TFF, bahis soruşturmasında 448 kişiyi disiplin kuruluna sevk etti. Geçtiğimiz yıl ise bahis oynadığı gerekçesiyle 1.024 futbolcu tedbirli olarak PFDK'ye sevk edilmişti.
Şimdi gelelim öncesine...
2020 yılında TFF 2. Lig ve 3. Lig isim sponsorluğu ve yayın anlaşması için Riva'da imza töreni yapıldı.
TFF'nin yayınladığı kayıtlarda bu anlaşmanın, yasa dışı bahisle mücadele bağlamında yapıldığı açıklanıyordu.
2024-2025 sezonunda Süper Lig'in resmi sponsoru, 2. ve 3. Liglerin isim sponsoru yine resmi bir bahis sitesi oldu.
19 Ağustos 2025 tarihinde ise TFF ile resmi bahis sitesi arasındaki sponsorluk, Riva'da düzenlenen törenle genişletildi. Törene TFF Başkanı ve resmi bahis sitesinin üst düzey yöneticileri katıldı.
Buraya kadar sorun yok.
Asıl mesele bundan sonra başlıyor.
Bu anlaşmaların ardından alt liglerde aralarında bahis oynayanların da bulunduğu, maçları telefonlarında izleyebilmek amacıyla hesap açan 18, 19, 20 yaşındaki gencecik futbolcuların isimleri, kamuoyunda "şikeci" algısı oluşturabilecek şekilde bahis dosyalarıyla birlikte gündeme geldi.
Aralarında toplamda 25 lira bahis oynayan, tanıdığımız bir futbolcu kardeşimiz de var.
Bu çocuk, yıllar sonra internete girdiğinde adını yazdığı zaman karşısına sürekli bu haberler çıkacak.
Peki, bunun vebalini kim taşıyacak?
Kamuoyu neden bu kadar kolay yönlendiriliyor?
Bu operasyonda o dönem dikkat çeken bir başka olay da Antalya merkezli şikayetin yapıldığı döneme denk getirilen gelişmelerdi.
Adalet ve Spor Bakanlıkları sürecinden önce açıklamalar yapıldı, dosya kamuoyuna sunuldu ve daha soruşturmanın bütün yönleri ortaya çıkmadan insanlar adeta aynı kefeye konuldu.
Kamuoyu yönlendirildi.
Şimdi ise tam TFF'nin kalbi olan MHK'ye operasyon yapılmasının ardından çok ilginç bir olay gerçekleşti.
Geçen yıl TFF, kulüpleri uyarmış ve aktif yönetici olduğu dönemde bahis oynadığı tespit edilen isimlerin yönetimlerden çıkarılmasını istemişti.
Çoğu kulüp bu işi kendi içinde gerçekleştirdi.
Yönetimlerde değişiklikler oldu.
Futbolu yakından tanıyanlar, kulüplerin internet sitelerinde yedek yönetici fotoğraflarının aktif edildiği dönemi bulacaktır.
Şimdi ana gündem Türk hakemliği...
"Tam, Gündoğdu, her şey aydınlanıyor" derken, birileri karanlığa sürüklemek için mücadele ediyor.
Türk futbolunun kendine gelmesi için değişmesi gerekenleri herkes biliyor.
Maalesef Rizeli Servet Yardımcı'nın aday olmaması için önüne getirilen çorba ve adaylıktan çekilmesi, bugün Türk futbolunun kucağındaki bombaya dönüştü ve artık patladı.
Gençlerin hayatına yapıştırılan etiket
Bu kaos ortamında gerçekten gençliğinde eğlence amacıyla yasal bahis sitelerinden üç beş liralık kupon yapmış insanlar, bu kokuşmuş düzenin kurbanı edildi.
Bu düzenin tesis edilmesi, insanların itibarlarının iade edilmesi ve gerçekten suçlu olanların kim olduğunun aleni şekilde ortaya çıkarılması için yapılması gereken tek bir yol vardır:
TFF, her bir ismin tek tek kaç kupon oynadığını, hangi tarihte oynadığını, ne kadar para yatırdığını, kendi maçına veya kendi takımının maçına bahis oynayıp oynamadığını açıklamalıdır.
İnsanlar töhmet altında bırakılacaksa, bunun somut gerekçesi de ortaya konulmalıdır.
Herkesi tek tek yazmayacağım.
Ama beni evim, yuvam Çaykur Rizespor bağlar.
TFF geçen yıl adım attığında, bahse konu yöneticiler görevlerinden affını istemiş ve bırakmıştı.
Yapılan incelemelerde, bildiğim kadarıyla hiçbirinde kendi takımının maçına bahis olmadığı görüldü.
En büyüğü 100-200 lira civarında bahisler...
Aytekin Kalender, yedek yönetici. En son 10 yıl önce oynadığını söylüyor. Şifresini dahi hatırlamıyor.
Fatih Kızıltan, yasal bahis sitesine hesap açmış ancak bahis oynamadığını belirtiyor.
Fatih Bakoğlu, en son 5 yıl önce hesabına girdiğini hatırlıyor.
Komşumuzun başkanı Ertuğrul Doğan...
Ceyhun Kazancı...
Ahmet Dal...
Bu isimler tesadüf mü?
Çaykur Rizespor tesadüf mü?
Tamam...
Herkesi aynı kefeye koydunuz.
Allah'tan korkmaz, kuldan utanmazlar...
Ama Yılmaz Zehiroğlu ömrünü Rizespor'a adamış bir insan.
Sağlık sorunları nedeniyle hastanede tedavi görüyor.
Hiç mi vicdanınız yok?
Gerçi sizde vicdan olsa, sahadaki emekleri hiç etmeye kalkar mıydınız?
Hakem odalarında gördüklerim
Türk futbolunun içerisinde hasbelkader iki yıl görev yaptım.
Hakem odalarını, koridorları, kimlerin kimleri koruduğunu, hangi temsilcinin, hangi hakemin forma peşinde koştuğunu bu gözler çok gördü.
O yüzden bugün yaşananlara sadece dışarıdan bakan biri değilim.
Türk futbolunun içerisinde neyin nasıl yürüdüğünü az çok bilenlerdenim.
Son bir dipnot...
Sözde itibar suikastı düzenlediğiniz adamlar savunmalarını verecek.
Gereği ortaya çıkacaktır elbet.
Bu konuda da dışımızdaki İrlandalılara helal olsun.
İçimizdeki İrlandalılarla bizden çok mücadele ediyorlar.
Biz ise uyumaya devam ediyoruz.
Çünkü bazen insanın en büyük yanılgısı, iyi bildiklerinin gerçekten iyi olduğuna inanmasıdır.
En kötü insanlar, her zaman yanımızda iyi bildiklerimizden çıkmıştır.
Unutma, unutturma...