<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Rizedeyiz: Rize Haber, Rize Haberleri</title>
    <link>https://www.rizedeyiz.com</link>
    <description>2005'ten bu yana doğru, güvenilir ve tarafız haberin adresi RİZEDEYİZ.com!

Rize, Rize Haberleri, Rize'den haberler, son dakika</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.rizedeyiz.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2005. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 15 Aug 2026 17:38:43 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Milyonda Bir Görülen Doğum Olayı Rizeli Çiftin Başına Geldi]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/milyonda-bir-gorulen-dogum-olayi-rizeli-ciftin-basina-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/milyonda-bir-gorulen-dogum-olayi-rizeli-ciftin-basina-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rize'de yaşayan 28 yaşındaki Serenay Atagün'ün iki ayrı rahminde aynı anda gebelik oluştu. Dünyada bir milyon doğumda bir görülen ve tüp bebek tedavisiyle gerçekleşen gebelikler içerisinde dünyadaki üçüncü vaka olduğu belirtilen olayda, 33. haftada Trabzon'da sezaryenle dünyaya gelen Nil ve Ada bebekler, yoğun bakım sürecinin ardından anneleriyle buluştu. İkizler sağlıklı şekilde hastaneden taburcu oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Rize'de yaşayan 28 yaşındaki Serenay Atagün'ün iki ayrı rahminde aynı anda gebelik oluştu. Dünyada bir milyon doğumda bir görülen ve tüp bebek tedavisiyle gerçekleşen gebelikler içerisinde dünyadaki üçüncü vaka olduğu belirtilen olayda, 33. haftada Trabzon'da sezaryenle dünyaya gelen Nil ve Ada bebekler, yoğun bakım sürecinin ardından anneleriyle buluştu. İkizler sağlıklı şekilde hastaneden taburcu oldu.</p>

<p><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/uploads/2026/08/a-w767845-07.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p>Çift rahmi olan bir kadının her iki rahminde de aynı anda gebelik oluşması tıp çevrelerinde milyonda bir ihtimal olarak değerlendiriliyor. Tıpta 'dikaviter ikiz gebelik' (iki ayrı boşluklu ikiz gebelik) olarak adlandırılan bu durum, dünya genelinde çok nadir bildirilen sıra dışı bir olay olarak bilinse de, bu doğum olayı Trabzon'da gerçek oldu.</p>

<p>Rize'de yaşayan Serenay Atagün (28) ile Selçuk Atagün (32) çiftinin 6 yıllık çocuk sahibi olma mücadelesi, tıp dünyasında son derece nadir görülen bir gebelikle mutlu sona ulaştı. Çift rahimli olduğu belirlenen Serenay Atagün, daha önce 3 kez tüp bebek tedavisi gördü ancak gebelikler düşükle sonuçlandı. Bunun üzerine Trabzon'daki Medical Park Karadeniz Hastanesi Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Ufuk Yılmaz tarafından farklı bir tedavi yöntemi uygulandı. İki ayrı rahmi bulunan anne adayının her bir rahmine birer embriyo transfer edildi. Her iki embriyonun da tutunmasıyla iki ayrı rahim boşluğunda eş zamanlı gebelik oluştu.</p>

<p><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/uploads/2026/08/a-w767845-02.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p><strong>Milyonda bir görülen gebelikte dünyada üçüncü tüp bebek vakası</strong></p>

<p>Medical Park Karadeniz Hastanesi Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Ufuk Yılmaz, yaşanan olayın dünyada son derece nadir görüldüğünü belirterek, bunun tüp bebek tedavisiyle gerçekleşen gebelikler içerisinde dünyadaki üçüncü vaka olduğunu söyledi.</p>

<p>Op. Dr. Yılmaz, 'Bugün mutlu ve çok gururlu bir gün. Çünkü dünyada bir milyon doğumda bir görülen ve ayrıca tüp bebek tedavisiyle bu şekilde oluşan gebelikler içerisinde de dünyada üçüncü vaka. Bunun da haklı gururunu yaşıyoruz. Çünkü bu vakaların ikisi Türkiye'de biri ise Çin'de. Hastamızda Uterus Didelfis (Çift Rahim) dediğimiz bir rahim anomalisi var. Bu yaklaşık dünyada binde üç görülen bir anomali. Bu hastalar kendiliğinden de gebe kalabilir fakat bizim hastamızın başka problemleri olduğu için de tüp bebek tedavisiyle gebeliği oluşturduk. Hastamızın toplamda dördüncü tüp bebek denemesi. İkisi başka merkezde bir tanesi bizim merkezimizde gerçekleşmişti fakat düşükle sonuçlanmıştı. Bunun üzerine hastada farklı bir tedavi yapma tercihine gittik. İki rahmi olan bu hastamızın her bir rahmine birer embriyo transferi yaptık. Her iki rahimde de birer tane gebelik oluştu. Dikaviter ikiz gebelik (iki ayrı boşluklu ikiz gebelik) olarak adlandırdığımız bir gebelik takip etmek durumunda kaldık' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>İki ayrı rahimden iki bebek çıkartıldı</strong></p>

<p>Gebeliğin yüksek risk taşıması nedeniyle anne yakından takip edilirken, beklenen erken doğum eylemi 33. haftada başladı. Anne sezaryene alınarak iki ayrı rahim boşluğundan birer bebek dünyaya getirildi. Erken doğan bebekler yoğun bakım ünitesine teslim edildi.</p>

<p>Op. Dr. Yılmaz, 'Bu tarz rahim anomalisi olan hastalarımızın rahimleri iki adet yarım olarak adlandırdığımız için çapları küçük. İçlerinde gebeliğin gelişmesi, düşük yapmaması, erken doğurması, gebelik sırasında başka problemlerin oluşma durumu her zaman daha fazla bu hastalarda. Dolayısıyla bu hastalarımızın çocuk dünyaya getirmesi ve takiplerinin yapılabilmesi oldukça multidisiplinel bir yaklaşım gerektiriyor. Biz de hastamızı yakından takip ettik, kendisi de sağolsun takibini hiç aksatmadı, şehir dışından gelen bir hasta olmasına rağmen. 33. haftada da beklediğimiz üzere bir erken doğum eylemi başladı. Biz de sezaryen ile her iki kaviteden birer tane bebek doğurtarak erken doğdukları için yoğun bakıma teslim ettik. Bugün de ailemiz yoğun bakımdan her iki bebeğini yoğun bakımdan teslim aldı. Hastamızın erken doğum yapma ihtimaline karşın bebeklerin akciğer matürasyonu erken gelişsin diye çeşitli ilaç tedbirleri aldık. Bu sayede bebekler erken doğmasına rağmen daha sağlıklı bir gebelik oluşmuş oldu' ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>'İki ayrı rahimden iki bebek çıkartmak benim için de ilk oldu'</strong></p>

<p>Yaşanan vakanın kendisi açısından da ilk olduğunu belirten Op. Dr. Yılmaz, operasyonun başarılı şekilde tamamlanmasından duyduğu mutluluğu dile getirdi.</p>

<p>Yılmaz, 'Bu şekilde başarıya ulaşmış olan dünyadaki üçüncü tüp bebek vakası, toplamda ise zaten bunun gibi 20-25 adet toplam vaka olduğu belirtilmiş dünyada. Benim açımdan ilk olduğu için ameliyatta iki ayrı rahimden iki bebek çıkartmak hem ilginç oldu hem de bizi fazlasıyla mutlu etti. Çünkü son derece başarılı bir ameliyat geçirdik. Hastamızı hem tüp bebek gerektirdiği için gebe kalıp çocuk doğurması hem de bu rahim anomalisine bağlı olarak bu çocukları dünyaya getirmesi zaten bizim için ayrı bir gurur kaynağı' diye konuştu.</p>

<p>6 yıllık çocuk sahibi olma mücadelesinin ardından iki bebeğine birden kavuşan anne Serenay Atagün, tedavi sürecinde doktoruna duyduğu güvenin kendisi için önemli olduğunu söyledi.</p>

<p><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/uploads/2026/08/a-w767845-08.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p>Atagün, 'Bu tedaviyi Ufuk Hoca bize sordu, biz de iki tane olsun ikiz olsun istedik. Mutluyuz, istedik oldu, çok şükür. Öncesinde üç kez denediğimiz için bu süreç de çok korkulu geçti olacak mı olmayacak mı diye. Ama Ufuk Hoca'ya her zaman güvendim. İyi ki de güvenmişim diyorum. İki gebeliğin tutması beni çok mutlu etti. Aynı zamanda da beni şaşırttı. Belki biri tutar diğeri olmayabilir dedim, o açıdan da korkumuz vardı. Her zaman umudunu kaybetmiş kadınlar için inşallah bu durum herkese bir yol gösterici olur. Hiçbir zaman umutlarını kaybetmesinler. Bu yolda en büyük destekçim eşimdi ve sonrasında Ufuk Hoca' dedi.</p>

<p><strong>'33. haftada doğdukları için çok korkuyordum'</strong></p>

<p>Bebeklerinin 33. haftada dünyaya gelmesi nedeniyle yoğun bakım sürecinden endişe duyduğunu anlatan Atagün, doğum sonrası yaşadığı mutluluğu dile getirdi.</p>

<p>Atagün, '33.haftada doğdukları için çok korkuyordum. Yoğun bakım süreci olacağını biliyordum. Seslerini ilk duyduğumda çok mutlu oldum. Dedim ki iyiler ve bir sıkıntı yok. Bugün kavuştuk çok şükür. Anne olmak isteyenler için de öncelikle seçeceğiniz doktorunuz çok önemli. Ama hepsinden önce inançlarını kaybetmesinler. Biz 6. yılımızda kucağımıza aldık bebeklerimizi. Kimse umudunu kaybetmesin. Herkes kendisine ve doktoruna güvensin. Her şey olacağına varır' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Ailenin iki kız bebeklerine Nil ve Ada isimlerini verdiği öğrenildi.</p>

<p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="695" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/RuFJ_2K2GYs" title="1 MİLYONDA BİR GÖRÜLEN DOĞUM OLAYI RİZELİ ÇİFTİN BAŞINA GELDİ" width="391"></iframe></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize, Sağlık</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/milyonda-bir-gorulen-dogum-olayi-rizeli-ciftin-basina-geldi</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 10:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2026/08/bakan-uraloglu-camlihemsin-tunel-gecisi-pazartesi-gunu-hizmete-acilacak-4.png" type="image/jpeg" length="25665"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Taraması Gizli Kalp Hastalıklarını Erkenden Yakalıyor]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/saglik-taramasi-gizli-kalp-hastaliklarini-erkenden-yakaliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/saglik-taramasi-gizli-kalp-hastaliklarini-erkenden-yakaliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Murat Küsdül, belirti vermeden ilerleyen kalp ve damar rahatsızlıklarında erken tanının hayat kurtardığına dikkat çekerek, düzenli sağlık taraması taramalarının çok önemli olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Murat Küsdül, belirti vermeden ilerleyen kalp ve damar rahatsızlıklarında erken tanının hayat kurtardığına dikkat çekerek, düzenli sağlık taraması taramalarının çok önemli olduğunu söyledi.</p>

<p>Kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölümler, dünyada ve Türkiye'de ölüm nedenleri arasında başı çekiyor. Pek çok kişi bu hastalıkların farkında olmadan yaşamını sürdürürken özellikle yaz ayları ve aşırı sıcaklıklarda kalp ve damar hastalıklarının görülme oranı sıklaşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Medicana International Samsun Hastanesi Doktorlarından Opr. Dr. Murat Küsdül, vatandaşları düzenli sağlık taraması yaptırmaya davet ederek, 'Kalp ve damar rahatsızlıkları çoğunlukla 'sessiz' bir seyir izler. Göğüs ağrısı, nefes darlığı, çabuk yorulma veya çarpıntı gibi belirtiler ortaya çıktığında hastalık genellikle ilerlemiş bir evrede olabiliyor. Bu nedenle hiçbir şikâyeti olmasa bile bireylerin yaş, aile öyküsü ve yaşam alışkanlıklarına göre düzenli sağlık taraması yaptırması hayati önem taşıyor' dedi.</p>

<p>Sağlık taramalarının mevcut hastalıkları tespit etmekle kalmayıp gelecekte oluşabilecek riskleri de öngörmeyi sağladığını vurgulayan Opr. Dr. Küsdül, 'Ayrıntılı kan tetkikleri, elektrokardiyografi (EKG), ekokardiyografi ve efor testi gibi temel incelemeler sayesinde damar sertleşmesi, yüksek tansiyon, ritim bozuklukları veya gizli damar tıkanıklıkları erken aşamada saptanabiliyor. Erken tanı sayesinde hastalık henüz ilerlemeden yaşam tarzı düzenlemeleri ve medikal tedavilerle kontrol altına alınabilirken, geç kalınmış vakalarda cerrahi müdahaleler gerekebiliyor' diye konuştu.</p>

