Efsane Geri Döndü

Harun İlik: Nerde Kalmıştık...

Efsane Geri Döndü
431

Fatih Sultan KAR / İST.

Rizespor’un değişmez sol beki, rakip forvetlerin korkulu rüyası futbol camiasının en sevilen yüzü Harun İlik; 18 yıl aradan sonra Çaykur Rizespor Gençlik Geliştirme ve Futbol Eğitim Akademisi’nin başına getirilerek Rizespor Altyapı Koordinatörü oldu.

FORVETLERİN KORKULU RÜYASIYDI
1982 yılında Rizespor Amatör Takımdan “A” takım kadrosuna alınarak profesyonel sözleşme imzalanan Harun Rizespor’un değişmez sol beki, rakip forvetlerin korkulu rüyası olmuştu. Sergilediği futbol ve mütevazı kimliği ile yeşil- mavili taraftarların gönlünde taht kurmuştur. Rizespor Kulübü Eski Başkanı Merhum Ali Rıza Feyizoğlu döneminin gazetelerine yaptığı açıklamalarda genç futbolcu Harun için şunları söylüyordu :  “Harun’a güvenimiz boşa çıkmadı ve kendisine tanınan şansları çok iyi değerlendirerek kendini tüm futbol severlere kabul ettirdi. Rizeli genç futbolcular Harun’u örnek alarak çalışmalıdırlar.”

HARUN İLİKLE TARİHE YOLCULUK
Gerek futbolu ve gerekse kişiliği ile gönüllerdeki yerini bütün sıcaklığı ile koruyan ve Rize’de Manifaturacılar Caddesi No: 19/A adresinde bulunan kendi adını taşıyan “Harun Çiçekçilik” isimli koyu futbol sohbetlerine mekân olan dükkânını işleten Harun İlik ile yaşamı ve Rizespor üzerine söyleştik.

Öncelikle böyle bir söyleşi imkânı sağladığınız için teşekkürler. İsterseniz söze doğum tarihiniz, aileniz ve eğitim durumunuzdan söz ederek başlayalım.
1 Aralık 1963 tarihinde Rize Merkez Topkaya Köyü’nde Doğdum. İlkokulu Topkaya Köyü’nde, Orta ve Liseyi Rize Merkezde okudum. 1980 yılında Rize Lisesi’nden mezun oldum

1982 YILINDA PROFOSYEL OLDU
Futbola ne zaman nerde başladınız?
Futbola 1977-78 sezonunda Derepazarıspor’da başladım. Derepazarıspor o zamanlar Rize Amatör Kümede yer alan iddialı bir takımdı. Burada bir yıl amatör oynadıktan sonra, Rizespor genç takımına geçtim. Henüz on üç yaşındaydım ve anlatılmaz bir heyecan taşıyordum. Rizespor amatör takımı altında Ankara’da yapılan Türkiye Şampiyonasında üçüncü olduk. O dönemde alt yapıda yer alan ve ilerde Rizespor’da banko oynayacak sekiz futbolcu profesyonel takıma dâhil edildik. Alt yapıda dört yıl yer aldıktan sonra 1982 yılında profesyonel oldum. 1982-1990 yılları arasında Rizespor’da sekiz yıl hizmet verdikten sonra sırası ile İstanbul Galata, Balıkesir Gönenspor, İstanbul Özel İdare ve Pazarspor takımlarının formasını taşıdım. 1994 yılında futbol hayatıma son noktayı koydum.

BU SEVDA BİTMEZ
Bu veda futbolcu olarak futbol sahalarından ayrılıştı. Futbola hizmetiniz sonraki yıllarda da devam etti

Evet. 1995 yılında A kursundan antrenör diploması aldım. Rize Belediyespor, Rizespor Genç, Rizespor Amatör, Rizespor Paf takımlarını çalıştırdım. 1997-98 sezonunda     Türkiye 2.ligi 4. grubu başarı ile geçip yükselme grubunda yer alan Rizespor’da Teknik Direktör olarak görev yapan Oktay Çevik’in Yardımcılığını yaptım. Hacer Hanım ile evli olup, Aslı, Esranur, Kemal Bariş adlarında üç çocuk babasıyım. Yıllardır Rize’de çiçekçilik ve kuşçuluk üzerine bir iş yeri işletmekteyim. Yönetimin isteği doğrultusunda Rizespor Altyapı Koordinatörü görevine getirildim. 

