Atı alan Üsküdar’ı geçmeden, incirler olana kadar hiç fark etmez artık.
Çay sektörünün yıllardır içinde bulunduğu nekahat dönemini sona erdirmek, üreticiden fabrikaya, fabrikadan kuru çaya kadar bütün zinciri yapılandırmak zorundayız.
Bugün geldiğimiz noktada Çay Kanunu artık bir tercih değil, kaçınılmaz bir ihtiyaçtır.
Çay, bu toprakların ekonomisi, sosyal hayatı, aile düzeni ve şehirlerin geleceği olmuştur ve olmaya devam etmesini istiyorsak fedakarlık zamanı…
Çay bölgede giderek geçim kaynağı, sanayici için kazanç kapısı olmaktan çıkıyor…
Maliyetler artıyor, işçi bulunamıyor, üreticinin emeğinin karşılığı konusunda belirsizlikler artarak devam ediyor…
Motor sesleri bir an önce bahçeden kalksın da ne olursa olsun için…
Bütün bunların üzerine sektördeki başıboşluk ve plansızlık da eklendiğinde, gelecek geledi, çok daha büyük sorunların habercisi olayları konuşuyoruz…
Tam bu noktada Çay Kanunu artık devreye girmeli.
Ama nasıl bir kanun?
Sadece birkaç maddeden oluşan, günü kurtaran, bir kesimin talebine cevap veren bir düzenleme değil.
Çayın bahçeden mutfağa kadar bütün yolculuğunu kapsayan, üreticiyi, ÇAYKUR'u, özel sektörü, sanayiciyi, tüccarı ve tüketiciyi koruyan bir Çay Kanunu'na ihtiyacımız var.
KANUNUN MERKEZİNDE ÜRETİCİ KADAR SANAYİCİ DE OLMALI
Her şeyden önce üreticinin emeğinin karşılığını alabileceği bir sistem kurulmalı.
Yaş çayın alt taban fiyatı, üreticiyi koruyan temel güvence haline getirilmeli.
Üretici ÇAYKUR yanında ikinci bir özel sektör fabrika ile sözleşme yapabilmeli…
Bu sistem doğru kurulduğunda üreticiye tercih hakkı verirken, kamu ve özel sektör fabrikalar arasında da kalite ve hizmet rekabetini artıracaktır.
Sanayicinin sektörden çekilmesi halinde üreticiye yeni bir sözleşme hakkı tanınmalı..
Üretici ile sanayici arasındaki ilişki sağlıklı bir zemine oturtulmalı.
Kota miktarı gözden geçirilmeli, üreticinin doğal üretim kapasitesindeki değişkenlik cezalandırılmamalı.
YAŞ ÇAY FİYATI KURU ÇAYDAN BAĞIMSIZ DÜŞÜNÜLEMEZ
Yaş çayın fiyatını kuru çayın ekonomik değeriyle ilişkilendiren daha öngörülebilir bir sistem kurulmalı.
Üretici, yıl başında açıklanan bir rakamla bütün sezonunu planlamak zorunda bırakılmamalı.
Yaş çay fiyatı ile kuru çay fiyatı arasında makul ve şeffaf bir oran kurulmalı; ödemeler de yeni fiyat takvimine göre güncellenebilmeli.
Böylece hem üretici korunur hem de sektörün ekonomik gerçekliği daha sağlıklı şekilde takip edilir.
Çay Kanunu hazırlanırken en hassas olunması gereken konulardan biri de ÇAYKUR'un geleceğidir.
ÇAYKUR'un marka kimliği, üretim gücü ve sektördeki konumu mutlaka teminat altına alınmalıdır.
ÇAYKUR markasıyla tüketiciye sunulan ürünün niteliği de korunmalı.
ÇAYKUR çayının başka ürünlerle karıştırılarak damak tadının değiştirilmesinin önüne geçilmeli. Tüketicinin rafta gördüğü ÇAYKUR markasına duyduğu güven, kanuni düzenlemelerle güvence altına alınmalı.
Çay sektörünün yalnızca bahçesine ve fabrikasına değil, kuru çayın depolandığı noktaya kadar düzenlenmesi gerekiyor.
Çünkü kayıt dışı olan hiçbir sektör sürdürülebilir değildir.
“BEN” MERKEZLİ DEĞİL, “BİZ” MERKEZLİ BİR KANUN
Çay sektörünün bugün en fazla ihtiyacı olan şeylerden biri de kişisel çıkarlardan uzaklaşmak.
Kimsenin “Benim fabrikam”, “Benim şirketim”, “Benim bölgem”, “Benim hesabım” anlayışıyla hazırlanacak bir kanun, çayın geleceğini kurtaramaz.
Üreticinin hakkını korurken sanayicinin yatırım yapabileceği, ÇAYKUR'un teminat altına alındığı, özel sektörün kayıtlı ve denetlenebilir şekilde faaliyet gösterdiği, tüketicinin güvenilir ürüne ulaşabildiği bir yapı kurulmalı.
Türkiye Yüzyılı'nı inşa ederken kendi milli içeceğimizin geleceğini de yapılandırmak zorundayız.