Tulum ustası Engin Dervişoğlu, yaklaşık 17 yıldır sürdürdüğü mesleğinde tulumun yapım aşamalarını geleneksel yöntemlerle gerçekleştiriyor.

Mesleğe Ankara’da başladığını belirten Dervişoğlu, uzun yıllar Çamlıhemşin’de tulum üretimi yaptığını, enstrümanın inceliklerini ise Bülent Bekar’dan öğrendiğini söyledi.

Yaptığı işi bir tutku olarak gördüğünü ifade eden Dervişoğlu, “Bizim için bu bir aşk. Sevmeden yapılacak bir iş değil” ifadelerini kullandı.

Tulumun ses veren bölümleri özenle hazırlanıyor

Tulumun “nav” olarak adlandırılan bölümünün yapım aşamalarını anlatan Dervişoğlu, parçanın ölçülendirilmesinin ardından iç aksamlarının açıldığını ve birbirine eşit iki kamışın yerleştirildiğini belirtti.

Kumpas yardımıyla perdelerin açıldığını aktaran Dervişoğlu, parçaların sabitlenmesinin ardından ağacın tesviye işleminin gerçekleştirildiğini kaydetti.

Tulumun en önemli bölümlerinden birinin “dil” olduğunu belirten Dervişoğlu, bu bölümde kullanılan kamışların 5-6 yıl boyunca kurutulduğunu ve yağda kavrulduğunu söyledi.

Dervişoğlu, birbirine eşit kamışların seçilmesinin ardından kapakçıkların açıldığını, burada üretilen sesin perdelere aktarılarak notaların ortaya çıktığını ifade etti.

Derisi peynir suyunda bekletiliyor

Tulumun deri bölümünde 8-9 aylık oğlak derilerinin kullanıldığını belirten Dervişoğlu, derilerin peynir suyu içerisinde bekletilerek organik yöntemlerle fermantasyon işleminden geçirildiğini anlattı.

Daha sonra derilerin şişirilip asılarak form kazandırıldığını ifade eden Dervişoğlu, kuruyup sertleşen derinin yeniden yumuşatıldığını ve bu işlem sırasında dokusunun daha uygun hale geldiğini belirtti.

Hazırlanan derinin sol ayağına “nav”, sağ ayağına ise “dudula” adı verilen parçaların takılmasıyla tulumun tamamlandığını kaydetti.

Muhabir: ENVER KALENDER