Rize'de kiraz ağaçları köylerde ara ara dikilmiştir. Üç dört türü görülen kiraz ağaçlarından her yıl verim alındığı gözlemleniyor. Üretim tarım ve ticari amaçlı olmayan kirazcılık daha çok hobi ve kendi meyve ihtiyacını karşılamak amaçlı dikilir.

Kiraz yetiştiriciliği, ülkemizin yükselen değeri, kirazcılığa başlamadan önce çok iyi bir teknik ve zirai bilgiye ihtiyacınız var, ama daha önemlisi de bu konuda deneyimli ve işinin ehli bir ekiple çalışmak. Kiraz fidanlarının dikiminden önce dikkat edilmesi gerekenlere dair bilgileri burada paylaşıyoruz.

Tesis edilecek kiraz bahçesinin 20-25 yıllık bir süre boyunca varolacağı göz önünde bulundurularak, kuruluş aşamasında gösterilecek özen ve dikkat; ileride karşılaşılabilecek bir çok sorunun önüne geçilebilmesini sağlayacaktır. Kuruluş aşamasında özellikle aşağıda belirtilen hususlara dikkat edilmesi gerekmektedir.

- Arazilerden toprak numunesi alınarak tahlil yaptırılmalıdır.
- Hiçbir kiraz çeşidi taban arazileri sevmez.
- Kiraz, soğuklama ihtiyacı yüksek bir meyve olduğu için, kiraz bahçeleri yüksek yerlere tesis edilmelidir.
- Taban su seviyesi yüksek yerler kiraz yetiştirilmesi için elverişli değildir.
- Şiddetli kuzey rüzgarları fidan yetiştirilmesi ve döllenme için uygun değildir.
- Meyilli ve yamaç yerler kiraz fidan yetiştiriciliği için en elverişli yerlerdir.
- Sert kış şartları (–20 C`nin altında devam eden kışlar) dallarda ve höklerde don zararı verebileceği için, kirazcılık için elverişli değildir.
- Meyvelere ben düşmeden yaşanacak yağışlar o sezonun, kiraz hasatından sonra yaşanacak yağışlar da gelecek sezonun ürün kalitesini arttıran etkenlerdir


Budama
İlk yıllarda ağaçların terbiye edilmemesi, düzgün budanmaması, gövde yaralanmalarının önemsenmemesi başlıca kuruluş hataları olarak ileri ki yılların verim ve ağaç sağlığını etkilemektedir.

İlkbaharda dikilen fidan aşı noktasından 90 cm yüksekte, lider olacak sürgüne ait gözün hemen üzerinden az eğimli bir şekilde budama makasıyla kesilir.

Sonbahardaki fidan dikiminde ise aşırı rüzgar alan yerlerde iki kademeli tepe kesimi yapılmalıdır. Dikim yapıldıktan hemen sonra fidan aşı yerinden 120 cm yüksekte tepe kesimi yapılır. İkinci kademede ise ilkbaharda aşı gözünden 90 cm yüksekte tepe kesimi yapılır. Tepesi kesilen fidanlara %2'lik Bordo Bulamacı uygulanır.Bu uygulama hem kesim noktasını hem de fidan üzerinde bulunan gözleri belirli ölçüde hastalıklara karşı koruyabilmektedir.

Gözler kabarmaya başladıktan ve tercihen 2-3 cm sürgün oluştuktan sonra lidere rakip olabilcek 1,2,3. sıradaki gözler koparılır. Ayrıca aşı noktasından 40 cm yüksekliğe kadar bulunan gözler ve sürgünler koparılır. Böylece yere paralel olarak dallanma ve gelişme sağlanır.

İlk 40-60 cm'de oluşan dal grubundaki sürgünler 10-15 cm boya geldiklerinde değişik istikametlere yönelmiş en az 3-4 dal mandal ile geniş açılı olacak şekilde yatırılır. Bu sayede dal üzerinde erken meyve oluşumu temin edilmiş olur.

İkinci yaşında dalların terbiyesine devam edilir. İlk yıl oluşturulan dal grubu en üst dalından itibaren lider üstünde 80-90 cm'den tepe kesimi yapılır. Lider 80 cm'den kısa gelişmiş ise herhangi bir tepe kesimi yapılmaz. Bu arada ağacın içine güneş ışınları'nın girişimi sağlamak amacıyla gereken dallar seyredilir. Dallanmanın değişik istikamette oluşturulması esastır.

