Rize’de coğrafi işaretli ürünler var da…
Bu ürünlerin peşinden giden var mı, bulan var mı, anlatan var mı?
Hadi gelin biraz kurcalayalım bu meseleyi…

BELGE VAR AMA TEZGAH YOK

Coğrafi işaret dedik mi…
Bir ürünün kimliği, hafızası, hikâyesi demektir.
Ama bizde iş şöyle ilerliyor:
Belge alınıyor… Fotoğraf çekiliyor… Alkış alınıyor… Sonra?
Sonrası yok.

Koleti peynirinde coğrafi işaret var diyorsun…
Nerede satılıyor? Sessizlik.

Rize bezi var diyorsun…
Nerede dokunuyor, nerede sergileniyor? Meçhul.

Bu iş “laylaylom” değil, sistem işidir.
“Adı var, yolu yoksa o iş yarım kalır.”

TURİST GELİYOR AMA BULAMIYOR

Dışarıdan biri geliyor Rize’ye…
Elinde telefon… Google’da arıyor:
“Kokulu üzüm nerede?”
Cevap yok.

“Koliti peyniri nerede satılır?”
Cevap yok.

E kardeşim…
Bu adam coğrafi işaretli ürünler için neden gelsin?

Adam diyor ki:
Ben üzümü dalında görmek istiyorum…
Hasat zamanını bilmek istiyorum…
Toplayayım, tadayım, hikâyesini dinleyeyim…

Ama biz?
Üzüm var… Ama zamanı yok.
Peynir var… Ama adresi yok.

“Geleni karşılamayan, gidenin arkasından bakar.”

COĞRAFİ İŞARET TURİZMİN KALBİDİR

Bakın dünya ne yapıyor…
Bir ürünün peşine rota koyuyor.
“Şu ayda gel… Şu köyde hasat var…”
“Şu dükkânda tadım var…”
“Şu ustanın elinden ye…”

Bizde?
Ürün var… Rota yok.

Rize’de bir “coğrafi işaret haritası” var mı?
Yok.

Bir “tadım noktası” var mı?
Yok.

Bir “ürün festivali takvimi” var mı?
Yok.

Eee ne var?
Dosya var… belge var… fotoğraf var.

“Toprağın değeri, onu tanıtana kadardır.”

BAŞKASI ALIYOR BİZ BAKIYORUZ

Yıllardır bildiğimiz ürünler…
Bir bakıyorsun başka şehir almış tescili.

Erzincan “turbo”yu almış…
Sen bakıyorsun.

Senin yıllardır yediğin, bildiğin şey…
Başkasının markası olmuş.

Bu biraz da bizim ihmalkârlığımız değil mi?
“Sahip çıkmadığın, senden gider.”

RİZE’DE BU İŞİ TOPLAYACAK BİR AKIL ŞART

Şimdi açık konuşalım…
Bu iş dağınık yürürse olmaz.

Bir merkez lazım.
Bir koordinasyon lazım.
Bir irade lazım.

Valilik… Belediye… STK… Üretici…
Herkes aynı masada olacak.

Bir web sitesi olacak:
“Tüm coğrafi ürünler burada.”

Haritası olacak.
Takvimi olacak.
Satış noktası olacak.

Yoksa biz daha çok konuşuruz.
“Dağınık akıl, bereket getirmez.”

RİZE’NİN HİKÂYESİ VAR AMA ANLATANI AZ

Rize’nin ürünü bol…
Hikâyesi çok…
Lezzeti tartışılmaz…

Ama anlatan az.
Pazarlayan zayıf.
Sahip çıkan eksik.

Bu böyle gitmez ha…
Bu iş ya büyür ya kaybolur.

KALENDERCE

Toprak konuşur…
Ama dinleyeni varsa…

Ürün yetişir…
Ama sahip çıkanı varsa…

Rize’nin kıymeti çoktur…
Ama anlatanı olursa değer bulur.

Gelin…
Belgeyi raftan indirelim…
Ürünü tezgâha, hikâyeyi dünyaya çıkaralım.