<p>Opr. Dr. Küsdül, ailesinde kalp hastalığı öyküsü bulunanlar, sigara kullananlar, diyabet ve yüksek tansiyon hastalarının daha yüksek risk altında olduğunu ifade ederek, 'Özellikle 40 yaş üzerindeki bireylerin ve yüksek risk grubunda yer alan kişilerin yılda en az bir kez kapsamlı bir kardiyovasküler sağlık taraması yaptırmasını öneriyoruz. Şikayetlerin ortaya çıkmasını beklemeden atılacak bu koruyucu adım, olası kalp krizlerinin ve ciddi damar tıkanıklıklarının önüne geçmede en etkili yöntemdir' şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/saglik-taramasi-gizli-kalp-hastaliklarini-erkenden-yakaliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 13:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2026/08/agency/iha/saglik-taramasi-gizli-kalp-hastaliklarini-erkenden-yakaliyor.jpg" type="image/jpeg" length="17151"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp Çarpıntısı Neden Olur? Bu Belirtiler Varsa İhmal Etmeyin]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/kalp-carpintisi-neden-olur-bu-belirtiler-varsa-ihmal-etmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/kalp-carpintisi-neden-olur-bu-belirtiler-varsa-ihmal-etmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Stres, yoğun kafein tüketimi ve uykusuzluk gibi günlük etkenlerle ortaya çıkabilen kalp çarpıntısı, bazı durumlarda ritim bozukluğu veya farklı bir sağlık sorununun habercisi olabiliyor. Uzmanlar, özellikle göğüs ağrısı, nefes darlığı, baş dönmesi ve bayılmanın eşlik ettiği çarpıntıların ciddiye alınması gerektiğini belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalbin hızlı, güçlü ya da düzensiz attığının hissedilmesi olarak tanımlanan kalp çarpıntısı, toplumda sık karşılaşılan sağlık şikâyetleri arasında yer alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kısa süreli ve belirli bir nedene bağlı olarak gelişen çarpıntılar her zaman ciddi bir hastalığa işaret etmeyebilir. Ancak yeni başlayan, sık tekrarlayan, uzun süren veya başka şikâyetlerle birlikte görülen çarpıntıların uzman hekim tarafından değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<h3><strong>Kalp çarpıntısının nedenleri neler?</strong></h3>

<p>Kalp çarpıntısının en sık karşılaşılan nedenleri arasında stres, kaygı, panik, yoğun egzersiz, uykusuzluk ve fazla kafein tüketimi bulunuyor.</p>

<p>Kahve, çay ve enerji içeceklerinin aşırı tüketilmesi kalp atım hızını etkileyebilirken; kansızlık, düşük kan şekeri, ateş ve tiroid bezinin fazla veya az çalışması da çarpıntıya yol açabiliyor.</p>

<p>Bazı ilaçlar ile nikotin ve alkol gibi uyarıcı maddeler de kalp atışlarının hızlı veya düzensiz hissedilmesine neden olabiliyor. Çarpıntı, bazı kişilerde kalp ritim bozukluklarının belirtisi olarak da ortaya çıkabiliyor.</p>

<h3><strong>Bu belirtiler varsa acil yardım alınmalı</strong></h3>

<p>Kalp çarpıntısına aşağıdaki belirtilerin eşlik etmesi halinde vakit kaybetmeden acil sağlık hizmetlerine başvurulması öneriliyor:</p>

<ul>
 <li>Göğüs ağrısı veya göğüste baskı</li>
 <li>Şiddetli nefes darlığı</li>
 <li>Baş dönmesi</li>
 <li>Bayılma veya bayılacak gibi olma</li>
 <li>Bilinç kaybı</li>
 <li>Uzun süren ve geçmeyen çarpıntı</li>
</ul>

<p>Özellikle göğüs ağrısı, bayılma, şiddetli baş dönmesi veya nefes darlığıyla birlikte görülen çarpıntıların acil değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<h3><strong>Her çarpıntı kalp hastalığı anlamına gelmiyor</strong></h3>

<p>Kalp çarpıntısı yaşayan herkesin kalp hastası olduğu söylenemiyor. Günlük yaşam alışkanlıkları, yoğun duygular ve geçici fizyolojik değişiklikler de bu şikâyete neden olabiliyor.</p>

<p>Bununla birlikte çarpıntının ilk kez ortaya çıkması, giderek sıklaşması, dinlenme sırasında başlaması veya uzun sürmesi halinde kendi kendine tanı koymak yerine bir sağlık kuruluşuna başvurulması önem taşıyor.</p>

<p>Çarpıntının nedenine göre elektrokardiyografi, kan tahlilleri veya uzun süreli ritim takibi gibi incelemeler yapılabiliyor.</p>

<h3><strong>Çarpıntıyı azaltmak için nelere dikkat edilmeli?</strong></h3>

<p>Çarpıntının altında ciddi bir sağlık sorunu bulunmaması halinde kafein tüketimini azaltmak, sigara ve alkolden uzak durmak, uyku düzenini sağlamak ve stresi kontrol altına almak şikâyetlerin azalmasına yardımcı olabiliyor. Tedavinin ise çarpıntıya yol açan nedene göre hekim tarafından planlanması gerekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/kalp-carpintisi-neden-olur-bu-belirtiler-varsa-ihmal-etmeyin</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 17:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2026/08/chatgpt-image-5-agu-2026-17-10-28.png" type="image/jpeg" length="17831"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sivrisinek Isırığı Ne Zaman Tehlikeli Olur? Bu Belirtileri Hafife Almayın]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/sivrisinek-isirigi-ne-zaman-tehlikeli-olur-bu-belirtileri-hafife-almayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/sivrisinek-isirigi-ne-zaman-tehlikeli-olur-bu-belirtileri-hafife-almayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sivrisinek ısırıkları çoğunlukla birkaç gün içinde kendiliğinden geçse de bazı durumlarda enfeksiyona, ciddi alerjik reaksiyona veya sivrisineklerle taşınabilen hastalıklara işaret edebiliyor. Uzman kuruluşlar; hızla büyüyen kızarıklık, yüksek ateş, nefes darlığı ve bilinç değişikliği gibi belirtilerde sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Yaz aylarında sık görülen sivrisinek ısırıkları genellikle ciltte küçük bir şişlik, kızarıklık ve kaşıntıyla kendini gösteriyor. Bu belirtiler çoğu kişide birkaç saat veya birkaç gün içinde azalıyor.</p>

<p>Ancak ısırılan bölgenin sürekli kaşınması, cilt bütünlüğünün bozulmasına ve enfeksiyon gelişmesine neden olabiliyor. Bazı kişilerde ise normalden daha geniş şişlik ve alerjik belirtiler ortaya çıkabiliyor.</p>

<h2><strong>KIZARIKLIK HIZLA YAYILIYORSA DİKKAT</strong></h2>

<p>Isırık çevresindeki kızarıklığın giderek büyümesi, bölgenin sıcak ve ağrılı hale gelmesi, iltihap oluşması veya cilt üzerinde kırmızı bir çizginin ilerlemesi enfeksiyon belirtisi olabiliyor.</p>

<p>Şişliğin ve ağrının hızla artması, lenf bezlerinde şişme veya grip benzeri şikâyetlerin görülmesi halinde doktor değerlendirmesi gerekiyor.</p>

<h2><strong>NEFES DARLIĞI ACİL MÜDAHALE GEREKTİREBİLİR</strong></h2>

<p>Sivrisinek ısırığı sonrasında nadir de olsa ciddi alerjik reaksiyon gelişebiliyor.</p>

<p>Dudaklarda, dilde, yüzde veya boğazda şişme; nefes almakta güçlük, hırıltılı solunum, baş dönmesi, baygınlık hissi veya kalp atışının hızlanması durumunda acil yardım istenmesi gerekiyor. Bu belirtiler ciddi alerjik reaksiyona işaret edebilir.</p>

<h2><strong>ATEŞ VE BAŞ AĞRISINI ÖNEMSEYİN</strong></h2>

<p>Sivrisinek ısırığının ardından ateş, şiddetli baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları, döküntü, bulantı veya kusma görülmesi halinde sağlık kuruluşuna başvurulması öneriliyor.</p>

<p>Özellikle yakın zamanda sivrisineklerle bulaşan hastalıkların görüldüğü bir bölgeye seyahat eden kişilerin, belirtilerini ve seyahat geçmişini doktora bildirmesi önem taşıyor.</p>

<p>Yüksek ateşe boyun sertliği, kas güçsüzlüğü, bilinç bulanıklığı, aşırı uyku hali veya nöbetin eşlik etmesi ise acil değerlendirme gerektiren belirtiler arasında yer alıyor.</p>

<h2><strong>ÇOCUKLARDA VE ALERJİSİ OLANLARDA DAHA FAZLA ŞİŞLİK GÖRÜLEBİLİR</strong></h2>

<p>Çocuklarda, bağışıklık sistemi hassas kişilerde ve sivrisinek ısırıklarına karşı alerjik bünyeye sahip olanlarda daha geniş kızarıklık ve şişlik oluşabiliyor.</p>

<p>Şişliğin çok büyük olması, göz çevresini kapatması, hareketi kısıtlaması veya birkaç gün içerisinde gerilemek yerine artması halinde sağlık uzmanına danışılması gerekiyor.</p>

<h2><strong>ISIRIK SONRASI NE YAPILMALI?</strong></h2>

<p>Isırılan bölgenin sabun ve suyla nazikçe temizlenmesi, kısa süreli soğuk kompres uygulanması ve bölgenin kaşınmaması şikâyetlerin hafiflemesine yardımcı olabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kaşıntıyı azaltmak amacıyla kullanılacak ilaç veya kremler için özellikle çocuklarda, gebelerde ve kronik hastalığı bulunanlarda eczacıya ya da doktora danışılması öneriliyor.</p>

<p>Sivrisinek ısırığının ardından yalnızca hafif kaşıntı ve küçük bir kızarıklık bulunması çoğunlukla ciddi bir sorun anlamına gelmiyor. Ancak belirtilerin hızla kötüleşmesi, tüm vücudu etkilemesi veya ateş ve solunum sıkıntısı gibi şikâyetlerin eklenmesi halinde vakit kaybetmeden tıbbi yardım alınması gerekiyor.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/sivrisinek-isirigi-ne-zaman-tehlikeli-olur-bu-belirtileri-hafife-almayin</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 15:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2026/08/ize-2.png" type="image/jpeg" length="61098"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yüksek Tansiyon Hastaları Yaz Aylarında Nasıl Beslenmeli]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/yuksek-tansiyon-hastalari-yaz-aylarinda-nasil-beslenmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/yuksek-tansiyon-hastalari-yaz-aylarinda-nasil-beslenmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sıcaklık ve nemin arttığı yaz aylarında hipertansiyon hastalarının beslenme ve sıvı tüketimine daha fazla dikkat etmesi gerekiyor. Uzmanlar, ilaç dozlarının doktora danışılmadan değiştirilmemesi, tuz tüketiminin sınırlandırılması ve yeterli miktarda su içilmesi gerektiğini belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Yaz aylarında artan sıcaklık ve nem, vücut ısısının yükselmesine ve metabolizmanın yeni koşullara uyum sağlamaya çalışmasına neden oluyor. Bu dönemde kalp atım hızı ve kan basıncında değişiklikler yaşanabilirken, özellikle yüksek tansiyon, kalp yetmezliği ve koroner kalp hastalığı bulunan kişilerin daha dikkatli olması gerekiyor.</p>

<h2><strong>İLAÇ DOZU DOKTORA DANIŞILMADAN DEĞİŞTİRİLMEMELİ</strong></h2>

<p>Yaz aylarında tansiyon, sıcak havanın etkisiyle kış aylarına göre daha düşük seyredebilir. Ancak hastaların tansiyonlarının düştüğünü düşünerek ilaç dozlarında kendi başlarına değişiklik yapmasının yanlış olduğu vurgulanıyor.</p>

<p>Tansiyon ilaçlarında yapılacak her türlü değişikliğin doktor kontrolünde gerçekleştirilmesi gerektiği belirtiliyor.</p>

<h2><strong>TUZ TÜKETİMİ SINIRLANDIRILMALI</strong></h2>

<p>Hipertansiyon hastalarının sodyum tüketimini azaltması gerekiyor. Günlük tuz tüketiminin ihtiyacın yaklaşık 3-4 katına kadar çıkabildiği belirtilirken; hazır gıdalar, konserveler, şarküteri ürünleri, krakerler, tuzlu peynir, zeytin, salamura ürünler, hazır çorbalar ve sosların yüksek miktarda tuz içerdiğine dikkat çekiliyor.</p>

<p>Yemek pişirirken ve sofrada ilave edilen tuz miktarının azaltılması, mümkün olduğunca tuz eklenmemiş ürünlerin tercih edilmesi öneriliyor.</p>

<h2><strong>SEBZE VE MEYVE TÜKETİMİ ARTIRILMALI</strong></h2>

<p>Potasyumun vücuttaki sıvı dengesinin korunmasına yardımcı olduğu ve kan basıncının normal sınırlarda tutulmasında etkili olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Farklı bir sağlık sorunu bulunmayan kişilerin günlük 4-5 porsiyon sebze ve meyve tüketmesi öneriliyor. Yeşil yapraklı sebzeler, kök sebzeler ve meyveler potasyum bakımından önemli besinler arasında yer alıyor.</p>

