İklim değişikliği Rize'yi nasıl etkileyecek. Rize Antalya mı olacak, arazi fiyatları artacak mı, Rize'ye yatırım yapmanın zamanı mı? Rize’de Son yaşanan sellerin nedeni doğa mı yoksa yanlış yatırımlar mı?
Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu tarım yazarı Mine Ataman'a Rize'nin iklim değişikliğinden nasıl etkileneceği ne dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Kadıoğlu'nun açıklamaları hem fırsatları hem de riskleri çarpıcı biçimde ortaya koyuyor, son yaşanan selleri açıklıyor.
Kadıoğlu’na göre “Doğu Karadeniz son yarım yüzyılda Türkiye'nin en hızlı ısınan köşelerinden biri oldu; yağışın toplamı çok değişmese de "nasıl yağdığı" değişti: daha seyrek, ama daha şiddetli. En kötümser senaryolarda Karadeniz yüzeyi yüzyıl sonuna kadar 4 °C'ye yakın ısınabilir.”
Rize'nin çok yağış alması, iklim değişikliğinden korunacağı anlamına gelmez
Kadıoğlu “Rize'de iklim değişikliği havanın birkaç derece ısınması değildir. Çayın sürgün zamanının, yaylada karın yerde kalma süresinin, kıyıda gece serinliğinin ve sağanağın şiddetinin değişmesidir. Aynı yıl içinde bunaltıcı bir yaz, yağışsız bir dönem ve ardından yıkıcı bir sağanak yaşanabilir. Ülke ortalamasını doğrudan Rize'ye uygulamak da doğru değildir: kıyı, vadiler ve yüksek yaylalar farklı etkilenir. Bu değişimin Rize için hem fırsatları hem ciddi riskleri var; ikisini de açık yüreklilikle konuşmak gerekir, çünkü fırsatlar kendiliğinden gelmez, riskler ise hazırlıksız yakalayanı affetmez” diyerek durumun ciddiyetine dikkat çekiyor.
Çay bitecek mi?
Yaylalarda Çay Yapılabilir
Çay Sezonu Artacak
Çay bitecek mi sorusuna Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu şu yanıtı veriyor. “Çay sezonu uzuyor, yukarı tırmanıyor. Ilıman kışlar ve erken bahar sürgünü öne alıyor; bazı yıllarda dördüncü sürgün aralığa sarkıyor. Aralık 2024'te "karın üstünde çay hasadı" bölge tarihinde ilk kez görüldü. Ama daha çok yaprak, daha kaliteli çay demek değil; bu avantaj ancak yazın su ve sıcaklık stresi kontrol altındaysa geçerli. Artık daha seyrek ama daha şiddetli sağanaklar var. Karadeniz yüzeyi Akdeniz sıcaklığına yaklaşırken, Rize’nin geleceği yağmurun miktarından çok ona ne kadar hazırlıklı olduğumuzla belirlenecek. Bugün çay için fazla soğuk olan yayla etekleri gelecekte yeni çay alanına dönüşebilir” diyerek cevap veriyor.
Çayın Tadı Değişecek?
Kadıoğlu’nun açıklamalarına göre “çay sezonu uzarken, çayda istikrarsızlık yaşanabilir. Bir yıl sezon uzuyor, ertesi yıl nisan donu erken hasadı vuruyor; 2025 rekoltesinin bir önceki yıla göre belirgin düşmesi bunun örneğidir. Uzun kurak aralıklar çayı su stresine sokar, kıyıda 37 °C'ye varan sıcak hava dalgalarında yaprak yanar; şiddetli yağış toprağı aşındırır, hasadı aksatır. Sürgün zamanının kayması işçi ve fabrika planlamasını bozar; çayın tat ve aromasını veren bileşikler de değişebilir.”
Rize’de Yeni ürünler üretilebilir, Rize’de tarımsal çeşitlilik artabilir
Elbette riskler yanında tarımda fırsatlar da var. Kadıoğlu “kivi, narenciye, avokado gibi ılık iklim bitkileri sahilde tutundu bile. Isınma sürdükçe tarımsal çeşitlilik artabilir. Dağ köylerinde sera, meyvecilik ve arıcılık için daha uzun bir sezon açılıyor” diyor.
Yaylalar Türkiye'nin "serin sığınağı" oluyor,
Kadıoğlu Rize artık Antalya mı olacak, araziler değerlenecek mi, şimdi buralara mı yatırım yapmak lazım sorusuna “iç ve güney bölgeler yazın sıcak hava dalgalarıyla kavrulurken Ayder, Pokut, Handüzü, Anzer doğal klima işlevi görecek. Kış yükü hafifliyor. Yumuşayan kışlar ısınma giderini, don ve buzlanma günlerini, karla mücadele masrafını ve yayla yollarındaki kapanmaları azaltabilir. Yazın soğutma ihtiyacı ise artacak; net kazanç ikisi birlikte hesaplanınca belli olur” diyerek uzun vadede yaylaların 12 ay yaşam için, tarım için uygun olabileceğinin sinyalini veriyor. Bu durumda Antalya yerine Rize yaylalarında arazi satın almak size kalmış.
