Saka göçleri sırasında, Aşağı Çoruh ve Rize – Batum arasına 'Kalaç' adlı bir türk boyu olarak yerleşmiştir.

Rize'nin tarihi öncesi hakkında bilgilerimiz sınırlıdır. Yöreye hakim olan orman dokusu nedeniyle, Rize'nin tarih çağları ile ilgili bilgilere ışık tutacak arkeolojik bulgular da bu güne kadar ortaya çıkarılamamıştır. Rize'nin tarihi ancak komşu illerin ve bölgelerin tarihleri ile bağlantılı olarak ele alınabilmiştir. Rize ilinin adı ile ilgili olarak değişik görüşler ileri sürülmüştür; Yunanca pirinç anlamına gelen Rhisos, Rumcada 'Rıza' olarak dağ eteği anlamında kullanılmıştır. Osmanlıca'da ise 'Rize' ufak kırıntı, döküntü anlamındadır. Ayrıca Erzincan'ın Sakalar dönemindeki 'Eriza' olan adının başındaki 'e' sesinin düşmesi ile adaş olarak Rize için de kullanıldığı ifade edilmektedir.

Osmanlı döneminde liman, nahiye ve kaza merkezi olarak önemini korumuştur. 1640 yılında buraya gelen Evliya Çelebi, Rize'den şöyle söz etmiştir: 'Deniz kıyısında bahçeli güzel bir yerdir'. 

Muhabir: SONER KİRAZ