<h2><strong>SÜT VE YOĞURT TÜKETİLMELİ</strong></h2>

<p>Süt, yoğurt, ayran, çökelek ve beyaz peynirin kalsiyum açısından önemli kaynaklar olduğu belirtiliyor. Günlük 2-3 bardak süt, yoğurt veya ayran tüketiminin vücudun kalsiyum ihtiyacının karşılanmasına katkı sağladığı ifade ediliyor.</p>

<p>Kalsiyumun kan basıncının dengelenmesinde de etkili olabileceği kaydediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>KIZARTMA VE YAĞLI ETLERDEN UZAK DURULMALI</strong></h2>

<p>Yaz aylarında sık tüketilen sebze kızartmalarından kaçınılması, yemeklerin kavrulmadan hazırlanması ve hayvansal yağların sınırlandırılması öneriliyor.</p>

<p>Yağlı etler, şarküteri ürünleri ve tavuk derisinin tüketilmemesi; kırmızı etlerdeki görünür yağların temizlenmesi ve balığın kızartma yerine daha sağlıklı yöntemlerle pişirilmesi gerektiği belirtiliyor.</p>

<h2><strong>GÜNDE EN AZ 2-2,5 LİTRE SU</strong></h2>

<p>Terlemeyle birlikte artan sıvı ve mineral kaybının önlenmesi için yeterli sıvı tüketimi önem taşıyor. Sağlık rehberinde, farklı bir sağlık sorunu bulunmayan kişilerin günde en az 2-2,5 litre su içmesi öneriliyor.</p>

<p>Sıvı ihtiyacının karşılanmasında çay, kahve ve gazlı içecekler yerine su, süt, ayran ve taze meyve suyu gibi içeceklerin tercih edilmesi gerektiği ifade ediliyor. Böbrek veya kalp rahatsızlığı bulunan kişilerin ise sıvı miktarını doktorlarına danışarak belirlemesi gerekiyor.</p>

<h2><strong>ÖĞÜN DÜZENİ KORUNMALI</strong></h2>

<p>Yaz tatiliyle birlikte değişen günlük düzenin öğünleri aksatmaması gerektiği belirtiliyor. Kahvaltıda az yağlı peynir, tam buğday ekmeği, yeşillik, domates, salatalık ve meyve tercih edilmesi öneriliyor.</p>

<p>Üç ana ve üç ara öğünden oluşan düzenli bir beslenme planının, kilo ve tansiyon kontrolüne yardımcı olabileceği kaydediliyor.</p>

<p>Uzmanlar, hipertansiyon hastalarının yaz aylarında aşırı tuzlu ve yağlı yiyeceklerden, kızartmalardan, şerbetli tatlılardan ve düzenli alkol tüketiminden uzak durması gerektiğini vurguluyor.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/yuksek-tansiyon-hastalari-yaz-aylarinda-nasil-beslenmeli</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 13:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2026/08/635117yuksek-tansiyon-qj8wzbtislsqlf8m3ghj.webp" type="image/jpeg" length="69000"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şeker Hastalarına Yardımcı Olan Besinler]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/seker-hastalarina-yardimci-olan-besinler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/seker-hastalarina-yardimci-olan-besinler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kan şekerinin kontrol altında tutulmasında sağlıklı ve dengeli beslenme önemli rol oynuyor. Lif, protein ve sağlıklı yağ bakımından zengin besinlerin tüketilmesi, kan şekerindeki ani yükselişlerin önlenmesine yardımcı olabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Sağlık Grubu tarafından yayımlanan bilgilere göre düşük glisemik indeksli besinler, karbonhidratların kana daha yavaş karışmasını sağlıyor. Tam tahıllar, kuru baklagiller, sebzeler ve lif oranı yüksek meyveler kan şekeri dengesini desteklerken, porsiyon kontrolü de büyük önem taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>BU BESİNLER KAN ŞEKERİNİN DENGELENMESİNE YARDIMCI OLUYOR</strong></h2>

<p>Kan şekeri kontrolüne destek olabilecek besinler arasında yulaf, avokado, badem, ceviz, ıspanak, brokoli, fasulye, mercimek, yoğurt, kefir, elma, yumurta ve zeytinyağı yer alıyor.</p>

<p>Somon gibi yağlı balıklar, chia tohumu, kabak çekirdeği, çilek ve yaban mersini de içerdiği lif, protein, sağlıklı yağ ve antioksidanlar sayesinde dengeli bir beslenme programında tercih edilebiliyor. Yoğurt ve kefirin ise şekersiz ve sade çeşitlerinin tüketilmesi öneriliyor.</p>

<p><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/uploads/2026/08/kackar-daginda-zirveye-dogru-140-dagci-6-gunluk-tirmanisa-cikti-2.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<h2><strong>ŞEKERLİ VE İŞLENMİŞ GIDALARA DİKKAT</strong></h2>

<p>Beyaz ekmek, simit, beyaz pirinç, makarna, patates kızartması, şekerli içecekler, hazır meyve suları, kek, pasta, kurabiye, cips ve fast food ürünleri kan şekerini hızlı şekilde yükseltebiliyor.</p>

<p>Uzmanlar, bu gıdaların yerine lif oranı yüksek, kompleks karbonhidrat içeren ve glisemik indeksi düşük besinlerin tercih edilmesi gerektiğini belirtiyor. Bal ve pekmez doğal ürünler olsa da yüksek miktarda şeker içerdiği için kontrollü tüketilmeleri gerekiyor.</p>

<p></p>

<p><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/uploads/2026/08/kackar-daginda-zirveye-dogru-140-dagci-6-gunluk-tirmanisa-cikti-3.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<h2><strong>SU TÜKETİMİ VE HAREKET DE ÖNEMLİ</strong></h2>

<p>Yeterli miktarda su içmek, vücuttaki fazla glukozun idrar yoluyla atılmasına yardımcı olabiliyor. Düzenli fiziksel aktivite ise glukozun hücreler tarafından kullanılmasını artırarak kan şekeri kontrolünü destekliyor.</p>

<p>Ancak kan şekeri yüksek olan kişilerin egzersiz yapmadan önce sağlık durumlarını göz önünde bulundurması ve özellikle diyabet hastalarının doktor önerisi dışında ilaç veya insülin dozlarını değiştirmemesi gerekiyor.</p>

<p><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/uploads/2026/08/kackar-daginda-zirveye-dogru-140-dagci-6-gunluk-tirmanisa-cikti-4.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p></p>

<h2><strong>BU BELİRTİLER VARSA UZMANA BAŞVURULMALI</strong></h2>

<p>Aşırı susama, sık idrara çıkma, sürekli yorgunluk, baş dönmesi, açıklanamayan kilo değişiklikleri ve kan şekeri ölçümlerinde sık tekrarlayan yükselişler görüldüğünde sağlık kuruluşuna başvurulması öneriliyor.</p>

<p>Beslenme düzenine rağmen kan şekeri kontrol altına alınamıyorsa kişiye özel bir beslenme ve tedavi planı için doktor ve diyetisyen desteği alınması gerekiyor. Bu bilgiler tanı veya tedavi yerine geçmiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/seker-hastalarina-yardimci-olan-besinler</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2026/08/s-b706c6de70148dea8cfff72b343bfef08de8b450.jpg" type="image/jpeg" length="87782"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hurma'nın Vücuda Faydaları Saymakla Bitmiyor]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/hurmanin-vucuda-faydalari-saymakla-bitmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/hurmanin-vucuda-faydalari-saymakla-bitmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Lif, doğal şeker, vitamin ve mineral içeren hurma; dengeli miktarda tüketildiğinde sindirim sisteminden enerji ihtiyacına kadar birçok alanda beslenmeye katkı sağlayabiliyor. Ancak hurmanın herhangi bir hastalığı tedavi eden ilaç olarak görülmemesi ve özellikle kronik rahatsızlığı bulunanların tüketim miktarı konusunda uzman görüşü alması gerekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan sofralarının vazgeçilmezleri arasında yer alan hurma, artık yıl boyunca tüketilebilen meyvelerden biri haline geldi. Doğal şeker ve lif içeriği nedeniyle hızlı enerji sağlarken, sindirim sisteminin düzenli çalışmasına da destek olabiliyor.</p>

<h2><strong>SİNDİRİM SİSTEMİNİ DESTEKLEYEBİLİR</strong></h2>

<p>Hurma, içerdiği lif sayesinde bağırsak hareketlerinin düzenlenmesine yardımcı olabilir. Bu özelliğiyle kabızlık ve hazımsızlık gibi sindirim sorunlarının azaltılmasına katkı sunabileceği belirtiliyor. </p>

<h2><strong>ENERJİ İHTİYACINA KATKI SAĞLAYABİLİR</strong></h2>

<p>Doğal şeker içeren hurma, özellikle uzun süren açlığın ardından vücudun enerji ihtiyacının karşılanmasına yardımcı olabilir. Badem veya ceviz gibi besinlerle birlikte tüketildiğinde daha uzun süre tok kalmaya katkı sağlayabilir. </p>

<h2><strong>KALP VE DAMAR SAĞLIĞINI DESTEKLEYEBİLİR</strong></h2>

<p>Hurmada bulunan lif, mineral ve antioksidanların dengeli beslenmenin bir parçası olarak kalp ve damar sağlığına katkıda bulunabileceği ifade ediliyor. İçeriğindeki potasyumun da tansiyonun dengelenmesine yardımcı olabileceği belirtiliyor. </p>

<h2><strong>DEMİR VE MİNERAL İÇERİĞİYLE DİKKAT ÇEKİYOR</strong></h2>

<p>Hurma; demir, kalsiyum ve fosfor gibi mineraller içeriyor. Bu besin öğeleri kan yapımı ile kemik ve diş sağlığının korunmasında rol oynuyor. Ancak kansızlık veya kemik erimesi gibi rahatsızlıkların yalnızca hurma tüketilerek tedavi edilemeyeceği unutulmamalı. </p>

<h2><strong>BEYİN VE SİNİR SİSTEMİNE KATKI SUNABİLİR</strong></h2>

<p>Hurmada bulunan vitamin ve antioksidan bileşiklerin beyin sağlığının korunmasına, hafıza fonksiyonlarının desteklenmesine ve sinir sisteminin normal işleyişine katkı sağlayabileceği düşünülüyor. </p>

<h2><strong>CİLT VE GÖZ SAĞLIĞINI DESTEKLEYEBİLİR</strong></h2>

<p>Antioksidan ve vitamin içeriği sayesinde hurmanın cildin korunmasına ve göz sağlığının desteklenmesine yardımcı olabileceği belirtiliyor. Bu etkiler, hurmanın dengeli ve çeşitli bir beslenme düzeni içinde tüketilmesi halinde anlam taşıyor. </p>

<h2><strong>TÜKETİM MİKTARINA DİKKAT</strong></h2>

<p>Hurma besleyici bir meyve olmakla birlikte doğal şeker ve kalori açısından yoğun bir gıdadır. Bu nedenle aşırı tüketimden kaçınılması gerekiyor. Diyabet, insülin direnci, böbrek hastalığı veya kilo kontrolü sorunu bulunan kişilerin tüketim miktarını doktor ya da diyetisyenle belirlemesi öneriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hurma, hastalıkları tedavi eden bir ürün değil; sağlıklı ve dengeli beslenmenin parçası olarak değerlendirilmesi gereken bir meyvedir. (<a href="https://onedio.com/haber/mucizevi-meyve-olarak-adlandirilan-hurmanin-vucudumuza-sagladigi-13-faydasi-771753" rel="nofollow" title="Her Derde Deva! Mucizevi Meyve Olarak Adlandırılan Hurmanın Vücudumuza Sağladığı 17 Faydası">Onedio</a>)</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/hurmanin-vucuda-faydalari-saymakla-bitmiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 13:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2026/07/yeni-proje-2026-02-16t102635-bkvc-cover.webp" type="image/jpeg" length="40132"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Rahim Ve Mesane Sarkmalarında Erken Tedavi Uyarısı]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/rahim-ve-mesane-sarkmalarinda-erken-tedavi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/rahim-ve-mesane-sarkmalarinda-erken-tedavi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Bülent Köstü, özellikle doğum yapan ve ileri yaş grubundaki kadınlarda sık görülen rahim ve mesane sarkmalarının hayat kalitesini olumsuz etkilediğini belirterek, uygun hastalarda kapalı yöntemle yapılan asma cerrahileri sayesinde başarılı sonuçlar alındığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kahramanmaraş Özel Sular Akademi Hastanesinde görevli Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Bülent Köstü, kadın doğum alanındaki jinekolojik cerrahilerin büyük bölümünün hastanelerinde başarıyla uygulandığını belirterek, özellikle kadınlarda sık görülen rahim ve idrar kesesi sarkmalarına yönelik yapılan asma cerrahileri hakkında bilgi verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kadınlarda organ sarkmalarının özellikle normal doğum yapan, çok sayıda doğum yapan ve ilerleyen yaş grubundaki kadınlarda daha sık görüldüğünü ifade eden Köstü, 'Kadınlarda asma sarkmalar sık görülen hastalıklar. Özellikle doğum yapan kadınlarda, çok doğum yapan kadınlarda belli bir yaştan sonra görülebiliyor. Belli bir aşamayı geçtiğinde kişilere ciddi rahatsızlıklar verebiliyor. Hastanın sarkmanın olmasına bağlı ağrılar, idrar kaçırmaları, küçük ve büyük tuvaletindeki problemler görülebiliyor. Çeşitli asma cerrahileri var. Çok yapılan cerrahiler değil. Biz idrar kesesi sarkmaları için bir ölçü, rahim sarkmaları için sakroterin suspendyon veya histeropeksi, çok yapılan bir cerrahi değildir. Histeropeksi veya pubopeksi cerrahisi veya nadiren sakrospinoz ligament fiksasyonu asma cerrahileri kliniğimizde gerek olunduğu durumlarda yapmaktayız. Beraberinde idrar kaçırma şikayetleri çok sık oluyor. Bu cerrahilere idrar kaçırma, sarkmalara bağlı idrar kaçırmaları varsa yine idrar kaçırmaları için de ek cerrahi yapmak gerekiyor. Çok sıklıkla söylediğimiz konulardan bir tanesi, jinekolojik ameliyatlar ekseriyetle beraberdir. Yani kişilerde rahim alınması, idrar kaçırması ve sarkmalar. Bu üç durum ekseriyetle birlikte görülür. O yüzden rahim alınacak kişilerde bu tür komplikasyonlara karşı deneyimli olmak gerekiyor. Yani gerektiğinde eğer rahim alındıktan sonra sarkmalar olursa asma cerrahisi yapmak gerekiyor veya idrar kaçırması olduğu durumlarda idrar kaçırması cerrahisi yapmak gerekiyor. Veya en başından rahim alındığında eğer bu kişilerde sarkmalara karşı veya idrar kaçırmaya karşı bir risk görülürsek aynı cerrahide, yani rahim alınması cerrahisinde sarkması için de yine idrar kaçırması için de profilaktik cerrahi yapmak gerekiyor ki bu durum sıklıkla atlanmakta. Tabii yani eğer rahim alma ameliyatına sarkma cerrahisi veya idrar kaçırma cerrahisi eklenildiğinde ameliyatın süresi uzar ve hastanede kalış süresi uzayabilir duruma göre. Çünkü ameliyatın boyutu artıyor' dedi.</p>

