Ayan, Rize’de şehirleşmeden çevre altyapısına, iklim değişikliğinden doğal alanların korunmasına kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.

Rize İsmail Kahraman Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Türkiye Yüzyılı Şehirleri Çeyrek Asır Ortak Akıl Buluşmaları” programında konuşan Ayan, kent merkezindeki değişimin dikkat çekici boyuta ulaştığını söyledi.

Sahil düzenlemelerine de değinen Ayan, Çay Çarşısı’nın Rize’nin simgelerinden biri haline geldiğini belirterek, “Rize’mizin sahilinde Çay Çarşısı simge haline geldi. Yerli yabancı turistlerin de Rize’miz ve Karadeniz’imizin gözdesi oldu.” ifadelerini kullandı.

“RİZE SIRADAN BİR COĞRAFYA DEĞİL”
Rize’nin doğal özellikleriyle Türkiye’nin farklı şehirlerinden ayrıldığını belirten Ayan, kentin yüksek yağış alan yapısına dikkat çekti.
Ayan, “Rize sıradan bir coğrafya değil. Rize yılda 2 bin 200 milimetrenin üzerinde yağış alan, her mevsim yeşil olan ve Türkiye çay üretiminin yüzde 60’ını tek başına taşıyor.” dedi.

Kaçkarlar’dan Ayder’e, Anzer’den Fırtına Vadisi’ne kadar Rize’nin çok önemli doğal değerlere sahip olduğunu belirten Ayan, bu zenginliğin aynı zamanda sorumluluk getirdiğini söyledi.

Rize’nin 3 bin 922 kilometrekarelik yüzölçümünde 54 bin 293 hektar tarım arazisi bulunduğunu aktaran Ayan, kentin korunan alanlarına dikkat çekti.
Ayan, “Kaçkar Dağları Milli Parkı’ndan Tunca Vadisi’ne, Handüzü’nden Isırlık’a, Hemşin’den Hemşin Şelaleleri’ne, Tar Deresi’nden Bulut Şelalesi’ne kadar çok değerli, korunan alanlara sahibiz.” diye konuştu.

Bu doğal mirasın korunmasının yalnızca çevre politikası olmadığını vurgulayan Ayan, Rize’nin geleceğinin de bu değerlerin korunmasına bağlı olduğunu ifade etti.

“SEL VAR, HEYELAN VAR, TAŞKIN RİSKİ VAR”

Rize’nin doğal güzelliklerinin yanı sıra ciddi afet riskleriyle karşı karşıya olduğunu belirten Ayan, özellikle iklim değişikliğinin etkilerine dikkat çekti.
Ayan, “Rize’nin güzelliği kadar bir başka gerçeği daha var. Sel var, heyelan var, taşkın riski var. İklim değişikliğinin giderek büyüyen etkileri var maalesef.” dedi.
Karadeniz kıyıları ve dere havzalarının kritik öneme sahip olduğunu belirten Ayan, “Rize’nin çevresel değerlendirmelerinde Karadeniz kıyısı ve dere havzaları çok kritik. Sel ve heyelan riski çok yüksek. Kıyı yapılaşması yüksek riskli.” ifadelerini kullandı.
Afet risklerinin görmezden gelinemeyeceğini belirten Ayan, yeni dönemde önceliğin risk azaltma çalışmalarına verileceğini söyledi.
Ayan, “Bizim siyasetimiz sorunu saklayan değil, sorunu çözen bir siyasettir.” ifadelerini kullandı.
Afet öncesi hazırlığın önemine dikkat çeken Ayan, “Afetten sonra yaraları sarmakta ne kadar güçlüysek, afetten önce riski azaltmakta da o kadar güçlü olacağız.” dedi.

RİZE’DE ERKEN UYARI SİSTEMLERİ GELİŞTİRİLECEK

Rize’nin iklimsel ve heyelan risk haritalarının güncelleneceğini belirten Ayan, dere yataklarının korunacağını söyledi.
Ayan, “Rize’nin iklimsel ve heyelan risk haritalarını sürekli güncelleyeceğiz. Dere yataklarını koruyacağız. Taşkın erken uyarı sistemlerini geliştireceğiz.” diye konuştu.

Doğa temelli dere rehabilitasyonlarının yaygınlaştırılacağını da belirten Ayan, kıyı su kalitesinin daha güçlü takip edilmesi ve arıtma kapasitesinin artırılması gerektiğini ifade etti.

“DERELERİ KORUMAK RİZE’Yİ KORUMAKTIR”

Rize’nin derelerinin yalnızca su taşıyan doğal unsurlar olmadığını vurgulayan Ayan, dere havzalarının kentin yaşamı açısından önemine işaret etti.
Ayan, “Çünkü Rize’nin dereleri sadece su taşımaz. Rize’nin dereleri hayat taşır.” dedi.