Ağacı bir çam ağacına benzer şekilde büyütebilmek ve içeri daha fazla güneş girişini sağlamak amacıyla gövdenin yarısı kadar kalınlığa ulaşmış dallar budak şeklinde 2/3 oranında kesilir. Kesimler toprağa bakan göz üzerinden yapılmalıdır. Bu yolla genç meyve daları'nın gelişimi teşvik edilmiş olur. İlk çıkarılacak olanlar aşağı eğilmişler olmalıdır.

Kiraz ağaçlarının nihai büyümesi sonunda 4 veya 5 kat oluşturulmalıdır.her katta en az 3, en fazla 5 yan dal bırakılmalıdır. Yan dalların gövdeye düşey aralığı 20 cm. olmalıdır. Neticede toplam 17-21 yan dal oluşturulmalıdır.

İlk yıllarda yapılan budamalar şekil vermede çok etkilidir. Aynı zamanda erken verimliliği sağlar. Yani genç kısırlık dönemini azaltır. İleriki yıllarda budama ile kalite ve verimi artırır. İhracatçıların istediği çap oluşturulmasında çok faydalı olacaktır.

Gübreleme
Gübreleme toprakta eksikliği tahlillerle bilinen bitki besin elementlerinin takviyesidir. Önceleri yapılan yanlış gübrelemeler veya besin kilitlenmesi olaylarından kaynaklanan ve toprakta varlığı tahlillerle bilindiği halde ağaçta eksikliği görülen elementler mevcut olabilir. Bunun önlenebilmesi için gübrelemede;

1. Kullanılacak gübre amaca uygun olmalıdır.
2. Bitkinin ihtiyacı kadar gübre verilmelidir.
3. Gübre usulüne uygun verilmelidir.
4. Gübre uygun zamanda verilmelidir.

Kullanılacak gübre miktarlarına pek çok faktör etki yapar.
Bu faktörler;

1. Toprağın yapısı
2. Ağaçların yaşı
3. Sulama miktarı ve sulama şekli
4. Bitkilerin verim miktarı
5. Anacın cinsi
6. Ağaçların gelişme durumları

Gübre ihtiyacı sulama, budama ve toprak özellikleri ile çok değişsede ölçü olarak 1 yıllık sürgün uzunluğu bu hususta bir fikir oluşturmalıdır. Meyveye yatmamış ağaçlarda 60-90 cm. arasındaki sürgünler gelişmenin olumlu seyrettiğini gösterir. Sürgünler 90 cm.den fazla ise gereksiz azot uygulamasına veya fazla sulamaya bağlıdır. Sürgünler 60 cm.den kısa ise su ve azot noksanlığındandır. Yetişkin kiraz ağaçlarında 40-60 cm. arasında sürgünler normal bir gelişmenin göstergesi iken, sürgünler bu ölçülerden kısa kalması yeterli beslenme olmadığının göstergesidir.

Kirazcılık yapılan tüm arazilerde üç yıllık periyotlar ile dekar başına 2-3 ton ahır gübresi kullanılması önerilmektedir. Kullanılacak gübrenin bekletilerek yanmış keçi veya koyun gübresi olması tercih sebebidir.

Klasik yöntemde yapılan gübrelemelerde, arazi genelinde ortalama 20 cm. derinlikten alınan numuneler ile yapılan toprak analizlerine bağlı kalmak kaydı ile gübreleme programı genel olarak aşağıdaki gibi uygulanabilir. Bu program içerisine bitkiye vejetasyon dönemi içerisinde 2 kez mikro elementleri içeren bir yaprak gübresi ile uygulama yapmak uygun olmaktadır.

Dikimden Sonraki İlk Yıl(Dekara) :
* 3-5 kg N/da, 2-4 kg P2O5/da, 3-5 kg K2O/da
* 12-14 kg 15-15-15 kompoze gübre
* 5-6 kg Amonyum Sülfat
* 2-3 kg Potasyum Sülfat

Dikimden Sonraki İkinci Yıl(Dekara) :
* 8-10 kg N/da, 4-8 kg P2O5/da, 6-10 kg K2O/da
* 35-40 kg 15-15-15 kompoze gübre
* 14-18 kg Amonyum Sülfat
* 2-8 kg Potasyum Sülfat

Normal Verimdeki Bir Bahçe İçin(Dekara):
* 8-10 kg N/da, 4-8 kg P2O5/da, 6-10 kg K2O/da
* 35-40 kg 15-15-15 kompoze gübre
* 14-18 kg Amonyum Sülfat
* 2-8 kg Potasyum Sülfat

Verilme zamanı olarak fosforlu ve potasyumlu gübreler bölgesel iklim ve alışkanlıklara göre sonbahar veya erken ilkbaharda, azot uygulamaları ise erken ilkbaharda birinci dilimi, çiçek dökümünden sonra ikinci dilim ve hasattan sonra üçüncü dilim olarak uygulanır.

