastikten yapılmış fide torbaları,</p>

<p>2- Fide yetiştirme kapları</p>

<p>Fide yetiştiriciliğinde genel olarak ( torf, perlit, vermikulit) veya (torf, perlit, toprak) veya (yanmış hayvan gübresi, kum, toprak) gibi karışımlar kullanılır.</p>

<p>Yanmış hayvan gübresi, kum, toprak karışımında 1:1:1 oranı kullanılır.Torf, perlit, toprak karışımında 2:1:1 oranı kullanılmaktadır.</p>

<p>Fide yetiştirme materyalinin (hayvan gübresi hariç) bir toprak fumigantı ile dezenfeksiyon edilmesi faydalıdır. Tohum ekiminden en az 1 ay önce ilaçlama yapılmalıdır.</p>

<p><strong>TOHUM EKİMİ:</strong><br />
Fide yetiştirme materyali tavlı ise sulamaya gerek yoktur. Aksi halde, fide yetiştirme materyali ile doldurulmuş fide torbaları veya fide yetiştirme kaplarının iyice sulanması ve sonra tohum ekiminin yapılması gerekir.</p>

<p>Tohumların 3-4 saat ıslatıldıktan sonra ekilmeleri çimlenmeyi kolaylaştırır. Tohumlar 1-3 cm. derinliğinde ekilmelidir. Tohum ekimini takiben tekrar hafifçe sulanması faydalıdır.</p>

<p>Kimyasal gübreler tohum ekiminden en az 15 gün önce fide yetiştirme materyaline karıştırılması gerekir.</p>

<p>Tohumların çimlenmesi için en uygun toprak sıcaklığı 12-15 ºC olmalıdır. Bu sıcaklıklarda tohumlar 5-13 gün içinde çimlenir. Domates fidelerinin en uygun şaşırtılma zamanı kotiledon yapraklarının tam gelişmelerini tamamladıkları ve yere paralel oldukları zamandır. Sağlıklı ve tam gelişmiş fideler şaşırtılmalıdır.</p>

<p><strong>TOPRAK HAZIRLIĞI VE GÜBRELEME:</strong><br />
Domates bitkisi derin köklü bir bitki olduğu için, toprağın derin sürülerek dikkatle hazırlanması gerekir. Tarla tabanının 50 cm altında pulluk tabanı denilen geçirgen olmayan bir tabaka varsa bu tabaka sonbahar başlarında özel pulluklarla kırılmalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sonbaharda dekara 3-4 ton iyi yanmış ahır gübresi atılarak derince sürülmesi gerekir. İlkbaharda karık hazırlığından önce taban gübresi verilmelidir. Fosforlu gübrenin hepsi, diğerlerinin üçte biri taban gübresi olarak verilir. Geri kalan gübreler bitkiler üzerinde meyveler görülmeye başladığında verilmelidir. Dekardan 5 ton verim alabilmek için saf olarak 12 kg N, 10 kg P2O5, 25 kg K2O verilmelidir.</p>

<p>Meyveler fındık büyüklüğünü alınca 10-15 gün arayla 2-3 kez yapılacak magnezyum nitrat uygulamaları (100 lt suya 400-600 gr) ve yaprak gübrelemesi meyve kalitesini olumlu yönde etkiler. Üst gübrelemeler kaç kez sulama yapılacaksa bölünerek her sulamadan sonra, toprak tava gelince toprağa serpilerek karıştırılmalıdır.</p>

<p>Fide dikiminden önce tarla 20-30 cm derinliğinde sürülür, diskaro geçirilir.</p>

<p><strong>FİDE DİKİMİ:</strong><br />
Fide dikimi ilkbahar don tehlikesinin tamamen kalktığı, toprak ve hava sıcaklığı 12-15 ºC'yi bulduğu zaman yapılır. Dikim genellikle tohum ekiminden yaklaşık 7-8 hafta sonradır. Tarlaya dikimde çiçek açmış veya meyve tutmuş domates fideleri dikilmemelidir. Bu gibi fidelerin gelişmeleri yavaş olup, bodur kalır, verimleri düşer. Dikim akşama doğru yapılmalı, fideler güneş altında bekletilmemelidir.</p>

<p>Fideler yaklaşık 15-20 cm boylanınca genellikle dikime hazırdır. Bölgemizde Şubat sonu Mart başından itibaren fide dikimi yapılır. Dikimde can suyu yeteri kadar verilmeli, can suyu ile birlikte, kök ve kök boğazı hastalıklarına karşı gereken ilaçlamalar yapılmalıdır.</p>

<p>Domates yetiştiriciliğinde sıra arası ve üzeri aralıkları, çeşidin sırık veya yer çeşidi olmasına göre değişir. Sırık çeşitlerde sıra arası 60-80 cm, sıra üzeri 50-60 cm, yer çeşitlerinde sıra arası 140 cm, sıra üzeri 40-50 cm olmalıdır.</p>

<p><strong>BAKIM İŞLERİ:</strong><br />
<strong>ÇAPALAMA:</strong><br />
Fideler dikildikten 2 hafta sonra birinci çapa yapılır. Masuralar üzerinde yetiştirilen domateslerde çapa genellikle işçiler tarafından yapılır. Tarla tarımı şeklinde yapılan geniş sahalarda ise traktör ile çekilen çapa makinelerinden yararlanılır. I. Çapadan 2-3 hafta sonra II. Çapa yapılır. Bu devrede bitkiler 30-35 cm kadar boy aldıklarında sırık çeşitlerde II. Çapa ile birlikte sırık da dikilir. Bu çapalamalar esnasında boğaz doldurma işlemi de yapılır. II. Çapadan sonra yabani otlar ayıklanır, kaymak tabakası kırılır, toprak havalandırılır ve topraktaki nem korunur.</p>

<p><strong>SULAMA:</strong><br />
Domates nemi sever. Su noksanlığında üst yapraklar kıvrılır. Çok nemli, ağır topraklarda ise bitkiler hastalanır. Toprak nem eksikliğinin en duyarlı olduğu dönemler; çimlenme, çıkış, çiçeklenme ve meyve oluşumu dönemleridir. Aşırı toprak nemi vegetatif gelişmeyi hızlandırır. Meyveler ceviz iriliğini alıncaya kadar gerekmedikçe sulama yapılmamalı, daha sonraki devrede, yağışlı bölgelerde 2-3, kurak bölgelerde 4-5 kez sulama yapılmalıdır.</p>

<p>Açık tarlada, çiçeklenme dönemi içerisinde su eksikliği, küçük meyvelerde aşırı dökülmelere neden olur. Hasat zamanı çok sık sulama yavaş olgunlaşmaya neden olur. Düzenli sulama yaparak domates meyvesinde meydana gelecek yarıklar önlenebilir.</p>

<p>Açık tarlada, karık usulü sulamada, suyun kök boğazına değmemesi için sırta dikim tercih edilmelidir. Düzensiz sulamalarla, sıcak zamanlarda toprak kurursa güneşin topraktan yansımasıyla, kalsiyum da toprakta noksansa, özellikle toprağa yakın meyvelerin alt kısımlarında çiçek burnu çürüklüğü meydana gelir. Böyle durumlara, kalsiyum noksansa kireç uygulaması yapılmalı, toprak yüzeyi malç (yanmış hayvan gübresi, kompost, sap, saman vb..) ile kaplanmalı, muntazam sulama yaparak, toprağın çok kurumaması sağlanmalıdır.</p>

<p>Sulama suyunda tuzluluk önem arzeder. EC 750 ppm'e kadar olursa iyidir.</p>

<p><strong>BUDAMA: </strong><br />
Açık tarla domates yetiştiriciliğinde askıya alınan sırık domateslerde kaliteli ürün elde etmek için koltuk alma ve uç alma yapılır.</p>

<p><strong>KOLTUK ALMA:</strong><br />
Gövde ile ana yaprakların birleştiği yerde oluşan sürgünlerin alınmasına koltuk alma denir.<br />
İlk koltuk alma işlemi bitkilere herek verildiğinde başlar ve her 10-15 günde bir tekrarlanır.</p>

<p><strong>Koltuk Almanın Yararları:</strong></p>

<p>1- Olgunlaşma daha erken başlar.</p>

<p>2- Az sayıda fakat daha iri ve daha düzgün meyveler elde edilir.</p>

<p>3- Bakım ve özellikle mücadele ile hasat işleri kolay ve süratli yapılabilir,masraf azalır.</p>

<p><strong>UÇ ALMA:</strong><br />
Bırakılması istenen son salkımın iki yaprak üzerinden bitkinin tepe sürgünün koparılmasına uç alma denir.</p>

<p><strong>HASAT:</strong><br />
Tarlada yetiştirilen domateslerde tohum ekiminden hasada kadar 80-100 gün, fide dikiminden hasada kadar 60-80 günlük bir zaman vardır.</p>

<p>Sofralık domatesler gönderilecek pazarın uzaklığına göre değişik olgunluk devrelerinde ve farklı dönemlerde hasat edilmektedir.</p>

<p>Kaliteli meyvenin, yuvarlak ve düzgün şekilli, uygun büyüklükte (kg.da 6-8 meyve) olması, dilimsizlik, renk, çekirdek evlerinin az ve küçük olması, az çekirdeklilik, çekirdek evlerindeki kaygan sıvının yeşil renkte olmaması, meyve kabuğunun yola dayanmaya elverişli kalınlık ve elastikiyette olması, meyvelerin çatlamaması, dolgun ve bol etlilik, olgun domateste de sap çukurunun etrafında yeşil rengin olmaması gerekir. İyi bir çeşit ve uygun koşullarda açıkta yapılan yetiştiricilikte dekara 4-12 ton ürün alınabilmektedir.</p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DOMATESDE GÖRÜLEN HASTALIKLAR:</strong></span><br />
Erken yaprak yanıklığı, mildiyö, yaprak küfü, bakteriyel benek, bakteriyel kanser ve solgunluk, domates mozayik virüsü, domates sarı yaprak kıvırcıklık virüsü.</p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DOMATESDE GÖRÜLEN ZARARLILAR:</strong></span><br />
Nematodlar, bozkurt, danaburnu, tel kurdu, yaprak bitleri, beyaz sinek, Empoasca, thrips, yaprak galeri sinekleri, kırmızı örümcekler, saman akarları, yeşil kurt ve diğer emici böcekler.</p>

<p>Hastalık ve zararlılarla mücadelede daha geniş bilgi için İl ve İlçe Tarım Müdürlüklerine müracaat edilmesi gerekmektedir.</p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DOMATESİN FAYDALARI</strong></span><br />
Kulağa ilginç geliyor olsa da, domates bazen derdi ve tasayı silip götürebilir. Her ne kadar, bu aralar çokça duyduğunuz, domatesin prostat kanseri riskini azalttığına dair yeteri kanıt yok yorumlarına rağmen, kanıtlanmış birçok yararını size sayabiliriz.</p>

<p>Domatesin içeriğinde bulunan A ve C vitaminleri, folik asit, potasyum, gıda lifi ve koruyucu antioksidanların yararları tartışılamaz. Organik domatesler, bazı kimyasallardan arınarak yetiştirildiği için, daha fazla flavonoit içerirler. Aynı zamanda antiviral özellikleri bulunur. Size sunduğumuz 5 madde ile, neden sandviçlerinize, omletlerinize, soslarınıza ve salatalarınıza domates eklemenin önemini göreceksiniz.</p>