Rize’de Güneş Enerjisi Üretilebilir Mi?
Enerji fırsatı. Bol su ve dağlık arazi mikro-hidroelektrik için elverişli kalıyor; güneye bakan bazı yamaçlarda artan güneşli saatler küçük ölçekli güneş enerjisi için fırsat yaratıyor.
İklim değişikliğinde şanslı ilçeler, riskli ilçeler
Kadıoğlu’nun açıklamalarını dikkatle incelediğimizde, Hemşin, Çamlıhemşin, Güneysu gibi ilçeler. Rize tek bir iklim kaderine sahip değil. Hemşin’in vadileri, Çamlıhemşin’in yaylaları, Güneysu’nun, İyidere dereleri farklı etkilerle karşılaşacak. Kıyıdaki ilçeler deniz yükselmesinden daha çok etkilenirken, içteki ilçeler kuraklık ve sıcak dalgalarıyla sınanacak. Dağların denize inişi engellediği iç bölgelerde yağış rejimi ve su kaynakları daha kırılgan hale gelebilir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Köyü, Güneysu İklim Açısından Riskli Mi?
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın memleketi Güneysu, iklim değişikliğinin en somut etkilerini yaşayacak ilçelerden biri. Dik yamaçları ve kısa dereleriyle sel ve heyelan riski yüksek. Çay tarımı burada da su stresi ve sıcak dalgalarıyla sınanacak. Güneysu’nun geleceği, dere yataklarına alan bırakmak ve yamaçları korumakla doğrudan bağlantılı.
Rize’nin Sellerle İmtihanı, Seller Rize’nin Kaderi mi?
Kadıoğlu’na göre Rize’yi bekleyen riskler çok kritik. Birkaç gün önce yaşanan sel felaketi iklimden çok çarpık kentleşme doğaya uygun olmayan yapılaşmanın sonucu. Kadıoğlu Seller Konusunda özellikle menfezlerin kapanması konusunda uyarmıştı.
Yağmur huysuzlaşıyor, sel ve heyelan riski artıyor
Kadıoğlu’na göre “Isınan hava daha çok nem taşır; ısınan Karadeniz yüzeyi "sıcak havuz" gibi buharlaşmayı besler ve bir aylık yağış birkaç saatte inebilir. Rize'nin dik yamaçları ve kısa dereleri suyu dakikalar içinde kıyıya taşır; toprak zaten doygunsa heyelan kaçınılmazdır. Güneysu, Çayeli, Fındıklı'daki afetler ilk işaretlerdi; AFAD kayıtlarına göre ildeki afet olayı sayısı son yıllarda hızla arttı. Dere yatağındaki yapılar, yetersiz menfezler ve bozulan yamaçlar zararı büyütür. Yıllık yağış toplamı değişmese bile "birkaç saatte inen" yağışın artması tehlikelidir.” Son ünlerde yaşadığımız olayda menfez kapanmasının ne denli önemli olduğunu bir kez daha gördük.
Rize’nin Havası Yaşlılar İçin Riskli Mi?
Hepimiz Rize’nin yaşlılar için sağlıklı bir sığınak olduğunu düşünüyor. Kadıoğlu bu konuya da dikkat çekerek uyarıyor. Rize'nin sorunu kuru sıcak değil, nemli sıcaktır. Yüksek nem terlemeyle serinlemeyi engellediğinden hissedilen sıcaklık ölçülenin çok üstüne çıkar; sıcak geceler dinlenmeye izin vermez. Yaşlılar, kronik hastalar, çay toplayan ve inşaatta çalışanlar için sessiz ama ölümcül bir risk. Kent merkezindeki beton, kent ısı adası etkisiyle yükü artırır ve "serin tatil şehri" imajını aşındırır.
Havalimanı’nı Bekleyen Riskler
Kadıoğlu “deniz yükseliyor, kıyı geriliyor. Karadeniz 1993'ten bu yana yaklaşık 10–12 cm yükseldi; az gibi görünür ama fırtına kabarmasıyla birleşince sahil yolu, balıkçı barınakları, mendirekler ve dolgu üzerine kurulu Rize-Artvin Havalimanı için uzun vadeli sorundur. Deniz yüksekken dereler denize boşalamaz; sağanakla kıyı fırtınası çakışırsa zarar katlanır. Dere ağızlarında tuzlu su girişi ve dolgu zeminde oturma izlenmelidir” diyerek uzun vadedeki sorunlara da dikkat çekerek önlem alınması gerekn başlıkları ortaya koyuyor ve ekliyor.
