Uzun yıllarını Rize’de öğrenci olarak geçiren ve kentte “Afrolaz” lakabıyla tanınan Doktor Abdulai Yahaya, Düzce’ye atandı. Rize’den ayrılmaya hazırlanan Yahaya, kentte geçirdiği yılların hayatında önemli bir yer tuttuğunu belirterek, “Benim için Rize bir şehirden daha fazlası.” dedi.

Gana’dan Türkiye’ye eğitim için geldiğini anlatan Yahaya, Rize’de geçirdiği sürenin hayatının önemli bir bölümünü oluşturduğunu söyledi.

“Rize’de Başka Bir Ailem Oldu”

Hayatının üçte birinden fazlasını Rize’de geçirdiğini ifade eden Yahaya, kentte gördüğü yakınlık ve misafirperverliğin kendisini derinden etkilediğini belirtti.

Yahaya, “Ben Gana’dan çıkarken ailemi geride bıraktığımı düşünüyordum, meğer burada başka bir ailem varmış. Ben buraya okumaya geldim. Rizeliler çok misafirperver ve çok sıcak kanlı. Eskiden bana Rizelilerin dışarıdan gelenleri kolay kolay kabul etmediğini söylüyorlardı ancak öyle olmadığını gördüm.” ifadelerini kullandı.

“Şehir Küçük Ama Gönlü Büyük”

Çamlıhemşin’de tanıştığı bir ailenin kendisini kendi evlatları gibi gördüğünü anlatan Yahaya, Rize sevgisinin de burada başladığını söyledi.

Yahaya, “Çamlıhemşin’de bir aile ile tanıştım. Yaklaşık 5-6 yıldır onlarla çalışıyorum. Öz evladına ne alıyorsa bana da aynısını alıyor. Aile ortamı beni çok etkiledi. Benim Rize sevgim zaten oradan başladı. Tüm Rizeliler bana gerçekten çok sahip çıktı.” dedi.

Türkiye’ye gelmeden önce Rize’nin küçük bir şehir olduğunu gördüğünü belirten Yahaya, başlangıçta daha büyük bir kentte yaşamayı düşündüğünü ancak Rize’ye geldikten sonra fikrinin tamamen değiştiğini ifade etti.

“İlk başta Konya gibi büyükşehirleri hedefliyordum. Ama bugün yine olsa tekrar Rize’ye gelirdim. Çünkü şehir küçük ama gönlü büyük. Rizeli olmak bir ayrıcalıktır.” diye konuştu.

Horonla Tanıştı, Komutçu Oldu

Rize kültürünün önemli parçalarından horonla da zaman içerisinde güçlü bir bağ kurduğunu anlatan Yahaya, ilk kez patronunun teşvikiyle horona katıldığını söyledi.

Yahaya, “Etrafımda sürekli horon halkaları kuruluyordu. Patronumuz bir gün, ‘Sen hep kenarda duruyorsun, sen de gel’ dedi. İlk horonum çok keyifli geçti. Ondan sonra her gün kendi isteğimle horona girmeye başladım.” ifadelerini kullandı.

Bir gün horonun komutçusunun gelmemesi üzerine kendisinden komutçuluk yapmasının istendiğini belirten Yahaya, bu şekilde horon komutçuluğuna başladığını söyledi.

“Tulum sesi duydum mu yerimde duramıyorum.” diyen Yahaya, Rize kültürünün artık hayatının önemli bir parçası haline geldiğini ifade etti.

“Bazı Vedalar Kavuşmak İçindir”

Düzce’ye atanmasının ardından Rize’den ayrılmanın kendisi için kolay olmadığını dile getiren Yahaya, 8 yıldır kentte kurduğu düzen ve dostluklar nedeniyle ayrılığın duygusal olduğunu söyledi.

Yahaya, “Rize’den Düzce’ye giderken ayaklarım hep geri geri gidiyordu. 8 senedir buraya alışmışım. Buranın kültürünü, insanlarını tanıdığım için bir konfor alanım vardı. Buradan hiç ayrılmak istemiyorum.” dedi.

Rize’de geçirdiği yılları unutmayacağını belirten Yahaya, sözlerini “Bazı vedalar kavuşmak içindir.” ifadeleriyle tamamladı.

Muhabir: ENVER KALENDER