Rize'nin, Doğu Karadeniz'in ve yüz binlerce üreticinin ortak kaderi olan çay, yıllardır aynı sorunlarla ayakta kalmaya çalışıyor. Her hasat döneminde fiyat tartışılıyor, kontenjan konuşuluyor, ödemeler gündem oluyor. Ancak tüm bu tartışmaların temelinde yatan asıl mesele bir türlü çözülemiyor: Yaş Çay Kanunu.
Yıllardır konuşulan, taslakları hazırlanan, üzerinde sayısız değerlendirme yapılan bu kanun bir türlü yasalaşamadı. Sonuç ise ortada. Çay sektörü her yıl günü kurtaran kararlarla yoluna devam ediyor.
Oysa tarımda tesadüflerle gelecek inşa edilemez. Türkiye YÜzyılının inşası çaysız olmaz…
Bugün çay bahçeleri her miras paylaşımında biraz daha bölünüyor, üretim maliyetleri artıyor, özel sektörde fiyat istikrarı sağlanamıyor. Bir zamanlar ailelerin en büyük geçim kaynağı olan çay, artık birçok genç için cazibesini kaybediyor. Sofralarımızın baş tacı olan çay, ne yazık ki bahçelerde hak ettiği değeri göremiyor.
Çay sadece bir tarım ürünü değildir. Rize ekonomisinin omurgasıdır. Binlerce insanın hayatına yön veren bir sektördür. Eğer çayın geleceğini kaybedersek, sadece bir ürünü değil, bölgenin ekonomik dengesini de kaybederiz.
Kapitalizm beklemiyor.
Güçlü olan ayakta kalıyor, hazırlıksız olan ise zamanla sistemin dışında kalıyor.
Çayın da aynı kaderi yaşamaması için bugünden harekete geçmek zorundayız.

YENİ BİR SAYFA AÇILMALI
Artık yeniden kollar sıvanmalı.
Geçmişte hazırlanan Yaş Çay Kanunu taslakları masaya yatırılmalı, eksikleri giderilmeli ve bir sonraki yasama döneminin ilk gündem maddelerinden biri haline getirilmelidir.
Müstahsili, kuru çay üreticisini gerçekten koruyan, iki yönlü sektörü geleceğe taşıyan bir kanun hazırlanmalıdır.
Geçmiş taslaklarda yer alan "üretici yalnızca bir fabrikaya çay satabilir" anlayışı yerine piyasa şartlarında üreticiye iki ya da üç fabrika ile sözleşme yapabilme hakkı tanınmalı.
Bu hem rekabeti artıracak hem de üreticinin pazarlık gücünü yükseltecektir.
Bunun yanında üreticinin teslim edeceği yaş çay miktarına getirilen dönüm başına satacağı kota sınırlamaları da yeniden değerlendirilmelidir. Üretici yetiştirdiği ürünün tamamını satabilmelidir.

ÜRETİCİNİN HAKKI KORUNMALI
Bir başka önemli konu ise ödeme sistemi...
Eğer 2026 yılında alınan yaş çayın bedeli aynı yıl içerisinde ödenecekse mevcut fiyat üzerinden ödeme yapılması doğaldır. Ancak ödeme bir sonraki yıla sarkıyorsa, üretici yeni yılın açıklanan yaş çay kilogram alım fiyatı üzerinden parasını almalıdır.
Enflasyon karşısında üreticinin emeğinin erimesine izin verilmemelidir.
ÇAYKUR'un Çay Borsası'na girme zorunluluğu da yeniden düşünülmelidir.
ÇAYKUR, yıllar içerisinde oluşturduğu marka değeri, kendine özgü harmanı ve tüketici güveniyle Türkiye'nin en güçlü çay markasıdır. Ürünlerinin borsada işlem görmesi; farklı firmaların bu ürünleri alıp piyasaya sunmasına, dolayısıyla ÇAYKUR'un kendi pazar gücünün zayıflamasına ve damak tadının farklı ellere geçmesine neden olacaktır.
ÇAYKUR'un marka kimliği korunmalı, ticari yapısı kendi dinamikleri içerisinde değerlendirilmelidir.

BUGÜN KARAR VERİLİRSE, 50 YIL KAZANILIR
Çay tarımının geleceğini kurtarmak için mucizeye ihtiyaç yok.
İhtiyaç duyulan şey; ortak akıl, güçlü irade ve üreticiyi merkeze alan bir yasal düzenlemedir.
Bugün atılacak doğru adımlar yalnızca önümüzdeki hasadı değil, belki de önümüzdeki 50 yılı şekillendirecektir.
Çay, Rize'nin ortak değeridir. Siyasetin, kurumların, üreticinin ve sektör temsilcilerinin bu ortak değerde buluşması artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Çay için birlik olunabildiği gün, inanıyorum ki hepimiz çayımızı çok daha huzurlu ve umutla içeceğiz.