<p><strong>Cildinizi Korur:</strong> Kabuğu incecik bu meyvenin, cildinize güneş koruyucu krem etkisi sağladığını biliyor muydunuz? Yapılan bir araştırmada, güneş yanıklarından şikayetçi ve güneşe karşı hassas cilde sahip olan bir grubun günlük beslenmelerine domates eklendi. Akdenizde yaygın olan bu tarz bir beslenme düzeni uygulayanların ciltlerinin, 10 hafta sonunda güneşin UV ışınlarına karşı daha güçlü bir hal aldığı belirlendi.</p>

<p><strong>Yaşlanmaya Karşı Savaşır: </strong>Domateslerin, serbest radikalleri önleyici likopen ve beta karoten içerdiğini söylemiştik. Bazı hücrelerde, serbest radikaller DNA ya %42 ye varan hasarlar verirler. Domatesleri, her zaman tavsiye ettiğimiz az miktarda zeytinyağı ile birlikte tükettiğinizde, yaşlanmaya karşı vücudunuz daha güçlü bir hale gelir. Gerçek Yaşınız hesaplanırken, kan basıncı seviyeniz çok önem taşır. 115/76 ve daha az seviyede bir kan basıncı seviyesi sayesinde, 12 yıla kadar gençleşebilirsiniz.</p>

<p><strong>Kan Basıncınızı Düşürür: </strong>Tostlarınız içine domates ekleyin. Bu meyveler (hayır yanlış yazmadık, domates meyvedir, sebze değil) kan basıncınızı düşürmeye yararlar. Hipertansiyondan şikayetçi bir grup hasta üzerinde yapılan bir araştırmada, hastaların günlük besinlerine domates eklendi. 8 hafta süren araştırmada her gün domates tüketen hastaların sistolik kan basıncınca 10 derece düştüğü ve diyastolik kan basıncı değerlerinin de 4 derece düştüğü gözlendi.</p>

<p><strong>Gribi Önler: </strong>Karotenler (likopen ve beta karoten) gibi sebze ve meyvelerden elde edilen koruyucu pigment değerleri düşük olan insanların, günlük domates tüketmesi önerilir. Bakteri ve virüslerle savaşmaya yardımcı olan karoten bileşikleri çok önemlidir. Günlük domates ihtiyacınızı bir bardak domates suyu ile giderebilirsiniz. Göreceksiniz, soğuk algınlığı ve gribe karşı vücudunuz çok daha dirençli olacaktır.</p>

<p>Kolesterolü Kontrol Eder: Günde bir domates, sizin arter ve kalp sorunlarınıza karşı olan savaşınızda en güçlü dostunuz olabilir. Günlük domates yemeye başladıktan sonraki 4 hafta içerisinde HDL kolesterol seviyeniz %15 artar, bununla beraber LDL kolesterol seviyeniz düşer.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RİZEDEYİZ EDİTÖRÜ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize'de Yetişenler</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/domates</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Feb 2012 20:32:00 +0200</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2024/04/kg.jpg" type="image/jpeg" length="35668"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kestane]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/kestane</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/kestane" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rize'de kestane ağaçları özellikle dağlık bölgelerinde oldukça fazladır. Türlü türlü çeşidinin bulunduğu Rize'de, kestaneyi dalından koparabilirsiniz.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sonbahar mevsiminde piyasaya çıkıp da kebap edilmişiyle, haşlanmışıyla, şekerlemesiyle, pastalarıyla ve bazı yemeklerdeki garnitürünü severek tükettiğimiz kestane adlı meyvesini veren Kestane ağacı, Kayıngillerdendi.</p>

<p>Dünyada üç kıtada, yani Asya, Afrika ve Amerika`da yetişen kestane ağaçlarının 12 türü vardır Bunlardan en sevilen meyveleri veren Anadolu kestanesinin (C sativa) anayurdu ülkemizdir Bu tür, boyu 30 m`yi ve gövde çapı l m`yi aşabilen ulu ağaçlardır Kısaca kestane diye adlandıracağımız bu türün genç ağaçları dikine büyür Ağaç yaşlandıkça tacı yayvanlaşır Gövdesi dik ve düzgündür Gövde kabuğu önce düzgünken<strong> </strong>ağaç yaşlandıkça çatlar ve kırışıklarla kaplanır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Toprakta derine inen sağlam kök yapısıyla kayalık yerlerde bile yetişen kestane ağacı, erozyonları önleme bakımından büyük öneme sahiptir Sık dalları olan kestane ağacının genç dalları kızıl kahverengidir Bir yaşını aşan dalların rengi açılır ve üzerleri parçalı, girintili çıkıntılı kabukla örtülür<br />
<br />
Ağacın yaprakları uzun, mızrak biçimli, ucu sivri ve çok koyu yeşil renklidir Ağacın yapraklanmasından sonra açan erkek ve dişi çiçekleri, biryıllık dalların üzerinde ve birbirlerine yakın olarak yer alır Dişi çiçeklerin döllenmesinden 150-170 gün kadar sonra kestane meyveleri, dikenli bir kabuk içinde 1-7 adet olarak olgunlaşır.<br />
<br />
Kestanenin, dip tarafı açık, diğer tarafları koyu kahverengi, kalınca sert bir dış kabuğu ile açık kahverengi, ince ve yumuşak bir iç kabuğu vardır Meyvenin eti, açık sarı renkli ve oldukça serttir İyi nitelikli bir kestane 2,5 cm genişlikte ve 15-20 gr ağırlıkta olur Ancak, kuzu kestanesi denilen türlerin genişliği ve ağırlığı bu ölçülerden daha küçüktür.<br />
<br />
<strong>BESİN DEĞERLERİ </strong><br />
100 gr kestanenin içerdiği besin değerleri şunlardır: 194 kalori: 2,9 gr protein; 42,1 gr karbonhidrat: 0 kolesterol; 1,5 gr yağ; 1 gr lif; 88 mgr fosfor: 27 mgr kalsiyum; 1,7 mgr demir: 6 mgr sodyum; 454 mgr potasyum: 0,22 mgr B1 vitamini; 0,22 mgr B2 vitamini ve 0,6 mgr B3 vitamini<br />
<br />
<strong>SAĞLIĞIMIZA YARARLARI</strong><br />
Yukarıda sayılan yüksek besin değerlerinin yanı sıra; o Kestane, kandaki yüksek kolesterolü düşürür, Kan şekeri düzeyini kontrol altında tutar: Bu bakımdan şeker hastalarına yararlı olur Hayvanlarda, kansere yakalanma rizikosunu azaltmaktadır: Bu etki insanlar üzerinde de araştırılmaktadır.<br />
<strong>AĞACININ ÜRETİLMESİ</strong><br />
Kestane ağacı, doğada, tohumundan kendiliğinden yetişir Ülkemizde ağaçların çoğu bu yolla yetişmiştir İkinci üretme yolu, çeşitli yaşlardaki ağaçların aşılanmasıdır Ancak kestane ağaçlarının aşılanması profesyonelce yapılan bir uygulama olduğundan, bizim için en doğrusu, kestaneye uygun koşullarda ağacı yetiştirmek üzere profesyonel üreticiler tarafından çeşitli yöntemlerle aşılanarak hazırlanmış çeşidi belli ve sağlıklı fidanları alıp bahçemize dikmek olacaktır Dikimde fidanlar için açılacak ocaklar 60 cm genişlikte ve derinlikte, dikim aralıkları 10 ile 15 m arasında olmalıdır</p>

<p><strong>AĞACININ YETİŞTİRİLMESİ<br />
İklim isteği: </strong>Kestane ağacı ılıman, nemli ve serin bölgelerin bitkisidir Kış mevsiminde -35 derece soğuklara dayanabilir Çiçeklenmesi geç olduğundan ilkbahar donlarından zarar görmez Yaz mevsiminde aşırı sıcaklardan etkilenir ve meyvelerinin içi boşalır Kestane ağacı yetiştirilirken çok soğuk yörelerde güneye bakan; sıcak yörelerde kuzeye bakan yerlere ağaçlar dikilmelidir Kestane, ışığı ve açıklık alanları sever 1200 m yüksekliğe kadar olan yerlerde yetiştirilebilir Ovalarda yetiştirilmesi iyi sonuç vermez Kış mevsiminde soğuklama ve dinlenme süresi oldukça kısadır.<br />
<br />
<strong>Toprak isteği:</strong> Kestane ağacı hafif, geçirgen, serin ve derin toprakları sever Topraktaki kirece karşı duyarlıdır %1 kireç oranı kestane için idealdir Kireç oranı %6`yı geçen yerde kestane ağaçları kuruyabilir Kestanenin hiç hoşlanmadığı toprak türü, ağır ve killi olanlardır Bu tür topraklarda yetiştirilen ağaçlar mantar hastalıklarına yakalanır Genelde kestane ağaçlarının, altı kazılıp işlenmez Ancak, zaman zaman ağaçların altının, yaprak vb döküntülerden temizlenmesi yararlı olur<br />
<br />
<strong>Sulama:</strong> Kestane ağacı, yıllık yağışı 1000 mm`yi geçen yerlerde yeterli suyu almış olur Özellikle sonbahar mevsimi çok kurak geçerse, meyvenin dikenli kabuğunun çatlaması durur Bu nedenle, kurak ve sıcak geçen yıllarda ürünün nitelik ve verimini artırmak için temmuz-ağustos ve eylül ayında ağaçların sulanması gerekir.</p>

<p><strong>Gübreleme:</strong> Ülkemizde kestane ağaçları pek seyrek olarak gübrelenmekte ve ağaçlara 3 yılda bir iyi yanmış çiftlik gübresi verilmektedir Yeşil gübreleme yapılması da ağaçlara yarar sağlar<br />
<br />
<strong>Budama:</strong> Kestane ağaçlarına, tacı yayvan şekli alacak biçim budaması yapılması uygundur Fidanlarının dikiminden sonra her yıl obur dal ve fazla sürgünleri budanır Ağaçlar belli büyüklüğe ve forma ulaşınca ürün budaması yapılmaya başlanır Ürün budaması, kırılmış, kurumuş ya da hastalanmış dallar ile gölge ve sıkışıklık yaratan sürgünlerin kesilip çıkarılması şeklinde olur Budama, kestane ağaçlarının gelişim ve ürün verimini büyük oranda etkilediğinden, budamanın bu ağacı iyi tanıyan kişiler tarafından uygulanması doğru olacaktır<br />
<br />
<strong>Hasat (Derim):</strong> Kestane meyvelerinin hasadı, ağaçların silkelenmesi ya da uzun sırıkların, dalları kırmayacak şekilde hafifçe vurulması yoluyla meyveler yere döktürülerek olur Bu iş yapılmadan önce ağaçların altı iyice süpürülmeli, topraktaki taş ve iri maddeler temizlenmelidir Böylece dökülen kestaneler daha kolayca fark olunur ve ürün kaybının önüne geçilir.</p>

