Yeni eğitim öğretim yılının başlamasıyla Rize eğitiminde hissedilen en güçlü duygu stres.

Ciddi içten yanmalı fay hattları kendini hissettiriyor.
Eğitim öğretim yılının ilk haftasında yaşananlar tabloyu daha görünür hale getirdi.
Sezon açılışı; ücretli öğretmenler, görevlendirme ve öğretmen atamalarındaki düzensizlik ile başladı.
Görevlendirmelerdeki tutarsızlıklar, krizin yönetilememesi ve sorunların derinleşmesine neden oldu.
Yaz döneminde tamamlanması beklenen bakım ve onarım çalışmalarının ise bir kısmı eğitim öğretim yılına sarktı.
Öğrenciler için gönderilen kitaplar bazı öğrencilerin sırasının üstüne bırakılamadı.
Kitapların depolarda beklediği iddiası dikkat çekici.
Taşımalı eğitim planlamaları zamanında tamamlanamadı.
Özellikle bazı köylerde ilk hafta öğrenciler okullarına ulaşmakta sorun yaşadı.
Öğrenci bir ürün, öğretmen bir makine, okul yöneticisi de yalnızca talimatları uygulayan bir yönetici değil.
Çağdaş eğitim yönetimi, “Talimat ver, takip et, sonuç iste.” anlayışıyla yürütülemez.
Dinlemek, birlikte karar vermek, geri bildirim almak, farklı paydaşların deneyimlerinden yararlanmak ve sorunları ortaya çıkmadan önce öngörmek, önleyici tedbir oluşturmak gerekiyor.

YÖNETİMDE KİŞİSELLEŞEN REKABET EĞİTİME ZARAR VERİYOR

Son dönemde eğitim yönetiminde hissedilen gerilim açıkça görülüyor.
Sendika temsilcileri ile milli eğitim yönetimi arasında kriz olduğunu bilmeyen kalmadı.
Kişiselleşen rekabetler, güç mücadeleleri eğitim camiasında ciddi bir rahatsızlık oluşturuyor.
Yönetim makamları, kişisel hesaplaşmaların yürütüldüğü alanlara dönüştüğünde bundan en büyük zararı geleceğin teminatı çocuklar görüyor.
Kurum içindeki güven duygusu zedeleniyor.
Göreve yeni gelen okul müdürlerinin farklı yerlere gönderildiği, kim kiminle fotoğraf çektirdiği gerekçesinin kurcalandığı yönünde kamuoyunda ciddi soru işaretleri var.
Okul müdürleri elbette çakılı kadro değil ama değişikliğin zamanı ve yeri var. Okulu yeni eğitim öğretim dönemine hazırlayan bir kişiyi görevden almak, müdüre değil, öğrenci ve veli grubuna sorun çıkaracaktır.
Kişisel rekabetler, hırs veya kırgınlıkların yönetim kararlarına yön verdiği algısının oluşması, eğitim kurumları açısından ciddi bir risk oluşturmaya başladı.
İnsanlar, sivil toplum tercihlerinin kendi inisiyatifinde olduğunu yorumlama kabiliyetine sahip. Hele hele eğitim camiasında çocuklarımızı yetiştiren bireylerin yol göstericiye ihtiyacı olmadığı aşikâr.
Milletin fotoğraf arşivinde kimin olduğu kimseyi ilgilendirmez. Kim kimin düğününde, kim kimin cenazesinde, kimin kimle hikâyesi olduğu kişinin şahsi yaşamını bağlar.
Lütfen biraz saygı…

SORULAR KOLAY

İşimiz üç bilinmeyenli denklem değil. O konu matematikçilerin işi.
Bizim cevap bekleyen sorularımızın ana temasında Halkla İlişkiler var.
Taşımalı eğitim planlaması neden zamanında tamamlanamadı?
Öğretmen görevlendirmeleri neden eğitim öğretim yılının ilk haftasına sarkarak krize neden oldu?
Okullardaki bakım ve onarım çalışmaları neden eğitim dönemine taşındı?
Öğrenciler için gönderilen ders kitapları neden depolarda bekletildi?
Okullardaki görev değişiklikleri neden eğitim öğretimin başladığı dönemde halen yapılıyor?
Bunları cevapladık mı dertler rafa kalkar…
İhtiyacımız olan şey iletişim.
Daha daha fazla istişare.
Daha fazla gösteriş değil; daha fazla saha çalışması.

Rize’nin ihtiyacı; katılımcı, iletişimci ve eğitim bilimlerinin güncel birikimini dikkate alan bir yönetim anlayışı.
Rize’nin eğitim gündemini stres ve tartışmalarla yormayın.
Mutlu eğitim camiası, mutlu öğrenciyi, mutlu öğretmen ve öğrenciler ise geleceğin başarılı insanlarını hazırlar.
Kişisel çatışmalarınıza çocuklarımızı heba etmeyin.
Sizde maarif modeline geçin, istişare kanallarını açık bırakın. Açık uçlu soru ve cevaplar yorumun, çözümün ana temelini oluşturur.
Yapıcı eleştiri geliştirir…