Kalender, yazısında özellikle muhlama üzerinden Rize gastronomisinin markalaşma sürecine dikkat çekti. Bir yemeğin sosyal medyada görünür olmasının tek başına yeterli olmadığını belirten Kalender, asıl hedefin ziyaretçilerin Rize’ye yeniden gelmesini sağlayacak standart ve sürdürülebilir bir gastronomi deneyimi oluşturmak olduğunu kaydetti.

“Rize Muhlamasının Temel Niteliği Belli Olmalı”

Muhlamanın farklı işletmelerde farklı malzemeler ve ölçülerle hazırlanmasına değinen Kalender, ziyaretçiye “Rize muhlaması” adıyla sunulan ürünün temel özelliklerinin belirlenmesi gerektiğini savundu.

Kalender, kullanılacak peynir, un, kıvam ve sunum şekli gibi başlıklarda ortak bir kalite çerçevesi oluşturulmasını, geleneksel tarifin kayıt altına alınmasını ve bu konuda eğitim ile denetim mekanizmasının işletilmesini önerdi.

Kalender, “Ustanın farkı lezzete zenginlik katar; ölçüsüzlük lezzetin adını unutturur” ifadelerini kullandı.

Her Yıl Bir Lezzetin Öne Çıkarılması Önerisi

Rize mutfağında muhlama, pepeçura ve Laz böreği başta olmak üzere birçok yöresel ürün bulunduğunu hatırlatan Kalender, tüm ürünlerin aynı anda tanıtılmasındansa her yıl belirli bir lezzetin daha kapsamlı biçimde ele alınmasını önerdi.

Bir yıl muhlamanın malzemesi, ustalığı ve sunumu üzerinde çalışılabileceğini belirten Kalender, başka bir yıl pepeçuranın üzümü, hikâyesi ve mevsimselliğinin öne çıkarılabileceğini ifade etti.

Festival bütçesinde yalnızca tanıtıma değil, ürün geliştirmeye de kaynak ayrılması gerektiğini belirten Kalender, çalışmaların yıl boyunca devam edecek bir takvim ve sorumluluk sistemiyle yürütülmesinin önemine işaret etti.

Gastronomi Haritası ve Lezzet Durakları Önerisi

Kalender, kavurma, döner, kuru fasulye ve sütlaç gibi ürünler için de “lezzet durakları” oluşturulabileceğini belirtti.

Ziyaretçilerin “Nerede yenir, kim yapar, hangi yöntemle hazırlanır ve fiyatı nedir?” sorularına kolaylıkla ulaşabilmesi gerektiğini ifade eden Kalender, bu bilgilerin harita, kısa video ve rehberlerle sunulabileceğini kaydetti.

Yerel Üreticiyle İşletmeler Arasında Sürekli Bağ Kurulmalı

Festival programında horon, tulum ve zanaat gibi kültürel unsurların bulunmasını olumlu bulan Kalender, çevre ve sürdürülebilirlik temasının mutfağa da yansıtılması gerektiğini ifade etti.

Plastik kullanımının azaltılması, gıda israfının ölçülmesi ve yerel üreticiden alınan ürün miktarının kamuoyuyla paylaşılması gibi uygulamalara dikkat çeken Kalender, festivalde tanışan üretici ve işletmeler arasında yıl boyunca devam edecek ticari bağlar kurulmasını önerdi.

Kalender, yazısında festival sonrasında üreticilerin düzenli sipariş almasının ve yöresel ürünlerin menülerde hikâyeleriyle birlikte yaşatılmasının daha kalıcı sonuçlar doğuracağını vurguladı.

“Festival Bittiğinde Geriye Çalışan Mutfaklar Kalmalı”

Kalender, yazısının sonunda Gastronomi Rize 2026’nın temel başarısının etkinlik süresince oluşan kalabalıktan ziyade, festival sonrasında ortaya çıkacak kalıcı ekonomik ve turistik sonuçlarla ölçülmesi gerektiğine dikkat çekti.

Kalender, “Tulum sussun, ışıklar kapansın; geriye çalışan mutfaklar, kazanan üreticiler, özlenen tatlar kalsın” ifadelerine yer verdi.

Kaynak: HABER MERKEZİ