Rize’ye ilk geldiği dönemde insanların konuşma tarzına alışmakta zorlandığını belirten Alptekin, Rizelilerin heyecanlı ve yüksek sesli konuşmalarının dışarıdan kavga gibi algılanabildiğini ama aslında öyle olmadığını ifade etti.
PİMİ ÇEKİLMİŞ EL BOMBASI GİBİLER
Alptekin, ilk izlenimlerini şu sözlerle anlattı:
“Rize’ye ilk geldiğimde şunu gördüm; insanlar pimi çekilmiş el bombası gibiler, her an patlamaya hazırlar. İlk zamanlarda bir bağırmaya başlıyorlar, ben de oturduğum yerde plan kuruyorum, ‘Silahlar çekilirse, bir şey olursa şu kapıdan atlar kendimi kurtarırım’ diye. Ama 5 dakika sonra hiçbir şey olmamış gibi normal sohbetlerine devam ediyorlar, gülüyorlar.”
Rize insanının kısa sürede parlayıp ardından yeniden sakinleştiğini söyleyen Alptekin, “Bir anda parlıyorlar, bir anda iniyorlar. Çok zor alıştım buna, 20-25 gün sürdü. Normal konuşmaları kavga gibi. Dışarıdan geçen biri kavga ediyorlar sanır. Ama bu kadar da güzel kalpleri var” ifadelerini kullandı.
“Rize cennetin fragmanı”
Rize’nin doğasına da övgüde bulunan Alptekin, kenti “cennetin fragmanı” olarak nitelendirdi.
Rize’nin yeşil doğasının kendisini etkilediğini belirten Alptekin, şöyle konuştu:
“Rize cennetin fragmanı. Turistlerin burayı tercih etmesinden de belli. Evin balkonundan bakıyorum, yeşilin her tonu var. Şu anda git benim memleketime, her şey sarı ve soluk tonda. Bir de buraya bak, bütün yeşil tonları var. Hangi dönem gelirsem geleyim hep yeşil.”
Yaşar Alptekin’in Rize ve Rize insanına ilişkin sözleri, kentin kendine özgü yaşam tarzı ve doğal güzelliklerine yönelik dikkat çeken bir değerlendirme olarak öne çıktı.