<p>Ameliyatların kapalı yöntemle yapılabildiğini de ifade eden Dr. Köstü, 'Bu cerrahiler bizim için sıkıntı yoksa iki gün yatmak genelde yeterli oluyor. Yine kapalı yapılabiliyor. Yani artık eskisi gibi değil, açık cerrahi değil. Kapalı ameliyat da yapılabildiği için bu asma ameliyatları, hastanede kalış süresi bir gün, iki gün en fazla bir sıkıntı çıkmadıktan sonra. Kapalı cerrahilerin hastaya konforu daha iyi. Yani hem ağrı konforu hem hastanede kalış süresi daha kısa hem de iyileşme daha hızlı oluyor. Bu cerrahilerin hepsi kapalı yapılabiliyor. Bir tanesi işte gerçekten çok doğum yapmak, doğum yapmalar sarkmaları artırıyor. İkincisi rahim alınması. Rahim alınması sarkma riskini artırıyor. O yüzden zaten kişilerde sarkmaya karşı bir ihtimal durumu veya idrar kaçırmaya karşı bir ihtimali varsa, rahim alınma ameliyatlarında bunlar için de yine ek cerrahi yapmak gerekiyor. Yani rahim alınması, doğum yapmak ve yaş da yine sarkma riskini artırıyor. Sarkmaları tabii dışarı çıkan kitle şeklinde rahatsız olur bundan. Yine eğer idrar kaçırması varsa özellikle öksürmekle, hapşırmakla idrar kaçırmak, bu sarkmaları, idrar kaçırmaları oluyor. Bu ameliyatlardan histeropeksi, kapalı histeropeksi, rahim masma, kemiğa en sağlam askı ameliyatıdır. Çok yapılan bir cerrahi değil. Biz kliniğimizde gerekli hastalara tabii riskli bir cerrahidir. Riskli kişilere yapabiliyoruz' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/rahim-ve-mesane-sarkmalarinda-erken-tedavi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 09:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2026/07/agency/iha/rahim-ve-mesane-sarkmalarinda-erken-tedavi-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="80206"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu 'Rize Şehir Hastanesi 2027'de Hizmete Açılacak']]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/saglik-bakani-kemal-memisoglu-rize-sehir-hastanesi-2027de-hizmete-acilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/saglik-bakani-kemal-memisoglu-rize-sehir-hastanesi-2027de-hizmete-acilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Rize'de yapımı süren Rize Şehir Hastanesi'nin inşaatında incelemelerde bulunarak 'İnşaatın yüzde 70'ini tamamladık. Sene sonu itibarıyla inşaat aşamasını bitirip, 2027'de vatandaşlarımızın hizmetine açacağız' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, bir dizi inceleme ve programlara katılmak üzere geldiği Rize'de, deniz dolgusu üzerinde yapımı süren Rize Şehir Hastanesi inşaat alanını ziyaret etti. Yüklenici firma yetkililerinden çalışmaların son durumu hakkında detaylı bir brifing alan Bakan Memişoğlu, incelemelerinin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Rize Şehir Hastanesi'nin bölge için lojistik ve sağlık anlamında stratejik bir öneme sahip olduğunu belirten Bakan Memişoğlu, çalışmaların planlanan takvime uygun ilerlediğini ifade etti. Memişoğlu, 'Şantiyeyi ziyaret ettik, brifingimizi aldık. Rize Şehir Hastanesi'nin inşaatının şu anda yüzde yetmiş aşamasına gelmiş durumdayız. İnşallah sene sonu itibarıyla inşaat aşamasını bitirip, geçici kabulle 2027'de Rize Şehir Hastanesi'ni vatandaşlarımızın hizmetine açacağız. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde sağlıkta gerçekten büyük bir dönüşüm yaşadık ve bugün Türkiye'de 27 tane şehir hastanesini hizmete sunmuş ve vatandaşlarımıza bu şehir hastanelerinde sağlık hizmeti veriyor durumdayız. 13 şehir hastanemizde inşaatı devam etmekte. Bununla beraber bunlara ilave 7 şehir hastanemizin de ihale ve proje aşamasını sürdürmeceyiz. Gerçekten sağlıkta şaheser dediğimiz altyapılarla insanlarımıza hizmet veriyoruz. Rize Şehir Hastanesi 1053 yatağıyla, 993 izolatörüyle ve gerçekten de bu bölgenin sağlık üssü olabilecek bir altyapıyla hizmete girecek. Vatandaşlarımıza gerçekten dünyanın en kaliteli, en iyi sağlık hizmetini veren sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. Sayın Cumhurbaşkanımıza bunun liderliğini gösterdiği için bütün milletim adına, vatandaşlar adına da şükranlarımı arz ediyorum' dedi.</p>

<p><strong>'Şehir hastaneleri en üst seviyede sağlık hizmeti sunulan fiziki yapılar'</strong></p>

<p>Türkiye'de inşaatı süren şehir hasteneleri projeleri hakkında da konuşan Bakan Memişoğlu 'Şehir hastaneleri en üst seviyede sağlık hizmeti sunulan fiziki yapılar. Baktığınız zaman bugün itibarıyla Samsun'da şehir hastanemizi bitirdik, hasta alımına başladık. Bununla beraber Ordu ve Şanlıurfa ve Trabzon şehir hastanelerinin de geçici kabul aşamasına geçtik. Çok kısa süre içinde de onlarda da vatandaşlarımıza hizmet alımına, hizmet vermeye oralarda başlayacak. Bunun yanında özellikle inşaatı devam eden diğer Diyarbakır'da, Mardin'de, Kahramanmaraş'ta, Van'da, Denizli'de ve İstanbul'da Sancaktepe'de ve Fatih Sultan Mehmet'te şehir hastane inşaatlarımız devam etmekte. Planladığımız şehir hastanelerimiz de Tokat'ta, Muğla'da, Konya'da, Hatay'da, İzmir'de bu şehir hastanelerini ve ikinci Diyarbakır'da şehir hastanesinin de proje çalışmalarını devam ettiriyoruz' ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>'Sağlık hizmetlerinde Türkiye dünyada öncü'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye'nin sağlık hizmetlerinde dünyada öncü bir konumda olduğunu belirterek, 'Sağlıkta dünyanın en iyi sağlık hizmetini sunuyoruz. Her gün yaklaşık 3 milyon vatandaşımıza sağlıkla ilgili hizmet veriyoruz. Bunun yanında da teknolojik olarak da, altyapı olarak da Türkiye sağlıkta artık üretim kapasitesine geçmiş durumda. Kendi solunum cihazını üreten, kendi kalp-akciğer makinesini üreten, kendi ultrasonu için, üretimi için planlama yapıp devreye alan, aynı zamanda tedavi anlamında da ilacından molekülüne, molekül tedavisinden immünoterapisine kadar bütün ilaçlarını kendi üretebilecek, aşısını da kendi yapacak bir ülke haline gelmek aşamasındayız. Bunun için bilim insanlarımıza da çok teşekkür ediyorum. Bu konuda TÜSEB'in de çabaları için onlara teşekkürlerimi ifade etmek isterim' dedi.</p>

<p>Sağlık hizmetlerindeki başarı kadar toplum sağlığının korunmasının da hayati olduğunu ifade eden Bakan Memişoğlu, 'Sağlıkta bu kadar iyi şeyler yapan bir ülkede toplumun da sağlıklı olması gerekir. Toplumun sağlıklı olması için de öncelikle kötü alışkanlıklar dediğimiz sigara bağımlılığından, özellikle tütün bağımlılığından uzak durmamız lazım. Maalesef bugün Türkiye'de yaklaşık yüzde 34 insanımız, yani üç insandan bir tanesi sigara içiyor ve dünyada akciğer kanserinde ilk ikiye girmiş bir ülkeyiz. Biz insanların sağlıklı kalmasını istiyoruz. Onun için bedenlerimize bakmamız için de kötü alışkanlıklardan, sigaradan, alkolden ve kötü beslenmeden uzak durmamız lazım. Maalesef kilo anlamında da Türkiye riskli ülkelerin başında geliyor' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize, Sağlık</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/saglik-bakani-kemal-memisoglu-rize-sehir-hastanesi-2027de-hizmete-acilacak</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 18:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2026/07/chatgpt-image-25-tem-2026-18-38-20.png" type="image/jpeg" length="97224"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocukları Çok Etkiliyor: Geçmeyen Burun Akıntısına dikkat!]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/cocuklari-cok-etkiliyor-gecmeyen-burun-akintisina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/cocuklari-cok-etkiliyor-gecmeyen-burun-akintisina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[BURTOM Özlüce Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları UzmanıDr. Ufuk Sevgican, çocuklarda rahat nefes almanın yalnızca konfor değil; kaliteli uyku, sağlıklı büyüme ve başarılı bir okul yaşamı için de temel bir ihtiyaç olduğuna dikkat çekerek, burun akıntısı, tıkanıklık, kaşıntı ve hapşırıklarla kendini gösteren alerjik rinit rahatsızlığının zamanında tedavi edilmemesi durumunda tehlikesli hastalıklara yol açabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>BURTOM Özlüce Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları UzmanıDr. Ufuk Sevgican, çocuklarda rahat nefes almanın yalnızca konfor değil; kaliteli uyku, sağlıklı büyüme ve başarılı bir okul yaşamı için de temel bir ihtiyaç olduğuna dikkat çekerek, burun akıntısı, tıkanıklık, kaşıntı ve hapşırıklarla kendini gösteren alerjik rinit rahatsızlığının zamanında tedavi edilmemesi durumunda orta kulak problemleri, sinüzit ve uyku bozuklukları gibi sorunların ortaya çıkabileceğini, uyku kalitesi bozulan çocuklarda da dikkat dağınıklığı, okul başarısında ve yaşam kalitesinde düşüş görülebileceğini kaydetti.</p>

<p>UzmanıDr. Ufuk Sevgican, dünyada yaklaşık her beş çocuktan birini etkileyen 'Alerjik rinit' hastalığıyla ilgili bilgi verdi.</p>

<p>Çocuklarda bitmeyen burun şikayetlerininçoğu zaman 'geçer' diye beklendiğini, oysa haftalarca süren burun akıntısının, sık hapşırık ve burun tıkanıklığı basit bir soğuk algınlığından çok daha fazlasını işaret ediyor olabileceğini söyleyen Uzm.Dr. Ufuk Sevgican, 'Özellikle belirtiler belirli mevsimlerde artıyor ya da yıl boyunca devam ediyorsa akla ilk gelmesi gereken durumlardan biri alerjik rinittir.Alerjik rinit; burun akıntısı-tıkanıklık, kaşıntı ve hapşırıklarla kendini gösteren, çocukluk çağında oldukça sık görülen bir hastalıktır. Dünyada yaklaşık her beş çocuktan birini etkilediği bilinmektedir. Anne veya babasında alerjik rinit, astım ya da egzama bulunan çocuklarda görülme riski daha fazladır. Bazı çocuklar yalnızca ilkbahar ve sonbahar gibi mevsim geçişlerinde şikâyet yaşarken, bazıları yıl boyunca yakınmalarla mücadele eder ' dedi.</p>

