<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Rizedeyiz: Rize Haber, Rize Haberleri</title>
    <link>https://www.rizedeyiz.com</link>
    <description>2005'ten bu yana doğru, güvenilir ve tarafız haberin adresi RİZEDEYİZ.com!

Rize, Rize Haberleri, Rize'den haberler, son dakika</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.rizedeyiz.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2005. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 28 Jun 2026 02:13:18 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından Velilere Karne Uyarısı!]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/uzmanindan-velilere-karne-uyarisi-karneye-fazla-anlam-yuklemeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/uzmanindan-velilere-karne-uyarisi-karneye-fazla-anlam-yuklemeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karne dönemine sayılı günler kala ailelere önemli tavsiyelerde bulunan Sivas Devlet Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Beyza Karataş Bozok, karneye yalnızca notların yer aldığı bir belge olarak bakılmaması gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Karne gününün bir yargılama günü değil, çocukları daha iyi anlamak için bir fırsat olduğunu ifade eden Bozok, 'Karne yalnızca çocuğun belirli bir dönemdeki akademik performansını gösteren bir değerlendirme aracıdır. Çocuğun kişiliğini, değerini, yeteneklerini ya da geleceğini göstermez. Karne bir etiket değildir' dedi.</p>

<p>Karne sonuçları nedeniyle çocukların kardeşleri, arkadaşları veya başka öğrencilerle kıyaslanmasının yanlış olduğunu belirten Bozok, bu durumun motivasyonu artırmak yerine yetersizlik duygusuna neden olabileceğini söyledi. Ödül ve ceza odaklı yaklaşımların da sağlıklı olmadığını ifade eden Bozok, çocukların öğrenmenin kendi gelişimleri için değerli olduğunu hissetmeleri gerektiğini kaydetti.</p>

<p>'Gerektiğinde uzman desteğine başvurulmalı'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ailelerin aşırı sert tepkiler vermesi kadar tamamen ilgisiz ve sessiz kalmasının da doğru olmadığını vurgulayan Bozok, 'Çocuklar bu durumda korku yaşayabilir ya da anlaşılmadıklarını hissedebilirler. Bunun yerine sakin bir şekilde değerlendirme yapmak, çocuğun çabasını fark etmek, güçlü yönlerini desteklemek ve zorlandığı alanları birlikte konuşmak çok daha yararlı olacaktır. Gerektiğinde çocuğun yaşadığı akademik güçlüklerin altında dikkat sorunları, öğrenme güçlükleri, duygusal zorluklar veya farklı nedenlerin bulunabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır' dedi.</p>

<p>'hayal kurmaktan vazgeçmeyin'</p>

<p>Yaz tatilinin yalnızca ders eksiklerinin giderildiği bir dönem olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Bozok, tatilin dinlenme, oyun oynama, spor yapma, yeni deneyimler kazanma ve aileyle kaliteli zaman geçirme fırsatı sunduğunu ifade etti. Öğrencilere de seslenen Bozok, 'Bol bol oyun oynayın, merak edin, soru sorun, yeni şeyler keşfedin ve hayal kurmaktan vazgeçmeyin. Öğrenmek yalnızca okulda gerçekleşmez; bazen bir oyunda, bir kitapta ya da merak ettiğiniz bir sorunun peşinden giderken de öğrenirsiniz' diyerek tüm öğrencilere güzel bir yaz tatili diledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/uzmanindan-velilere-karne-uyarisi-karneye-fazla-anlam-yuklemeyin</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 10:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2026/06/f-85.png" type="image/jpeg" length="75134"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından Kalp Hastalarına 'Yaz' Uyarısı: 'Hali Saha Maçlarına Dikkat]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/uzmanindan-kalp-hastalarina-yaz-uyarisi-hali-saha-maclarina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/uzmanindan-kalp-hastalarina-yaz-uyarisi-hali-saha-maclarina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Manisa Şehir Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Fatih Kartaler, kavurucu yaz sıcaklarının kalp ve damar hastalıklarını tetiklediğini belirterek hayati uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p> Kalp rahatsızlıklarının sadece yaşlıları değil gençleri de tehdit ettiğini vurgulayan Kartaler, sıcak havalarda yapılan ani egzersizlere ve özellikle halı saha maçlarına dikkat çekti.</p>

<p>Manisa Şehir Hastanesi Kardiyoloji Kliniği hekimlerinden Uzm. Dr. Fatih Kartaler, yaz aylarında artan hava sıcaklıklarının kalp ve damar hastalıkları açısından riskleri artırdığına dikkat çekerek, özellikle halı saha maçlarına katılan vatandaşları ve kronik rahatsızlığı bulunanları uyardı.</p>

<p>Sıcak havalarda vücudun normal ısısını koruyabilmek için daha fazla çalıştığını belirten Uzm. Dr. Fatih Kartaler, terlemeyle yaşanan sıvı ve mineral kaybının kalbin daha hızlı çalışmasına ve dolaşım sisteminin daha fazla yük altında kalmasına neden olduğunu söyledi. Özellikle hipertansiyon, kalp yetersizliği, koroner arter hastalığı ve ritim bozukluğu bulunan kişilerin bu durumdan daha fazla etkilendiğini vurgulayan Kartaler, tehlikenin sadece ileri yaş grubunu kapsamadığını ifade etti. Kontrolsüz tansiyonu bulunan, sigara kullanan, diyabet hastası olan veya kalp damar hastalığı riski taşıyan kişilerde aşırı sıcakların kalbin yükünü artırdığını belirten Kartaler, vücudun verdiği uyarı sinyallerinin mutlaka dikkate alınması gerektiğini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzm. Dr. Kartaler, 'Yaz aylarında hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte kalp ve damar hastalıkları açısından riskler de artabilmektedir. Vücudumuz sıcak havalarda normal ısısını koruyabilmek için daha fazla çalışır. Terleme ile birlikte yaşanan sıvı ve mineral kaybı, kalbin daha hızlı çalışmasına ve dolaşım sisteminin daha fazla yük altında kalmasına neden olabilir. Özellikle hipertansiyon, kalp yetersizliği, koroner arter hastalığı ve ritim bozukluğu bulunan kişiler sıcak havalardan daha fazla etkilenmektedir. İleri yaş grubundaki bireylerin de bu dönemde dikkatli olması gerekir. Yaz aylarında kalp krizi yalnızca yaşlılarda görülmez. Kontrolsüz tansiyonu bulunan, sigara kullanan, diyabet hastası olan veya kalp damar hastalığı riski taşıyan kişilerde aşırı sıcaklar kalbin yükünü artırabilir. Bu nedenle vücudun verdiği uyarı sinyalleri dikkate alınmalıdır. Yaz döneminde uzun süre hareketsiz kaldıktan sonra ani ve yoğun egzersiz yapılması da önemli bir risk oluşturur. Özellikle halı saha maçlarına katılan vatandaşlarımızın, bilinen bir kalp hastalığı olmasa bile belirli aralıklarla kardiyolojik değerlendirmeden geçmeleri önemlidir. Göğüs ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı, bayılma veya efor sırasında aşırı yorulma gibi şikayetleri olan kişilerin mutlaka hekim kontrolünde değerlendirilmesi gerekir' dedi.</p>

<p>Son yıllarda gündeme gelen genç yaşta ani kalp hastalıklarını da gündeme getiren Uzm. Dr. Kartaler, 'Son yıllarda genç yaşlarda ortaya çıkan ani kalp hastalıkları gündeme gelmektedir. Özellikle ani başlangıçlı her kalp hastalığının sebebi de kalp krizine bağlı değildir. Özellikle genç bireylerde doğumsal kalp hastalıkları, kalp kası hastalıkları ve ritim bozuklukları önemli nedenler arasında yer alabilmektedir. Çarpıntı, açıklanamayan bayılma, eforla gelişen göğüs ağrısı veya ailede genç yaşta ani ölüm öyküsü bulunan kişilerin kardiyolojik muayeneyi ihmal etmemeleri gerekir. Kalp sağlığını korumak için yeterli miktarda su tüketilmeli, güneş ışınlarının en yoğun olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında mümkün olduğunca dışarı çıkılmamalı ve ağır fiziksel aktivitelerden kaçınılmalıdır. Egzersiz için sabah erken saatler veya akşam serinliği tercih edilmelidir. Tansiyon, kalp yetersizliği ve benzeri kronik hastalıklar nedeniyle düzenli ilaç kullanan vatandaşlarımızın, doktorlarına danışmadan ilaçlarını bırakmamaları veya doz değişikliği yapmamaları önemlidir. Göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, aşırı halsizlik, baş dönmesi veya baygınlık hissi gibi şikayetler ortaya çıktığında bunlar sıcak havanın normal etkileri olarak değerlendirilmemeli, vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Sıcak havalarda alınacak basit ancak etkili önlemler, kalp sağlığını korumada büyük önem taşımaktadır' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/uzmanindan-kalp-hastalarina-yaz-uyarisi-hali-saha-maclarina-dikkat</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 11:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2026/06/agency/iha/uzmanindan-kalp-hastalarina-yaz-uyarisi-hali-saha-maclarina-dikkat.jpg" type="image/jpeg" length="50824"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tek Taraflı Kulak Çınlamasına Dikkat!]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/uzmandan-uyari-tek-tarafli-kulak-cinlamasina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/uzmandan-uyari-tek-tarafli-kulak-cinlamasina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fulya Özer, halk arasında sık görülen kulak çınlamasının (tinnitus) bazı durumlarda ciddi hastalıkların belirtisi olabileceğini ifade ederek, özellikle tek taraflı çınlamanın ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özer, tıptaki adıyla 'tinnitusu', dışarıda herhangi bir ses yokken, kişinin kulağında ya da beyninde ses duyulması olarak tanımlayıp, 'Halk arasında 'Birisi beni andı' şeklinde yorumlanan, gelip geçici seslerden farklı olarak; kişiler özellikle yalnız kaldığında, işini yaparken, uykuya geçerken ya da 'Acaba bende bir sorun mu var?' diye düşündürecek şekilde sürekli duyduğu bir sesten bahsederler. Çok nadiren hem hastanın hem de muayene sırasında doktorun duyabildiği tinnitus türleri bulunur. Ancak en sık gördüğümüz durum, yalnızca hastanın duyduğu, çevresindekilerin duymadığı ve kişinin beyninde ya da kulaklarında algıladığı seslerdir' dedi.</p>

<p>Beyin olmayan sesi algılıyor</p>

<p>Kulak çınlamasının en önemli nedenlerinden birinin, işitmeyi sağlayan iç kulaktaki ve halk arasında 'salyangoz' olarak bilinen yapıda bulunan tüylü hücrelerin hasar görmesi olduğunu vurgulayan Özer, 'Özellikle gürültüye maruz kalan kişilerde bu hücreler zarar görebiliyor veya kaybolabiliyor. Bu durumda sesin algılanma biçimi değişir. Ses dalgaları sinirler aracılığıyla beyne iletilirken azalma olur ve beyin bu eksikliği telafi etmek amacıyla sinirlerde daha fazla aktivite oluşturur. Bu spontan sinirsel aktivite, gerçekte ses olmamasına rağmen beyin tarafından ses olarak algılanır. Burada algı çok önemli, aynı düzeyde çınlaması olan iki kişiden biri uyuyamazken bir diğer kişi zamanla çınlamaya alıştığını söyleyebilir. Bunun nedeni beynin ilgili bölgelerinin sesi farklı şekilde işlemesidir. Dolayısıyla çınlamanın kişiye etkisi bireysel farklılıklar gösterebilir' dedi.</p>

