Süper Lig’de 5 hafta geride kaldı. Çaykur Rizespor’un dış saha performansı ile iç saha performansı arasında adeta akla kara kadar fark var.
Sezona üç deplasman galibiyetiyle başlamak önemli ve olumlu bir istatistik. Ancak aynı başarıyı iç sahada gösterememek, beraberinde ciddi soru işaretlerini getiriyor.
Burada sadece alınan sonuçlara bakıp teknik direktör üzerinden bir değerlendirme yapmak bana göre eksik kalır.
Asıl konuşmamız gereken mesele, kadro yapılanması, transfer stratejisi ve kulübün futbol aklının nasıl çalıştığı.
Kurulan kadroya ve yapılan transferlere baktığımızda, özellikle geçen sezondan beri tespit edilen eksik bölgelerin ne ölçüde giderilebildiğini tartışmak gerekiyor.
Transfer döneminin sonunda elimizde şu sorunun cevabı olmalıydı:
Takımın ihtiyaç duyduğu bölgeler gerçekten kaliteli oyuncularla güçlendirildi mi?
Bence bu sorunun üzerinde ciddi şekilde durulmalı.
Futbol sadece transfer yapmak değil. Transfer, bir planlama işidir.
Sezon biter, teknik direktör sezonun raporunu hazırlar. Hangi oyuncuyla devam edilecek, kimlerle yollar ayrılacak, hangi bölgelerde eksiklik var, hangi profilde oyuncular gerekiyor... Bunların tamamı masaya yatırılır.
Teknik heyet ile yönetim oturur, istişare eder.
Sonra oyuncu listesi ortaya çıkar.
Hoca istediği oyuncuları yönetime sunar, yönetim de kulübün menfaatleri doğrultusunda bu isimlerle ve temsilcileriyle görüşür.
RİZESPOR’DA SÜREÇ NASIL İŞLİYOR?
İşte burada benim asıl sorum başlıyor.
Kulübün transfer politikasında karar mekanizmasının nasıl çalıştığını, kimlerin hangi yetkiyle devreye girdiğini kamuoyunun bilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Transfer süreçleriyle ilgili kamuoyunda çeşitli iddialar gündeme geliyor. Bunlardan biri de menajer Uğur Avadan’ın transferlerde etkin rol oynadığı ve kulübün transfer politikasının belirli bir çevre üzerinden yürütüldüğü yönündeki iddialar.
Bu iddialar doğruysa bunun açıklığa kavuşturulması gerekir.
Mesele Rizespor’un futbol aklının kim tarafından ve hangi kriterlerle yönetildiği.
Neden her sezon benzer transfer stratejileri uygulanıyor?
Neden aynı çevrelerden oyuncular geliyor?
Transferlerde teknik heyetin raporu ne kadar dikkate alınıyor?
Ve en önemlisi:
Rizespor bu oyuncuları hangi kriterlere göre transfer ediyor?
Bunların cevabını bilmek taraftarın hakkı…
“RİZE’YE OYUNCU GETİRMEK KOLAY DEĞİL” SÖYLEMİ
Transfer dönemlerinde yıllardır benzer bir cümleyi duyuyoruz:
“Rize’ye oyuncu getirmek kolay değil, her oyuncu buraya gelmiyor.”
Bunu da sürekli teknik ekibe yaptırıyorlar…
Artık bu cümlenin tek başına yeterli olmadığını kimsenin ikna olmadığını hepimiz biliyoruz.
Rize'nin coğrafi şartları, şehir yapısı, oyuncuların tercihleri gibi etkenler transfer sürecinde rol oynayabilir.
Ancak bunlar bir kulübün transfer politikasını açıklamak için tek başına yeterli değildir.
Çünkü Süper Lig'de mücadele eden bir kulübün alternatif üretme, oyuncu havuzu oluşturma ve doğru futbolcuyu doğru zamanda bulma kapasitesi olmak zorunda.
Mesele oyuncu bulmak değil.
Rizespor seviyesinde oynayabilecek doğru oyuncuyu bulmak.
YÜZLERCE TRANSFER, KAÇ SATIŞ?
Son yıllarda Rizespor kadrosuna yüzlerce oyuncu geldi ve gitti.
Burada artık taraftarın sorması gereken çok basit bir soru var:
Bu oyuncuların kaçından kulüp gelir elde etti?
Kaç oyuncu değer kazandı?
Kaç oyuncu başka kulüplere satıldı?
Kaç transfer kulübün sportif ve ekonomik anlamda geleceğine katkı sağladı?
Bunlar konuşulmadan “genç oyuncu”, “geleceğin yıldızı”, “potansiyelli futbolcu” ifadelerinin bir anlamı kalmıyor.
Bir oyuncu transfer ediliyorsa bunun arkasında bir plan olmalı.
Sportif katkı mı? Ekonomik değer mi? Gelecekte satış mı?
Bunun cevabı olmalı.
İŞLER KÖTÜ GİDİNCE NEDEN İLK HEDEF HOCA?
Futbolda en kolay değişen kişi teknik direktördür.
Sonuçlar kötü gider, hoca tartışılır.
Bir süre sonra “oyunu okuyamadı”, “takımı hazırlayamadı”, “sistemi tutmadı” gibi gerekçeler ortaya çıkar.
Ve çoğu zaman ilk değişiklik teknik direktör olur.
Bu kadroyu teknik direktör tek başına kurmuyor…
O halde kötü giden her şeyin faturasını yalnızca teknik adama kesmek ne kadar doğru?
Geçmişe bakıldığında gelen oyuncu ve giden oyuncu yüzlerce, arkasında hep aynı döngü…
Bu büyük camianın şehir için taşıdığı değerin ne kadar büyük olduğunun farkına ne zaman varılacak?
En önemlisi de...
Rizespor, taraftarıyla ne zaman yeniden gerçek anlamda barışacak?