KOKARCA GİTMEDİ, VAMPİR BİTMEDİ, ŞİMDİ DE AMERİKAN KURDU!

Karadeniz’de üreticinin derdi hiç bitmiyor. Bir tarafta kahverengi kokarca, Bir tarafta vampir kelebek... Şimdi de halk arasında “Amerikan kurdu” olarak bilinen Amerikan Beyaz Kelebeği’nin tırtılları ortaya çıktı.

Sanki zararlılar aralarında görev dağılımı yapmış! Biri fındığa saldırıyor. Biri meyve ağaçlarını kurutuyor. Öteki çay bahçelerinin çevresinde dolaşıyor. Üretici ise bahçesinin ortasında tek başına nöbet tutuyor.

Fındıklı’nın Çağlayan köyünde tırtılların hızla çoğaldığı, ağaçların yapraklarını sardığı belirtiliyor. Üreticiler Mehmet Gürkan ve Önder Özmetin, tehlikenin büyüdüğünü söyleyerek yetkilileri göreve çağırıyor.

Üreticinin çağrısı açık:

“Bugün gelin, yarın geç olabilir.”

Çünkü zararlı dediğin davetiye beklemiyor. Kapıyı çalmıyor. “Müsaadenizle bahçeye girebilir miyim?” diye sormuyor. Geliyor, yerleşiyor ve çoğalıyor. Ama devlette tüm araziyi ilaçlayamaz. Tarımla uğraşan kendi önlemini kendi bahçesine, sorununa göre yine yetkililerle birlikte çözüm üretmeli. Bahçeyi böceğe bırakan, emeğini rüzgâra bırakır.

200 BİTKİYİ YİYEN ÇAYI ES GEÇER Mİ?

Amerikan Beyaz Kelebeği’nin tırtılları başta fındık olmak üzere elma, armut, erik, kiraz, dut, ceviz, kavak ve akçaağaç gibi birçok bitkinin yapraklarıyla besleniyor.

RTEÜ Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. M. Mustafa Akıner, zararlının 200’den fazla bitki türüne zarar verebildiğine dikkat çekiyor.

İnsan ister istemez soruyor:

200 bitkiyi yiyen bu tırtıl, çay bahçesinin kenarına gelince “Burası Rize’nin geçim kaynağıdır, dokunmayayım” mı diyecek? Elbette demeyecek.

Çay, Rize’nin yalnızca tarım ürünü değildir. Ekmeğidir, okul masrafıdır, düğünüdür, borcudur, geleceğidir. Bu nedenle çaya ulaşmadan tehlikenin önü kesilmelidir. “Bir şey olmaz” sözü, bizim buralarda çoğu felaketin önsözüdür.

AYNI FİLMİ 2020’DE DE İZLEDİK

Bu tehlike Rize için yeni değil. 2020 yılında Pazar ilçesine bağlı Yeşilköy’de benzer bir istila yaşandı. Tırtıllar meyve ağaçlarını sardı, yaprakları tüketti, ardından evlere kadar ulaştı. O gün de vatandaşlar yetkililere seslendi. Bugün de aynı çağrıyı yapıyoruz. Peki aradan geçen altı yılda ne değişti? Böceklerin güzergâhı belli; üreme dönemleri belli, zarar verebilecekleri bitkiler belli, mücadele yöntemleri belli. Eksik olan ne? Erken müdahale ve koordinasyon. İlla tırtılların çay bahçesine girip toplu fotoğraf çektirmesini mi bekleyeceğiz?

Geçmişten ders almayan, aynı zararlıyı yeniden besler.

İLAÇLA ÇÖZELİM DERKEN ÇAYI ZEHİRLEMEYELİM

Tehlike ciddi fakat mücadele de bilinçli yapılmalı. Her önüne gelen ilacı alıp bahçeye sıkarsa, tırtılı yok edelim derken çaya, toprağa, suya ve faydalı böceklere zarar veririz. Uzmanların önerisi öncelikle yumurta ve larva kümelerinin bulunduğu dalların kesilerek dağılmadan imha edilmesi. Bahçelerin temiz tutulması, düzenli kontrol edilmesi ve zararlının doğal düşmanlarının korunması da önemli. Kimyasal mücadele ise ancak yoğun istila durumunda, ziraat mühendislerinin gözetiminde yapılmalı.

İl Tarım ve Orman Müdürlüğü köy köy bilgilendirme çalışması başlatmalı. Muhtarlara görseller gönderilmeli. Üreticiye zararlıyı nasıl tanıyacağı ve gördüğünde ne yapacağı anlatılmalı.

Ha bu iş sosyal medyadan iki paylaşım yapıp “üreticilerimiz dikkatli olsun” demekle olmaz. Bahçeye gitmeden böcekle mücadele edilmez. Yanlış ilaç, zararlıdan önce bereketi öldürür.

KALENDERCE

Çayın etrafındaki tehlike çemberi giderek daralıyor. Bugün birkaç ağacın dalında görülen tırtıl, yarın bir köyün, ertesi gün bir ilçenin sorunu olabilir. Üretici yalnız bırakılmamalı. Bilim insanları, tarım teşkilatı, yerel yönetimler, muhtarlar ve vatandaşlar ortak hareket etmeli. Çünkü bir yaprağın sessizce yenilmesi küçük görünebilir. Ama bazen bir şehrin geleceği, o yaprağın üzerinde durur.