Hayatta en büyük yanılgılarımızdan biri, yapıcı eleştiri ile güven duygusu arasındaki kırılganlıktır.
En çok konuşanın, en çok alkışlayanın, enlerin emek yoğun mücadele dışında anlamını kavramak hayatımıza deniz feneri gibi ışık verir.
Sözün ve eylemin değeri, onu destekleyen emek kadardır.
Bu yüzden güveninizi dağıtırken dikkatli olun.

Yapıcı eleştiri yapmayanlara güvenmeyin.
Çünkü gerçek dost, sadece alkışlayan değil; gerektiğinde sizi silkeleyip ayağa kalkmanızı sağlayandır. Hatanızı yüzünüze söyleyemeyen, gelişmenize katkı sunamaz.

Sürekli muhalefeti eleştirenlere, sürekli iktidarı alkışlayanlara da güvenmeyin.
Çünkü tek taraflı bakış, çoğu zaman hakikatin yoluna duvarlar örer.
Doğru; kişilere göre değil, ilkelere göre savunulur.

Sürekli konuşup hiçbir şey üretmeyenlere de güvenmeyin.
Toplumu yalnızca eleştirip elini taşın altına koymayanlar, sorunların değil, gürültünün parçasıdır. Eleştiri ancak çözüm önerisiyle birlikte anlam kazanır.

Kalabalık içinde sizi eleştirirken sessiz kalan, fakat sizin yanınızdaymış gibi davrananlara da güvenmeyin. Dostluk; yüzünüze başka, arkanızdan başka konuşmak değil, her ortamda aynı duruşu sergilemektir. Samimiyet, yalnızken de kalabalık içindeyken de değişmeyen tavırdır.

Üretmeden tüketenlere güvenmeyin.
Sürekli beklenti içinde olup hiçbir katkı sunmayanlar, bulundukları yere değer katamazlar. Kimsenin sizin enerjinizi tüketmenize izin vermeyin. Mesafeli olmak, trafikte de normal hayata da her türlü kazayı önler.

Ve en önemlisi;
Sahip olduğu değerleri kolayca hiçe sayanlara asla güvenmeyin. Fikir ayrılıkları elbette olacaktır. Ancak ortak değerlerini koruyamayan toplumlar, geleceğini de koruyamaz.
Eleştiri, yıkmak için değil; daha iyisini inşa etmek için yapılmalıdır.

Unutmayın;
Konuşmak kolay, üretmek zordur. eleştirmek kolay, çözümün parçası olmak ise cesaret ister.