Bazı şehirlerin tarihi kanla kazınır.
2 Mart 1918, Rize için işte tam da budur.
Bugün hâlâ çıkıp “Rize’nin kurtuluşu yok, Ruslar zaten çekildi” diyenler var.
Masal anlatır gibi anlatıyorlar.
Sanki Askoroz Deresi’nde, Çayeli, Ardeşen, Pazar deresinde mermi yağmurunun altında direnen o yiğitler hiç olmamış gibi.
Bu sözler sadece bir iddia değildir.
Bu sözler şehide saygısızlıktır.

ASKOROZ’DA DURAN BİR MİLLET

Rus ilerliyor.
Top var. Tüfek var.
Denizden torpido, karadan batarya.
Karşılarında kim var?
600-700 kişilik sahil muhafız taburu.
Başlarında Binbaşı Kahraman Kalkavan.
Dört saat top ateşi.
Sekiz saat bombardıman.
Denizden ölüm, tepelerden ateş.
Ama köprü geçilemiyor.
“Allah Allah” sesleri Potomya, Salarha’yı birbirine bağlayan Askoroz deresini inletiyor.
Kuvvetler üç yüze düşüyor.
Geri çekil emri geliyor.
Kalkavan Bey bir not yazıyor: “Siperleri bir iki saat daha tutacak gönüllü lazım.”
250 gönüllü geliyor.
İçlerinde 70 yaşını aşmış olanlar var.
İşte bu şehir böyle kurtuldu.

Bİ TÜFEĞİM Bİ DE BEN

İstanbul işgal altında.
Ekmek karneyle.
Ama bir Rizeli var ki karnesiz ekmek veriyor Kuvayı Milliyecilere: Mataracı Mehmet Efendi.
Atatürk soruyor:
“Yarın cepheye gitsek, kaç kişiyle gelirsin?”
Cevap:
“Bi tufeğum, bi da ben senun emrundeyiz paşam.”
Bu cümle bir askeri sayı değil.
Bu cümle bir ruh halidir.

Bazen bir tüfek bir ordudan ağırdır.

RİZELİLER SADECE RİZE’Yİ SAVUNMADI

İpsiz Recep Marmara’da Yunan’a karşı savaştı.
Kazım Karabekir Paşa komutasında Doğu Cephesi’nde Rizeliler vardı.
Sakarya’da vardı.
Çanakkale’de vardı.
Cephane naklinde vardı.
Takalarla silah taşıyan kaptanlar…
Boğaz’da gecenin karanlığında vatan taşıyan denizciler…
Rize sadece kendi toprağı için değil, memleket için savaştı.

Memleket dediğin, sadece doğduğun yer değil; uğruna öldüğün yerdir.

“TİLKİNİN PAZARDA İŞİ YOKTUR”

Savaştan sonra siyasete davet edilen İpsiz Recep ne diyor?
“Biz savaşta dik duran başımızı siyasette eğdirmeyiz. Tilkinin pazarda işi yoktur.”
Bu söz, bir ahlak manifestosudur.

Zaferi kazanan her zaman makam aramaz; vicdan arar.

“BU MİLLET ESİR EDİLEMEZ”

Rivayete göre düşman komutanı siperleri gezerken şöyle der:
“Bu millet esir edilemez.”
Bunu söyleten şey sayısal güç değil.
İnançtır.
Direniştir.
Toprağa düşen ama geri adım atmayan o ruh halidir.

2 Mart 1918 bir takvim yaprağı değildir.
Bir şehrin hafızasıdır.
Bir direnişin adıdır.
Bugün rahat konuşabiliyorsak…
Bugün bu şehirde ezan okunuyorsa…
Bugün çocuklarımız özgür yürüyorsa…
Ardeşen’de, Çayeli’nde Askoroz’da toprağa düşen o isimsiz fedailer sayesinde.
Onlara çok şey borçluyuz.
Unutursak küçülürüz.
Hatırlarsak büyürüz.

Bu şehir kaçmadı, savaştı direndi.
2 Mart Rize’nin Düşman İşgalinden Kurtuluşunun 108. Yıl dönümü kutlu olsun.