Tavşanlı mevkiinde dere yatağında zaman zaman yoğun köpük tabakaları oluşurken, suyun rengindeki değişim ve çevreye yayılan ağır koku dikkati çekiyor. Tarım arazilerinin zarar gördüğü ve suya yaklaşmanın güçleştiği bölgede, kalıcı çözüm bekleniyor.

'Dereye atık atıldığını kendi gözlerimle görüyorum'

Bölge sakinlerinden Rıdvan Güvenç, deredeki kirlilikle yaklaşık 3 yıldır mücadele ettiğini belirterek, özellikle yağışlı havalarda ve hafta sonlarında dereye atık bırakıldığını söyleyerek, 'Bizim burada arazimiz var. Ben her gelip geçtiğimde, özellikle hafta sonları ya da yağmur yağdığı zamanlarda dereye atık atıldığını kendi gözlerimle görüyorum. Akşam saatlerinde de oluyor. Bir seferinde video çektim, köpükler resmen benim boyuma kadar çıkmıştı. Bunun üzerine yetkililere ulaştım, fotoğraflar attım, sosyal medyada paylaştım' dedi.

'Burada hem bir koyun hem de benim köpeğim öldü'

İlgili kurumlara defalarca şikayette bulunduğunu, ekiplerin gelip numune aldığını ve firmalara ceza kestiğini anlatan Güven, şöyle konuştu:

'Sağ olsunlar ekipler geldiler, numune aldılar ve inceleme yaptılar. Daha sonra beni aradılar ve 'Döken firmayı bulduk, ceza kestik' dediler. İyi, güzel ama bir sonraki hafta tekrar geldim, manzara yine aynıydı. Yine köpük, yine kirlilik. Tekrar aradım, yine ekipler geldi, yine 'Firmayı bulduk, ceza kestik' denildi. İki hafta geçti, bir geldim ki her taraf kimyasal dolu. Bu sefer aradım, 'Bu kez kimyasal dökmüşler, demek ki kestiğiniz cezalar yeterli gelmiyor' dedim. Bana 'Yok, onu da bulduk, ona da ceza kestik' dediler. Bir hafta sonra tekrar geldim, bu sefer burada bir koyun ölmüş. Ardından benim köpeğim öldü. Dereden su içmiş, zehirlenmiş. Köpükler bir yetişkin boyuna kadar gelmişti. Yine ekipleri çağırdım, geldiler. Bir gün sonra beni aradılar ve 'Evet, köpeğin ölüm sebebini de tespit ettik, bir firmaya daha ceza kestik ama sana hangi firma olduğunu paylaşamayız' dediler. Bugün yine geldik, yine köpük var.'

'Arıtma maliyetleri, yedikleri cezadan çok daha pahalı'

Bölgedeki fabrikalara dikkati çeken Rıdvan Güvenç, 'Buradaki fabrikalar şunu yapıyor, arıtma maliyetleri, yedikleri cezadan çok daha pahalı. O yüzden atığını arıtmak yerine dereye döküp ceza yemeyi göze alıyorlar. 900 bin lira ceza kesilmiş. O kimyasalı arıtmaya kalksa milyonlarca lira masrafı var. Adam diyor ki, 'Devletten 900 bin lira ceza yerim ama işletmem çalışmaya devam eder' Sonuçta biz zehirlenmeye devam ediyoruz' diye konuştu.

'Kimyasalı ciğerlerimize çekiyoruz'

Bölgedeki ağır koku nedeniyle nefes almakta güçlük çektiklerini vurgulayan Güvenç, 'Burada biraz daha durursak zaten zehirleneceğiz, hastanede bize neden dolayı zehirlendiğimizi söyleyecekler. O derece bir koku var burada. Görüyorsun, şu anda kimyasalı ciğerlerimize çekiyoruz' şeklinde konuşu.

'Bu dereye kim atık atıyorsa hepimizi zehirliyor'

Güven, deredeki kirliliğin bölgeyi yaşanmaz hale getirdiğini de belirterek, 'Biz çocukluğumuzda bu dereden su içiyorduk, bahçelerimizi suluyorduk. Her yer meyve bahçesiydi. Şimdi ne bahçe kaldı, ne ağaç. Her yer kurudu. Burası resmen hayalet şehir gibi oldu. Bu dereye atılan atıklar denize kadar gidiyor. Biz burada zehirleniyoruz, denizle birlikte başka insanlar da zehirleniyor. Bu dereye kim atık atıyorsa hepimizi zehirliyor' dedi.

Kaynak: İHA