Fırtına Deresi ve diğer akarsuların korunmasının kent için taşıdığı öneme dikkat çeken Ayan, “Fırtına Deresi’ni korumak Rize’yi korumaktır. İyidere’yi korumak Rize’yi korumaktır. Hemşin’i korumaktır. Karadeniz’i korumak Türkiye’yi korumaktır.” ifadelerini kullandı.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ UZAK BİR GELECEĞİN SORUNU DEĞİL

İklim değişikliğinin gelecekte yaşanacak bir sorun olarak görülmemesi gerektiğini belirten Ayan, dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan afetlerin bu gerçeği ortaya koyduğunu söyledi.

Ayan, “İklim değişikliği dediğimiz şey uzak bir geleceğin teorik bir tartışması değil. Bugün insanların evlerini yıkan, şehirleri vuran, can alan bir gerçek maalesef.” diye konuştu.

Everest ile Rize arasında bağlantı kurarak iklim krizinin küresel etkilerine dikkat çeken Ayan, yaşanan felaketlerden ders çıkarılması gerektiğini vurguladı.
Rize’nin yüksek yağış alan ve dik yamaçlara sahip hassas bir coğrafya olduğunu belirten Ayan, afetlere karşı hazırlığın olay sonrasına bırakılmaması gerektiğini söyledi.
Ayan, “Rize’mizi sel ve heyelan riskine karşı bugünden hazırlamak, felaketten sonra hesap yapmak değil, felaketi bugünden önlemek gerekli.” ifadelerini kullandı.

“DEREYİ KORURSANIZ İNSANI KORURSUNUZ”

Ekosistemdeki her unsurun birbiriyle bağlantılı olduğunu belirten Ayan, çevrenin korunmasının ekonomik kalkınmanın da temel şartlarından biri olduğunu söyledi.
Ayan, “Ekosistemin her halkası birbirine bağlı. Dereyi korursanız insanı korursunuz. Toprağı korursanız çay üreticisini korursunuz. Yaylayı korursanız turizmi korursunuz. Denizi korursanız balıkçıyı korursunuz.” dedi.
Çevre ve kalkınmanın birbirinin alternatifi olmadığını vurgulayan Ayan, “Çevreyi korumak kalkınmanın rakibi değildir. Çevreyi korumadan sürdürülebilir kalkınma olamaz.” ifadelerini kullandı.

“RİZE’NİN MESELESİ SUYU DOĞRU YÖNETMEK”

Rize ile Türkiye’nin kuraklık sorunu yaşayan bölgelerinin su meselelerinin birbirinden farklı olduğunu belirten Ayan, Rize’de asıl konunun yoğun yağışın doğru yönetilmesi olduğunu söyledi.

Ayan, “Konya’nın su meselesi ile Rize’nin meselesi aynı değil. Rize’de mesele yalnızca su bulmak değil, suyu doğru yönetmek, yağışı afete dönüşmeden yönetmek, dereleri korumak, su kalitesini korumak.” diye konuştu.

RİZE İÇİN HEDEF: GÜVENLİ, TEMİZ VE DİRENÇLİ ŞEHİR

Rize’den Türkiye’ye çevre ve şehircilik hedeflerini açıklayan Ayan, kentin doğal değerleri korunarak afetlere karşı daha dirençli hale getirilmesi gerektiğini ifade etti.
Ayan, “Dereleri özgürce akan bir Rize istiyoruz. Yamaçları güvenli bir Rize istiyoruz. Denizi temiz bir Rize istiyoruz. Çay toprağı bereketli bir Rize istiyoruz. Yaylaları korunmuş, afetlere dirençli bir Rize istiyoruz.” dedi.

“ŞEHİR ANLAYIŞIMIZ BETON DEĞİL, İNSANDIR”

Şehircilik anlayışlarının yalnızca bina ve altyapıdan ibaret olmadığını belirten Ayan, Rize’nin kimliğinin doğası, üretimi ve insanıyla birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.
Ayan, “Bizim şehir anlayışımız beton değil, şehir anlayışımız insandır.” ifadelerini kullandı.
Rize’nin kendine özgü kimliğini anlatan Ayan, “Şehir bazen bir çay tarlasındaki alın teridir. Bazen Fırtına Deresi’nin sesidir. Bazen Kaçkarların zirvesindeki kardır. Bazen yaylada tüten bacadır. Bazen de Karadeniz’e açılan bir balıkçının duasıdır.” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

Muhabir: ENVER KALENDER