Bu iş, AK Parti’ye yakın olduğunu söyleyen medya figürlerinin kendilerine vazife çıkarmasıysa kötü.
Yok, parti içerisindeki birilerinin “doğru iletişim” adına yön verdiği bir çalışmaysa daha kötü.
Neyden mi söz ediyorum? Elbette fon krizi konuşulurken meseleyi hemen İsrail’e, Amerika’ya, FETÖ’ye bağlayan açıklamalardan.
Öne sürülen iddaa şu: Türkiye ekonomisini bozmak, Erdoğan’ı yıpratmak, 2028’de aday olmasını veya seçimi kazanmasını engellemek istiyorlarmış.
İyi de ne bekliyordunuz?
Türkiye’ye karşı faaliyet yürüttüğünü söylediğiniz çevreler, Türkiye için hayırlı rüya mı görecekti? Erdoğan’ın siyasi geleceği için dua mı edecekti?
Kaldı ki böyle bir bağlantı varsa, dışarıdaki hesapla da mücadele edin, içerdeki yanlışla da.
Üstelik bu söylemi desteklemek için “Her cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde benzer olaylar yaşanıyor.” deniliyor.
Günaydın!
Seçim mücadelesinde propaganda da olur, kara propaganda da. İsrail de Türkiye’deki istikrarı bozmak için bir şeyler yapmaya çalışabilir, ABD de. Sizin göreviniz mazeret üretmek değil, ikna etmektir.
Net bir şekilde söyleyeyim: İnsan parasını soruyor, siz jeopolitik anlatıyorsunuz. Üstelik herkesin bildiği şeyleri.
Söylediklerinizin tamamı doğru olsa bile vatandaşın sorusunu cevaplamış olmuyorsunuz.
Kim ne yaptı? Kim hangi bilgiyle hareket etti? Kim kazandı, kim kaybetti? Denetim zamanında işledi mi?
Vatandaş bunları bilmek istiyor.
Önüne dünya haritası açılmasını değil, söylentilerin netleştirilmesini bekliyor.
Özellikle AK Partili vatandaşlardan söz ediyorum. Onlar, destek verdikleri davanın kendi ilkelerine sahip çıktığını görmek istiyor.
“Bizimkiler yapmaz.” demeye çalışırken zorlanabilirler. Ama “Kim yapmışsa hesabını verir.” diyebildiklerinde başlarını dik tutarlar.
Sizin sağlamanız gereken güven budur.
Bunu yapmadan sürekli dış güçlerden söz ederseniz, en samimi destekçinizin zihnine bile şu soruyu düşürürsünüz:
“Acaba bir şeyin üzeri mi örtülüyor?”
Erdoğan’ın yanında olacağız derken Sayın Cumhurbaşkanı’na vereceğiniz zarar tam da burada başlar.
Takip edenler bilir, yıllardır yazıyorum: AK Parti, iletişimi en iyi kullanan siyasi partidir. Vatandaşın dilini anlamayı, beklentisini sezmeyi, gönlüne ulaşmayı başarmıştır.
Ama iletişim, “Bak, bak!” deyip ağaçtaki kuşu göstermek değildir.
Hele vatandaşın adalet beklediği yerde… Hele hele vatandaşın güven beklediği ortamda.
Bakın, Ekrem İmamoğlu örneğinden de ders çıkarılmalı. Hatırlayın: Bazı medya figürlerinin onu zayıflatmak amacıyla kurduğu söylemler, İmamoğlu’nun görünürlüğünü ve mağduriyet anlatısını güçlendirmişti. Onu geriletmek için söylenen sözlerin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazanışına nasıl katkıda bulunduğunu görmüştük.
Tamam, iyi niyetle davrandığınızı düşünelim. Fakat niyetinizle sonucunuz her zaman aynı olmayabilir.
Bugün de “Sayın Cumhurbaşkanı’nın yanında olmaya çalışıyorum.” diyen herkesin Erdoğan’a fayda sağladığını düşünmeyin. Yanlış iletişim, yanında göründüğünüz kişiye yeni bir yük getirir.
Oysa anlatılabilecek açık bir gerçek var:
Böylesine geniş bir siyasi kadronun içerisinden yanlış yapan insanlar çıkabilir. Vatandaş, bunun hiç yaşanmayacağına inanmak zorunda değildir.
Ama yaşandığında yanlış yapanın korunmayacağına inanmak ister.
2028’i düşünüyorsanız, bugün bu güveni sağlayın.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açık ve net bir şekilde ortaya koyduğu sorumluların hesap vermesine yönelik iradesini, ayakları yeterince yere basmayan söylemlerle gölgelemeyin. Tıpkı onun yaptığı gibi sürecin açık, adil ve inandırıcı biçimde yürütülmesini destekleyin.
Suçsuzun üzerindeki leke temizlensin. Suçu kanıtlananın hesabı sorulsun. İhmali olanın sorumluluğu ortaya çıksın.
Sonra vatandaşın karşısına dağ gibi dikilip şunu söyleyin:
“Evet, bizim içimizden de yanlış yapan çıkmış olabilir. Ama kimseyi korumadık. Kim yaptıysa hesabını sorduk.”
İşte en güçlü siyasi cevap budur. İşte 2028 ve 2028’lerin garantisi budur.
Ancak önce gereğini yapacaksınız, sonra anlatacaksınız. Israrla söylüyorum: Erdoğan’ın milyonlarla kurduğu gönül bağını korumak istiyorsanız, o insanların haklı sorularını ciddiye alın.
Dışarıda düşman ararken içerideki sorumluları görünmez hâle getirmeyin. Sayın Cumhurbaşkanı’nın gerçekten arkasında duracaksanız, önce gerçeğin önünden çekilin.