<p><strong>Hastalık ve zararlılarıyla mücadele: </strong>Kestane ağaçlarına dadanacak zararlı ve hastalıklarla, uzmanlara danışılarak ve uygun tarım koruma ilaçları kullanılarak zamanında, eksiksiz ve aksatılmadan mücadele sürdürülmelidir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RİZEDEYİZ EDİTÖRÜ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize'de Yetişenler</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/kestane</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Feb 2012 20:29:00 +0200</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2024/04/k-e-s-t-a-n-e.jpg" type="image/jpeg" length="58352"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Muşmula]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/musmula</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/musmula" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Muşmula ya da döngel, beşbıyık, ezgil (Mespilus germanica), gülgillerin bir altfamilyası olan Amygdaloideae'dan bir ağaç ve bu ağacın meyvelerdir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çiçek&nbsp;tablasıyla sarılmış etli meyveleri,&nbsp;eriksi&nbsp;yapıdadır. Yabani olanları daha küçük olur. İçinde sertleşmiş tohumları bulunur. Olgunlaştığında koyu kahverengiye dönen meyve kabuğu ve koyu kahve&nbsp;meyve&nbsp;eti vardır. İlk koparıldığında buruk bir tadı vardır. Bir süre beklenildiğinde yumuşar ve lezzetlenir.&nbsp;Karadeniz&nbsp;ve&nbsp;Marmara&nbsp;bölgelerinde yayılış gösterir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tam olgunlaşmadan yenmesi mümkün olmayan bu meyvenin olgunluk aşamasından sonra suda bekletilerek uzun süre dayanıklı kalması ve ballanarak yenmesi mümkündür.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RİZEDEYİZ EDİTÖRÜ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize'de Yetişenler</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/musmula</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Feb 2012 20:21:00 +0200</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2024/04/ladsfjk.jpg" type="image/jpeg" length="60711"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Salatalık]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/salatalik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/salatalik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salatalık, Rize'de en fazla yetişen sebzelerden biridir. En önemli özelliği Rize toprağından çıkan salatalığın taze ve kokulu olmasıdır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hıyar Kabakgiller familyasından olup bir senelik ve sarılıcı karakterde bir kültür sebzesidir. Toprak nemini çok sevdiğinden kökleri oldukça yüzeysel ve çoğunlukla ilk 20-25 cm derinlikte gelişir. Seralarda askıya alınarak yetiştirildiğinden daha iyi ışıklanmayı sağlamak için budama yapılır. Bu yüzden askıya alınarak yetiştirilen hıyar bitki boyu 2 m'yi bulmaktadır.<br />
<br />
Hıyar ülkemizin çeşitli bölgelerinde seralarda da yetiştirilmektedir. Özellikle seralarda turfanda olarak yetiştirilen hıyar pazarda oldukça yüksek fiyat bulabilmektedir.</p>

<p>Bazı yerlerde yazlık, sera yetiştiriciliği olan yerlerde ise bütün yıl boyunca piyasada hıyar bulunmaktadır. Bu yüzden değerlendirme amaçlarına uygun çok sayıda hıyar çeşidi mevcuttur.</p>

<p>Diğer yandan yetiştirme yerleri ve değerlendirme şekillerine göre de gruplandırılırlar.</p>

<p><strong>I- Sera Çeşitleri<br />
<br />
Sofralık Çeşitler: </strong>Bittex, Standex, Orion, Melior, Green spott, Spot Resistent<br />
<strong>Turşuluk Çeşitler:</strong> Hokus, Nimbus, Argus.</p>

<p><strong>II-Tarlada Yetiştirilen Çeşitler</strong></p>

<p><strong>Sofralık Çeşitler:</strong> Bu gruba Colorado, Cubit, Marketer, Submarine, Stays Green gibi Amerikan çeşitlerinin yanı sıra yurdumuzun değişik yörelerinde yetiştirilen bazı yerli çeşitler girer. Bunlar; Langa, Maltepe, Çengelköy, Dere ve Kilis hıyarıdır. Bunlardan Kilis hıyarı diğerlerine oranla daha küçük boylu, hoş kokulu ve oldukça erkencidir.</p>

<p><strong>Turşuluk Çeşitler:</strong> Gherkin, Belair, Belmonte, Kornişon ve Rus hıyarı.<br />
<br />
<strong>Hıyarın İklim İsteği</strong></p>

<p>Ilık iklim sebzesi olan hıyar soğuklara karşı çok hassastır. Sıcaklık sıfırın altına düştüğünde hemen etkilenir. Hıyar tohumlarının ekildikleri yerde iyi bir çimlenme gösterebilmesi için toprak ısısının en az 11 ° C olması gerekir. Çimlenme için en elverişli toprak ısısı 11-18 ° C arasındadır. Sıcaklık yükseldikçe buna paralel olarak çimlenme hızı da artar. Yazın sıcak ve kurak devrelerde sulama yapılarak bitki su düzeni normal sınırlar içinde tutulmaz ise hem gelişimi yavaşlar hem de meyveler süratle acılaşır. Bu yüzden verimden en iyi şekilde faydalanabilmek için özellikle Bölgemizde ilkbaharda soğuk tehlikesi geçer geçmez ekimi yapılmalıdır. Aksi halde ekimde gecikilirse o oranda sıcak ve kurak döneme yakalanır ve iyi bir sonuç alınmaz.</p>

<p><strong>Toprak İsteği</strong></p>

<p>Hıyar bir çok toprak tiplerinde yetişebilmekle beraber derin su tutma kabiliyeti yüksek organik madde ve diğer bitki besin maddelerince zengin tınlı ve kumlu tınlı toprakları sever. Yüksek tuz seviyesine çok hassas olduğundan toprağın drenajı iyi ve eriyebilir tuz seviyesi düşük olmalıdır.</p>

<p><strong>Yetiştirme Tekniği</strong></p>

<p>Hıyar arzu edilen hasat zamanına ve çeşit karakterine göre açıkta veya seralarda yetiştirilebilir. Açıkta veya seralarda genel olarak üç ayrı usulle yetiştirilmektedir.<br />
Tohumların yastık, kasa veya saksılara ekilerek burada yetiştirilen fidelerin daha sonra esas yerlerine dikilmesi suretiyle yetiştirme,<br />
Tohumların doğrudan doğruya açıkta yerlerine ekilmesi suretiyle yetiştirme,<br />
Seralarda askıya alınmak suretiyle yetiştirme.</p>

<p><strong>Ekim Nöbeti</strong></p>

<p>Hıyar köklerinin toprakta genellikle ilk 20-25 cm derinlikte gelişmesinden dolayı her yıl arka arkaya aynı yerde yetiştirilmesi toprağın bu derinliğini bitki besin maddelerince fakirleştirir ve toprağın yorulmasına neden olur. Buna fırsat vermemek için değişik kök sistemine sahip bitkilere münavebede yer vermek gereklidir. Derin toprak tabakalarından faydalanabilen kavun, karpuz ve Domates gibi sebzeler ile yine kökleri derinlere inebilen pamuk gibi bitkiler münavebede diğer ürün olarak yetiştirilebilirler.</p>

<p><strong>Toprak Hazırlığı</strong><br />
<br />
Toprağın ekim ve dikim için hazırlanmasında toprak karakteri, uygulanacak sulama sistemi ve yetiştirme metotları gibi faktörler göz önünde tutulmalıdır. Hıyar köklerinin rahatlıkla gelişebilmesi için toprağın iyice havalandırılmış olması gerekir. Toprak tam tavında iken işlenmelidir. Bu yüzden eğer gerekiyorsa tarlanın önce sulanması ve bunun ardından toprak tava gelir gelmez fazla gecikmeden sürülerek işlenmesi gerekir. Ayrıca keseklerin ufalanmasını ve toprak yüzeyinde bulunan çeşitli bitki artıklarının temizlenmesini sağlamak amacıyla dikkatli bir tırmıklama yapılır. Böylece hem toprak ekime ve dikime hazır hale gelir hem de sulamaların daha rahat yapılması sağlanır.</p>

<p>Seralarda toprak hazırlığı bel ile yapılır. Daha önce dezenfekte edilen toprak uygun tavda bellenerek işlenmelidir.</p>

<p>Topraktaki hastalık kaynaklarının yok edilmesi için ya sera toprağının üç yılda bir değiştirilmesi veya toprağın ekimden önce dezenfekte edilmesi (ilaçlanması) gerekir. Ancak sera toprağının değiştirilmesi çok zahmetli ve pahalı bir işlem olduğu için tünel yerinin değiştirilmesi ya da toprağın kimyasal maddelerle dezenfekte edilmesi daha uygun olur.</p>

<p>En etkili dezenfeksiyon şekli toprağın göztaşı eriyiği ile ilaçlanmasıdır. Bunun için ekim veya dikimden önce %0.6'lık (100 lt suya 600 gr) göztaşı eriyiğinden 1 m2 ye 5 litre süzgeçli kova ile verilmeli, 10 dakika sonra aynı miktarda temiz su ile sulanmalıdır. Bu işlem her yıl tekrarlanmalı ve uygulamadan önce çiftlik gübresi toprağa verilmiş olmalıdır.</p>

<p><strong>Ekim ve Dikim</strong></p>

<p>Fide yetiştirme usulü daha fazla masraflı ve daha çok emek istemekle beraber daha erken verim verir.</p>

<p>Kaliteli fide uygun bir fide harcı, iyi bir bakım ve yetiştirme ortamı ile temin edilir. Harç hazırlanırken çiftlik gübresi-toprak ve kum, şu oranlarda olmalıdır; Orman toprağı kullanılırsa iki kısım çiftlik gübresi, iki kısım orman toprağı ve bir kısım kum, bahçe toprağı kullanılırsa 6 kısım çiftlik gübresi, üç kısım bahçe toprağı ve bir kısım kum kullanılmalıdır. Harç kullanılmadan dezenfekte edilmesi gerekir. Harcı hazırlandıktan sonra tohum ekimine geçilir.</p>

<p>Bunun için fidelerin dışarıya çıkartılma zamanları göz önünde tutularak tohumlar yastık veya tüplere şubattan itibaren ekilir. Hıyarlar yer değiştirmeye karşı çok hassas olduklarından genellikle şaşırtma yapılmaz ve bunun içinde tohumlar yastıklara 10x10 cm sıra arası ve sıra üzerinden ekilir. Çıkışı garantilemek amacıyla her ekim yerine 2-3 tohum atılmalı ve hepsi çıktıktan sonra en kuvvetli bir tanesi bırakılarak diğerleri seyreltilmelidir.</p>

<p>Açıkta yetiştiricilik için yastık veya tüplerde yetişen fideler soğuk hava tehlikesi kalkar kalkmaz önceden işlenmiş ve hazırlanmış dar veya geniş masuralara dikilir. Hıyar için masuralar tek sıralı yetiştirmelerde 50-60 cm genişliğinde, çift sıralı yetiştirmelerde 80-120 cm genişliğinde hazırlanmalıdır. Sıra üzerinde ise toprak ve çeşidin gelişme karakterine göre fideler genellikle 40-50 cm üzerinden dikilmelidir.</p>

<p>Seralarda dikim; fideler yastık veya tüplerden çıkartılarak daha önce açılmış çukurlara konur ve can suyu verilerek fide etrafındaki boşlukların verilen su ile dolması sağlanır. Daha sonra bu boşluklar elle veya çapayla etrafındaki toprakla doldurulur.</p>

<p>Fide yetiştirme usulünden ayrı olarak hıyar tohumlarının doğrudan tarlaya ekilmesi için ekimin ilkbahar başlarındaki don tehlikesi kalktıktan sonra Nisan ayı ortalarına kadar yapılması gerekir. Tohumların ekimden önce 1-2 gün ıslak bir bez içinde bırakılmaları tohumların daha kısa zamanda çimlenip toprak yüzüne çıkmalarını sağlar.<br />
<br />
Ekim için açılan çukurlara 2-3 cm derinliğinde olacak şekilde 3-4 tohum atılır ve çukurlar toprakla kapatılarak hafifçe bastırılır. Sıra arası ve sıra üzeri ile her bir ekim yerine bırakılacak tohum sayısına bağlı olarak dekara 250-500 gr tohum hesap edilmelidir.</p>

