Teknolojik terim: FATAL ERROR
Maalesef gelinen noktada ülke futbolu çökmüş durumda.
Sistem çöktü!
Beşiktaş'ın eski teknik direktörü Slaven Bilic'in Türk futbolu için yıllar önce yaptığı çok çarpıcı bir tespit vardı:
“Liyakatli ve bilgili insanlar dışarıda, liyakatsiz ve bilgisiz insanlar futbolun içinde.”
Tam da sorun burada başlıyor.
Futbolun içinden gelmiş, ülkesine hizmet etmiş, işi bilen, sahanın içinden gelmiş, futbol oynamış, profesyonel hayatı bilen bir futbol adamını federasyonun başına getiremedik.
Ya da getirmek mi istemedik?
Futbolun başına gelenler, bulundukları mevki ve makamlarda çok başarılı isimler olabilir.
Ama başarıya giden branşlara baktığımızda, sporun içinden gelenlerin yürüdüğü yol ortada.
Basketbolda milli formamızı giymiş, sayısız başarılar elde etmiş Hidayet Türkoğlu…
Voleybolda Mehmet Akif Üstündağ…
Bugün geldiğimiz noktada basketbol milli takımımız 2025 Avrupa Şampiyonası'nda ikinci oldu.
Voleybolda ise A Milli Kadın Takımımız 2026 Avrupa Şampiyonası'nı kazanarak Avrupa şampiyonu oldu.
Doğru insanı, doğru yerde görevlendirmek de başarıyı beraberinde getiriyor.
Eğer liyakatli, bilgili, donanımlı ve alanında tecrübeli kişileri federasyonlarımızın başına getirirsek, sportif anlamda başarı için önemli bir zemin oluşur.
FUTBOLDA SANCI GİDEREK ARTIYOR
Sancılı, büyük sıkıntılar içinde ve işin içinden çıkılmaz hale gelen bir ülke futbolumuz var.
Öyle bir süreç ki;
Federasyon sallantıda.
Merkez Hakem Kurulu Başkanı Ferhat Gündoğdu'nun da aralarında bulunduğu bazı isimler hakkında yürütülen soruşturma kapsamında tutuklama kararları verildi. Soruşturmanın konusu arasında hakemlerin değerlendirme, atama ve sınav süreçlerine müdahale iddiaları bulunuyor. Tutuklananlar var.
Bunun yanında son dönemde bahis soruşturmaları kapsamında çok sayıda hakem, futbolcu ve kulüp yöneticisi hakkında işlem yapıldı. TFF, 2025'te 149 hakemi bahis nedeniyle disipline sevk etmişti; son olarak 2026'da 448 kulüp yöneticisi de bahis soruşturması kapsamında disiplin sürecine dahil edildi.
TEMİZLİK Mİ YOKSA KAOS MU?
Son iki yıldır bahis soruşturmaları kapsamında bazı hakemler, yöneticiler ve futbolcular ceza aldı.
Kimi hakemlerin görevleri bitirildi.
Kimi yöneticiler ve başkanlar hakkında adli işlemler yapıldı.
Kimi futbolcular soruşturmaların içine girdi.
Futbol dünyasında teknik adamlar ve diğer profesyoneller hakkında da disiplin süreçleri yaşandı.
Peki sorun çözüldü mü?
Bitti mi?
Her şeyi temizledik mi Türk futbolunda?
Aslında ne oldu?
Mesele birkaç hakemi, birkaç futbolcuyu veya birkaç yöneticiyi temizlemekten çok daha büyük.
Mesele sistemin kendisi.
Mesele yaş kuru torbaya dahil ederek kaotik ortam…
Federasyonun bahis soruşturması kapsamında açıkladığı listelerde, yasal bahis platformlarında hesabı veya bahis işlemi bulunduğu tespit edilen çok sayıda futbolcu ve yöneticinin ismi kamuoyuyla paylaşıldı.
Burada sorulması gereken soru şu:
Bu insanların tamamı aynı kefeye mi konulmalı?
Geçmişte küçük miktarlarda, yasal platformlarda yapılmış bahis işlemleri ile futbolun sonucunu etkilemeye yönelik yasa dışı faaliyetler aynı şey midir?
Değildir.
O halde ölçü ne olmalı?
Bir insanın siciline, kariyerine ve kamuoyu önündeki itibarına dokunuyorsanız, kullandığınız kriterin de o kadar açık ve adil olması gerekir.
BÜYÜK RESİM NEDEN KONUŞULMUYOR?
Eğer gerçekten Türk futbolunu temizlemek istiyorsak, yalnızca futbolcunun hesabına bakmayalım.
İllegal bahis siteleriyle bağlantıları inceleyelim.
Kulüp yöneticilerini inceleyelim.
Menajer-yönetici ilişkilerini inceleyelim.
Transfer süreçlerini inceleyelim.
Bir önceki sezon küme düşen veya ligde kalan takımlar arasındaki ilişkileri inceleyelim.
Menajerlerin hangi yöneticilerle çalıştığını, hangi oyuncuların hangi bedellerle transfer edildiğini inceleyelim.
Yöneticiler bu iş birliklerinden kendi ceplerine para indiriyor mu?
Menajerler, iş birliği yaptığı yöneticilere transfer ettiği oyunculardan kazanç sağlıyor mu?
Yetersiz olmasına rağmen teknik adamlara baskı yapılarak oynatılmak zorunda bırakılan futbolcular var mı?
Varsa bunların karşılığında kim, ne kazanıyor?
İşte asıl sorular bunlar.
Çünkü futbol yalnızca 90 dakika değildir.
90 dakikanın arkasında milyonlarca liralık bir ekonomi var.
O KADAR ÇOK KİRLİ SENARYO VAR Kİ…
Maalesef ülke futbolunun geldiği nokta bu.
Hakem…
Bahis…
Menajer…
Yönetici…
Transfer…
Komisyon…
Atama…
İlişki…
Hepsi birbirine karıştığında taraftarın güvenini yeniden kazanmak kolay değil.
Bugün tribünde oturan taraftarın en temel beklentisi aslında çok basit:
Adalet.
Takımının kazanması kadar, sahadaki sonucun gerçekten sahada belirlenmesini istiyor.
Hakemin adil olmasını istiyor.
Federasyona güvenmek istiyor.
Kulüp yöneticisine güvenmek istiyor.
BOSS KİM?
Sistem hata veriyor.
Ama bilgisayarda hata verdiğinde sistemi yeniden başlatırsınız.
Futbolda ise sadece sistemi yeniden başlatmak yetmez.
Sistemin kodlarını değiştirmek gerekir.
Çünkü aynı insanlar, aynı ilişkiler, aynı yöntemler ve aynı anlayış devam ettiği sürece sadece isimleri değiştirerek Türk futbolunu temizleyemezsiniz.
Ve artık Türk futbolunun sorması gereken en önemli soru şudur:
BOSS KİM?
Kimler kimlerle beraber?
Kim, kimin üzerinden ne kazanıyor?
Kim, kimi koruyor?
Kim, kimi yönetiyor?
Bu soruların cevabı ortaya çıkmadan Türk futbolundaki güvensizlik ortadan kalkmayacak.
Çünkü mesele artık sadece futbol değil.