<p>Polenler, ev tozu akarları, hayvan tüyleri, küf mantarları, hava kirliliği ve ani iklim değişikliklerinin çocuklarda alerjik riniti tetikleyen başlıca nedenler olduğunu dile getiren BURTOM Özlüce Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları UzmanıDr. Ufuk Sevgican şöyle konuştu :</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Özellikle şeffaf ve sulu burun akıntısı, sık hapşırık nöbetleri, burun ve genizde kaşıntı dikkat çekicidir. Bu çocuklar çoğu zaman burundan rahat nefes alamadığı için ağızdan nefes alır; horlama, huzursuz uyku ve sık uyanma görülebilir. Gözlerde kaşıntı, sulanma ve kızarıklık da tabloya eşlik edebilir. En önemli ipuçlarından biri ise genellikle ateşin olmamasıdır.'</p>

<p>Tedavi edilmeyen alerjik rinitin yalnızca burunla sınırlı kalmadığını, uzun süreli burun tıkanıklığının orta kulak problemleri, sinüzit ve uyku bozukluklarına zemin hazırlayabildiğini söyleyen UzmanıDr. Ufuk Sevgican, uyku kalitesi bozulan çocuklarda dikkat dağınıklığı, okul başarısında ve yaşam kalitesinde düşüş görülebileceğini dile getirdi.</p>

<p>Uzm.Dr. Ufuk Sevgican, alerjik rinitte tedavinin ilk basamağını alerjenlerden korunmanın oluşturduğunu söyleyerek, açıklamasını şu sözlerle tamamladı :</p>

<p>'Mevsimsel allerjikriniti olan çocuklar polen dönemlerinde özellikle sabah saatlerinde dışarıda uzun kalmamalı, eve gelince el-yüzlerini yıkayıp kıyafet değiştirmelidir. Ev tozu akar maruziyetini azaltmak, rutubet ve sigara dumanından uzak durmak büyük önem taşır. Gerektiğinde düşük doz kortizon içeren burun spreyleri, tuzlu su uygulamaları ve antihistaminik ilaçlar kullanılabilir. Bu tedaviler alerjiyi tamamen ortadan kaldırmasa da belirtileri kontrol altına alır ve komplikasyonları önlemeye yardımcı olur.</p>

<p>Unutulmamalıdır ki çocuklarda rahat nefes almak yalnızca konfor değil; kaliteli uyku, sağlıklı büyüme ve başarılı bir okul yaşamı için de temel bir ihtiyaçtır. Erken tanı ve doğru tedaviyle alerjik rinit kontrol altına alınabilir, çocukların yaşam kalitesi belirgin şekilde artırılabilir.'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/cocuklari-cok-etkiliyor-gecmeyen-burun-akintisina-dikkat</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 13:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2026/07/cocuklarda-alerjik-rinit-surekli-burun-akintisi-alerji-belirtisi-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="24521"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[HEKİMSEN'den Sağlıkta Tarihi Reform Hamlesi]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/hekimsenden-saglikta-tarihi-reform-hamlesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/hekimsenden-saglikta-tarihi-reform-hamlesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[HEKİMSEN Genel Başkanı Uzman Dr. Adil Kurban, hekim haklarından malpraktise, sağlıkta şiddetten çalışma şartlarına kadar birçok düzenlemeyi içeren Hekimlik Meslek Yasası taslağının ilgili kurumların değerlendirmesinde olduğunu belirterek, sürecin kısa sürede meclis gündemine taşınmasını beklediklerini kaydetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>HEKİMSEN Genel Başkanı Uzman Dr. Adil Kurban, hekim haklarından malpraktise, sağlıkta şiddetten çalışma şartlarına kadar birçok düzenlemeyi içeren Hekimlik Meslek Yasası taslağının ilgili kurumların değerlendirmesinde olduğunu belirterek, sürecin kısa sürede meclis gündemine taşınmasını beklediklerini kaydetti.</p>

<p>HEKİMSEN Genel Başkanı Uzman Dr. Adil Kurban, Hekimlik Meslek Yasası çalışmalarına ilişkin yaptığı açıklamada, yaklaşık iki yıllık bilimsel ve hukuki çalışmanın ürünü olan yasa taslağının ilgili kamu kurumları ile TBMM Sağlık Komisyonu'na sunulduğunu belirterek, düzenlemenin yalnızca hekimlerin değil, Türkiye'deki sağlık sisteminin geleceğini şekillendirecek kapsamlı bir reform niteliği taşıdığını söyledi.</p>

<p><strong>'Bu sadece bir meslek yasası değil, sağlık sisteminin gelecek vizyonudur'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sosyal medyada gerçekleştirilen canlı yayında konuşan Kurban, kamuoyunda daha çok malpraktis düzenlemeleriyle gündeme gelen Hekimlik Meslek Yasası'nın, aslında sağlık sistemini bütüncül yaklaşımla yeniden ele alan kapsamlı dönüşüm modeli olduğunu ifade etti. 11 ana bölümden oluşan yasa taslağının hekim hakları, mesleki etik ilkeler, sağlıkta şiddet, malpraktis, çalışma standartları, özlük hakları ve mesleki uygulamalar başta olmak üzere sağlık hizmetinin tüm bileşenlerini kapsadığını belirten Kurban, hazırlanan metnin uzun soluklu istişareler sonucunda oluşturulduğunu söyledi.</p>

<p><strong>'Taslak değerlendirme sürecinde'</strong></p>

<p>Kurban, akademisyenler, hukukçular, farklı branşlardan hekimler ve sağlık profesyonellerinin katkılarıyla hazırlanan taslağın yüz yüze toplantılar, çevrim içi çalıştaylar ve kapsamlı değerlendirmeler sonucunda olgunlaştırıldığını ifade etti. Taslağın Sağlık Bakanlığı, TBMM Sağlık Komisyonu ve ilgili kamu kurumlarına iletildiğini belirten Kurban, değerlendirme sürecinin devam ettiğini ve düzenlemenin en kısa sürede meclis gündemine gelmesini temenni ettiklerini dile getirdi.</p>

<p><strong>'Hekim hayat kurtarırken hukuki endişe yaşamamalıdır'</strong></p>

<p>Malpraktis düzenlemelerinin temel amacının savunmacı tıbbın önüne geçmek olduğunu vurgulayan Kurban, mevcut sistemde ağır hukuki ve mali risklerin bazı hekimleri gerekli tıbbi müdahalelerde tereddüde düşürebildiğine dikkat çekti. 'Hekim, hayat kurtarmaya çalışırken başarısız olduğunda suçlu muamelesi görmemeli.' diyen Kurban, 'Bir insanı kurtarmak için suya atlayan kişinin yardım etmekten vazgeçmemesi gibi, hekim de hukuki kaygılar nedeniyle hastasına müdahale etmekten çekinmemelidir. Hazırladığımız düzenleme, hastayı korurken hekimin de görevini güven içinde yapabilmesini sağlayacak' dedi.</p>

<p><strong>Hasta hakları ile hekim güvencesini birlikte koruyan model</strong></p>

<p>Hazırlanan yasa taslağının hasta haklarını zayıflatan değil, aksine sağlık hizmetinin niteliğini artıran dengeli hukuk modeli oluşturduğunu belirten Kurban, tazminat sisteminin de hakkaniyet esasına göre yeniden yapılandırıldığını söyledi. 'Hedefimiz; ne hastanın, ne hekimin, ne devletin ne de sağlık sisteminin mağdur olduğu adil ve sürdürülebilir bir yapı oluşturmaktır.' ifadelerini kullanan Kurban, sağlık hizmetinin güven ortamında sunulmasının hem vatandaş hem de sağlık çalışanları açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p><strong>'HEKİMSEN çözüm üreten sendikacılığın temsilcisidir'</strong></p>

<p>HEKİMSEN'in yalnızca mesleki sorunları dile getiren bir sendika olmadığını belirten Kurban, bugüne kadar malpraktis davaları, mesleki sorumluluk sigortası limitlerinin artırılması, sağlıkta şiddetle mücadele ve hekimlerin çalışma şartlarının iyileştirilmesine yönelik çok sayıda düzenlemenin takipçisi olduklarını ifade etti. Kurban, hazırlanan Hekimlik Meslek Yasası'nın sadece bugünün sorunlarına çözüm üretmeyi değil, Türkiye'nin sağlık politikalarına uzun yıllar yön verecek kalıcı bir reform altyapısı oluşturmayı hedeflediğini belirterek, tüm paydaşları ortak akıl çerçevesinde sürece katkı sunmaya davet etti. Kurban, 'HEKİMSEN olarak inancımız nettir; güçlü hekim, güçlü sağlık sistemi; güçlü sağlık sistemi ise güçlü Türkiye demektir' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/hekimsenden-saglikta-tarihi-reform-hamlesi</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 13:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2026/07/agency/iha/hekimsenden-saglikta-tarihi-reform-hamlesi.jpg" type="image/jpeg" length="53573"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünyanın En Ölümcül Tehdidi Kapımızda]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/dunyanin-en-olumcul-tehdidi-kapimizda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/dunyanin-en-olumcul-tehdidi-kapimizda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Akıner, Türkiye’nin sahil kesimlerine yayılan ve yılda yüzbinlerde kişinin ölümüne sebep olan Asya kaplan sivrisineğinin hastalık taşıma potansiyeline dikkat çekerek izleme ve araştırma çalışmalarının sürdüğünü söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Zooloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Akıner, sivrisinek türleri ve taşıdıkları hastalıklara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Son 10 yıldır Rize, Trabzon ve Artvin başta olmak üzere Doğu Karadeniz’de yoğun saha çalışmaları yürüttüklerini belirten Akıner, araştırmaların özellikle istilacı türlerden Asya kaplan sivrisineği üzerinde yoğunlaştığını ifade etti.</p>

<p><strong>“Türkiye’nin sahil hattına yayıldı”</strong></p>

<p>Asya kaplan sivrisineğinin güçlü ve çevresel şartlara dayanıklı bir tür olduğunu söyleyen Akıner, “Gittikleri bölgelere kolayca uyum sağlayabiliyor ve kısa sürede popülasyonlarını artırabiliyorlar. Şu anda Türkiye’nin neredeyse bütün sahil hattına yayılmış durumdalar” dedi.</p>

<p>Bu türün bazı hastalık etkenlerini taşıma potansiyeline sahip olduğunu belirten Akıner, küresel seyahat hareketliliğinin riskleri artırabileceğini kaydetti.</p>

<p>Rize-Artvin Havalimanı’nın açılmasıyla bölgeye gelen ziyaretçi sayısının arttığına işaret eden Akıner, hastalık risklerinin ülke genelinde izlenmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>Doğu Karadeniz’de mevcut risk bulunmuyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Doğu Karadeniz’de şu anda endişe oluşturacak bir durum bulunmadığını vurgulayan Akıner, vatandaşların bilinçli hareket etmesinin önemli bir avantaj sağladığını ifade etti.</p>

<p>Akıner, “Bölgede herhangi bir risk veya ciddi sıkıntı yok. Vatandaşlarımız en küçük şüphede araştırmaya yöneliyor ve ilgili kurumlara başvuruyor. Rize’de eğitim ve farkındalık düzeyi oldukça yüksek” diye konuştu.</p>

<p><strong>“Dünyanın en ölümcül canlıları arasında”</strong></p>

<p>Sivrisineklerin dünya genelinde bulaştırdıkları hastalıklar nedeniyle her yıl yüz binlerce kişinin ölümüne yol açtığını belirten Akıner, bu canlıların halk sağlığı açısından yakından takip edilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Türkiye’de geçmiş yıllarda sivrisinek kaynaklı Batı Nil virüsü vakalarının görüldüğünü hatırlatan Akıner, vektör kaynaklı hastalıkların yalnızca belirli bölgeleri değil, uluslararası seyahat ve turizmi de etkileyebildiğini kaydetti.</p>

<p><strong>Saha çalışmaları yaz aylarında yoğunlaşıyor</strong></p>

<p>Canlı organizmalar üzerinde çalıştıkları için özellikle yaz dönemlerinde sahaya çıktıklarını anlatan Akıner, araştırmacıların gerekli önlemleri alarak çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti.</p>

<p>Akıner, ülke genelinde yürütülen araştırmalarla olası risklerin ne ölçüde yaklaştığını, hastalıkların görülme ihtimalini ve alınabilecek önlemleri belirlemeye çalıştıklarını ifade etti.</p>

<p></p>

<p><img alt="" src="https://rizedeyizcom.teimg.com/rizedeyiz-com/uploads/2026/07/s-s-s.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>MUHİTTİN SANDIKÇI</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize, Sağlık</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/dunyanin-en-olumcul-tehdidi-kapimizda</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 09:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2026/07/chatgpt-image-25-tem-2026-10-24-05.png" type="image/jpeg" length="74998"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Covid-19 Ölüm Haritası Çıkarıldı]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/covid-19-olum-haritasi-cikarildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/covid-19-olum-haritasi-cikarildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, yaklaşık 15 bin Covid-19 hastası üzerinde yaptıkları değerlendirmeyle hastalığa bağlı ölümlerin nedenlerini ortaya koyan bir 'ölüm haritası' oluşturduklarını belirterek, elde edilen verilerin muhtemel yeni salgınlara karşı önemli yol gösterici olacağını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Covid-19'un diğer solunum yolu virüslerinden farklı bir mekanizmayla ölüme yol açtığını ifade eden Prof. Dr. Şevket Özkaya, 'Bu kadar ölümcül bir salgında ölümler neye bağlıydı? Diğer virüslerin akciğer tutulumlarını tedavi edebilmemize rağmen Covid-19 zatürresi neden bu kadar uzun ve ölümcül oldu? Bundan sonraki bu ve buna benzer salgınlarda ne yapacağımızı öğrenmek ve ölümlere engel olmak için yaklaşık 15 bin Covid hastamızda ölüm haritasını çıkarmayı amaçladık' dedi.</p>