KÜME DÜŞMESİN YETER DENEN TAKIM ŞAMPİYON OLDU
1984-85 sezonunda şampiyonluk ipini göğüsleyip birinci lige çıkan takımda yer aldınız. O süreci anlatırmısınız?
1984-85 sezonunda Rizespor futbol takımı 2.ligde kendi grubunda sezona başlarken, büyük transferler yapmaksızın sadece dört-beş yıl Rize’deki amatör takımlarda oynayan oyuncuların birleşmesine Trabzon amatör kümeden gelen Metin ve Turgut’un takviyesinden oluşan bir kadro ile sezona başladık. “küme düşmesinler yeter” denilen bir takım ile yola çıktık Grubunda o dönemin başarılı takımları Gaziantepspor, Adanademirspor, Diyarbakırspor ve İskenderunspor gibi güçlü takımlar yer alıyordu. Maçlar başladığında bizler şu hisleri taşıyorduk :” Biz bu takımlar kadar şöhrete sahip olmayabiliriz. İçimizdeki his ve ruh onlardan üstündü. Yöneticilerimiz, taraftarımız ve futbolcu kadromuzla el ele başarıyı elde ettik. O şöhretli takımlar bizim gerimizde kaldı. Bu ruh ve inançla takımımızı birinci lige çıkardık. Çok iyi transfer yaptığımızı sandığımız yıllar zorlandık. Ama göz boyamayan ve kendi bünyemizden gelen futbolcularla ipi göğüsledik.

YILMADAN ÇALIŞTIM
Forvetlerin korkulu rüyası olmak için özel bir çalışma programı uyguladınız mı ?
1979-1982 yıllarında Rizespor’un en şaşalı döneminde futbol oynamanın ve takım kaptanlığı görevini yerine getirmenin mutluluğunu yaşadım. Rizespor için yüreğini ortaya koyan ve daha sonra Türk futbol tarihine geçen isimlerle birlikte top koşturdum. Yılmadan çalıştım ve kendime de çok iyi baktım, verilen şansları da iyi değerlendirdiğim inancındayım ve böylece bana olanak tanıyanları da mahcup etmemiş oldum. Görev verildi ve uzun yıllar yeşil-mavili (3) numaralı formayı taşıma mutluluğuna eriştim. Oldukça renkli geçen futbol yaşantım 1990 yılına kadar devam etti. Rizespor ikinci lige düştükten sonra bir yıl daha oynadım 1990 yılında Rizespor’dan ayrıldım ve 4 yıl çeşitli kulüplerde futbol hayatıma devam ettim. 

SAKARYA MAÇINI UNUTMADI
Futbol hayatınız sürecinde sayısız hatıralarınız olmuştur. Bir tanesini bize anlatımısınız?
 “1987-1988 sezonunda liglerin bitimine üç hafta kala deplasmanda Sakaryasporla maçımız vardı. Bu maçta mutlaka galip gelmemiz gerekiyordu. Maçı alırsak ligde kalma ümidimiz sürecek, kaybedersek ligde kalma ümitlerini tamamen yitirecektik. O hafta takım olarak çok gergindik. Maça çıkarken stres içindeydik. Maç öyle bir hale geldi ki, 3-1 mağlup duruma düştük. Bir anda maç başındaki gerginlik ortadan kaktı ve hırsa dönüştü.  Şansımızın yardımı ve son dakikada attığım golle maçı 4-3 kazandık. Maçta üç gol atan Muharrem’e sevinçle nasıl saldırdık hala unutamıyorum”.

ZOR ZAMANLARIN YILDIZI
Rizespor takım kaptanlığı görevini yürütmek nasıl bir duygu ?

Değişen dünyamızda bizde futbolu takip ediyoruz. Çağ atlama futbolda da oluyor ve olacaktır. Malzeme den saha şartlarına, maddi yata kadar her şey değişim içinde. Toprak sahalarda kanlar içinde kalır yine futbolumuzu oynardık. Maçlardan sonra 3 gün kendimize gelemezdik. Şuan ki çim sahaları görünce malzeme bolluğunu görünce şimdiki futbolcu kardeşlerimiz bizlerden daha şanlı görüyorum. Futboldan galip gelirsin veya şampiyon olursun en güzel günün o zaman olur, ya da yenilirsin, küme düşersin en zor ve üzücü günler olur. Futbolun gerçeğinde mutluluk ve üzüntü bir arada yaşanır. 1985 yılında Diyarbakır da şampiyon olup Rize’ye döndüğümüzde ki sevinç gösterilerini asla unutamam. Bir Galatasaray maçı 2-0 yendiğimiz, Sakarya maçı var kümede kaldığımız maç olarak son saniyede 3-3 iken 4-3 yaptığımız maçı unutamam. Üzücü olan olaylar futbolda, yenilirsin veya küme düşersin bunlar bizleri çok etkiler. Daha önemlisi Rizeli oluşumuz ve bizlerden başarı bekleyen ailemiz, arkadaşlarımız, dostlarımızın üzülmeleri bizleri de çok etkilemekteydi.

Etiketler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.