Gazeteci Aytekin Kalender, “Çayda Sessiz Sezon, Peki Bu Sessizlik Hayra mı?” başlıklı köşe yazısında 2026 yılı yaş çay sezonunu değerlendirdi.
Kalender, özellikle ikinci sürgün döneminin geçmiş yıllara göre daha sakin geçtiğini belirterek, fabrika önlerindeki uzun kuyrukların, kontenjan tartışmalarının ve özel sektör fiyatlarına yönelik tepkilerin bu yıl daha az yaşandığını ifade etti.
Çayın bölgelerde farklı zamanlarda olgunlaşmasının hem üreticiyi hem de ÇAYKUR’u rahatlattığını kaydeden Kalender, sakin geçen sezonun sektördeki sorunların tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmediğini vurguladı.
“Rekoltede düşüş var”
Sahadan gelen bilgilerin çay rekoltesinde düşüşe işaret ettiğini belirten Kalender, kesin durumun ilerleyen günlerde açıklanacak rakamlarla daha net görüleceğini ifade etti.
Bazı üreticilerin bahçelerdeki çayın geçmiş yıllara göre daha güçsüz olduğunu dile getirdiğini aktaran Kalender, iklim değişikliği, yaşlanan çay bahçeleri, toprak yapısı, artan işçilik maliyetleri ve gençlerin çay tarımından uzaklaşmasının sektörün geleceği açısından değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Kalender, “Çayda günü kurtarmak kolaydır. Mesele gelecek 20 yılı kurtarmaktır” ifadelerine yer verdi.
Mehmet Erdoğan’ın göç açıklamasına dikkat çekti
Rize Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Erdoğan’ın çay sektöründe reform yapılmaması halinde Doğu Karadeniz’de yeniden göç yaşanabileceğine ilişkin değerlendirmesine de değinen Kalender, bu uyarının dikkate alınması gerektiğini belirtti.
Çayın bölge ekonomisi açısından yalnızca tarımsal bir ürün olmadığını ifade eden Kalender, yaş çay üretiminin köylerdeki nüfusun korunmasından esnafın gelirine, ailelerin eğitim giderlerinden kırsaldaki ekonomik hareketliliğe kadar birçok alanı etkilediğini kaydetti.
Çayın ekonomik cazibesinin azalmasının bölgeden göçü hızlandırabileceğini savunan Kalender, “Toprağı insana bağlayan bazen bir avuç para değil, alın terinin karşılığını alabilmesidir” değerlendirmesinde bulundu.
Üçüncü sürgün 1 Eylül’de başlıyor
ÇAYKUR’un ikinci sürgün yaş çay alımlarını 28 Ağustos itibarıyla tamamladığını hatırlatan Kalender, üçüncü sürgün alımlarının ise 1 Eylül’de başlayacağını belirtti.
İkinci sürgünde alımların zamana yayılmasının fabrikalardaki yoğunluğun önüne geçtiğini ve ürünün değer kaybetmesini engellediğini ifade eden Kalender, benzer planlamanın üçüncü sürgün döneminde de devam ettirilmesi gerektiğini kaydetti.
Kalender, üreticilerin hasatta acele etmemesi ve fabrikaların alım sürecini planlı yürütmesi halinde çay sezonunun daha rahat geçirilebileceğini belirtti.
“Çayı yetiştiren insanın umudu yeşil kalmalı”
Bu sezonun çayda daha sakin bir üretim ve alım sürecinin mümkün olduğunu gösterdiğini ifade eden Kalender, üreticiyi destekleyen, fabrikaların yükünü azaltan, ürün kalitesini yükselten ve gençleri yeniden çay tarımına yönlendiren bir sistem oluşturulması gerektiğini savundu.
Kalender, yazısını, “Yoksa bugün sessiz geçen çay sezonunun ardından yarın sessizleşen köyleri konuşuruz. Çayın yaprağı yeşil kalmalı. Ama ondan daha önemlisi, çayı yetiştiren insanın umudu yeşil kalmalı” ifadeleriyle tamamladı.