<p>'Tek taraflı çınlama, bazı ciddi hastalıkların habercisi olabilir'</p>

<p>Tek taraflı kulak çınlamasına dikkat çeken Doç. Dr. Fulya Özer, 'Tek taraflı çınlama, bazı ciddi hastalıkların habercisi olabilir. Bu durumda nazofarenks tümörlerinden işitme siniri tümörlerine kadar çeşitli nedenlerin araştırılması gerekir. Nabız atışı şeklinde hissedilen çınlamalarda damarsal anomaliler açısından inceleme yapılmalıdır. Çınlamaya baş dönmesi, ani işitme kaybı, yüz felci, kulak akıntısı veya başka nörolojik belirtiler eşlik ediyorsa altta yatan farklı hastalıkların ipucu olabilir. Bu nedenle çınlamayı tek başına değerlendirmiyoruz, eşlik eden bulgularla birlikte inceliyoruz. Bazen de tüm incelemelere rağmen belirgin bir neden saptanamayabiliyor. Hastanın işitmesi normal olabilir ve standart işitme testlerinde herhangi bir sorun görülemeyebilir. Ancak buna rağmen çınlama devam edebilir. Bu durumda iç kulaktaki hücrelerle sinirin birleşim noktalarında, standart testlerle kolayca tespit edilemeyen problemler olabileceğini düşünürüz. Daha ileri testlerle bu alanları değerlendirmeye çalışırız' şeklinde konuştu.</p>

<p>'Tedavide amaç sesi değil, yaşam kalitesini iyileştirmek'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özer, sesi ortadan kaldırmadan önce çınlamaya eşlik eden hastalığın tedavisini önemsediklerini vurgulayarak, 'Tedavide temel amacımız her zaman sesi tamamen ortadan kaldırmak değil, öncelikle çınlamaya eşlik eden bir hastalık varsa onu tedavi etmeye çalışmak. Bunun mümkün olmadığı durumlarda ise beynin sesi algılama düzeyini azaltmayı hedefleriz. İşitme kaybı bulunan hastalarda tedavi süreci daha kolay ilerleyebiliyor ve bu kişilere işitme cihazı önerebiliyoruz. Günümüzde bazı işitme cihazlarının içinde tinnitusu maskeleyen beyaz gürültü sistemleri bulunuyor. Hastanın çınlamasının frekans ve şiddetinin belirlenmesinin ardından buna uygun beyaz gürültü sesleri, kişinin sevdiği müziklerin arka planına yerleştirilerek çınlama sesi maskeleniyor. Böylece hem işitme düzeliyor hem de çınlama algısı azaldığı için kişinin yaşam kalitesi artırabiliyor. İşitme kaybı olmayan hastalarda öncelikle hastaya çınlamanın nasıl oluştuğunu ayrıntılı şekilde anlatıyoruz. Hastalar, duydukları sesin neden oluştuğu ve ciddi bir beyin hastalığıyla ilişkili olup olmadığına dair kaygılanıyorlar. Çınlamanın mekanizmasını açıklamak bile çoğu zaman hastayı rahatlatabiliyor diye konuştu.</p>

<p>Çınlamanın yaşam kalitesini ciddi ölçüde etkileyebildiğini, uyku sorunlarına ve yoğun kaygıya yol açabildiğini belirten Özer, bu tür durumlarda bilişsel terapi gibi yöntemlerden yararlanıldığını söyledi. Özer, 'Klinik ortamda çeşitli ölçekler ve anketler aracılığıyla çınlamanın kişinin günlük yaşamını ne derece etkilediğini değerlendiriyoruz. Gerekli gördüğümüz durumlarda ise hastalarımızı psikoloji veya psikiyatri desteğine yönlendiriyoruz' dedi.</p>

<p>İlaç tedavisinde dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Özer, vitamin ve mineral eksiklikleri ya da sistemik hastalıklar söz konusuysa öncelikle bunların tedavi edilmesinin önem taşıdığını ifade etti. Bu tür sorunların bulunmadığı durumlarda ise kulak çınlamasını tamamen ortadan kaldıran, güçlü ve kesin etkili bir ilaçtan söz etmenin mümkün olmadığını belirten Özer, bazı hastalarda ilaçların psikolojik rahatlama sağlayan plasebo etkisi gösterebildiğini de kaydetti.</p>

<p>'Sosyal medyadaki bilgi kirliliğine dikkat'</p>

<p>Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fulya Özer, son olarak sağlıkla ilgili bilgilerin sosyal medya ve dijital platformlarda doğru kaynaklardan alınmasının önemini vurgulayarak, 'Bu nedenle bilimsel ve uzman görüşlerine dayanan içeriklerin toplumla paylaşılması son derece değerlidir' diyerek sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/uzmandan-uyari-tek-tarafli-kulak-cinlamasina-dikkat</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 10:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2026/06/g-116.png" type="image/jpeg" length="10315"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gebelik Zehirlenmesiyle Acile Koştu: Anne Ve Bebeği İçin 1 Aylık Seferberlik]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/gebelik-zehirlenmesiyle-acile-kostu-anne-ve-bebegi-icin-1-aylik-seferberlik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/gebelik-zehirlenmesiyle-acile-kostu-anne-ve-bebegi-icin-1-aylik-seferberlik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da yaşayan 38 yaşındaki Şebnem Burcu Karabulut'un hamileliğinin 39'uncu haftasında gebelik zehirlenmesiyle acile başvurması sonrası adeta hastanede seferberlik yaşandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul'da yaşayan 38 yaşındaki Şebnem Burcu Karabulut'un hamileliğinin 39'uncu haftasında gebelik zehirlenmesiyle acile başvurması sonrası adeta hastanede seferberlik yaşandı. Hayati risk taşıyan, yaklaşık 1 aylık zorlu süreç sonrası anne ve bebek sağlıkla taburcu edilirken Karabulut, 'Kendime geldiğimde doğum yaptığımın farkında değildim. Sonra sonra her şeyi algıladım. 5 dakika geç kalmış olsak beni kaybedebilirlermiş, sağlık personellerine çok teşekkür ediyorum' dedi. Uzmanlar ise, 'Gebelik zehirlenmesi tablosu hem anneyi hem bebeği kaybetme durumumuz olabilirdi. Bu derece ileri hastalıklarla çok sık karşılaşmıyoruz. Bizi en çok etkileyen durum; annenin bebekle buluştuktan sonrasındaki tedaviye uyumu. Anne ve bebeğini sağlıklı olarak taburcu edebildik, hekimlerin en mutlu olduğu anlar' dedi.</p>

<p>İstanbul'un Sarıyer ilçesinde yaşayan 38 yaşındaki Şebnem Burcu Karabulut, 18 Mart gecesi hamileliğinin 39'uncu haftasında aniden fenalaşınca eşiyle Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin Sarıyer yerleşkesine gitti. Acil serviste yapılan incelemelerde halk arasında gebelik zehirlenmesi olarak bilinen, genellikle gebeliğin 20'nci haftasından sonra ortaya çıkan, yüksek tansiyon (hipertansiyon) ve idrarda protein kaçağı ile karakterize ciddi bir durum olarak ifade edilen preeklampsi olduğu öğrenildi. Bilinci kapalı ve ciddi risklerle hastaneye ulaşan anneye hemen müdahale edilirken acil olarak sezaryene alındı. Anne, 18 Mart gecesi doğum yaparken Karabulut da bebeği de bir araya gelemeden yoğun bakıma alındı. Anne, 3 Nisan'a kadar yoğun bakımda kalırken takipleri multidisipliner olarak sürdürüldü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anne ve bebek sağlıkla taburcu oldu, ekip büyük sevinç yaşadı</p>

<p>Bu süreçlerde annenin sağlık durumu uygunluğu ölçüsünde hekimler anne ve bebeği bir araya getirmeyi de ihmal etmedi. Aile, hayati tehlike barındıran zorlu süreçler sonrası Nehir adını verdikleri 2'nci çocuğuna sıkı sıkıya sarıldı. Anne ve bebeği sağlık çalışanlarının adeta seferberliği sonrası 11 Nisan'da taburcu oldu. Hamileliği ve rahatsızlığı nedeniyle başka bir hastanede takipli olduğunu söyleyen Karabulut, yaşadıklarını paylaştı. Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü İdari Sorumlusu Doç. Dr. Fehmi Ünal, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı Prof. Dr. Sevgi Kesici de anne ve bebeğin tedavi sürecine ilişkin bilgi verdi. Uzmanlar, gebelik süreci ve dikkat edilmesi gerekenler konusunda önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p>'Kendime geldiğimde doğum yaptığımın farkında değildim'</p>

<p>Sürecin sonunda bebeğiyle evine gidebildiği için çok mutlu olduğunu söyleyen 38 yaşındaki Şebnem Burcu Karabulut, '18 Mart gece yarısından sonra evde rahatsızlanınca eşim beni direkt hastaneye getirmiş. Başka bir hastanede takip oluyordum, o gün sabah rahatsızlandım, tahlillerden protein kaçağımın olduğu anlaşıldı. O gün idrar takibi yapmamızı söylediler ama gece rahatsızlandım. Aniden doğuma alındım, 10-12 gün bir yoğum bakım sürecim olmuş. Kendime geldiğimde de doğum yaptığımın farkında değildim. Sonra sonra her şeyi algıladım. Kızım iyi, o da o süreçte yoğun bakımda kalmış, o sırada bir anne bebek buluşması gerçekleşti. Eşim de gelmişti, kucağıma aldım' diye konuştu.</p>

<p>'5 dakika geç kalmış olsak beni kaybedebilirlermiş'</p>

<p>'O gece oturuyor olmamızın vermiş olduğu bir şans vardı' diyen Karabulut, 'Çünkü bir 5 dakika geç kalmış olsak beni kaybedebilirlermiş. Evimiz çok yakın, taksiyle buraya 5 dakikada gelmişiz. Bu kadar kısa bir zamanda iyi olabileceğimi düşünmüyordum ama buradaki hekimler gerçekten çok ilgililer. Yoğun bakımda bile süt sağmaya başladım. Bebekle birleştiğimiz zaman emzirmeye rahat bir şekilde geçeyim diye. Şu an bebeğimi emzirebiliyorsam onların sayesinde diyebilirim. Çok destek oldular, bütün sağlık personeline çok teşekkür ediyorum. Onların da nadir karşılaştığı bir rahatsızlıkmış, çok endişelendiler' şeklinde konuştu.</p>

<p>'Solunumu durmuş, ileri derecede kalp yetmezliği, akciğerlerde su toplanması'</p>

<p>Hastanın başvuru sürecine yönelik konuşan Prof. Dr. Sevgi Kesici, 'Gece 01.00 civarında hem anneyi hem bebeği riske atacak ciddi klinik tabloda geldi. Solunumu durmuş, bilinci kapanmış şekildeydi, halk arasında gebelik zehirlenmesi tablosu ve ileri derecede kalp yetmezliği, akciğerlerde su toplanmasıyla geldi. Hızlı şekilde kadın doğum ekibimizle hastanın hava yolu güvenliğini sağlayıp entübe edip anne ve bebeğin sağlığı açısından hızlıca sezaryen ameliyatına aldık. Anestezi yoğun bakım ünitesindeydi ancak kadın doğum, yenidoğan, perinatoloji, nefroloji, kardiyoloji, nöroloji, radyoloji tüm disiplinlerle kanıta dayalı olarak takiplerimize devam ettik' dedi.</p>

