Rize’de dedesi ve babasından devraldığı yaklaşık 80 yıllık arıcılık geleneğini sürdüren Muhammet Ali Saatçı, çiçek ve kestane balının yanı sıra deli bal da üretiyor. Saatçı, özellikle orman gülü çiçeklerinden elde edilen bu balın üretim sürecine ve tüketiminde dikkat edilmesi gerekenlere ilişkin bilgi verdi.

Orman gülü çiçeklerinden üretiliyor
Deli bal, arıların bazı orman gülü türlerinin çiçeklerinden topladığı nektarla üretiliyor. Karadeniz’de “komar” adıyla da bilinen orman gülünün nektarında bulunan grayanotoksin adlı doğal bileşikler bala geçebiliyor. Balın toksin içeriği, bitki türüne ve nektarın bileşimine göre değişebiliyor.
Deli bal üretimi, arıların çiçeklerden nektar toplaması, kovana taşıması ve nektarı olgunlaştırarak peteklerde depolamasıyla gerçekleşiyor. Üretimin yapıldığı alanların dağlık ve yüksek rakımlı olması, arıcıların çalışmasını zorlaştırabiliyor.
Saatçı, aile mesleğini yaklaşık 80 yıldır sürdürdüklerini belirterek deli bal üretiminin zahmetli olduğuna işaret etti. Zaman zaman beyaz orman gülü için 3 bin metre rakıma çıkmaları gerektiğini anlatan Saatçı, arıcılığın yoğun emek istediğini ifade etti.

Antioksidan özelliğiyle öne çıkıyor
Deli bal üzerine yapılan bazı bilimsel araştırmalarda antioksidan aktivite tespit edildi. Ancak bu özellik, balın hastalıkları tedavi ettiği veya düzenli tüketildiğinde sağlık sorunlarını önlediği anlamına gelmiyor. Deli balın tedavi amacıyla kullanımına ilişkin bilimsel kanıtlar sınırlı olsa da bölgede yaygın olarak çay kaşığı ölçeğinde tüketilmesi geleceksel usullere göre tavsiye ediliyor.

Fazla tüketildiğinde zehirlenmeye yol açabiliyor
Deli balın en önemli özelliği ve aynı zamanda riski, grayanotoksin içerebilmesi. Bu bileşikler vücudun sinir sistemi ve kalbin elektriksel işleyişini etkileyebiliyor. Tüketimin ardından baş dönmesi, bulantı, kusma, terleme, tansiyon düşmesi ve nabzın yavaşlaması görülebiliyor. Ağır vakalarda kalp ritmi bozuklukları ve bayılma meydana gelebiliyor.

Nasıl tüketilmeli?
Deli bal için herkes açısından güvenli olduğu kanıtlanmış bir günlük tüketim miktarı bulunmasa da, “bir çay kaşığı” veya büyüklerde en fazla “iki çay kaşığı” gibi ölçüler tavsiye ediliyor. Bu nedenle deli balın sağlık amacıyla tüketilmesi çok düşük ölçekte kontrollü olarak tavsiye ediliyor. Özellikle kalp ve tansiyon hastalığı bulunanların, düzenli ilaç kullananların ve yaşlıların risk konusunda sağlık uzmanına danışması ise önem taşıyor.
Yetkililer, deli bal tükettikten sonra baş dönmesi, aşırı terleme, bulantı, bayılma hissi veya nabızda yavaşlama ortaya çıkarsa vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalı.

Doğu Karadeniz’in arıcılık geleneğinin bir parçası olan deli bal, üretim süreci ve bitkisel kaynağı bakımından dikkat çekici bir ürün olsa da tüketiminde ölçü ve güvenlik güvenlik önde geliyor.

-80 Yıldır dededen toruna deli bal üretiyorlar
Rize’de dedesi ve babasından devraldığı arıcılık mesleğini sürdüren Muhammet Ali Saatçı, yaklaşık 80 yıllık aile geleneğini yaşattıklarını belirterek, “Yaklaşık 80 yıllık dededen kalma mesleği sürdürüyoruz. Arıcılık gerçekten emek isteyen zor bir iş. Her türlü bal üretimi yapıyoruz ama deli bal olarak bilinen bal üretimi gerçekten zor. Zaman zaman beyaz orman gülü için 3 bin metre rakıma çıkmamız gerekiyor.” dedi.
Deli balın bilinçli tüketilmesi gerektiğini ifade eden Saatçı, bu balın antioksidan özelliğiyle değer gördüğünü belirterek, “Deli bal kararında kullanıldığında sağlık deposu. En iyi ölçek bir çay kaşığı. Biz kesinlikle iki çay kaşığından fazla kullanılmamasını öneriyoruz. Günde bir çay kaşığı bal tüketiminin ardından bir hafta sonunda insanlar aradaki farkı rahatlıkla anlayacaktır.” ifadelerini kullandı.
Saatçı, deli balın fazla ve bilinçsiz tüketilmesinin olumsuz sonuçlara yol açabileceğine dikkati çekerek, özellikle sağlık sorunu bulunan kişilerin balı tüketmeden önce doktorlarına danışmaları gerektiğini vurguladı.

Muhabir: MUHİTTİN SANDIKÇI