Çaykur Rizespor'u seven herkesin ortak amacı geleceği kurtarmak olmalı. Çünkü bu kulüp hepimizin.
Yıllardır Rizespor'da başkanlar değişiyor, yönetimler değişiyor, teknik direktörler değişiyor ama ne yazık ki transfer politikası bir türlü değişmiyor. Geriye dönüp son 10 yıla baktığımızda neredeyse her sezon aynı senaryoyu izliyoruz. Büyük umutlarla transfer edilen oyuncular, "geleceğin yıldızı" denilen genç yetenekler, birkaç ay sonra sessiz sedasız gönderiliyor. Taraftar ise her sezon yeniden umutlanıyor, her sezon aynı hayal kırıklığını yaşıyor. Transfer döneminde cafcaflı paylaşımlar her şeyin üstünü örtüyor.
Asıl sorgulanması gereken de tam burada başlıyor.
GENÇ YETENEKLER NEDEN KAYBOLUYOR?
Rizespor son yıllarda onlarca genç oyuncuya profesyonel sözleşme imzalattı.
Enes Eski...
Efe Geçim...
Deniz Yaşar...
Ve daha niceleri...
Bu oyuncular büyük umutlarla transfer edildi. Ardından "yetersiz" denilerek farklı kulüplere gönderildi. Bugün bu futbolcuların kaçı üst seviyede oynuyor? Kaçından kulüp gelir elde etti? Kaçı için yapılan yatırımın karşılığı alındı? Sorulması gereken soru şu:
Bu oyuncuları transfer edenler yanlış değerlendirme mi yaptı, yoksa oyuncular doğru planlanamadığı için mi kaybedildi? İki ihtimal de kulüp adına düşündürücü.
ALTYAPIDA HAK EDEN Mİ, ADAMI OLAN MI?
Belki de daha önemli bir konu var.
Rizespor altyapısından yetişen birçok genç, A Takım'a çıkarılıyor, profesyonel sözleşme imzalıyor, ardından yıllarca forma şansı bulamadan kayboluyor.
Eren Emre Aydın, Hüseyincan Kırıkçı bunlar geçen yılın en başarılı iki ismi.. Geçen yıl profesyonel yapılan kaleci Osman Yağız Topçu nerede biliyor musunuz?
Burada doğal olarak şu soru akıllara geliyor:
Profesyonel sözleşmeler gerçekten performansa göre mi veriliyor, yoksa başka kriterler de etkili oluyor mu?
Bu konuda somut bir iddia ortaya koymak mümkün değil. Ancak kulübün şeffaflığı açısından bu sürecin objektif kriterlerle yürütüldüğünün kamuoyuna daha açık şekilde anlatılması önemlidir. Çünkü altyapı, bir kulübün geleceğini belirleyen en değerli yatırımdır.
İKİ DOSYA, İKİ FARKLI KARAR
Bunun en dikkat çekici örneklerinden biri Habil Özbakır ile Remzi Kolcuoğlu dosyası. Habil Özbakır 21 yaşında, geçtiğimiz sezon kiralık olarak Çayelispor forması giydi ve oldukça sınırlı süre alabildi. Buna rağmen kulüp oyuncuyla uzun vadeli 5 yıllık sözleşme imaladı. Diğer tarafta Remzi Kolcuoğlu 22 yaşında… Kilis 1984 Spor'da 24 maç oynadı.
10 gol, 2 asist katkısı. Buna rağmen sözleşmesi feshedildi. Antrenman performansı, karakter, oyun sistemi ve teknik değerlendirmeler de belirleyici neler oluyor?.
Ancak dışarıdan bakıldığında bu iki kararın farklılığı, taraftarın "Hangi kriterler esas alındı?" sorusunu sormasına neden oluyor.
RİZESPOR PARA HARCIYOR, KAZANAMIYOR
Modern futbolda Anadolu kulüplerinin ayakta kalmasının yolu bellidir.
Oyuncu bulmak.
Geliştirmek.
Oynatmak.
Satmak.
Göztepe ve Samsunspor son yıllarda bu modeli uygulamaya başladı. Süper Lig'e yeni çıkan bazı kulüpler bile transfer planlamasında uzun vadeli hareket ediyor.
Peki Rizespor?
Son yıllarda milyonlarca avro harcanarak kadroya katılan birçok yabancı oyuncudan önemli bir bonservis geliri elde edilemediği gibi üzerine paralar ödenerek gönderildi.
Papanikolaou...
Jurečka...
Óscar Pinchi...
Ronaldo Mendes...
Gustavo...
Bu isimlerin her biri için önemli maliyetlere katlanıldı. Ancak kulübe sürdürülebilir bir ekonomik katkı sağlanamadı. Bir kısmıyla yollar ayrılırken kulüp ilave mali yük üstlenmek zorunda kaldı.
Son yıllarda kulübün ciddi bonservis geliri elde ettiği oyuncuların sayısını bilen var mı? Son yılların gelir getiren ismi Emirhan Topçu. Bakıldığında 3.4 milyon avro eşit taksitlerle. Belkide Ali Sowe’ye ödediğimiz vergi Emirhan’ın bonservis bedelini yakalıyor.
ŞEFFAFLIK GÜVENİ ARTIRIR
Çaykur Rizespor hepimizin ortak değeri. Bu nedenle eleştiriler kişilere değil, sisteme yapılmalıdır.
Transfer komitesinin hangi kriterlerle oyuncu seçtiğini, altyapıda hangi ölçütlerle profesyonel sözleşme verildiğini ve transferlerin nasıl planlandığını daha şeffaf biçimde paylaşması, kulübe olan güveni artıracaktır. Çünkü güçlü kulüpler sadece doğru transfer yaparak değil, doğru hesap verebilen yönetim anlayışıyla da büyür. Ben hâlâ Çaykur Rizespor'un bunu başarabilecek potansiyele sahip olduğuna inanıyorum. Ancak bunun için önce yönetimlerin değil, transfer anlayışının değişmesi gerekiyor.