Gençlere köye dön diyoruz. Nereye dönecekler?
Türkiye tarımda yeni bir hedef konuşuyor. Daha fazla üretim. Buğday üretilecek. Bakliyat üretilecek. Meyve bahçeleri kurulacak. Sebze üretimi artırılacak. Atıl tarım arazileri yeniden üretime kazandırılacak. Genç çiftçiler desteklenecek. Kırsal kalkınma yatırımları büyütülecek. Aynı hedef Rize için neden imkansız. Bugün bir üretici daha fazla ça üretmek, köyde kalmak, geçimini sadece çaydan sağlamak istediğinde neden bunu başaramıyor.
Rize’de gençler köye dönmek istiyor. Ama köyde ne yapacaklar? Çay üretmek istese, çay bahçesini büyütecek yeri yok. Sebze üretmek istese, tarla yok. Meyve bahçesi kurmak istese, uygun arazi yok. Hayvancılık yapmak istese, hayvanın yiyeceği yemi üretecek arazisi yok. Yaylaya çıkmak istese, sezon kısa. Yaylada yem üretmek istese, alan yine sınırlı. Köyde hayvancılık yapmak istese, işletmeyi büyütecek arazi bulmak neredeyse imkansız.
Sonra da dönüp gençlere
“Kırsala dönün.” diyoruz.
Rize’de ev yapmaya arazi yok.
Rize’nin tarımsal hikayesi Türkiye’nin diğer bölgelerinden farklı. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Rize Tarımsal Yatırım Rehberi, ildeki tarımsal alanların çok büyük bölümünün uzun ömürlü bitkilerden oluştuğunu gösteriyor. Çay, tarımsal alanın ezici çoğunluğunu kaplıyor. Aynı rapor, tarım alanlarının azlığının Rize’de tarımsal faaliyeti sınırladığını açıkça belirtiyor. Daha çarpıcı olan Rize’de tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerin hasat alanı 2009’da 7.152 dekar iken 2021’de 1.992 dekara gerilemiş. Sebze ekim alanı da 2009’daki 3.833 dekardan 2022’de 2.962 dekara düşmüş. Nedeni uzun yıllar şehre gidenelerin bahçeleri orman oldu, vatandaşın elinden gitti.
Rize’de üretim alanını nereden bulacağız? Rizeli'nin büyük paradoksu
Rize’nin hikayesinde çok acı bir ironi var. Atalarımız yıllar önce ormanları kesip tarla açmadı. Tam tersine, bugün orman olarak gördüğümüz alanların bir bölümünde üretim yapmak için ağaç dikti. Çay bahçeleri kuruldu. Meyve ağaçları dikildi. Fındık yetiştirildi. Hayvancılık yapıldı. Toprak işlendi. Sonra şehirleşme, göç ve ekonomik nedenlerle köyler boşaldı. Bahçeler terk edildi. Araziler yıllarca kullanılmadı. Ağaçlar büyüdü. Çalılar yayıldı. Orman oluştu. Hatta her yer dikenlerle doldu. Bu alan artık orman.
Burada çok önemli bir hukuki ayrım var. Her ağaçlanan alanın “eskiden bizim tarlamızdı, yeniden tarıma açılsın” denilerek orman statüsünden çıkarılması hukuken mümkün değil. Çözüm ormanları açalım olamaz. Ancak Anayasa’nın 170. maddesi; ormanlar içinde veya bitişiğindeki köylerde yaşayan insanların kalkındırılması, ormanların korunması ve orman köylüsünün yararlanabileceği alanların değerlendirilmesi için devlete görev yüklüyor.
6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2/B düzenlemesi de 31 Aralık 1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş; tarla, bağ, bahçe, meyvelik, fındıklık gibi tarımsal kullanım alanı niteliğindeki bazı yerlerin belirli şartlarla orman sınırları dışına çıkarılabilmesine ilişkin hukuki zemini oluşturuyor.
Rize’nin ihtiyacı, eski tarım alanları, mevcut orman sınırları, kadastro kayıtları, mülkiyet durumu, fiili kullanım, eğim, heyelan riski, su havzaları ve ekolojik hassasiyetlerin birlikte değerlendirildiği özel bir arazi envanteri.
Rize Kırsal Üretim Alanları Envanteri Çıkarılsın
Geçmişte tarım yapılan yerler bugün terk edilmiş, doğal olarak ormanlaşmış alanlar belirlensin 40 yıl öncenin Rize’si yeniden haritalandırılsın. Uydu görüntüleri, kadastro kayıtları, eski hava fotoğrafları, köy hafızası, heyelan haritaları eklensin.
Hazine arazisi meyveciliğe tahsis edilebiliyorsa, Rize'nin modeli neden farklı olmasın?
