Rize açıklarındaki petrol sızıntılarına yönelik çalışmalar hakkında bilgi veren Gümüşhane Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nazif Maden, bölgedeki petrol varlığının geçmişten bugüne farklı dönemlerde araştırıldığını ifade etti.
“SAHAYA GİTTİK VE PETROL SIZINTILARINI GÖRDÜK”
Çalışmaların 2023 yılında yeniden gündeme geldiğini belirten Maden, Çayeli’nde yaşanan selin ardından bölgede inceleme yaptıklarını söyledi.
Maden, “2023 yılında petrolle ilgili konular yeniden gündeme geldi. Ağustos ayıydı. Rize Çayeli’de sel olmuştu. O dönemde başkanı ziyaret ettik ve kendisine fikrimizi sunduk. Bize bir bot temin edildi. Anadolu Ajansı ile birlikte sahaya gittik. Koordinatı tam olarak bilmiyorduk, bulup bulamayacağımız konusunda endişemiz vardı. Ancak sahaya gittiğimizde petrol sızıntılarını gördük ve koordinatlarını aldık” dedi.
NUMUNELER ANALİZE GÖNDERİLDİ
Daha sonra bölgeden su numuneleri aldıklarını aktaran Maden, örneklerin Türkiye Petrol Araştırma Merkezi’ne gönderildiğini kaydetti.
Analiz sonuçlarına ilişkin konuşan Maden, “Alınan su örneklerinin içerisindeki petrolün doğal kaynaklı olduğu ortaya çıktı. Bu önemli bir sonuçtu. Çünkü bazı eleştiriler vardı, ‘Gemiler bölgeden geçerken sintinelerini mi bırakıyor?’ şeklinde soru işaretleri bulunuyordu. Ancak araştırmalar sonucunda bunun doğal kaynaklı ham petrol olduğu ortaya çıktı” ifadelerini kullandı.
PETROL VARLIĞI 1930’LU YILLARDAN BU YANA ARAŞTIRILIYOR
Bölgede petrolün geçmişine ilişkin de araştırmalar yaptıklarını belirten Maden, 1930’lu yıllara kadar uzanan çalışmalar bulunduğunu söyledi.
Maden, Türkiye’de petrol araştırmalarının öncü isimlerinden Cevat Eyüp Taşman’ın bölgede çeşitli dönemlerde çalışmalar yürüttüğünü belirterek, “Cevat Eyüp Taşman, Osmanlı döneminde maden iktisadı eğitimi için yurt dışına gönderilmişti. Birinci Dünya Savaşı çıkınca dönememiş, Cumhuriyet döneminde yeniden davet edilmiş ve petrolle ilgili çalışmalar yapmıştı. 1930, 1936, 1948 ve 1956 yıllarında Rize Çayeli açıklarında gemiyle örnekler almış ve analizler gerçekleştirmiş” dedi.
“PETROLÜ ÇAYELİLİ BALIKÇILAR BİLE BİLİYOR”
Petrol varlığının bölgede uzun yıllardır bilindiğini ifade eden Maden, “Bunu Çayelili balıkçılar bile biliyor. Dedelerinden, babalarından petrol varlığına ilişkin söylemler duyuyorlar. Gazete arşivlerini taradığımızda 1910 yılında Osmanlı döneminde buraya yabancı uzmanların getirildiği ve analizler yapıldığı yönünde haberlerle karşılaştık. 1933 ve 1937 yıllarında yapılan çalışmaların da haberleştirildiğini gördük” diye konuştu.
“GÜNDE 1 TON PETROL YÜZEYE ÇIKIYOR”
Rus uydu verilerine göre bölgede günlük yaklaşık 1 ton petrolün yüzeye çıktığını öne süren Maden, petrolün ağır kısmının deniz tabanına çöktüğünü, hafif kısmının ise buharlaştığını ifade etti.
Maden, “Buradaki petrol yüzeye çıkıyor ve kendisini gösteriyor. Ancak çıkarılmadığı için ağır kısmı denizin dibine giderek katran şeklinde birikiyor, hafif kısmı ise buharlaşıyor” dedi.
“REZERVİN BOYUTU SONDAJLA ORTAYA ÇIKAR”
Bölgedeki petrol rezervinin büyüklüğünün ancak sondaj çalışmalarıyla belirlenebileceğini kaydeden Maden, “Sonuç olarak burada petrol var. Ancak ne kadar geniş bir rezerv olduğu ve hangi alana yayıldığı yapılacak sondajlarla anlaşılabilir” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin son yıllarda kendi araştırma ve sondaj gemilerine sahip olduğuna da dikkat çeken Maden, sözlerini şöyle tamamladı:
“2000’li yıllardan sonra kendi araştırma ve sondaj gemilerimizi satın aldık. Daha önce farklı ülkelerden sözleşme yoluyla gemi tedarik ediyorduk. Artık kendi denizlerimizde kendi gemilerimizle arama yapabiliyoruz. Dolayısıyla neden Rize Çayeli açıklarında sondaj yapıp petrolümüzü çıkarmayalım?”