<p><strong>Gübreleme</strong></p>

<p>Hıyar bitkisi gübreyi çok sever. Bu amaca yönelik iyi hazırlanmış çiftlik gübresinden dekara 3-6 ton vermek hem toprak verimliliğini arttırır hem de toprağı organik maddece zenginleştirir. Toprak analizi yapıldıktan sonra analiz sonuçlarına göre tarla yetiştiriciliğinde ortalama olarak 8 kg/da P2O5 karşılığı fosforlu gübre ve 10-12 kg/da N karşılığı azotlu bir gübre verilmelidir.</p>

<p>Bölgemiz toprakları potasyumca zengin olduğundan toprak analizi sonucuna göre topraktaki kullanılabilir potasyumun 30 kg/da dan daha az olması halinde potasyumlu gübreler kullanılabilir.</p>

<p>İlk meyve görüldükten sonra azotlu gübrelerden veya çiftlik gübresinden hazırlanmış şerbetten 1-2 defa verilmesi çok faydalıdır.</p>

<p>Seralarda; dikimden önce 20-25 kg/da P2O5 karşılığı fosforlu gübrenin verilerek toprağa karışımı sağlanmalıdır. Azotlu gübrenin ise meyve bağlamayı olgunlaşmayı geciktirmeyecek şekilde iki veya üçe bölünerek verilmesi gerekir. İlk uygulamada 16 kg/da N, ikinci uygulamada 12 kg/da N karşılığı azotlu bir gübre verilmelidir. İlk azotlu gübre, bitkiler 3-4 yapraklı olunca seddelerin iki yanına bant şeklinde verilerek çapa ile hafifçe toprağa karıştırılmalıdır. Diğer uygulamalar 20-30 gün ara ile aynı şekilde yapılmalı, gübre bitki yapraklarına değmemelidir.</p>

<p><strong>Sulama</strong></p>

<p>Genel bir kural olarak, suya çok duyarlı olması nedeniyle 'diplerinin daima nemli bulundurulması' gereken sebzelerden biri de hıyardır. Böylece hem bitkinin iyi gelişmesi sağlanır hem de özellikle susuzluktan ileri gelen acılaşmaya fırsat verilmemiş olur. Hıyarın sulama yönünden en kritik dönemi meyve bağlama dönemidir.</p>

<p>Fideler dikildikten sonra ilk verilen can suyundan ilk meyveler görülünceye kadarki dönemde çok olmamak koşuluyla 1-2 su verilebilir. Bu dönemde fazla sulama yapılması meyvelerin sararmasına (boğulmasına) neden olur. Bundan sonra su büyük önem kazanır ve mümkünse her 3-4 günde bir sulama yapılmalıdır. Hıyarın su isteği bir çok sebzeye göre daha kolay anlaşılır. Özellikle sabah ve akşamları hıyarın iri yapraklarının anormal pörsüme göstermesi ve aşağı doğru sarkması, ayrıca gövde ve yapraklarda tüylülüğün artması ve yaprakların küçülmesi su eksikliğini belirtir. Bu durumda zaman geçirmeden sulama yapılmalı ve sulamalar mümkünse sabahın erken saatlerinde veya akşamüstü yapılmalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Bakım Tedbirleri</strong></p>

<p>Çapalama ile havalanması, gevşetilmesi, toprak suyunu tüketen yabancı otların yok edilmesi ve çatlakların kapatılması ile toprak nemi korunmaktadır. Bu amaçla bitki boyu 8-10 cm olunca ilk çapa yapılmalıdır. Mevcut şartlara ve bitkinin gelişim durumuna göre 2-3 hafta arayla birkaç defa çapa yapılmalıdır. Ancak hıyar kökleri toprak içerisinde genellikle yüzeysel olarak yayıldıklarından çapalama fazla derin yapılmamalıdır. Çapalama işine bitkiler bulundukları yeri tamamen örtünceye kadar devam edilmeli bundan sonra yabancı otlar görüldüğü taktirde elle çekilerek temizlenmedir. İkinci çapa ile birlikte bitkilerin daha geniş bir kök sistemi oluşturmaları ve kuvvetli gelişme gösterip iyi ürün verebilmeleri için hafifçe boğaz doldurulması yapılmalıdır. Birinci veya en geç ikinci çapa esnasında her ekim yerinde en kuvvetli bir bitki bırakılarak diğerleri seyreltilmelidir. Çapalama esnasında bitki kolları su yollarına düşmeye Hıyarın gövde ve dallarına basıldığında iletken doku zedeleneceğinden meyveler kendilerine gerekli olan suyu normal olarak alamayacaklar ve böylece gelişmeleri aksayarak acılaşma meydana gelecektir. Bunun için gelişme döneminde ve hasat zamanında bitkiler arasında gelişigüzel dolaşılmamalıdır.</p>

<p>Sera yetiştiriciliğinde dengesiz büyümeyi önlemek, verimi devam ettirmek ve daha iyi ışıklanmayı sağlamak için bitkiler askıya alınmalı ve budanmalıdır. Budama genel olarak iki tiptir. Bunlardan biri bikinin tek gövde üzerinde büyütüldüğü sistemdir ve bitki tele varıncaya kadar yan dallar alınır. Diğerinde ise bitki gövdesi üzerinde yan dallar bırakılır ve mevsime, bitkinin büyüklüğüne bağlı olarak yan dalların değişik uzunluklarında uçları alınır.</p>

<p><strong>Hasat</strong></p>

<p>Çeşidin erkencilik özelliği ile yetiştirme ve bakım şartlarına göre tohum ekiminden 55-70 gün sonra hasata başlanabilir. Hıyarlarda ilk hasat için en uygun zaman meyvelerin normal çeşit iriliğinin 1/3'ü veya en fazla 1/2'sini aldığı zamandır. Hasadın gecikmesiyle meyveler fazla irileşir, şekil bozulur ve pazar özelliğini kaybeder.<br />
Hasat da meyveler dala bağlanan sapından keskin bir bıçak veya makasla kesilerek toplanır. Mümkünse sabah erken saatlerde hasat yapılmalıdır.</p>

<p><strong>Verim</strong></p>

<p>Yaklaşık olarak 3.6 ile 5.5 ton/da arasında verim alınabilir.</p>

<p>Hıyar tarımında 120.00 sa/da insan ve 1.89 sa/da makine iş gücüne gereksinim vardır.</p>

<p><strong>Salatalığın Faydaları:</strong></p>

<p>İdrar söktürücü ve kanı temizleyicidir. Bağırsakları yumuşatır ve kabızlığı giderir. Basura iyi gelir. Harareti keser. Sinirleri yatıştırır. Yorgunluğu giderir. Romatizma ağrılarını hafifletir. Uykusuzluğa iyi gelir. Kolesterolü düşüren salatalık kalp ve damar hastalıklarına vücudu korur. Vücudun enfeksiyonlara karşı direncini arttırır. Böbrek hastalıkları ile bağırsak iltihabı ve gut hastalığında faydalıdır. Ter bezlerinin sağlıklı çalışmasına yardımcı olur.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RİZEDEYİZ EDİTÖRÜ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize'de Yetişenler</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/salatalik</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Feb 2012 20:20:00 +0200</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2024/04/afdsf.jpg" type="image/jpeg" length="16826"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karayemiş]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/karayemis</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/karayemis" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Genellikle Rize'de bulunan karayemiş meyvesi tadanların ağzında mayhoş bir tat bıraktığı gibi kendi rengini de bırakıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Karayemiş<br />
Vatanı Anadolu olup, yurt dışına giden ve isim değiştiren; Karayemiş de 1546 yılında bir Fransız tarafından Trabzon'dan toplanmış ve Trabzon Kirazı (Cerasus trapezuntuna) olarak adlandırılmıştır. Bitki aynı yıl İstanbul üzerinden İtalya'ya, 1574'de başka bir yabancı tarafından Viyana'ya oradan da Fransa ve İngiltere'ye gönderilmiştir. 1600 yılından itibaren tüm Avrupada park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilmeye başlanmıştır. Karayemişin Latince adı Prunus laurocerasus'tur (Cerasus'tan dolayı orjini Giresun olması lazım). Ülkemizde ise Taflan, Karamış, Kattak, Laz Üzümü, Laz-Gürcü Kirazı, Tçko, Tanal kısaca karayemiş olarak isimlendirilen bitkiye; Rize, Trabzon (Maçka - Meryemana Vadisi), Giresun, Sinop (Ayancık), Zonguldak (Devrek), Kastamonu, Bartın, Bolu, İzmit (Keltepe), Adapazarı, İstanbul (Belgrat Ormanı, Alemdağ), Bursa (Uludağ) ve Osmaniye'de (Gavurdağları) orman veya orman kıyılarında doğal olarak rastlanır.</p>

<p> </p>

<p>Karayemiş; 5-6 m boyunda veya boylu çalı şeklinde, kışın yaprağını dökmeyen ağaççıktır. Özellikle kayın ormanlarının altında yer alır. Ormancılık bakımından zararlı bir alt flora bitkisidir. Parkçılıkta gruplara karıştırıldığı gibi, tek olarak ta kullanılır. Makaslanmaya gelen bir çit bitkisidir. Güneşli, yarı gölge, kuytu (tam gölgeye dayanır), nemli deniz iklimlerinde, asitik, derin, nemli, humuslu-killi-kumlu topraklarda yetişir (800 rakımlı Ankara'da da park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilmektedir). Üretilmesi tohum ve çelikle yapılan ve şimdiye kadar herhangi bir zararlı ve hastalığına rastlanmayan karayemiş; fındık bahçelerinin karayel yönüne dikilerek bahçenin rüzgardan korunmasını sağladığı gibi, görülmesi istenmeyen hela, depo vs. gibi yerlerin gizlenmesinde de kullanılır.</p>

<p>5-15 cm boyundaki yaprakları; kısa saplı, uzun şerit halinde ve deri gibi serttir. Sivri uçlu, tam kenarlı veya düzensiz seyrek dişlidir. Üst yüzü koyu yeşil, alt yüzü açık renkli ve tüysüzdür. Şekli ve parlaklığı bakımından manolyaya benzer. Yaprak orta damarı alt yüzde bariz çıkıntı yapar. Açık renkli yeşil renkteki genç sürgünleri tüysüzdür. Bitkiler dünyasının geniş bir ailesi; Rosaceae (gülgiller) familyasından olan karayemişin, Nisan - Mayıs aylarında beyaz açan çiçekleri; 5-10 cm boyundaki dik bir eksen üzerinde sıralanır ve 30-35 tanesi bir arada salkım teşkil ederler.</p>

<p>Zeytin (yuvarlakça) biçimindeki, tek çekirdekli (düzgün, sivri, çarpık yumurta biçimli) az-çok sulu mayhoş-buruk (olgunlaşmış mahlep tadına benzer) meyveleri; 8-10 mm boyunda, önceleri yeşil, olgunlaşınca siyaha yakın (koyu mor) bir renk alır. Sarı kırmızı alacalı olanları da vardır.</p>