“2022'de deniz dolgusu üzerine açılan ve 2024'te bir milyonu aşkın yolcu taşıyan havalimanı, alçak bulut tavanı ve kısıtlı görüş uzaklığı yüzünden zaten hassas bir noktada; ikinci aletli iniş sistemi (CAT II ILS) bu yüzden kuruldu. İklim değişikliğiyle ani sağanak, pistte su birikmesi, kuvvetli yan rüzgâr ve rüzgâr makaslaması iptalleri artırabilir. Isınma sisin "mutlaka azalacağı" anlamına gelmez; deniz sıcaklığı, nem ve yamaç boyunca yükselme belirleyicidir, yönü ancak yerel gözlem söyler. Her uçuş iptali turizmi de vurur.”
"Yeşil Rize yanmaz" düşüncesi en büyük tehlikedir
Kadıoğlu’nun açıklamaları korkutsa da önlemler açısından oldukça önemli. Rize'de yangın riski yaz değil, sonbahar-kış sorunudur. Kaçkarlar'ı aşıp kıyıya inen güneyli rüzgâr (fön) havayı birkaç saatte kurutup ısıtır; yağışsız haftaların ardından kuru yaprak ve eğrelti otu kâğıt gibi tutuşur. Aralık ayında iki günde Karadeniz'de yüzden fazla örtü yangını çıkması, Ardeşen'de ormanın zarar görmesi bunun kanıtıdır. Rüzgâr ormanı tutuşturmaz; anız, mangal ve izmarit tutuştururÇığ ve dağ riskleri. Kar azalıyor ama tehlike bitmiyor: biçim ve yer değiştiriyor. Alçaklarda kar erirken yükseklerde yoğun yağış sürüyor; ani ısınma, kar üstüne yağmur ve fön ıslak kar çığlarını tetikliyor. Kaçkar buzullarının erimesi kaya düşmesini artırdı, dağcılar güzergâh değiştirdi. Yayla yolları ve kış turizmi için erken uyarı zorunludur.
Rize’de Artan Böcek İstilası sorunu
Yaz aylarında Rize’ye gidenlerin eskiden karşılaşmadığı son yıllarda sıklıkla yaşadığı bir sorun da böcekler. Kokarcadan kokulu böceğe pek çok yeni türün hem miktarı hem de etkisi arttı. Kadıoğlu konu hakkında “ılıman kışlar zararlıların kışı atlatmasını kolaylaştırır. Asya kökenli kahverengi kokarca 2017'den beri bölgede; fındık ve kivide ciddi kayıp yaratıyor, mücadele sürüyor. Bir araştırma Rize kent alanlarında 85 istilacı bitki taksonu saptadı. Yeni türleri taşıyan asıl araç ticaret, araç trafiği ve bitki hareketidir; iklim ise onlara tutunacak zemin hazırlar. Sonuç: daha çok ilaç, daha çok ürün güvenliği sorunu” diyerek alınması gereken önlemlerin sadece istila zamanalrını değil bundan sonra sürekli gündemde olması gerekliliğinin altını çiziyor.
İklim Rize’nin Hamsisini De Vuracak mı?
Tehlike elbette sadace karada yok. Kadıoğlu Rize’nin ağız tadı hamsinin geleceğine ilişkin uyarıları da sıralıyor. Isınan Karadeniz'de hamsi ve palamut azalıyor; deniz suyu eylülde 22 °C'nin üstünde kalınca hamsi dipte kalıyor, sezon erken kapanıyor. Aynı sularda mavi yengeç, balon balığı, sarpa gibi sıcak su türleri boy gösteriyor. Karadeniz Türkiye balıkçılığının yarısından fazlasını karşılar; bu yerel değil ulusal bir gıda meselesidir.
Velhasıl, Kadıoğlu’nun da dile getirdiği gibi bugün uyarı yapmamak yarını yönetmemek anlamına gelir. Bu anlamda uyarıları doğru takip etmek, riskelri tartışmak en doğru çözümü bulmak kamunun temel görevi olmalı. Kadıoğlu2nun dediği gibi “iklim değişikliği Rize'yi ne mahvedecek ne de fırsatlar bahçesine çevirecek; gerçek daha incelikli. Şehrin geleceği yağmurun ne kadar yağacağından çok, o yağmura ne kadar hazırlıklı olduğumuza bağlı. Dere yataklarına alan bırakmak, yamaçları ve çay toprağını korumak, sulama ve erken uyarı sistemlerine yatırım yapmak, kıyı altyapısını ve havalimanını geleceğin deniz seviyesine göre değerlendirmek, yayla su kaynaklarını izlemek ve yaylaları kapasite sınırıyla korumak; bunlar afet sonrası çadır sayısından çok daha değerli yatırımlardır.
Kadıoğlu vatandaşlara da uyarılarını sıralıyor.
“Dere yatağına yapı yok, güneyli rüzgârda ateş yok, sağanak uyarısında dere kenarında konaklama yok, çığ uyarısında güzergâh değişir, sisli günde uçak planı esnek tutulur, sıcak hava dalgasında çay serin saatlerde toplanır. Rize yağmursuz yaşayamaz; ama artık her yağmur bereket değil. Doğayla inatlaşmak yerine onun yeni ritmine uygun adımlar atmalıyız: hazırlanın, uyum sağlayın ve bunu erken yapın.”