Düşünsenize; Rize sokakları terk edilmiş evcil filler ile dolu!
Belediyeler sağ olsun sahipsiz hayvanları topladı, şimdi terk edilmiş tasmalı hayvanlar çok..
Son zamanlarda sokağa salınan hayvanlar nedeniyle aşırı etkileşim alıyoruz.
Sahipli hayvanları, başıboş görünce artan zaafım nedeniyle yazı-yorum.
Hayvanlar ile insanlar arasındaki en önemli fark akıldır. Hayvanlar akıllarını insanlar gibi kullanamaz.
Onların beyinlerinde, belli bölgelerde kodlanmış planlar vardır. Belli bir misyon etrafında hareket ederler.
Onlardan vizyon oluşturmalarını beklemek abesle iştigaldir.
Elbette bazı hayvanların öğrenme yetenekleri veya belli bir düzen içerisinde yerine getirdikleri görevleri vardır. Ancak bunlar akıl ve idrakle değil, beyindeki belleğe adeta bir bilgisayar hafızası gibi yazılmış dürtülerle gerçekleşir.
Evcil hayvanlar biraz daha farklıdır.
Sahiplerinin elinden beslenen filler, sığırlar, kediler ve köpekler sahiplerine yakın dururlar. Hatta bazıları sahipleriyle duygusal bağ bile kurabilir. Ancak hayvanlar aleminde istisnalar, genel kuralların önüne geçmez.
Evcil hayvanların sahipleriyle duygusal bağ kurmasının altında yatan gerçek, hazır mamalardır. Hazır mamalar azaldıkça miyavlamalar artar, mırıldanmalar, evden uzaklaşmalar başlar ve bir gün veda vakti gelir.
Hayvanlar, avlanarak yaşamayı öğrenmişse özgürlüğün tadını çıkarır. Geçmişteki sahibi de olsa eyvallahı olmaz. Ancak mamayı başka bir kapıda yemeye başlamışsa kendisini mutlaka o kapının bekçisi zannedecektir. O kapıya veya koruduğu mala yaklaşmaya çalışan eski sahibi bile olsa mutlaka saldırganlaşacaktır.
Bu nedenle hayvan sahiplenenlere birkaç tavsiyem var:
Lütfen, besleyemeyeceğiniz hayvanları sahiplenmeyin!
Sahiplendikten sonra mamasını kesip sokağa salmayın.
Son zamanlarda sosyal medya hesaplarımıza çok fazla terk edilmiş, mamasız kalmış evcil dostlarımız için talep geliyor.
Bunların hepsine bir sahip bulmak veya yeni birine sahiplendirmek gerçekten çok zor.
Her şeyi kamu kurumlarından beklemek de doğru değil.
Her hayvana mama yetiştirmeleri, hepsini barınaklarda korumaları oldukça zor.
Sonra bir bakıyorsunuz, mama lobisi sağda solda para toplayıp "Bu hayvanlara biz bakıyoruz." diye yaygara çıkarıyor.
Sevgili pıtırcıklarımızı sokağa salmayalım. Sahipsiz bırakmayalım.
Fil beslemiyorsanız, buzdolabınızdaki artıklar onlar için yeter de artar bile!
Sizi en çok yoran kısmı elbette kakaları, bunu biliyoruz.
Bunu da eve alırken lütfen düşünün. Bunları temizlemek hepimizin görevi değil.
Cafer... Koş, bez getir!
Olmaz, olmamalı...
Modern teknoloji dışkıyı değerlendiriyor;
Bugün enerji santralinde ve gübre fabrikasında, gıda sektöründe, kağıt sanayisinde kullanılıyor.
Özellikle fil ve sığır dışkısındaki sindirilmemiş bitkisel lifler ayrıştırılıp temizlenerek kâğıt üretiminde kullanılabiliyor.
Çok şükür; bölgede evcil fil bakımı yok.
Timur döneminden bu yana Hocanın hikayesi nedeniyle kimse sahiplenmiyor…
Bir anda Rize’de evcil fillerin sokağa terk edilmiş halini düşündüm…
İşlenmiş hayvan gübresinden elde edilen lifler, fide saksıları ve bazı lif levha gibi yapı malzemelerinin üretiminde değerlendirilebiliyor.
Misk kedisinin dışkısından dünyaca ünlü Kopi Luwak kahvesi elde ediliyor.
Kimseye, kahvenizi evde yapın, kendi kağıdınızı üretin yazı yazın, tabakhaneye yetişin demiyoruz…
Bakamayacağınız hayvanları sahiplenmeyin, sahiplendiklerini sokağa salmayın…