Kirazcılık ve Sulama
Tüm tarımsal faaliyetlerde olduğu gibi, kiraz yetiştiriciliği için de sulama en önemli etkenlerden biridir. Küresel ısınmanın yaşandığı günümüzde sulama yapılmadan bahçe tesisi ve muhafazası imkansız hale gelmiştir. Sulama yapılması kadar sulamada gerekli olan su miktarı ve sulama periyotlarının tespiti meyve verim ve kalitesine büyük ölçüde etki eder.

Kontrollü su uygulamaları modern sulama yöntemleri ile mümkündür. Bu yöntemlerin başında damla sulama yöntemi gelmektedir. Damla sulama yönteminde her ağaç sırasına yerleştirilen ve lateral adı verilen, üzerinde delikler yer alan borularla sulama yapılmaktadır. Bodur kiraz yetiştiriciliğinde bu yöntemin kullanılması tavsiye edilmektedir. Salma sulama sisteminde ise ağaç çizileri boyunca açılan yaklaşık üç metre genişlikteki setlerin suyla doldurulması suretiyle sulama yapılmaktadır. Bu sistemde ağaçların yetişmesinin ardından, ağaçların kök boğazı çevrelerinin sulanmayarak, sulama düzeni oluştururken, bitki gövdesinden 2-3 m. dışarıda setlerin yapılarak bu setlerin iç değil dışlarına su verilmesi sağlanmalıdır. Suyu alabilecek kök bölgesi o kısımda olduğu gibi bu sulama sistemi ile düzenli bir kök dağılımı da teşvik edilmiş olacaktır.

Bölgedeki Yağışın Etkisi
Rize'de çok yağışın olması kiraz ağacının yetilmesinde çok faydası vardır. Sulama yönteminin seçiminde bitkinin sıra üzerindeki aralığı, su kaynağının debisi, içindeki çözünmüş maddelerin miktarı ve toprağın bünyesi(hafif toprak,ağır toprak) etkilidir. Özellikle bitkinin su ihtiyacının büyük önem taşıdığı ilk iki yıl, ağacın gölgelediği alanın yani kök bölgesinin tamamının sulanmasının sağlanması fidanların yetişmesi ve gelişimi açısından çok büyük önem taşımaktadır.

Kiraz yetiştiriciliğinde sulama, fidan dikiminde 'Cansuyu' ile başlar. Dikimlerin ilkbahar veya sonbaharda yapılmasına bakılmaksızın fidanlara cansuyu verilmelidir. Ülkemiz iklim koşulları göz önüne alındığında, sulama Haziran ve Eylül ayları arasında yapılmalıdır. Gerek klasik salma sulama gerekse damlama sulama bu aylar içinde onbeş gün arayla tekrarlanmalıdır. Havanın yağış durumu ve sıcaklık seviyelerine göre bu periyot yirmibir güne çıkarılabilmektedir. Ağır bünyeli toprakların su tutma kapasiteleri hafif bünyelilere göre daha fazla olacağından, sulama periyodunun belirlenmesinde toprak yapısı da göz önünde bulundurulmalı, çok geçirgen topraklarda sulama aralıkları ve uygulanan su miktarları arttırılmalıdır.

Damlama yada klasik salma sulama yönteminde, özellikle aşırı sulamadan kaçınmak gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki kiraz, çok suyu da kuraklığı da sevmez. Aşırı sulamalarda; besin maddeleri kök bölgesinden yıkanarak toprak besin değerlerini yitirmekte, sürgün gelişimi fazlalaşırken, meyve gözü oluşumları azalmaktadır. Sulama yapılırken ağaçlar gözlem altında tutulmalı ve buna uygun sulama programını oluşturulması gerekmektedir. Ağır bünyeli toprakların su tutma kapasiteleri hafif bünyelilere göre daha fazla olacağından çok geçirgen topraklarda sulama aralıkları ve uygulanan su miktarları fazla olabilir.

Sulama yapılırken çiçek dönemlerinde fazla sulama yapılmayıp, toprağın yeterince nemli olması sağlanmalı. meyve bağlamanın ardından ağaçlara su verilmesi önerilmektedir. Meyve bağlamanın ardından ürün kalitesi açısından sulamaya gereken önem gösterilmeli, hasat aşamasına yaklaşıldığında ise meyvede istenen tat ve aromanın korunması amacıyla sulamalara ara verilmelidir. Hasattan sonra da verilecek su yeni oluşan çiçek gözlerinin gelişimine de faydalı

Kiraz Hasatı
Kiraz meyve özelliği bakımından ne erken ne de geç hasat edilebilir.Erken hasat edildiğinde açık renkli, az tatlı ve küçük meyve elde edilir. Geç kalındığında ise, kirazın dayanıklılığı azalır, meyve yumuşar, kararır ve sapları kurur. Bu yüzden tam zamanında hasat edilmelidir. Bakım şartları iyi ise, hasattan önceki 8-10 gün içinde çok önemli miktarlarda irilik ve miktar artışı sağlanabilir.