<p>Büyüme biçimi, yaprak boyu ve şekli, kışa dayanıklılık açısından farklı 20 bodur türü bulunan karayemişin yabancı literatürde, önemli 9 çeşidi vardır. Bunlar; Angustifolia (yaprakları ince ve şerit biçimli), Caucasica (koyu yeşil yapraklı), Colchica (bol çiçekli), Herbergii (koyu yeşil yapraklı), Otto luyken (yavaş gelişmeli), Pyramidalis (dar tepeli, piramit formlu), Schipkaensis (Bulgaristan kökenli, bol çiçekli, kışa dayanıklı), Schipkaensis Macrophylla (gevşek dokulu), Zabeliana (sarkık formlu, kent iklimine dayanır). Ülkemizde ise meyve biçimi ve meyvenin olgunlaşma mevsimine göre 7 karayemiş çeşidi vardır.</p>

<p>Su -(acı)- (temmuz ortası, acımsı-buruk lezzetli), Vavul (çok etli ve az taneli), Yabani (temmuz ilk haftası, buruk lezzetli), Ağustos -İstavrit- (meyveler geç ve kırmızı renkte olgunlaşır), Orak -(selvi)- (temmuz ortası, tatlı-lezzetli), Ayran -(beyaz)- (haziran ortası, tatlı lezzetli), Kiraz -(Ekmek)- Karayemişleri (haziran ortası, mayhoş-hafif buruk).</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Karayemiş ile neler yapılabilir ve nelere iyi gelir?<br />
Sindirimi kolay olup meyveleri yenir ,<br />
Pekmez, reçel ve tuzlaması yapılır,<br />
Şeker hastalığına karşı, fırında kurutularak ya da kavrularak da tüketilir,<br />
Tokluk hissi verdiğinden diyet olarak kullanılır,<br />
Pasta, kek ve özellikle hoşaf ve kompostolara koku ve tat kazandırmak için ilave edilir,<br />
Bazı ilaçlara tat ve koku (kremlerde) verici olarak kullanılır.<br />
Yapraklar; çelenk yapımında, balık tablalarının süslenmesinde, hamsi buğulamasında koku vermek ve iştah açmak için (1-2 adet halinde) kullanılır,<br />
Hayvanlara taze olarak yedirilir<br />
Dış ticarette fidan alımıyla ithal hanemize yazılan ve Türkiye'den başka yerlerde sadece süs bitkisi olarak değerlendirilen Karayemişin; süs bitkisi satan yerlerde ithal ağaççıkları satılmaktadır.</p>

<p><br />
Karayemiş ve Sağlık</p>

<p>Hemoroide iyi gelir,<br />
İdrar söktürür,<br />
Sigaraya karşı isteksizlik doğurur,<br />
Mide ülseri ve barsak tembelliğini giderir,<br />
Özsu'yu egzamaya yarar,<br />
Meyveler çekirdekleri ile toz edildikten sonra balla karıştırılır, bronşite iyi gelir.<br />
Yaprakları çiçek açma döneminde zehirlidir. Gelişmesini tamamlayan taze yaprakları elle toplanır. Destile edilerek eczacılıkta kullanılan Laura Cerasin maddesi elde edilir. Bazı ilaçlara tat ve koku (kremlerde) verici olarak kullanılır.<br />
Yaprağın bileşimi; glikoz, tanen, kalsiyum oksalat, emulsin (enzim), prulaurasin (glikozid), benzoik asit, siyanidrik asittir (zehirlidir, çekirdekte de bulunur, yapraktan elde edilen su fazla kullanılırsa; baş dönmesi, kusma, karın ağrısı yapar)<br />
Taş düşürücüdür,<br />
Spazm çözücüdür (bronş ve sindirim sistemi),<br />
Sakinleştiricidir (astım, sinirsel öksürük),<br />
Uyku vericidir,<br />
<br />
Kalp çarpıntısını gidermek ve kan şekerini düşürmek için kullanılır,<br />
Karayemiş, zengin antioksidan bileşenleri sayesinde birçok hastalığın oluşumu ve gelişmesini önlemesinde faydalı. Bu anlamda karayemiş tüketiminin fayda sağlayacağı hastalıkların başında, alzheimer, diyabet, doku ve cilt hastalıkları, kanser, kalp-damar hastalıkları ve romatizmal hastalıklar geliyor. Karayemişin antioksidan özelliğiyle aynı zamanda yaşın ilerlemesiyle vücutta meydana gelen oksidaf zarar azalıyor, yaşlanma da gecikiyor.</p>

<p> </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize'de Yetişenler</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/karayemis</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Feb 2012 20:19:00 +0200</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/arsiv/icerik/2023/02/24/1677249053.png" type="image/jpeg" length="33308"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Böğürtlen]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/bogurtlen</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/bogurtlen" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rize güzel doğasının içinde bulunan dikenli örtüsüyle en iri ve en tatlı böğürtlenleri soframıza konuk eder. Her yıl yaz aylarında kilo kilo bulabileceğimiz küçük yemiş yiyenlerin ağızında tadını bırakıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>BÖĞÜRTLEN YETİŞTİRİLMESİ</strong><br />
Meyve özellikleri yönünden üzümsü meyveler grubunda yer alan Böğürtlen. Dünyada ılıman iklim bölgelerinde, subtropik iklim ve kutup iklim sınırlarına kadar yayılma alanı nedeniyle geniş yetişme alanına sahiptir. Ülkemiz böğürtlenin anavatanı sınırları içerisindedir. Böğürtlenler Anadolu'nun 1000 m' nin üzerinde hava ve toprak neminin sağlandığı yerlerde yoğun olarak yetiştiriciliği yapılmaktadır.&nbsp;<br />
<br />
<strong>İKLİM</strong><br />
Karadeniz bölgesi üzümsü meyvelerin doğal yetişme alanlarından biridir. Kış aylarında (-20, -25) dereceye kadar soğuklara dayanır. Böğürtlenin Soğuklama ihtiyacı 7 derecenin altında 800-1700 saattir. Bitkilere fazla azot verilmesi meyvelerin yumuşamasına ve pazar değerinin azalmasına neden olur.</p>

<p><strong>SULAMA</strong><br />
Sulama aralığı toprak tipine ve bölgeye göre değişir. Ağır ve humuslu topraklarda daha seyrek, kumlu topraklarda daha sık sulama yapılır. Çiçeklenme dönemi ve meyve tutumunda kesinlikle yağmurlama sulama yapılmamalıdır. Sulama toprak nemini sağlayacak şekilde yapılmalıdır. serin ve hasat zamanı yağmur olmayan, kışları ılık geçen yerlerdir. Yazları sıcak, kurak ve rüzgarlı gecen yerlerde ve jetatif gelişme geriler meyveler küçük ve çekirdekli olurlar. Hasattan önce çok sıcak hava olması meyvelerin olgunlaşmadan yumuşamasına sebep olur. Olgunlaşma zamanı kuru ve kışın soğuk rüzgarlarının estiği yerlere rüzgar kıran tesisi edilmesi gerekir.</p>

<p><strong>TOPRAK</strong><br />
Böğürtlenlere en uygun toprak; kumlu killi organik maddece zengin, su tutma kapasitesi yüksek iyi drene olabilen ve sürekli nemi sağlamış topraklarda başarılı şekilde yetiştiricilik yapılır. Toprak PH sı hafif asit veya nötr olmalıdır. (PH 6-7) Fazla kireçli ve tuzlu topraklara uygun değildir. Toprak derinliği en az 1 m olmalıdır. Hafif eğimli yerler yetiştiricilik için uygundur. Çok eğimli yerlerde teraslama tapılarak yetiştiricilik yapılabilir.</p>

<p><strong>BAHÇE KURMA</strong><br />
Böğürtlen bahçeleri geç sonbahar (Kasım – Aralık) yada kış aylarından bahçeler tesis edilir. Dikim İlkbahar da (Şubat-Nisan) ayları arasında yapılır. Dikimi yapılacak fidanların kök tuvaleti yapılır, yaralı ve çok uzun kökler kesilir. Dikimi yapılacak bahçelerde fidan çukurları önceden işaretlenir ve 40-50 cm genişlik ve derinlik de açılır. Önceden hazırlanmış toprak gübre karışımı harç ile doldurulmuş çukurdan 20- 30 cm boşaltılır. Çukur tabanı ayakla bastırılarak fidan buraya dikilir. Fidan dikimi fidan kök boğazı tamamen toprak içinde kalacak şekilde ayarlanır. Dikimden sonra can suyu verilir Fidanın tepesi 20-30 cm den kesilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>GÜBRELEME</strong><br />
Böğürtlenler organik maddeye fazla ihtiyaç duyarlar. Dikim sırasında dekara 3-4 ton yanmış ahır gübresi verilir. Çiftlik gübresi 2-4 yılda bir ilave yapılır. Toprak nemini muhafaza etme acısından yılın her döneminde verilebilir. En uygun zaman bitkilerin dinlenme dönemine girdiği kış aylarıdır. Bitki kök bölgesine serilerek toprağa hafifçe karıştırılır. Yaprak ve toprak analizlerine göre kimyasal gübreler önerilir. Genel olarak; 4-10 kg saf azot Mart ayların ve meyve gelişimi sırasında; 5-7 kg saf fosfor ve 8-12 kg saf potasyum Sonbahar ve Kış ayların-da verilir. Ayrıca yeşil gübre olarak tek yıllık baklagiller kullanılabilir.</p>

<p><strong>BÖĞÜRTLENİN FAYDALARI</strong><br />
İnsan sağlığında önemli rolleri olan böğürtlenin, yaşlılıktan kaynaklanan hafıza kayıplarını önlediği, ishallerde çok faydalı olduğu, ağız yaralarına ve ayak yorgunluklarına da iyi geldiği, ayrıca iyi bir güzellik losyonu olarak da kullanılabildiği bildirildi.</p>

<p>Ülkemizde yol kanarlarında, korularda, ormanlarda sık rastlanan, çok kişinin tanıdığı dikenli bir kır bitkisinde yetişen böğürtlenin, organik asitler, mineraller ve vitaminler bakımından çok zengin bir meyve olduğu belirtildi. Güney Florida Üniversitesi bilim adamlarının bulgularına göre, böğürtlenin yaşlılık kaynaklı hafıza problemlerinin giderilmesinde önemli rol oynadığı tespit edildi. Antioksidanlar açısından oldukça zengin bir meyve olan böğürtlenin, yaşlılıktan kaynaklanan hafıza kayıplarını önlediği, ishallerde çok faydalı olduğu, ağız yaralarına ve ayak yorgunluklarına da iyi geldiği belirtildi.</p>

<p>Meyveleri tam olgunlaştıktan sonra daha şifalı olan böğürtlenin faydaları şunlar:<span style="color:#ff0000"> </span><br />
'İshalde, böğürtlenin sıkılarak elde edilen suyu ishallerde çok faydalıdır. Ancak böğürtlen suyu saklanamaz taze içmek gerekir. Saklanırsa sirkeleşir. Ağız yaralarında, gerek taze ve gerekse kurutulmuş 20 gram böğürtlen yaprağı 1 litre suda haşlanırsa, bu çay ağız yaraları için çok faydalıdır. Ayak yorgunluklarında, böğürtlenin sürgünleri ve kökleri 100 grama 1 litre su ölçüsüyle kaynatılırsa, ılıyınca ayak banyosu olarak kullanılabilir. Ayak yorgunluklarına çok iyi gelir. Güzellik için, böğürtlen çiçekleri ise 50 grama bir 1 litre su ölçüsü ile kaynatıldığı zaman, elde edilecek bu şifalı su eller için çok iyi bir güzellik losyonudur.'<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RİZEDEYİZ EDİTÖRÜ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize'de Yetişenler</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/bogurtlen</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Feb 2012 20:18:00 +0200</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2024/04/atghg.jpg" type="image/jpeg" length="60161"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Marul]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/marul</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/marul" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rize'de yetişen sebzelerden bir tanesi de maruldur. Sofra zenginliği ve yemek çeşitliliğini oldukça arttırır ve özellikle Rize coğrafyasının verimli topraklarında çok fazla tarımı yapılır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>TOPRAK İSTEKLERİ</strong><br />
• Marul pek çok toprak tipinde yetişebildiği halde, en kaliteli ürün: organik maddesi fazla, nem tutma kapasitesi yüksek ve drenajı iyi, derin tınlı topraklardan alınır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>GÜBRELEME</strong><br />
• Çiftlik gübresi toprağın fiziksel yapısını düzeltmek için kullanılan değerli bir maddedir. Bu gübrenin tuz ihtiva etmemesine, yanmış olmasına dikkat edilmelidir. Dekara 2-5 ton kullanılabilir.</p>