Türkiye’nin düz ovalarında Hazine arazilerinin tarımsal üretime kazandırılması önemli bir politika olabilir. Fakat Rize’ye Ankara’daki düz arazi mantığıyla bakamayız. Rize’de arazi; düz değil, parçalı, dar, ormanla iç içe. Bu anlamda Rize’de tarımsal üretimi artırmak için ya arazi yaratılmalı ya da bşka bir kırsal kalkınma modeli uygulanmalı. Arıcılık, agroturizm, balıkçılık bu coğrafyada başka desteklerle başka bir planlamayla gerçekleştirilmeli.
Avrupa Birliği’nin Ortak Tarım Politikası, doğal kısıtları olan bölgeleri sıradan tarım alanlarıyla aynı değerlendirmiyor. Dağlık bölgelerde eğim, iklim, kısa yetişme dönemi ve yüksek üretim maliyeti nedeniyle ortaya çıkan dezavantajlar için özel destek mekanizmaları uygulanıyor.
Hayvancılık yapmak isteyen Rizeli nerede yapacak?
Hayvancılığın en büyük girdilerinden biri yem. Ama Rize’de yem bitkisi yetiştirecek alan sınırlı. Yemi dışarıdan alırsanız maliyet artıyor. Hayvan sayısını artırmak istiyorsanız yem maliyeti büyüyor. Yaylaya çıkıyorsunuz, sezon sınırlı. Köyde kalıyorsunuz, alan sınırlı. O zaman Rize'nin hayvancılık modeli de Batı Anadolu'nun büyük mera işletmeleri gibi olamaz. Rizeli o zaman tereyağ üretimini nasıl artıracak.
Rize’de Gençlerin çalışma hakkı yok mu?
Bu konuyu yalnızca tarım politikası olarak görmek de yanlış. Çünkü Anayasa'nın 48. maddesi herkese dilediği alanda çalışma ve sözleşme özgürlüğü tanıyor. 49. Madde “çalışma hakkı herksin hakkı ve ödevidir.” Devlete de çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik ortamı yaratmak görevi veriliyor. Bugün Rize'de bir genç, “Ben köyüme döneceğim, çay üreteceğim, hayvancılık yapacağım, meyve yetiştireceğim.” Üretim altyapısını nasıl sağlayacağız. Köyüne dönmek isteyen gence nasıl bir iş imkânı sunacağız. Araziden bağımsız bir fikrimiz varsa siyasiler neden bu konuyu hiç çalışmıyor.
Rize’de genç bir ailenin köyünde ev yapabileceği alanı bulması bile ciddi bir mesele, akrabalar kanlı bıçaklı. Tarım alanı imkânsız. Çocuk büyütecek. Ev yapacak. Hayvan besleyecek. Çay üretecek. Bahçe kuracak. Tüm bu soruların cevabı tarımdan çok öte demografi, çalışma hakkı, bölgesel kalkınma, mülkiyet sorunu. Mevuzuyu “kooperatif kurun demekle çözemeyiz. Devlet neden rize için kalkınma politikası üretemiyor.
Rize için yeni bir “kırsal sözleşme” gerekiyor
Üretime dönüş alanları belirlenmeli, hukuken mümkün olan, ekolojik açıdan uygun ve gerçekten tarımsal geçmişi bulunan alanlar özel bir statü altında yeniden üretime kazandırılmalı. Genç çiftçiye yalnızca para değil, arazi erişimi sağlanmalı Avrupa'nın genç çiftçi politikalarının önemli derslerinden biri budur: gençlerin tarıma girişinde araziye erişim başlı başına bir politika alanıdır. Rize’de kamu arazileri, kiralama modelleri, uzun dönemli kullanım hakkı modelleri birlikte düşünülmeli. Agro turizm rotaları ivedi planlanmalı, özel destekler sağlanmalı. Eski konaklar, evler acilen restore dilerek gençlere tahsis edilmeli.
Siyaset Rize İçin Kalkınma Politikaları Geliştirmeli?
Rize'de üretmek isteyen insan nerede üretecek? Bu soru neden siyasi gündemin merkezinde değil? Dünya biyoçözümleri konuşurken Rize neden coğrafyasının biyolojik değerlerinin envanterini, arazi varlığını birlikte çalışıp yeni bir arazi stratejisi geliştirmiyor. Rize neden ekolojik sınırları koruyarak kırsal üretim kapasitesini nasıl yeniden tasarlarız sorusunu düşünmüyor. Düşünmek zorunda değil miyiz? İyidere Limanı açıldığında limanından ne taşıyacağız.
Gençlere “köye dön” demek kolay.
Emekliye “memleketine dön” demek kolay.
“Tarım yap” demek kolay.
“Hayvancılık yap” demek kolay.
“Üretimi artır” demek kolay.
Bekâra boşan demek kolay
Türkiye'nin tarım politikasında çözülmesi gereken bölgesel adalet meselesi.
Velhasıl
Rize'ye “daha fazla üret” diyorsak,
Önce şu soruya cevap vermeliyiz
“Nerede?”