<p>'En çok etkileyen durum; annenin bebekle buluştuktan sonraki tedaviye uyumu'</p>

<p>'Annenin kliniğinin elverdiği ilk fırsattan itibaren süt sağımına da başladık' diyen Prof. Dr. Kesici, 'Aralıklı olarak anne ile bebeği yenidoğan ekibimizin de desteğiyle birleştirdik. Bizi en çok etkileyen durum; annenin bebekle buluştuktan sonrasındaki tedaviye uyumu. Bunun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha Şebnem hanımda görmüş olduk. Yoğun bakımda kritik bir süreç geçirdik. Anne ve bebeği ilk buluşturma anında hepimiz çok duygulandık. Normal doğumu teşvik ediyoruz, bu sürecinde ağrısız olması için tüm desteklerimizle her zaman annenin yanında oluyoruz' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Tansiyonla giden ve bütün organları etkileyebilen bir hastalık'</p>

<p>Hastasının durumuna ilişkin konuşan Doç. Dr. Fehmi Ünal, '18 Mart tarihinde acil şartlarda solunum sıkıntısıyla başvurdu. Dış merkez takipli bir hastamızdı, ilk kez acil serviste gördük. Solunumun çok ileri düzeyde bozuk olması, genel durumun bozulması üzerine entübe edilerek acil sezaryen doğuma alınmak zorunda kaldı. Yoğun bakım ünitesindeki takipleri 3 Nisan'a kadar sürdü, ciddi tehlikeler atlattı. 3 Nisan'da genel durumunun düzelmesi üzerine servisimize aldık. Oradaki takipleri de 11 Nisan'a kadar devam etti. Annemiz preeklampsi dediğimiz bir hastalık sürecini yaşıyordu, yalnız bu hastalığın akciğerleri de tutan ileri bir safhasında başvurdu. Bu, gebelikte kesin nedeni belli olmayan, halk arasında gebelik zehirlenmesi dediğimiz bir durum. Tansiyonla giden ve bütün organları etkileyebilen bir hastalık' dedi.</p>

<p>'Hem anneyi hem bebeği kaybetme durumumuz olabilirdi'</p>

<p>'Çok hızlı bir müdahaleyle doğuma alınarak ve yoğun bakım ünitesindeki multidisipliner yaklaşımla sağlığına kavuşmuş oldu' diyerek sözlerini sürdüren Doç. Dr. Ünal, 'Hayati tehlike içerisinde başvurdu hem anneyi hem bebeği kaybetme durumumuz olabilirdi. Preeklampsi özelinde özellikle 20'nci gebelik haftasından sonra seri tansiyon ölçümleriyle tanı koyabiliyoruz. Gebelerin kontrollerini aksatmamalarını, kadın doğum hekimlerinin takibinde olmalarını öneriyoruz. Bebeğimiz 39 hafta olarak doğdu, bir süre anne yoğun bakımda olduğu için yenidoğan yoğun bakım ünitesinde kalmak durumunda kaldı. Anne entübe olarak yaklaşık 1 hafta kaldı' şeklinde konuştu.</p>

<p>'Bu derece ileri hastalıklarla çok sık karşılaşmıyoruz'</p>

<p>Ciddi tablo sonrası anne ve bebeğin sağlıkla taburcu olmasının tüm ekibi çok mutlu ettiğini söyleyen Ünal, sözlerine şöyle devam etti:</p>

<p>'Bu derece ileri hastalıklarla çok sık karşılaşmıyoruz. Sağlıklı olarak çocuğuyla beraber taburcu edebildik, hekimlerin en mutlu olduğu anlar. Hastanemiz mart ayı itibariyle 'Anne Dostu Hastane' unvanını aldı. Doğal Olan Normal Doğum Eylem Planı çerçevesinde başlatılan bir süreç. Hem gebe okulumuz hem polikliniklerimiz hem perinatoloji kliniğimiz hem doğumhanemizde çok ciddi yenilikler yaptık. Hastanemizde normal doğum teşvik edilmekte. Normal doğum sonrası annemiz bebeği ile hemen temas edebilmekte, hemen emzirme sürecine geçip daha çabuk toparlanıp sağlığına kavuşup evine gönderilmekte. Sezaryen sonuçta bir ameliyat, zorunlu olmadıkça yapılmaması gereken bir ameliyat, zorunlu süreçlerde tabi ki hayat kurtarıcı.'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/gebelik-zehirlenmesiyle-acile-kostu-anne-ve-bebegi-icin-1-aylik-seferberlik</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 09:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2026/06/agency/iha/gebelik-zehirlenmesiyle-acile-kostu-anne-ve-bebegi-icin-1-aylik-seferberlik.jpg" type="image/jpeg" length="27129"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Profesör Açıkladı: 'Covid-19 Aşıları Temiz Çıktı]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/profesor-acikladi-covid-19-asilari-temiz-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/profesor-acikladi-covid-19-asilari-temiz-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[19 aşılarının kalp krizi, felç ve kalp hastalığı nedeniyle hastaneye yatış riskini önemli ölçüde azalttığını ortaya koyduğunu belirterek, 'Covid-19 aşısı kalp rahatsızlıklarına karşı geniş kapsamlı koruma sağlıyor' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Şevket Özkaya, JAMA Internal Medicine dergisinde yayımlanan yeni bir araştırmanın sonuçlarını değerlendirdi. Araştırmaya göre koronavirüs aşısının, Covid-19 ile bağlantılı önemli kardiyovasküler olayların riskini yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını ifade eden Özkaya, aşının kalp sağlığı üzerindeki olumlu etkilerinin uzun yıllar devam ettiğinin görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Araştırmanın yalnızca kalp ve damar hastalıklarıyla sınırlı kalmadığını belirten Özkaya, aşının daha geniş bir halk sağlığı yararı sunduğuna dikkat çekerek, 'Araştırmacılar, aşının kardiyovasküler rahatsızlıkları, hastaneye yatışları ve Covid-19 ile bağlantılı olmayanlar da dahil olmak üzere tüm nedenlere bağlı ölümleri de mütevazı düzeyde azalttığını ortaya koydu' diye konuştu.</p>

<p>'Erken ölümlerin aşıya bağlı olmadığını bildirmiştik'</p>

<p>Pandemi sonrası dönemde özellikle genç yaşta görülen bazı ölümlerin aşılarla ilişkilendirildiğini hatırlatan Prof. Dr. Özkaya, 'Bizim araştırmalarımızda özellikle ülkemizde görülen erken ölümlerin aşılara bağlı olmadığını, Covid-19'un oluşturduğu virüs yüküne bağlı kılcal damar hasarıyla ilişkili olduğunu bildirmiştik' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Virüsün damar hasarı etkisi göz ardı edilmemeli'</p>

<p>Özkaya, pandemi sonrası dönemde görülen bazı kalp krizi ve ani ölüm vakalarının değerlendirilmesinde virüsün uzun vadeli etkilerinin dikkate alınması gerektiğini vurgulayarak, 'Aşıların özellikle ölüm oranlarını azalttığını biliyoruz. Genç yaşta kalp krizine bağlanan bazı ölümlerde ise pandemi sonrası virüs yüküne bağlı kılcal damar hasarının, ağır spor, yoğun egzersiz veya kontrolsüz yaşam tarzıyla birleşmesinin etkili olabileceğini değerlendiriyoruz' açıklamasında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/profesor-acikladi-covid-19-asilari-temiz-cikti</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 14:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2026/06/agency/iha/profesor-acikladi-covid-19-asilari-temiz-cikti.jpg" type="image/jpeg" length="92688"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gürcistan'da İnşaattan Düşerek Komaya Girdi, Samsun’da Yeniden Ayağa Kalktı]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/gurcistanda-insaattan-duserek-komaya-girdi-samsunda-yeniden-ayaga-kalkti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/gurcistanda-insaattan-duserek-komaya-girdi-samsunda-yeniden-ayaga-kalkti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gürcistan’da inşaattan 7 metre yükseklikten düşerek ağır yaralanan ve komaya giren 56 yaşındaki Malkhaz Turmanidze, tedavi için getirildiği Samsun’da yeniden hayata tutundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kafa tabanında çok sayıda kırık ve beyin hasarı bulunan hasta, aylar süren tedavinin ardından hastaneden yürüyerek çıktı.<br />
Yüksekten düşme sonucu ağır kafa travması geçiren Turmanidze, ilk olarak Gürcistan’da yoğun bakımda tedavi altına alındı. Genel durumu kritik olan ve komaya giren hastayı yakınları daha sonra ileri tedavi için Medicana International Samsun Hastanesi’ne getirdi. Burada Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Enis Kuruoğlu ve ekibi tarafından tedavi edilen Turmanidze, aylar süren zorlu sürecin ardından sağlığına kavuşarak yürümeye başladı.<br />
Yaşadıklarını anlatan Malkhaz Turmanidze, "Nasıl buralara geldim, şoktayım. Hiç beklemediğim anda iyileştim. Oradan buraya geldim, hâlâ şoktayım. Herkesten çok memnunum" dedi.<br />
<br />
"Bize ulaştığında durumu çok ağırdı"<br />
Hastanın tedavi süreci hakkında bilgi veren Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Enis Kuruoğlu, Turmanidze’nin kendilerine ulaştığında hayati tehlikesinin bulunduğunu söyledi. Prof. Dr. Kuruoğlu, "Gürcistan’da yüksekten düşme nedeniyle yoğun bakıma kaldırılmış. Genel durumu çok kötüydü. Entübe edilmişti ve kendi solunumu yoktu. Çok sıkıntılı bir pozisyonda bize ulaştılar. Biz de burada yoğun bakıma aldık. Uzun süre entübe kaldı. Bilinci kapalıydı. Genel durumu kötüydü. Kafa tabanında birçok kırığı vardı. Burnundan ve ağzından sürekli beyin omurilik sıvısı geliyordu. Yüzünde ve çenesinde birçok kırık bulunuyordu. Beyninde birçok noktada zedelenmiş dokular vardı" diye konuştu.<br />
<br />
Uygulanan tedavi<br />
Uygulanan tedavilerle hastanın durumunun kademeli olarak düzeldiğini belirten Kuruoğlu, "Ödemi azalttık, nöbet geçirmesini önledik. Solunumu rahatladı ve kendi kendine nefes almaya başladı. Belinden yaptığımız bir işlemle omurilik sıvısını boşalttık. Şu anda iyi bir pozisyona geldi. Yürümeye başladı. Biz de mutlu olduk, kendisi de mutlu oldu" ifadelerini kullandı.<br />
Gürcistan’da komada yaşam mücadelesi veren Malkhaz Turmanidze’nin, Samsun’daki tedavisinin ardından yürüyerek hastaneden ayrılması hem ailesine hem de sağlık ekibine büyük mutluluk yaşattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/gurcistanda-insaattan-duserek-komaya-girdi-samsunda-yeniden-ayaga-kalkti</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 12:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2026/06/hu-1.png" type="image/jpeg" length="35947"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan, 'Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Ölüme Kadar Götürebiliyor' Uyarısı]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/uzmanlardan-kirim-kongo-kanamali-atesi-olume-kadar-goturebiliyor-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/uzmanlardan-kirim-kongo-kanamali-atesi-olume-kadar-goturebiliyor-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarının gelmesiyle birlikte kene vakalarında artış yaşanırken, uzmanlar Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına karşı vatandaşları uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hastalığın ciddi kanamalara, organ yetmezliğine ve ölüme kadar varabilen sonuçlara yol açabileceğini belirten uzmanlar, vücuda tutunan kenenin kesinlikle kişinin kendisi tarafından çıkarılmaması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Havaların ısınmasıyla birlikte park, bahçe ve yeşil alanlarda kene yoğunluğunun arttığını belirten uzmanlar, vatandaşların özellikle Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı konusunda dikkatli olması gerektiğini ifade etti. Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özge Metin Akcan, 'Kırım Kongo Kanamalı Ateşi kanamalarla seyrediyor, daha sonra organ yetmezliğine gidebiliyor, ciddi kanamaya neden olabiliyor hatta ölümcül seyredebiliyor. Özellikle erişkinlerde daha ağır seyretme eğiliminde. Çocuklarda da tabii uyanık olmamız gerekiyor. Ciddi kan transfüzyonlara takipte ihtiyaç olabiliyor. Organ tutunmaları olabiliyor, organ yetmezlikleri gelişebiliyor. Maalesef ülkemizde de ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak görülmekte' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Belirti görüldüğü anda sağlık kuruluşuna hemen başvurmalı'</p>