<p>• Toprak PH`sı 6,5-7,5 arasında olabilir. Düşük PH`h topraklarda kireçleme yapılmalıdır. Zira bu tıp topraklarda kaliteli ürün alınamaz ve magnezyum noksanlığı görülür. Magnezyum eksikliğinin tipik belirtisi yaşlı yapraklarda sarı noktalardır. Azot noksanlığında ise büyüme yavaşlar, renk bozulur. Aşın azot gübrelemesi yapraklarda yanıklıklara ve hasattan sonra ürünün çabuk solmasına neden olur.<br />
• Fosfor noksanlığı, demir ve kalsiyumca zengin topraklarda sıkça görülür. Sonuçta, başlar gevşek ve küçük kalır.<br />
• Saf madde olarak: 8 Kg/da azot, 6 Kg/da fosfor ve 6 Kg/da potasyum tavsiyesi, toprak analizleriyle birlikte dikkate alınmalıdır.</p>

<p><strong>TOHUM EKİMİ VE DİKİM</strong><br />
• Tohum ekim zamanı yetiştiricilik yapılmak istenen zamana göre ayarlanabilir. Geç sonbahar ve kış yetiştiriciliği için tarlaya dikim yapılmak istenen zamandan yaklaşık 45 gün önce; yaz ekimlerinde ise 20 gün önce soğuk yastıklara tohum ekimi yapılmalıdır.<br />
• Tohumların en iyi çimlenme sıcaklığı 15-18° C`dir. Düşük sıcaklıklarda homojen çıkış elde edilemezken; nötr çeşitlerin dışında, 25-30° C gibi yüksek sıcaklık derecelerinde hiç çimlenme elde edilemez.<br />
• Dikim, fideler 4 yapraklı olunca, çeşidin büyüklüğüne bağlı olarak 30-40 cm sıra arası, 20-30 cm sıra üzen mesafe ile yapılır. Dikimden sonra mutlaka can suyu verilmelidir.</p>

<p><strong>SULAMA</strong></p>

<p>• Marul, büyüme periyodu boyunca aynı miktarda toprak nemini, yetiştiği ortamda bulmak ister.<br />
• Tarlaya dikimden sonra eğer yağış mevsimi değilse, en geç 12 gün içersinde «ulama yapılmalıdır. Baş bağlama devresinin başından hasat sonuna kadar sulama aralıkları 8 günden daha uzun olmamalıdır.<br />
• Çok sıcak havalarda sulama, mutlaka sabah erken saatlerde yapılmalıdır. Aksi halde fizyolojik hastalıklara yakalanma olasılığı artar.</p>

<p><strong>HASAT</strong><br />
• Marul genelde elle hasat edilir. Hasat edilecek ürünü belirlemek tamamen deneyim işidir. Yetiştiricilik ürünün iklim isteklerine tamamen uygun şartlarda ve doğru ekim zamanında yapılıyorsa, çeşidin tipik özelliklerini sergilemesi beklenebilir. Bunlar: en, boy, göbek yapıp yapmadığı vs gibi özelliklerdir.</p>

<p>• Sıcak havalarda hasat edilen ürün çabuk solar, kalitesi düşük olur. Bu nedenle hasadın günün erken saatlerinde yapılması uygun olur.</p>

<p><strong>ÇEŞİTLER</strong><br />
Marul, form zenginliği en fazla olan sebzelerden biridir. Mevcut marul çeşitlerini pratik açıdan dört ana gruba ayırmak olasıdır:</p>

<p>1. Buz salataları<br />
2. Yağlık salatalar<br />
3. Romen salataları<br />
4. Yaprak salatalar</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RİZEDEYİZ EDİTÖRÜ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize'de Yetişenler</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/marul</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Feb 2012 20:17:00 +0200</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2024/04/marul.jpg" type="image/jpeg" length="97686"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ceviz]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/ceviz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/ceviz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ceviz, Rize'de yetişen, yüksek yerlerde ağaçları olan şifa dolusu bir yemiş türüdür.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Genellikle kaliteli ve iyi bir meyve elde etmek için, seçme (seleksiyon) yoluyla ıslah edilen ceviz çeşitleriyle bahçe kurulmalıdır. Islah edilen çeşidin muhafazaya alınması ve çoğaltılmasında en uygun yöntem, aşı ile çoğaltmadır. Bazı meyve türlerinin çelikle ve doku kültürü ile çoğaltılması mümkün ise de, cevizlerin bu şekilde ticari olarak çoğaltılması yaygın değildir. Bu nedenle cevizde en yaygın çoğaltma şekli aşı ile çoğaltmadır.<br />
<br />
Verimli ve kaliteli ceviz çeşit seçiminde göz önünde bulundurulması gereken en önemli özellikler; ağaç tacının düzgün gelişmesi, soğuğa ve kurağa karşı dayanıklı olması, üstün verimli ve kaliteli meyveler oluşturması, meyvelerinin ince kabuklu ve iç kısmının kabuktan kolay ayrılması, meyve ağırlığının en az 10 gram, iç randımanın ise yüzde 50`nin üzerinde olması, her yıl meyve vermesi, hastalık ve zararlılara karşı dayanıklı olmasıdır. Bu özelliklerden çoğunu taşıyan ceviz çeşitlerinden aşı kalemi alınarak, yabani ceviz çöğürleri aşılanmalıdır.</p>

<p>Araştırma enstitülerinde yapılan seçme (seleksiyon) çalışmaları ve yurt dışından getirtilen yabancı ceviz çeşitleri adaptasyonu sonucunda birçok ceviz çeşit ve tipleri seçilmiştir. Standartlara ve üretime uygun bazı çeşitlerin özellikleri aşağıda verilmiştir.<br />
<br />
<strong>YALOVA-1:</strong><br />
• Ağacı yayvan ve kuvvetli bir taç gelişmesine sahiptir.<br />
• Salkımda meyveler 1-2`li olup, kabuk orta kalınlıkta, az pürüzlü, oval şekilli bir çeşittir.<br />
• Meyve ağırlığı 16 g, iç oranı yüzde 49`dur.<br />
• Yağ oranı yüzde 70, protein oranı yüzde 23'tür.<br />
• Kabuktan ayrılması kolaydır.<br />
• Kıyı bölgeler hariç (deniz etkisine açık yöreler) ceviz yetişen bütün bölgelerde yetiştirilir. Nisan ayının başında yapraklanır.<br />
• Geç donların görülmediği yerlerde yetiştirilmesi tavsiye edilir.<br />
• Kuru ve taze ceviz olarak tüketilmeye elverişlidir.<br />
• Yalova-4, Kaplan-86 ve Şebin çeşitleriyle tozlanır.<br />
• Eylül ayının ortalarında hasat edilir.<br />
<br />
<strong>YALOVA-3:</strong><br />
• Dik, yayvan dallı olup, orta kuvvetli bir taç gelişimi gösterir.<br />
• Salkımda meyveler 2-3`lü oluşur.<br />
• İnce kabuklu ve ovalimsi bir meyve şekline sahiptir.<br />
• Meyve ağırlığı 13 g, iç randımanı yüzde 53`dür.<br />
• Yağ oranı yüzde 69, protein oranı yüzde 21 olup, kuru ceviz olarak tüketilmeye elverişlidir. Kabuktan ayrılması kolaydır.<br />
• Ceviz yetişen tüm bölgelerde yetiştirilebilir. Yalova-1, Bilecik ve Tokat-1 (60 TU-1) çeşitleriyle tozlanır.<br />
• Eylül ayı sonlarında hasat edilir.</p>

<p><br />
<strong>YALOVA-4:</strong><br />
• Yayvan, dik dallı ağacı orta kuvvette gelişme gösterir.<br />
• Ceviz yetişen tüm bölgelerde yetişebilir.<br />
• Erken çiçeklenir. Geç donların görülmediği yerlerde yetiştirilmesi tavsiye edilir.<br />
• Meyveler 2-5`li oluşur.<br />
• Meyve içi dolgun olup kabuktan kolay ayrılır.<br />
• Dane ağırlığı 13 g, iç oranı yüzde 52, yağ oranı yüzde 69, protein oranı yüzde 17`dir.<br />
• Kuru ceviz olarak tüketilmeye elverişlidir.<br />
• Yalova- 1 ve Kaplan-86 çeşitleriyle tozlanır.<br />
• Eylül ayı sonlarında hasat edilir.<br />
<br />
<strong>BİLECİK:</strong><br />
• Dik, yayvan ve kuvvetli bir taç gelişmesi gösterir.<br />
• Kıyı bölgeler hariç, tüm bölgelerde yetiştirilir.<br />
• Özellikle geç donların görüldüğü yörelere tavsiye edilir.<br />
• Meyve salkımı 2-3`lü yapıdadır.<br />
• Yüzde 30 yan dallarda meyve yapar.<br />
• İnce kabuklu, içi dolgun olup kabuktan kolay ayrılır.<br />
• Dane ağırlığı 13 g, iç oranı yüzde 53, yağ oranı yüzde 68 ve protein oranı yüzde 18`dir. Kuru ceviz olarak tüketilmeye elverişlidir.<br />
• Şebin, Yalova-3 ve Yavuz-1 (KR-2) çeşitleriyle tozlanır.<br />
• Eylül ayı sonlarında hasat edilir.<br />
<br />
<strong>ŞEBİN:</strong><br />
• Sık dallı, yayvan bir taç gelişmesi gösterir.<br />
• Kıyı bölgeleri hariç, ceviz yetişen tüm yörelerde yetişir. Özellikle geç donların görüldüğü yerlere tavsiye edilir.<br />
• Çok verimli, meyve salkımı 2-4`lü dür.<br />
• Oval bir meyve yapısına sahiptir. İnce kabuklu, kabuktan kolay ayrılır.<br />
• İçi dolgun, dane ağırlığı 12 g, iç oranı yüzde 63, yağ oranı yüzde 67, protein oranı yüzde 17 olup, çiçekleri erkek ve dişi çiçekler eş zamanlı açılır (homogenous), kendine verimlidir.<br />
• Bilecik ve Yavuz-1 (KR-2) çeşitleri ile tozlanır.<br />
• Eylül ayı sonlarında hasat edilir.</p>

