Gazeteci ve yazar Aytekin Kalender, bugünkü köşe yazısında Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in Rize’de iş dünyası temsilcileriyle gerçekleştirdiği basına kapalı toplantıyı gündemine taşıdı.

Kalender, Rize Ziraat Odası Başkanı Bünyamin Arslan’ın yaş çayda kaldırılan kilogram başına 2 liralık destekleme priminin yeniden verilmesini istediğini hatırlattı.

Arslan’ın üreticilerin geçmiş yıllarda bu destekle gübre satın alabildiğini anlattığını belirten Kalender, desteğin kaldırılması nedeniyle birçok üreticinin çay bahçesine yeterince gübre veremediğini kaydetti.

“KASABA SİYASETİ DERKEN KİMİ KASTETTİNİZ?”

Bakan Şimşek’in talebe, “Biz kasaba siyaseti yapmıyoruz. Hesaplara bakarız, uygunsa verilir” şeklinde yanıt verdiğinin aktarıldığını ifade eden Kalender, şu soruları yöneltti: “Bir şehre gidip o şehrin temel geçim kaynağıyla ilgili talebi dinlemek kasaba siyaseti midir? Yoksa seçim bölgesine göre hesapsız söz vermemeyi mi anlatmak istedi?”

“ÇAY MİLLÎ BİR TARIM ÜRÜNÜDÜR”

Çayın yalnızca Rize’yi ilgilendiren yerel bir mesele olmadığını vurgulayan Kalender, sektörün yüz binlerce üreticiyle birlikte fabrikaları, nakliyecileri, esnafı ve bölge ekonomisini doğrudan etkilediğini belirtti.

Kalender, “Hesaplara elbette bakılsın. Ama o hesap yapılırken yağmurun altında çay toplayan insanın gübre faturası da görülsün. Bu iş yalnızca Ankara’daki tablolara bakılarak anlaşılmaz. Biraz da çay bahçesine çıkacaksın” ifadelerini kullandı.

Kalender, üreticinin talebinin küçümsenmemesi gerektiğini belirterek, “Rakamı küçük gören, o rakamla geçinen insanın derdini büyük anlayamaz” değerlendirmesinde bulundu.

“BAKAN GİTTİ, SORULAR RİZE’DE KALDI”

Toplantının Bakan Şimşek’in uçuş saati nedeniyle kısa kesildiğine yönelik bilgileri de değerlendiren Kalender, esnaf, tüccar ve turizm sektörünün sorunlarının yeterince konuşulamadığını savundu.

Ziyaretin basına kapalı gerçekleştirilmesini eleştiren Kalender; çayın geleceği, özel sektörün taban fiyatın altında yaş çay alması, üretim maliyetleri, esnafın vergi ve prim yükü ile turizm yatırımlarının desteklenmesi gibi başlıkların cevapsız kaldığını ifade etti.

Kalender, “Bir bakana forma vermek, çay ikram etmek ve hatıra fotoğrafı çektirmek elbette güzel. Fakat Rize’nin ihtiyacı yalnızca güzel kareler değildir. Bakanın uçağı kalktı ama bu sorular Rize’de kaldı” dedi.

“YEREL GAZETECİLİK ŞEHRİN AYNASIDIR”

Yazısında yerel basının görevine de değinen Kalender, gazeteciliğin yalnızca olumsuzlukları sıralamak olmadığını; şehirdeki güzel gelişmeleri göstermek, yanlışları ilgili makamlara iletmek ve çözülünceye kadar takip etmek olduğunu belirtti.

Muradiye’de gider borusuna sıkışan yavru kedinin kameralı sistemle kurtarılmasını ve Ardeşen’de dört kuzenin yüzlerce kilogram yaş çayı arazi motosikletiyle taşımasını örnek gösteren Kalender, “Bir şehri büyüten binaları değil, insanının aklı ve vicdanıdır” ifadelerini kullandı.

“1053 BİSİKLET GÜZEL, ADALET DAHA GÜZEL”

Rize’de yaz Kur’an kurslarına katılan ve yapılacak değerlendirmede başarılı olan öğrencilere 1053 bisiklet dağıtılmasını da ele alan Kalender, uygulamanın güzel olduğunu ancak değerlendirme ölçütlerinin açıkça ilan edilmesi gerektiğini kaydetti.

Bisikletlerin başarılı çocuklara hakkaniyetli biçimde ulaştırılması gerektiğini vurgulayan Kalender, “Bir çocuğa verilen hediye eskir, adalet duygusu ise ömür boyu kalır” dedi.

“KALENDERCE” BÖLÜMÜNDE ÜRETİCİ VURGUSU

Kalender, yazısının “Kalenderce” bölümünde şu değerlendirmeye yer verdi: “Büyük siyaset, küçük görülen insanların derdini anlayabildiği ölçüde büyüktür. Çay üreticisinin istediği 2 lira, Ankara’dan bakıldığında bir hesap kalemi olabilir. Fakat Rize’de o para gübredir, emektir, alın teridir ve bahçenin yarınıdır. Hesap yapılsın, bütçe korunsun ama insan unutulmasın. Çünkü devletin defterinde rakam olan, vatandaşın evinde ekmektir.”

Kaynak: HABER MERKEZİ