Ahmedum

 Ahmedum

Ahmedum


05 Şubat 2018 Pazartesi 12:59

Çok ahdım var idi, çıkmadık yaza
Azrail de bakmaz bir ile aza
Kahpe felek sana verdirsem ceza
Kim durur seninle divane felek 

Kirova şehrine ettim intizar
Kara bıyıkların aldı mı nazar?
Ahmet, annesine bir mektup yazar 
Şimden sonra daha yazmam Ahmedum

Uğramasın Kirova’ya maşina 
Felek ağu kattı tatlı aşına
Çok oturdum mezarının taşına
Şimden sonra daha gelmem Ahmedum

Kirova şehrine makine işler
Batum limanında gemiler kışlar
Yaram derindedir, ciğere işler 
Şimden sonra yara almam Ahmedum

Kirova dediğin Kırım’ın ucu
Kahpe felek seçmez kocayı, genci
Kavga ettin, seni kaldırdı kolcu
Belki hapsoldun da korktun Ahmedum

Kirova dediğin adınlı şeher 
Kara bıyıkların dünyaya değer 
Ağaç meyve verir, dalını eğer
Senden sonra daha yemem Ahmedum

Merağım yok, koca ile kardaşa
Eyvah! evladımla çıkmadım başa
Felek beni, ne hain çaldı taşa
Dört yanımdan yara aldım Ahmedum

Tam yirmi yaşında aldı eşimi
Deryalara kattım, bu gözyaşımı
Kimler kabre indirecek leşimi?
Kur’an okuyanım yoktur Ahmedum

Bülbül konar, ılga eder dalını
Ördek yüzer, dalga eder gölünü
Dört sene dolandın Kırım elini
Şimden sonra daha koymam Ahmedum

Kirova’dan hasta bindin vagona
Çiçekli yayla da, gitsin yangına
Düşmemiştin akranına, dengine 
Merak ile toprak oldun Ahmedum
 
Dedim ölüm olmaz, hastalık şaka
Meğer Azrail’e vermişim yaka
Yetim kızlarıma, kim olsun arka 
Senden sonra arkam yoktur Ahmedum

Düşsem deryalara, deryalar boğar
Evladı olana, bir gün gün doğar 
Bizim dağa, yağmur ile kar yağar
Senden sonra hiç kalkmasın Ahmedum
 
Fidan diktim bizim bağda, bitmedi
Kız isteyip sana elçi gitmedim 
Yenge-gelin cilvesini etmedim 
Dünyayı uryan geçirdim Ahmedum
 
Dumanlanır gemilerin borusu 
Azrail de aldı evin ‘bir’ isi
Benim gurbetçimin geldi gerisi 
Senden sonra gurbet yansın Ahmedum

Gemi yolcu ister, borusu sesler 
Kuşlar yavrusunu yuvada besler
Başına koydular kırmızı fesler 
Senden sonra fesli görmem Ahmedum

Evvel bahar gelir, meraklı aydır 
Mezarın yüksektir, etrafı çaydır
Kirpiklerin uzun, kaşların yaydır 
Senden sonra daha görmem Ahmedum

Güz gelince bizim dereler buzlar
Evladın acısı içerden sızlar 
Toplanın yanıma sahipsiz kızlar
Şimden sonra ‘bacı’ demez Ahmedum
 
Gülüm soldu, dolu vurdu bostana
Benim derdimi, yazın destana
Haber sorsam, Hala’daki ustana
Acep meraktan mı öldün Ahmedum?

Çiçekli yaylalar topraklı, taşlı
Eyvah! ben gezerim gözlerim yaşlı 
Eller gelin eder, kutnu kumaşlı
Senden sonra gelin görmem Ahmedum

Ben dertliyim, öz canımdan bezerim 
Dağlara, taşlara destan yazarım 
Abdal oldum, her kapıyı gezerim 
Eller güler, ben ağlarım Ahmedum
 
Deli gönül, daim gitme havadan 
Ben bülbülü uçurmuşum yuvadan 
Yol bulamam, kaldım bir düz ovadan 
Ne tarafa gideceğim Ahmedum?

Deli gönül, ne durursun firkatli
Geçirdin dünyayı, gam ile dertli
Ben seni büyüttüm nazlı, kıymetli
Ölüm seni nasıl aldı Ahmedum?
 
Her an dumanlıdır bizim dağımız 
Bülbül ötmez, viran kalmış bağımız 
Cefa ile geldi geçti çağımız 
Bu dünyayı viran gördüm Ahmedum
 
Benim gönlüm her dem duruyor garip
Mahşerde görürüm, olursa nasip
Bize yardım etsin Hazreti Habip 
Hayatımda gülemedim Ahmedum

Nokta Hala
 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.