<p>Covid-19'un akciğerlerde oluşturduğu hasarın diğer solunum yolu virüslerinden farklı olduğunu vurgulayan Özkaya, 'İnfluenza ve RSV gibi diğer solunum yolu virüsleri üst solunum sisteminden girdikten sonra akciğerlere yerleşerek enfeksiyon oluşturuyor. Bu enfeksiyonlara karşı uygulanan tedavilerle hastalık birkaç gün içerisinde kontrol altına alınabiliyor. Ancak Covid-19 virüsünün bambaşka bir mekanizmayla ölüme neden olduğunu bulduk. Diğer virüslerde olduğu gibi sadece enfeksiyon tablosu oluşturmuyor. Hücreye girdikten sonra gelişen sitokin fırtınası nedeniyle akciğerlerde enfeksiyondan çok tahriş edici enflamatuar hasar meydana getiriyor ve akciğerleri mekanik olarak harap ediyor. Bu nedenle enfeksiyon tedavisiyle hastalık sınırlandırılamadı, tedaviye yanıt vermedi ve hastalık uzadıkça ölüm oranları arttı' diye konuştu.</p>

<p>'Akciğerlerde yırtılmalar gelişti'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Birçok hastada sitokin fırtınasının akciğerlerde ciddi fiziksel hasara yol açtığını belirten Özkaya, 'Birçok hasta, sitokin fırtınası dediğimiz kan plazmasının toksik ve tahrip edici etkisiyle akciğerlerin mekanik ve fiziksel olarak neredeyse paramparça olması sonucu 'pnömomediastinum' ve 'pnömotoraks' dediğimiz bir nevi akciğer yırtılması yaşadı. Büyük bir kısmında ise akciğer kılcal damarları enflamatuar ve kimyasal etkiyle parçalandığı için verilen oksijen kana ulaştırılamadı ve hastaları oksijen yetersizliğinden kaybettik. Kurtulan hastalarımız ise zamanında uygulanan anti-enflamatuar tedaviler sayesinde hayatta kaldı' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Elde edilen bulguların gelecekte yaşanabilecek benzer salgınlar açısından önemli olduğunu kaydeden Prof. Dr. Şevket Özkaya, 'Artık bu ve buna benzer virüsleri tanıyoruz ve oluşabilecek salgınlara hazırlıklıyız' şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/covid-19-olum-haritasi-cikarildi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 14:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2026/07/hh-8.png" type="image/jpeg" length="50968"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tüp Bebekte 'Ek Tedavi' Uyarısı]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/tup-bebekte-ek-tedavi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/tup-bebekte-ek-tedavi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tüp bebek tedavisinde uygulanan ek tedaviler konusunda vatandaşları uyaran Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Faruk Buyru, 'Başarıyı artırdığı iddia edilen pek çok yöntemin etkinliği kanıtlanamadı. Ek tedavilerin maliyeti neredeyse tüp bebek kadar olabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p> Ek tedavilerin maliyeti neredeyse tüp bebek kadar olabiliyor. Bu yöntemler için zaman zaman neredeyse tüp bebek tedavisi kadar ek ücret ödeniyor. Bilimsel olarak faydası gösterilmemiş uygulamalar gereksiz umut oluşturuyor ve çiftleri maddi açıdan zorlayabiliyor' dedi.</p>

<p>Dünya genelinde her 6 çiftten yaklaşık biri yaşamının bir döneminde kısırlık sorunu yaşıyor. Tüplerde hasar, ciddi erkek faktörü infertilitesi ve diğer tedavilerin başarısız olduğu durumlarda tüp bebek, tek çare olarak kabul ediliyor. Standart tüp bebek tedavisinde; yumurtalıkların uyarılması, yumurta toplanması, spermin alınması, laboratuvarda embriyo oluşturulması ve sağlıklı embriyonun rahme transfer edilmesi gibi bilimsel etkinliği kanıtlanmış basamaklar uygulanıyor. Bunun yanında tüp bebek tedavisinin başarısını artırdığı iddia edilen bazı yöntemler de çiftlere seçenek olarak sunulabiliyor.</p>

<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Faruk Buyru, The Lancet Obstetrics, Gynaecology &amp; Women's Health dergisinde yayımlanan sistematik derleme ve meta-analizin tüp bebek tedavisinde kullanılan 'ek tedavileri' mercek altına aldığını belirterek, ''Araştırmada bugüne kadar yapılmış 157 randomize kontrollü çalışma değerlendirildi. Ancak güvenilirlik kriterlerini karşılamayan 72 çalışma analiz dışı bırakıldı. Sonuçta 85 yüksek kaliteli çalışma incelendi ve binlerce hastanın verileri karşılaştırıldı. Araştırmacılar güvenilir olmayan çalışmaların hastalara yanlış umut verebileceğine dikkat çekerek, daha büyük ve daha nitelikli klinik araştırmalara ihtiyaç olduğunu vurguladı' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Çoğu ek tedavinin etkinliği gösterilemedi</p>

<p>Prof. Dr. Buyru, analiz sonuçlarına göre rutin olarak önerilen birçok ek uygulamanın gebelik ya da canlı doğum oranlarını artırdığına ilişkin güçlü bilimsel kanıt bulunmadığını belirtti. Etkinliği kanıtlanamayan uygulamalar arasında; akupunktur, kortikosteroid (kortizon), aspirin tedavileri, endometriyal reseptivite (ERA) testi, intralipid infüzyonu, yumurtalığa PRP uygulanması, rahim içine PRP uygulanması, herkese PGT-A (embriyolarda kromozom taraması) yer alıyor. Araştırmada yalnızca EmbryoGlue, endometriyal scratching (rahim çizilmesi) ve PICSI yöntemleri için sınırlı düzeyde olumlu bulgular elde edildi. Ancak araştırmacılar, bu yöntemler için de mevcut kanıtların rutin kullanım önerisi yapacak kadar güçlü olmadığını belirtti.</p>

<p>'Bu yöntemler gebelik şansını artırmıyor''</p>

<p>Prof. Dr. Buyru, standart tüp bebek tedavisinin bilimsel basamaklarının belli olduğunu, buna eklenen birçok uygulamanın ise yeterli bilimsel kanıta dayanmadığını söyleyerek, Bazen tedavinin en başında, bazen de başarısız tüp bebek denemelerinden sonra çiftlere 'bunu da yapalım, gebelik şansınız artsın' deniliyor. Ancak çoğu zaman bu yöntemlerin gebelik şansını artırdığı gösterilemiyor. Bu yöntemler gebelik şansını artırmıyor' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Özellikle akupunktur, kortizon tedavileri, PRP uygulamalarının bilimsel yararı gösterilmeyen ve ailelere ekonomik olarak yük getirdiğini belirten Buyru, 'Bu yöntemler için zaman zaman neredeyse tüp bebek tedavisi kadar ek ücret ödeniyor. Bilimsel olarak faydası gösterilmemiş uygulamalar gereksiz umut oluşturuyor ve çiftleri maddi açıdan zorlayabiliyor' dedi.</p>

<p>Prof. Dr . Faruk Buyru, bu çalışma ile tüp bebek tedavisinin etkinliğinin sorgulanmadığı, başarıyı artırdığı iddiasıyla standart tedaviye eklenen uygulamaların büyük bölümünün etkinliğine ilişkin güçlü bilimsel kanıt bulunmamasının sorgulandığını kaydediyor. Uzmanlar, hem hekimlerin hem de hastaların tedavi kararlarını kanıta dayalı tıp ilkeleri doğrultusunda vermesi gerektiğinin altını çiziyor.</p>

<p>İkinci çalışmada dikkat çeken sonuç</p>

<p>Aynı dergide yayımlanan ikinci araştırmada ise kanıta dayalı bilgiler içeren yeni bir tüp bebek internet sitesini kullanan hastaların; ek tedavilerin yararları, riskleri ve bilimsel kanıt düzeyi konusunda, standart internet bilgilerini okuyan hastalara göre anlamlı ölçüde daha doğru bilgi sahibi olduğu ortaya konuldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmacılar, tüp bebek tedavisi gören çiftlerin ek uygulamalar konusunda karar verirken reklam ve pazarlama söylemlerine değil, güvenilir bilimsel kanıtlara dayanması gerektiğini vurguladı. Bir uygulamanın etkin olduğunu söyleyebilmek için, o tedavi yapılan ve yapılamayan binlerce hastanın karşılaştırılması, çalışmanın başka merkezlerce de etkin bulunması gerekiyor. 'Biz daha önce gebe kalamayan beş hastamıza yaptık, üçü gebe kaldı' şeklindeki söylemler gerçeği yansıtmıyor. Maalesef özellikle tüp bebek tedavisinde bazen ticari kaygılar, bilimsel gerçeklerin önüne geçebiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/tup-bebekte-ek-tedavi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 10:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2026/07/agency/iha/tup-bebekte-ek-tedavi-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="72254"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kene Isırması Sonucu Hayatını Kaybeden Kadın Defnedildi]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/kene-isirmasi-sonucu-hayatini-kaybeden-kadin-defnedildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/kene-isirmasi-sonucu-hayatini-kaybeden-kadin-defnedildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Burdur'un Kemer ilçesinde yaklaşık 15 gün önce ormanda kene yapışmasının ardından hayatını kaybeden 55 yaşındaki kadın toprağa verildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Burdur'un Kemer ilçesine bağlı Akçaören köyünde yaklaşık 15 gün önce ormanda çalıştığı sırada F.D.'nin (55) vücuduna kene yapıştı. Akşam saatlerinde evine döndüğünde keneyi fark eden F.D., ertesi gün Burdur Devlet Hastanesine başvurdu. Burada bir gün gözetim altında tutulan F.D., kene kaynaklı Kırım Kongo Kanamalı Ateşi şüphesi üzerine Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildi. Alınan numuneler üzerinde Ankara'da yapılan incelemeler sonucunda Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) teşhisi konulan F.D., yaklaşık bir haftadır tedavi gördüğü Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde bugün hayatını kaybetti. Burdur Devlet Hastanesine getirilen F.D'nin cenazesi, daha sonra merkeze bağlı Kayış köyüne getirildi. Kadının cenazesi, kılınan cenaze namazının ardından koruyucu kıyafet giyen yakınları tarafından alınan tedbirlerle toprağa verildi.</p>

<p>'Keneyi üçünü günde koparmışlar'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cenazede konuşan Hüseyin Işık, 'Cenaze sahibi en iyi arkadaşım olduğu için ben de katılmak zorunda kaldım. İşte köy yerinde ormana işçi, amele olarak gidiyorlar. Ablaya ormana gittikleri yerde kene yapışmış. Bu keneyi üçüncü günde koparmışlar. 3-4 gün sonra eşine 'Benim kafam dönüyor. Aş ekmek canım istemiyor' demiş. Hastaneye götürmüşler. Burdur Devlet Hastanesinde 2-3 gün yatıyor. Antalya Araştırma Hastanesine sevk ediliyor. Sevk ettiğinde 5 gün normal bir odada kalmış. 5 gün sonra yoğun bakıma alıyorlar. Bir hafta sonra kırım zehri damardaki kan basıncı ciğeri patlatıyor. Bu sebepten dolayı ablamızı kaybettik' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/kene-isirmasi-sonucu-hayatini-kaybeden-kadin-defnedildi</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 19:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2026/07/agency/iha/kene-isirmasi-sonucu-hayatini-kaybeden-kadin-defnedildi.jpg" type="image/jpeg" length="93358"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Kirli Havuz Ve Deniz Suyu Yaz İshallerini Tetikleyebilir]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/kirli-havuz-ve-deniz-suyu-yaz-ishallerini-tetikleyebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/kirli-havuz-ve-deniz-suyu-yaz-ishallerini-tetikleyebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında serinlemek için tercih edilen deniz ve havuzlar, hijyen kurallarına uyulmadığında çocuklar için enfeksiyon kaynağına dönüşebiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p> Özellikle kirli havuz suyu, mikroorganizma içeren deniz suyu ve hijyenik olmayan gıdaların yaz ishallerinin en önemli nedenleri arasında yer aldığını belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazlı Karakullukçu Çebi, 'Çocukların oyun sırasında farkında olmadan havuz veya deniz suyu yutması enfeksiyon riskini artırabiliyor. Bu nedenle özellikle ortak kullanım alanlarında hijyen kurallarına dikkat edilmesi büyük önem taşıyor' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaz aylarında görülen ishal vakalarının en sık belirtilerinin sulu dışkılama, kusma, karın ağrısı, ateş ve halsizlik olduğunu belirten Liv Hospital Samsun Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazlı Karakullukçu Çebi, 'Özellikle beş yaş altındaki çocuklarda sıvı kaybı çok kısa sürede ciddi boyutlara ulaşabilir. Ağız kuruluğu, gözyaşında azalma, idrar miktarında düşüş ve aşırı uyku hali önemli alarm bulgularıdır. Bu belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden bir çocuk hekimine başvurulmalıdır' diye konuştu.</p>