<p><br />
<strong>GÜLTEKİN-1 (KR-1):</strong><br />
• Dik, kuvvetli bir taç gelişmesi gösterir.<br />
• Ceviz yetişen tüm bölgelerde yetişir.<br />
• İyi kaliteli ve albenisi olan meyvelere sahiptir.<br />
• Kabuktan kolay ayrılır.<br />
• Geç donların görüldüğü yerlerde yetiştirilmesi tavsiye edilir.<br />
• Meyve salkımı 1-2`li olur.<br />
• Dane ağırlığı 17 g, iç oranı yüzde 40, içi dolgun, açık beyaz renkli olup, taze ve kuru olarak tüketilmeye elverişlidir.<br />
• Şebin ve Bilecik çeşitleriyle tozlanır.<br />
• Eylül ayının ortalarında hasat edilir.<br />
<br />
<br />
<strong>YAVUZ 1 (KR 2):</strong><br />
• Yaygın, dik formlu bir taç gelişmesi gösterir.<br />
• Ceviz yetişen tüm bölgelerde yetişir.<br />
• Özellikle geç donların görüldüğü yerlerde yetiştirilmesi tavsiye edilir.<br />
• Meyvesi oval şekilli olup, kabuktan çok kolay ayrılır.<br />
• Dane ağırlığı 17.4 g, iç oranı yüzde 56, içi dolgun, beyaz renklidir.<br />
• Kuru ve taze ceviz olarak tüketilmeye elverişlidir.<br />
• Eylül ayı sonlarına doğru hasat edilir.<br />
• Tozlayıcısı Şebin, Yalova-3 ve Bilecik çeşitleridir.<br />
<br />
<strong>KAPLAN-86:</strong><br />
• Dik, yayvan bir taç gelişmesi gösterir.<br />
• Ceviz yetişen tüm bölgelerde yetişir. Özellikle kıyı bölgelerde yetiştirilmesi tavsiye edilir. Meyve salkımı 2-3`lü olur.<br />
• Meyveleri elips şeklinde olup, kabuktan kolay ayrılır.<br />
• Taze ceviz olarak tüketilmeye elverişlidir.<br />
• Normal cevizlerden daha büyük meyveli olması dikkat çekicidir.<br />
• Dane ağırlığı 24 g, iç oranı yüzde 40, protein oranı yüzde 16, yağ oranı yüzde 68`dir.<br />
• Bir yıl çok, bir yıl az meyve verir.<br />
• İçi orta dolgunlukta olup, Yalova-1 , Yalova-3 ve Şebin çeşitleriyle döllenir.<br />
• 15 Ağustos dan itibaren hasat edilir.<br />
<br />
<strong>ŞEN-2 (24-KE-24):</strong><br />
• Dik, yayvan, kuvvetli bir taç gelişmesi gösterir.<br />
• Kıyı bölgeler hariç tüm bölgelerde yetiştirilir.<br />
• Özellikle geç donların görüldüğü yerlerde yetiştirilmesi tavsiye edilir.<br />
• 2-3`lü meyve yapar.<br />
• Kaliteli, verimli, içi dolgun, kabuktan kolay ayrılır.<br />
• Çiçekler kendine verimli (homogeneus)'dir.<br />
• Meyve şekli yuvarlak, dane ağırlığı 17 g, iç oranı yüzde 54<br />
• İçi dolgun olup, kabuktan kolay ayrılır.<br />
• Protein oranı yüzde 18, yağ oranı yüzde 74`dür.<br />
• Kuru ceviz olarak tüketilir.<br />
• Şebin, Yalova-1 ve Yavuz-1 (KR-2) ile tozlanır.<br />
• Eylül ayı sonlarına doğru hasat edilir.<br />
<br />
<strong>TOKAT 1 (60 TU-1):</strong><br />
• Dik, yayvan bir taç gelişmesi gösterir.<br />
• Ceviz yetişen tüm bölgelerde yetişir.<br />
• Çok ince kabuklu, içi dolgun, beyaz renklidir.<br />
• Kabuktan kolay ayrılır.<br />
• Meyve şekli yuvarlak olup tane ağırlığı 12 g, iç oranı yüzde 63, protein oranı yüzde 23, yağ oranı yüzde 71`dir.<br />
• Taze ve kuru ceviz olarak tüketilmeye elverişlidir.<br />
• Yalova-1, Yalova-3 ve Şebin çeşitleriyle tozlanır.<br />
• Eylül ayının ortalarında hasat edilir.</p>

<p><strong>CEVİZİN FAYDALARI</strong></p>

<p>1. Cevizdeki yüksek orandaki omega-3 yağ asitleri kalp hastalıklarını, inmeyi, diyabeti, yüksek kan basıncını ve klinik depresyonu azaltıyor. Ceviz tüketimi kandaki kolesterol seviyesini düşürüyor, kalp atışlarında düzensizliği önlüyor.<br />
<br />
2. Ceviz kanserden korunma sağlıyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor.<br />
<br />
3. Ceviz, damarlarda daha az pıhtılaşma özelliği olan kan tipinin üretimine ve iyi kolesterol oranının kötü kolesterol oranına göre artmasına yardım ediyor.<br />
<br />
4. Cevizdeki L-Arginin kan damarlarının iç tarafının pürüzsüz ve düzgün olmasını sağlayarak kan-damar sisteminin rahatlamasını sağlıyor. Cevizdeki yağ asitlerinin kalp hastalıklarını önleme etkileri var.<br />
<br />
5. Ceviz, kavrama ve anlamayı geliştiriyor. Asya`da ceviz hala beyin gıdası olarak kabul ediliyor, bu ülkelerde öğrenciler, sınavlardan önce ceviz yiyerek notlarını yükseltebileceklerine inanıyor.<br />
<br />
6. Omega-3 yağ oranı düşük çocuklarda daha yüksek hiperaktif olma özelliği, daha fazla öğrenim ve davranış bozuklukları, daha fazla huysuzluk ve uyku düzensizlikleri gözlemleniyor. Ceviz, bu sorunları önleyen omega-3 bakımından çok zengin.<br />
<br />
7. Safra taşı oluşumunun önüne geçiyor.<br />
<br />
8. Cevizdeki melatonin, beyin bezesi tarafından salgılanan melatoninin insan vücudunun kullanıma hazır formunu içeriyor. Melatonin, gece çalışan, zaman farkından uyku düzensizliği çeken kişilerde uyuma rahatsızlıklarını ortadan kaldırabiliyor.<br />
<br />
9. Cevizin, antioksidan özelliği dolayısıyla kardiyovasküler ve sinir sistemine zarar veren parkinson ve alzheimer gibi hastalıkların gelişimini erteleyebiliyor. Ceviz, manganez ve bakır içeriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RİZEDEYİZ EDİTÖRÜ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize'de Yetişenler</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/ceviz</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Feb 2012 20:17:00 +0200</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2024/04/c-e-v-i-z.jpg" type="image/jpeg" length="88462"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Pazı]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/pazi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/pazi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rize'nin verimli topraklarında yetişen sebzelerden biri de pazıdır. Pazının güzelliği gibi faydaları da sizi her yönden etkiler.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ekonomik Önemi, Anavatanı ve Yayılma Alanları</strong><br />
Pazı ülkemizde Ege-Marmara ve Akdeniz bölgelerinde yetiştirilerek tüketilen bir sebzedir. Şekerpancarı üretilen bölgelerimizde şekerpancarının çapa ve seyreltme dönemindeki genç bitkileri ve daha sonrada genç yaprakları pazının değerlendirildiği gibi kullanıldığından bu bölgelerde pazı üretim alışkanlığı yoktur. Ekonomik bakımdan önemli bir sebze değildir. Toplam üretiminin 8500 ton civarında olduğu belirlenmiştir.</p>

<p>Anavatanı Akdeniz ülkeleri olup dünyaya buradan yayılmıştır. Kırmızı pancara göre soğuklara daha dayanıklı bir bitki olması nedeniyle daha kuzey bölgelerde de yayılmıştır. Kar örtüsü altında kışı geçirebilen bir bitkidir. Romalılar ve Yunanlılar dönemlerinde üretilerek tüketildiği bilinmektedir.</p>

<p><strong>Kök</strong><br />
Pazının kök yapısı pancarınkine çok benzer. Bitki bazen 100-120 cm derine ulaşabilen kazık kök yapar. Kazık kök yaprakların çıkış noktasına yaklaştıkça etli ve kalın bir yapı alır. Pazı da köklerin pancar köklerinden farklı olarak dallandığını görürüz. Pazı bu kök yapısı nedeniyle susuzluğa karşı dayanıklılık gösterir. Pazının kökleri pembe veya beyaz renkli olabilir. Bu bir çeşit özelliğidir.</p>

<p><strong>Gövde</strong><br />
Pazının gövdesi pancarda da olduğu gibi rozet şeklindedir ve 100-120 cm kadar çiçek sürgünü yapar. Sürgün üzerinde aşağıdan yukarı gidildikçe küçülen yapraklar meydana gelir. Sürgün parlak yapıda ve içi soludur. Başlangıçta yumuşak yapıda olan sürgün daha sonra sertleşir ve tohumların olgunlaşma döneminde sertlik iyice artar ve daha sonra, kırılgan hale gelir. Çiçek sürgünü üzerinde kısa saplı ve yumak halinde çiçekler yer alır, üstünde meydana gelen meyveleri taşıyamaz ve zamanla yere yatar.</p>

<p><strong>Yaprak</strong><br />
Pazı hemen toprak yüzeyinde bir rozet oluşturarak yapraklarını buradan meydana getirir. En dıştaki yaprak en yaşlı yapraktır. Bitki birinci yılda sürekli olarak yaprak meydana getirir. Yapraklar uzun kuvvetli bir sapla gövdeye bağlıdır. Yaprak sapı boyuna çizgili ve etli yapıdadır. Yapraklar sapları ve ayaları ile birlikte 40-70 cm kadar boylanır. Yaprak ayaları oldukça geniş ve etlidir. Yaprak ayaları düz olabildiği gibi kabarcıklı yapıda da olabilir. Yaprakların yapısı pancara çok benzer, sadece ölçüler farklıdır. Pazılar yaprak ayaları ıspanak gibi değerlendirilenler bir de yaprak sapları kuşkonmaz gibi değerlendirilenler olmak üzere iki gruba ayrılırlar. Ancak iki şekilde de değerlendirilen çeşitlerde vardır. Yapraklarda damarlar belirgindir. Yaprak ve yaprak sapının rengi çeşitlere göre farklılık gösterir. Yeşil yapraklı çeşitlerde yapraklar saplara göre daha koyu renklidir. Menekşe rengi yaprak meydana getiren çeşitlerde ise yaprak sapları ve damarlar ayaya gör daha koyu renkli olup antosyan birikimi daha fazladır.<strong><img alt="" src="/upload/image/Yetisenler/pazi-1.jpg" /></strong></p>

<p>Dallanmış çiçek sürgünü üzerinde birkaç tanesi bir araya gelip yumak oluşturan çiçekler pancar çiçeklerine çok benzer. Çiçekleri beşli yapıda olup, beş adet çanak yaprak, beş adet az gelişmiş taç yaprak, beş adet anter taşırlar. Dişi organ ise bir adettir, ender olarak bu dişi organlarda sitil 2-3 parçalı olabilir.<br />
<br />
<strong>Tohum ve çimlenme özellikleri</strong><br />
Çanak yapraklar döllenmeden sonra gelişerek yalancı meyve oluşturur ve bir yumak görünümü kazanırlar aslında bu yumak içinde birkaç adet tohum bulunur. Bu yumakların pancarda olduğu gibi kırılarak monogerm hale getirilmesi gerekir. Parlak kahverengi renkte olan tohumlar basık böbrek şeklindedir. Yumak halinde iken 100 adedi 1.5-2 gr gelir. Ekimden itibaren 14-16 günde tohumlar çimlenmelerini tamamlarlar ve çimlenmelerini 5-6 yıl muhafaza ederler.</p>