<p>Yaz geldiğini kenelerin mevsiminin başladığına dikkat çeken Doç. Dr. Özge Metin Akcan, 'Parklar, bahçeler artık dolup taşmaya başladı ve keneler hepimizin korkulu rüyası olmaya yakında başlayacak. Bir kere eğer vücudumuzda kene fark ettiğimiz anda kendimiz çıkartmaya çalışmayacağız, en yakın sağlık kurumuna başvurup kenenin bir uzman tarafından çıkartılması gerekiyor. Kenenin bir kısmı vücutta kalabilir. Kenenin eğer şişmişse kene, kenenin kan emdiği anlamına gelmekte ve sağlık kuruluşunda düzgünce çıkartılması gerekmekte. Kene ile ilgili en çok korktuğumuz hastalık ülkemizde de görülen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi. Bu nedenle de kene tutunan vakaları takip etmemiz gerekiyor. Bunun için ilk sağlık kuruluşuna başvurduğu anda bir tam kan sayımı yapıyoruz. Daha önceden elimizde bir veri olsun diye yapıyoruz. Daha sonra hastaya 9 gün boyunca herhangi bir semptomu olup olmadığını takip etmesini istiyoruz. Ateş, karın ağrısı, kramp, vücutta döküntü, yanaklarda kızarıklık, kusma, halsizlik, karın ağrısı, benek benek noktalar, bunlar görüldüğü anda sağlık kuruluşuna hemen başvurmasını söylüyoruz' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Biz hastayı takip ediyoruz'</p>

<p>Hastanın eve geldiğinde kurallara uyması gerektiğine değinen Doç. Dr. Özge Metin Akcan, 'Herhangi bir ateş, karın ağrısı, kas ağrısı, yüzde kızarıklık, vücutta döküntü, kusma, halsizlik, ateş bunlardan biri olursa hastaneye gelmesini söyleyeceğiz. O zaman hastanede daha ayrıntılı tetkikler alıyoruz. Bu ayrıntılı tetkiklerde bir bozulma varsa bizim halk sağlığı merkezimize örnek gönderiyoruz. Normalde daha önceden keneyi eğer zehirli kene mi diye örnek gönderiyoruz artık onu yapmıyoruz, biz hastayı takip ediyoruz artık' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/uzmanlardan-kirim-kongo-kanamali-atesi-olume-kadar-goturebiliyor-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 09:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2026/06/agency/iha/uzmanlardan-kirim-kongo-kanamali-atesi-olume-kadar-goturebiliyor-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="85297"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karnından 12 Kilogramlık Yumurtalık Kitlesi Çıkarıldı]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/karnindan-12-kilogramlik-yumurtalik-kitlesi-cikarildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/karnindan-12-kilogramlik-yumurtalik-kitlesi-cikarildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Solunum sıkıntısı, karında aşırı büyüme, yaygın enfeksiyon (sepsis) şüphesi nedeniyle hastaneye başvuran 58 yaşındaki Rus uyruklu Olga Viktorovna'nın yumurtalığından 12 kilogram ağırlığında ve 50 santimetre boyutunda dev bir kitle çıkarıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzun süredir solunum sıkıntısı, karın ağrısı ve karında yaygın büyüme şikâyetleri yaşayan Olga Viktorovna, durumunun ağırlaşması üzerine Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi'ne başvurdu. Hastanede görev yapan Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı'ndan Doç. Dr. Emre Köle'ye konsülte edilen hastada yapılan fizik muayene, tetkik ve görüntüleme yöntemleri sonucunda yumurtalık kaynaklı dev bir kitle tespit edildi.</p>

<p>Hastada yaygın enfeksiyon bulguları ve kanser şüphesi tespit edilmesi üzerine Doç. Dr. Emre Köle, hastanın durumunu değerlendirmek amacıyla Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Op. Dr. Merve Çakır Köle ile görüşerek acil ameliyat kararı aldı.</p>

<p>Başarılı geçen operasyon sonucunda hastanın yumurtalığından 50 santimetre boyutunda ve yaklaşık 12 kilogram ağırlığında dev kitle çıkarıldı. Operasyon sonrası açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Emre Köle, 'Acil servisimize başvuran hastamızda ön değerlendirme sonucunda yaygın enfeksiyon (sepsis) tablosu ve kanser şüphesi tespit ettik. Hastamızın mevcut klinik durumu nedeniyle vakit kaybetmeden acil laparotomi kararı aldık. Operasyona katılan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Op. Dr. Hakan Demir ile Jinekolojik Onkoloji Yan Dal Uzmanı Op. Dr. Merve Çakır Köle eşliğinde gerçekleştirdiğimiz açık ameliyatta 50 santimetreye ulaşan dev yumurtalık kitlesini başarıyla çıkardık. Yaklaşık 12 kilogram ağırlığındaki kitlenin alınmasının ardından hastamızın böbrek fonksiyonları ve enfeksiyon değerleri düzelmeye başladı. Hasta operasyon sonrasında yaklaşık 20 kilogram verdi. Kısa süre içerisinde taburculuğunu planlıyoruz' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başarılı ameliyat sonrası hastayı serviste ziyaret eden Op. Dr. Merve Çakır Köle ise yaptığı açıklamada, 'Acil şartlarda operasyona aldığımız hastanın yumurtalık kitlesinin hızlı patoloji incelemesinde nadir görülen bir yumurtalık tümörü türü olan granüloza hücreli tümör olduğu anlaşıldı. Hastalığın yayılmasını önlemek amacıyla rahim (histerektomi), her iki yumurtalık ve karın içerisindeki koruyucu yağ dokusu (omentektomi) da başarılı bir operasyonla alındı. Böylece hastanın hem ana operasyonu hem de tamamlayıcı cerrahi işlemleri gerçekleştirilmiş oldu. Bundan sonraki tedavi sürecini medikal onkoloji bölümüyle birlikte sürdüreceğiz' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Karnındaki dev kitleden kurtulan Olga Viktorovna ise, 'Böyle bir durum yaşayacağımı tahmin etmiyordum. Doktorlarım sayesinde yeniden hayata tutundum. En büyük şansım Türkiye'de olmaktı. Benimle hemen ilgilendiler ve tüm işlemlerimi hızlıca gerçekleştirdiler. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum' dedi.</p>

