Gazeteci Aytekin Kalender, kaleme aldığı köşe yazısında Türk çayının fiyat ve değer algısını değerlendirdi. Kalender, özellikle yurt dışında satılan bazı çay ürünlerinin ambalaj, sunum ve hikâyeleştirme yöntemiyle yüksek fiyatlardan tüketiciye ulaştığını ifade etti.

Yabancı çayların özel kutular, sunum ekipmanları ve ürün hikâyeleriyle pazara sunulduğuna dikkati çeken Kalender, Türkiye’de üretilen kaliteli çayların ise benzer bir katma değer oluşturacak pazarlama anlayışına ihtiyaç duyduğunu kaydetti.

“Kekik 2 bin 500 lira, çay neden 500 lira?”

Kalender, yazısında marketlerde satılan bazı baharatların kilogram fiyatlarının çayın çok üzerinde olduğuna işaret ederek, kekik, pul biber, nane ve sumak gibi ürünlerle çayın fiyat algısını karşılaştırdı.

Rize’de yetişen çayın bölge ekonomisi ve binlerce üretici açısından taşıdığı öneme vurgu yapan Kalender, ürünün yalnızca kalitesiyle değil, oluşturulan marka değeriyle de öne çıkarılması gerektiğini belirtti.

Çin’deki çay sunumunu örnek gösterdi

Çin’de 100 gramlık çayın özel ambalaj, bardak ve sunum kaşığı gibi tamamlayıcı ürünlerle hediye edildiğine ilişkin bir örneği aktaran Kalender, dünyada artık yalnızca ürün değil, ürünün çevresinde oluşturulan deneyimin de pazarlandığını ifade etti.

Türk çayında da özellikle premium ürünler, hediyelik ambalajlar ve farklı tüketici gruplarına yönelik ürün çeşitlerinin artırılması gerektiğini savundu.

Gençlerin tüketim alışkanlıklarına dikkat çekti

Kalender, yeni neslin kahve kültürüne yönelmesinin çay sektörü açısından dikkate alınması gereken bir gelişme olduğunu belirtti.

Kafelerde espresso, latte, americano ve benzeri kahve çeşitlerinin giderek daha fazla öne çıktığını ifade eden Kalender, çayın genç tüketicilere yeniden güçlü bir şekilde anlatılması gerektiğini kaydetti.

ÇAYKUR ve sektöre pazarlama çağrısı

Kalender, ÇAYKUR başta olmak üzere çay sektöründe satış ve pazarlama anlayışının geliştirilmesi gerektiğini belirterek; özel seriler, premium çaylar, hediyelik kutular, soğuk çay ürünleri, gençlere yönelik yeni ürünler, dijital satış kanalları ve ihracata özel tasarımlar üzerinde çalışılması gerektiğini ifade etti.

Çay sektörünün yalnızca diğer çay markalarıyla değil, kahve, enerji içecekleri ve farklı yeni nesil içeceklerle de rekabet halinde olduğuna dikkati çeken Kalender, değişen tüketici alışkanlıklarına uygun pazarlama stratejilerinin önem taşıdığını belirtti.

Kalender, yazısını Türk çayının yalnızca bir içecek değil; üreticiden fabrikaya, bölge ekonomisinden sosyal hayata kadar geniş bir alanı kapsayan önemli bir değer olduğunu vurgulayarak tamamladı.

Kaynak: HABER MERKEZİ