<p><strong>İklim isteği</strong><br />
Pazı iklim istekleri bakımından kırmızı pancarla büyük benzerlik gösterir. Kuvvetli kök sitemi sebebiyle kuraklığa dayanabilir. Ancak bitkinin çimlenmeden itibaren kuraklığa alışması gerekir. Başlangıçta gelişmesi için yeterli su bulan bitki kök sitemini daha az geliştirir. Aniden ortaya çıkacak bir kuraklıkta zarar görür. Sıcaklığa toleransı çok iyidir. Kuzey Afrika'dan Kuzey Avrupa'ya kadar geniş bir kuşakta başarıyla yetiştirilir. Yapraklarından kolayca su alabilir, yağmurlama sulamayı ve gece çiğlerini çok iyi değerlendirir. Nemin yüksek olduğu dönemlerde yaprak gelişmesi daha iyi olur ve verim artar.</p>

<p><strong>Toprak isteği</strong><br />
Pazı toprak istekleri bakımından seçici bir bitki değildir. Her toprakta yetişir. Önemli olan toprakta yeterli besin maddesi ve rutubetin bulunmasıdır. Başarılı bir üretim için derin bünyeli humusça zengin, killi topraklar tercih edilmelidir. İyi bir bitki gelişmesi için gerekli toprak pH'sı 6.5-7 olmalıdır. Kaymak bağlayan yapıdaki topraklarda ekim sonrası meydana gelecek yağış başarıyı engeller. Bitki humuslu toprakları seversede taze çiftlik gübresinden hoşlanmaz. Ön bitki olarak lahana grubu sebzeleri, domates ve tahıl tercih edilmelidir. Pazı için baklagiller, salata ve marul da iyi bir ön bitkidir.</p>

<p><strong>Toprak hazırlığı, ekim ve dikim</strong><br />
Pazıda toprak hazırlığı pancardaki gibi yapılır. Toprak sonbaharda derin şekilde sürülür, sonbahar ekimi yapılacaksa organik gübreleme uygulanmaz. Ekim ilkbaharda yapılacaksa sonbahardaki sürüm öncesinde toprağa verilecek olan 3-4 ton/dekar organik gübre sürümle toprağa karıştırılır. Ekim Ege bölgesinde olduğu gibi yazın veya yaz sonunda yapılacaksa sürümden öce dekara 12 kg N, 10 kg P2O5 ve 15-20 kg K2O verilerek toprağın 15 cm derinliğe kazayakları ile karıştırılır. Daha sonra tarla ekime hazırlanır. Pazı tohumunun düzenli çimlenmesi ekim öncesinde yapılan toprak hazırlığı ile yakından ilgili olup toprak hazırlığı özen ister.<br />
<br />
Pası geniş alanlarda yetiştirilecekse ekim mibzerle, daha küçük alanlarda ve tavalarda yetiştirilecekse serpme olarak yapılır. Her iki yetiştirme şeklinde de toprağın tohumla temasın iyi olabilmesi için iyi işlenmiş ve inceltilmiş olması gerekir. İşleme esnasında toprak tavının muhafaza edilmesi büyük önem taşır. Ekimin yağışlı periyodda yapılması özellikle kaymak bağlayan topraklarda büyük sorun yaratır.</p>

<p>Gübreleme ve toprak işlemesi tamamlandıktan sonra, tavalarda yetiştirme yapılacaksa, 120-130 cm genişliğinde arazi eğitimi dikkate alınarak yeterli boylarda tavalar yapılır. Bu tavalara serpme yöntemi ile tohum ekildikten sonra 1-1.5 cm kalınlığında kapak atılarak baskı tahtaları ile iyice bastırıldıktan sonra sulanır. Burada kullanılan kapak baskı tahtaları ile iyice bastırıldıktan sonra sulanır. Burada kullanılan kapak içindeki organik madde, hem kapağın su tutma kapasitesini arttırır, hemde toprağın kaymak bağlamasını önler ve düzenli bir çimlenme meydana gelmesini sağlar.<br />
<br />
Çok sayıda tavada yetiştirme yapılacaksa tavalarda sırtların geleceği yerler ekim yapılmadan boş bırakılır, tarlanın diğer kısımları mibzerle ekilir. Tavaların sırtları daha sonra makine ile oluşturulur. Mibzerle ekim daima serpme ekime göre avantajlıdır. Özellikle ekim yeknesak olur, harç veya kapak ihtiyacı duyulmaz, maliyet de önemli ölçüde azalır. Ancak sıcak bölgelerde ve küçük aile işletmelerinin tamamında ekim el ile serpme olarak tavalara yapılır. Ülkemizde pazının yetiştirilmiş olduğu bölgelerde üretimin hemen tamamı küçük aile işletmelerinde ve tavalarda gerçekleştirilmektedir.</p>

<p>İster tavalara serpme olarak, ister mibzer kullanılarak düz tarlaya ekim yapalım her ikisinde de monogram hale getirilmiş tohum kullanılmalıdır. Toprak tavına dikkat edilerek tohumun toprakla sıkı sıkıya temasını sağlayacak şekilde tohum ekiminden sonra bastırma işlemine özen gösterilir. Bu hususlar kırmızı pancarda olduğu gibi pazı yetiştiriciliğin de de ekonomik ve başarılı üretimi etkileyen en önemli etkenlerdir.</p>

<p>Pazılarda sıra arası mesafesi çeşidin habitusuna bağlı olarak 30-50 cm arasında değişir. Sıra üzeri mesafeleri ise çeşit özelliğine bağlı olarak 20-25 cm arasında seyreltme yapılarak ayarlanmalıdır. Yetiştirme şekline, hasadırn erken veya geç yapılmasına ve çeşit özelliğine bağlı olarak bir dekar alan için kullanılan tohum miktarı (bitki sıklığına bağlı olarak) 1kg ile 2.5 kg arasında değişir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Pazıda seyretme çok gecikmeden, bitki iki hakiki yaprak çıkardığında yapılmalıdır. Bu seyreltme işlemi 2. Çapalama sırasında yapılır. Bitkiler 10-15 cm yaprak boyu kazandıklarında salma sulama yapılacaksa sulamanın kolayca yapılabilmesi için sıra aralarından küçük domuz burnuu geçirilir. Ancak bitkinin yapraklarının kökleri ile birleştiği rozet kısmına çok fazla toprak yığılmamasına özen gösterilmelidir. Fazla toprak yığılması sulamalardan sonra yaprak saplarına çürümelere yol açar. Pazıda sulamanın yağmurlama sulama şeklinde yapılması yetiştirmenin daha başarılı olmasını, özellikle yaprakların iyi gelişerek gevrek bir yapı kazanmasını saplar ve kaliteyi arttırır.</p>

<p><strong>Tarımsal Savaşım</strong><br />
Pazılarda en büyük zararı bitkilerin çimlenmelerinden hemen sonra görülenkök yanıklığı hastalığı yapar. Etmeni Pythium debaryanum Hesse, olup özellikle çok yağış alan yörelerde atkili olur. K ve P eksikliği durumunda hastalık daha çok yağış alan yörelerde etkili olur. Tohum ilaçlaması, toprağın çapalama suretiyle havalandırılması ve iyi bir münavebe ile önüne geçilir. Ayrıca pazılarda yaprak lekesi hastalığı da zarar yapar Etmeni Cercospora beticola Sacc. Olup mücedelesi yapraklara bakırlı preperatlardan birisini uygulamanması ile olur, ancak uygulamayı hasattan en az bir ay önce yapmalıdır.</p>

<p>Pazarlarda yalancı mildiyö de önemli zarar yapar. Bununla mücadele de bakırlı bir preperatla yapılır. Etmeni Peronospora schachtii Fuckel dir.</p>

<p>Pazıların en büyük zararlıları yaprak pireleri ile yaprak bitleridir. Pireler yaprakları delerek yaprakları delerek yaprakları satılamayacak duruma getirirler. Yaprak bitleri ise yaprakların kıvrılmasına ve gelişmemesine sebep olur. Her iki zararlı ile mücadelenin zamanında yapılması gerekir. Gecikmiş mücadelenin hiçbir değeri yoktur. Bu zararlılara karşı kültürel tedbirlerde önem taşır.</p>

<p>Gerek pancar gerek pazı K eksikliği durumunda iyi gelişemez bu nedenle topraktaki K miktarı yetiştirmeden evvel mutlaka kontrol edilmelidir. K eksikliği olan parsellerde yaprak bitleri daha çabuk yayılır ve önemli zararlara yol açar.</p>

<p><strong>Olgunluk, Hasat ve Depolama</strong><br />
Pazılarda hasat, bitkiler 20 cm boy aldıktan sonra başlayarak (ekim tarihinden 2 ay sonra) bir bazen üç ay devam eder. Yetiştirme şartları uygun olduğu sürece bitki yeni yapraklar meydana getirerek gelişmesine devam eder ve hasat sürdürülür.</p>

<p>Yapraklar sapları ile birlikte toprak üstünden kesilir ve demetler haline getirilerek pazarlanırlar. Demetler 0.5-1 kg olabilir. Hasat edilen pazıların üst üste yığılı kalması kızışmalara neden olur. Bu konuda dikkatli olmak gerekir. Pazı yaprakları kolayca su kaybederek pörsürler, bu nedenle düzenli olarak nemlendirilmesi ve paarlanabilecek kadar hasat yapılması önem taşır. Depolanması ekonomik önem taşımaz.</p>

<p><strong>Verim</strong><br />
Yapraklar küçükken yapılan hasatlar verimi önemli ölçüde düşürür. Bitki sıklığı, çeşit ve hasadın erken veya geç yapılmasına göre dekardan 2-3 ton arasında verim alınır. Düznli bir hasat durumunda bu değer 4-5 tona kadar yükselir.</p>

<p><strong>Tohum Üretimi</strong><br />
Tohum üretimi amacıyla yapılan üretimde pancar da olduğu gibi, meyvelerin gelişme dönemlerinde çiçek sürgününün oluşan yükü taşıyamaması nedeniyle bitkilerin birbirine dayanarak ayakta durmalarını sağlayacak şekilde 40x40 – 40x50 –50x50 cm aralıklarla yetiştirilmesi önem taşır. Tohumlar kuruyunca kolayca döküldükleri için, dökülme başlamadan önce sürgün toprak seviyesinden kesilerek gölge ve havadar bir yerde kurumaya bırakılır. Havalandırmanın iyi olmaması durumunda henüz yaş olan meyveler kolayca fermante olarak kızışır ve tohumlar kullanılamaz hale gelir. Bu nedenle dikkatli olmak gerekir. Kuruyan gövde ve meyveler harmanlanarak tohumları içinde bulundukları yumaklar (yalancı meyveler) elde edilir.</p>

<p>Bu yumakların daha sonra kırılarak monogerm hale getirilmesi, ekim kolaylığı için üzerlerinin kaplanması suretiyle tablet tohum haline getirilmesi gereklidir. Dekardan 300-500 kg kadar tohum yumağı elde edilir.</p>

<p><img alt="" src="/upload/image/Yetisenler/pazi-3.jpg" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RİZEDEYİZ EDİTÖRÜ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize'de Yetişenler</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/pazi</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Feb 2012 20:16:00 +0200</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2024/04/pazi.jpg" type="image/jpeg" length="65249"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