<p>Bu tür ileri ve özellikli operasyonların hastanelerinde başarıyla gerçekleştirildiğini belirten Doç. Dr. Emre Köle ve Op. Dr. Merve Çakır Köle, hastaların sağlığına kavuşabilmesi için çalışmalarını sürdürdüklerini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/karnindan-12-kilogramlik-yumurtalik-kitlesi-cikarildi</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 12:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2026/06/agency/iha/karnindan-12-kilogramlik-yumurtalik-kitlesi-cikarildi.jpg" type="image/jpeg" length="78460"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Samsun'un ambulans helikopterinden sınırları aşan nakil]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/samsunun-ambulans-helikopterinden-sinirlari-asan-nakil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/samsunun-ambulans-helikopterinden-sinirlari-asan-nakil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde görev yapan ambulans helikopter, yalnızca şehir içi acil vakalarda değil, iller arası hasta nakillerinde de önemli rol üstlenmeye devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsun İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde görev yapan ambulans helikopter, yalnızca şehir içi acil vakalarda değil, iller arası hasta nakillerinde de önemli rol üstlenmeye devam ediyor. </p><p>Hidrosefali tanısı bulunan 13 yaşındaki erkek hasta Y.E.D.'nin şant değişimi ameliyatı için sevkine karar verildi. Tedavisinin sürdürüldüğü Ondokuz Mayıs Üniversitesi Hastanesi'nden, Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastanesi'ne nakli planlanan hasta için hava ambulansı devreye alındı. </p><p>Samsun İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı ambulans helikopterle alınan hasta, Çaycuma Havalimanı'na ulaştırıldı. Burada İstanbul'dan gelen helikopter ambulans ekibine teslim edilen hasta, ileri tedavi ve şant değişimi operasyonu için hava yoluyla İstanbul'a sevk edildi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Yetkililer, Samsun'da konuşlu ambulans helikopterin sadece bölgesel görevlerde değil, ihtiyaç halinde iller arası hasta transferlerinde de aktif olarak görev aldığını belirterek, kritik vakaların en kısa sürede uygun sağlık merkezlerine ulaştırılmasının hedeflendiğini ifade etti. </p><p>Gerçekleştirilen operasyonla, hastanın ileri tedaviye hızlı ve güvenli şekilde erişimi sağlanırken, hava ambulans sisteminin sağlık hizmetlerindeki stratejik önemi bir kez daha ortaya konuldu. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/samsunun-ambulans-helikopterinden-sinirlari-asan-nakil</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 14:54:45 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2026/06/agency/iha/samsunun-ambulans-helikopterinden-sinirlari-asan-nakil.jpg" type="image/jpeg" length="81643"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hanta Virüsü Endişesi Büyüyor! Uzmanlar Gerçeği Açıkladı]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/hanta-virusu-endisesi-buyuyor-uzmanlar-gercegi-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/hanta-virusu-endisesi-buyuyor-uzmanlar-gercegi-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyada yeniden gündeme gelen hanta virüsü vakaları endişe oluştururken, uzmanlar hastalığın yeni bir salgın olmadığını ve uzun yıllardır görüldüğünü belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle bir gemide ortaya çıkan toplu vakaların dikkat çekmesiyle yeniden konuşulan hanta virüsünün farklı türlerinin bulunduğunu belirten uzmanlar, Türkiye'deki vakaların gemide görülen türle aynı olmadığını vurguluyor.<br />
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr Gürdal Yılmaz, gemide görülen vakaların kısa sürede ortaya çıkması dikkat çekse de hanta virüsü dünyanın birçok bölgesinde uzun zamandır bilinen bir enfeksiyon hastalığı olduğunu hatırlattı.<br />
Türkiye'de daha çok böbrek tutulumuyla seyreden ve böbrek yetmezliğine neden olabilen formların görüldüğünü kaydeden Yılmaz, bu türlerin tedaviye yanıt verme ihtimalinin daha yüksek olduğunu gemide görülen vakaların ise daha çok akciğerleri etkileyerek solunum sıkıntısına yol açan ve ölüm oranı daha yüksek türler olduğunu belirtti.<br />
Hanta virüsünün de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gibi viral bir enfeksiyon olduğunu kaydeden Yılmaz, özellikle İskandinav ülkeleri, Almanya, Kuzey Avrupa ve Amerika'da görülen tiplerin daha fazla öne çıktığını, Türkiye'de görülen formların ise Balkanlar ve Karadeniz bölgesinde rastlanan, daha hafif seyirli tipler olduğunu ifade etti.<br />
<br />
"Hanta virüsü salgını aslında daha önceden bu yana görülen bir salgın"<br />
Dünyada bildirilen hanta virüsü salgınının daha önceden bu yana görülen bir salgın olduğunu belirten Yılmaz, "Yani yeni bir salgın değil. Geminin içinde olmasıyla birlikte etkilenen kişiler bir anda ortaya çıktı. Ancak hanta virüsü her yerde görülebiliyor. Bizde de eskiden beri hanta virüsü vardı ve tanı koyuyorduk. Ancak bizde görülen hanta virüsü, o gemide görülen türle aynı değil. Bizde daha çok böbrek tutulumuyla seyreden, böbrek yetmezliğine yol açabilen ancak tedavi edilme ihtimali daha yüksek olan formlar görülüyor. Oradaki vakalar ise daha çok akciğeri tutup solunum sıkıntısıyla ilerleyen ve daha öldürücü tiplerdi. O da bir virüstür. KKKA nasıl bir virüsse, hanta virüs enfeksiyonları da viral bir enfeksiyondur. Dünyayı tehdit eden noktasında, İskandinav ülkelerinde, Almanya'da, Kuzey Avrupa'da ve Amerika'da görülebilen tipleri öne çıkıyor. Bizdeki form ise Balkanlar ve Karadeniz'de görülen, daha hafif seyreden formlardır" dedi.<br />
<br />
"Viral enfeksiyonlar her zaman birer tehdit"<br />
Viral enfeksiyonların her zaman bir tehdit olduğunu belirten Yılmaz, ancak büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık olmadığını kaydederek, "Viral enfeksiyonlar her zaman bir tehdittir. Ancak böyle büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık değildir. Ebola virüsü de var. Ebola, Afrika kökenli bir hastalıktır ve daha tehlikelidir. Çünkü yakalandığında yüzde 90'lara varan ölüm oranları vardır. Özellikle oralara seyahat eden kişiler açısından önem arz eder. Dünya artık küçük, herkes her yere gidebiliyor. Oradan kişiler buraya gelebilir" diye konuştu.<br />
<br />
Enfeksiyon hastalıklarından korunmanın yolları<br />
Enfeksiyon hastalıkları, virüsler ve bakterilerden korunmanın yolları ile ilgili olarak ise Yılmaz "Kalabalık yerlerde maske kullanımı ve el yıkama çok önemlidir. Toplu bir yere girerken 'bana bir şey bulaşır mı' sorusunu kendimize sormamız bile önlem almak açısından yeterlidir. Bu virüsler ülkemize her an gelebilir. Örneğin Batı Nil ensefaliti daha önce ülkemizde yoktu, sonradan görülmeye başlandı. Özellikle Batı Anadolu ve Marmara bölgelerinde görülüyor. Batı Nil ensefaliti de bir virüstür ve artık ülkemizde de görülmeye başladı" şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/hanta-virusu-endisesi-buyuyor-uzmanlar-gercegi-acikladi</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 12:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2026/06/si-28.png" type="image/jpeg" length="77844"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp krizinde zamana karşı yarış: Hasta, ambulans helikopterle Samsun'a sevk edildi]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/kalp-krizinde-zamana-karsi-yaris-hasta-ambulans-helikopterle-samsuna-sevk-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/kalp-krizinde-zamana-karsi-yaris-hasta-ambulans-helikopterle-samsuna-sevk-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kalp krizi vakalarında hayati önem taşıyan 'kapı-balon süresi'nin 120 dakikanın altında tutulabilmesi için sağlık ekipleri harekete geçti. Vezirköprü ilçesinde fenalaşan 58 yaşındaki hasta, ambulans helikopterle Samsun'a ulaştırılarak tedavi altına alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalp krizi vakalarında hayati önem taşıyan 'kapı-balon süresi'nin 120 dakikanın altında tutulabilmesi için sağlık ekipleri harekete geçti. Vezirköprü ilçesinde fenalaşan 58 yaşındaki hasta, ambulans helikopterle Samsun'a ulaştırılarak tedavi altına alındı. </p><p>Edinilen bilgiye göre, göğüs ağrısı şikayetiyle Vezirköprü Devlet Hastanesi Acil Servisi'ne başvuran 58 yaşındaki erkek B.K.'ya ilk müdahale acil servis ekipleri tarafından yapıldı. Hastanın durumu kardiyoloji uzmanına danışılırken, değerlendirme sonrası zaman kaybının önüne geçebilmek amacıyla ambulans helikopter talep edildi. Kalp krizi vakalarında tıkalı koroner damarın anjiyo ve balon/stent yöntemiyle açılmasına kadar geçen ve 'kapı-balon süresi' olarak adlandırılan kritik sürenin 120 dakikanın altında tutulabilmesi için sağlık ekipleri zamanla yarıştı. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Bu kapsamda hasta, ambulans helikopterle Vezirköprü'den alınarak Samsun'un İlkadım ilçesindeki helikopter pistine getirildi. Burada hazır bekleyen kara ambulansına alınan 58 yaşındaki hasta, ileri tetkik ve tedavi için Samsun Şehir Hastanesi'ne sevk edildi. </p><p>Sağlık ekiplerinin koordineli şekilde yürüttüğü hızlı sevkin, hastanın tedavi sürecine erken müdahale edilmesi açısından büyük önem taşıdığı öğrenildi. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/kalp-krizinde-zamana-karsi-yaris-hasta-ambulans-helikopterle-samsuna-sevk-edildi</guid>
      <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 15:31:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2026/06/agency/iha/kalp-krizinde-zamana-karsi-yaris-hasta-ambulans-helikopterle-samsuna-sevk-edildi.jpg" type="image/jpeg" length="28256"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yüksekten suya atlamak kulak zarının yırtılmasına neden olabilir]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/yuksekten-suya-atlamak-kulak-zarinin-yirtilmasina-neden-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/yuksekten-suya-atlamak-kulak-zarinin-yirtilmasina-neden-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kulak, Burun ve Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Atilla Tekat, özellikle daha önce kulak enfeksiyonu geçirmiş kişilerin yüksekten suya atlamalarının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi. Yüksekten suya atlayış sırasında oluşan basıncın kulak zarına zarar verebileceğini ifade eden Tekat, bu durumun kulak zarında yırtılmaya neden olabileceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kulak, Burun ve Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Atilla Tekat, özellikle daha önce kulak enfeksiyonu geçirmiş kişilerin yüksekten suya atlamalarının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi. Yüksekten suya atlayış sırasında oluşan basıncın kulak zarına zarar verebileceğini ifade eden Tekat, bu durumun kulak zarında yırtılmaya neden olabileceği uyarısında bulundu. </p><p>Yaz aylarının gelmesiyle birlikte deniz ve havuz sezonu açıldı. Suyla temasta kulakların çok hassas bir dokuya sahip olduğunu ifade eden Medicana International Samsun Hastanesi doktorlarından KBB Uzmanı Prof. Dr. Atilla Tekat, özellikle yüksekten suya atlamanın kulak zarına zarar verebileceğine dikkat çekti. </p><p>'Yüksekten suya atlamak kulak zarının yırtılmasına neden olabilir' </p><p>Daha önceden kulak enfeksiyonu geçiren kişilerin suya yüksekten atlayış yapmasıyla kulak zarına zarar verebileceğini söyleyen Tekat, 'Denize girerken özellikle tramplenden veya yüksek bir yerden atladığımız zaman, daldığımız derinlik 5 metreyi geçiyorsa basınç değişiklikleri kulaklarda hissedilir. Her 10 metrede bir atmosfer basıncı artar. Eğer kulak zarımızda daha önceden geçirilmiş bir enfeksiyona bağlı zayıflık varsa kulak zarının yırtılması bile söz konusu olabilir. Burnunu tutarak atlayanlar olabiliyor. Bunun en büyük sebebi, hızla suyun altına daldığımızda burnumuzun içine giren suyun, paranazal sinüsler dediğimiz boşluklarla temas etmesi ve bazı durumlarda orta kulağa ulaşabilmesidir. Bu nedenle hastalarda kulakta dolgunluk, baş ağrısı ya da denizden çıktıktan sonra eğildiklerinde burundan su gelmesi gibi durumlar görülebilir. Burnu kapatmanın temel nedeni de bu basınç etkisini azaltmaktır' dedi. </p><p>'Yapay zekaya inanarak tedavi yapmak doğru değil, hekimin görmesi gerekir' </p><p>Bir hekime başvurmadan yapay zekadan elde edilen bilgilerle tedavi yapılmasının doğru olmadığını da hatırlatan Prof. Dr. Tekat, 'Yüzücü kulağının başladığı dönemlerde insanlar internetten veya yapay zekadan bilgi almaya çalışabiliyor. Ancak bu belirtiler sadece yüzücü kulağında değil, orta kulak hastalıklarında, dış kulak yolunun diğer hastalıklarında ve hatta bazı tümörlerde bile görülebilir. Burada ayırıcı tanının önemi çok büyüktür. Yapay zekâ size ancak verdiğiniz bilgilere göre cevap verebilir. Ancak hastalığın gerçekten ne olduğunu değerlendirebilmesi mümkün değildir. Çünkü bunun için muayene gerekir. Bu nedenle sadece yapay zekâdan alınan bilgiye güvenerek tedavi uygulamak doğru değildir' diye konuştu. </p><p>'Kulağa zeytinyağı, soğan ve sarımsak suyu akıtmak ciddi sorunlara yol açabilir' </p><p>Ağrı veya herhangi başka bir durumda kulak içine zeytinyağı, soğan ve sarımsak suyu akıtmanın doğru olmadığını ifade eden Tekat, ayrıca şunları söyledi: </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Halk arasında kulak ağrılarında, tıkanıklıklarda veya benzeri durumlarda sarımsak suyu, soğan suyu ve benzeri maddelerin kulak yoluna uygulandığını biliyoruz. Bunları yumuşatmak amacıyla zeytinyağı da kullanılabiliyor. Ancak kulak zarını göremiyorsak veya kulak yolu tamamen kapalıysa bu uygulamalardan uzak duruyoruz. Çünkü kulak zarında fark edilmeyen küçük bir delik varsa ve bu maddeler orta kulağa kaçarsa geri dönüşü olmayan daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle kulak zarının durumu bilinmeden bu tür işlemlerin yapılması doğru değildir.' </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/yuksekten-suya-atlamak-kulak-zarinin-yirtilmasina-neden-olabilir</guid>
      <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 14:29:32 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2026/06/agency/iha/yuksekten-suya-atlamak-kulak-zarinin-yirtilmasina-neden-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="43047"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Prostat kanseri tedavisindeki gecikme, idrar kanalına baskı oluşturabilir']]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/prostat-kanseri-tedavisindeki-gecikme-idrar-kanalina-baski-olusturabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/prostat-kanseri-tedavisindeki-gecikme-idrar-kanalina-baski-olusturabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prostat kanserinde tedaviye erken başlamanın önemine dikkat çeken Üroloji Uzmanı Opr. Dr. İdris Kıvanç Cavıldak, 'Prostat kanseri zamanında tedavi edilmezse, zamanla büyüyerek idrar kanalına baskı oluşturabilir. Böyle hastalarda idrar yapmayla ilgili bazı şikâyetler meydana gelir' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prostat kanserinde tedaviye erken başlamanın önemine dikkat çeken Üroloji Uzmanı Opr. Dr. İdris Kıvanç Cavıldak, 'Prostat kanseri zamanında tedavi edilmezse, zamanla büyüyerek idrar kanalına baskı oluşturabilir. Böyle hastalarda idrar yapmayla ilgili bazı şikâyetler meydana gelir' dedi.</p>