<p>'Her ishal vakasında antibiyotik kullanılmamalı'</p>

<p>İshal tedavisinin hastalığın nedenine göre planlanması gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Çebi, 'Antibiyotik her ishal vakasında gerekli değildir. Tedavi mutlaka hekim değerlendirmesi sonrasında planlanmalıdır. Gereksiz antibiyotik kullanımı fayda sağlamadığı gibi farklı sağlık sorunlarına da yol açabilir' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Hijyen kurallarına dikkat edilmeli'</p>

<p>Yaz ishallerinden korunmanın büyük ölçüde doğru hijyen alışkanlıklarıyla mümkün olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Çebi, 'Çocukların havuza girmeden önce ve çıktıktan sonra duş almaları, havuz suyunu yutmamaları ve hijyeninden emin olunmayan havuzları kullanmamaları gerekir. Açıkta satılan gıdalardan uzak durulmalı, güvenilir içme suyu tercih edilmeli ve el hijyenine özen gösterilmelidir' şeklinde konuştu.</p>

<p>'İyileşmeden havuza girilmemeli'</p>

<p>İshal geçiren çocukların tamamen iyileşmeden deniz veya havuza girmemesi gerektiğini dile getiren Uzm. Dr. Çebi, 'Bu hem çocuğun sağlığının korunması hem de enfeksiyonun diğer kişilere bulaşmasının önlenmesi açısından büyük önem taşıyor. Basit hijyen önlemleriyle yaz aylarında görülen ishal vakalarının önemli bir kısmının önüne geçmek mümkündür' diyerek sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/kirli-havuz-ve-deniz-suyu-yaz-ishallerini-tetikleyebilir</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 13:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2026/07/agency/iha/kirli-havuz-ve-deniz-suyu-yaz-ishallerini-tetikleyebilir.jpg" type="image/jpeg" length="72619"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mide Kanserine Karşı Umut Veren Çalışma Dünya Literatüründe]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/mide-kanserine-karsi-umut-veren-calisma-dunya-literaturunde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/mide-kanserine-karsi-umut-veren-calisma-dunya-literaturunde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gastroenteroloji Kliniği tarafından yürütülen çalışmayla mide kanserinin öncüsü kabul edilen 'intestinal metaplazi'nin ilaç tedavisiyle geriletilebildiğini ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p> Bağırsak antiseptiği olarak kullanılan rifaksimin (rifaximin) etken maddeli ilacın 'intestinal metaplazi' üzerindeki etkisini ortaya koyan çalışma, uzmanlara göre dünya tıp literatüründe farmakolojik olarak intestinal metaplazinin geriletildiğini gösteren ilk bilimsel araştırma olma özelliğini taşıyor.</p>

<p>Çalışmayı yürüten Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Gökhan Aydın, intestinal metaplazinin mide kanseri gelişiminden önce ortaya çıkan en önemli prekanseröz lezyonlardan biri olduğunu belirterek, bugüne kadar bu lezyonu doğrudan gerilettiği bilimsel olarak kanıtlanmış herhangi bir farmakolojik tedavinin bulunmadığını söyledi.</p>

<p>Mevcut yaklaşımın daha çok risk faktörlerinin ortadan kaldırılmasına yönelik olduğunu ifade eden Aydın, 'İntestinal metaplazi, mide kanserinin öncüsü kabul edilen bir lezyondur. Bugüne kadar hastalara sigaranın bırakılması ve Helicobacter pylori eradikasyonu gibi koruyucu yaklaşımlar öneriliyor. Ancak metaplaziyi doğrudan gerilettiği gösterilmiş bir tedavi bulunmadığı için hastalar endoskopik takip programına alınıyordu' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Patoloji sonuçlarında anlamlı gerileme tespit ettik'</p>

<p>Araştırmanın çıkış noktasının, farklı gastroenterolojik hastalıklarda kullanılan rifaksiminin muhtemel etkileri olduğunu belirten Dr. Aydın, daha önce endoskopi uygulanmış ve belirli süre rifaksimin tedavisi almış hastaların kayıtlarını geriye dönük olarak incelediklerini söyledi.</p>

<p>Patoloji sonuçlarının karşılaştırıldığını belirten Aydın, 'Endoskopi ve patoloji bulgularını değerlendirdiğimizde intestinal metaplazinin anlamlı düzeyde gerilediğini gözlemledik. Literatür taramalarımızda ise metaplaziyi farmakolojik olarak gerilettiğini gösteren benzer bir ajan çalışmasına rastlamadık. Bu yönüyle çalışmamızın önemli olduğunu düşünüyoruz' diye konuştu.</p>

<p>-'Dünya literatüründe bir ilk'</p>

<p>Gastroenteroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Cumhur Dülger ise çalışmanın bilimsel açıdan önemli bir boşluğu doldurduğunu belirterek, 'Bu çalışma, farmakolojik olarak intestinal metaplaziyi gerilettiği gösterilen dünya literatüründeki ilk çalışmadır. Şimdiye kadar intestinal metaplaziyi doğrudan ilaç tedavisiyle gerilettiğini ortaya koyan herhangi bir çalışma bulunmuyordu. Bu yönüyle bilim dünyasında bir ilki temsil etmektedir' dedi.</p>

<p>Mide kanserinin ani gelişen bir hastalık olmadığını, belirli biyolojik evrelerden geçerek ortaya çıktığını vurgulayan Dülger, 'Bu sürecin en kritik aşamalarından biri intestinal metaplazidir. Eğer bu öncül lezyonu erken dönemde geriletebilirsek mide kanserinin gelişimini de önleme şansı doğabilir. Çalışmanın en büyük klinik önemi, mide kanserine dönüşebilecek öncül bir lezyonun ilaçla geriletilebileceğini ortaya koymasıdır' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Dünya genelinde yüz milyonlarca kişiyi ilgilendiriyor'</p>

<p>İntestinal metaplazinin dünya genelinde önemli bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Dülger, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 7 ila 10'unda mide kanserinin öncüsü kabul edilen intestinal metaplazinin görüldüğünü belirterek, bunun yaklaşık 500 ila 600 milyon yetişkini ilgilendirdiğini söyledi.</p>

<p>Türkiye'de de mide biyopsilerinde intestinal metaplazi görülme oranı yüzde 7 ila 15 arasında değişmektedir. Karadeniz Bölgesi'nde ise, intestinal metaplazi görülme sıklığı yaklaşık yüzde 7 ila 10 arasında olduğu görülmektedir. Giresun ve Ordu'nun toplam nüfusu dikkate alındığında yetişkin nüfus içerisinde yaklaşık 40 ila 50 bin kişide mide kanserinin öncüsü olan intestinal metaplazi bulunabileceği öngörülebilir. Bu nedenle erken tanı, endoskopik takip ve uygun tedavi büyük önem taşımaktadır' diye konuştu.</p>

<p>Yürüttükleri çalışmada, rifampisin türevi, emilmeyen yarı sentetik bir antibiyotik olan rifaksiminin altı aylık aralıklı tedaviyle intestinal metaplaziyi geriletebildiğini gösterdiklerini belirten Dülger, 'Giresun Üniversitesi Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Takır ve Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Gökhan Aydın ile yaptığımız bu çalışma Avrupa'nın önde gelen bilimsel dergilerinden birinde yayımlanarak dünya tıp literatürüne girdi' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/mide-kanserine-karsi-umut-veren-calisma-dunya-literaturunde</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 10:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2026/07/agency/iha/mide-kanserine-karsi-umut-veren-calisma-dunya-literaturunde.jpg" type="image/jpeg" length="94599"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beyin Tümörü Ameliyatı Sonrası Çöken Alnı, 3 Boyutlu İmplantla Düzeltildi]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/beyin-tumoru-ameliyati-sonrasi-coken-alni-3-boyutlu-implantla-duzeltildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/beyin-tumoru-ameliyati-sonrasi-coken-alni-3-boyutlu-implantla-duzeltildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon'da öğretmen Özlem Akıntürk'ün, beyin tümörü ameliyatı sırasında alın kemiğinin çıkarılması nedeniyle oluşan çöküklük, kendisine özel tasarlanıp üretilen 3 boyutlu implantla giderildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tomografi ve 3 boyutlu modelleme teknolojisiyle hazırlanan implant, başarılı operasyonla yerine yerleştirilirken, Akıntürk yeniden doğal alın görünümüne kavuştu.</p>

<p>Trabzon'da yaşayan öğretmen Özlem Akıntürk, yaklaşık 1,5 yıl önce şiddetli baş ağrısı şikayetiyle hastaneye başvurdu. Yapılan manyetik rezonans (MR) görüntülemesinde beyninde tümör tespit edilen Akıntürk, Ankara'da geçirdiği beyin tümörü ameliyatıyla sağlığına kavuştu. Ancak operasyon sırasında alın bölgesindeki kemiğin çıkarılması nedeniyle yüzünde belirgin bir çöküntü oluştu. Ameliyatın ardından aynaya baktığında ve fotoğraflarında alın bölgesindeki deformasyonu gören Akıntürk, yaşadığı estetik kaygıyı gidermek için çözüm arayışına başladı. İnternet üzerinden yaptığı araştırmalar sonucu Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Muhammet Uraloğlu'na başvurdu.</p>

<p>Prof. Dr. Muhammet Uraloğlu ve ekibi tarafından yapılan ayrıntılı değerlendirmelerde, alın bölgesindeki kemik kaybı tomografi görüntüleri ve üç boyutlu modelleme teknolojisiyle analiz edildi. Hastadaki eksik doku ve kemik yapısı dijital ortamda yeniden oluşturularak Özlem Akıntürk'e özel implant tasarlandı. KTÜ bünyesinde faaliyet gösteren Medikal Cihaz Tasarım ve Üretim Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde kısa sürede üretilen kişiye özel implant, planlanan cerrahi operasyonla başarıyla hastaya uygulandı. Başarılı operasyonun ardından alın bölgesindeki deformasyon büyük ölçüde giderilirken, Akıntürk hem doğal görünümüne kavuştu hem de ameliyat sonrası yaşadığı estetik kaygılardan kurtuldu.</p>

<p>'Birebir ölçülerle implantlar yapıyoruz'</p>

<p>Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Muhammet Uraloğlu, hastanın beyin tümörü ameliyatı sonrası alın bölgesinde oluşan deformasyon nedeniyle kendilerine başvurduğunu belirterek, 'Hastamız ameliyat sonrası alın bölgesindeki bir deformite ile geldi. Alın bölgesinde çukurluk ve şekil bozukluğu vardı. Hastamız bize başvurunca bir değerlendirme yaptık. Aynı diş implantı gibi 3 boyutlu yazıcılarla birebir ölçülerle implantlar yapıyoruz. Hastanın ihtiyacı ve boşluğu neredeyse orayı tamamlayacak şekilde implant uygulaması yapıyoruz' dedi.</p>

<p>'Bu yöntemi yaklaşık 2 senedir uyguluyoruz'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastaya özel üretim gerçekleştirdiklerini ifade eden Prof. Dr. Uraloğlu, 'Hastamızın kafatasından bir model çıkartıyoruz. Ortaya çıkan modelde hastamızın daha önceki ameliyatından kalan sekelleri var. Alın bölgesindeki kemik parçası kaldırılınca bir kayıp olmuş. Alın bölgesindeki kayıptan dolayı çukur ve şekil bozukluğu olmuştu. Boşluğu tamamlayacak uygulama yaptık. Birebir ölçüde implant uygulamasıyla hastamızın şikayetini tamamen ortadan kaldırdık' diye konuştu.</p>

<p>Ameliyatın uzun sürmediğini kaydeden Prof. Dr. Uraloğlu, 'Bu uzun bir ameliyat değil. Daha önceki ameliyattan dolayı yara izleri vardı. Önceki ameliyat izlerinden girerek boşluğu ortadan kaldırdık. Çok hassas bir üretim yapıldı. Alnın yanlarındaki minik bir implantı yapmak diş protezinden daha zor. Orijinal bir kafatası şekline getirdik' şeklinde konuştu.</p>

<p>Yaklaşık iki yıldır bu yöntemi uyguladıklarını belirten Prof. Dr. Uraloğlu, 'Bu yöntemi yaklaşık 2 senedir uyguluyoruz. Üniversitemiz bünyesindeki METAM'da böyle bir merkez açılınca üretime geçtik. Ankara'nın doğusunda bu yöntemi kullanan yok' dedi.</p>