Hasat bir sonraki yılın göz teşekkülleri dikkate alınarak yapılmalıdır. Toplanan mahsul satış noktasına kadar bahçenin nemli bir bölgesinde bekletilmelidir. İhraç vasıflı kirazlar kısa zaman içerisinde seçilmeli ve ön soğutma ekipmanlarıyla 8 dk. içerisnde 4 derece sıcaklığa indirilmelidir. Soğuk zincirden çıkmadan ambalajlama öncesi son seçim yapılır.Pazar isteklerine göre boylanır ve ambalajlanır.

İhraç vasıflı kirazlarda aranan özellikler :
- Ürün, iri iyi kaliteli ve homojen olmalıdır.
- (0900 Ziraat çeşidi için) meyve genişliği 22mm. Den fazla olmalıdır.
- Kesinlikle hastalıklı, kurtlu kiraz hasada dahil edilmemelidir.
- Meyveler çeşide has renk ve lezzette olmalıdır.
- Meyveler temiz, tozsuz, kirsiz, yararsız ve saplı olmalıdır.
- Meyvelerde insan sağlığına zararlı hiçbir ilaç kalıntısı bulunmamalıdır.

Kirazın Faydaları
Kirazın sadece meyve olarak değil kökleri, kerestesi, kabukları, zamkı, yaprak ve çiçekleri, çekirdeği ve meyve sapları ile çok yönlü bir bitki olduğu belirtildi.

Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Turan Karadeniz, kirazın stresi yok ettiğini, menopoz döneminde faydalı olduğunu söyledi.

Gülgiller ailesinden olup latince ismi 'Cerasus avium' olan kirazın anavatanı Kuzey Anadolu ve Güney Kafkasya olarak biliniyor. Kirazın ismini Giresun kentinden aldığı ayrıca belirtiliyor. Kirazın dünyaya hangi topraklardan yayıldığı konusunda ise farklı görüşler bulunuyor. Bazı araştırmacılar kirazın M.Ö 64 yılında Yunanistan'a, oradan da Avrupa`ya yayıldığını, bazıları M.Ö. 71 yılında Romalı komutan `Lucullus` tarafından Roma`ya götürüldüğünü ve oradan da dünyaya dağıldığını bildiriyor.

Uzmanlar, kirazın sadece meyve olarak değil, kökleri, kerestesi, kabukları, zamkı, yaprakları ve çiçekleri, çekirdeği ve meyve sapları da kullanılabilen çok yönlü bir bitki olduğuna dikkat çekiyor. En iyi pipoların kiraz ağacı kökünden, en kaliteli mobilya ve çeşitli araçların kiraz kerestesinden yapıldığı biliniyor. Kiraz zamkı ise şapka ve kumaş endüstrisinde ve tıbbi amaçla kullanılıyor. Ağaç kabuğu, yaprakları, çiçekleri, meyve sapı ve çekirdekleri tedavi amaçlı kullanılıyor. Meyveleri taze veya kurutulmuş olarak tüketilebilen kiraz, ayrıca reçel, yemek, konserve ya da dondurulmuş gıda olarak değerlendirilebiliyor.

Kiraz Böbrek Dostu
İdrar söktürücü özelliğiyle böbreklerin dostu olan kiraz vücudu zehirli maddelerden temizliyor. Kiraz ürik asit ve ürat tuzlarının vücuttan atılmasını sağladığı için romatizma ve gut hastalıklarıyla eklem kireçlenmesi ve damar sertliğinin tedavisinde de kullanılıyor. Ayrıca yapısında bulunan kinik asit ile böbreklerin taş ve kum yapmasını önlediği ve varsa zamanla döktüğü, ayrıca safra kesesi taşının dökülmesine de yardımcı olduğu biliniyor. Vücuttaki fazla suyun atılmasıyla, dolaylı olarak zayıflamaya yardımcı oluyor.

Kirazın ayrıca peklik giderici özelliği bulunuyor. Özellikle bayat yemeklerle pastırma, sucuk gibi gıdaların zararlarını önleyen kiraz, aynı zamanda kandaki zararlı maddelerin vücuttan atılmasını ve kanın temizlenmesini, yüzde oluşan sivilcelerin giderilmesini sağlıyor. Kiraz suyunun yüz ve boyun kısımlarına sürülmesinin deride kırışıklıkları önlediği ve giderdiği belirtiliyor.