<p>Prostat kanserinin erkeklerde en sık görülen kanser türü olduğunu, kansere bağlı ölümlerde ise ikinci sırada yer aldığını işaret eden Liv Hospital Samsun Üroloji Kliniği'nden Opr. Dr. İdris Kıvanç Cavıldak, dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgilendirmede bulundu.</p>

<p>'Erken dönemde belirti vermeyebilir'</p>

<p>Prostatın erkeklerde bulunan, yaklaşık olarak bir ceviz büyüklüğünde, mesanenin altında yerleşmiş, üreme faaliyetleri için çeşitli salgılar üreten bir salgı organı olduğunu belirten Opr. Dr. İdris Kıvanç Cavıldak, 'Genellikle 65 yaş üstünde görülen prostat kanseri, erken dönemlerinde hiçbir belirti vermeyebilir. Fakat tedavi edilmezse, zamanla büyüyerek idrar kanalına baskı oluşturabilir. Böyle hastalarda idrar yapmayla ilgili bazı şikâyetler meydana gelir' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Yaş ilerledikçe görülme sıklığı artar'</p>

<p>Prostat kanserinde en önemli risk faktörlerinin yaş ve aile öyküsü olduğunun altını çizen Opr. Dr. Cavıldak, şu bilgileri paylaştı:</p>

<p>'Prostat kanserinde yaş ilerledikçe görülme sıklığı artar. 70 yaş üzeri erkeklerin yüzde 50'sinde, 90 yaş üzerindekilerin de hemen hemen hepsinde mikroskobik düzeyde prostat kanseri tespit edilmektedir. Hastalığa 50 yaşından genç bireylerde sık rastlanmamaktadır. Bu yüzden erken teşhis için 50 yaşın üstündeki erkeklere prostat kanseri taraması önerilmektedir. Yapılan çalışmalar hastaların yaklaşık yüzde 15'lik bir bölümünde diğer aile üyelerinin de prostat kanseri öyküsü olduğunu ortaya koymuştur. Prostat kanserinin oluşmasından sorumlu kimi gen grupları tanımlanmıştır. Bunların yanı sıra, obezite ve sigara kullanımı da prostat kanseri için tanımlanan risk faktörleri arasındadır.'</p>

<p>'Gece sık idrara çıkma ve idrarda zorlanmaya dikkat'</p>

<p>Lokalize (prostata sınırlı) prostat kanserinin sıklıkla hiçbir belirti vermeden geliştiğini ifade eden Opr. Dr. İ. Kıvanç Cavıldak, prostat kanserinin izlenebilir belirtileri hakkında şunları söyledi:</p>

<p>'Özellikle geceleri sık idrar çıkma ihtiyacı, idrar yapmaya başlarken ya da durdururken zorlanma, damla damla, kesintili idrar yapmak, cinsel ilişki sırasında ve boşalma anında ağrı, yanma, acı hissetmek, cinsel ilişki sonrası boşalma miktarında azalma, idrarda ya da menide kan görülmesi, ereksiyon sırasında zorlanma.'</p>

<p>'Tedavi gecikirse hastalık ilerliyor'</p>

<p>Tarama testi yaptırmayan ya da tanı almış olmasına rağmen rutin kontrollerini aksatan kişilerde prostat kanserinin tedavisi geciktiğinin altını çizen Opr. Dr. Cavıldak, bu durumlarda hastalığın ilerlemeye başladığını belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/prostat-kanseri-tedavisindeki-gecikme-idrar-kanalina-baski-olusturabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 15:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2026/06/agency/iha/prostat-kanseri-tedavisindeki-gecikme-idrar-kanalina-baski-olusturabilir.jpg" type="image/jpeg" length="82434"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaza Girerken Beli İncelten Öneriler]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/yaza-girerken-beli-incelten-oneriler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/yaza-girerken-beli-incelten-oneriler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz gelirken fazla kilolardan kurtulmak isteyen birçok kişi hızlı sonuç almak istiyor. Özellikle de pek çok kişinin derdi belini inceltmek olabiliyor. Uzm. Dyt. Ayça Sena Yılmaz, yaza girerken hem kilo verdirecek hem de bel inceltecek kür önerilerinde bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hemen hemen herkes yaza giriş döneminde çeşitli diyet süreçlerinden geçebiliyor. Bel ve göbek çevresindeki yağlanmadan kurtulmak isteyenler, bazen sağlıksız diyetler uygulayabiliyor. Ancak sağlıklı ve kalıcı zayıflamanın en temelinde doğru alışkanlıklar yatıyor. Medicana Ataköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Uzm. Dyt. Ayça Sena Yılmaz, yağ yakımı için şok diyetlerden kaçınılması gerektiğini söyleyerek, 'Beslenmenin sürdürülebilir olması çok önemlidir. Hızlı kilo vermek isteyen kişiler kas kütlesini kaybedebilir. Şok diyetler kısa sürede kilo verdirse de uzun vadede metabolizmayı yavaşlatabilir. Yavaşlamış metabolizma yağ yakımı zordur. Bunun yerine protein, sebze, sağlıklı yağ ve kompleks karbonhidrat içeren dengeli öğünler tercih edilmelidir. Karbonhidrat kesilmemelidir. Sadece basit karbonhidratlardan kaçınılmalıdır. Özellikle işlenmiş şeker ve paketli gıdaları azaltmak büyük fark oluşturur' dedi.</p>

<p>'Spor yapamayanlar dans etsin'</p>

<p>'Sadece spor salonuna gitmek değil, gün içinde aktif olmak da önemlidir' diyen Uzm. Dyt. Ayça Sena Yılmaz, 'Yürüyüş yapmak, merdiven kullanmak ve düzenli egzersiz metabolizmayı hızlandırır. İmkanınız yoksa dans edebilirsiniz. Haftada en az 3-4 gün tempolu yürüyüş bile yağ yakımını destekler. Bunun yanında yeterli su içmek hem tokluk hissi sağlar hem de vücudun yağ yakım sürecini destekler. Aynı zamanda düzensiz uyku iştah hormonlarını etkileyerek daha fazla yeme isteği oluşturabilir. Özellikle gece uykusu çok önemlidir. Günde 7-8 saat kaliteli uyku kilo kontrolünde önemli rol oynar' şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu besinler bel inceltiyor</p>

<p>Bel bölgesini incelten önerilerde bulunan Uzm. Dyt. Ayça Sena Yılmaz, 'Kilo vermede hiçbir besin tek başına etkili değildir. Ancak bazı besinler yağ yakımını destekleyip şişkinliği azaltarak daha ince bir görünüm sağlayabilir. Bel inceltmeye yardımcı olabilecek besinler de bulunmaktadır. Örneğin lifli besinler uzun süre tok tutar ve gereksiz atıştırmayı azaltır. Yulaf, keten tohumu, elma, armut, brokoli mutlaka beslenmeye eklenmelidir. Protein ağırlıklı besinler de metabolizmayı destekler ve kas kaybını azaltır. Bu nedenle yumurta, yoğurt, tavuk göğsü, balık ve kurubaklagiller beslenmeye eklenmelidir. Salatalık, maydanoz, yeşil çay, rezene çayı gibi besinler de ödem atmaya yardım eder' şeklinde görüş verdi.</p>

<p>Hibiskusla incelmeye destek olun</p>

<p>Bazı besinlerin yağ kaybını hızlandırdığı dolayısıyla bel ve göbek bölgesinde incelmeyi sağladığını söyleyen Dyt. Ayça Sena Yılmaz, 'Maydanoz, rezene, yeşil çay, hibiskus incelmeye yardım eden besinler arasında yer alır. Örneğin maydanoz, potasyum içeriği sayesinde vücuttan fazla sıvının atılmasına yardımcı olup, ödem kontrolünü destekler. Yeşil çay ve mate çayı ise kateşin adı verilen antioksidanlar içerir. Bu da düzenli egzersiz ve beslenmeyle metabolizmayı hızlandırır. Bunun yanında hibiskus da ödem attırıcıdır' dedi.</p>

<p>Ananas yağ yakımını destekliyor</p>

<p>Ananasın yağ yakımında destek olduğunu belirten Dyt. Ayça Sena Yılmaz, 'Ananas, içerdiği bromelain enzimi sindirime destek olabilir ve şişkinlik hissinin azalmasına yardımcı olabilir. Günde bir dilim ananas ile yağ yakımını desteklemek mümkündür. Zencefil ve tarçın da bel incelmesinde destekleyicidir. Zencefil ödem atmaya yardım ederek karnın daha düz durmasını sağlarken, tarçın kan şekeri dalgalanmalarının kontrolünü sağlayarak tatlı isteğini azaltır' şeklinde konuştu.</p>

<p>Aç karnına maydanoz kürü</p>

<p>Diyet yaparken ara öğünlerin atlanmaması gerektiğini de ifade eden Dyt. Ayça Sena Yılmaz, 'İki dilim ananas, bir çay kaşığı taze rendelenmiş zencefil ve bir bardak suyu blenderdan geçirip tüketince hem ara öğünü desteklemek hem de bel bölgesinde incelmeye yardım etmek mümkün olabilir. Bunun yanında bir tutam maydanoz, bir dilim limon ve bir bardak suyu blenderdan geçirip sabah kahvaltısı öncesinde tüketmek, ödem atmakta fayda sağlayabilir. Bunun yanında yeşil çay ve hibiskus bitkilerini demleyip günde iki bardak tüketince sağlıklı bir beslenmeyle destekleyerek de ödem atılabilir, göbek bölgesindeki yağlardan kurtulmak sağlanabilir' diye görüş verdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/yaza-girerken-beli-incelten-oneriler</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 09:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2026/06/si-27.png" type="image/jpeg" length="33387"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İnmede Erken Müdahale Hayat Kurtarıyor]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/inmede-erken-mudahale-hayat-kurtariyor-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/inmede-erken-mudahale-hayat-kurtariyor-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Girişimsel Nöroloji İnme Polikliniği'nden Doç. Dr. Uygar Utku, dünyada ve Türkiye'de önemli ölüm ve kalıcı engellilik nedenleri arasında yer alan inme hastalığında erken müdahalenin hayati önem taşıdığını, uygulanan girişimsel yöntemlerle tıkalı damarların açılabildiği ve kanamaya neden olan damarların kapalı yöntemlerle onarılabildiği söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kahramanmaraş'ta yaklaşık bir buçuk yıldır aktif olarak 7 gün 24 saat esasına göre sağlık hizmeti sunan Sular Akademi Hastanesi İnme Merkezi kent merkezinin yanı sıra çevre illerden de hasta kabul ediliyor. Daha önce zamanında müdahale imkanı bulunamadığı için birçok hastanın il dışına sevk edildiği, bunun da sağlık ve ekonomik açıdan mağduriyet oluşturduğu ifade eden Sular Akademi Hastanesi İnme Merkezi Direktörü Doç. Dr. Uygar Utku, bölgede verilen hizmetle sorunun büyük ölçüde ortadan kaldırıldığı kaydedildi.</p>

