Süper Lig başlayalı iki hafta oldu.
Bu iki haftalık süreçte hem yönetimi hem de takımı yakından inceleme fırsatı bulduk. Ancak maalesef yıllardır kanayan yaramıza bir türlü çare bulamıyoruz.
Sistem aynı, yönetenler aynı, transfer politikası aynı...
Değişen ne?
Üzülen, yıpranan ve kahrolan yine Rize şehri ve Çaykur Rizespor taraftarı.
Yıllardır Rizespor'u takip ediyor, yerel basında ve televizyon ekranlarında eksiklerimizi, sorunlarımızı defalarca dile getiriyoruz. Fakat bugüne kadar bu gidişata "dur" diyen bir yönetici ya da kamuoyunda "üst akıl" olarak ifade edilen oluşumdan somut bir çözüm göremedik.
Ya bu soruna çözüm bulmak istenmiyor ya da yıllardır aynı düzenin devam etmesi tercih ediliyor.
Peki soruyorum:
Rizespor'un aşamadığı tabu, kıramadığı duvarlar nedir?
Rizespor neden Süper Lig'de kendisinden söz ettirecek bir yapılanmanın içerisine giremiyor?
Neden sportif başarı hedeflenmiyor?
Neden bu şehrin en büyük markalarından biri olan Rizespor için uzun vadeli bir Avrupa hayali kurulmuyor?
Her sezon aynı senaryoyu izlemek zorunda mıyız?
Gelen her başkan ve yönetim bu sisteme ayak uydurmak zorunda mı?
"Atamayla geldin, üst akıl ne diyorsa onu yapacaksın" anlayışı mı hakim?

Neden bu ketum tutumlar? Neden bu ketum tavırlar?
Belki de başkanlara ve yönetimlere gerçekten inisiyatif verilse, kendi ekiplerini oluştursalar, kendi futbol akıllarıyla hareket etseler Rizespor bugün hayal edilen noktaya çok daha yakın olacaktı.
Bunun önüne geçen, Rizespor taraftarının bu hayali yaşamasını istemeyen bir düzen varsa, o düzenin içerisinde bulunanlar bu şehre hesap vermek zorundadır.
Çünkü artık bardak doldu, taşıyor.

Rizespor taraftarı her yıl iyi bir kadro görmek istiyor.
Üç, dört kaliteli yıldız oyuncu...
Takıma seviye atlatacak, tribünü heyecanlandıracak, sahada fark oluşturacak futbolcular...
Ama bunun yerine yıllardır Avrupa'da ciddi bir başarı geçmişi bulunmayan, kamuoyunda yeterince tanınmayan onlarca oyuncunun transfer edildiğini görüyoruz.
Peki amaç ne?
Sportif başarı mı?
Eğer öyleyse yıllardır bunun sonucunu neden göremiyoruz?
"Genç yıldız adayı" denilerek transfer edilen oyunculardan hangisini büyük bir bonservis bedeliyle satıp Rizespor'a ciddi bir ekonomik katkı sağladık?
Yok. Sıfır.
Artık yeter!
Rizeli futbolu bilir.
Tribüne maç izlemeye gelen taraftar da bilir. Sokakta mikrofon uzattığınız taraftar da bilir.
Rizespor taraftarını kandıramazsınız.
Herkes neyin ne olduğunu çok iyi biliyor.

Bugün gelinen noktada sorun yine aynı.
Mevkiler belli, eksikler belli.
Buna rağmen alınan bazı oyuncular bırakın takıma katkı vermeyi, kadroda düzenli oynama ihtimali dahi tartışılacak isimler.
Bir takım kurulurken özellikle Süper Lig gibi zorlu bir yarışta 14-15 tecrübeli oyuncudan oluşan sağlam bir iskelet kadro oluşturmak zorundasınız.
Bu kadronun içerisine 4-5 genç, yetenekli ve gelecek vadeden oyuncu monte edebilirsiniz.
Bizde ise bunun tam tersi yapılıyor.
Onlarca genç oyuncu...
Geleceği belirsiz isimler...
Bir veya iki yıl sonra başka kulüplere kiralanması muhtemel futbolcular...
Peki Süper Lig tecrübesi nerede?
Takımı zor durumda bırakıldığında ayağa kaldıracak futbolcular nerede?
Maçın sıkıştığı anda sorumluluk alacak oyuncular nerede?
Rizespor'un bugün en büyük ihtiyacı tecrübedir.

Buradan açıkça Rizespor yönetimine sesleniyorum:
Transfer döneminin bitmesine yaklaşık 10 gün kaldı.
Bu takıma en az dört tecrübeli ve doğrudan katkı sağlayabilecek oyuncu kazandırılmazsa, ligin 12. haftasına geldiğimizde devre arasında "Kimleri alırsak ligde kalırız?" hesabı yapmaya başlayabiliriz.
Bunu bugün söylüyorum.
Mevcut kadro bana göre yetersizdir.
Bu şekilde devam edilirse Çaykur Rizespor, küme düşme mücadelesinin en büyük adaylarından biri haline gelebilir.
Ben şimdiden uyarımı yapıyorum.