Aytekin Kalender, kaleme aldığı köşe yazısında Türkiye’de spor denildiğinde futbolun diğer branşların büyük ölçüde önüne geçtiğine dikkati çekti.
Futbola ayrılan yüksek bütçeler, yayın süreleri ve kamuoyundaki yoğun ilgiye karşılık olimpik branşlardaki sporcuların zaman zaman tesis, salon ve sponsor sıkıntısı yaşadığını ifade eden Kalender, Türkiye’nin spor politikasında daha dengeli bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini savundu.
“Bir Ülkenin Spor Gücü Bütün Branşlardaki Başarıyla Ölçülür”
Kalender, voleyboldan atletizme, yüzmeden güreşe, bokstan okçuluğa kadar farklı branşlarda Avrupa ve dünya çapında başarılı sporcular yetiştirilmesinin önemine işaret etti.
Yazısında futbolun elbette önemli olduğunu ancak bütün kaynakların tek bir branşa yönlendirilmemesi gerektiğini belirten Kalender, şu değerlendirmede bulundu:
“Bir ülkenin spor gücü, tek bir topun peşinden koşanlarla değil, bütün gençlerine açtığı sahalarla ölçülür.”
Kalender, büyük maliyetlerle yabancı yıldızların transfer edilmesi yerine yerli oyuncuların yetiştirilmesine daha fazla önem verilmesi gerektiğini belirterek, Emirhan Topçu gibi altyapıdan yetişen futbolcuların Türk futbolu açısından taşıdığı değere vurgu yaptı.
Mine Ataman’ın Sözlerine Açıklık Getirdi
Kalender, yazısının bir diğer bölümünde tarım yazarı Mine Ataman’ın, “Dedelerimizin 30 yıl önce diktiği ağaçlar bugün başımıza bela oldu” şeklindeki sözlerini değerlendirdi.
Söz konusu ifadenin ağaç dikilmesine karşı bir yaklaşım olarak yorumlanmaması gerektiğini kaydeden Kalender, esas sorunun geçmişte vatandaşların kendi tapulu arazilerine diktikleri ağaçların zaman içinde orman vasfı kazanmasıyla ortaya çıktığını ifade etti.
Kalender, yıllar sonra memleketlerine dönerek tarım yapmak isteyen bazı vatandaşların dedelerinden kalan arazileri kullanmakta sorun yaşadığını belirterek, Rize’nin kendine özgü arazi yapısının dikkate alınması gerektiğini söyledi.
“Rize İçin Özel Düzenleme Yapılmalı”
Tapu, kadastro ve orman sınırı sorunlarının uzun yıllardır bölgenin önemli meseleleri arasında bulunduğunu ifade eden Kalender, Rize’nin geçmişteki arazi kullanım biçimleri dikkate alınarak özel bir düzenleme yapılması gerektiğini savundu.
Kalender, “Ağaç dikmeyen arazisini koruyor, ağaç diken arazisini kaybediyor” sözleriyle mevcut uygulamanın ortaya çıkardığı çelişkiye dikkat çekti.
Vatandaşın doğayı korumasının ilerleyen yıllarda mülkiyet sorunu olarak karşısına çıkmaması gerektiğini belirten Kalender, konunun daha fazla geciktirilmeden çözüme kavuşturulması gerektiğini ifade etti.
Rizespor’a İç Saha Vurgusu
Kalender’in gündemindeki bir diğer başlık ise Çaykur Rizespor oldu.
Transfer döneminin sona erdiğini hatırlatan Kalender, bundan sonraki süreçte transfer tartışmalarından çok mevcut kadronun sahadaki performansına odaklanılması gerektiğini belirtti.
Çaykur Rizespor’un sezonun dördüncü karşılaşmasında Alanyaspor ile karşılaşacağını hatırlatan Kalender, yeşil-mavili ekibin ligde iddialı bir konumda yer almak istemesi halinde iç saha galibiyetlerini alışkanlık haline getirmesi gerektiğini kaydetti.
Deplasman galibiyetlerinin önemli olduğunu ancak iç sahada alınacak puanların takımın ligdeki konumu, taraftar ilgisi ve rakipler üzerindeki psikolojik üstünlük açısından ayrı bir değer taşıdığını ifade eden Kalender, “Rize’den kolay çıkış yok” algısının yeniden oluşturulması gerektiğini belirtti.
“Şimdi Söz Futbolcuda”
Ligde takımların kadro yapılarının ve sezon başındaki performanslarının yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladığını belirten Kalender, transfer sürecinin sona ermesiyle birlikte Çaykur Rizesporlu futbolcuların sorumluluğunun arttığını vurguladı.
Kalender, değerlendirmesini, “Şimdi söz futbolcuda. Mazeretin bittiği yerde mücadele başlar” ifadeleriyle tamamladı.
Kalenderce
Aytekin Kalender yazısının sonunda ise spor, tarım ve Rizespor üzerinden ortak bir mesaj vererek şu ifadeleri kullandı:
“Başarı yalnızca parayla değil, doğru yere verilen emekle büyür. Gençlere saha, sporculara imkân, çiftçiye toprağı, Rizespor’a da güçlü bir tribün verirsek yarının sevincini bugünden inşa ederiz.”