<p>'Covid sonrası genç hastalarda da inme vakalarını görmeye başladık'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dr. Utku, inmenin dünyanın en önemli ölüm ve özürlülük nedenlerinden birisi olduğunun altını çizerek, 'Ne yazık ki çoğu zaman hastalık ortaya çıktıktan sonra karşılaşıyoruz. Ancak günümüzde tedavisi artık mümkün. Kapalı yöntem anjiyo ile tıkalı damarları açabiliyor, kanamaya sebebiyet veren damarları onarabiliyoruz. İnme artık tedavisi mümkün olan bir hastalık. Hasta ve hasta yakınlarımızın bilinçli olması, hızlı ve seri davranması gerekiyor. Çünkü beyin eşittir zaman dediğimiz bir durum söz konusu. Özellikle kovid sonrası genç hastalarda da inme vakalarını görmeye başladık. Bunun bir yaşı da yok. Yerinde ve zamanında müdahaleyle birçok hasta eski sağlığına kavuşabiliyor. Biraz daha sebze ve meyve ağırlıklı beslenmek, hareketli olmak ve sporu hayatın bir parçası haline getirmek gerekiyor. Kahramanmaraş başta olmak üzere Osmaniye, İslahiye, Malatya, Adıyaman ve Urfa bölgelerinden hastalarımıza 7 gün 24 saat hizmet veriyoruz' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/inmede-erken-mudahale-hayat-kurtariyor-1</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 10:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2026/06/agency/iha/inmede-erken-mudahale-hayat-kurtariyor.jpg" type="image/jpeg" length="67153"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan Kurban Eti ve Tuz Uyarısı: Bayram Sofrasında Tuza Dikkat]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/uzmanlardan-kurban-eti-ve-tuz-uyarisi-bayram-sofrasinda-tuza-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/uzmanlardan-kurban-eti-ve-tuz-uyarisi-bayram-sofrasinda-tuza-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurban Bayramı öncesi uzmanlar, özellikle kronik rahatsızlığı bulunan vatandaşları et tüketimi konusunda dikkatli olmaları için uyardı. Fazla tuz kullanımı ve yanlış pişirme yöntemlerinin sağlık sorunlarını artırabileceği belirtildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kurban Bayramı öncesi Özel Şar Hastanesi Diyetisyeni Nagehan Razıoğlu, özellikle kronik rahatsızlığı bulunan vatandaşları et tüketimi konusunda dikkatli olmaları için uyardı.</p>

<p>Fazla tuz kullanımı ve yanlış pişirme yöntemlerinin sağlık sorunlarını artırabileceğini söyledi.<br />
Bayram sofralarında et tüketiminin artmasıyla birlikte önemli uyarılarda bulunan Razıoğlu, özellikle tansiyon ve şeker hastalarının beslenmelerine daha fazla dikkat etmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p><strong>KRONİK HASTALAR DİKKATLİ OLMALI</strong><br />
Razıoğlu, özellikle tansiyon ve diyabet gibi kronik rahatsızlığı bulunan kişilerin ete ekstra tuz eklemekten kaçınması gerektiğini ifade ederek bol su tüketiminin de ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>KIZARTMA YERİNE IZGARA VE FIRIN ÖNERİSİ</strong><br />
Etin pişirme yönteminin sağlık açısından önemli olduğunu belirten Razıoğlu, kızartma yerine haşlama, fırında veya ızgara yöntemlerinin tercih edilmesinin sindirimi kolaylaştıracağını vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>ENVER KALENDER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize, Sağlık</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/uzmanlardan-kurban-eti-ve-tuz-uyarisi-bayram-sofrasinda-tuza-dikkat</guid>
      <pubDate>Tue, 26 May 2026 10:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2026/05/chatgpt-image-26-may-2026-10-22-11.png" type="image/jpeg" length="25179"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karadeniz'in Doğal Mirası 'Komar Çiçeği' Ve 'Deli Bal' İçin Coğrafi Değer Ve Bilinçli Tüketim Uyarısı]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/karadenizin-dogal-mirasi-komar-cicegi-ve-deli-bal-icin-cografi-deger-ve-bilincli-tuketim-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/karadenizin-dogal-mirasi-komar-cicegi-ve-deli-bal-icin-cografi-deger-ve-bilincli-tuketim-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdülkadir Gündüz, Karadeniz'in doğal florasında önemli bir yere sahip komar çiçeklerinden elde edilen 'deli bal'ın bölgenin kültürel ve ekonomik değerleri arasında yer aldığını belirterek, bu balın bilinçsiz tüketiminin oluşturabileceği sağlık sorunları konusunda uyarıda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gündüz, halk arasında komar, zifin veya orman gülü olarak bilinen Rhododendron türü bitkilerin Doğu Karadeniz'in doğal ekosisteminin en önemli parçalarından biri olduğunu kaydederek bölge için coğrafi değer taşıdıklarını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Komar çiçeklerinin yalnızca görsel açıdan değil, bölgenin arıcılık kültürü bakımından da önemli bir biyolojik zenginlik oluşturduğunu ifade eden Gündüz, bu çiçeklerden elde edilen ve halk arasında 'deli bal' olarak bilinen ürünün yüzyıllardır Karadeniz kültürünün bir parçası olduğunu dile ifade etti.</p>

<p>Prof. Dr. Gündüz, deli balın yalnızca tıbbi ve toksikolojik yönüyle değil, kültürel ve gastronomik yönüyle de dikkat çektiğini belirten Gündüz, 'Bu ürün Karadeniz'in özgün değerlerinden biridir. Deli bal, bölgenin doğal ve kültürel kimliğiyle bütünleşmiş önemli bir marka değeri niteliği taşımaktadır' diye konuştu.</p>

<p>'Coğrafi işaret çalışmaları önemli'</p>

<p>Komar balının coğrafi işaret ve tescil süreçleriyle korunmasının önem taşıdığını vurgulayan Gündüz, bu tür ürünlerin geleneksel üretim kültürünü yaşattığını ve bölgesel kalkınmaya katkı sunduğunu söyledi. Deli balın içerdiği 'grayanotoksin' maddesi nedeniyle kontrollü tüketilmesi gerektiğine dikkat çeken Gündüz, kontrolsüz fazla miktarda tüketimin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek, 'Komar balı içeresindeki grayanotoksin maddesi ne kadar çoksa veya grayanotoksin içeren baldan çok fazla tüketilirse zehirlenme ihtimali artar' dedi.</p>

<p>Deli bal tüketimi sonrası tansiyon düşüklüğü, nabız yavaşlaması, baş dönmesi, baygınlık ve ritim bozukluğu görülebileceğini ifade eden Gündüz, komar çiçekleri ve deli balın yalnızca bir gıda ürünü değil, aynı zamanda Karadeniz'in biyolojik çeşitliliğini, geleneksel arıcılık kültürünü ve yerel üretim hafızasını temsil ettiğini kaydetti.</p>

<p>Gündüz, 'Komar çiçeği ve deli bal, bu bölgenin kültürel mirası, kültürel değeri ve coğrafi değeridir. Komar çiçekleri, Karadeniz'in denize bakan yamaçlarında yetişen doğal ve bu bölgeye özgü bir bitkidir. Bu nedenle bölgenin önemli coğrafi değerlerinden biridir. Kültürel miras, kültürel değer ve coğrafi değer olarak komar çiçeklerini çok önemsememiz, onları ön plana çıkarmamız gerekiyor. Bu aylarda, komar çiçeklerinin yoğun olduğu bölgelere yakın alanlara petekler yerleştirildiğinde, bu çiçeklerden bal üretiliyor. Komar çiçeğinin içerisinde, 'grayanotoksin' adı verilen ve zehirlenme potansiyeli taşıyan bir toksin bulunuyor. Eğer bu çiçeklerden yoğun şekilde bal üretilir ve insanlar bu balı fazla miktarda tüketirse, zehirlenme ihtimali ortaya çıkabiliyor. Ancak bunun tedavisi bulunmaktadır. Öte yandan, bu bal yüzyıllardır bölgede şifa amacıyla da kullanılmaktadır. Tansiyon düzenleyici, ağrı kesici ve enerji artırıcı etkileri olduğuna inanılan doğal bir ürün olarak birçok hastalıkta tercih edilmektedir. Bu yönüyle de bölgemiz için önemli bir kültürel değerdir. Hem komar çiçeği hem de komar balı, yani halk arasında bilinen adıyla deli bal, Karadeniz Bölgesi'nin vazgeçilmez iki önemli değeridir. Bunların gerek tescil süreçleriyle gerekse kültürel miras kapsamında ön plana çıkarılması büyük önem taşımaktadır' şeklinde konuştu.</p>

<p>'Deli bal zehirlenmeye yol açsa da, bu durum kontrol altına alınabilir'</p>

<p>'Deli balın zehirlenmeye yol açabilen bir yönü olsa da, bu durum kontrol altına alınabilir' diyen Gündüz, 'Deli bal zehirlenmelerinde; tansiyon düşüklüğü, nabız yavaşlaması, kusma, bilinç değişikliği, göz kararması ve bayılma gibi belirtiler görülebilmektedir. Bu durumlarda gerekli tedavileri uyguluyoruz. Deli balın zehirlenmeye yol açabilen bir yönü olsa da, bu durum kontrol altına alınabilir. Hem komar çiçekleri hem de komar balı, bu bölgenin önemli kültürel ve coğrafi değerleridir. Bunların daha fazla ön plana çıkarılması ve şehrimizin önemli bir değeri olarak değerlendirilmesi gerekmektedir' uyarısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/karadenizin-dogal-mirasi-komar-cicegi-ve-deli-bal-icin-cografi-deger-ve-bilincli-tuketim-uyarisi</guid>
      <pubDate>Tue, 26 May 2026 09:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2026/05/agency/iha/karadenizin-dogal-mirasi-komar-cicegi-ve-deli-bal-icin-cografi-deger-ve-bilincli-tuketim-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="57345"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyetisyen Nagehan Razıoğlu’ndan Kurban Bayramı'nda Et Uyarısı]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/diyetisyen-nagehan-razioglundan-kurban-bayraminda-et-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/diyetisyen-nagehan-razioglundan-kurban-bayraminda-et-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurban Bayramı’nda et tüketiminde porsiyon kontrolü ve dengeli beslenmenin önemine dikkat çeken Özel Şar Hastanesi Diyetisyeni Nagehan Razıoğlu, bayramı daha sağlıklı geçirmek için önemli tavsiyelerde bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bayram sofralarında et tüketiminin arttığını belirten Razıoğlu, özellikle ilk gün aşırıya kaçılmaması gerektiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeni kesilen etin mümkünse bir gün dinlendirilmesini öneren Razıoğlu, tüketim sırasında da ölçülü davranmanın önemine vurgu yaptı.</p>

