Türk Futbolu Nereye Gidiyor?

Abone Ol

Her sezon başı büyük umutlar…
Milyon dolarlık transferler…
Gelenler, gidenler, menajerler, uçak karşılamalar…

Ama sahaya bakıyoruz, eski tat yok.

Bir zamanlar futbol mahalle kokardı. Çamurlu sahada top koşturan çocukların hayaliydi. Şimdi ise tabelada yazan rakamlar konuşuluyor. Kaç milyon euro? Kaç yıllık sözleşme? Kaç prim?

Peki oyun nerede?

Rekabet dediğimiz şey artık bütçeler arasında. Sahadaki mücadele değil, kasadaki güç belirleyici oluyor. Anadolu kulüpleri her sezon “acaba” diyerek başlıyor. Büyük bütçelerle kurulan takımlar bile istikrarsız.

Doğallık kayboldu.
Aidiyet zayıfladı.
Forma aşkı yerini kariyer planına bıraktı.

Taraftar artık skora değil, borç tablosuna bakıyor. Kulüpler sportif başarıdan çok finansal dengeyi konuşuyor. Genç oyuncu yetiştirmek yerine hazır isimlere yöneliyoruz. Oysa Avrupa’da sistem konuşuluyor, bizde isim.

Bir de tribünler…

Eskiden şehir takımı demek, şehrin kalbi demekti. Şimdi sosyal medya var ama tribünde eksik bir şey var. İnanç mı? Heyecan mı? Yoksa güven mi?

Türk futbolu para harcamayı öğrendi ama değer üretmeyi unuttu. Altyapı yatırımı, planlama, sabır… Bunlar olmadan her yıl sil baştan yapılan kadrolarla nereye kadar?

Futbol sadece ayakla oynanan bir oyun değil.
Akılla, sabırla ve karakterle yönetilen bir süreçtir.

Belki de önce şunu sormalıyız:
Biz futbolu gerçekten seviyor muyuz, yoksa sadece kazanmayı mı?

Eski tat geri gelir mi bilinmez.
Ama sistem düzelmeden, anlayış değişmeden sadece transferle çözüm olmaz.

Top yuvarlak ama gidişat pek öyle görünmüyor.