Kendimi bildim bileli taraftarlar eleştirilir. Yağmurda, çamurda maça gelen; okul harçlığını, zamanını takıma ayıran taraftar…
Bu sezon başlarken de taraftar biraz dertli başladı.
Grupların tribünden çekileceği söylentileriyle başlayan dönem, sezon başında iki maça gelemeyen veya gelmeyen vatandaşın kombinesinini iptali ile devam etti.
Elbette içlerinde eşe dosta dağıtılan kombineler de var ama olan çay toplamaya, bağa bahçeye giden vatandaşa oldu.
İki maça gelmeyen taraftarı tespit eden sistem, Rize tribünlerindeki tek maçlık akraba dost kontenjanlarını tespit edemedi.
Yaklaşık 1600 kombineyi iptal eden sistem, bu maç için İstanbul sevicilerine açılan yerleri tespit edemedi.
Hemen kalemi eline alan koltuk ve itibardan nemalanan tayfa, tribünleri bu hâle getirenleri eleştirmek yerine sanki tribünlerdeki normal Rizeli vatandaş ve taraftarmış da İstanbul takımını desteklemeye gelmiş gibi eleştirmeye başladı.
Hiç kimse bu insanları bu hale getirenlere tek kelime etmedi etmeyecek.
Hepimiz o taraftarlara yeri bulanları, güzellik salonu uzmanlarını stada alanları, Rizespor taraftarlarının içinden “Rakip takım tribününde Fenerbahçe desteği” yazan gazetecileri, locaları, protokolü İstanbul takımlarının atkılarıyla donatanları bilmiyor muyuz?.
“Türk futbolunun geleceği adına.” Başkan Ali Zeki Saruhan, U19 maçına bilmem kaçıncı dakikada giderek Aziz Yıldırım ile maç izledi, kolunda atmaca.
Türk futbolunda gelecek mi kaldı? Geçmişten geleceğe…
Hiç mi akıllanmayacağız?
Neyse, fotoğraf için görsel oluşturuldu…
Atmaca önemli…
Kendileri İstanbul tayfasına yaranmak için her şeyi yapanlar…
Mikrofon kendilerine uzatıldığı zaman bu takımı beş kuruşsuz seven taraftarı her türlü ithamla, İstanbul takımı tutmakla eleştiriyor, sokak tartışması ile karşı karşıya bırakıyor.
Son 20 yıldır değişmedi, değişmeyecek…
Sistemin içerisinde her zaman sadece İstanbul’a yaranmaya çalışan yöneticiler, eleştirilerin yönünü saptırmamayı bugüne kadar başardılar, bundan sonra da aynı olacak.
Arkalarında alkışlayan yalakaları da vay efendim taraftar gelmiş de rakibi desteklemiş…
Hocam bunları içeri kim aldı….
Sancağı bayağı bunlara kim teslim etti….
Sadece Rizespor’u desteklemeye gelen insanları 6222 ile mahkeme yollarına mahkûm edenler, çilek, muz, kaşar peyniri, simit keyfine devam…
Her gün İstanbul yöneticileriyle yan yana, el ele aynı masada fotoğraf çektirmek için oturanlar…
Asla unutamayacağım o meşhur cümleyi, “Onların lobisi bizden güçlü. Biz onlar ne derse yapmak zorundayız.” diyen zihniyetin halen yöneticilik yaptığı bir sistem içerisinde oldukça…
Futbolcu arabulucusunu BOSS olarak kaydedenler…
Trabzonspor paylaşımını kaldıranların…
Fenerbahçe başkanına plaket verenlerin…
Galatasaray yönetimi ile fotoğrafta çıkmadığı için yeniden fotoğraf çektirenlerin…
İkinci başkanın koluna girip “Başkanım, herkes Rize’yi Fenerli bilir ama biz Galatasaraylıyız.” diyenler tasfiye edilmedikten sonra…
Bu şehrin düzelme ihtimali yok…
Hiç kimse taraftarın İstanbul takımı tutmasıyla kafa yormaya çalışmasın.
Balık baştan kokmuştur…
Çaykur Rizespor’da düzen değişmedikçe, kervan yolda düzülmeye devam ettikçe, benzer şeyleri ısıtıp ısıtıp konuşmaya devam edeceğiz…
Neydi slogan…
Kar yağar karamışın kara yapraklarına
Osman Efendioğlu’na saygı ve hürmetle…