<p><strong>PORSİYON KONTROLÜ ŞART</strong><br />
Razıoğlu, ilk gün et tüketirken porsiyon miktarına dikkat edilmesi gerektiğini belirterek, aşırı tüketimin sindirim sistemi üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini ifade etti.</p>

<p><strong>TABAĞI SEBZEYLE DENGELİYİN</strong><br />
Bayram sofralarında yalnızca ete odaklanılmaması gerektiğini söyleyen Razıoğlu, “İlk gün eti porsiyon kontrolüne dikkat ederek tüketmek, mümkünse bir gün dinlendirmek ve tabağı mutlaka sebzeyle dengelemek bayramı hafif geçirmek için altın kuraldır” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>ENVER KALENDER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize, Sağlık</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/diyetisyen-nagehan-razioglundan-kurban-bayraminda-et-uyarisi</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 16:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2026/05/chatgpt-image-25-may-2026-16-53-48.png" type="image/jpeg" length="68188"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Psikologdan Uyarı: 'Kurban Kesimi Çocuklara Gösterilmemeli']]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/psikologdan-uyari-kurban-kesimi-cocuklara-gosterilmemeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/psikologdan-uyari-kurban-kesimi-cocuklara-gosterilmemeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuklara Kurban Bayramı'nın anlatılmasının çocuğun gelişim dönemine göre değiştiğini belirten Psikolog Enise Öziç, 'Kurban kesiminin bir şiddet davranışı olarak değerlendirmesini önlemek adına kurbanın dini bir ritüel olduğunun ve kesim işlemi ya da kan akıtılıyor olmasının bir zevk ve şiddet amacıyla gerçekleştirilmediği çocukla paylaşılmalıdır. Soyut düşünce becerisi henüz gelişmemiş çocuklara ise özellikle kurban kesiminin izletilmemesi önemlidir' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Liv Sağlıklı Yaşam Merkezi'nden Uzman Klinik Psikolog Enise Öziç, Kurban Bayramı'nın çocuklara nasıl anlatılması gerektiği hakkında bilgilendirmede bulundu.</p>

<p>Uzman Klinik Psikolog Öziç, 'Bayramlar ve bayramlara istinaden yapılan kutlamalar hem çocuklar hem yetişkinler adına bir araya gelme, mutluluğu paylaşma, sosyalleşme ve ziyaretlerle aidiyet ve sevgi bağlarını güçlendirme, kaybedilen insanların kabirlerini ziyaret edebilme ve kültürel ve dini değerlerin devamının sağlanabilmesi gibi birçok açıdan önemli bir işleve sahiptir' diye konuştu.</p>

<p>'Hem ibadet hem manevi boyut aktarılmalı'</p>

<p>Çocuklara Kurban Bayramı'nın anlatılmasının çocuğun gelişim dönemine göre değiştiğini ifade eden Psikolog Öziç, 'Soyut düşünce becerilerinin geliştiği dönemde özellikle 11 yaş ve sonrasında Kurban Bayramı'nın hem ibadet hem manevi boyutu gerekçeleriyle birlikte aktarılabilir. Kurban kesiminin bir şiddet davranışı olarak değerlendirmesini önlemek adına kurbanın dini bir ritüel olduğunun; kesim işlemi ya da kan akıtılıyor olmasının bir zevk ve şiddet amacıyla gerçekleştirilmediği çocukla paylaşılmalıdır. Kurban Bayramı'nın dini boyutuna ve yoksul insanlara yardım gibi sosyal boyutuna değinilmesi önemlidir' şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'11 yaşından küçüklere bayramın yardımlaşma boyutu anlatılmalı'</p>

<p>11 yaşından küçük çocukların soyut düşünme beceresinin gelişmediğinin altını çizen Psikolog Enise Öziç, '11 yaşından daha küçük çocuklar ise soyut düşünebilme becerileri açısından yeterli gelişim seviyesinde olmadıkları için bu yaş döneminde daha kısa ve somut ifadeler ile kurban bayramının anlatılması önerilmektedir. Bu yaş dönemi çocuklarda kurban bayramının sosyal ve yardımlaşma yönüne vurgu yapılması yeterlidir. Soyut düşünce becerisi gelişmeyen çocuklara ise özellikle kurban kesiminin izletilmemesi, bu sürecin çocuklardan uzak bir yerde gerçekleştirilmesi önemlidir' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/psikologdan-uyari-kurban-kesimi-cocuklara-gosterilmemeli</guid>
      <pubDate>Sat, 23 May 2026 17:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2026/05/agency/iha/psikologdan-uyari-kurban-kesimi-cocuklara-gosterilmemeli.jpg" type="image/jpeg" length="69760"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Mantar Tüketirken Sağlığınızdan Olmayın]]></title>
      <link>https://www.rizedeyiz.com/mantar-tuketirken-sagliginizdan-olmayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.rizedeyiz.com/mantar-tuketirken-sagliginizdan-olmayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdülkadir Gündüz, bahar yağışlarıyla birlikte doğada mantar oluşumunun arttığını belirterek kontrolsüz yabani mantar tüketiminin ciddi zehirlenmelere yol açabileceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Gündüz, Türkiye'nin iklim yapısı ve bitki örtüsü nedeniyle yabani mantarların yetişmesi açısından oldukça uygun bir ülke olduğunu ifade ederek yağışların arttığı ilkbahar ve sonbahar aylarında mantar zehirlenmesi vakalarında artış olduğuna dikkat çekti.<br />
Mantar zehirlenmelerinde belirtilerin tüketilen mantarın türüne göre değişebildiğini kaydeden Prof. Dr. Abdülkadir Gündüz, bazı türlerde şikâyetlerin ilk birkaç saat içinde ortaya çıktığını, bazı ölümcül türlerde ise belirtilerin 6 ila 24 saat sonra başlayabildiğini söyledi.<br />
Zehirlenme durumlarında geç başlayan belirtilerin daha tehlikeli olabileceğini vurgulayan Gündüz, "Özellikle geç başlayan bulgular ciddi karaciğer hasarıyla ilişkili olabilir. Bazı hastalarda ise belirtiler geçici olarak düzelebilir ancak bu yalancı iyilik hali sonrasında ağır organ yetmezlikleri gelişebilir" dedi.<br />
<br />
"Ölüm meleği mantarı"<br />
Gündüz, ölümcül zehirlenmelere en sık "ölüm meleği mantarı" olarak bilinen 'Amanita phalloides' türü mantarın neden olduğunu ve bu türün zehirsiz mantarlarla çok kolay karıştırılabildiğini belirterek doğadan bilinçsiz mantar toplama, halk arasındaki yanlış inanışlar ve mantarların görüntüsüne bakılarak ayırt edilmeye çalışılmasının riski artırdığını kaydetti.<br />
<br />
"Ülkemizde mantar zehirlenmeleri sık karşılaştığımız bir durum"<br />
"Ülkemizde mantar zehirlenmeleri sık karşılaştığımız bir durum. Özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında daha fazla görüyoruz. İlkbahar aylarında fazla görülmesinin en önemli nedeni, yağış ve nem oranının yükselmesidir. Bu ortam, mantar yetişmesi için uygun bir iklim oluşturuyor. Orman altlarında ve meralarda ciddi şekilde mantar yetişmesi oluyor. İnsanlarımız da kültürel olarak komşuları ve akrabalarıyla mantar toplama alışkanlığına sahip. Dolayısıyla ortak toplanan mantarlar nedeniyle, aile bireyleri ya da komşular arasında özellikle kümelenme şeklinde zehirlenmelerle karşılaşıyoruz. Mesela bir aileden 4-5 kişi aynı anda zehirlenmiş olabiliyor. Çünkü beraber mantar toplamışlar, eve getirmişler ve akşam pişirip yemişler. Bu durum toplu, aile içi kümelenme şeklinde zehirlenme olarak karşımıza çıkıyor. Bu tür zehirlenmeleri özellikle sonbahar ve ilkbaharda sık görüyoruz" dedi.<br />
<br />
"Mantar zehirlenmelerinde belirtilerin başlaması, mantarın türüne göre değişebiliyor"<br />
"Mantar zehirlenmelerinde belirtilerin başlaması, mantarın türüne göre değişebiliyor" diyen Gündüz, "Mantar zehirlenmelerinde belirtilerin başlaması, mantarın türüne göre değişebiliyor. Birkaç saat içinde belirti veren mantar türleri olduğu gibi, 6 saat ya da 24 saat sonra belirti veren türler de var. Erken belirti verenler genellikle daha az tehlikeli olsa da geç dönemde belirti veren mantar zehirlenmeleri daha tehlikeli olabiliyor. Bunlar karaciğer ve böbrek yetmezliği gibi çok ciddi sorunlarla karşımıza gelebiliyor. İlk dönemde zehirlenme belirtileri normale dönebiliyor, kişi kendini iyi hissedebiliyor; ancak sonrasında tekrar kötüleşme görülebiliyor. Özellikle zehirli türlerde bu durum daha sık yaşanıyor. Geç dönem belirti veren mantar zehirlenmelerinde daha dikkatli olmamız gerekiyor. Çünkü bunlar daha ölümcül sonuçlarla karşımıza çıkabiliyor. Ormanlık ve yeşillik alanların daha fazla olduğu bölgelerde risk artıyor. En çok <strong>Karadeniz</strong> Bölgesi'nde görülüyor. <strong>Karadeniz</strong> Bölgesi ilkbahar ve sonbaharda çok yağış alıyor. Yaylalar ve orman altları oldukça nemli oluyor. Bu nemli ve yağışlı ortam, mantarlar için çok uygun bir yetişme alanı oluşturuyor. Bölgemizde ciddi bir mantar çeşitliliği bulunuyor. <strong>Karadeniz</strong> Bölgesi'nde yüz yıllardır süregelen bir mantar toplama kültürü ve etkinliği var. Ancak mantarların toplanması uzmanlık gerektiriyor. Çünkü zehirli mantarı ayırt etmek bazen uzmanların bile zorlandığı bir durum olabiliyor. Bu nedenle doğadan topladığımız mantarları uzman kontrolünden geçirmeden tüketirsek ciddi zehirlenme riskiyle karşılaşabiliriz. Özellikle Amanita phalloides olarak bilinen "ölüm meleği" türü mantar, masum ve zehirsiz mantarlarla karışma riski çok yüksek olan bir türdür. <strong>Karadeniz</strong> Bölgesi'nde de bulunabilen bir mantardır. Bu nedenle çok dikkatli olmak gerekiyor. Uzman kontrolü olmadan doğadan toplanıp tüketilen mantarların tamamı zehirlenme riski taşır. Bu konuda çok dikkatli olmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.rizedeyiz.com/mantar-tuketirken-sagliginizdan-olmayin</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 12:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://rizedeyizcom.teimg.com/crop/1280x720/rizedeyiz-com/uploads/2026/05/23-48.png" type="image/jpeg" length="85118"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