Karaciğerin dostu olan kiraz, hastalıklar, fazla ilaç tüketimi ve zehirlenmeler sonucu zorlanan karaciğerin yükünü hafifleterek iyileşmesine yardım ediyor. Karaciğer zamanla normale dönüyor ve safra salgısı artıyor. Böylece sindirim gücünü artırıyor. Kirazda bulunan `levüloz` adlı şeker kolay sindirilebildiği için şeker hastaları hiçbir tehlike oluşmadan kiraz yiyebiliyor. Ayrıca içerdiği madensel madde ve vitaminler nedeniyle hastalıklara karşı dayanıklılığı artırıyor. Yapısındaki bol fosforuyla sinirleri kuvvetlendirerek sakinlik sağlıyor. A vitamini kaynağı karoten içeren kiraz, aynı zamanda gözlerin dostu.

Meyvesi Kadar Ağacında da Şifa Var
Ağaç kabukları yüksek ateşe ve pekliğe iyi geliyor, yaprakları müshil olarak, çiçekleriyse göğsü yumuşatıcı olarak kullanılıyor. Kirazı bağırsakları zayıf ve yüksek tansiyon sorunu olanların dikkatli tüketmeleri gerekiyor. Sapları, idrar söktürücü olduğu gibi bronşite karşı kullanılıyor. Gölgede iyice kurutulan sapla hazırlanan şurup veya demlemelerle iyileşme sağlanabiliyor. Saplar gerekirse kıyılarak bir gün süreyle su içinde ıslanmaya ve yumuşamaya bırakılıyor. Bir litre su içine bir küçük avuç sap konularak hazırlanacak demlemeden günde 3-4 fincan içiliyor. Bu demleme günde iki kez el ve ayak banyosu şeklinde de kullanılabiliyor. Ya da hazırlanan kiraz sapı demlemesi taze veya kurutulmuş kiraz üzerine boşaltılarak yarım saat bekletildikten sonra süzülerek aynı dozda içilebiliyor. Sapları ayrık ve mısır püskülü ile kaynatılarak demlendiğinde ayak ve karın şişliği; arpa ile kaynatılarak elde edilen demlemeyse idrar söktürücü olarak kullanılıyor. Dövülmüş çekirdeğinin kaynatılmış suyu idrar zoru sorununa yardımcı oluyor. Ayrıca çekirdekleri ısıtıldıktan sonra bir beze sarılarak karın bölgesinde ağrıların giderilmesi için kullanılıyor.

Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Turan Karadeniz, kirazın stresi yok ettiğini, menopoz döneminde faydalı olduğunu söyledi. Kirazın ayrıca damar sertliği ve mafsal kireçlenmesine da faydalı olduğuna dikkat çeken Karadeniz, şöyle konuştu: 'Menopoz döneminde faydalı olmaktadır. Kiraz meyvesi ağrıların dindirilmesinde aspirinden daha fazla etkili oluyor. Araştırıcılar bu etkiyi kirazda bulunan `antosiyanin` isimli kimyasalın yaptığını bildirmektedir. Kirazda

12-25 miligram arasında antosiyanin bulunmakta ve bu maddenin ağrı kesici etkisinin aspirinden on kat daha fazla olduğu bildirilmektedir. Araştırıcılara göre, günde 20 kiraz yemek bir aspirin almakla eşdeğer görülüyor. Ayrıca kirazda bulunan antosiyanin maddesi E ve C vitaminlerine benzer antioksidan etki yapmaktadır.'

Kiraz Alırken Nelere Dikkat Etmeliyiz?
Uzmanlar, kiraz alırken temiz, parlak ve hasarsız olmasına dikkat edilmesini istiyor. Uzmanlar, kiraz konusunda şu tavsiyelerde bulunuyor: 'Rengi koyu olanlar her zaman daha tatlıdır. Saklarken kirazın saplarını çıkarmazsanız ömrü daha uzun olur. Yıkamadan plastik bir kaba koyup buzdolabında saklayın ve daima yemeden önce yıkayın. Buzdolabından çıkarıp oda sıcaklığında 1-2 saat bekletirseniz tadı daha lezzetli olacaktır. Taze kirazların 2-4 gün içinde tüketilmesi gerekir. Kirazı ayrıca derin dondurucuda saklayabilirsiniz. Bunun için kirazın çekirdeklerini çıkarmanız gerekir.

Kaynak: RİZEDEYİZ EDİTÖRÜ