<p>'Eski fotoğraflarım bu ameliyatı olmam gerektiğini söylüyordu'</p>

<p>Öğretmen Özlem Akıntürk (34) ise, yaklaşık 1,5 yıl önce geçirdiği beyin tümörü ameliyatının ardından alnında oluşan çöküklük nedeniyle zorlu bir süreç yaşadığını belirterek, KTÜ Farabi Hastanesi'nde uygulanan kişiye özel implant sayesinde yeniden doğal görünümüne kavuştuğunu söyledi. Akıntürk, 'Baş ağrısı sebebiyle nöroloji doktoruna gittim. MR çekildim ve beynimde tümör olduğunu öğrendim. Kısa süre sonra Ankara'ya giderek beyin tümörü ameliyatı oldum. Bu ameliyattan sonra alnımda bir çöküklük kaldı. 1 yıl geçtikten sonra Muhammet Hoca'ya başvurdum. Bu tarz çöküklüklerde nasıl bir işlem uygulandığını araştırdım. Böyle bir yöntemin yapıldığı öğrendim ama Trabzon'da yapılıp yapılmadığını bilmiyordum. Muhammet Hoca'nın yanına geldiğimde yapıldığını öğrenince sevindim. Ameliyatı olmaya karar verdim ama endişelerim vardı. Beyin ameliyatından sonra çok zor günler geçirdim. Çok şükür bir sıkıntı yaşamadım. Beyin ameliyatıma göre çok daha kolay geçti. Muhammet Hoca bu ameliyatın beyin ameliyatı kadar riskli olmayacağını söylemişti. Güzel olacağını tahmin ediyordum. Gerçekten düşündüğüm gibi oldu. İyileşme süreci çok hızlı gelişti. Bir hafta içerisinde ödemler inmişti. 3-4 gün içerisinde ağrılar gitti ve iyileşme sürecine girdim. Eski fotoğraflarım bu ameliyatı olmam gerektiğini söylüyordu. Sürekli eski fotoğraflarıma bakarak ameliyat olmaya karar verdim. O çöküklük hiç hoşuma gitmemişti. Çok memnunum' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/beyin-tumoru-ameliyati-sonrasi-coken-alni-3-boyutlu-implantla-duzeltildi</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 09:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2026/07/agency/iha/beyin-tumoru-ameliyati-sonrasi-coken-alni-3-boyutlu-implantla-duzeltildi.jpg" type="image/jpeg" length="53838"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kadınlarda akciğer kanseri vakalarında artış yaşanıyor]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/kadinlarda-akciger-kanseri-vakalarinda-artis-yasaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/kadinlarda-akciger-kanseri-vakalarinda-artis-yasaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadınlarda son dönemde akciğer kanseri vakalarında ciddi artış yaşandığı ve bunun da en büyük nedeninin kadınlarda artan sigara alışkanlığı olduğu belirtildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kadınlarda sigara kullanma alışkanlığının arttığına dikkat çeken Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi Başhekimi ve Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Celal Tekinbaş, her bölgede olduğu gibi Karadeniz Bölgesinde de akciğer kanseri vakaları daha çok görüldüğünü söyledi. Tekinbaş, 'Dünyada kanserden ölümlerin en büyük nedeni, akciğer kanserlerinden kaynaklanıyor. Belli bölgelerde akciğer kanseri daha fazla görülüyor. Bizim bölge de bu bölgelerden bir tanesi. Kanserin en önemli nedeni sigara. Sigara alışkanlığının artmasıyla beraber kadınlarda da artık daha fazla kanser vakalarını görüyoruz. Kanser sayısı oranlarının artmasından çok artık kanserler daha erken teşhis ediliyor. Daha önceden kanser olduğunu bilmediği halde ölen insanlar vardı ama şimdi artık hastalığının ne olduğunu hastanelerin yaygınlaşması tomografi gibi pet gibi biyopsi işlemleri gibi bir çok gelişmeyle insanlar hastalıklarının ne olduğunu biliyorlar. Akciğer kanseri de tanısı artık konulan bir hastalık grubu içerisinde önemli bir yer tutuyor. Daha fazla ameliyat edebildiğimiz hastayla karşılaşıyoruz çünkü daha erken tanı konulabiliyor' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>'Elektronik sigara içmek bizi kanserden korumuyor'</strong><br />
Elektronik sigaranın daha az kanser oluşturduğu söylemlerine katılmadığını kaydeden Tekinbaş, 'Akciğer sağlığını olumsuz etkileyen alışkanlıklardan uzak durulmalı. Bunun başında sigara geliyor. Elektronik sigara alışkanlığı birçok insanda daha az kanser oluşturduğu söylentisi çok fazla kullanılmaya başlandı, ama onun da tespit edildiği şekliyle akciğer kanserine neden olan en büyük faktörlerden biri. Elektronik sigara içmek bizi kanserden korumuyor. Akciğer sağlığını korumak için, olabilecek kirliliklerden korunmak radyoaktif maddelerden uzak durmak gerekir. Eğer herhangi bir şekilde çalışma alanımızda akciğer sağlığımızı olumsuz etkileyecek tozlara maruz kalıyorsak uygun maske takarak çalışmalıyız. Akciğerimizin, kalbimizin kapasitesini artırmak için her türlü sporu yapmalıyız. Özellikle yürüyüşler çok önemli. Her yaş grubu içerisinde yapılabilmesi açısından da önemli. Bu da akciğer sağlığımızın korunması için önemli faktörlerden biri' diye konuştu.</p>

<p><strong>'Tek akciğerle yaşamını sürdürebilir'</strong><br />
Kanser ya da faklı hastalıktan dolayı ameliyatla alınan bir akciğerle, hasta yaşantısını tek akciğerle sürdürebileceğini de belirten Tekinbaş, 'Bir akciğeri çok rahatlıkla alabiliyoruz, yeter ki diğer akciğer sağlıklı olsun. Sol akciğerin tümünü sağ akciğerin de bir parçasını önceden testlerini yapmak kaydıyla alabiliyoruz. Kalan akciğerin kendisine ne kadar yeteceğini tespit etmek için yapıyoruz. Elle tutulur gözle görülür kanıt düzeyinde elimizdeki verilerle bunu yapıyoruz. Çok rahatlıkla bir akciğeri alabiliyoruz. KTÜ Farabi Hastanesi bu konuda akciğer kanseri ve akciğer ameliyatları konusunda Türkiye'de önemli bir yere sahip. Zaman zaman haftada birkaç hastanın bir akciğerini ameliyat ederek alıyoruz. Solunum fonksiyonları açısından iki akciğer sahibi ile tek akciğer sahibi arasında fark oluyor ama normal yaşantısını idame ettirecek şekilde olanları zaten ameliyat ediyoruz. Bu hastalarda normal yaşamlarını idame ettirmede, yaşamlarını sürdürmede herhangi bir sorun yaşamıyor' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/kadinlarda-akciger-kanseri-vakalarinda-artis-yasaniyor</guid>
      <pubDate>Sat, 16 Mar 2024 11:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/arsiv/haber/2024/03/16/Fotograf_1710576830.webp" type="image/jpeg" length="27399"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[‘40 Yaş üstü kişilerde glokom hastalığı sıklığı fazla’]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/40-yas-ustu-kisilerde-glokom-hastaligi-sikligi-fazla</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/40-yas-ustu-kisilerde-glokom-hastaligi-sikligi-fazla" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Seyhan Dikci, 40 yaşın üzerindeki kişilerde glokom hastalığı sıklığında artış olduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Seyhan Dikci, 40 yaşın üzerindeki kişilerde glokom hastalığı sıklığında artış olduğunu belirterek, 'Sigara içen, ailesinde glokomlu kişi bulunan, diyabet, hipertansiyon gibi sistemik hastalıkları olan, göze delici ya da künt darbe alan, yüksek miyopiye ya da hipermetropiye sahip olan, korneaları normalden ince olan, uzun süredir steroid içeren ilaçlar kullanan kişilerde glokom daha yüksek sıklıkta görülmektedir' dedi.</p>

<p>VM Medical Park Samsun Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Seyhan Dikci, Glokom Haftası dolayısıyla bilgilendirmelerde bulundu. </p>

<p><strong>'2040 yılında 110 milyondan fazla glokomlu hasta olacak' </strong><br />
Glokomun tanımını yapan Doç. Dr. Dikci, 'Latincede 'mavi su' anlamına gelen, ülkemizde ise halk dilinde 'karasu' olarak tanımlanan bir göz hastalığıdır. Ne yazık ki, geri dönüşümsüz görme kaybına neden olan hastalığın en dikkat çekici özellikleri zor tanı konulması ve çoğunlukla ağrısız olmasıdır. Bununla birlikte gözde ağrı, kızarıklık, bulanık görme ve ışık çevresinde renkli halkalar görülmesi gibi belirtiler de olabilir. Glokom bizim toplumumuzda da oldukça yaygındır. 2040 yılında dünyada 111,8 milyon civarında insanın glokom hastası olacağı tahmin edilmektedir' diye konuştu. </p>

<p> <br />
<strong>'Erken tanı ve tedavi çok önemli' </strong><br />
 Glokomda geri dönüşümsüz görme kaybı nedeninin, hastalığın neden olduğu görme sinir hücrelerinin hasarı olduğunu söyleyen Doç. Dr. Dikci, 'Görme siniri hücre onarımı ile ilgili hali hazırda pek çok çalışma yapılmasına rağmen kabul edilmiş bir onarım yöntemi, yani tedavi günümüzde halen yoktur. Bu nedenle glokomda erken tanı ve tedavi çok önemlidir, öyle ki bu konudaki ihmaller körlüğe kadar gidebilen sonuçlar doğurur. Hastalığın başlangıç yaşına, şekline vs. olmak üzere değişen birçok çeşidi vardır' şeklinde konuştu. <br />
 <br />
<strong>'Ağrı olmadığından körlük riski çok yüksek' </strong><br />
En sık rastlanan glokom çeşidi olan açık açılı glokomda ağrı görülmezken, kapalı açılı glokomda ağrının ön planda olduğunu belirten Doç. Dr. Dikci, 'Ağrının olmaması bir hastalığı sinsi yapan en önemli unsurdur. İşte bu nedenle açık açılı glokomda körlük maalesef daha sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Bu noktada erken tanının önemini tekrar vurgulamak gerekir. Risk grubundaki kişiler başta olmak üzere hastalık hakkında ciddi bir bilinçlenme gereklidir. Bu hastalığa dikkat çekme ve bilinçlenme konusunda önemli bir uygulama olarak her yıl 12 Mart 'Dünya Glokom Günü', 6-12 Mart tarihleri ise 'Dünya Glokom Haftası' olarak kutlanmaktadır' ifadelerinde bulundu. <br />
 <br />
<strong>'40 yaş üstü kişilerde göz tansiyonu riski artıyor'</strong><br />
Glokomun her yaşta ve herkeste görülebileceğini değinen Doç. Dr. Dikci, riskli gruplarla ilgili şu bilgileri paylaştı: 'Yapılan çalışmalarda 40 yaşın üzerinde glokom sıklığında artış olduğu bildirilmiştir. Sigara içen, ailesinde glokomlu kişi bulunan, diyabet, hipertansiyon gibi sistemik hastalıkları olan, göze delici ya da künt darbe alan, yüksek miyopiye ya da hipermetropiye sahip olan, korneaları normalden ince olan, uzun süredir steroid içeren ilaçlar kullanan kişilerde glokom daha yüksek sıklıkta görülmektedir. Bu kişilerin düzenli göz muayenesi olmaları ve glokom açısından araştırılmaları gerekmektedir.' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>'Muayene sonrası teşhis edilebilir' </strong><br />
Glokom 'göz tansiyonu' olarak tanımlandığını dile getiren Doç. Dr. Dikci, 'Ancak 'göz tansiyonu' dediğimiz göz içi basıncı bu hastalıkta bir risk faktörü olup tek başına tanı koydurucu olmamaktadır. Göz içi basıncının normal değeri olan 10-21 mmHg'nın üzerinde ölçülmesi, göz sinirlerinin ve görme alanı muayenesinin de bulunduğu ileri tetkiklerin yapılması için sadece bir uyarıcı mahiyetindedir. Uzman bir hekim tarafından bu testlerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda yanlış tanı ve gereksiz ilaç kullanımlarının önüne geçilebilir. Glokomda tedavi planı hastaya özel bir durumdur' açıklamasında bulundu. </p>

<p><strong>'Cerrahi tedavi yapılabilir' </strong><br />
Tedavi yollarından bahseden Doç. Dr. Dikci, 'Her hastanın yaşına, sistemik hastalıklarına, görme düzeyine ve glokom hasar düzeyine göre tedavi planı yapılır. Genelde ilk basamak ilaç tedavisi olmakla birlikte duruma göre ilk basamakta cerrahi ya da lazer uygulama kararı verilen hastalar da vardır. Dünyada gerek ilaç gerek lazer gerekse cerrahi tedavi olsun, halihazırda uygulanan yöntemler göz içi basıncını düşürmeye yöneliktir. Tekrar altını çizmemiz gerekirse, hasarlanmış göz sinirlerinin iyileştirilmesine yönelik bir metot henüz yoktur. Verilen ilaçlar genellikle damla formunda olup düzenli kullanım çok önemlidir. Erken tanı, düzenli muayene ve eksiksiz tedavi ile ve en önemlisi iyi bir hasta- hekim iş birliği ile güzel sonuçların alınması mümkündür' dedi. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/40-yas-ustu-kisilerde-glokom-hastaligi-sikligi-fazla</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Mar 2024 10:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/arsiv/haber/2024/03/12/Fotograf_1710230534.webp" type="image/jpeg" length="31955"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
