Rize’de yıllardır geleneksel mesleklerini sürdüren ayakkabı tamircisi Yusuf Coşkun, terzi Mithat Ofluoğlu ve saatçi Hızır Topçu, ustalık-çıraklık ilişkisinin giderek zayıfladığını ve mesleklerin gelecek kuşaklara aktarılmasında ciddi sorunlar yaşandığını belirtti.
Baba mesleğine geri döndü
Ayakkabı tamircisi Yusuf Coşkun, mesleğe 10 yaşında babasının yanında başladığını söyledi. Çeşitli kurumlarda çalıştıktan sonra geçim sıkıntısı nedeniyle yeniden baba mesleğine döndüğünü belirten Coşkun, 1988 yılından bu yana kendi iş yerinde çalıştığını ifade etti.
Meslekte çırak yetişmediğini dile getiren Coşkun, oğlunu yanında yetiştirdiğini, oğlunun çıraklık eğitim merkezine devam ederek kalfalık ve ustalık belgesi aldığını söyledi.
Coşkun, “Şu an çırağım yok. Meslek bitmeye yüz tutmuş durumda. Vatandaş çocuğunu bu mesleğe vermek istemiyor. Biz de eleman yetiştiremiyoruz” dedi.
Spor ayakkabı tamirciliği etkiledi
Ayakkabı tamir yöntemlerinin geçmişe göre kolaylaştığını anlatan Coşkun, eskiden taban değişiminin uzun sürdüğünü, hazır tabanlarla bu işlemin yaklaşık 30 dakikada yapılabildiğini söyledi.
Tüketicilerin spor ayakkabıya yönelmesinin mesleği olumsuz etkilediğini belirten Coşkun, spor ayakkabıların daha az bakım ve tamir gerektirmesi nedeniyle ayakkabı tamirciliğine duyulan ihtiyacın azaldığını kaydetti.
“Son 10 yılda eleman yetiştiremedim”
Terzi Mithat Ofluoğlu ise 1973 yılından bu yana mesleğin içinde olduğunu ve 52 yılı geride bıraktığını söyledi.
Mesleğe çırak olarak başladığını ifade eden Ofluoğlu, geçmişte terziliğe girebilmek için ustaların yanında yer bulmanın zor olduğunu, günümüzde ise çırak bulamadıklarını belirtti.
Ofluoğlu, özellikle erkek gençlerin terziliğe ilgi göstermediğini, genç kızların ise mesleğe daha fazla yöneldiğini söyledi. İşletme giderleri nedeniyle çıraklara asgari ücret düzeyinde maaş vermenin mümkün olmadığını anlatan Ofluoğlu, “Eskiden çok sayıda eleman yetiştirdim. Ancak son 10 yılda bir kişi bile alamadım” dedi.
Usta-çırak ilişkisi değişti
Geçmişte çırakların önce yüksük kullanmayı, ardından iplik takmayı ve dikiş dikmeyi öğrendiğini anlatan Ofluoğlu, teknolojinin gelişmesiyle makinelerin ve çalışma yöntemlerinin değiştiğini söyledi.
Mesleğin moda ve mağazalardaki yeniliklere göre şekillendiğini belirten Ofluoğlu, yeni gelişmelere ayak uydurmaya çalıştıklarını ancak terziliğin gelecek kuşaklara aktarılamayabileceğini ifade etti.
Ofluoğlu, “Bizim zamanımızdaki usta-çırak ilişkisi artık yok. Yanlış yapan çırak işini söküp yeniden yapardı. Şimdi hatasını düzeltmesini istediğimiz genç, ‘Al sen yap’ diyebiliyor” diye konuştu.
Saatçiler de çırak bulamıyor
Yaklaşık 40 yıldır saatçilik yapan Hızır Topçu da mesleğin geçim sağlamaya elverişli olduğunu ancak alttan yetişen çırak bulunmadığını söyledi.
Gençlerin kısa sürede yüksek gelir elde etmeyi düşündüğünü belirten Topçu, uzun vadede meslek sahibi olmanın öneminin yeterince anlaşılmadığını ifade etti.
Ailelerin çocuklarının yeteneklerini dikkate alarak meslek edinmelerine destek olması gerektiğini söyleyen Topçu, “Herkes doktor ya da sanatçı olamaz. Üniversite okuyan çok sayıda genç işsiz kalıyor. Çocuklara yeteneklerine uygun meslekler öğretilmeli” dedi.
Saat tamirciliğinde en fazla müşteriyle ücret konusunda sorun yaşandığını belirten Topçu, saatin tamir sürecini görmeyen bazı müşterilerin talep edilen ücreti yüksek bulduğunu, saatin tamamen sökülüp yeniden toplandığını gördüklerinde ise yapılan işin zorluğunu anladıklarını kaydetti.
Geleneksel meslekler gelecek kuşakları bekliyor
Üç usta da mesleklerin sürdürülebilmesi için gençlerin zanaata yönlendirilmesi, çıraklık sisteminin güçlendirilmesi ve geleneksel mesleklerin ekonomik olarak desteklenmesi gerektiğini ifade etti.