Okuduğum kitapları tekraren okuma alışkanlığım muhteşem bir konu ile buluşturdu beni. Hayretler içinde dinler arasında ki benzerlikler bir ok gibi yüreğime saplandı.  

Dün akşam tekrar okumaya başladığım Dostoyevski’nin Karamazov Kardeşler romanının Sayfa 31’den uzunca bir bölümü ilginize sunuyorum. Sabırla okumanızı tavsiye ederim.

Buyurun:

“Halk Staretzlerimizi görmek, dinlemek için binlerce verst uzaklardan akın ediyordu. Nedir bu Staretz, diyeceksiniz. Staretz; ruhunuzu, iradenizi alıp kendi ruhuna, kendi iradesine bağlayan adamdır. Bir Staretzi seçmekle iradenizi kullanmaktan vazgeçerek onu tam bir teslimiyetle önderinize bırakmış oluyorsunuz. Kendilerini çileye, bu korkunç hayat okuluna girmeye gönüllü olarak mahkum edenler ömür boyunca sürecek bir boyun eğiş ve her şeyi Tanrıya bırakışla benliklerini sindirerek tam bir ruh özgürlüğüne kavuşmak umudundadırlar. Benliklerinden azat olmanın, hayatın sonuna kadar öz varlığı içinde kendini bulamayanların kötü sonuna uğramamayı sağlayacağına inanırlar. Staretzlik kurumu Doğu'da bin yıllık bir tecrübe dönemi geçirmiştir. Staretzler’e karşı görevler Rus manastırlarında bildiğimiz “müritlik”ten başka türlüdür. Staretz müritleri sürekli ve sınırsız bir şekilde onun manevi kontrolü altında bulunurlar, aralarında karşılıklı, koparılmaz bir bağ meydana gelir. Anlattıklarına göre, Hırıstiyanlık’ın ilk devirlerinde müritlerden biri Staretz’in bir buyruğunu yerine getirmeden manastırdan ayrılmış, başka memlekete, Suriye’den Mısır’a gitmiş. Orada, din yolunda uzun çalışmalardan, kahramanlıklardan sonra din uğruna işkence görmüş, şehit olmuş. Kilise azizlere yapılan törenle kaldırırken Diyakozsun, “Kafirler çekilin” diye bağırdığı sırada tabut, içindeki ölüyle kilisenin dışına fırlamış. Bu böyle üç kere tekrarlanmış. Sonunda, çilekeş azizin Staretzi’nin yanında müritken onu bırakıp gittiğini, emrini dinlemediğini öğrenmişler. Böyle din uğruna yaptığı fedakarlık ve kahramanlıklara rağmen Staretz’in izni olmadan bağışlanamıyormuş. Staretz’ haber salmışlar, ölüyü bağışlamış. Ancak ondan sonra cenaze gömülebilmiş.”

Dostoyevski’nin romanından bu bölüm halkımızı çeşitli şekillerle etkilemeye çalışan cemaatlerin durumunu alkıma getirdi. Bakalım sizde nasıl bir etki yapacak.

Dostoyevski, Rus asıllı bir roman yazarıdır.. 19. yüzyıl Rus edebiyatının en önemli yazarlarından biridir. İnsanın iç dünyasının en gizli kalmış yönlerini erişilmesi güç bir saydamlıkla yansıtan yapıtlarıyla 20. yüzyıl roman anlayışı üzerinde derin ve evrensel bir etki bırakmıştır.

Dostoyevski’nin en ünlü eserleri arasında “Suç ve Ceza”, “Karamazov Kardeşler” ve “Yeraltından Notlar” bulunmaktadır. Eserleri dünya edebiyatının vazgeçilmez başyapıtlarından olarak kabul edilir ve günümüzde hala okunmaktadır.

Dostoyevski 11 Kasım 1821’de Moskova, Rus İmparatorluğu’nda doğdu ve 9 Şubat 1881’de  St. Petersburg’da vefat etti.

​Selam ve dua ile…